<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>
<channel>
	<title>Ulus-devlet BÃ¶lÃ¼m II: Ulus-devlet ne kadar ulusal? yazÄ±sÄ±na yapÄ±lan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.derindusunce.org/2008/01/13/ulus-devlet-bolum-ii-ulus-devlet-ne-kadar-ulusal/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.derindusunce.org/2008/01/13/ulus-devlet-bolum-ii-ulus-devlet-ne-kadar-ulusal/</link>
	<description>Grup platformu</description>
	<pubDate>Sun, 12 Feb 2012 12:20:04 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.2</generator>
		<item>
		<title>Ermenilerden Ã¶zÃ¼r dilemek aydÄ±n pornosu mu oldu? : Derin DÃ¼ÅŸÃ¼nce tarafÄ±ndan</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/01/13/ulus-devlet-bolum-ii-ulus-devlet-ne-kadar-ulusal/#comment-23295</link>
		<dc:creator>Ermenilerden Ã¶zÃ¼r dilemek aydÄ±n pornosu mu oldu? : Derin DÃ¼ÅŸÃ¼nce</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Dec 2008 16:11:52 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/01/13/ulus-devlet-bolum-ii-ulus-devlet-ne-kadar-ulusal/#comment-23295</guid>
		<description>[...] Ulus-devlet ne kadar ulusal? [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] Ulus-devlet ne kadar ulusal? [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>GÃ¼nah iÅŸleme Ã¶zgÃ¼rlÃ¼ÄŸÃ¼ : Derin DÃ¼ÅŸÃ¼nce tarafÄ±ndan</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/01/13/ulus-devlet-bolum-ii-ulus-devlet-ne-kadar-ulusal/#comment-19771</link>
		<dc:creator>GÃ¼nah iÅŸleme Ã¶zgÃ¼rlÃ¼ÄŸÃ¼ : Derin DÃ¼ÅŸÃ¼nce</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Sep 2008 22:40:19 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/01/13/ulus-devlet-bolum-ii-ulus-devlet-ne-kadar-ulusal/#comment-19771</guid>
		<description>[...] Ulus-devlet ne kadar ulusal? [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] Ulus-devlet ne kadar ulusal? [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Dikkat Liberalizm! Sevmeyin, Kabuklu yemiÅŸ vermeyin! (2) : Derin DÃ¼ÅŸÃ¼nce tarafÄ±ndan</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/01/13/ulus-devlet-bolum-ii-ulus-devlet-ne-kadar-ulusal/#comment-16144</link>
		<dc:creator>Dikkat Liberalizm! Sevmeyin, Kabuklu yemiÅŸ vermeyin! (2) : Derin DÃ¼ÅŸÃ¼nce</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 28 Jun 2008 20:57:40 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/01/13/ulus-devlet-bolum-ii-ulus-devlet-ne-kadar-ulusal/#comment-16144</guid>
		<description>[...] devriminden Ã¶nce, Napoleon savaÅŸlarÄ±yla baÅŸlayan dÃ¶nemden itibaren 1800 model ulus-devlet inÅŸasÄ± AtatÃ¼rk devrimlerine ilham kaynaÄŸÄ± oluÅŸturmuÅŸ bir [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] devriminden Ã¶nce, Napoleon savaÅŸlarÄ±yla baÅŸlayan dÃ¶nemden itibaren 1800 model ulus-devlet inÅŸasÄ± AtatÃ¼rk devrimlerine ilham kaynaÄŸÄ± oluÅŸturmuÅŸ bir [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Humeyni Lenin&#8217;i dÃ¶ver mi? Ulus devlet bÃ¶lÃ¼m III : Derin DÃ¼ÅŸÃ¼nce tarafÄ±ndan</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/01/13/ulus-devlet-bolum-ii-ulus-devlet-ne-kadar-ulusal/#comment-12400</link>
		<dc:creator>Humeyni Lenin&#8217;i dÃ¶ver mi? Ulus devlet bÃ¶lÃ¼m III : Derin DÃ¼ÅŸÃ¼nce</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 07 Feb 2008 23:35:15 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/01/13/ulus-devlet-bolum-ii-ulus-devlet-ne-kadar-ulusal/#comment-12400</guid>
		<description>[...] Ulus-devlet BÃ¶lÃ¼m II: Ulus-devlet ne kadar ulusal? [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] Ulus-devlet BÃ¶lÃ¼m II: Ulus-devlet ne kadar ulusal? [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>alperen gÃ¼rbÃ¼zer tarafÄ±ndan</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/01/13/ulus-devlet-bolum-ii-ulus-devlet-ne-kadar-ulusal/#comment-11887</link>
		<dc:creator>alperen gÃ¼rbÃ¼zer</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 19 Jan 2008 07:26:03 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/01/13/ulus-devlet-bolum-ii-ulus-devlet-ne-kadar-ulusal/#comment-11887</guid>
		<description>TÃœRKLÃœK SORUNLU KAVRAM MI?
ALPEREN GÃœRBÃœZER 


    YÃ¼kselen milliyetÃ§ilik her nedense paylaÅŸÄ±lamÄ±yor, her tÃ¼rden parti milliyetÃ§iliÄŸe vurgu yapÄ±yor. Kimi TÃ¼rklerin tarihte 16 devlet kurduÄŸunun gurur okÅŸayÄ±cÄ±lÄ±ÄŸÄ±ndan kendinden geÃ§erken, kimide alaycÄ± usulupla bir o kadar da devlet yÄ±kmÄ±ÅŸÄ±z karÅŸÄ±lÄ±ÄŸÄ±nÄ± veriyor, kimi milliyetÃ§iliÄŸi AtatÃ¼rk MilliyetÃ§iliÄŸi eksenine oturturken,  kimi de ulusalcÄ± ya da TÃ¼rk MilliyetÃ§iliÄŸi Ã§erÃ§evesinde meseleyi ele alÄ±yor. AnlaÅŸÄ±ldÄ±ÄŸÄ± kadarÄ±yla MilliyetÃ§ilik etrafÄ±nda cerayan eden Ã§eÅŸitlilik hergeÃ§en gÃ¼n artÄ±yor, sayÄ±sÄ±na bereket..
     Evvela ÅŸu onaltÄ± devlet olayÄ±nÄ± ele alalÄ±m neymiÅŸ bu mesele diye. Tarihe ÅŸÃ¶yle bir gÃ¶zattÄ±ÄŸÄ±mÄ±zda sÃ¶zkonusu devletlerin arasÄ±nda hem tabiyet yÃ¶nÃ¼nden,  hemde yÃ¶netim bakÄ±mdan TÃ¼rk olanda var, olmayanda sÃ¶zkonusu. DolayÄ±sÄ±yla tarihi deÄŸiÅŸtiremiyeceÄŸimize gÃ¶re bu durumun TÃ¼rklÃ¼ÄŸÃ¼ kafatasÄ± yÃ¶nÃ¼nden yahut damarlarÄ±ndaki kana kadar indirgeyenleri memnun etmesede tarihi tespit bu.   Zaten kendini TÃ¼rk hisseden herkes TÃ¼rktÃ¼r anlayÄ±ÅŸÄ±nda olanlar iÃ§in pek handikap teÅŸkil etmiyor. Ne var bunda, olabilir gibi kaÃ§amak cevaplar vermekle de,  mesele bir Ã§Ä±rpÄ±da Ã§Ã¶zÃ¼lmÃ¼yor aslÄ±nda. DolayÄ±sÄ±yla TÃ¼rklÃ¼k kavramÄ± sorunlu olmaya devam ediyor maalesef. Bu konu Ã¶yle aÅŸÄ±rÄ± noktalara taÅŸÄ±nmÄ±ÅŸ ki; Ya sev ya da terk et diyecek kadar belli kesimler iÅŸi Ã§Ä±ÄŸÄ±rÄ±ndan Ã§Ä±kartmÄ±ÅŸlar bile. 
      KÄ±brÄ±s BarÄ±ÅŸ HarekÃ¢tÄ±ndan sonra, Yavru vatan KÄ±brÄ±sâ€™Ä± CumhurbaÅŸkanlÄ±ÄŸÄ± forsunda mevcut olan onaltÄ± yÄ±ldÄ±za nasÄ±l dÃ¢hil etsek diye kara kara dÃ¼ÅŸÃ¼nmeye koyulmuÅŸlar, derken Ã§areyi pek dikkatleri Ã§ekmeyen BatÄ± HunlarÄ± listeden Ã§Ä±karmakta bulmuÅŸlar Ã§Ã¶zÃ¼mÃ¼. Ä°ÅŸte bu ÅŸekilde KKTC, on altÄ± yÄ±ldÄ±zÄ±n arasÄ±nda kendine bÃ¶yle yer bulabilmiÅŸ ancak. Tarihle oynamak iÅŸte buna derler, oysa tarihe mÃ¼dahale edilen meta deÄŸil, tarih yaÅŸanÄ±p kayda geÃ§en bilgi hazinesidir Ã§Ã¼nkÃ¼. Hele hele bir milleti onaltÄ± devletle sÄ±nÄ±rlandÄ±rmak, eksiltmek ya da olamayanÄ± olmuÅŸ gibi gÃ¶stermek giriÅŸimleri baÅŸlÄ± baÅŸÄ±na skandal niteliÄŸinde vahim bir hata. BÄ±rakÄ±n bu konularÄ± tarihÃ§iler halletsinler, sÄ±rÃ§a kÃ¶ÅŸklerde ele alÄ±nacak konular deÄŸil bu meseleler. Nitekim onaltÄ± yÄ±ldÄ±zÄ±n iÃ§inde olmayÄ±pda tarihte yerini almÄ±ÅŸ nice TÃ¼rk topluluklarÄ±n olduÄŸu artÄ±k bir sÄ±r deÄŸil. Ne kadar merakmÄ±ÅŸÄ±z simgeleÅŸmeye, donuklaÅŸmaya ve rozetleÅŸmeye meÄŸer.
                                              TÃœRKLÃœK
      TÃ¼rklÃ¼k bugÃ¼nkÃ¼  anlamda artÄ±k iÃ§i boÅŸaltÄ±lmÄ±ÅŸ ulus devlet olmanÄ±n aracÄ± sadece.. Birzamanlar TÃ¼rklÃ¼k deÄŸerdi, ulu orta herzaman konuÅŸulabilecek bir kavram deÄŸildi. Ã‡Ã¼nkÃ¼ deÄŸerli ziynetler hep en gÃ¼zel yerlerde muhafaza edilir, saklÄ± kalÄ±r pazara dÃ¶kÃ¼lmez, ucuz olan ÅŸeyler ulu orta yerlerde sergilenir ancak. Bundan dolayÄ± OsmanlÄ± altÄ± asÄ±r boyunca TÃ¼rk olduÄŸu halde adÄ±nÄ±n TÃ¼rk olduÄŸundan sÄ±kca bahsetmemiÅŸ, hatta gerek duymamÄ±ÅŸ. UtandÄ±ÄŸÄ±ndan mÄ±? Elbette hayÄ±r. Bu demek deÄŸildir ki OsmanlÄ± aslÄ±nÄ±, atasÄ±nÄ± inkÃ¢r edip ne idÃ¼ÄŸÃ¼ belirsiz bir devlet. Bilakis; OsmanlÄ±â€™nÄ±n evvela bir dÃ¼nya gÃ¶rÃ¼ÅŸÃ¼ var; Ä°laâ€™yÄ± Kelimetullah iÃ§in Nizam-Ä± alem ideali sÃ¶zkonusu idi. Onun iÃ§in milliyetÃ§iliÄŸin dar kalÄ±plarÄ±na kendilerini mahkum etmediler,  ayinesi iÅŸtir kiÅŸinin, lafa bakÄ±lmaz dÃ¼sturunu ÅŸiar edindiler hep. Ä°slamÄ± Ã¶n plana alÄ±p arkasÄ±na da OsmanlÄ±lÄ±k ÅŸuurunun itici gÃ¼cÃ¼nÃ¼ katÄ±p hÃ¼kÃ¼mran olmuÅŸlar. Ki; kurduÄŸu devletlere bile ya kurucularÄ±nÄ±n adÄ±nÄ±, ya da sÃ¼lale isimlerini, yani Al-i SelÃ§uklu, Al-i OsmanlÄ± ÅŸeklinde kodlayarak  yetinmiÅŸler sadece.. BaÄŸrÄ±nda taÅŸÄ±dÄ±ÄŸÄ± milliyetlere Ã¶teki gÃ¶zÃ¼yle bakmadÄ±klarÄ± iÃ§indir ki; Ã¼Ã§ kÄ±tada hÃ¼kÃ¼mran olmayÄ± baÅŸarabilmiÅŸlerdir. 
     BÃ¼tÃ¼n imparatorluklarÄ±n hemen hemen hepsi kozmopolittir. OsmanlÄ±â€™nÄ±n bunlar arasÄ±nda tek farkÄ± engin tolerans anlayÄ±ÅŸÄ±na sahip olmasÄ±dÄ±r. BizanslÄ±lar yÄ±llardÄ±r Yahudilere insanca muamele yapmayÄ±p itip kalktÄ±ÄŸÄ± iÃ§indir cihanÅŸÃ¼mul imparatorluk esprisini yakalayamamÄ±ÅŸlardÄ±r. Ä°ÅŸte OsmanlÄ±nÄ±n cihanÅŸÃ¼mul olmasÄ±nÄ±n temel esprisi milliyetÃ§ilik yapmamasÄ±dÄ±r,  yani milliyetler Ã§eliÅŸkisine meydan vermemesidir.  DolayÄ±sÄ±yla OsmanlÄ±nÄ±n bilinci tek Ä±rka dayanarak geliÅŸmemiÅŸ, aksine TÃ¼rk unsurunun yanÄ±nda gayr-i mÃ¼slim tebadan derlenen seÃ§kinler tabakasÄ±nÄ±da yÃ¶netime dÃ¢hil ederek iÃ§te ve dÄ±ÅŸta birliÄŸi dirliÄŸi saÄŸlayabilmiÅŸtir. Bu yÃ¼zden OsmanlÄ± aynÄ± zamanda MÃ¼slÃ¼man RomadÄ±r. Zaten batÄ±nÄ±n ortasÄ±nda kurulmasÄ±da bu durumu teyid ediyor.
      TÃ¼rklÃ¼ÄŸÃ¼ ulus devletinin aracÄ± olarak kullananlar ne yapÄ±yor? TÃ¼rklÃ¼ÄŸÃ¼ deÄŸer olmaktan hÄ±zla uzaklaÅŸtÄ±rÄ±p ideolojik kalÄ±bÄ±n Ã¼rÃ¼nÃ¼ olarak lanse ediyorlar sÃ¼rekli.. BÃ¶yle sunulunca TÃ¼rklÃ¼k sanki medeniyetten yoksun,  sadece Nihal AtsÄ±zâ€™Ä±n Ã¶ÄŸretilerinde yer alan gÃ¼Ã§lÃ¼, kahraman veya bir TÃ¼rk dÃ¼nyaya bedel meydan okumasÄ±na dÃ¶nÃ¼ÅŸÃ¼yor. Nitekim bu tÃ¼r TÃ¼rklÃ¼ÄŸÃ¼n iÃ§erisinde Mevlanaâ€™nÄ±n ne olursan ol yine gel,  yahut Yunusâ€™un yaratÄ±lanÄ± sev yaratandan Ã¶tÃ¼rÃ¼ sevgi iÃ§erikli Ã§aÄŸrÄ±ÅŸtÄ±ran ana temalarÄ±nÄ± gÃ¶remiyoruz.
      Oysa bizim ecdadÄ±mÄ±z MoÄŸol kasÄ±rgasÄ±nÄ± Horasan Erenlerinin irÅŸad soluÄŸu ile bertaraf etmiÅŸlerdi, geldiÄŸimiz noktada iseTÃ¼rklerin MoÄŸollaÅŸtÄ±ÄŸÄ±na ÅŸahit oluyoruz sanki. Malum olduÄŸu Ã¼zere MoÄŸollar medeniyet nedir bilmezler, yÄ±kÄ±cÄ±dÄ±rlar, zaten yerleÅŸik olamadÄ±klarÄ± iÃ§in yÃ¼zyÄ±lÄ± aÅŸmayacak ÅŸekilde tarihin harabelerine gÃ¶mÃ¼lÃ¼p kayboldular. Bir zamanlar etrafÄ±na korku salan, insanlÄ±ktan nasibini almamÄ±ÅŸ MoÄŸollarÄ±,  HÃ¼lagolarÄ±, Cengizleri genÃ§ kuÅŸaklara Ã¶rnek sunmaya kalkÄ±ÅŸÄ±rsak bu TÃ¼rklÃ¼ÄŸÃ¼ yÃ¼celtmez,  bilakis TÃ¼rklerin CengizleÅŸmesi yahut MoÄŸollaÅŸmasÄ± demek olur. AsÄ±l Milliyetimizin izlerini bulmaya Ã§alÄ±ÅŸacaksak Ahmet Yeseviâ€™nin yaktÄ±ÄŸÄ± ateÅŸte aramalÄ±. BakÄ±n yahya Kemal Fuad KÃ¶prÃ¼lÃ¼â€™ye ne diyor: Ahmet Yeseviâ€™yi bir inceleyin gÃ¶receksiniz ki, bizim milliyetimizin temelleri orada bulacaksÄ±nÄ±z diyor. GerÃ§ekten de Pir-i TÃ¼rkistan (k.s), dergÃ¢hÄ±na gelen TÃ¼rkâ€™Ã¼n alpâ€™ini erenlikle sÃ¼sleyerek ona alperenlik kimliÄŸi kazandÄ±rmÄ±ÅŸ ve bÃ¶ylece TÃ¼rklÃ¼k aÅŸama aÅŸama yerleÅŸikliÄŸe, ordanda medeniyete, derken Ã¼Ã§ kÄ±taya hÃ¼kmeden cihargir imparatoluÄŸa geÃ§miÅŸ. 
     Ä°slamiyet Ã¶ncesi TÃ¼rklÃ¼ÄŸÃ¼n pazu kuvvetiyle yetinseydik belki de ÅŸuanda yeryÃ¼zÃ¼nde TÃ¼rk adÄ±na hiÃ§bir devletin varlÄ±ÄŸÄ±ndan sÃ¶zedemiyecektik. MilliyetÃ§ilik eÄŸilimlerin kÄ±pÄ±rdadÄ±ÄŸÄ± ÅŸu hengamede TÃ¼rklÃ¼ÄŸÃ¼ sadece bilek kuvvetine endeksleyenler, bu gÃ¼cÃ¼ dÄ±ÅŸa karÅŸÄ± yansÄ±tsalar gam yemeyiz, ama malesef bu kol kÄ±rÄ±lÄ±r yen iÃ§inde kalÄ±r misali kuvvetimizi iÃ§ dengelerin ayarlamasÄ±nda kullanÄ±yoruz.. MoÄŸollaÅŸtÄ±rÄ±lmak istenen TÃ¼rkâ€™Ã¼n MoÄŸollardan tek farkÄ± dÄ±ÅŸa karÅŸÄ± yumuÅŸak ve esnek, iÃ§e karÅŸÄ±da daha sert ve katÄ± tavÄ±r sergilenmesi ÅŸeklinde sunulmaya Ã§alÄ±ÅŸÄ±ldÄ±ÄŸÄ± aÅŸikÃ¢r.
      AdÄ±nÄ± TÃ¼rklÃ¼kle baÄŸdaÅŸtÄ±ran GÃ¶ktÃ¼rkler bile kullandÄ±ÄŸÄ± sikkelerinin bir yÃ¼zÃ¼nde Ã‡ince, diÄŸer yÃ¼zÃ¼nde GÃ¶ktÃ¼rkÃ§e yazÄ±lar koymasÄ±ndan yÃ¼ksÃ¼nmemiÅŸ. Hakeza TÃ¼rk BaÅŸbuÄŸlarÄ±nÄ±n Ã‡inli, SelÃ§ukluâ€™nun ise Ä°ranlÄ± NizamÃ¼l MÃ¼lkâ€™Ã¼ veziriazam yapmasÄ±, yine OsmanlÄ± PadiÅŸahlarÄ±nÄ±n Bizans prenslerle evlenmesi, devÅŸirme sisteminin yÄ±llarca uygulanmasÄ±, ArapÃ§a, FarsÃ§a ve TÃ¼rkÃ§e karÄ±ÅŸÄ±mÄ± bir dilinde sarayda kompleksiz bir ÅŸekilde kullanÄ±lmasÄ± gibi TÃ¼rklÃ¼k Ã¶rnekleri tÃ¼m Ã§Ä±plaklÄ±ÄŸÄ± ile Ã¶nÃ¼mÃ¼zde dururken, ÅŸekilci dediÄŸimiz moda TÃ¼rklÃ¼k tÃ¼retilmeye Ã§alÄ±ÅŸÄ±lÄ±yor durduk yerde. TÃ¼rklÃ¼ÄŸÃ¼ dÄ±ÅŸa yÃ¶nÃ¼k Ã§erÃ§evesinden, kendi kabÄ±na Ã§ekmeyi marifet sanan sÄ±ÄŸ beyinler ne akla hizmet ediyorlar doÄŸrusu anlamÄ±ÅŸ deÄŸiliz. Bizler gÃ¶Ã§ebe topluluklar halinde bile bu denli tekilci deÄŸildik,  TÃ¼rk olarak gÃ¶Ã§ ettikÃ§e deÄŸiÅŸik Ä±rkdan insanlarla tanÄ±ÅŸmÄ±ÅŸtÄ±k, hem kÃ¼ltÃ¼rlerine renk katmÄ±ÅŸÄ±z hemde onlardan birÅŸeyler almÄ±ÅŸÄ±z, bunun neticesinde de farklÄ±lÄ±klarla birarada nasÄ±l yaÅŸanacaÄŸÄ±nÄ± keÅŸfederek bÃ¼tÃ¼n cÃ¼mle aleme esnek davranma kabiliyetini gÃ¶stermiÅŸiz ve isbatlamÄ±ÅŸÄ±z. 
      Moda milliyetÃ§ilik moda TÃ¼rklÃ¼k tanÄ±mÄ± doÄŸuruyor.. Ne yazÄ±k ki;  iki zÄ±t etnisite birbirini besliyerek etki tepki etkileÅŸimden kaynaklana bir tanÄ±m Ã¼retiyor. Bu nasÄ±l oluyor derseniz, birbirlerine Ã¼ltimatom yaÄŸdÄ±rarak gerÃ§ekleÅŸiyor.. DolayÄ±sÄ±yla herkesi aynÄ± kalÄ±ba sokma yarÄ±ÅŸÄ±nÄ±n varacaÄŸÄ± nokta birbirlerinin kuyusunu kazarak kÃ¼ltÃ¼rlerini kurutmak olacaktÄ±r elbette. Abbasilerden, SelÃ§uklulardan, OsmanlÄ±dan arda kalan boÅŸluk giderilmediÄŸi sÃ¼rece bu sÄ±kÄ±ntÄ±lar devam edeceÄŸe benziyor. OsmanlÄ± unutturulmaya Ã§alÄ±ÅŸÄ±lsa da tarihi Ã§ekim gÃ¼cÃ¼ onu asla hafÄ±zalarda silinmesine geÃ§it vermiyor. Bu yÃ¼zden redd-i miras yapmakla hem kendimize zulmediyoruz hemde ulu Ã§Ä±narÄ±mÄ±z OsmanlÄ±ya haksÄ±zlÄ±k ediyoruz. DÃ¼nyanÄ±n neresini turlarsanÄ±z turlayÄ±n OsmanlÄ± bir ÅŸekilde kimliÄŸi ile karÅŸÄ±mÄ±za Ã§Ä±kÄ±yor.  Diyelim ki yolumuz Macaristana dÃ¼ÅŸtÃ¼, ister istemez karÅŸÄ±mÄ±za MohaÃ§ Ã§Ä±kacaktÄ±r muhakkak, bu da OsmanlÄ±nÄ±n hala canlÄ± olduÄŸunun gÃ¶stergesidir.
          Hala tarihi gerÃ§ekler ortada iken gÃ¶Ã§ebe dÃ¶neminin at Ã¼stÃ¼nde kÄ±lÄ±Ã§ sallamanÄ±n hayaliyle etrafa korku salan TÃ¼rklÃ¼k modelini yerleÅŸtirmekte Ä±srarcÄ±yÄ±z. DÃ¼nyanÄ±n hiÃ§bir yerinde bizimki kadar etnik meseleler bu denli kaÅŸÄ±nmÄ±yor, Ã¼lkelerin bir Ã§oÄŸu diÄŸerini Ã¶tekileÅŸtirmenin mahzurlarÄ±nÄ± fark etmiÅŸ ve derhal terk etmiÅŸler, ama ÅŸimdi o hastalÄ±k bize sirayet etmiÅŸ onlarÄ±n bÄ±raktÄ±ÄŸÄ± noktada biz etnisite problemleriyle uÄŸraÅŸÄ±r konuma geldik. Oysa yeni TÃ¼rklÃ¼k tanÄ±mÄ± iÃ§ ve dÄ±ÅŸ dÃ¼ÅŸman dÃ¼rtÃ¼sÃ¼yle sÄ±nÄ±r bekÃ§iliÄŸi talep ediyor bizden. Ulus devlet mantelitesi tabiatÄ±yla tektip milliyetÃ§ilik tanÄ±mÄ± Ã¶ngÃ¶rÃ¼yor, buna tepki olarak etnik topluluklarÄ±n kÃ¶k baÄŸlarÄ±nÄ± tetikleyerek kendi etnik kimliklerine dÃ¶rt elle sarÄ±lmalarÄ±na yol aÃ§Ä±yor. Tehlike ne TÃ¼rk insanÄ±nda, ne de dÄ±ÅŸarÄ± ile iliÅŸkilendirilen emperyal devletlerde, asÄ±l tehlikeden sÃ¶z edeceksek beynimizin derinliklerinde mevcut olan tehlike senaryolarÄ±nda aramalÄ±, bu hal artÄ±k psikolojik maraz hale geldi. Ã–rnek aldÄ±ÄŸÄ±mÄ±z FransanÄ±n modelinin ortayakoÅŸduÄŸu menfi milliyetÃ§iliÄŸin topraklarÄ±mÄ±za sÄ±Ã§ramasÄ± sonucu ulus devletÃ§ilik anlayÄ±ÅŸÄ±nÄ±n Ã¼rettiÄŸi tek tipÃ§ilik marazÄ±, maalesef TÃ¼rklerin farklÄ±lÄ±klarÄ± zenginlik gÃ¶ren anlayÄ±ÅŸÄ±nÄ± yerle bir ederek tarumar eyledi. Åžimdi bu kimliÄŸe bÃ¼rÃ¼ndÃ¼ÄŸÃ¼mÃ¼ze sevinelim mi aÄŸlayalÄ±m mÄ± ne dersiniz? Kimileri ellerine kÄ±na yaksa da etnisiteye dayalÄ± siyaset farklÄ±lÄ±klarÄ± geriyor, birleÅŸtirmiyor, tam tersine ayrÄ±ÅŸtÄ±rÄ±yor. 
OBJEKTÄ°F TARÄ°H ANLAYIÅžI
     GerÃ§ek TÃ¼rklÃ¼kden bahsedeceksek Erol GÃ¶kaâ€™nÄ±n da sÃ¶ylediÄŸi gibi; TÃ¼rkler uygarlÄ±k sentezci yÃ¶nÃ¼yle tarihe damgasÄ±nÄ± vurmuÅŸtu. Ä°ÅŸte kÃ¶kse kÃ¶k bu, tarihse objektif tarih deÄŸerlendirmesi buna denir. UnutmayalÄ±m ki; Cumhuriyeti kuranlarda OsmalÄ±â€™nÄ±n kadrolarÄ±ndan Ã§Ä±ktÄ±, kÃ¶klerinde OsmanlÄ±lÄ±k mevcut. Sadece kadrolar mÄ±, elbette hayÄ±r. Parlamentosu, siyasi partisi, basÄ±nÄ± ve tÃ¼m mÃ¼esseselerini devr aldÄ±. GenÃ§ Cumhuriyetimizin OsmanlÄ±nÄ±n mirasÄ±nÄ± devralmasÄ± baÅŸlÄ± baÅŸÄ±na kÃ¶klerimizi inkÃ¢r etmediÄŸimizin bariz delilidir. Nitekim AtatÃ¼rk; yeni bir ulus kurduk, yeniden bir millet yarattÄ±k demiyor, aksine eski cemaat toplumundan modern bir toplum meydana getirdik diyor. Yani geliÅŸmeciliÄŸe vurgu yapÄ±yor. DolayÄ±sÄ±yla kurulan Cumhuriyetimiz OsmanlÄ±nÄ±n deÄŸiÅŸik bir tÃ¼r devamÄ± niteliÄŸindedir diyebiliriz. BugÃ¼n gelinen noktada ne kadar redd-i miras yapÄ±lmaya Ã§alÄ±ÅŸÄ±lsa da dÃ¼nyanÄ±n gÃ¶zÃ¼nde biz hala OsmanlÄ±yÄ±z. DÃ¼nya unutmamÄ±ÅŸ biz nasÄ±l unutabiliriz ki?
     Tarihten maksat kiÅŸileri yada bir Ä±rkÄ± Ã¶vmek veya yermek deÄŸil, tarihe eleÅŸtiri getirebilmek esas olanÄ±, hatta ibret alabilmek ve tarih bilincini yakalayabilmektir gaye. Resmi tarihin ve ideolojiinin varlÄ±ÄŸÄ± hiÃ§de Ã¶nemli deÄŸil, Ã¶nemli olan halkÄ±n kabÃ¼lÃ¼nÃ¼ kazanÄ±p kazanmamasÄ± hususu. GerÃ§eklerin konuÅŸulmasÄ±ndan korkulmasÄ±, yasak kurallar koyulmasÄ± resmi tarihin ve ideolojnin iflasÄ± deÄŸil mi? ArÅŸivlerin uzun seneler incelenmeye mÃ¼saade edilmemesi hep bu kaygÄ±nÄ±n iÅŸareti deÄŸilmi? Resmi tarihe karÅŸÄ± Ã§Ä±kÄ±ÅŸ olarak Kemal Tahir, KazÄ±m Karabekir, Mete Tuncay, Dr RÄ±za Nur vs. gibi tarih Ã§alÄ±ÅŸmalarÄ± var Ã¶nÃ¼mÃ¼zde. Fakat Cumhuriyetimizin resmi anlayÄ±ÅŸÄ± yayÄ±nlanmasÄ±na izin vermiyor. HÃ¼rriyet yazarÄ± Murat BardakÃ§Ä±â€™nÄ±n bile Åžahbabaâ€™yÄ± yazarken bazÄ± bÃ¶lÃ¼mleri Ã§Ä±kardÄ±ÄŸÄ±nÄ± sÃ¶ylemesi dÃ¼ÅŸÃ¼ndÃ¼rÃ¼cÃ¼ deÄŸil mi?  O halde geÃ§miÅŸimizle sÄ±kboÄŸaz olmaya lÃ¼zum yok, hÃ¢sÄ±lÄ± inkÃ¢r etsekde OsmanlÄ± gÃ¶nÃ¼llerde taptaze yaÅŸÄ±yor, bu bÃ¶yle biline.   
       Dinimiz gereÄŸi birbirimize mÃ¼tevazÄ± dÄ±ÅŸarÄ±ya karÅŸÄ± Ã§etin olmak gerekirken birbirimizle bu kavga bu ÅŸiddet bu ne celal niye? Olan milletimize oluyor, iÃ§te sertleÅŸtikÃ§e aslÄ±nda kan kaybediyoruz sÃ¼rekli, dÄ±ÅŸarda sÃ¶z ettiÄŸimiz dÄ±ÅŸ dÃ¼ÅŸmanÄ±mÄ±zÄ±n teknolojik silahlarÄ± ile bile silahlanmadan havanda su dÃ¶vÃ¼yoruz adeta. Kompleksiz yaÅŸamayÄ± yeniden keÅŸfetmeli, tarihimizle yeniden yÃ¼zleÅŸerek tabii. TÃ¼rklÃ¼k denen deÄŸeri yeniden keÅŸfederek doÄŸru mecraya vira vira yelken aÃ§arak birlik limanÄ±nda demirlemeli... SÄ±ÄŸ dÃ¼ÅŸÃ¼ncelerden kurtulmanÄ±n yollarÄ±nÄ± aramalÄ± Ä±rkÃ§Ä± yaklaÅŸÄ±mlara geÃ§it vermeden sÃ¼rekli dÃ¼ÅŸman hobisi ile yatÄ±p kalkmak yarÄ±nlarÄ±mÄ±zÄ± boÅŸ yere heba ettiÄŸimiz gibi, kardeÅŸ coÄŸrafyalarda yaÅŸayan halklara kucak aÃ§mamÄ±zÄ± Ã¶nlÃ¼yor. Ne iÅŸi var MehmetÃ§iÄŸin Yemende, LÃ¼bnanda demek gibi yaklaÅŸÄ±mlarÄ±n doÄŸmasÄ±na neden oluyor. ArtÄ±k dÃ¶rt tarafÄ±mÄ±z dÃ¼ÅŸmanla Ã§evrili Ã§Ä±ÄŸÄ±rtkanlÄ±ÄŸÄ±na paydos deme zamanÄ± gelmedi mi? Bunca vahdet ÅŸuuru birikimimiz varken baÅŸka arayÄ±ÅŸlara yÃ¶nelmek bÃ¼yÃ¼k bir hata.

                                            KÃœRTÃ‡ÃœLÃœK  
      Bir diÄŸer kanayan yaramÄ±z da kÃ¼rtÃ§Ã¼lÃ¼k meselesi. KÃ¼rtÃ§Ã¼lÃ¼ÄŸÃ¼n asla kabÃ¼l gÃ¶rmesi mÃ¼mkÃ¼n deÄŸil, muhatap bile alÄ±nmaya deÄŸmez, bir bardak suda fÄ±rtÄ±na koparÄ±lmanÄ±n Ã¶tesinde bir anlam taÅŸÄ±mÄ±yor Ã§Ã¼nkÃ¼. KÃ¼rtÃ§Ã¼lÃ¼k sanÄ±ldÄ±ÄŸÄ±nÄ±n aksine korkulacak boyutta bir mesele gibi gÃ¶rÃ¼nmÃ¼yor, tamamen psikolojik korkularÄ±n sonucu yerleÅŸmiÅŸ bir kanaat olsa gerek. Ã‡Ã¼nkÃ¼ KÃ¼rtÃ§Ã¼lÃ¼k akÄ±mÄ±nÄ±n yerleÅŸecek zemini yok ki, adamlarÄ±n ne doÄŸru dÃ¼rÃ¼st ortak bir dili var, edebiyat desen evlere ÅŸenlik, hiÃ§ bir ÅŸey yok ortada, ne de devlet geleneÄŸi var, bÃ¼tÃ¼n bunlardan mahrum olan bir akÄ±mdan gereksiz telaÅŸa kapÄ±larak olmayan birÅŸeyi kendi ellerimizle bÃ¼yÃ¼tÃ¼yoruz,  ama farkÄ±nda deÄŸiliz, adeta yangÄ±na kÃ¶rÃ¼kle gidiyoruz gibi. Åžimdiye kadar biz birbirimizi ayrÄ± gayrÄ± gÃ¶rmedik ÅŸimdide gÃ¶rmemeli, nezaman ki Ã¶teki muamelesi yapmaya baÅŸladÄ±k kronik bir mesele olarak karÅŸÄ±mÄ±za Ã§Ä±kÄ±verdi biranda. KÃ¼rt dediÄŸimiz insanlarÄ± bu coÄŸrafyada profesÃ¶r, asker, ÅŸarkÄ±cÄ± tÃ¼rkÃ¼cÃ¼, Roman yazarÄ±, her ne arasan her meslekten her etki alanda deÄŸerlendirmekle gÃ¶k kubbe baÅŸÄ±mÄ±za geÃ§medi ki ÅŸimdi de geÃ§sin. BÄ±rakÄ±n kendi doÄŸal mecrasÄ±na problem kendiliÄŸinden kalksÄ±n. TaraflarÄ±n her iki kesimide sevgiden sÃ¶z etmiyor, herkes kin kÄ±ÅŸkÄ±rtÄ±cÄ±lÄ±ÄŸÄ±na soyunmuÅŸ sanki.
     Ãœstelik milliyetÃ§ilik kavramÄ±da batÄ±dan kopya edilmiÅŸ kavram. Tarihi sÃ¼reÃ§te yaÅŸadÄ±ÄŸÄ±mÄ±z coÄŸrafyalarda bizi Ä±rklar ayÄ±rmazdÄ±, sadece mÃ¼slim ve gayr-i mÃ¼slim tasnifi vardÄ±. OsmanlÄ± birlik ve beraberlik denen olayÄ± inananlar kardeÅŸtir buyruÄŸuyla Ã§Ã¶zmÃ¼ÅŸ, gayri mÃ¼slimlerle iliÅŸkilerimizi de; Dinde zorlama yok ilahi prensibi sayesinde farklÄ±lÄ±klarÄ± birarada tutmayÄ± baÅŸarmÄ±ÅŸ, bunun sonucu olarakda gayri mÃ¼slimler uzun yÄ±llar OsmanlÄ± ÅŸemsiyesi altÄ±nda Ã¶zgÃ¼rce yaÅŸama ÅŸansÄ±nÄ± elde etmiÅŸlerdir. Ne zaman ki; FransÄ±z ihtilalinden sonra milliyetÃ§ilik akÄ±mlarÄ± yÃ¼kselmeye baÅŸladÄ±, Prof.Dr. Ä°lber OltaylÄ±â€™nÄ±n dediÄŸi gibi yeni bir truva atÄ± olarak TÃ¼rklÃ¼k, neyazÄ±k ki sorunlu kavram olarak gÃ¼ndemimize girdi. MilliyetÃ§ilik rÃ¼zgÃ¢rlarÄ± coÄŸrafyamÄ±za sÄ±Ã§radÄ± sÄ±Ã§ramasÄ±nada, bu arada olanlarda oldu,  birlik beraberlik duygularÄ± tÃ¶rpÃ¼lendi, ardÄ±ndan baÄŸÄ±msÄ±zlÄ±klarÄ±nÄ± ilan milletlerin doÄŸuÅŸuna sahne oldu coÄŸrafyamÄ±z. 
                                              TÃœRKOLOJÄ°
      TÃ¼klÃ¼k duygusunda o kadar ileri boyutlara taÅŸÄ±dÄ±k ki  TÃ¼rklÃ¼ÄŸe bilimsellik katma adÄ±na TÃ¼rkoloji enstitÃ¼sÃ¼ Ã§alÄ±ÅŸmalarÄ±na bile hÄ±zverdik.. Oysa TÃ¼rkoloji baÅŸlÄ±baÅŸÄ±na TÃ¼rklÃ¼ÄŸÃ¼ aÅŸaÄŸÄ±layan bir kavram, yeri geldiÄŸinde hamaset adÄ±na ayÄ±dan post Moskofdan dost olmaz diye sÃ¶yleniriz, fakat bu kavramÄ±n RuslarÄ±n Ã§Ä±kardÄ±ÄŸÄ±ndan ve loji ibaresinin Rumâ€™a ait olduÄŸundan bihaberiz. Niye Ã§Ä±karmÄ±ÅŸlar derseniz mezara defnedilmiÅŸ yani Ã¶lÃ¼ milletler iÃ§in, nitekim sÃ¼meroloji Ã¶rneÄŸinde olduÄŸu gibi. TÃ¼rkoloji kavramÄ± ile OsmanlÄ± gÃ¶zardÄ± edilmek istendiÄŸi besbelli.  Neden bir Frankoloji yokda TÃ¼rkoloji var diye bunun hiÃ§ muhasebesini yaptÄ±k mÄ± kendi kendimize? AsÄ±l bu konulara kafa yormamÄ±z gerekirken TÃ¼rklÃ¼ÄŸÃ¼ dar ve iÃ§e kapanÄ±k kalÄ±plara mahkÃ»m ederek sorunlu hale getiriyoruz. Her nekadar OsmanlÄ±yÄ± dikkatlerden uzaklaÅŸtÄ±rmak iÃ§in TÃ¼rkoloji kelimesi icat edilmiÅŸ olsa da, OsmanlÄ± gÃ¶nÃ¼llerde, hala hafÄ±zalarda taptaze ve diri yaÅŸÄ±yor..    
      TÃ¼rkolojide olduÄŸu gibi TÃ¼rk tiyatrosu da batÄ±dan alÄ±nma. BatÄ± Hz.Ä°saâ€™yÄ± anlatabilmek iÃ§in bu metoda baÅŸvurmuÅŸ ve oradan coÄŸrafyamÄ±za gelmiÅŸ, kÃ¶k deÄŸerlerimizde tiyatro bulamazsÄ±nÄ±z, bu hastalÄ±ÄŸÄ±da aynen kabÃ¼llenmiÅŸiz maalesef. Ãœstelik gelenide hatalÄ± ÅŸeklinde uyarlÄ±yoruz, edep ve adap olmaktan Ã§Ä±kÄ±p anti kÃ¼ltÃ¼r gÃ¶revi yapacak ÅŸekilde taÅŸÄ±yoruz. 
      VelhasÄ±l; daha buna benzer birÃ§ok problemli TÃ¼rklÃ¼k Ã¶rnekleri ile hafÄ±zamÄ±zÄ± kaybediyoruz. Vesselam.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>TÃœRKLÃœK SORUNLU KAVRAM MI?<br />
ALPEREN GÃœRBÃœZER </p>
<p>    YÃ¼kselen milliyetÃ§ilik her nedense paylaÅŸÄ±lamÄ±yor, her tÃ¼rden parti milliyetÃ§iliÄŸe vurgu yapÄ±yor. Kimi TÃ¼rklerin tarihte 16 devlet kurduÄŸunun gurur okÅŸayÄ±cÄ±lÄ±ÄŸÄ±ndan kendinden geÃ§erken, kimide alaycÄ± usulupla bir o kadar da devlet yÄ±kmÄ±ÅŸÄ±z karÅŸÄ±lÄ±ÄŸÄ±nÄ± veriyor, kimi milliyetÃ§iliÄŸi AtatÃ¼rk MilliyetÃ§iliÄŸi eksenine oturturken,  kimi de ulusalcÄ± ya da TÃ¼rk MilliyetÃ§iliÄŸi Ã§erÃ§evesinde meseleyi ele alÄ±yor. AnlaÅŸÄ±ldÄ±ÄŸÄ± kadarÄ±yla MilliyetÃ§ilik etrafÄ±nda cerayan eden Ã§eÅŸitlilik hergeÃ§en gÃ¼n artÄ±yor, sayÄ±sÄ±na bereket..<br />
     Evvela ÅŸu onaltÄ± devlet olayÄ±nÄ± ele alalÄ±m neymiÅŸ bu mesele diye. Tarihe ÅŸÃ¶yle bir gÃ¶zattÄ±ÄŸÄ±mÄ±zda sÃ¶zkonusu devletlerin arasÄ±nda hem tabiyet yÃ¶nÃ¼nden,  hemde yÃ¶netim bakÄ±mdan TÃ¼rk olanda var, olmayanda sÃ¶zkonusu. DolayÄ±sÄ±yla tarihi deÄŸiÅŸtiremiyeceÄŸimize gÃ¶re bu durumun TÃ¼rklÃ¼ÄŸÃ¼ kafatasÄ± yÃ¶nÃ¼nden yahut damarlarÄ±ndaki kana kadar indirgeyenleri memnun etmesede tarihi tespit bu.   Zaten kendini TÃ¼rk hisseden herkes TÃ¼rktÃ¼r anlayÄ±ÅŸÄ±nda olanlar iÃ§in pek handikap teÅŸkil etmiyor. Ne var bunda, olabilir gibi kaÃ§amak cevaplar vermekle de,  mesele bir Ã§Ä±rpÄ±da Ã§Ã¶zÃ¼lmÃ¼yor aslÄ±nda. DolayÄ±sÄ±yla TÃ¼rklÃ¼k kavramÄ± sorunlu olmaya devam ediyor maalesef. Bu konu Ã¶yle aÅŸÄ±rÄ± noktalara taÅŸÄ±nmÄ±ÅŸ ki; Ya sev ya da terk et diyecek kadar belli kesimler iÅŸi Ã§Ä±ÄŸÄ±rÄ±ndan Ã§Ä±kartmÄ±ÅŸlar bile.<br />
      KÄ±brÄ±s BarÄ±ÅŸ HarekÃ¢tÄ±ndan sonra, Yavru vatan KÄ±brÄ±sâ€™Ä± CumhurbaÅŸkanlÄ±ÄŸÄ± forsunda mevcut olan onaltÄ± yÄ±ldÄ±za nasÄ±l dÃ¢hil etsek diye kara kara dÃ¼ÅŸÃ¼nmeye koyulmuÅŸlar, derken Ã§areyi pek dikkatleri Ã§ekmeyen BatÄ± HunlarÄ± listeden Ã§Ä±karmakta bulmuÅŸlar Ã§Ã¶zÃ¼mÃ¼. Ä°ÅŸte bu ÅŸekilde KKTC, on altÄ± yÄ±ldÄ±zÄ±n arasÄ±nda kendine bÃ¶yle yer bulabilmiÅŸ ancak. Tarihle oynamak iÅŸte buna derler, oysa tarihe mÃ¼dahale edilen meta deÄŸil, tarih yaÅŸanÄ±p kayda geÃ§en bilgi hazinesidir Ã§Ã¼nkÃ¼. Hele hele bir milleti onaltÄ± devletle sÄ±nÄ±rlandÄ±rmak, eksiltmek ya da olamayanÄ± olmuÅŸ gibi gÃ¶stermek giriÅŸimleri baÅŸlÄ± baÅŸÄ±na skandal niteliÄŸinde vahim bir hata. BÄ±rakÄ±n bu konularÄ± tarihÃ§iler halletsinler, sÄ±rÃ§a kÃ¶ÅŸklerde ele alÄ±nacak konular deÄŸil bu meseleler. Nitekim onaltÄ± yÄ±ldÄ±zÄ±n iÃ§inde olmayÄ±pda tarihte yerini almÄ±ÅŸ nice TÃ¼rk topluluklarÄ±n olduÄŸu artÄ±k bir sÄ±r deÄŸil. Ne kadar merakmÄ±ÅŸÄ±z simgeleÅŸmeye, donuklaÅŸmaya ve rozetleÅŸmeye meÄŸer.<br />
                                              TÃœRKLÃœK<br />
      TÃ¼rklÃ¼k bugÃ¼nkÃ¼  anlamda artÄ±k iÃ§i boÅŸaltÄ±lmÄ±ÅŸ ulus devlet olmanÄ±n aracÄ± sadece.. Birzamanlar TÃ¼rklÃ¼k deÄŸerdi, ulu orta herzaman konuÅŸulabilecek bir kavram deÄŸildi. Ã‡Ã¼nkÃ¼ deÄŸerli ziynetler hep en gÃ¼zel yerlerde muhafaza edilir, saklÄ± kalÄ±r pazara dÃ¶kÃ¼lmez, ucuz olan ÅŸeyler ulu orta yerlerde sergilenir ancak. Bundan dolayÄ± OsmanlÄ± altÄ± asÄ±r boyunca TÃ¼rk olduÄŸu halde adÄ±nÄ±n TÃ¼rk olduÄŸundan sÄ±kca bahsetmemiÅŸ, hatta gerek duymamÄ±ÅŸ. UtandÄ±ÄŸÄ±ndan mÄ±? Elbette hayÄ±r. Bu demek deÄŸildir ki OsmanlÄ± aslÄ±nÄ±, atasÄ±nÄ± inkÃ¢r edip ne idÃ¼ÄŸÃ¼ belirsiz bir devlet. Bilakis; OsmanlÄ±â€™nÄ±n evvela bir dÃ¼nya gÃ¶rÃ¼ÅŸÃ¼ var; Ä°laâ€™yÄ± Kelimetullah iÃ§in Nizam-Ä± alem ideali sÃ¶zkonusu idi. Onun iÃ§in milliyetÃ§iliÄŸin dar kalÄ±plarÄ±na kendilerini mahkum etmediler,  ayinesi iÅŸtir kiÅŸinin, lafa bakÄ±lmaz dÃ¼sturunu ÅŸiar edindiler hep. Ä°slamÄ± Ã¶n plana alÄ±p arkasÄ±na da OsmanlÄ±lÄ±k ÅŸuurunun itici gÃ¼cÃ¼nÃ¼ katÄ±p hÃ¼kÃ¼mran olmuÅŸlar. Ki; kurduÄŸu devletlere bile ya kurucularÄ±nÄ±n adÄ±nÄ±, ya da sÃ¼lale isimlerini, yani Al-i SelÃ§uklu, Al-i OsmanlÄ± ÅŸeklinde kodlayarak  yetinmiÅŸler sadece.. BaÄŸrÄ±nda taÅŸÄ±dÄ±ÄŸÄ± milliyetlere Ã¶teki gÃ¶zÃ¼yle bakmadÄ±klarÄ± iÃ§indir ki; Ã¼Ã§ kÄ±tada hÃ¼kÃ¼mran olmayÄ± baÅŸarabilmiÅŸlerdir.<br />
     BÃ¼tÃ¼n imparatorluklarÄ±n hemen hemen hepsi kozmopolittir. OsmanlÄ±â€™nÄ±n bunlar arasÄ±nda tek farkÄ± engin tolerans anlayÄ±ÅŸÄ±na sahip olmasÄ±dÄ±r. BizanslÄ±lar yÄ±llardÄ±r Yahudilere insanca muamele yapmayÄ±p itip kalktÄ±ÄŸÄ± iÃ§indir cihanÅŸÃ¼mul imparatorluk esprisini yakalayamamÄ±ÅŸlardÄ±r. Ä°ÅŸte OsmanlÄ±nÄ±n cihanÅŸÃ¼mul olmasÄ±nÄ±n temel esprisi milliyetÃ§ilik yapmamasÄ±dÄ±r,  yani milliyetler Ã§eliÅŸkisine meydan vermemesidir.  DolayÄ±sÄ±yla OsmanlÄ±nÄ±n bilinci tek Ä±rka dayanarak geliÅŸmemiÅŸ, aksine TÃ¼rk unsurunun yanÄ±nda gayr-i mÃ¼slim tebadan derlenen seÃ§kinler tabakasÄ±nÄ±da yÃ¶netime dÃ¢hil ederek iÃ§te ve dÄ±ÅŸta birliÄŸi dirliÄŸi saÄŸlayabilmiÅŸtir. Bu yÃ¼zden OsmanlÄ± aynÄ± zamanda MÃ¼slÃ¼man RomadÄ±r. Zaten batÄ±nÄ±n ortasÄ±nda kurulmasÄ±da bu durumu teyid ediyor.<br />
      TÃ¼rklÃ¼ÄŸÃ¼ ulus devletinin aracÄ± olarak kullananlar ne yapÄ±yor? TÃ¼rklÃ¼ÄŸÃ¼ deÄŸer olmaktan hÄ±zla uzaklaÅŸtÄ±rÄ±p ideolojik kalÄ±bÄ±n Ã¼rÃ¼nÃ¼ olarak lanse ediyorlar sÃ¼rekli.. BÃ¶yle sunulunca TÃ¼rklÃ¼k sanki medeniyetten yoksun,  sadece Nihal AtsÄ±zâ€™Ä±n Ã¶ÄŸretilerinde yer alan gÃ¼Ã§lÃ¼, kahraman veya bir TÃ¼rk dÃ¼nyaya bedel meydan okumasÄ±na dÃ¶nÃ¼ÅŸÃ¼yor. Nitekim bu tÃ¼r TÃ¼rklÃ¼ÄŸÃ¼n iÃ§erisinde Mevlanaâ€™nÄ±n ne olursan ol yine gel,  yahut Yunusâ€™un yaratÄ±lanÄ± sev yaratandan Ã¶tÃ¼rÃ¼ sevgi iÃ§erikli Ã§aÄŸrÄ±ÅŸtÄ±ran ana temalarÄ±nÄ± gÃ¶remiyoruz.<br />
      Oysa bizim ecdadÄ±mÄ±z MoÄŸol kasÄ±rgasÄ±nÄ± Horasan Erenlerinin irÅŸad soluÄŸu ile bertaraf etmiÅŸlerdi, geldiÄŸimiz noktada iseTÃ¼rklerin MoÄŸollaÅŸtÄ±ÄŸÄ±na ÅŸahit oluyoruz sanki. Malum olduÄŸu Ã¼zere MoÄŸollar medeniyet nedir bilmezler, yÄ±kÄ±cÄ±dÄ±rlar, zaten yerleÅŸik olamadÄ±klarÄ± iÃ§in yÃ¼zyÄ±lÄ± aÅŸmayacak ÅŸekilde tarihin harabelerine gÃ¶mÃ¼lÃ¼p kayboldular. Bir zamanlar etrafÄ±na korku salan, insanlÄ±ktan nasibini almamÄ±ÅŸ MoÄŸollarÄ±,  HÃ¼lagolarÄ±, Cengizleri genÃ§ kuÅŸaklara Ã¶rnek sunmaya kalkÄ±ÅŸÄ±rsak bu TÃ¼rklÃ¼ÄŸÃ¼ yÃ¼celtmez,  bilakis TÃ¼rklerin CengizleÅŸmesi yahut MoÄŸollaÅŸmasÄ± demek olur. AsÄ±l Milliyetimizin izlerini bulmaya Ã§alÄ±ÅŸacaksak Ahmet Yeseviâ€™nin yaktÄ±ÄŸÄ± ateÅŸte aramalÄ±. BakÄ±n yahya Kemal Fuad KÃ¶prÃ¼lÃ¼â€™ye ne diyor: Ahmet Yeseviâ€™yi bir inceleyin gÃ¶receksiniz ki, bizim milliyetimizin temelleri orada bulacaksÄ±nÄ±z diyor. GerÃ§ekten de Pir-i TÃ¼rkistan (k.s), dergÃ¢hÄ±na gelen TÃ¼rkâ€™Ã¼n alpâ€™ini erenlikle sÃ¼sleyerek ona alperenlik kimliÄŸi kazandÄ±rmÄ±ÅŸ ve bÃ¶ylece TÃ¼rklÃ¼k aÅŸama aÅŸama yerleÅŸikliÄŸe, ordanda medeniyete, derken Ã¼Ã§ kÄ±taya hÃ¼kmeden cihargir imparatoluÄŸa geÃ§miÅŸ.<br />
     Ä°slamiyet Ã¶ncesi TÃ¼rklÃ¼ÄŸÃ¼n pazu kuvvetiyle yetinseydik belki de ÅŸuanda yeryÃ¼zÃ¼nde TÃ¼rk adÄ±na hiÃ§bir devletin varlÄ±ÄŸÄ±ndan sÃ¶zedemiyecektik. MilliyetÃ§ilik eÄŸilimlerin kÄ±pÄ±rdadÄ±ÄŸÄ± ÅŸu hengamede TÃ¼rklÃ¼ÄŸÃ¼ sadece bilek kuvvetine endeksleyenler, bu gÃ¼cÃ¼ dÄ±ÅŸa karÅŸÄ± yansÄ±tsalar gam yemeyiz, ama malesef bu kol kÄ±rÄ±lÄ±r yen iÃ§inde kalÄ±r misali kuvvetimizi iÃ§ dengelerin ayarlamasÄ±nda kullanÄ±yoruz.. MoÄŸollaÅŸtÄ±rÄ±lmak istenen TÃ¼rkâ€™Ã¼n MoÄŸollardan tek farkÄ± dÄ±ÅŸa karÅŸÄ± yumuÅŸak ve esnek, iÃ§e karÅŸÄ±da daha sert ve katÄ± tavÄ±r sergilenmesi ÅŸeklinde sunulmaya Ã§alÄ±ÅŸÄ±ldÄ±ÄŸÄ± aÅŸikÃ¢r.<br />
      AdÄ±nÄ± TÃ¼rklÃ¼kle baÄŸdaÅŸtÄ±ran GÃ¶ktÃ¼rkler bile kullandÄ±ÄŸÄ± sikkelerinin bir yÃ¼zÃ¼nde Ã‡ince, diÄŸer yÃ¼zÃ¼nde GÃ¶ktÃ¼rkÃ§e yazÄ±lar koymasÄ±ndan yÃ¼ksÃ¼nmemiÅŸ. Hakeza TÃ¼rk BaÅŸbuÄŸlarÄ±nÄ±n Ã‡inli, SelÃ§ukluâ€™nun ise Ä°ranlÄ± NizamÃ¼l MÃ¼lkâ€™Ã¼ veziriazam yapmasÄ±, yine OsmanlÄ± PadiÅŸahlarÄ±nÄ±n Bizans prenslerle evlenmesi, devÅŸirme sisteminin yÄ±llarca uygulanmasÄ±, ArapÃ§a, FarsÃ§a ve TÃ¼rkÃ§e karÄ±ÅŸÄ±mÄ± bir dilinde sarayda kompleksiz bir ÅŸekilde kullanÄ±lmasÄ± gibi TÃ¼rklÃ¼k Ã¶rnekleri tÃ¼m Ã§Ä±plaklÄ±ÄŸÄ± ile Ã¶nÃ¼mÃ¼zde dururken, ÅŸekilci dediÄŸimiz moda TÃ¼rklÃ¼k tÃ¼retilmeye Ã§alÄ±ÅŸÄ±lÄ±yor durduk yerde. TÃ¼rklÃ¼ÄŸÃ¼ dÄ±ÅŸa yÃ¶nÃ¼k Ã§erÃ§evesinden, kendi kabÄ±na Ã§ekmeyi marifet sanan sÄ±ÄŸ beyinler ne akla hizmet ediyorlar doÄŸrusu anlamÄ±ÅŸ deÄŸiliz. Bizler gÃ¶Ã§ebe topluluklar halinde bile bu denli tekilci deÄŸildik,  TÃ¼rk olarak gÃ¶Ã§ ettikÃ§e deÄŸiÅŸik Ä±rkdan insanlarla tanÄ±ÅŸmÄ±ÅŸtÄ±k, hem kÃ¼ltÃ¼rlerine renk katmÄ±ÅŸÄ±z hemde onlardan birÅŸeyler almÄ±ÅŸÄ±z, bunun neticesinde de farklÄ±lÄ±klarla birarada nasÄ±l yaÅŸanacaÄŸÄ±nÄ± keÅŸfederek bÃ¼tÃ¼n cÃ¼mle aleme esnek davranma kabiliyetini gÃ¶stermiÅŸiz ve isbatlamÄ±ÅŸÄ±z.<br />
      Moda milliyetÃ§ilik moda TÃ¼rklÃ¼k tanÄ±mÄ± doÄŸuruyor.. Ne yazÄ±k ki;  iki zÄ±t etnisite birbirini besliyerek etki tepki etkileÅŸimden kaynaklana bir tanÄ±m Ã¼retiyor. Bu nasÄ±l oluyor derseniz, birbirlerine Ã¼ltimatom yaÄŸdÄ±rarak gerÃ§ekleÅŸiyor.. DolayÄ±sÄ±yla herkesi aynÄ± kalÄ±ba sokma yarÄ±ÅŸÄ±nÄ±n varacaÄŸÄ± nokta birbirlerinin kuyusunu kazarak kÃ¼ltÃ¼rlerini kurutmak olacaktÄ±r elbette. Abbasilerden, SelÃ§uklulardan, OsmanlÄ±dan arda kalan boÅŸluk giderilmediÄŸi sÃ¼rece bu sÄ±kÄ±ntÄ±lar devam edeceÄŸe benziyor. OsmanlÄ± unutturulmaya Ã§alÄ±ÅŸÄ±lsa da tarihi Ã§ekim gÃ¼cÃ¼ onu asla hafÄ±zalarda silinmesine geÃ§it vermiyor. Bu yÃ¼zden redd-i miras yapmakla hem kendimize zulmediyoruz hemde ulu Ã§Ä±narÄ±mÄ±z OsmanlÄ±ya haksÄ±zlÄ±k ediyoruz. DÃ¼nyanÄ±n neresini turlarsanÄ±z turlayÄ±n OsmanlÄ± bir ÅŸekilde kimliÄŸi ile karÅŸÄ±mÄ±za Ã§Ä±kÄ±yor.  Diyelim ki yolumuz Macaristana dÃ¼ÅŸtÃ¼, ister istemez karÅŸÄ±mÄ±za MohaÃ§ Ã§Ä±kacaktÄ±r muhakkak, bu da OsmanlÄ±nÄ±n hala canlÄ± olduÄŸunun gÃ¶stergesidir.<br />
          Hala tarihi gerÃ§ekler ortada iken gÃ¶Ã§ebe dÃ¶neminin at Ã¼stÃ¼nde kÄ±lÄ±Ã§ sallamanÄ±n hayaliyle etrafa korku salan TÃ¼rklÃ¼k modelini yerleÅŸtirmekte Ä±srarcÄ±yÄ±z. DÃ¼nyanÄ±n hiÃ§bir yerinde bizimki kadar etnik meseleler bu denli kaÅŸÄ±nmÄ±yor, Ã¼lkelerin bir Ã§oÄŸu diÄŸerini Ã¶tekileÅŸtirmenin mahzurlarÄ±nÄ± fark etmiÅŸ ve derhal terk etmiÅŸler, ama ÅŸimdi o hastalÄ±k bize sirayet etmiÅŸ onlarÄ±n bÄ±raktÄ±ÄŸÄ± noktada biz etnisite problemleriyle uÄŸraÅŸÄ±r konuma geldik. Oysa yeni TÃ¼rklÃ¼k tanÄ±mÄ± iÃ§ ve dÄ±ÅŸ dÃ¼ÅŸman dÃ¼rtÃ¼sÃ¼yle sÄ±nÄ±r bekÃ§iliÄŸi talep ediyor bizden. Ulus devlet mantelitesi tabiatÄ±yla tektip milliyetÃ§ilik tanÄ±mÄ± Ã¶ngÃ¶rÃ¼yor, buna tepki olarak etnik topluluklarÄ±n kÃ¶k baÄŸlarÄ±nÄ± tetikleyerek kendi etnik kimliklerine dÃ¶rt elle sarÄ±lmalarÄ±na yol aÃ§Ä±yor. Tehlike ne TÃ¼rk insanÄ±nda, ne de dÄ±ÅŸarÄ± ile iliÅŸkilendirilen emperyal devletlerde, asÄ±l tehlikeden sÃ¶z edeceksek beynimizin derinliklerinde mevcut olan tehlike senaryolarÄ±nda aramalÄ±, bu hal artÄ±k psikolojik maraz hale geldi. Ã–rnek aldÄ±ÄŸÄ±mÄ±z FransanÄ±n modelinin ortayakoÅŸduÄŸu menfi milliyetÃ§iliÄŸin topraklarÄ±mÄ±za sÄ±Ã§ramasÄ± sonucu ulus devletÃ§ilik anlayÄ±ÅŸÄ±nÄ±n Ã¼rettiÄŸi tek tipÃ§ilik marazÄ±, maalesef TÃ¼rklerin farklÄ±lÄ±klarÄ± zenginlik gÃ¶ren anlayÄ±ÅŸÄ±nÄ± yerle bir ederek tarumar eyledi. Åžimdi bu kimliÄŸe bÃ¼rÃ¼ndÃ¼ÄŸÃ¼mÃ¼ze sevinelim mi aÄŸlayalÄ±m mÄ± ne dersiniz? Kimileri ellerine kÄ±na yaksa da etnisiteye dayalÄ± siyaset farklÄ±lÄ±klarÄ± geriyor, birleÅŸtirmiyor, tam tersine ayrÄ±ÅŸtÄ±rÄ±yor.<br />
OBJEKTÄ°F TARÄ°H ANLAYIÅžI<br />
     GerÃ§ek TÃ¼rklÃ¼kden bahsedeceksek Erol GÃ¶kaâ€™nÄ±n da sÃ¶ylediÄŸi gibi; TÃ¼rkler uygarlÄ±k sentezci yÃ¶nÃ¼yle tarihe damgasÄ±nÄ± vurmuÅŸtu. Ä°ÅŸte kÃ¶kse kÃ¶k bu, tarihse objektif tarih deÄŸerlendirmesi buna denir. UnutmayalÄ±m ki; Cumhuriyeti kuranlarda OsmalÄ±â€™nÄ±n kadrolarÄ±ndan Ã§Ä±ktÄ±, kÃ¶klerinde OsmanlÄ±lÄ±k mevcut. Sadece kadrolar mÄ±, elbette hayÄ±r. Parlamentosu, siyasi partisi, basÄ±nÄ± ve tÃ¼m mÃ¼esseselerini devr aldÄ±. GenÃ§ Cumhuriyetimizin OsmanlÄ±nÄ±n mirasÄ±nÄ± devralmasÄ± baÅŸlÄ± baÅŸÄ±na kÃ¶klerimizi inkÃ¢r etmediÄŸimizin bariz delilidir. Nitekim AtatÃ¼rk; yeni bir ulus kurduk, yeniden bir millet yarattÄ±k demiyor, aksine eski cemaat toplumundan modern bir toplum meydana getirdik diyor. Yani geliÅŸmeciliÄŸe vurgu yapÄ±yor. DolayÄ±sÄ±yla kurulan Cumhuriyetimiz OsmanlÄ±nÄ±n deÄŸiÅŸik bir tÃ¼r devamÄ± niteliÄŸindedir diyebiliriz. BugÃ¼n gelinen noktada ne kadar redd-i miras yapÄ±lmaya Ã§alÄ±ÅŸÄ±lsa da dÃ¼nyanÄ±n gÃ¶zÃ¼nde biz hala OsmanlÄ±yÄ±z. DÃ¼nya unutmamÄ±ÅŸ biz nasÄ±l unutabiliriz ki?<br />
     Tarihten maksat kiÅŸileri yada bir Ä±rkÄ± Ã¶vmek veya yermek deÄŸil, tarihe eleÅŸtiri getirebilmek esas olanÄ±, hatta ibret alabilmek ve tarih bilincini yakalayabilmektir gaye. Resmi tarihin ve ideolojiinin varlÄ±ÄŸÄ± hiÃ§de Ã¶nemli deÄŸil, Ã¶nemli olan halkÄ±n kabÃ¼lÃ¼nÃ¼ kazanÄ±p kazanmamasÄ± hususu. GerÃ§eklerin konuÅŸulmasÄ±ndan korkulmasÄ±, yasak kurallar koyulmasÄ± resmi tarihin ve ideolojnin iflasÄ± deÄŸil mi? ArÅŸivlerin uzun seneler incelenmeye mÃ¼saade edilmemesi hep bu kaygÄ±nÄ±n iÅŸareti deÄŸilmi? Resmi tarihe karÅŸÄ± Ã§Ä±kÄ±ÅŸ olarak Kemal Tahir, KazÄ±m Karabekir, Mete Tuncay, Dr RÄ±za Nur vs. gibi tarih Ã§alÄ±ÅŸmalarÄ± var Ã¶nÃ¼mÃ¼zde. Fakat Cumhuriyetimizin resmi anlayÄ±ÅŸÄ± yayÄ±nlanmasÄ±na izin vermiyor. HÃ¼rriyet yazarÄ± Murat BardakÃ§Ä±â€™nÄ±n bile Åžahbabaâ€™yÄ± yazarken bazÄ± bÃ¶lÃ¼mleri Ã§Ä±kardÄ±ÄŸÄ±nÄ± sÃ¶ylemesi dÃ¼ÅŸÃ¼ndÃ¼rÃ¼cÃ¼ deÄŸil mi?  O halde geÃ§miÅŸimizle sÄ±kboÄŸaz olmaya lÃ¼zum yok, hÃ¢sÄ±lÄ± inkÃ¢r etsekde OsmanlÄ± gÃ¶nÃ¼llerde taptaze yaÅŸÄ±yor, bu bÃ¶yle biline.<br />
       Dinimiz gereÄŸi birbirimize mÃ¼tevazÄ± dÄ±ÅŸarÄ±ya karÅŸÄ± Ã§etin olmak gerekirken birbirimizle bu kavga bu ÅŸiddet bu ne celal niye? Olan milletimize oluyor, iÃ§te sertleÅŸtikÃ§e aslÄ±nda kan kaybediyoruz sÃ¼rekli, dÄ±ÅŸarda sÃ¶z ettiÄŸimiz dÄ±ÅŸ dÃ¼ÅŸmanÄ±mÄ±zÄ±n teknolojik silahlarÄ± ile bile silahlanmadan havanda su dÃ¶vÃ¼yoruz adeta. Kompleksiz yaÅŸamayÄ± yeniden keÅŸfetmeli, tarihimizle yeniden yÃ¼zleÅŸerek tabii. TÃ¼rklÃ¼k denen deÄŸeri yeniden keÅŸfederek doÄŸru mecraya vira vira yelken aÃ§arak birlik limanÄ±nda demirlemeli&#8230; SÄ±ÄŸ dÃ¼ÅŸÃ¼ncelerden kurtulmanÄ±n yollarÄ±nÄ± aramalÄ± Ä±rkÃ§Ä± yaklaÅŸÄ±mlara geÃ§it vermeden sÃ¼rekli dÃ¼ÅŸman hobisi ile yatÄ±p kalkmak yarÄ±nlarÄ±mÄ±zÄ± boÅŸ yere heba ettiÄŸimiz gibi, kardeÅŸ coÄŸrafyalarda yaÅŸayan halklara kucak aÃ§mamÄ±zÄ± Ã¶nlÃ¼yor. Ne iÅŸi var MehmetÃ§iÄŸin Yemende, LÃ¼bnanda demek gibi yaklaÅŸÄ±mlarÄ±n doÄŸmasÄ±na neden oluyor. ArtÄ±k dÃ¶rt tarafÄ±mÄ±z dÃ¼ÅŸmanla Ã§evrili Ã§Ä±ÄŸÄ±rtkanlÄ±ÄŸÄ±na paydos deme zamanÄ± gelmedi mi? Bunca vahdet ÅŸuuru birikimimiz varken baÅŸka arayÄ±ÅŸlara yÃ¶nelmek bÃ¼yÃ¼k bir hata.</p>
<p>                                            KÃœRTÃ‡ÃœLÃœK<br />
      Bir diÄŸer kanayan yaramÄ±z da kÃ¼rtÃ§Ã¼lÃ¼k meselesi. KÃ¼rtÃ§Ã¼lÃ¼ÄŸÃ¼n asla kabÃ¼l gÃ¶rmesi mÃ¼mkÃ¼n deÄŸil, muhatap bile alÄ±nmaya deÄŸmez, bir bardak suda fÄ±rtÄ±na koparÄ±lmanÄ±n Ã¶tesinde bir anlam taÅŸÄ±mÄ±yor Ã§Ã¼nkÃ¼. KÃ¼rtÃ§Ã¼lÃ¼k sanÄ±ldÄ±ÄŸÄ±nÄ±n aksine korkulacak boyutta bir mesele gibi gÃ¶rÃ¼nmÃ¼yor, tamamen psikolojik korkularÄ±n sonucu yerleÅŸmiÅŸ bir kanaat olsa gerek. Ã‡Ã¼nkÃ¼ KÃ¼rtÃ§Ã¼lÃ¼k akÄ±mÄ±nÄ±n yerleÅŸecek zemini yok ki, adamlarÄ±n ne doÄŸru dÃ¼rÃ¼st ortak bir dili var, edebiyat desen evlere ÅŸenlik, hiÃ§ bir ÅŸey yok ortada, ne de devlet geleneÄŸi var, bÃ¼tÃ¼n bunlardan mahrum olan bir akÄ±mdan gereksiz telaÅŸa kapÄ±larak olmayan birÅŸeyi kendi ellerimizle bÃ¼yÃ¼tÃ¼yoruz,  ama farkÄ±nda deÄŸiliz, adeta yangÄ±na kÃ¶rÃ¼kle gidiyoruz gibi. Åžimdiye kadar biz birbirimizi ayrÄ± gayrÄ± gÃ¶rmedik ÅŸimdide gÃ¶rmemeli, nezaman ki Ã¶teki muamelesi yapmaya baÅŸladÄ±k kronik bir mesele olarak karÅŸÄ±mÄ±za Ã§Ä±kÄ±verdi biranda. KÃ¼rt dediÄŸimiz insanlarÄ± bu coÄŸrafyada profesÃ¶r, asker, ÅŸarkÄ±cÄ± tÃ¼rkÃ¼cÃ¼, Roman yazarÄ±, her ne arasan her meslekten her etki alanda deÄŸerlendirmekle gÃ¶k kubbe baÅŸÄ±mÄ±za geÃ§medi ki ÅŸimdi de geÃ§sin. BÄ±rakÄ±n kendi doÄŸal mecrasÄ±na problem kendiliÄŸinden kalksÄ±n. TaraflarÄ±n her iki kesimide sevgiden sÃ¶z etmiyor, herkes kin kÄ±ÅŸkÄ±rtÄ±cÄ±lÄ±ÄŸÄ±na soyunmuÅŸ sanki.<br />
     Ãœstelik milliyetÃ§ilik kavramÄ±da batÄ±dan kopya edilmiÅŸ kavram. Tarihi sÃ¼reÃ§te yaÅŸadÄ±ÄŸÄ±mÄ±z coÄŸrafyalarda bizi Ä±rklar ayÄ±rmazdÄ±, sadece mÃ¼slim ve gayr-i mÃ¼slim tasnifi vardÄ±. OsmanlÄ± birlik ve beraberlik denen olayÄ± inananlar kardeÅŸtir buyruÄŸuyla Ã§Ã¶zmÃ¼ÅŸ, gayri mÃ¼slimlerle iliÅŸkilerimizi de; Dinde zorlama yok ilahi prensibi sayesinde farklÄ±lÄ±klarÄ± birarada tutmayÄ± baÅŸarmÄ±ÅŸ, bunun sonucu olarakda gayri mÃ¼slimler uzun yÄ±llar OsmanlÄ± ÅŸemsiyesi altÄ±nda Ã¶zgÃ¼rce yaÅŸama ÅŸansÄ±nÄ± elde etmiÅŸlerdir. Ne zaman ki; FransÄ±z ihtilalinden sonra milliyetÃ§ilik akÄ±mlarÄ± yÃ¼kselmeye baÅŸladÄ±, Prof.Dr. Ä°lber OltaylÄ±â€™nÄ±n dediÄŸi gibi yeni bir truva atÄ± olarak TÃ¼rklÃ¼k, neyazÄ±k ki sorunlu kavram olarak gÃ¼ndemimize girdi. MilliyetÃ§ilik rÃ¼zgÃ¢rlarÄ± coÄŸrafyamÄ±za sÄ±Ã§radÄ± sÄ±Ã§ramasÄ±nada, bu arada olanlarda oldu,  birlik beraberlik duygularÄ± tÃ¶rpÃ¼lendi, ardÄ±ndan baÄŸÄ±msÄ±zlÄ±klarÄ±nÄ± ilan milletlerin doÄŸuÅŸuna sahne oldu coÄŸrafyamÄ±z.<br />
                                              TÃœRKOLOJÄ°<br />
      TÃ¼klÃ¼k duygusunda o kadar ileri boyutlara taÅŸÄ±dÄ±k ki  TÃ¼rklÃ¼ÄŸe bilimsellik katma adÄ±na TÃ¼rkoloji enstitÃ¼sÃ¼ Ã§alÄ±ÅŸmalarÄ±na bile hÄ±zverdik.. Oysa TÃ¼rkoloji baÅŸlÄ±baÅŸÄ±na TÃ¼rklÃ¼ÄŸÃ¼ aÅŸaÄŸÄ±layan bir kavram, yeri geldiÄŸinde hamaset adÄ±na ayÄ±dan post Moskofdan dost olmaz diye sÃ¶yleniriz, fakat bu kavramÄ±n RuslarÄ±n Ã§Ä±kardÄ±ÄŸÄ±ndan ve loji ibaresinin Rumâ€™a ait olduÄŸundan bihaberiz. Niye Ã§Ä±karmÄ±ÅŸlar derseniz mezara defnedilmiÅŸ yani Ã¶lÃ¼ milletler iÃ§in, nitekim sÃ¼meroloji Ã¶rneÄŸinde olduÄŸu gibi. TÃ¼rkoloji kavramÄ± ile OsmanlÄ± gÃ¶zardÄ± edilmek istendiÄŸi besbelli.  Neden bir Frankoloji yokda TÃ¼rkoloji var diye bunun hiÃ§ muhasebesini yaptÄ±k mÄ± kendi kendimize? AsÄ±l bu konulara kafa yormamÄ±z gerekirken TÃ¼rklÃ¼ÄŸÃ¼ dar ve iÃ§e kapanÄ±k kalÄ±plara mahkÃ»m ederek sorunlu hale getiriyoruz. Her nekadar OsmanlÄ±yÄ± dikkatlerden uzaklaÅŸtÄ±rmak iÃ§in TÃ¼rkoloji kelimesi icat edilmiÅŸ olsa da, OsmanlÄ± gÃ¶nÃ¼llerde, hala hafÄ±zalarda taptaze ve diri yaÅŸÄ±yor..<br />
      TÃ¼rkolojide olduÄŸu gibi TÃ¼rk tiyatrosu da batÄ±dan alÄ±nma. BatÄ± Hz.Ä°saâ€™yÄ± anlatabilmek iÃ§in bu metoda baÅŸvurmuÅŸ ve oradan coÄŸrafyamÄ±za gelmiÅŸ, kÃ¶k deÄŸerlerimizde tiyatro bulamazsÄ±nÄ±z, bu hastalÄ±ÄŸÄ±da aynen kabÃ¼llenmiÅŸiz maalesef. Ãœstelik gelenide hatalÄ± ÅŸeklinde uyarlÄ±yoruz, edep ve adap olmaktan Ã§Ä±kÄ±p anti kÃ¼ltÃ¼r gÃ¶revi yapacak ÅŸekilde taÅŸÄ±yoruz.<br />
      VelhasÄ±l; daha buna benzer birÃ§ok problemli TÃ¼rklÃ¼k Ã¶rnekleri ile hafÄ±zamÄ±zÄ± kaybediyoruz. Vesselam.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Ulus devlet - BÃ¶lÃ¼m I: Ulus mu devlete aittir yoksa devlet mi ulusa? : Derin DÃ¼ÅŸÃ¼nce tarafÄ±ndan</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/01/13/ulus-devlet-bolum-ii-ulus-devlet-ne-kadar-ulusal/#comment-11783</link>
		<dc:creator>Ulus devlet - BÃ¶lÃ¼m I: Ulus mu devlete aittir yoksa devlet mi ulusa? : Derin DÃ¼ÅŸÃ¼nce</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Jan 2008 18:53:08 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/01/13/ulus-devlet-bolum-ii-ulus-devlet-ne-kadar-ulusal/#comment-11783</guid>
		<description>[...] DEVAMI: BatÄ± Avrupa&#8217;nÄ±n 1800&#8242;lerdeki iÃ§ dinamikleri ve ulus devletin doÄŸuÅŸu (Yoksa ulusalcÄ...) [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] DEVAMI: BatÄ± Avrupa&#8217;nÄ±n 1800&#8242;lerdeki iÃ§ dinamikleri ve ulus devletin doÄŸuÅŸu (Yoksa ulusalcÄ&#8230;) [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>

