RSS Feed for This Post

Kürt Sorununun İslam’la İlgisi

Hürriyet yazarı Yalçın Bayer’in 6 Aralık tarihli köşesi “Kürtlerin isyanının İslam’la ilgisi yok” başlığını taşıyordu. Sayın Bayer, “İslamcı yazarlar ülkemizdeki Kürt sorununun geçmişte yaşanmamış, modern bir sorun olduğunu, kökeninin Cumhuriyet’le birlikte İslam’dan uzaklaşmakta aranması gerektiğini iddia ediyorlar” diyor ve sonra da bu yoruma karşı çıkıyordu. Dayanağı ise, Cumhuriyet öncesinde de pek çok “Kürt isyanı”nın varlığıydı.

Oysa mesele o kadar basit değil. Evet, Osmanlı döneminde de bir dizi “Kürt isyanı” oldu, ama bunlar, Cumhuriyet zamanındakilerin aksine, “Kürt milliyetçiliği”ne dayanmıyordu. Hemen hepsi 19. yüzyılda yaşanan bu ayaklanmalar, imparatorluğun merkezileşme çabasından rahatsız olan yerel liderlerin tepkileriydi. Zaten bu yüzyılda, özellikle Tanzimat döneminde, sadece Kürt bölgelerinde değil Anadolu’nun dört bir yanında bir sürü isyan ve direniş yaşanmıştı. Meselenin detaylarını merak edenler, “Kürt Sorununu Yeniden Düşünmek” adlı kitabıma başvurabilir.

Gerçekte Osmanlı’ya karşı kitlesel bir “Kürt ihaneti” hiç olmadı. Aksine, Kürtlerin ezici çoğunluğu, Birinci Dünya Savaşı ve Milli Mücadele yıllarında düşmana karşı Türklerle omuz omuza savaştı. Sarıkamış’ta verdiğimiz 60 bin şehidin çoğu, imparatorluğun Kürt evlatlarıydı. Bir avuç Kürt entelektüel Sevr’de “Kürdistan” için lobi yapınca, doğu Anadolu’daki din adamları ve eşraftan protesto telgrafları yemişlerdi.

“Peki ne oldu da işler değişti” derseniz, Sayın Bayer’in kabul etmek istemediği gerçekle karşılaşırsınız. Çoğu son derece dindar olan Kürtler, Milli Mücadele sonrasında kurulan yeni rejimin Türkçü ve katı laik karakteri karşısında hayal kırıklığına uğramış, bu da Kürt milliyetçiliğini körüklemiştir. Bu, “İslamcıların iddiası” değil, akademik dünyada kabul gören tarihsel bir gerçektir. Örneğin Kürtler konusunda dünyadaki önemli uzmanlardan biri olan Hollandalı antropolog Martin van Bruinessen, Dersim olaylarını inceleyen bir makalesinde şöyle der:

“Kurtuluş Savaşı sırasında yapılan Müslüman birliği çağrıları, Kürtler arasında milliyetçi ajitasyonlardan daha etkili olmuştu. Ama Türkiye laikleştirme işine giriştiğinde bu birliğin temeli ortadan kalktı. Kemalistler, birleştirici bir unsur olan İslam’ın yerine Türkiye-temelli bir milliyetçilik koymaya çalıştılar. Böyle yaparak da, korktukları milliyetçi Kürt reaksiyonunu kendileri provoke etmiş oldular.”

Eminim bunun üzerine bazı okurlar “ne yani, Osmanlı devam mı etseydi, modern bir ulus-devlet kurmasa mıydık” diye itiraz edeceklerdir. Oysa ortada böyle bir ak-kara ikilemi yoktur. Cumhuriyet’in başlangıcında da yoktu. Kazım Karabekir’in liderliğindeki Terakkiperver Fırka, daha ılımlı, tedrici ve “dine hürmetkar” bir modernleşme öngörüyordu. Kürt sorununu da “zorla Türkleştirme” yoluyla değil, ekonomik gelişme, hürriyet ve “ortak değerler”le çözmeyi amaçlıyordu. Ama partinin yaşamasına izin verilmedi…

Terakkiperver Fırka’nın izleri üzerinde yürüyen Ak Parti’nin bugün Kürt vatandaşlarımız arasında büyük teveccüh görmesi bir rastlantı değil. Aynen “Halk Fırkası”nın devamı olan bugünkü CHP’nin son seçimlerde güneydoğu’da hezimete uğramasının bir tesadüf olmayışı gibi.

Einstein’in ünlü sözüdür: “Bir problemi yaratan zihni, aynı düzeyde çalıştırarak o problemi çözemezsiniz” der. “CHP zihni”nin Kürt sorunuyla ilişkisinde tam da böyle bir sorun var. Hatta durum daha da kötü: Söz konusu zihin, problemi çözmek şöyle dursun, anlamakta bile zorluk çekiyor.

***

24 Aralık 2007 tarihli Star gazetesinde yayınlandı.

 Derin İnsan 

 “Düşümde bir kelebektim. Artık bilmiyorum ne olduğumu. Kelebek  düşü görmüş olan bir insan mıyım yoksa insan olduğunu düşleyen bir kelebek mi?” (Zhuangzi, M.Ö. 4.yy)

“Ben” kimdir? İnsan nedir? Hakikat’in ne tarafındayız? Hiç bir şüpheye yer bırakmayacak bir şekilde nasıl bilebiliriz bunu? Zekâ, mantık ve bilim… Bunlar Hakikat ile aramıza bir duvar örmüş olabilir mi? Freud, Camus, Heidegger, Kierkegaard, Pascal, Bergson, Kant, Nietzsche, Sartre ve Russel’ın yanında Mesnevî’den, Mişkat-ül Envar’dan,  Makasıt-ül Felasife’den, Füsus’tan ilham alındı. Hiç bir öğretiye sırt çevrilmedi. Aşık Veysel, Alfred Hitchcock, Maupassant, Hesse, Shyamalan, Arendth, Hume, Dastour, Cyrulnik, Sibony, Zarifian ve daha niceleri parmak izlerini bıraktılar kitabımıza. Buradan indirebilirsiniz. 

   Kadınlar… Günümüzün Don Kişotları

Suzan Başarslan’ın dediği gibi “kadına dair söylenmesi gereken ne  kadar söz varsa erkeğin söylediği” bir dünya bu. Sadece söz mü? Yaşama hakkı bile. Bugün Çin’de ve Hindistan’da yüzbinlerce kız bebek daha doğmadan ultrason ile ana karnında görülüp yok ediliyor. Erkeklerin güç mücadelesinde kadınlar eziliyor. Cumartesi anası oluyor, cezaevlerinin önünde sıra bekleyen, şehit tabutlarının üzerinde ağlayan oluyor.  Şampuan veya otomobil satarken bedenini kullandıran, arka planda, silik, soyunan, tüketen, “figüran”… Kadınlara özne olma hakkını vermeyen erkekler mi yoksa bu hakkı alamayan kadınlar mı? Kadınlıklarını kaybetmeden, erkekleşmeden var olabilecek mi birgün kadınlar? 96 sayfalık bu kitapta Kadın’a ait kavgaları ve Kadın’ın kimlik arayışını sorguluyoruz. Buradan indirebilirsiniz.

 Türkiye’nin Ulus-Devlet Sorunu

Devlet gibi soğuk ve katı bir yapı bizimle olan ilişkisini hukuk yerine ırkımıza ya da inançlarımıza göre düzenleyebilir mi? GERÇEK hayatı son derecede dinamik ve renkli biz “insanların”. Birden fazla şehre, mahalleye, gruba, klübe, cemaate, etnik köke, şirkete, mesleğe, gelir grubuna ait olabiliriz ve bu aidiyet hayatımız boyunca değişebilir. Oysa devletimiz hâlâ başörtüsüyle uğraşıyor, kimi devlet memurları “ne mutlu Türk’üm” demeyenleri iç düşman ilân ediyor, Sünnî İslâm derslerini zorla herkese okutuyor… Bizim paramızla, bizim iyiliğimiz için(!) bize rağmen… Kürt sorunu, başörtüsü sorunu, Hıristiyan azınlıklar sorunu… Bizleri sadece “insan” olarak göremeyen devletimizin halkıyla bir sorunu var. Türkiye’nin “sorunlarının” kaynağı sakın ulus-devlet modeli olmasın? 80 sayfalık bu kitap Kurtuluş savaşı’ndan sonra Türkiye’ye giydirilmiş olan deli gömleğine işaret ediyor.  Ne mutlu “insanım” diyene! Kitabı buradan indirin.

Amerika Tedavi Edilebilir mi?

 Amerikalılar neden bu kadar gaddar? Dünyanın geri kalan kısmında yaşayan insanlara karşı niçin bu denli acımasız?
 Bayrak yakmanın ve Amerikan/İsrail mallarını protesto etmenin dışında bir şeyler yapmak gerektiğini düşünenler için yapılmış bu çalışmayı ilginize sunuyoruz. ABD desteği son bulmadan Ortadoğu’nun psikopatı İsrail’in saldırganlığı bitmeyecek ve Ortadoğu’ya huzur gelmeyecek gibi görünüyor. Vietnam’da ve Latin Amerika’da yaşanan katliamlar Ortadoğu’da devam ediyor.

 Müslüman’ın Zaman’la imtihanı

Sunuş: Müslümanlar dünyanın toplam nüfusunun %20’sini teşkil ediyorlar ama gerçek anlamda bir birlik yok. Askerî  tehditler karşısında birleşmek şöyle dursun birbiriyle savaş halinde olan Müslüman ülkeler var. Dünya ekonomisinin sadece %2-%3′lük bir kısmını üretebilen İslâm ülkeleri Avrupa Birliği gibi tek bir devlet olsalardı Gayrı Safi Millî Hasıla bakımından SADECE Almanya kadar bir ekonomik güç oluşturacaklardı. Bu bölünmüşlüğü ve en sonda, en altta kalmayı tevekkülle(!) kabul etmenin bedeli çok ağır: Bosna’da, Filistin’de, Çeçenistan’da, Doğu Türkistan’da ve daha bir çok yerde zulüm kol geziyor. Müslümanlar ağır bir imtihan geçiyorlar. Yaşamlarını şekillendiren şeylerle ilişkilerini gözden geçirmekle başlıyor bu imtihan. Teknolojiyle, lüks tüketimle, savaşla, kapitalizmle, demokrasiyle , “ötekiler” ile ve İslâm ile olan ilişkilerini daha sağlıklı bir zemine oturtabilecekler mi? Müslüman’ın Zaman’la imtihanı adındaki 204 sayfalık bu kitap işte bütün bu konuları sorgulayan ve çözümler öneren makalelerden oluşuyor.

 Bir pozitivizm eleştirisi

Hayatta en kötü mürşit ilim ve fen olmasın sakın? Eğer Atatürk bir kaç yıl daha yaşasaydı o meşhur sözünü geri alır mıydı acaba?… Ateşi keşfetmeden önceki insanlık ile bugünkü “uygarlığımızı”  karşılaştırdığımızda hiç  yol almadığımız söylenebilir. Bundan 200 bin yıl önce komşusunun yiyeceğini çalmak için başına taşla vuran neandertal insani ile 2003 yılında Irak in petrolünü çalmak için bir milyon ıraklı sivili öldüren (veya buna seyirci kalan) homo economicus ayni uygarlık seviyesinde. Aralarındaki tek fark kullandıkları silahların teknolojik üstünlüğü.  Teknoloji ve bu teknolojinin uygulanmasını mümkün kılan bilimsel buluşlar sıradan insanlar kadar bilim adamlarının da gözlerini kamaştırdı. Bugün karşımıza kâh bilimci (scientist), kâh deneyci (ampirist) olarak  çıkan ahlâkî-felsefî bir duruş var. Bu duruş eğitim sistemimize ve resmî ideolojimize öyle derinden işlemiş ki sorgulanması dahi çok sayıda insanı öfkelendirebiliyor, rejimin savunma mekanizmalarını harekete geçirebiliyor.  Bilim ve teknolojinin insanlığa otomatik olarak barış getireceğinden şüphe etmek neredeyse bir suç. Buna cüret edenler gericilikle, bağnazlıkla suçlanabiliyor.  Pozitivizm ve “modern” yaşam üzerine yazılmış makalelerimizin bir derlemesini 75 sayfalık bir kitap halinde sunuyoruz. PDF formatındaki bu kitabı buradan indirebilirsiniz.  

Share on Facebook

2 [?]

Trackback URL Print This Post Print This Post

  1. 13 Yorum

  2. Yazan:Rumuzyok Tarih: Ara 26, 2007 | Reply

    Mustafa Mustafa, konuşma, iş yap.
    Anayasa hazırlıyor AKP, madem o kadar iyi kavramışsınız meseleyi, gerekli yasal reformları yapın, çıkarın. Kürtçe dilini okullara sokun.
    İslam geyiğini bırak 1000 senedir memleket zaten müslüman. Ne Türk ne Kürt sana namaz kılıyorsun diye her seferinde oy verir.

    Bu AKP’liler hala zafer sarhoşu.

  3. Yazan:birbaşkasefere Tarih: Ara 27, 2007 | Reply

    herşeyi din,dinci kavramlarıyla hemen de bağdaştırırsınız ya..helal olsun be.sinir koymadı ben de bu tipler.kitlesel- milliyetçi bir hareket olmamışmış da ,dine uzak olan katı laik Türk milliyetçiliği anlayışı egemen olunca birilerinin damarına basılmış da..mış da mış.
    ders çalışmaktan yorulmuş beynimin( nedense bu fikirde yazanları gördükce) içinde birden azim rüzgarlari esmeye başladı.
    akepe de tüm güzel şeylerin karışımının reankaryasyona uğrayıp yeniden vücut bulmuş hali ne demezsiniz(!)(hadi ordan)
    laikliği savunacağız,Türk milliyetçisi olacağız.mideniz kaldırsın kaldırmasın.
    hem şunu bilin ; her Türk’üm diyen Türk olamaz.Mustafa Kemal gibi dahiler ve onun politik eserleri ve dahi onları uygulayanlar kimseyi zorla Türkleştirmeye çalışmamiştır.bu konuda aksini ileri sürmek,bıdı bıdıdan öteye gitmez.
    öğle tatilinde iyi bir enerji içeceği oldu bu yazı.teşekkür ederim bana ‘gaz verdiğiniz’için.her zaman dediğim gibi inatla TANRI TÜRL’Ü KORUSUN..

  4. Yazan:birbaşkasefere Tarih: Ara 27, 2007 | Reply

    TANRI TÜRK’Ü KORUSUN.

  5. Yazan:blue Tarih: Ara 27, 2007 | Reply

    TANRI TÜRLÜ TÜRLÜ TÜRK’Ü KORUSUN

    Beyninizde oluşan azim rüzgarları püfür püfür eserken üzerine bir de şu yazıları okuyun, maksat kasırga oluşturmak:

    http://www.mustafaakyol.org/arsiv/2006/04/su_cilgin_kurtler.php
    http://www.mustafaakyol.org/arsiv/2005/11/turkler_kurtler_ve_osmanlilar.php
    Ve şu kitabı mutlaka okuyun, azim rüzgarlarınız tavan yapacak:
    http://www.mustafaakyol.org/arsiv/2006/03/kitap_kurt_sorununu_yeniden_dusunmek.php

  6. Yazan:birbaşkasefere Tarih: Ara 27, 2007 | Reply

    dünya idaresi üzerinde tasarruf imkanı verecek olsanız hatta ve hatta cennetin anahtarını elime koysanız cüret etmem (siz mazallah hoşnut olacaksınız diye).dolayısıyla yazıları okumuyorum.maksat 1-deliyle deli olunmmaz.maksat 2-ben fena biriyim ve tabi amacım fenalıktır.maksat 3- beni daha fazla sinirlendirmeyesiniz.
    Tanrı Türk’ü elbet koruyacaktır.Türlü Türlü insanlar konusunda iyi bir temennide bulunamayacağım.

  7. Yazan:blue Tarih: Ara 28, 2007 | Reply

    dünya idaresi üzerinde tasarruf imkanı verecek olsanız hatta ve hatta cennetin anahtarını elime koysanız cüret etmem

    Bir biskrem versem?

    dolayısıyla yazıları okumuyorum.maksat 1-deliyle deli olunmmaz.maksat 2-ben fena biriyim ve tabi amacım fenalıktır.maksat 3- beni daha fazla sinirlendirmeyesiniz

    1. siz verdiğim linkleri tıklayınca bilgisayarınıza anti-faşizm virüsü bulaşıyor ve hatta damarlarınızdaki asil kana hücum ederek evcilleştiriyor, okumamanız isabet olmuş !
    2. fena halde fenalık geçiriyorum !
    3. gaza gelmeye müsaitsiniz belli. Bir adamın oğluna şöyle güzel bir nasihati var: Sesini yükseltme, tezini yükselt… diye. Bol bol okuyup, öğrenip, buradaki argümanların ne kadar yanlış olduğunu bize anlatmalısınız. Böylelikle hem bize, hem kendinize faydanız dokunur.

  8. Yazan:birbaşkasefere Tarih: Ara 28, 2007 | Reply

    kavramlara yüklediğiniz anlamlar çok tuhaf.damarlarımda asil bir kan var dikkat ediniz(!)bıdı bıdılarınıza cevap verebilecek kadar evcil ve sabırlı biriyim.dolayısıyla kıymetli linklerinizi tıklamaya lüzum görmüyorum.hem bu da ne demek ‘asil kanın evcilleştirilmeye ihtiyacı mı varmış?’belki lütfederim de asaletimden bir yarar sağlarsınız.bu biiiirrrrdi.
    2-izm’li ukalalıklardan hiç hoşlanmam.faşizmden ne anlıyorsunuz onu da bilemeyeceğim.ha ben faşistsem elhamdülillah diyorum çünkü fikirlerimden faydanılması gerektiğini düşünüyorum.takdir ettiğim bir prof. da faşizmin şu zamanda öcü olarak anlaşılmasının yanlış olduğunu söylemektedir.
    faşizm demişken sanki anneme laf edilmiş gibi bir kedere büründüm.yoksa ben faşist miyim(!)
    3-şöyle bir laf var bilmem duydunuz mu:neye göre ,kime göre?!sizin tabu yapıp yıkmaya çalışanı ‘faşist’diye adlandırdığınız masalları argüman olarak niteleyen biri mi var?!istediğim tarihçinin aktardıklarını ben de tabu yapabilirim.siz de buna laf derseniz ben de sizi ‘yobaz’olarak nitelendiririm(!)
    4-biskremi de geri çeviriyorum.genelde eti yerim.
    5-TTK.

  9. Yazan:Rumuzyok Tarih: Ara 28, 2007 | Reply

    blue bey,

    sivilcelerini yeni atan miniklerle neden vakit kaybediyorsunuz ki ;)

  10. Yazan:blue Tarih: Ara 28, 2007 | Reply

    sivilcelerini yeni atan miniklerle neden vakit kaybediyorsunuz ki ;)

    Sayın rumuzyok,

    Eğlenmek benim de hakkım…

  11. Yazan:Rumuzyok Tarih: Ara 28, 2007 | Reply

    Bir sürü böyle genç çocuk var; serseri mayın gibiler. yazık yaw.

  12. Yazan:blue Tarih: Ara 28, 2007 | Reply

    Ben de çok üzülüyorum. ama bunları fişfikleyenler var. Baksana bir profesör faşizmin şu zamanda öcü olarak algılanması yanlış diyormuş. Çocukları böyle doldurup sloganlarla yaşayan, okumaktan, fikrini tartışmaktan korkan bireyler haline getiriyorlar. Artık insan öldürmeye başladılar. Geçen gün rahibi bıçaklayan çocuk bunu “şöhret kazanmak için” yaptığını söylemiş. İşe bakar mısın?

  13. Yazan:Rumuzyok Tarih: Ara 28, 2007 | Reply

    Öyle, maalesef. Seçimlerin ardından bu dalga biraz hız kaybetti zannedersem, toplum bu tehlike söylemine pek yüz vermedi. Devleti reforme etmeye çalıştıkça, birileri ülke batıyor diye bağırır her zaman memlekette.

  14. Yazan:Elifnur Tarih: Ara 29, 2007 | Reply

    Rabbim türkü korusun doğru ama bilmem bilirmisinin Peygamberimiz zamanında bir kişi eşeğini bırakarak rabbime emanet ediyor fakat geri gelince bulamıyor gidiyor efendimize ve diyor haşa senin Allahın eşeğime sahip olmadı efendimiz ise güzel bir üslupla sen tedbirini alsaydın sonra emanet etseydin bizde burdan türkü veya diğer yaratılanları rabbim korusun dertken tedbirlerimizide alalım.Yorumları inceledim de insanlar laf yetiştirme çabasında az konuşup çok şey anlatmak daha güzel olmazmı…

ÖNEMLİ

--------------------------------------------------------------------

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahipleri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşlere katıldığımız anlamına gelmez.

Hakaret içerse dahi bütün yorumlar birer fikir eseridir. Ama bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatın yine de.

Not: Sitenin ismini dert etmeyin, “derinlik” üzerine bayağı bir geyik yaptık, henüz söylenmemiş bir şey bulmanız oldukça zor :)

Editörle takışmayın, o da bir anne-babanın evlâdıdır, sabrının sınırı vardır. Siz haklı bile olsanız alttan alın, efendilik sizde kalsın.

Sitenin iç işleriyle ilgili yorum yapmayın, aklınıza takılan soruları iletişim kutusundan sorun, kol kırılsın, yen içinde kalsın.

Kendi nezaketinizi bize endekslemeyin, bizden daha nazik olarak bizi utandırın. Yanlış ve eksik şeylerden şikayet etmek yerine bilgi ve yeni bakış açısı sunarak tamamlayın, düzeltin, tevazu ile öğretin bize bildiklerinizi.

Bu kurallara başkasının uyup uymamasına aldırmayın, siz uyun. Bütün yorumları hızla onaylanan EN KIDEMLİ YORUMCULAR arasındaki nizamî yerinizi alın.

--------------------------------------------------------------------
  • Siz de fikrinizi belirtin