Alevi Usulü Engizisyon
By Mustafa Akyol on Oca 14, 2008 in Makale
[14 Ocak 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Ben kendimi bildim bileli bu ülkedeki Aleviler Diyanet’in Sünni yapısından şikayetçidir. Ve bunda haklıdırlar: Onların da ödediği vergilerle finanse edilen Diyanet, sadece Sünni itikadına göre hizmet vermekte, öteki “İslam yorumu”nu adeta yok saymaktadır.
Alevilerin bu şikayetini anlar ve haklı bulurum, ama bir hükümet bu işe çözüm bulmak için adım atınca, bazılarının “hayır istemeyiz” diye ayağa kalkmasını, dahası hükümetin uzattığı eli sıkanları aforoz etmesini anlayamadım.
Kast ettiğim el, Ak Parti’nin Alevi milletvekili Reha Çamuroğlu’nun öncülüğünde ve Abdal Musa Vakfı’nın desteğiyle geçen cuma günü düzenlenen “Alevi iftarı”. Malum, bu yemeğe Başbakan Erdoğan’ın yanında dokuz bakan ve elli kadar Ak Partili milletvekili katıldı. Aylardır tartışılan iftar, hükümetin “Alevi meselesinde açılım” çabasının ilk adımıydı.
Ama bir dizi Alevi derneği ve “eşrafı”, bu açılımı “Alevileri AKP’lileştirme operasyonu” diye boykot etti. Dahası 12 Alevi dedesi, iftara katılanları “düşkün” ilan etti. Bu, bir tür “dinden çıkarma.”
Bu radikal tepki, hem siyasi hem de dini yönden yanlış. Siyaseten, uzatılmış bir eli geri çevirmenin hiç bir anlamı yok. Bazıları “Ak Parti’nin Alevi oylarına göz diktiğini” söylüyor. Ne var bunda? Elbette dikecek. Demokratik siyasetin özü, hizmet ederek oy kazanmaktır. AK Parti “Alevi kesimin sorunlarını da çözelim, onların da desteğini alalım” diyorsa, çok doğru bir şey yapıyor demektir. Siyasetçinin zararlısı, gücünü oy sandıklarından değil, bürokrasi koltuklarından alanıdır.
İşin daha da vahim kısmı, “aforozcu” Alevi dedelerinin siyasi bir amaç uğruna dini bir kavramı istismar etmeleri.
Bunun bir örneği Türk siyasetinde daha önce de yaşanmıştı. 1966’da bir grup Alevi iş adamı, emekli asker ve hukukçu tarafından kurulan Birlik Partisi içinde zamanla bir “sağ” bir de “sol” kanat ortaya çıkmıştı. Sol kanat, parti esaslarına “dinsel inançlarla materyalist felsefelere aynı ölçüde saygı duyulduğu” gibi bir laf eklemiş, dönemin en etkin sosyalist partisi olan Türkiye İşçi Partisi’ne yakın bir söylem tutturmuştu. Partinin sağ kanadı ise, “komünizm”den rahatsızdı. 1970’te bu “sağcı Aleviler” arasından beş milletvekili Adalet Partisi hükümetine güven oyu verdi. Bunun üzerine partiden atıldıkları gibi “düşkün” ilan edildiler. Haklarında “Beş Yol Düşkünü” diye kitap bile yazıldı.
Yani, daha geleneksel ve muhafazakar olan Aleviler, “materyalizm”e meraklı olanlarca “dinen” aforoz edilmişti!
Bugün Ak Parti’ye gösterilen tepki, o zaman Adalet Partisi’ne köpüren “sol Alevi bağnazlığın” bir devamı gibi duruyor. Hükümet, yine de elini uzatmaya ve Alevi vatandaşlarımızın sorunlarına çözüm aramaya devam etmeli. Umulur ki “engizisyon dedeleri” de hatalarını anlar ve bundan döner.
Bir de bu kıssadan daha genel bir hisse çıkarmak gerek: “Düşkün” suçlamasının çok daha keskin ve tehlikeli bir örneğinin Sünni İslam’da da olduğunu biliyoruz. Bir insanı veya grubu “tekfir etmek” yani “kafir saymak”, ne yazık ki hem geçmişte hem de bugün İslam toplumlarına çok zarar veren bir bağnazlık. Bunun altında ise, aslında dini kaygılardan çok siyasi çıkarlar var. Çünkü bir insana “sen artık Müslüman değilsin” demenin doğal sonucu “Müslüman benim ve bu iş benden sorulur” demek. Bunun “Allah katında” hiç bir değeri yok, ama insanlar arasında önemli bir güç ve iktidar getirisi var. “Tekfirciler”in üstünü kazıyın, hep bunu görürsünüz. Gerçek derdi “Allah rızası” olan ise, onu-bunu tekfir etmekle değil, doğru bildiği yolda “hizmet etmek”le uğraşır.
Kitap tanıtan kitap 1
Kitap okumak… Jean Paul Sartre, Nazan Bekiroğlu, Toshihiko Izutsu, Henri Bergson, Mustafa Kutlu, Dostoyevski, Elif Şafak, Clausewitz, Sadık Yalsızuçanlar, Alber Camus ile sohbet etmek… Suyun resmine bakmakla yetinmeyen, su içmek isteyenler için var kitaplar. Mesnevî var, El-Munkızü Min-ad-dalâl, Kitab Keşf al Mânâ, Er-Risâletü’t-tevhîd var. Elinizdeki bu kitap Derin Düşünce yazarlarının seçtiği kitapların tanıtımlarını içeriyor. Bizdeki yansımalarını, eserlerin ve yazarların bıraktığı izleri. Farklı konularda 44 kitap, 170 sayfa. Zaman’a ayıracak vakti olanlar için… Buradan indirebilirsiniz.
Aydın kimdir? Muhafaza’nın ve Değişim’in kimyası
Aydın konusu gerçekten sorunlu görülüyor. Her ideoloji, her grup kendi liderini, kahramanını aydını ilan ediyor çünkü. Tam da bu sebeple tanımından önce başka bir sıfata daha ihtiyaç duyuluyor: Reformist aydın, muhafazakar aydın, Kürt aydını, Türk aydını, vs.. Kısacası “aydın olmak” hem toprak(toplum) hem de tohum(aydın) gibi üzerinde durulup incelenmesi yazılıp çizilmesi gereken bir kavram. Değişimin adresi kabul edilen Aydın’ın tanımı konusunda muhafazakar olunabilir mi?” 130 sayfalık bu kitapta modernleşme sürecinde Aydın’ı ve Aydınlanma’yı sorgulayan bakış açıları bulacaksınız. Ama teori ile yetinmeyen, fikrin eyleme dönüşmesini, Cumhuriyet’i, demokrasiyi ve sivil itaatsizlik olgusunu da sorgulayan yazılar bunlar. Buradan indirebilirsiniz.
İslâmcılık, Devrim ile Demokrasi Kavşağında
Müslümanca yaşamak için devletin de “Müslüman” olması mı gerekiyor? Bu o kadar net değil. Çünkü İslâm’ın gereği olan “kısıtlamaları” insan en başta kendi nefsine uygulamalı. Aksi takdirde dinî mecburiyet ve yasakların kanun gücüyle dayatılması vatandaşı çocuklaştırıyor ister istemez. İyi-kötü ayrımı yapmak, iyiden yana tercih kullanacak cesareti bulmak gibi insanî güzellikler devletin elinde bürokratik malzeme haline geliyor. 21ci asırda Müslümanca yaşamak kolay değil. Yani İslâm’ın özüne dair olanı, değişmezleri korumak ama son kullanma tarihi geçmiş geleneklerden kurtulmak. AKP’yi iktidara taşıyan fikrî yapıyı, Demokrasi-İslâm ilişkisini, İran’ı ve Milli Görüş’ü sorguladığımız bu kitabı ilginize sunuyoruz. Buradan indirebilirsiniz.
“…Geçip gitmiş olmasa “geçmiş” zaman olmayacak. Bir şey gelecek olmasa gelecek zaman da olmayacak. Peki nasıl oluyor da geçmiş ve gelecek var olabiliyor? Geçmiş artık yok. Gelecek ise henüz gelmedi. Şimdiki zaman sürekli var ise bu sonsuzluk olmaz mı? ” diyordu Aziz Augustinus. Zira kelimeler yetmiyordu. “Zaman Nedir?” sorusuna cevap verebilmek için kelimelerin ve mantığın gücünün yetmediğı sınırlarda Sanat’tan istifade etmek gerekliydi : Sinema, Resim ve Fotoğraf sanatı imdadımıza koştu. Ama felsefeyi dışlamadık: Kant, Bergson, Heidegger, Hegel, Husserl, Aristoteles… Bilimin Zaman’a bakışına gelince elbette Newton’dan Einstein’a uzandık. Bilimsel zamandan başka, daha insanî ve MUTLAK bir Zaman aradık. Delâilü’l-İ’câz, Mesnevî, Makasıt-ül Felasife , Telhis-u Kitab’in Nefs ve Fütuhat-ı Mekiyye gibi eserler Zaman-İnsan ilişkisine bambaşka perspektifler açtı. Zaman’ın kitabını buradan indirebilirsiniz.
Evet… Tarih şaşırmaktır. Atatürk’e şaşırmak, Kürtlere şaşırmak, Lozan’a şaşırmaktır. Geçmişe hayret edip bugüne eleştirel bakabilmek, yarını hazırlamaktır Tarih. Geçmişe değil geleceğe dönüktür amacı. Özetle siyasî bir propaganda aygıtı değildir. Gaz vermek, “Asker millet” üretmek, atalarımızla gurur duymak için tarih araştırılmaz. Eğer resmî tarihin beyin yıkamasından bıktıysanız bu kitap ilginizi çekecektir… Buradan indirebilirsiniz.
Kendi ülkesini işgal eden ordu
Hiç bir yeri işgal edemeyen ordular kendi ülkelerini işgal ederler. Çünkü bir ordunun ayakta durması için insan emeği ve maddî destek gereklidir. Beceriksiz ordular disiplinsiz olduklarından YABANCI DÜŞMAN ile savaşamazlar. Kolayca yenebilecekleri İÇ DÜŞMANLAR uydururlar ve bu bahane ile kendi ülkelerini işgal ederler. Başbakan asarlar. Milletvekillerini hapse atarlar. Korumakla yükümlü oldukları halkı işkenceler altında inletirler. İşgalciler kimseye hesap vermezler. Halkın isyan etmesine engel olmak için “etrafımız düşmanla çevrili” diyerek KORKU PROPAGANDASI yaparlar. Eleştirilerden uzak kalmak için farklı inançlardan ve kültürlerden olan insanların birbirine düşman olması da bu eşkiyaların işine gelir. Bu sebeple terörü destekleyebilir hatta teröristlere silah ve para yardımında bulunabilirler. Okuyacağınız kitap kendi ülkesini işgal etmiş bir ordunun kısa tarihidir. Buradan indirebilirsiniz.
3 [?]




17 Yorum
Yazan:MY Tarih: Oca 15, 2008 | Reply
Aslinda “Alevi inanci/itikadi/yorumu” denen 5-6 temel inanç var Anadolu’da. Magdur azinlik kimligi, ucuz siyasi rant pesinde kosanlarin isine geliyordu. bazi partilerin arkasinda birlestirmeye yariyordu “Alevi” denen oylari. “Laiklik elden gidiyor” çigliklarina artik kulaklarini tikiyor birey oldugunun farkina varan insanlar. Iran olma fobisi Sisli-nisantasi semtleri disinda görülmüyor artik.
Aleviler de hakli olarak soruyorlar : “Hangi parti daha çok hizmet eder bana? (bize degil)”
Eski yöntemlerle Alevi oylarini avlama hayali pesinde kosanlar sunu sormalilar kendilerine “Neden Ermeni asilli Türkler ve Musevîler AKP’ye oy verdi?”
Yazan:fuatogl Tarih: Oca 15, 2008 | Reply
Ben anladım. Adamların kurumlarını, en temel taleplerini tanımadan yemeğe çağırmak nedir? Adamı önce adam yerine koy, sonra yemeğe çağır. “E ama arada buz eritip bunları konuşsalar yol açsalar fena mı olur?” gibi birşey denebilir belki. O zaman, zaman içinde sergilenen tavra bakmak gerekir, böyle bir samimiyet var mı? Alevilerin büyük kesimi pek yok diye düşünüyor olmalı.
Yazan:MY Tarih: Oca 15, 2008 | Reply
@FuatOgl,
Isteyen istedigi gibi düsünür tabi de digerlerini “düskün” ilân etmek ayip degil mi?
Meselâ Almanya’da yasayan Türklerle diyalogu arttirmak için iktidar partisi bir Ramazan yemegi verse (oy hesabi yaptigini da varsayalim) ve gitMEyen Türkler gidenleri kâfir/vatan haini ilân etseler ayip etmis olmazlar mi?
Zaten siyasî hayat dediginiz nedir? Hersey karsilikli çikarlar üzerine degil mi? her parti oy ister. Ama kimi karsiliginda hizmet verir, kimi nutuk.
Almanya Türkleri örnegine geri dönecek olursak meselâ çifte vatandaslik ya da Ermeni Katliami gibi konularda Türkler lobi yapabilirler eger iktidar partisiyle iyi anlasirlarsa.
Bakin ABD’de 10 milyon Müslüman var ve bundan çok daha az Yahudi. Belki 1 milyondan azdir. (Galiba Bütün ISrail’de 7 milyon, dünyada da bir o kadar daha)
Ama Amerikali senatörlerin son bir yilda katildiklari aksam yemeklerinin davetli listesini çikarsak herhalde Yahudilerin sayisi çok daha fazla olacaktir.
Yazan:Mehmet Yılmaz Tarih: Oca 15, 2008 | Reply
Alevîler kilo alacak bu gidisle :))
Baykal CHP’de aşure kaynatacak
RADİKAL - ANKARA - Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ‘Alevi açılımı çercevesi’nde birbiri ardına mesajlar verirken, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal da geri kalmıyor.
Baykal, Alevi örgütlerinin yöneticileri ve önderlerini, parti genel merkezindeki aşureye davet etti. Alevi örgütlerinin yöneticileri ve önderlerine mektup gönderen Baykal, geçen yıl olduğu gibi bu yıl da genel merkezde aşure kaynatılacağını belirtti. Baykal’ın alevi cemaatinin önde gelenlerine gönderdiği davet mektubu şöyle: “Bir insanlık suçu olan Kerbela’nın acısını yüreğinde hisseden, yasını, orucunu tutan sevgili kardeşim. Kerbela bir insanlık utancıdır. Böylesine büyük acılar, bir olarak, iri olarak, diri olarak, kardeşlik duygularını pekiştirerek, yardımlaşarak, dayanışarak göğüslenir. Bu anlayışla geçen yıl olduğu gibi bu yıl da genel merkezimizde aşure kaynatacağız. 23 Ocak Salı günü sizi, sizleri aşuremizi paylaşmaya davet ediyor, sevgiler, saygılar sunuyorum.”
Yazan:Kerem Tarih: Oca 15, 2008 | Reply
Biraz uzun ama sonuna kadar okumanizi tavsiye ederim :
Aleviler AK Parti’ye oy verirdi ama
Çevresi üç Alevi köyüyle çevrili bir köyde dünyaya geldim. Bugüne kadar da hemen her alanda Alevilerle içli dışlı bir hayat geçirdim. Alevilerle Sünnilerin ilişkilerini bilenlerden olduğumu zannediyorum.
Anadolu’daki Alevi Sünni ilişkileri hem iyidir hem kötüdür.
devam : http://www.yenisafak.com.tr/yazarlar/?t=15.01.2008&y=ResulTosun
Yazan:Balbazar Tarih: Oca 15, 2008 | Reply
Ise su yonden de bakilabilir: Aleviler “salak” ya da “kotu niyetli” olduklari icin mi bu kadar sert tepkiler veriyorlar, yoksa bu sozde acilimda Alevileri temelden rahatsiz eden, tatmin etmeyen cok sey oldugundan mi?
Elbette, bu topraklarin kulturuyle buyumus, siyasal Islamciligi icsellestirilmis insanlarin, yuzyillarin onyargisi ve dusmanligiyla, yukaridaki yazida da oldugu gibi, alelacele Alevilerin salak yahut kotu niyetli olduklari sonucuna varmalari, sozde “anlasilmaya”, “taninmaya”, “hizmet edilmeye” calisilan insanlari suclamaya baslamalari sasirtici degil.
Oysa, madem “anlamaya” davrandiniz, sozumona adim atiyorsunuz, ilk adimdan hemen sonra saldirmaya baslayacaginiza, “destur” deyip, “bunlar bunu neden boyle karsiladilar?” diye sorsaniza kendinize. Gercekten, “anlamaya” calissaniza.
Insanlari yuzlerce yil yok sayacak, dislayacak, hor gorecek, baski altinda tutacak, asacak, kesecek, kiyim kiyim kiyacak, daha 15 yil once otellerde yakip bugun hicbirsey olmamis gibi o otellerde kebap yiyeceksiniz…
Sonra da hicbirsey olmamis gibi, “hadi gel ben seni affettim, sen de benim gibi ol” deyip, onun da buna baliklamasina atlamasini bekleyeceksiniz…
Adam, “benim inancimda dugunle bayramla iftar acilmaz” diyor, sen adamin geleneklerine aykiri torenle, sozde gonlunu almaya calisiyorsun. Madem gonul alacaksin, once bir karsindakini dinlesene.
300 kusur Alevi orgutu varmis, bunlarin sadece 5-6’si katilmis, katilanlarin cogu da bu iftar fikri ortaya ciktiktan sonra “kuruluvermis” orgutler.
Sonucta kabahat kimde?
Elbette Alevilerde. Yuzlerce yildir oldugu gibi, yine onlarda. Sorun cikartmaktan baska birsey bilmezler zaten. Hic olmasalar da, biz de rahat etsek.
Not: Bu cirkin baslik da, “kotu soz sahibine aittir” deyisini yerine oturtmus. Ben Alevilerin hic inancindan, dusuncesinden oturu adam yaktiklarini gormedim, ama cok yakin zamanda yakildiklarini, ve bunun mesrulastirildigini, azimsandigini, unutturulmaya calisildigini gordum. Onun icin “engizisyon” naminin kime yakisacagini iyi dusunmek lazim. Sanirim Mustafa Bey, aman bunlara karsi fazla acilir sacilirsak gunaha girer, mundar oluruz diye kaygilanmis olacak ki, “engizisyon” gibi asagilayici bir terimi butun Alevi kitle orgutlerine, liderlerine bir cirpida yakistiriverip, kendi kitlesine “degismedik” guvencesini vermeyi ihmal etmemis.
Ayrica, bkz: http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=244450
Yazan:T.Suat Demren Tarih: Oca 15, 2008 | Reply
Nedense irtica tehlikeri sadece sünni müslümanlar, sünni tarikatlar sözkonusu olduğunda geçerli. Dine siyaset karışıyor, afaroz müessesesi işliyori, uzun sakallı dedeler TV lerde arzı endam ediyor vs vs. Fethi bey’in yazısısından:
Yazının tamamı burada.
Benim serbestlik, din özgürlüğü konusunda görüşlerim belli, “ne yani sen alevilerin kendilerini ifade etmelerine bozuluyor musun?” diyenin alnını karışlarım.
Benim dediğindiğim şey, Sünii İslam-Sünni tarikat duyunca al görmüş boğaya dönenlerin ikiyüzlülükleri.
Yazan:T.Suat Demren Tarih: Oca 15, 2008 | Reply
İkinci bir noktadaki tutarsızlık da şu. FG’den sözeden tartışmada biz din özgürlüğünden öğretim ve ibadethane serbestisinden sözderken ve bunun tevhid-i tedrisata dayandığını, meselenin hallolması için bunun ve diyanetin kaldırılması gerektiğini söylerken bazı arkadaşlar sünni islam korkusundan çekimser davranıyorlardı. İş alevilere gelince tanıyın bakalım önce diyorlar. Elbette bu olmalı, hem sadece alevilere de değil, diğer mezhep tarikatler de bundan yararlanmalı. Afedersiniz alevilerin bokunda boncuk yok değil mi, başka oluşumların da buna hakkı var.
Bunu biz yıllardır savunuyoruz, ama Nakşibendi Dergahı gibi bir ibadethane açılması durumunda ne yapacaklar? ya da mevlevî? Camiilerin kendi cemaatlerine bırakılmasına ne diyecekler? Hazım sorunları olacak mı?
Bu ülkede gerçek laiklik bu arkadaşların işine gelmez. Aleviler kusura bakmasınlar ama salaklık yapıyorlar evet, devletin dümenine gelmişler halen de bu dolaba konmaya devam ediyorlar. Diyaneti sanki ben kurdum da sünni islamı dayattım. Bunu yapan ittihatçı CHP ve Atatürktür. Devam ettiren de CHP geleneği. Dersimde kaç kez tepelendiler halen akılları başlarına gelmedi. Devam etsinler CHP değnekçiliğine.
Neyse, burada yazmıştım:
http://www.dusunceler.org/dusunce/2007/11/04/anlayamadigim-seyler/
Bu da son açılım ile ilgili düşüncelerim:
http://www.dusunceler.org/guncel/2007/12/11/alevi-acilimi/
Sünni İslam diyenler de bu kadar omurgalı ve tutarlı olsalar bu sorunlar hallolur ama amaç üzüm yemek değil, bağcıyı zaptu rapt altına almak. Diyanetin niçin kurulduğunu sorgulamak yeterli bunu anlamak için. Onun için daha çook tartışılır bu konu.
Yazan:Balbazar Tarih: Oca 15, 2008 | Reply
Butun fasizan ideolojilerin temel akil oyunudur: Esit olmadigi halde, kendini karsisindakiyle esit sayarak, karsisindakinin hakkini savunmasini cifte standartlilik iddiasiyla puskurtmek.
Turk milliyetcisi, birisi Kurtlerin kulturel haklarindan bahsedince hemen karsisindakinin samimiyetini sorgular: Turk irkciligina karsisin da, Kurt irkciligina neden degilsin?
Erkek egemen beyefendi, feminist kadinlara hemen yaftayi yapistirir: kadinin ustunlugunu istiyorlar.
Amerikan irkcisi, biraz olsun toplumsal esitlik saglanabilsin diye ise alimlarda zencilere oncelik taninmasi prensibine veryansin eder: Beyaz oldugum icin irk ayrimina tabi tutuluyorum.
Onun icin, Alevi inancini yuzlerce yildir bastirmis, sindirmis siyasal Islamci’nin da, Alevilere sozde acilim yaparken bile gardini alip, hemen “neden Alevilere haphup da, bize sapsup” diye sormasina cok sasmamak lazim.
Sorunun yaniti basit: Adamlarin sana kendini, senin ona, herkese yaptigin gibi dayatma, seni senin onu sindirdigin gibi sindirme sansi yok, boyle bir sey sozkonusu bile degil de ondan.
Bunu anlamak bu kadar mi zor, yoksa isimize mi gelmiyor?
Aleviler, devlet onlarin inanclarini toplumsal ifade etme haklarini da kisitladigi halde, neden Kemalizm’e bu kadar baglilarmis?
Bu sorunun yanitini gercekten arayip, anlasamak yerine “evet adamlar salak” denivermis iste. Siz degil miydiniz, “AKP’ye oy verenler salak” denmesinden bu kadar terorize olan? Yakinda, “Gobegini kasiyan Aleviler”den de bahsetmeye baslarsaniz sasirmamak lazim.
Oysa sorunuzun yanitini anlamaya calissaniz, zaten duz mantiga dayanan argumaninizin yanlisligini kendiniz anlayacaksiniz.
Buyrun:
(1) Siyasal Islamcilik tarihsel olarak Alevilige karsi toleranssiz, baskici, ve dayatmacidir.
(2) Siyasal Islamcilik, dogasi itibariyle dinsel inanc ve iliskilerin toplumsal iktidar kurmak icin kullanilmasina dayanir.
(3) Dinsel inanc ve simgelerin toplumsal, siyasi iliskilerde kullanilmasinin kisitlanmasi Siyasal Islamciligin manevra kabiliyetini kismen azalttigi icin, Alevilerin toplumsal iliskilerde daha rahat nefes almalarin saglamis, ayrimciliga ve baskiya tabi tutulmalarini kismen onlemistir.
(4) Aleviler, onyillardir kendilerine dinsel ozgurluklerin taninmasini talep etmekten, gundeme getirmekten, bunun Siyasal Islamcilar tarafindan suistimal edilerek kendilerine yonelik ayrimcilik, baski, ve asimilasyonun artmasina yol acacagi kaygisiyla sakinmislardir.
Din elbette toplumsaldir, toplumsal olarak ifadesinin saglanmasi gerekir, ve Turkiye’deki sistem bunun saglanmasi icin ideal degil. Bu sistemi degistirirken ozgurluklerin suistimal edilmesini onlemek ve farkli olanin yasama hakkini garanti etmek ise oncelik vermemiz gereken seyler. Cunku, Dimyat’a pirince giderken, evdeki bulgurdan olmak, yuzyillarin tecrubesini gozonune alirsak, bizlere cok cok zarar verecek.
Eger demokrasiden yana tavir alacaksak, once su uc temel prensibi icimize sindirmemiz gerekir:
(i) demokrasi cogunluk diktasi degil, azinligin yasama ve varolma hakkini garanti altina alan bir sistemdir,
(ii) hak ve ozgurluklerimiz, ancak baskasinin haklari ve ozgurluklerine zarar vermedigimiz surece sinirsiz olabilir,
(ii) toplumsal iliskilerde dezavantajli olanlarla avantajli olanlar, egemenlerle azinliklar ayni standartlara gore degerlendirilemezler.
Bunlari icinize sindirememisseniz, Alevilere karsi duydugunuz nefreti, boyle tek tek cumlelerinizde, kelimelerinizde, basliklarinizda gostermekle kalir, acilim macilim masallarina da kimseyi inandiramazsiniz.
Yazan:Balbazar Tarih: Oca 15, 2008 | Reply
Hem suclu, hem guclu dedikleri de bu olsa gerek.
Yemegi duzenleyip katilanlar, katilim saglamak icin fason dernek falan kurdurtanlar kim?
Bu yemegin duzenlenmesini elestirenler ve Alevi katilimina karsi cikanlar, hatta yukaridaki yazida oldugu gibi, bundan dolayi suclananlar kim?
Peki, bu yukaridaki satirlarin yazari arkadas “bu yemegin duzenlenmesini elestirmedikleri” icin kimi sucluyor?
Goren de sanacak, yemegi CHP duzenledi, Aleviler de dugunle bayramla kosa kosa gittiler.
Ses ettigin suc. Ses ettigin halde, “ses etmedigin” icin de suclusun.
“Ele gecirme”yi temel siar belleyen siyasal islamcilik, simdi de gozunu temel mantik kurallarina dikti sanirim.
Artik yaptiginizi yaptiginiz icin de yapmadiginiz icin de suclusunuz. Yerse…
Allah cumlemize akil fikir versin.
Yazan:snowqueen Tarih: Oca 16, 2008 | Reply
Dün bir televizyon kanalinda Alevi iftarina katilan ve katilmayan Alevi dernekleri(ne denirse artik)arasinda açikoturum vardi.
Arif Sag, Tayyip Erdogan’in İstanbul Belediye Baskani oldugu dönemde Karacaahmetteki yikimini anlattikça, yemege katilan bilgi üni. ögretim görevlisi Niyazi Öktem, Tayyip Erdogan’a toz kondurmamakta israrliydi. Sonunda izzettin dogan, Öktem’in Fethullah Gülen’le olan baglantisini vurguladi. (Abanttaki Alevi toplantisi da Gülen gölgesinde geçmis ne tesadüf).
Fethullahçi Kürtten sonra, fethullahçi Alevi:-)
AKP yanlisi ve karsiti olarak Aleviler neyazikki ikiye ayrilacak ve iki kesimde birbirini suçlayacak.
Yazan:Rumuzyok Tarih: Oca 16, 2008 | Reply
Selam
Niyazi Öktem Alevi kökenli değil; araçtırmacı. Alevilik üzerine araştırmaları var bildiğim kadarıyla.
Reha Çamuroğlu da bir garip adam. Anarşistmiş, komünist olmuş, sonra sosyal demokrata dönmüş, daha sonra sağa DYP’ye geçmiş; şimdi de AKP’de..
Adam sarkaç gibi, soldan sağa sallanıyor.
İçinizde Alevi kökenli var mı? Ben alevi kökenliyim; bu açılıma pek de kötü gözle bakmıyorum esasında. Yalnız Aleviliğin kendisini ifade etmesine izin verilirse, fena olmaz kanaatimce..
Bazı Aleviler acayip yobazdırlar; kendi kimliklerini çok negatif biçimde kuruyorlar. Bu yüzden bir kısım dernek bu kadar agresif.
Yazan:snowqueen Tarih: Oca 16, 2008 | Reply
Yemege Alevi kökenli olmayanlarin ve sarkaçlarin gitmesi enteresan olmus.
sorun galiba Aleviligin islam içi görülüp görülmediginde yatiyor.
Abant toplantisinda da bunun gerginligi çikmis.
Alevi kökenli degilim, ama etrafimdaki Alevilerden gözlemledigim kadariyla ‘Alevilere yeni bir elbise dikecegiz’ tavrina kiziyorlar.
ibadetlerine mum söndü oynuyorlar de, kadinli erkekli ibadetlerini ahlaksizlikla suçla birde üzerine sivasta yak, agresif olmalari çok sasirtici degil. ama tabi kendi kimligini baska bir kimlige olan düsmanliginla tanimliyorsan bu hastalikli bir duruma dönüsür.
Yazan:Rumuzyok Tarih: Oca 16, 2008 | Reply
AKP’nin verdiği bu yemeğe karşı çıkanlar, esas hedefin Aleviliği sünnileştirmek olduğunu düşünüyorlar. Haksız sayılmazlar: Dikkat ederseniz, o yemeğin adı oldu çıktı “Alevi iftarı”.. Belki bir nevi benzetme; ama kulağa tuhaf geliyor. Çünkü bu yaşıma kadar Alevilikte, oruç açmaya iftar dendiğini duymadım.
İşin gelip dayandığı yer, dediğiniz gibi: Aleviliğin İslam içi olup olmamasına: Eğer, İslami kesim içine sindirerek Aleviliği İslam içi görse, böyle “iftar” filan kelimelerini kullanmaz; Aleviliği kendi felsefesine ve kelime dağarcığına uygun olarak kavrardı. Siyasal İslam, her ne kadar içine sindiremese de, alenen “Alevilik İslam dışıdır” diyemiyor, politically correct davranıyor. Malum, toplumda hegemonya kurmak istiyorsanız, kendi söyleminize ters gelen inançları ve düşünceleri de bir şekilde kendinize mal etmeniz gerekiyor.
Bunu özel olarak AKP ile ilgili olduğu düşünmüyorum. Genelde Türkiye’deki siyasi hareketler, cemaatçidir, çoğulculuğa yer vermezler. Bu yüzden, farklılık teşkil eden insanlar ve inançları kendi anlam dünyalarına göre kavrayıp, kendilerine bir şekilde bağlamaya çalışırlar; onları oldukları gibi kabul etmekte zorlanırlar. Buna karşın, cemaatin simetriğinde duran diğer cemaat de kendi üyelerinin başka cemaate kaçmasına karşı çok hassastırlar, ve kıskanç davranırlar: Aleviler de kıskanç davranıyorlar.
İki durum da patolojik.. Ve aynı kökenden besleniyorlar.
Yazan:fuatogl Tarih: Oca 16, 2008 | Reply
Benim çok da onaylayacağım şeyler değil şahsen, cemaatci - bir şekilde dinsel motifli toplu “kararlar” sempati duyduğum birşey değil. Fakat bu, işin ayrıntısı, tali bir olay. Önemli olan tepki göstermeleri, ve çok doğal bence. Hurrra hadi iftara diye koşsalardı bence çok tuhaf olurdu. Devamında verdiğiniz örnek ise çok ilgisiz. “TC. vatandaşı” olmak ile “Alevi” olmak o şekilde karşılaştırılamaz.
Balbazar açık bir şekilde yazmış, ekleyebilecek birşey göremiyorum gerçekten.
Yazan:snowqueen Tarih: Oca 17, 2008 | Reply
“AK Parti’nin Alevi kökenli milletvekili Hüseyin Tuğcu, Aleviliğin bir din değil, meşrep olduğunu belirterek cemevlerinin camilere alternatif ibadet yeri olamayacağını söyledi. İbadethane talebini ’son derece tehlikeli’ bulduğunu belirten Tuğcu, “Bunu Marksist-ateist çizgide üç-beş kuruluş istiyor.” dedi. “Aleviler öz be öz Müslüman’dır” diyen Alevi vekil şunları söyledi: “Cemevleri, Nakşî, Kadirî, Rufaî gibi topluluklarda olduğu gibi özel buluşma yerleridir. Camiler ise Alevi-Sünni her Müslüman için genel bir mekândır. Buraya herkes gidebilir.”
Cami düşmanlığı yapan Alevilerin, İslam tarihini, Hz. Muhammed’i, Hz. Ali’yi, Ehli Beyt’i ve 12 İmam’ı bilmediklerini ifade eden Hüseyin Tuğcu, “Bunların bir kısmının kökeni araştırıldığında, ya Ermeni ya Rum çıkmaktadır.”
http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=638883
Bunlari söyleyenin bir Alevi olmasi daha da ilginç!
Yazan:kt Tarih: Şub 1, 2008 | Reply
Sayin Balbazar,
Sayin Temren’e cevaben yazdiginiz benzetme ne yazik ki cok eksik. Zira, Sayin Temren’in pozisyonu sizin benzetmenizdeki beyazin pozisyonu degildir. Onun pozisyonu kizilderilinin pozisyonudur. Neden cunku o da Kadiri tekkesi acma iradesine sahip degil. Olay bence daha cok suna benziyor. Ozgurluk isteyen siyah diyor ki, ben kendim icin ozgurluk istiyorum ama bu ozgurluk kizilderilinin isine yarayacaksa istemiyorum. Hatta ve hatta, kizilderili ozgurlesmesin diye bana baski yapan beyaza devamli destek vermeye raziyim.
Sunni diyaneti kurup aleviligi yok sayan siyasi islamci keske dinci olmasaydi da cagdas birisi olsaydi. Bir de su parti programina diyaneti kaldirmayi ekleyen partiyi kapatan dinci savci kimdihatirlayan var mi?