<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>
<channel>
	<title>İstanbul mezar taşları yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.derindusunce.org/2008/02/06/istanbul-mezar-taslari/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.derindusunce.org/2008/02/06/istanbul-mezar-taslari/</link>
	<description>Grup platformu</description>
	<pubDate>Sat, 11 Feb 2012 16:31:21 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.2</generator>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Mehmet Kanar tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/02/06/istanbul-mezar-taslari/#comment-71284</link>
		<dc:creator>Prof. Dr. Mehmet Kanar</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 May 2011 14:04:18 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/02/06/istanbul-mezar-taslari/#comment-71284</guid>
		<description>Kitabelerin birinde okuma hatası var.
Cennet-mekan-ı firdevs-i aşiyan 
değil
Cennetmekân, Firdevsâşiyân 
olmalı.
Cennetmekân جنت مکان
Firdevsâşiyân  فردوس آشیان
Birinci birleşik kelime iki Arapça kelimeden, ikinci birleşik kelime iki Farsça kelimeden oluşur. İkisinin de anlamı "Mekânı Cennet olsun!" demektir.
Mehmet Kanar
Yeditepe Üniversitesi
Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Kitabelerin birinde okuma hatası var.<br />
Cennet-mekan-ı firdevs-i aşiyan<br />
değil<br />
Cennetmekân, Firdevsâşiyân<br />
olmalı.<br />
Cennetmekân جنت مکان<br />
Firdevsâşiyân  فردوس آشیان<br />
Birinci birleşik kelime iki Arapça kelimeden, ikinci birleşik kelime iki Farsça kelimeden oluşur. İkisinin de anlamı &#8220;Mekânı Cennet olsun!&#8221; demektir.<br />
Mehmet Kanar<br />
Yeditepe Üniversitesi<br />
Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>En çok okunan ve tartışılan 50 yazı : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/02/06/istanbul-mezar-taslari/#comment-43841</link>
		<dc:creator>En çok okunan ve tartışılan 50 yazı : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 Jan 2010 15:36:48 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/02/06/istanbul-mezar-taslari/#comment-43841</guid>
		<description>[...] İstanbul mezar taşları [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] İstanbul mezar taşları [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>En çok okunan ve tartışılan yazılar : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/02/06/istanbul-mezar-taslari/#comment-37945</link>
		<dc:creator>En çok okunan ve tartışılan yazılar : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Sep 2009 20:01:39 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/02/06/istanbul-mezar-taslari/#comment-37945</guid>
		<description>[...] İstanbul mezar taşları [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] İstanbul mezar taşları [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>ayşe tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/02/06/istanbul-mezar-taslari/#comment-23867</link>
		<dc:creator>ayşe</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Jan 2009 17:57:30 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/02/06/istanbul-mezar-taslari/#comment-23867</guid>
		<description>çok ilginç ama güzel ve akılda kalıcı sayenizde araştırma projemde iiiiiiiiiii bir not alabilicem .......</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>çok ilginç ama güzel ve akılda kalıcı sayenizde araştırma projemde iiiiiiiiiii bir not alabilicem &#8230;&#8230;.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>ÖMER YILMAZ tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/02/06/istanbul-mezar-taslari/#comment-16707</link>
		<dc:creator>ÖMER YILMAZ</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 13 Jul 2008 12:58:33 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/02/06/istanbul-mezar-taslari/#comment-16707</guid>
		<description>Benim dedemin dedesi milattan önce 2000 yılında avrupaya çıktı orda bi mezar görmüşş 5m boyunda ölünün kemikleri dışardaymış dedemin dedesi hemen uzaklaşmış ve mezarın içinden bi ses gelmiş beni rahatsız etme dierek ses kaybolmuşş ve mezar birden bire yerle bir olmuş ve o dk da dedemin dedesi ölmüşş insanlar dedemin dedesinin öldüğünü görünce hemen yardıma koşmuşlar ama kimse ne olduğunu anlamamış sadece dedemin dedesinin karısı görmüş ve dedeme sölmeş dedem de babama babamda bana söledi bende size söylüyorum işte.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Benim dedemin dedesi milattan önce 2000 yılında avrupaya çıktı orda bi mezar görmüşş 5m boyunda ölünün kemikleri dışardaymış dedemin dedesi hemen uzaklaşmış ve mezarın içinden bi ses gelmiş beni rahatsız etme dierek ses kaybolmuşş ve mezar birden bire yerle bir olmuş ve o dk da dedemin dedesi ölmüşş insanlar dedemin dedesinin öldüğünü görünce hemen yardıma koşmuşlar ama kimse ne olduğunu anlamamış sadece dedemin dedesinin karısı görmüş ve dedeme sölmeş dedem de babama babamda bana söledi bende size söylüyorum işte.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>mr^sair tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/02/06/istanbul-mezar-taslari/#comment-12392</link>
		<dc:creator>mr^sair</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 07 Feb 2008 19:08:12 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/02/06/istanbul-mezar-taslari/#comment-12392</guid>
		<description>Merhaba Meliha Hanım;

Hayatta iken bir ferd, nasıl ki bünyesinde yer aldığı cemiyetin bir uzvu ise; kezâ, emr-i Hak vâki olup, ruhunu teslim ettikten sonra da, söz konusu cemiyet/toplum/aile ile bilinen uzviyet münasebetini sürdürecektir. 

O cemiyette saklıdır ferd. Kimi zamanda o ferd de, cemiyet... Hayatın idamesinde birbirlerine ihtiyaç duyarlar. Toprağın üstünde de, altında da... 

Güzel söylemiş "fizikçi": '...kendisine çekecek bir ruh üflüyor.'

Hayatta bir defa geliyor başa; bu nedenle tedirgin oluyor insan... Her soluğu ömrü uzatmak için alan insanoğlu; esasında, her nefeste ömründen bir solukluk ânı harcıyor. 

Bunu düşünen insan: Ya hayat bulur şu taşlarda; yahut soğuk bir mermer alıp diker başucuna. 

İmkân olsa, bir hazîreye defnolmak (Allah gecinden versin) ister miydiniz Meliha Hanım?

Emeğinize ve merakınıza minnettârım. Elleriniz, gözleriniz, gönlünüz cefâ bulmasın.

Bu güzel paylaşım altına yapılabilecek yorumların menzilini derleyip toparlamak adına, merhum Mehmet Akif 'in 1958 basımı "Safahat" ından bir şiirini açıklaması ile birlikte eklemek isterim. Nihayetinde Beşir Ayvazoğlu 'nun mevzu ile ilgili bir makalesini de paylaşıp, göz nurunuza şükrânlarımı arzederek noktalayacağım.


&lt;b&gt;Mezarlık&lt;/b&gt;

&lt;blockquote&gt;Bakma kabristanın ancak saha-i medhuşuna, 
Dur da bir müddet kulak ver nâle-i hâmuşuna!
Kalbi hiç benzer mi sima-yi heybet-pûşuna!
Kim ki dalmıştır hayatın seyl-i cûşa-cûşuna,
Can atar, bir gün gelir, yorgun düşüp âğuşuna!
&lt;/blockquote&gt;


Kabristanın dehşetli sahasına bakıp geçme. Birazcık olsun dur da sükûtî iniltisine kulak ver. Bak ki, kalbi heybetli simasına benziyor mu? Hayatın coşkun seline kapılmış olanlar, yorgun düştükleri için bir gün gelirler, bunun kucağına can atarlar.


&lt;blockquote&gt;Ey mezaristan, ne âlemsin, ne yüksek fıtratin!
Sende pünhan en güzin evlâdı insaniyyetin;
Senden istimdad eder feryad-ı ye’sin, heybetin.
Bir yığın göz nurusun, yahut muhammer tıynetin,
Ruh-i pâkinden coşan gözyaşlarından milletin!
&lt;/blockquote&gt;


Ey mezarlık; ne acayip bir âlemsin. Fıtratın ne kadar da yüksek! İnsanlığın en seçme evlâdı sende gizlenmiştir. Zararın ve ümitsizliğin feryadı, senden imdat ister. Sen bir yığın göz nurusun, yahut milletin coşan göz yaşlarıyla yoğrulmuşsun!


&lt;blockquote&gt;Şanlı bir tarihsin: mâzi-i millet sendedir.
Varsa ibret sendedir, hikmet de elbet sendedir;
Devr-i istilâ durur yâdında, devlet sendedir!
Çünki hürriyet, hamâset sende, gayret sendedir,
Zindeği zillettir artık, bence izzet sendedir.
&lt;/blockquote&gt;


Sen şanlı bir tarihsin ki milletin mâzisi sende gömülüdür. İbret sende, hikmet sende, istilâ devri hatırında olduğu için devlet de sendedir. Mademki hürriyet ve hamaset sendedir, bence yaşamak zillettir, şeref ve izzet sendedir.


&lt;blockquote&gt;Ey mezaristan, nihan ka’rında yüz binlerce mâh,
Fışkıran hâk-i remîminden bütün nur-i nigâh!
Nâzeninler yalü bâlinden nişandır her kiyah…
Serviler Mevlâya yükselmiş birer berceste ah,
Hufreler Mevlâdan inmiş en emin bir hâbgâh.
&lt;/blockquote&gt;


Ey mezarlık; senin derununda binlerce ay yüzlü gizlenmiştir. Çürümüş toprağından bütün göz nuru fışkırmaktadır. Her otun, nazlı güzellerin boy ve boslarından nişandır. Servilerin Allah’a yükselmiş derunî birer ah, çukurların da Mevlâdan inmiş emin ve tecavüzden mâsun bir uyku yeridir.



------------------------

&lt;blockquote&gt;&lt;b&gt;Mezar Taşlarının Dili&lt;/b&gt;
....

Yahya Kemal, memleketin nüfusundan söz edildiği zaman, ölüleri de hesaba katmak gerektiğini söylermiş. Haklıdır. Coğrafya, üzerinde yaşayanların etleri ve kemikleriyle karıla karıla vatanlaşır. 

Mezarlar ve mezarlıklar, aslında bu sancılı vatanlaşma macerasının somut şahitleridir. Her mezar, bu toprağa basılmış bir mühür ve tarihe düşülmüş bir not olarak görülmelidir. 

"Şahide", sadece mezarda yatanın kimliğine değil, bir medeniyete, bir var oluşa da şahitlik eder. Bu bakımdan mezarlıkları yok etmek, nüfus kayıtlarını silmek gibi, bir çeşit soykırımdır. 

Yok olan mezarlar ve mezarlıklarla birlikte, ne yazık ki, bu coğrafyada yaşayanlar ve yaşananlar hakkında en sahih bilgiler de uçup gidiyor. Bir kültürün tarihini mezarlıklardan yola çıkarak yazmak mümkündür. Ömrünü Osmanlı mezarlıklarını araştırmaya vakfetmiş "deli"lerden olan Fâzıl İsmail Ayanoğlu, &lt;b&gt;"Ortada mevcut yüksek san'at âbidelerimiz -faraza- olmasaydı bile, mezarlıklarımızda bulunan nihayetsiz eserler, bu milleti medeniyet göklerine çıkarmağa kâfi gelirdi."&lt;/b&gt; diyordu. 

Özellikle Osmanlı mezarlıkları, bugüne taşıdıkları zengin bilgiler bir yana, benzersiz sanat eserlerinin sergilendiği galeriler gibidir. 

Mezar taşlarını ayak izleri gibi takip etmek suretiyle bir kültürün yaygınlığı hakkında fikir edinmek de mümkündür. Bir mezarın mimarisi ve tezyinatı, hangi dönemde yapıldıysa o dönem hakkında sahih bir belge niteliğindedir. Ayrıca süslemelerin ikonografik anlamları çözülerek din ve mezhepler tarihinin karanlık noktaları aydınlatılabilir. 

Mezar taşı kitabelerini de, bir ülkenin siyasî, iktisadî ve kültürel tarihi, hatta savaşlar, istilâlar, depremler, yangınlar vb. hakkında bilgi kaynakları olarak kullanmak mümkündür. Bu kitabelerdeki dil bile, yapıldıkları devrin tercihleri hakkında ipuçları taşır. 14. yüzyıldan itibaren Türkçe yazılmaya başlanan mezar taşı kitabeleri, Osmanlı kimliğinin bir göstergesi değil midir? 

Öte yandan, mezar taşı kitabelerinden yola çıkarak hat sanatındaki; motif yapısını ve üslûpları inceleyerek tezyinattaki değişmeler, tercihler ve modalar kronolojik olarak takip edilebilir. Bu bakımdan mezar taşları hat sanatı ve tezyinat tarihi açısından da büyük önem taşımaktadır. Bazı kitabeler, büyük hattatların imzalarını taşıdığı için ayrıca önemlidir; bazı mezar taşları da isimleri başka türlü kayda geçmemiş hattatlar, mimarlar, hakkâklar vb. hakkında yegâne bilgi kaynağıdır. 

Osmanlı mezarlıklarının bugüne taşıdıkları bilgiler açısından insanlık tarihinde benzersiz olduğu bilinen bir gerçek. Mezar taşlarının dilini bilen biri, üzerinde hiçbir yazılı kayıt olmasa bile, süslemelerinden, kavuğun şeklinden vb. hem o mezarda yatan kişinin kimliği, hem de yaşadığı devir hakkında şaşılacak zenginlikte bilgiye ulaşabilir. 

Şunu unutmamak gerekir: Tarihî eserlerin kayda geçirilmiş olması, takibi kolaylaştırdığı için, soyguncular açısından caydırıcı olmaktadır. O halde, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Vakıflar İdaresi ve belediyeler, ülke çapında bir seferberlik ilân ederek bütün tarihî mezarlıkları kayıt altına almalıdırlar. 

Aksi takdirde talan bütün hızıyla devam edecektir.


&lt;/blockquote&gt;



Teşekkür eder, saygılar sunarım.

ve sâir...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba Meliha Hanım;</p>
<p>Hayatta iken bir ferd, nasıl ki bünyesinde yer aldığı cemiyetin bir uzvu ise; kezâ, emr-i Hak vâki olup, ruhunu teslim ettikten sonra da, söz konusu cemiyet/toplum/aile ile bilinen uzviyet münasebetini sürdürecektir. </p>
<p>O cemiyette saklıdır ferd. Kimi zamanda o ferd de, cemiyet&#8230; Hayatın idamesinde birbirlerine ihtiyaç duyarlar. Toprağın üstünde de, altında da&#8230; </p>
<p>Güzel söylemiş &#8220;fizikçi&#8221;: &#8216;&#8230;kendisine çekecek bir ruh üflüyor.&#8217;</p>
<p>Hayatta bir defa geliyor başa; bu nedenle tedirgin oluyor insan&#8230; Her soluğu ömrü uzatmak için alan insanoğlu; esasında, her nefeste ömründen bir solukluk ânı harcıyor. </p>
<p>Bunu düşünen insan: Ya hayat bulur şu taşlarda; yahut soğuk bir mermer alıp diker başucuna. </p>
<p>İmkân olsa, bir hazîreye defnolmak (Allah gecinden versin) ister miydiniz Meliha Hanım?</p>
<p>Emeğinize ve merakınıza minnettârım. Elleriniz, gözleriniz, gönlünüz cefâ bulmasın.</p>
<p>Bu güzel paylaşım altına yapılabilecek yorumların menzilini derleyip toparlamak adına, merhum Mehmet Akif &#8216;in 1958 basımı &#8220;Safahat&#8221; ından bir şiirini açıklaması ile birlikte eklemek isterim. Nihayetinde Beşir Ayvazoğlu &#8216;nun mevzu ile ilgili bir makalesini de paylaşıp, göz nurunuza şükrânlarımı arzederek noktalayacağım.</p>
<p><b>Mezarlık</b></p>
<blockquote><p>Bakma kabristanın ancak saha-i medhuşuna,<br />
Dur da bir müddet kulak ver nâle-i hâmuşuna!<br />
Kalbi hiç benzer mi sima-yi heybet-pûşuna!<br />
Kim ki dalmıştır hayatın seyl-i cûşa-cûşuna,<br />
Can atar, bir gün gelir, yorgun düşüp âğuşuna!
</p></blockquote>
<p>Kabristanın dehşetli sahasına bakıp geçme. Birazcık olsun dur da sükûtî iniltisine kulak ver. Bak ki, kalbi heybetli simasına benziyor mu? Hayatın coşkun seline kapılmış olanlar, yorgun düştükleri için bir gün gelirler, bunun kucağına can atarlar.</p>
<blockquote><p>Ey mezaristan, ne âlemsin, ne yüksek fıtratin!<br />
Sende pünhan en güzin evlâdı insaniyyetin;<br />
Senden istimdad eder feryad-ı ye’sin, heybetin.<br />
Bir yığın göz nurusun, yahut muhammer tıynetin,<br />
Ruh-i pâkinden coşan gözyaşlarından milletin!
</p></blockquote>
<p>Ey mezarlık; ne acayip bir âlemsin. Fıtratın ne kadar da yüksek! İnsanlığın en seçme evlâdı sende gizlenmiştir. Zararın ve ümitsizliğin feryadı, senden imdat ister. Sen bir yığın göz nurusun, yahut milletin coşan göz yaşlarıyla yoğrulmuşsun!</p>
<blockquote><p>Şanlı bir tarihsin: mâzi-i millet sendedir.<br />
Varsa ibret sendedir, hikmet de elbet sendedir;<br />
Devr-i istilâ durur yâdında, devlet sendedir!<br />
Çünki hürriyet, hamâset sende, gayret sendedir,<br />
Zindeği zillettir artık, bence izzet sendedir.
</p></blockquote>
<p>Sen şanlı bir tarihsin ki milletin mâzisi sende gömülüdür. İbret sende, hikmet sende, istilâ devri hatırında olduğu için devlet de sendedir. Mademki hürriyet ve hamaset sendedir, bence yaşamak zillettir, şeref ve izzet sendedir.</p>
<blockquote><p>Ey mezaristan, nihan ka’rında yüz binlerce mâh,<br />
Fışkıran hâk-i remîminden bütün nur-i nigâh!<br />
Nâzeninler yalü bâlinden nişandır her kiyah…<br />
Serviler Mevlâya yükselmiş birer berceste ah,<br />
Hufreler Mevlâdan inmiş en emin bir hâbgâh.
</p></blockquote>
<p>Ey mezarlık; senin derununda binlerce ay yüzlü gizlenmiştir. Çürümüş toprağından bütün göz nuru fışkırmaktadır. Her otun, nazlı güzellerin boy ve boslarından nişandır. Servilerin Allah’a yükselmiş derunî birer ah, çukurların da Mevlâdan inmiş emin ve tecavüzden mâsun bir uyku yeridir.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<blockquote><p><b>Mezar Taşlarının Dili</b><br />
&#8230;.</p>
<p>Yahya Kemal, memleketin nüfusundan söz edildiği zaman, ölüleri de hesaba katmak gerektiğini söylermiş. Haklıdır. Coğrafya, üzerinde yaşayanların etleri ve kemikleriyle karıla karıla vatanlaşır. </p>
<p>Mezarlar ve mezarlıklar, aslında bu sancılı vatanlaşma macerasının somut şahitleridir. Her mezar, bu toprağa basılmış bir mühür ve tarihe düşülmüş bir not olarak görülmelidir. </p>
<p>&#8220;Şahide&#8221;, sadece mezarda yatanın kimliğine değil, bir medeniyete, bir var oluşa da şahitlik eder. Bu bakımdan mezarlıkları yok etmek, nüfus kayıtlarını silmek gibi, bir çeşit soykırımdır. </p>
<p>Yok olan mezarlar ve mezarlıklarla birlikte, ne yazık ki, bu coğrafyada yaşayanlar ve yaşananlar hakkında en sahih bilgiler de uçup gidiyor. Bir kültürün tarihini mezarlıklardan yola çıkarak yazmak mümkündür. Ömrünü Osmanlı mezarlıklarını araştırmaya vakfetmiş &#8220;deli&#8221;lerden olan Fâzıl İsmail Ayanoğlu, <b>&#8220;Ortada mevcut yüksek san&#8217;at âbidelerimiz -faraza- olmasaydı bile, mezarlıklarımızda bulunan nihayetsiz eserler, bu milleti medeniyet göklerine çıkarmağa kâfi gelirdi.&#8221;</b> diyordu. </p>
<p>Özellikle Osmanlı mezarlıkları, bugüne taşıdıkları zengin bilgiler bir yana, benzersiz sanat eserlerinin sergilendiği galeriler gibidir. </p>
<p>Mezar taşlarını ayak izleri gibi takip etmek suretiyle bir kültürün yaygınlığı hakkında fikir edinmek de mümkündür. Bir mezarın mimarisi ve tezyinatı, hangi dönemde yapıldıysa o dönem hakkında sahih bir belge niteliğindedir. Ayrıca süslemelerin ikonografik anlamları çözülerek din ve mezhepler tarihinin karanlık noktaları aydınlatılabilir. </p>
<p>Mezar taşı kitabelerini de, bir ülkenin siyasî, iktisadî ve kültürel tarihi, hatta savaşlar, istilâlar, depremler, yangınlar vb. hakkında bilgi kaynakları olarak kullanmak mümkündür. Bu kitabelerdeki dil bile, yapıldıkları devrin tercihleri hakkında ipuçları taşır. 14. yüzyıldan itibaren Türkçe yazılmaya başlanan mezar taşı kitabeleri, Osmanlı kimliğinin bir göstergesi değil midir? </p>
<p>Öte yandan, mezar taşı kitabelerinden yola çıkarak hat sanatındaki; motif yapısını ve üslûpları inceleyerek tezyinattaki değişmeler, tercihler ve modalar kronolojik olarak takip edilebilir. Bu bakımdan mezar taşları hat sanatı ve tezyinat tarihi açısından da büyük önem taşımaktadır. Bazı kitabeler, büyük hattatların imzalarını taşıdığı için ayrıca önemlidir; bazı mezar taşları da isimleri başka türlü kayda geçmemiş hattatlar, mimarlar, hakkâklar vb. hakkında yegâne bilgi kaynağıdır. </p>
<p>Osmanlı mezarlıklarının bugüne taşıdıkları bilgiler açısından insanlık tarihinde benzersiz olduğu bilinen bir gerçek. Mezar taşlarının dilini bilen biri, üzerinde hiçbir yazılı kayıt olmasa bile, süslemelerinden, kavuğun şeklinden vb. hem o mezarda yatan kişinin kimliği, hem de yaşadığı devir hakkında şaşılacak zenginlikte bilgiye ulaşabilir. </p>
<p>Şunu unutmamak gerekir: Tarihî eserlerin kayda geçirilmiş olması, takibi kolaylaştırdığı için, soyguncular açısından caydırıcı olmaktadır. O halde, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Vakıflar İdaresi ve belediyeler, ülke çapında bir seferberlik ilân ederek bütün tarihî mezarlıkları kayıt altına almalıdırlar. </p>
<p>Aksi takdirde talan bütün hızıyla devam edecektir.</p>
</blockquote>
<p>Teşekkür eder, saygılar sunarım.</p>
<p>ve sâir&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Mehmet Yılmaz tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/02/06/istanbul-mezar-taslari/#comment-12383</link>
		<dc:creator>Mehmet Yılmaz</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 07 Feb 2008 10:10:42 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/02/06/istanbul-mezar-taslari/#comment-12383</guid>
		<description>"Bizans’a üvey evlat muamelesi yapılıyor"

Buraya katiliyorum, "Kahpe" Bizansli oldugunu söyleyecek kadar cesur kimse çok az. Oysa Osmanli mimarisi ne kadar da bizans kiliselerinden etkilenmis. Sanat tarihi vb okumadigim için fazla iddiali konusamam ama Orta asya Türk mimarisi yer yer iran ve hint mimarisini hatta daha da doguda çin mimarisini hatirlatiyor.

Bu da gayet mantikli zira her uygarlik birbirinden beslenir hem de sadece mimari konuda degil.

Bir de "Islamî" bir örnek vereyim, ortodoks yunanli bir hocamin babasi vefat ettiginde Paris'teki bir kilisede özel bir törene davet ettiler beni. Sonradan anladim ki bizim Mevlid'in aynisiydi. Zira cenaze çoktan kalkmisti Yunanistan'da. Bizim Asureye çok benzeyen bir yemek ve mevlüt sekerleri dagitildi. Dahasi okunan dua degil ilahî tarzi eserlerdi ve çok güzeldi.

Ister bizans müzigi diyelim ister osmanli, sonuçta bizdeki makamlari andiran enfes bir müzik dinledik.

Bizans deyince aklima Soeur Marie Keyruz adiyla taninan bir rahibe geliyor. Suriye'de ve Yunanistan'da müzik egitimi almis bir rahibe.

Dinlerken insanin tüylerinin ürpermemesi imkansiz. Arapça ilahiler de okuyor ve bizim kulaklarimiza pek de yabanci olmayan RABB gibi kelimeler geliyor her nedense:)


Neyse, buradan bir ilahi dinlemenizi tavsiye ederim : http://www.youtube.com/watch?v=9QCZc2A1p7Y&#038;feature=related
Görüntüler çok iç açici degil, zannederim Keyrouz istemezdi böyle bir montaj yapilmasini zira sark hiristiyanlari
katolikler kadar baglanmamislardir Hz Isa'nin çektigi eziyetlere.

Burdan ise kendisiyle yapilan bir röportaji görmek mümkün. Ancak kaydin sonunda fazla Oksidentalize edilmis bir eser var ki çok iyi degil.
http://www.youtube.com/watch?v=guSizFSOksQ


Bütün bizanslilara saygilarimla :)
</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;Bizans’a üvey evlat muamelesi yapılıyor&#8221;</p>
<p>Buraya katiliyorum, &#8220;Kahpe&#8221; Bizansli oldugunu söyleyecek kadar cesur kimse çok az. Oysa Osmanli mimarisi ne kadar da bizans kiliselerinden etkilenmis. Sanat tarihi vb okumadigim için fazla iddiali konusamam ama Orta asya Türk mimarisi yer yer iran ve hint mimarisini hatta daha da doguda çin mimarisini hatirlatiyor.</p>
<p>Bu da gayet mantikli zira her uygarlik birbirinden beslenir hem de sadece mimari konuda degil.</p>
<p>Bir de &#8220;Islamî&#8221; bir örnek vereyim, ortodoks yunanli bir hocamin babasi vefat ettiginde Paris&#8217;teki bir kilisede özel bir törene davet ettiler beni. Sonradan anladim ki bizim Mevlid&#8217;in aynisiydi. Zira cenaze çoktan kalkmisti Yunanistan&#8217;da. Bizim Asureye çok benzeyen bir yemek ve mevlüt sekerleri dagitildi. Dahasi okunan dua degil ilahî tarzi eserlerdi ve çok güzeldi.</p>
<p>Ister bizans müzigi diyelim ister osmanli, sonuçta bizdeki makamlari andiran enfes bir müzik dinledik.</p>
<p>Bizans deyince aklima Soeur Marie Keyruz adiyla taninan bir rahibe geliyor. Suriye&#8217;de ve Yunanistan&#8217;da müzik egitimi almis bir rahibe.</p>
<p>Dinlerken insanin tüylerinin ürpermemesi imkansiz. Arapça ilahiler de okuyor ve bizim kulaklarimiza pek de yabanci olmayan RABB gibi kelimeler geliyor her nedense:)</p>
<p>Neyse, buradan bir ilahi dinlemenizi tavsiye ederim : <a href="http://www.youtube.com/watch?v=9QCZc2A1p7Y&#038;feature=related" rel="nofollow">http://www.youtube.com/watch?v=9QCZc2A1p7Y&#038;feature=related</a><br />
Görüntüler çok iç açici degil, zannederim Keyrouz istemezdi böyle bir montaj yapilmasini zira sark hiristiyanlari<br />
katolikler kadar baglanmamislardir Hz Isa&#8217;nin çektigi eziyetlere.</p>
<p>Burdan ise kendisiyle yapilan bir röportaji görmek mümkün. Ancak kaydin sonunda fazla Oksidentalize edilmis bir eser var ki çok iyi degil.<br />
<a href="http://www.youtube.com/watch?v=guSizFSOksQ" rel="nofollow">http://www.youtube.com/watch?v=guSizFSOksQ</a></p>
<p>Bütün bizanslilara saygilarimla <img src='http://www.derindusunce.org/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /></p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>snowqueen tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/02/06/istanbul-mezar-taslari/#comment-12382</link>
		<dc:creator>snowqueen</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 07 Feb 2008 08:45:07 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/02/06/istanbul-mezar-taslari/#comment-12382</guid>
		<description>&lt;strong&gt;Walla Osmanli ninelerimizin basörtüsünden bile korkup AnitKabir’e saklanmaya gidenlere bir de ondan önceki büyüklerimizden bahsetsek herhalde altlarina ederler.&lt;/strong&gt;

Aslında pek öyle değil. Örneğin "Mavi Anadolucu"lar diye bir grup vardı.halka rağmen değil, halkla beraber halk için anlayışının temsilcileri denilebilir. Benimsedikleri milliyete veya dine bağlı bir kültür olgusu değil, coğrafyaya bağlı bir kültür olgusuydu.

Ne Rumu, Ermeniyi yadsıyan bir kültür anlayışına ne de kültürü sadece "islami"olana indirgeyen başka bir anlayışa ne de yüzünü sürekli Orta Asya'ya dönen bir anlayışa ihtiyacımız yok.

Konya'da camilerden başka kaç kişi gidip Çatalhöyük'ü gezdi?

Bizans'a üvey evlat muamelesi yapılıyor, Murat Belge'nin dediği gibi sistemli olarak yok ediliyor.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Walla Osmanli ninelerimizin basörtüsünden bile korkup AnitKabir’e saklanmaya gidenlere bir de ondan önceki büyüklerimizden bahsetsek herhalde altlarina ederler.</strong></p>
<p>Aslında pek öyle değil. Örneğin &#8220;Mavi Anadolucu&#8221;lar diye bir grup vardı.halka rağmen değil, halkla beraber halk için anlayışının temsilcileri denilebilir. Benimsedikleri milliyete veya dine bağlı bir kültür olgusu değil, coğrafyaya bağlı bir kültür olgusuydu.</p>
<p>Ne Rumu, Ermeniyi yadsıyan bir kültür anlayışına ne de kültürü sadece &#8220;islami&#8221;olana indirgeyen başka bir anlayışa ne de yüzünü sürekli Orta Asya&#8217;ya dönen bir anlayışa ihtiyacımız yok.</p>
<p>Konya&#8217;da camilerden başka kaç kişi gidip Çatalhöyük&#8217;ü gezdi?</p>
<p>Bizans&#8217;a üvey evlat muamelesi yapılıyor, Murat Belge&#8217;nin dediği gibi sistemli olarak yok ediliyor.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Mehmet Yılmaz tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/02/06/istanbul-mezar-taslari/#comment-12379</link>
		<dc:creator>Mehmet Yılmaz</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 07 Feb 2008 02:16:30 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/02/06/istanbul-mezar-taslari/#comment-12379</guid>
		<description>&lt;strong&gt;İstanbul’un mezar taşları sadece Osmanlı değil.(SnowQueen)&lt;/strong&gt;

Walla Osmanli ninelerimizin basörtüsünden bile korkup AnitKabir'e saklanmaya gidenlere bir de ondan önceki büyüklerimizden bahsetsek herhalde altlarina ederler.

Bkz. Kürtçeyi yasaklayan darbecilere ve gene Bkz. Hristiyan fobisini körükleyen sözde "solcu" Cumhuriyet'e ve gene Bkz. Rum ve Ermenilerin vakiflarina 1970'lerden beri el koyanlara ve gene Bkz. ekümenlik taninacak diye kiyamet koparan CHP'ye, Ruhban okulundan korkan düdük makarnalarina!!!

Yoksa biz Türkler o kadar cesur degil miyiz ????</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İstanbul’un mezar taşları sadece Osmanlı değil.(SnowQueen)</strong></p>
<p>Walla Osmanli ninelerimizin basörtüsünden bile korkup AnitKabir&#8217;e saklanmaya gidenlere bir de ondan önceki büyüklerimizden bahsetsek herhalde altlarina ederler.</p>
<p>Bkz. Kürtçeyi yasaklayan darbecilere ve gene Bkz. Hristiyan fobisini körükleyen sözde &#8220;solcu&#8221; Cumhuriyet&#8217;e ve gene Bkz. Rum ve Ermenilerin vakiflarina 1970&#8242;lerden beri el koyanlara ve gene Bkz. ekümenlik taninacak diye kiyamet koparan CHP&#8217;ye, Ruhban okulundan korkan düdük makarnalarina!!!</p>
<p>Yoksa biz Türkler o kadar cesur degil miyiz ????</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>yigit tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/02/06/istanbul-mezar-taslari/#comment-12377</link>
		<dc:creator>yigit</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 07 Feb 2008 00:24:23 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/02/06/istanbul-mezar-taslari/#comment-12377</guid>
		<description>canım her sıkıldığında arkeoloji müzesine giderim. dünyanın en güzel müzesi bence orasıdır. bu arada eski anadolu medeniyetlerden kalma içecek kaplarının sapı oldukça ilginçtir. kimisinin tutacağı yandadır (cezve gibi) kimisinin ki ise geridedir (çaydanlık gibi). bunun sırrını çözmüş değilim. içeride sıvının sıcaklığı ile ilgili olsa gerek.
bu arada ne zaman yabanı bir arkadaşa istanbul u gezdirsem hemen mezar taşlarının fotoğraflarını çekmeye başlarlar. gerçekten çok güzel şeyler. insan ne güzel medeniyette yaşıyorum diyor, günün bütün kavgalarını unutuyor.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>canım her sıkıldığında arkeoloji müzesine giderim. dünyanın en güzel müzesi bence orasıdır. bu arada eski anadolu medeniyetlerden kalma içecek kaplarının sapı oldukça ilginçtir. kimisinin tutacağı yandadır (cezve gibi) kimisinin ki ise geridedir (çaydanlık gibi). bunun sırrını çözmüş değilim. içeride sıvının sıcaklığı ile ilgili olsa gerek.<br />
bu arada ne zaman yabanı bir arkadaşa istanbul u gezdirsem hemen mezar taşlarının fotoğraflarını çekmeye başlarlar. gerçekten çok güzel şeyler. insan ne güzel medeniyette yaşıyorum diyor, günün bütün kavgalarını unutuyor.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>arif tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/02/06/istanbul-mezar-taslari/#comment-12375</link>
		<dc:creator>arif</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 06 Feb 2008 22:00:52 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/02/06/istanbul-mezar-taslari/#comment-12375</guid>
		<description>Elinize sağlık. Çok güzel olmuş. Bu dizelere tarih düşürmek deniyor. Harflerin ebced hesabıyla değeri üzerinden yazılan dizelerle bir tarihe atıfta bulunuluyor ki; bu mezar taşlarında vefat tarihi olmalı. Ölümün bu denli zarif ve mütevazi bir taçla süslenmesi, ölmeden önce ölmenin hazzını yaşatmak amaçlımı idi ecdadımızda diye düşündüm birden.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Elinize sağlık. Çok güzel olmuş. Bu dizelere tarih düşürmek deniyor. Harflerin ebced hesabıyla değeri üzerinden yazılan dizelerle bir tarihe atıfta bulunuluyor ki; bu mezar taşlarında vefat tarihi olmalı. Ölümün bu denli zarif ve mütevazi bir taçla süslenmesi, ölmeden önce ölmenin hazzını yaşatmak amaçlımı idi ecdadımızda diye düşündüm birden.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>snowqueen tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/02/06/istanbul-mezar-taslari/#comment-12368</link>
		<dc:creator>snowqueen</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 06 Feb 2008 15:42:37 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/02/06/istanbul-mezar-taslari/#comment-12368</guid>
		<description>dün İstanbul Arkeoloji müzesindeydim.
Arkeoloji müzesinin neredeyse tamamı mezar stelleri, süslemeleri, mezarların içinden çıkan kapkacaklar ve süs eşyaları, lahitlerle dolu.

Gittiniz mi bilmiyorum ama bahçe kısmı tamamen antik mezar stellerine ayrılmış. Mezar taşlarının üzerinde cenaze yemeklerinden veda sahnelerine bir çok betimleme var.
Belli ki unutulmaya yüz tutmuşlar. 

İstanbul'un mezar taşları sadece Osmanlı değil.
Fikirtepeden Üsküdara neredeyse paleolitik devirlere kadar mezar gömüleri, Roma ve Bizans'a ait binlerce mezar taşları ve binlerce anlam var.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>dün İstanbul Arkeoloji müzesindeydim.<br />
Arkeoloji müzesinin neredeyse tamamı mezar stelleri, süslemeleri, mezarların içinden çıkan kapkacaklar ve süs eşyaları, lahitlerle dolu.</p>
<p>Gittiniz mi bilmiyorum ama bahçe kısmı tamamen antik mezar stellerine ayrılmış. Mezar taşlarının üzerinde cenaze yemeklerinden veda sahnelerine bir çok betimleme var.<br />
Belli ki unutulmaya yüz tutmuşlar. </p>
<p>İstanbul&#8217;un mezar taşları sadece Osmanlı değil.<br />
Fikirtepeden Üsküdara neredeyse paleolitik devirlere kadar mezar gömüleri, Roma ve Bizans&#8217;a ait binlerce mezar taşları ve binlerce anlam var.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>fizikci tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/02/06/istanbul-mezar-taslari/#comment-12366</link>
		<dc:creator>fizikci</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 06 Feb 2008 14:13:49 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/02/06/istanbul-mezar-taslari/#comment-12366</guid>
		<description>Geçmişle bağımızın koparıldığı tarihten sonra mezar taşlarımız nasıl da ruhsuz oldu!

Küçükken evimiz Selimiye'de Karacaahmet mezarlığının karşısındaydı. Mezarlık zaman zaman oyun yerimiz olurdu. Her ne kadar okuduğumuz ilkokulda geçmişimize dair "astığı astık, kestiği kestik hain padişah"lardan başka birşeyden bahsedilmese de, Karacaahmet'in kadim mezar taşları buna sessizce itiraz ediyor, bizi daha sonra kendisine çekecek bir ruh üflüyorlardı.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Geçmişle bağımızın koparıldığı tarihten sonra mezar taşlarımız nasıl da ruhsuz oldu!</p>
<p>Küçükken evimiz Selimiye&#8217;de Karacaahmet mezarlığının karşısındaydı. Mezarlık zaman zaman oyun yerimiz olurdu. Her ne kadar okuduğumuz ilkokulda geçmişimize dair &#8220;astığı astık, kestiği kestik hain padişah&#8221;lardan başka birşeyden bahsedilmese de, Karacaahmet&#8217;in kadim mezar taşları buna sessizce itiraz ediyor, bizi daha sonra kendisine çekecek bir ruh üflüyorlardı.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>

