<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>
<channel>
	<title>Demokrasimize mola verelim mi? yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.derindusunce.org/2008/02/13/demokrasimize-mola-verelim-mi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.derindusunce.org/2008/02/13/demokrasimize-mola-verelim-mi/</link>
	<description>Grup platformu</description>
	<pubDate>Thu, 17 May 2012 12:12:47 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.2</generator>
		<item>
		<title>Kemalist Demokrasi : Hizmet Etme Değil, Adam Etme! : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/02/13/demokrasimize-mola-verelim-mi/#comment-26788</link>
		<dc:creator>Kemalist Demokrasi : Hizmet Etme Değil, Adam Etme! : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Mar 2009 20:48:41 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/02/13/demokrasimize-mola-verelim-mi/#comment-26788</guid>
		<description>[...] Demokrasiye mola verelim mi ? [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] Demokrasiye mola verelim mi ? [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>irem tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/02/13/demokrasimize-mola-verelim-mi/#comment-25663</link>
		<dc:creator>irem</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Feb 2009 17:41:11 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/02/13/demokrasimize-mola-verelim-mi/#comment-25663</guid>
		<description>off yaa demokrasimize olan iç ve dış tehditler nelerdirrrr</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>off yaa demokrasimize olan iç ve dış tehditler nelerdirrrr</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Demokrasimize mola verelim mi? &#124; HaberKlik.Com tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/02/13/demokrasimize-mola-verelim-mi/#comment-14402</link>
		<dc:creator>Demokrasimize mola verelim mi? &#124; HaberKlik.Com</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 23 Apr 2008 08:12:07 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/02/13/demokrasimize-mola-verelim-mi/#comment-14402</guid>
		<description>[...] Mehmet Yılmaz &#8211; derindusunce [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] Mehmet Yılmaz &ndash; derindusunce [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Günah işleme özgürlüğü : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/02/13/demokrasimize-mola-verelim-mi/#comment-12829</link>
		<dc:creator>Günah işleme özgürlüğü : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 Feb 2008 05:12:33 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/02/13/demokrasimize-mola-verelim-mi/#comment-12829</guid>
		<description>[...] boyutunu Humeyni Lenin&#8217;i döver mi? Adlı yazımızda ayrıntılı biçimde anlatmış ve Demokrasimize mola verelim mi? isimli makalemizin sonunda da faşizmin kısa bir tarifini vermiştik. Daha ayrıntılı bilgi [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] boyutunu Humeyni Lenin&#8217;i döver mi? Adlı yazımızda ayrıntılı biçimde anlatmış ve Demokrasimize mola verelim mi? isimli makalemizin sonunda da faşizmin kısa bir tarifini vermiştik. Daha ayrıntılı bilgi [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>alperen gürbüzer tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/02/13/demokrasimize-mola-verelim-mi/#comment-12579</link>
		<dc:creator>alperen gürbüzer</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 Feb 2008 13:16:15 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/02/13/demokrasimize-mola-verelim-mi/#comment-12579</guid>
		<description>DEMOKRATİK TOPLUM

ALPEREN GÜRBÜZER

   Demokratik toplum baskılardan uzak özgürlük sever kitlelerdir. Düşmanına karşı bile son derece tahammüllü cömertkardır. Hasmını boğmak diye derdi yok, derdi davası fikri hür, vicdanı hür kalabilen toplum inşa edilmektir..
    Demokrasinin devrim muhafızlarına ihtiyacı yoktur, emniyet sübabı özgür iradedir çünkü. Aşırı uçlardan söz etmez, tüm akımları serbest bırakıp umursamaz halde kendi hallerine terk edip çoğullaştırarak uysallaştırır. 
     Marjinallerin, değişik radikal grupların amaçları demokrasiyi yıkmak olsa bile, konuşmalarına izin vererek onları yapa yanlızlaştırır. Tek tip görüşlerle bir yere varılamayacağının tarihin sayfaları şahit zaten. Rakiplerine koku salmanın ya da gözdağı vermenin marjinal kalmış radikal grupların emellerine hizmet etmek olduğunun farkında bir şuurdur demokrasi. Berikiler-ötekiler, laik-anti-laik, ilerici-gerici vs. gibi şablonlar,  birliği baltalayan ayrılıkçı tasniflerdir.  Bırakınız her düşünce kendi ekseninde kalsın ki rekabet doğsun , böylece radikal akımlarda güç kaybetsin. Dayatmayla farklılığa zorlarsanız zayıflatamazsınız, aksine güçlendirirsiniz, yasaklarla popüler hale sokarsınız. Hiçbir düşünce kamçıyla, dipçikle yola gelmez,  yasakçılıkda çizmeyi aşarsanız ya da elinize balyoz alırsanız her akım silahlı eylem manyağı haline dönüştürürsünüz. Stalin, Mussoloni, Hitler ve Franco gibileri milyonların canına  hep böyle kıydılar.
      İnsanlara zorla tek bir gömlek giydirmeye çalıştığınızın farkında mısınız? Oysa tek tip üniforma giydirmekle insanların herbiri bukalemuna dönüşüyor, yani  içi başka dışı başka fertler üretmiş oluyorsunuz. Nitekim yıllardır Türk insanına giydirilmeye çalışılan deli gömlek dar geldi. Farklılığın olmadığı yerde sahtekarlığın  ve yalanın biri bin kıymet kazanıyor maalesef..
       Erk’in görevi insanı itaate zorlayan birey üretmek değil, insan dünyaya daha ilk adımını atar atmaz  ona  değer vermek ve saygı duymaktır. Değer verirsen işte o zaman bayrağına, ayına, yıldızına kurban olan Türkiye doğar.
      Jakobenler, Robespierre, Billaud Varennes, Sain-just, Le Pelletier vs.’lerin izledikleri yol yol değil, düpedüz korku salmaktı etrafa. Hepsi toplumu formatlamak için ömür tükettiler, fildişi kulelerden yöneltmek istediler kitleleri, tepeden baktılar zavallı diye insanlara. Peki, ellerine geçen kazanç ne oldu?  Ardından bıraktıkları sermayeleri; İçi boş kavramlar düşünceden yoksun insanlar, toplum bilinci yerine yığınlaşmış öbekler, boş kuleler, boş saraylar ve sadece elitistlerin ağırlandığı mekanlar vs...  Tabi eğer bu bir kazanç ise..
   Devlet insanileşmesi ya da  şefkat abidesi olması gerEkirken resmileşmeyi yeğledi, resmileştikçe de halkda devletleşti, böylece kuşkucu, herşeyden nem kapan halk oluştu en sonunda.. 
     Mevlanamız  ne olursan ol yine gel diyerek bireye saygı duyarken,  elitist oligarşik zümre birakın insanlığı,  halkımızı bile hep öteki gördü, ya da bir kullanımlık kağıt mendil. Kiminin vatansever duygularını kullanıp kandil dağlarına saldılar, işi bitince de acımadan hadi güle güle deyip ruhunu çöpe attılar, seninle buraya kadar yolumuz dediler adeta. Kimilerini de başka alanlarda değerlendirdiler. Erk’imiz İnsana insanca bakamadı birtürlü... Mahkum etmek en kolay olanı idi, öylede yapıldı. Böylece toplumla devlet arasında derin onarılmaz yaralar açarak  durduk yerde başımıza dert açtık. 
     İç barışı unutalı hayli bir zaman oldu, pembe şafakların doğmasını bekler olduk yeniden. Bir türlü yakalayamadık o eski ihtişamımızı. Örnek aldığımız Fransa bile Avrupa Birliğinde yer almamıza tahammül edemiyor. Kimbilir yeniden medeniyet oluruz kaygısından olsa gerek bu tavrını ısrarla sürdürüyor.. Üstelik içteki mekanizmalar yansız olmadığı için ideolojik gözlükle olaylara tek pencereden bakmayı adet haline getirdiler ve her türlü görüş ve düşünceyi peşin peşin zindana mahkum ettiler. Fransa bizi dış platformda ön yargılarla karalamaya çalıştı, iç platformda da elitistler öteki Türkiye’yi  mahkum etmeye çalışıyor. Totaliter ağlarla örülü etrafımız, dikte anlayışlarla beynimiz arındırılmak ve hızaya gelmemiz isteniyor hep, ya dediklerimizi yaparsınız, ya da kökünüze  kibrit suyu dökeriz tehdidine maruz kaldık adeta. Ruh kökümüz hep avcı misali haremilerce avlanıyor, çocuk muamelesine tabii tutuluyoruz, elimize tutuşturulan oyuncaklarla al oyalan bununla deniliyor. Dahası da var: Kendine çeki düzen vermeyenlere gözdağı veriliyor. Nasıl mı?
     İkna odalarında terapiyle işe başladılar YÖK örneğinde olduğu gibi. Olmadı acımasızca bir takım yazar çizerler karanlık mahvillerce andıçlandılar, daha da olmadı karaladılar hain ilan edildiler. Hala 28 şubatın yaraları sarılmış değil, zaman zaman yeni 28 şubat senaryoları sipariş verilmeye çalışılsa da boşa gayretler, artık o konjonktürel şartların oluşması zor görünüyor. Neyse ki;  bu sefer ne yaptığını bilen akıllı, hamasetten uzak bir iktidar Kopenhang kriterleri kartını kullanarak zinde güçlerin harekat alanlarını daraltıyor. 
     Avrupa  uyum yasaları bir bir devreye girdikçe rejim elden gidiyor diye avaz avaz nara atıyorlar, öteden beri Cumhuriyeti kuran iradeyi kendi emellerine göre kullanmayı huy edinmişler. Düşünceleri belli bir zaman dilimine hapsetmek sevdasından vazgeçemediler. Oysaki tüm bu çabalar hem o iradeye saygısızlık hemde onları sevimsiz göstermekten başka bir işe yaramıyor. Cumhuriyet kurulduğunda  o günün konjoktür şartları   gereği bir nebze otoriter olmak zorundaydı, belki geçiş sürecini sancısız geçirmek adına böyle düşünülmüş olabilir. Fakat gelinen noktada devamlı otoriter kalmak isteği toplumu çağın dışına ve kapalı toplum olmaya itmek demektir.
     Her değişim evresi zemzem suyuyla yıkanıp gerçekleşmez, mutlaka yeni bir sistem oturtmanın bir bedeli vardır.. 600 yıllık imparatorluktan daha çiçeği burnunda Türkiye’ye geçişte, yeni devletin Faşizmi örnek alması teklif edildiğinde, bunun bir zulüm, istibdat olacağını o gün bile reddedilmişti, bizatihi en yetkili ağızdan; öğreti istemem, yoksa dogmalaşırız denilerek demokrasi denemesine geçilmiş, ama bu engin anlayışın ömrü yetmemiş, anlaşıldı ki; demokratik Cumhuriyetin gerçekleşmesi sonraki kuşaklara bırakılmış. Belli ki,  şimdiki sözde Kuvayi milliyecileri 30’lu yıllara mıhlanmakta ısrarcılar, bu yüzden bir milim dahi mesafe kat edemiyorlar. Oysa düşün ama ifade etme diyen bir ülke olmak insanımıza en büyük zorbalıktır. Geleceğe gözümüzü çevirmeli, yeni ufuklara kanatlanmalı. 1930’lu yıllar sadece kuruluş mayamız, o mayanın  üzerine demokrasiyi inşa edebilirdik pekala. Nasrettin Hoca misali göle demokrasi maya çalma zamanı bugün değilse ne zaman?  Hoca’nın o meşhur espiri ile karışık; ‘ya tutarsa’ sözü, ileriye atılım yapılmasının gerekliliğine işarettir.
      Cumhuriyetimizi bize armağan edenler;  sakın ola bir adım ileri gitmeyin, bıraktığımız noktada çivilenip kalın diye devretmediler, modern uygarlığın en üst seviyesine sıçrayalım diye emaneti teslim ettiler, anlayana tabi.
       Evvela beyinleri özgürleştirerek işe başlamalı, zihinler gülüstana dönüştürmeli ki toplumsal mutabakat gerçekleşebilsin. Ferdin devlet gibi düşünme mecburiyetini rafa kaldırmalı, eğer düşünceye saygılı isek. Çünkü düşünceye saygı erdemliliktir. Düşünceyi devletin erdemi yapamamış ülkeler asla demokratik cumhuriyet olamazlar.
     Şöyle tarihe gözattığımızda gelişmelerin kaynağında hep mimlenen sakıncalı diye tabir edilen insanların varlığını görürüz. Sakıncalı insanlar yaşadıkları dönemlerde  çok ağır bedel ödeseler de birçok tabuların yıkılmasına vesile oldular. Sokrates Atina yasalarınIN tard ettiği filozof, onlar dışlasalarda  bugün o gönüllerde yaşıyor hala. Çünkü o düşünce adamı idi, ya diğerleri? Hani onu yargılayan yargıçların hiçbirinin ne adı var ortada,  ne de sanı, esameleri bile okunmuyor. Neden hafızalardan silindi acaba hiç düşündünüz mü? 
       Yasaklar hep maraz doğurmuştur,  ideolojiler bile karşıtı olan ideolojİyi eleştirerek boyveriyor, dal budak salıyor yeni sentezler üretebilirken, Devletin demoklasın kılıcı ile kitleleri hizaya getirmeye çabalamasını anlamış değiliz. Sade bir insanın bile  sahip olduğu düşüncesinİ veya fikrinden dolayı dışlamayı hangi mantık ve izan kabül edebilir ki? Her türlü fikrin gölgesinden dahi korkan aynı zamanda cezalandırıcı yasalar çıkarmakla hüneriz dünyada. Yansız, tarafsız idari mekanızma kuramadık, kurabilseydik esas o zaman laiklik güvencededir diyebilecektik. Ancak o fırsatı kaçırdık, hala da inadına inat diyor 28 şubat gbi  postmodern  anlayışlarına prim veriyoruz.
        28 Şubat bir kırılma, bir fay hattı oluşturdu, toplum mühendisliği uygulamaları  BÇG(Batı çalışma grubu) elinde  zirveye çıkması bunun en tipik örneği. Mevlana veYunusi çizgiden gelen topluma devlete başkaldıran muamelesi ve radikal misyon yüklenmek istendi,  hatta o gözle bakılmaya başlandı. Tüm bu post-modern uygulamalarına rağmen halkı sokağa dökemediler, halk büyük bir sabır örneği sergileyerek oyunlarını suya düşürdü. Üstelik ötekiler diye kategorize edilmelerine rağmen duruşuyla metanetiyle yıkılmadık ayaktayız dediler adeta. Hadi diyelimki Merve Kavakçı’yı sürgün edebilmek adına Hamas ajanı lanse etmenizi bir derece anladığımızı farz saysak bile, ya Eski Milli İstihbbarat Dairesi Başkanı Bülent Orakçıoğluna CIA ajanı karalamınıza ne demeli? Sizin bu yaptıklarınıza kargalar bile güler.. Bunlarla yetinmediniz Cengiz Çandar, M.Ali Brand gibi usta yazarları andıçladınız. Türban türban diye yıllardır dilinize doladığınız kavram bile Fransadan ithal. Türbanın Türkçe karşılığı bone olduğunu  YÖK Başkanı Prof. Dr. İhsan Doğramacı’nın üniversiteye girsinler diye o gün için pratik çözüm diye sunduğu önerisi ile  öğrendik. Baktılar ki türbana alaka büyük,  Anadolunun yaylalarından beraberinde geleneksel özellikleri ile şehirlere gelen genç kızların sayısı çoğaldığını gören zinde güçler boneye  maksadının dışında anlam yüklemeyi yeğlediler. Artık bu noktadan sonra türban,  birzaman Ecevit’in dilinde de pekiştirilmiş haliyle devlete başkaldırmak simgesine dönüştürülmüş saik. Oysa 1974 yılında devletin temeline dinamit atmak isteyenler   ve başkaldıranlar  kamuoyunda Rahşan affı diye tanımlanan afla özgürlüklerine kavuşmuşlardı, hiç bunun muhasebesi yapılmadı bu ülkede maalesef.
     İstesenizde yüzde yüz başörtüsüz toplum oluştaramazsınız, işte bu konuda israrcı olmaya devam ederseniz bunun adı laiklik değil,  Eski Yargıtay Başkanı  Sami Selçuk’un dediği gibi laikçiliktir. Çünkü laiklik dinsizlik değil, bilakis dinlerin özgürce kendi kulvarında yaşamasına fırsat tanıyan kavramdır. Neyse bu mesele çok su götürür.
       Velhasıl, modern çağın ötesine sıçramak ancak demokratik cumhuriyet ve  demokratik toplum oluşturmakla mümkün.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>DEMOKRATİK TOPLUM</p>
<p>ALPEREN GÜRBÜZER</p>
<p>   Demokratik toplum baskılardan uzak özgürlük sever kitlelerdir. Düşmanına karşı bile son derece tahammüllü cömertkardır. Hasmını boğmak diye derdi yok, derdi davası fikri hür, vicdanı hür kalabilen toplum inşa edilmektir..<br />
    Demokrasinin devrim muhafızlarına ihtiyacı yoktur, emniyet sübabı özgür iradedir çünkü. Aşırı uçlardan söz etmez, tüm akımları serbest bırakıp umursamaz halde kendi hallerine terk edip çoğullaştırarak uysallaştırır.<br />
     Marjinallerin, değişik radikal grupların amaçları demokrasiyi yıkmak olsa bile, konuşmalarına izin vererek onları yapa yanlızlaştırır. Tek tip görüşlerle bir yere varılamayacağının tarihin sayfaları şahit zaten. Rakiplerine koku salmanın ya da gözdağı vermenin marjinal kalmış radikal grupların emellerine hizmet etmek olduğunun farkında bir şuurdur demokrasi. Berikiler-ötekiler, laik-anti-laik, ilerici-gerici vs. gibi şablonlar,  birliği baltalayan ayrılıkçı tasniflerdir.  Bırakınız her düşünce kendi ekseninde kalsın ki rekabet doğsun , böylece radikal akımlarda güç kaybetsin. Dayatmayla farklılığa zorlarsanız zayıflatamazsınız, aksine güçlendirirsiniz, yasaklarla popüler hale sokarsınız. Hiçbir düşünce kamçıyla, dipçikle yola gelmez,  yasakçılıkda çizmeyi aşarsanız ya da elinize balyoz alırsanız her akım silahlı eylem manyağı haline dönüştürürsünüz. Stalin, Mussoloni, Hitler ve Franco gibileri milyonların canına  hep böyle kıydılar.<br />
      İnsanlara zorla tek bir gömlek giydirmeye çalıştığınızın farkında mısınız? Oysa tek tip üniforma giydirmekle insanların herbiri bukalemuna dönüşüyor, yani  içi başka dışı başka fertler üretmiş oluyorsunuz. Nitekim yıllardır Türk insanına giydirilmeye çalışılan deli gömlek dar geldi. Farklılığın olmadığı yerde sahtekarlığın  ve yalanın biri bin kıymet kazanıyor maalesef..<br />
       Erk’in görevi insanı itaate zorlayan birey üretmek değil, insan dünyaya daha ilk adımını atar atmaz  ona  değer vermek ve saygı duymaktır. Değer verirsen işte o zaman bayrağına, ayına, yıldızına kurban olan Türkiye doğar.<br />
      Jakobenler, Robespierre, Billaud Varennes, Sain-just, Le Pelletier vs.’lerin izledikleri yol yol değil, düpedüz korku salmaktı etrafa. Hepsi toplumu formatlamak için ömür tükettiler, fildişi kulelerden yöneltmek istediler kitleleri, tepeden baktılar zavallı diye insanlara. Peki, ellerine geçen kazanç ne oldu?  Ardından bıraktıkları sermayeleri; İçi boş kavramlar düşünceden yoksun insanlar, toplum bilinci yerine yığınlaşmış öbekler, boş kuleler, boş saraylar ve sadece elitistlerin ağırlandığı mekanlar vs&#8230;  Tabi eğer bu bir kazanç ise..<br />
   Devlet insanileşmesi ya da  şefkat abidesi olması gerEkirken resmileşmeyi yeğledi, resmileştikçe de halkda devletleşti, böylece kuşkucu, herşeyden nem kapan halk oluştu en sonunda..<br />
     Mevlanamız  ne olursan ol yine gel diyerek bireye saygı duyarken,  elitist oligarşik zümre birakın insanlığı,  halkımızı bile hep öteki gördü, ya da bir kullanımlık kağıt mendil. Kiminin vatansever duygularını kullanıp kandil dağlarına saldılar, işi bitince de acımadan hadi güle güle deyip ruhunu çöpe attılar, seninle buraya kadar yolumuz dediler adeta. Kimilerini de başka alanlarda değerlendirdiler. Erk’imiz İnsana insanca bakamadı birtürlü&#8230; Mahkum etmek en kolay olanı idi, öylede yapıldı. Böylece toplumla devlet arasında derin onarılmaz yaralar açarak  durduk yerde başımıza dert açtık.<br />
     İç barışı unutalı hayli bir zaman oldu, pembe şafakların doğmasını bekler olduk yeniden. Bir türlü yakalayamadık o eski ihtişamımızı. Örnek aldığımız Fransa bile Avrupa Birliğinde yer almamıza tahammül edemiyor. Kimbilir yeniden medeniyet oluruz kaygısından olsa gerek bu tavrını ısrarla sürdürüyor.. Üstelik içteki mekanizmalar yansız olmadığı için ideolojik gözlükle olaylara tek pencereden bakmayı adet haline getirdiler ve her türlü görüş ve düşünceyi peşin peşin zindana mahkum ettiler. Fransa bizi dış platformda ön yargılarla karalamaya çalıştı, iç platformda da elitistler öteki Türkiye’yi  mahkum etmeye çalışıyor. Totaliter ağlarla örülü etrafımız, dikte anlayışlarla beynimiz arındırılmak ve hızaya gelmemiz isteniyor hep, ya dediklerimizi yaparsınız, ya da kökünüze  kibrit suyu dökeriz tehdidine maruz kaldık adeta. Ruh kökümüz hep avcı misali haremilerce avlanıyor, çocuk muamelesine tabii tutuluyoruz, elimize tutuşturulan oyuncaklarla al oyalan bununla deniliyor. Dahası da var: Kendine çeki düzen vermeyenlere gözdağı veriliyor. Nasıl mı?<br />
     İkna odalarında terapiyle işe başladılar YÖK örneğinde olduğu gibi. Olmadı acımasızca bir takım yazar çizerler karanlık mahvillerce andıçlandılar, daha da olmadı karaladılar hain ilan edildiler. Hala 28 şubatın yaraları sarılmış değil, zaman zaman yeni 28 şubat senaryoları sipariş verilmeye çalışılsa da boşa gayretler, artık o konjonktürel şartların oluşması zor görünüyor. Neyse ki;  bu sefer ne yaptığını bilen akıllı, hamasetten uzak bir iktidar Kopenhang kriterleri kartını kullanarak zinde güçlerin harekat alanlarını daraltıyor.<br />
     Avrupa  uyum yasaları bir bir devreye girdikçe rejim elden gidiyor diye avaz avaz nara atıyorlar, öteden beri Cumhuriyeti kuran iradeyi kendi emellerine göre kullanmayı huy edinmişler. Düşünceleri belli bir zaman dilimine hapsetmek sevdasından vazgeçemediler. Oysaki tüm bu çabalar hem o iradeye saygısızlık hemde onları sevimsiz göstermekten başka bir işe yaramıyor. Cumhuriyet kurulduğunda  o günün konjoktür şartları   gereği bir nebze otoriter olmak zorundaydı, belki geçiş sürecini sancısız geçirmek adına böyle düşünülmüş olabilir. Fakat gelinen noktada devamlı otoriter kalmak isteği toplumu çağın dışına ve kapalı toplum olmaya itmek demektir.<br />
     Her değişim evresi zemzem suyuyla yıkanıp gerçekleşmez, mutlaka yeni bir sistem oturtmanın bir bedeli vardır.. 600 yıllık imparatorluktan daha çiçeği burnunda Türkiye’ye geçişte, yeni devletin Faşizmi örnek alması teklif edildiğinde, bunun bir zulüm, istibdat olacağını o gün bile reddedilmişti, bizatihi en yetkili ağızdan; öğreti istemem, yoksa dogmalaşırız denilerek demokrasi denemesine geçilmiş, ama bu engin anlayışın ömrü yetmemiş, anlaşıldı ki; demokratik Cumhuriyetin gerçekleşmesi sonraki kuşaklara bırakılmış. Belli ki,  şimdiki sözde Kuvayi milliyecileri 30’lu yıllara mıhlanmakta ısrarcılar, bu yüzden bir milim dahi mesafe kat edemiyorlar. Oysa düşün ama ifade etme diyen bir ülke olmak insanımıza en büyük zorbalıktır. Geleceğe gözümüzü çevirmeli, yeni ufuklara kanatlanmalı. 1930’lu yıllar sadece kuruluş mayamız, o mayanın  üzerine demokrasiyi inşa edebilirdik pekala. Nasrettin Hoca misali göle demokrasi maya çalma zamanı bugün değilse ne zaman?  Hoca’nın o meşhur espiri ile karışık; ‘ya tutarsa’ sözü, ileriye atılım yapılmasının gerekliliğine işarettir.<br />
      Cumhuriyetimizi bize armağan edenler;  sakın ola bir adım ileri gitmeyin, bıraktığımız noktada çivilenip kalın diye devretmediler, modern uygarlığın en üst seviyesine sıçrayalım diye emaneti teslim ettiler, anlayana tabi.<br />
       Evvela beyinleri özgürleştirerek işe başlamalı, zihinler gülüstana dönüştürmeli ki toplumsal mutabakat gerçekleşebilsin. Ferdin devlet gibi düşünme mecburiyetini rafa kaldırmalı, eğer düşünceye saygılı isek. Çünkü düşünceye saygı erdemliliktir. Düşünceyi devletin erdemi yapamamış ülkeler asla demokratik cumhuriyet olamazlar.<br />
     Şöyle tarihe gözattığımızda gelişmelerin kaynağında hep mimlenen sakıncalı diye tabir edilen insanların varlığını görürüz. Sakıncalı insanlar yaşadıkları dönemlerde  çok ağır bedel ödeseler de birçok tabuların yıkılmasına vesile oldular. Sokrates Atina yasalarınIN tard ettiği filozof, onlar dışlasalarda  bugün o gönüllerde yaşıyor hala. Çünkü o düşünce adamı idi, ya diğerleri? Hani onu yargılayan yargıçların hiçbirinin ne adı var ortada,  ne de sanı, esameleri bile okunmuyor. Neden hafızalardan silindi acaba hiç düşündünüz mü?<br />
       Yasaklar hep maraz doğurmuştur,  ideolojiler bile karşıtı olan ideolojİyi eleştirerek boyveriyor, dal budak salıyor yeni sentezler üretebilirken, Devletin demoklasın kılıcı ile kitleleri hizaya getirmeye çabalamasını anlamış değiliz. Sade bir insanın bile  sahip olduğu düşüncesinİ veya fikrinden dolayı dışlamayı hangi mantık ve izan kabül edebilir ki? Her türlü fikrin gölgesinden dahi korkan aynı zamanda cezalandırıcı yasalar çıkarmakla hüneriz dünyada. Yansız, tarafsız idari mekanızma kuramadık, kurabilseydik esas o zaman laiklik güvencededir diyebilecektik. Ancak o fırsatı kaçırdık, hala da inadına inat diyor 28 şubat gbi  postmodern  anlayışlarına prim veriyoruz.<br />
        28 Şubat bir kırılma, bir fay hattı oluşturdu, toplum mühendisliği uygulamaları  BÇG(Batı çalışma grubu) elinde  zirveye çıkması bunun en tipik örneği. Mevlana veYunusi çizgiden gelen topluma devlete başkaldıran muamelesi ve radikal misyon yüklenmek istendi,  hatta o gözle bakılmaya başlandı. Tüm bu post-modern uygulamalarına rağmen halkı sokağa dökemediler, halk büyük bir sabır örneği sergileyerek oyunlarını suya düşürdü. Üstelik ötekiler diye kategorize edilmelerine rağmen duruşuyla metanetiyle yıkılmadık ayaktayız dediler adeta. Hadi diyelimki Merve Kavakçı’yı sürgün edebilmek adına Hamas ajanı lanse etmenizi bir derece anladığımızı farz saysak bile, ya Eski Milli İstihbbarat Dairesi Başkanı Bülent Orakçıoğluna CIA ajanı karalamınıza ne demeli? Sizin bu yaptıklarınıza kargalar bile güler.. Bunlarla yetinmediniz Cengiz Çandar, M.Ali Brand gibi usta yazarları andıçladınız. Türban türban diye yıllardır dilinize doladığınız kavram bile Fransadan ithal. Türbanın Türkçe karşılığı bone olduğunu  YÖK Başkanı Prof. Dr. İhsan Doğramacı’nın üniversiteye girsinler diye o gün için pratik çözüm diye sunduğu önerisi ile  öğrendik. Baktılar ki türbana alaka büyük,  Anadolunun yaylalarından beraberinde geleneksel özellikleri ile şehirlere gelen genç kızların sayısı çoğaldığını gören zinde güçler boneye  maksadının dışında anlam yüklemeyi yeğlediler. Artık bu noktadan sonra türban,  birzaman Ecevit’in dilinde de pekiştirilmiş haliyle devlete başkaldırmak simgesine dönüştürülmüş saik. Oysa 1974 yılında devletin temeline dinamit atmak isteyenler   ve başkaldıranlar  kamuoyunda Rahşan affı diye tanımlanan afla özgürlüklerine kavuşmuşlardı, hiç bunun muhasebesi yapılmadı bu ülkede maalesef.<br />
     İstesenizde yüzde yüz başörtüsüz toplum oluştaramazsınız, işte bu konuda israrcı olmaya devam ederseniz bunun adı laiklik değil,  Eski Yargıtay Başkanı  Sami Selçuk’un dediği gibi laikçiliktir. Çünkü laiklik dinsizlik değil, bilakis dinlerin özgürce kendi kulvarında yaşamasına fırsat tanıyan kavramdır. Neyse bu mesele çok su götürür.<br />
       Velhasıl, modern çağın ötesine sıçramak ancak demokratik cumhuriyet ve  demokratik toplum oluşturmakla mümkün.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Mister No tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/02/13/demokrasimize-mola-verelim-mi/#comment-12556</link>
		<dc:creator>Mister No</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 Feb 2008 14:33:51 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/02/13/demokrasimize-mola-verelim-mi/#comment-12556</guid>
		<description>Mehmet Yılmaz Bey,
 Bence, 12 Eylül darbesindeki dış dinamikleri gözardı etmemek lazım. Dünya İktisadi Sistemine entegrasyon toplumsal olarak pahalıya patladı.Herşey Kemalizm değil.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Mehmet Yılmaz Bey,<br />
 Bence, 12 Eylül darbesindeki dış dinamikleri gözardı etmemek lazım. Dünya İktisadi Sistemine entegrasyon toplumsal olarak pahalıya patladı.Herşey Kemalizm değil.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>fizikci tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/02/13/demokrasimize-mola-verelim-mi/#comment-12543</link>
		<dc:creator>fizikci</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 Feb 2008 09:00:00 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/02/13/demokrasimize-mola-verelim-mi/#comment-12543</guid>
		<description>Bigalıoğlu,

Gönlünüzü hoş tutun. Bürokratik elitler artık son demlerini yaşıyorlar. Daha düne kadar bankalar, medya, herşey bu adamların elindeydi. Artık bankalar yabancılara peşkeş(!) çekiliyor, medyada da bu adamların etkisi azalıyor.

Yani bürokratik elit tasfiye ediliyor. Son kalanlar da görev süresi dolduğunda bu milletin sırtından inmek zorunda kalacaklar. Başbakan "2013'de kişi başı GSMH 10.000 dolar olacak, ondan sonra Türkiye'yi tutabilene aşkolsun" diyor ya, aslında bu adamlardan kurtuluşumuzu söylemeye çalışıyor. Gerçekten de bu kan emicilerden kurtulduğumuz gün bizi tutmak çok zor olacak.

Düşünsenize ayağımıza yapışmışlar, her türlü, baskı, engelleme, tehdit vs.ye rağmen dünyanın dört bir tarafına okullar açmışız. Bu şartlarda bunları yapabiliyorsak bir de bu şartların tam tersine döndüğünü düşünün. Motorları maviliklere falan süreriz yani her türlü.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Bigalıoğlu,</p>
<p>Gönlünüzü hoş tutun. Bürokratik elitler artık son demlerini yaşıyorlar. Daha düne kadar bankalar, medya, herşey bu adamların elindeydi. Artık bankalar yabancılara peşkeş(!) çekiliyor, medyada da bu adamların etkisi azalıyor.</p>
<p>Yani bürokratik elit tasfiye ediliyor. Son kalanlar da görev süresi dolduğunda bu milletin sırtından inmek zorunda kalacaklar. Başbakan &#8220;2013&#8242;de kişi başı GSMH 10.000 dolar olacak, ondan sonra Türkiye&#8217;yi tutabilene aşkolsun&#8221; diyor ya, aslında bu adamlardan kurtuluşumuzu söylemeye çalışıyor. Gerçekten de bu kan emicilerden kurtulduğumuz gün bizi tutmak çok zor olacak.</p>
<p>Düşünsenize ayağımıza yapışmışlar, her türlü, baskı, engelleme, tehdit vs.ye rağmen dünyanın dört bir tarafına okullar açmışız. Bu şartlarda bunları yapabiliyorsak bir de bu şartların tam tersine döndüğünü düşünün. Motorları maviliklere falan süreriz yani her türlü.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Bigalıoğlu tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/02/13/demokrasimize-mola-verelim-mi/#comment-12536</link>
		<dc:creator>Bigalıoğlu</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 Feb 2008 00:50:31 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/02/13/demokrasimize-mola-verelim-mi/#comment-12536</guid>
		<description>Deniz Baykal,geçen seneden beri kafayı sıyırık.Adamın çiğnemedeği Anayasal suç kalmadı.Anayasa mahkemesi hala oturuyor.

Beyni örümcek bağlamış kurum ve kişiler,toplumun çok gerisinde kaldıklarının hala farkında degiller.Nasıl bir çıkar meseledir bu?

Allah,bu insanlara akıl fikir versin.
Aklıma geldikçe kafayı sıyırıyorum.Bir tek özel radyo kanunu için bu milleti 8 ay sokaklara dökmüşlerdi.

Türban için bir dunya fırtına koparıyorlar.sonunda hiç bir sey olmayacak.Bunlarla ugrasmak cok zor.Bu ülkede yasananlar çok yormaya basladı artık insanları.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Deniz Baykal,geçen seneden beri kafayı sıyırık.Adamın çiğnemedeği Anayasal suç kalmadı.Anayasa mahkemesi hala oturuyor.</p>
<p>Beyni örümcek bağlamış kurum ve kişiler,toplumun çok gerisinde kaldıklarının hala farkında degiller.Nasıl bir çıkar meseledir bu?</p>
<p>Allah,bu insanlara akıl fikir versin.<br />
Aklıma geldikçe kafayı sıyırıyorum.Bir tek özel radyo kanunu için bu milleti 8 ay sokaklara dökmüşlerdi.</p>
<p>Türban için bir dunya fırtına koparıyorlar.sonunda hiç bir sey olmayacak.Bunlarla ugrasmak cok zor.Bu ülkede yasananlar çok yormaya basladı artık insanları.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>MY tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/02/13/demokrasimize-mola-verelim-mi/#comment-12532</link>
		<dc:creator>MY</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 Feb 2008 21:45:00 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/02/13/demokrasimize-mola-verelim-mi/#comment-12532</guid>
		<description>&lt;strong&gt;"12 Eylül olmasaydı, bu sitede hararetle savunulan iktisadi liberalizm halk oyuyla iktidara gelemezdi."(Mister No)&lt;/strong&gt;

Sevgili Mister No, hiç bir sey binlerce insanin iskence tezgâhlarinda can vermesini mesru kilamaz. Veya "iyi ki oldu" dedirtemez.

Kaldi ki &lt;a href="http://www.derindusunce.org/2007/11/10/atamin-hapishaneleri/" rel="nofollow"&gt;ATAMIN HAPISHANELERi &lt;/a&gt; adli yazida aktardigimiz suçlar islenmeseydi 12 EYLÜLCÜLER tarafindan, PKK bu kadar güçlenemezdi.

PKK'nin böyle 30 bin can almasaydi irkçilik ülkemizde bu seviyelere çikamaz, korku ile siyaset yapanlar varliklarini sürdüremezdi.

Bunun gibi onlarca örnek verebilirim size Sevgili Mister No.

Özetle 12 EYLÜL DARBESi Türkiye'yi demokrasi yolunda 100 yil geri atmis bir olaydir.

Darbenin sebep oldugu maddi kayiplar ve bunun da demokrasiye verdigi zarar ayrica tartisilmalidir.

Kanaatimce 12 EYLÜL ancak Hirosima ile karsilastirilabilir.

Haa, bir de sunu diyenler var : &lt;strong&gt;"12 Eylül solculari ve ülkücüleri zayiflatti, meydan islamcilara kaldi!"&lt;/strong&gt;

Bunu söyleyenler Türkiye'yi ve halkin Islam'a verdigi önemi anlamamis olan tatlisu Türkleri kanimca. Türkiye'yi Etiler, Caddebostan, Kordon ve Çankaya'dan ibaret saniyorlar galiba :))

 (Bkz Bekir Coskun, Emin çölasan ve saz arkadaslari)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p><strong>&#8220;12 Eylül olmasaydı, bu sitede hararetle savunulan iktisadi liberalizm halk oyuyla iktidara gelemezdi.&#8221;(Mister No)</strong></p>
<p>Sevgili Mister No, hiç bir sey binlerce insanin iskence tezgâhlarinda can vermesini mesru kilamaz. Veya &#8220;iyi ki oldu&#8221; dedirtemez.</p>
<p>Kaldi ki <a href="http://www.derindusunce.org/2007/11/10/atamin-hapishaneleri/" rel="nofollow">ATAMIN HAPISHANELERi </a> adli yazida aktardigimiz suçlar islenmeseydi 12 EYLÜLCÜLER tarafindan, PKK bu kadar güçlenemezdi.</p>
<p>PKK&#8217;nin böyle 30 bin can almasaydi irkçilik ülkemizde bu seviyelere çikamaz, korku ile siyaset yapanlar varliklarini sürdüremezdi.</p>
<p>Bunun gibi onlarca örnek verebilirim size Sevgili Mister No.</p>
<p>Özetle 12 EYLÜL DARBESi Türkiye&#8217;yi demokrasi yolunda 100 yil geri atmis bir olaydir.</p>
<p>Darbenin sebep oldugu maddi kayiplar ve bunun da demokrasiye verdigi zarar ayrica tartisilmalidir.</p>
<p>Kanaatimce 12 EYLÜL ancak Hirosima ile karsilastirilabilir.</p>
<p>Haa, bir de sunu diyenler var : <strong>&#8220;12 Eylül solculari ve ülkücüleri zayiflatti, meydan islamcilara kaldi!&#8221;</strong></p>
<p>Bunu söyleyenler Türkiye&#8217;yi ve halkin Islam&#8217;a verdigi önemi anlamamis olan tatlisu Türkleri kanimca. Türkiye&#8217;yi Etiler, Caddebostan, Kordon ve Çankaya&#8217;dan ibaret saniyorlar galiba :))</p>
<p> (Bkz Bekir Coskun, Emin çölasan ve saz arkadaslari)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>blue tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/02/13/demokrasimize-mola-verelim-mi/#comment-12530</link>
		<dc:creator>blue</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 Feb 2008 21:12:38 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/02/13/demokrasimize-mola-verelim-mi/#comment-12530</guid>
		<description>Cumhuriyet tarihi boyunca dönüp dönüp aynı senaryoyu izliyoruz. Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nı kuranlar Kurtuluş Savaşının kahramanlarıydı. Mustafa Kemal dışında Kurtuluş Savaşını başlatan komutanlardı. Liberal bir parti programına sahip, serbest ticaret ilkeleri ve ihracatı ön plana alan, idari adem-i merkeziyeti esas alan bu parti "fırka, efkar ve itikadat-ı diniyyeye hürmetkardır" ifadesi üzerine &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Terakkiperver_Cumhuriyet_F%C4%B1rkas%C4%B1" rel="nofollow"&gt;kapatılmış&lt;/a&gt;, kurucu ve üyelerinin birçoğu idam edilmiş, diğerleri de sürgüne gönderilmişti.

Padişahlık kaldırılmıştı sözde ama 1946 yılına kadar tek parti diktasıyla yönetildi bu ülke. Halk CHP dışında bir partiye teveccüh gösterdikçe ortaya bir "Menemen" çıkıverdi, "Ticaniler" çıkıverdi, "Sivas olayları" çıkıverdi, "Aczmendiler" çıkıverdi. CHP, hiçbir zaman halkın oyuyla iktidar olamadı. Çünkü 1930 tek parti zihniyetinden hiçbir zaman kurtulamadı. Hala da aynı zihniyette. Baykal ve CHP avenesi hiçbir zaman halk oyuyla iktidara gelemeyeceğini bildiği için sırtını hep askere ve bürokratik elite yaslıyor. Çünkü başka çaresi yok. CHP'nin tek iktidar yolu darbedir. Parti programı "katakulli"dir ve parti sloganı "İktidar için, haydi paşam !" dır. 
Medya hala ders almamış olacak, hala ülkede bölünme havası var gibi gösterip darbeye ortam hazırlamaya çalışıyor. Eden bulur, bulmaya devam edecek.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Cumhuriyet tarihi boyunca dönüp dönüp aynı senaryoyu izliyoruz. Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası&#8217;nı kuranlar Kurtuluş Savaşının kahramanlarıydı. Mustafa Kemal dışında Kurtuluş Savaşını başlatan komutanlardı. Liberal bir parti programına sahip, serbest ticaret ilkeleri ve ihracatı ön plana alan, idari adem-i merkeziyeti esas alan bu parti &#8220;fırka, efkar ve itikadat-ı diniyyeye hürmetkardır&#8221; ifadesi üzerine <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Terakkiperver_Cumhuriyet_F%C4%B1rkas%C4%B1" rel="nofollow">kapatılmış</a>, kurucu ve üyelerinin birçoğu idam edilmiş, diğerleri de sürgüne gönderilmişti.</p>
<p>Padişahlık kaldırılmıştı sözde ama 1946 yılına kadar tek parti diktasıyla yönetildi bu ülke. Halk CHP dışında bir partiye teveccüh gösterdikçe ortaya bir &#8220;Menemen&#8221; çıkıverdi, &#8220;Ticaniler&#8221; çıkıverdi, &#8220;Sivas olayları&#8221; çıkıverdi, &#8220;Aczmendiler&#8221; çıkıverdi. CHP, hiçbir zaman halkın oyuyla iktidar olamadı. Çünkü 1930 tek parti zihniyetinden hiçbir zaman kurtulamadı. Hala da aynı zihniyette. Baykal ve CHP avenesi hiçbir zaman halk oyuyla iktidara gelemeyeceğini bildiği için sırtını hep askere ve bürokratik elite yaslıyor. Çünkü başka çaresi yok. CHP&#8217;nin tek iktidar yolu darbedir. Parti programı &#8220;katakulli&#8221;dir ve parti sloganı &#8220;İktidar için, haydi paşam !&#8221; dır.<br />
Medya hala ders almamış olacak, hala ülkede bölünme havası var gibi gösterip darbeye ortam hazırlamaya çalışıyor. Eden bulur, bulmaya devam edecek.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>TT tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/02/13/demokrasimize-mola-verelim-mi/#comment-12523</link>
		<dc:creator>TT</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 Feb 2008 15:42:06 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/02/13/demokrasimize-mola-verelim-mi/#comment-12523</guid>
		<description>Deniz Baykal:&lt;b&gt; "Ya kurtuluş savaşı yaparsın, yeni bir devlet kurarsın, ya da ihtilali yaparsın, idamı göze alırsın o zaman yeni anayasa yaparsın! Biz anayasa yapmak için seçilmedik, bu anayasaya uymak için seçildik”&lt;/b&gt;

Deniz Baykal anayasa tartışmalarında söylenen saçma bir argümanı dile getirmiş.

Yani anayasa ya kurucu meclis tarafından ya da ihtilalciler tarafından yapılır...
Siviller tarafından bir anayasa yapılması asla ve kat'a düşünülmez!... diyor

M.Akyol da sitesinde haklı olarak Deniz Baykal ve ekibinin bu güne kadar “Tek Parti gömleğini” çıkardığına en ufak bir emare görmedim" diyordu...

CHP, adında geçen "cumhuriyet ve halk"  kelimeleriyle uzaktan yakından alakası olmadığını bir kez daha göstermiş oldu...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Deniz Baykal:<b> &#8220;Ya kurtuluş savaşı yaparsın, yeni bir devlet kurarsın, ya da ihtilali yaparsın, idamı göze alırsın o zaman yeni anayasa yaparsın! Biz anayasa yapmak için seçilmedik, bu anayasaya uymak için seçildik”</b></p>
<p>Deniz Baykal anayasa tartışmalarında söylenen saçma bir argümanı dile getirmiş.</p>
<p>Yani anayasa ya kurucu meclis tarafından ya da ihtilalciler tarafından yapılır&#8230;<br />
Siviller tarafından bir anayasa yapılması asla ve kat&#8217;a düşünülmez!&#8230; diyor</p>
<p>M.Akyol da sitesinde haklı olarak Deniz Baykal ve ekibinin bu güne kadar “Tek Parti gömleğini” çıkardığına en ufak bir emare görmedim&#8221; diyordu&#8230;</p>
<p>CHP, adında geçen &#8220;cumhuriyet ve halk&#8221;  kelimeleriyle uzaktan yakından alakası olmadığını bir kez daha göstermiş oldu&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Mister No tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/02/13/demokrasimize-mola-verelim-mi/#comment-12521</link>
		<dc:creator>Mister No</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 Feb 2008 14:38:27 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/02/13/demokrasimize-mola-verelim-mi/#comment-12521</guid>
		<description>Konuşmanın tamamını daha önce okumamıştım.

"Bu anayasa üzerine yemin ettik. Canan hanıma kızdılar ama ettiğimiz yemini yok sayıp yeni bir anayasa yapmak öngörülmemiştir. Ya kurtuluş savaşı yaparsın, yeni bir devlet kurarsın, ya da ihtilali yaparsın, idamı göze alırsın o zaman yeni anayasa yaparsın! Biz anayasa yapmak için seçilmedik, bu anayasaya uymak için seçildik"
 Cımbızlama laflara hiç itimadım yok. Hrant Dink de böyle bir cımbızlamanın kurbanı oldu. Baykal'ın söyledikleri doğru şeyler, Mustafa Kemal bunların hepsini göze almıştı. Bir rejimi değiştirmek parlamentoda parmak kaldırmayla olacak iş değil. 12 Eylül olmasaydı, bu sitede hararetle savunulan iktisadi liberalizm halk oyuyla iktidara gelemezdi.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Konuşmanın tamamını daha önce okumamıştım.</p>
<p>&#8220;Bu anayasa üzerine yemin ettik. Canan hanıma kızdılar ama ettiğimiz yemini yok sayıp yeni bir anayasa yapmak öngörülmemiştir. Ya kurtuluş savaşı yaparsın, yeni bir devlet kurarsın, ya da ihtilali yaparsın, idamı göze alırsın o zaman yeni anayasa yaparsın! Biz anayasa yapmak için seçilmedik, bu anayasaya uymak için seçildik&#8221;<br />
 Cımbızlama laflara hiç itimadım yok. Hrant Dink de böyle bir cımbızlamanın kurbanı oldu. Baykal&#8217;ın söyledikleri doğru şeyler, Mustafa Kemal bunların hepsini göze almıştı. Bir rejimi değiştirmek parlamentoda parmak kaldırmayla olacak iş değil. 12 Eylül olmasaydı, bu sitede hararetle savunulan iktisadi liberalizm halk oyuyla iktidara gelemezdi.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>fizikci tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/02/13/demokrasimize-mola-verelim-mi/#comment-12517</link>
		<dc:creator>fizikci</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 Feb 2008 11:54:42 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/02/13/demokrasimize-mola-verelim-mi/#comment-12517</guid>
		<description>Kaleminize sağlık Mehmet Bey.

Engin Günaydın bir reklamda yağmura mola istiyordu da şimşek çarpıyordu, gene de akıllanmıyordu. :) Demokrasiye mola isteyenleri de halk, sandık çarpıyor gene akıllanmıyorlar.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Kaleminize sağlık Mehmet Bey.</p>
<p>Engin Günaydın bir reklamda yağmura mola istiyordu da şimşek çarpıyordu, gene de akıllanmıyordu. <img src='http://www.derindusunce.org/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> Demokrasiye mola isteyenleri de halk, sandık çarpıyor gene akıllanmıyorlar.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>

