<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>
<channel>
	<title>Kurban Bayramı Noel Baba&#8217;ya Karşı yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.derindusunce.org/2007/12/18/kurban-bayrami-noel-babaya-karsi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.derindusunce.org/2007/12/18/kurban-bayrami-noel-babaya-karsi/</link>
	<description>Grup platformu</description>
	<pubDate>Sun, 12 Feb 2012 06:57:25 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.2</generator>
		<item>
		<title>nazan tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/12/18/kurban-bayrami-noel-babaya-karsi/#comment-68377</link>
		<dc:creator>nazan</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Mar 2011 22:00:22 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/12/18/kurban-bayrami-noel-babaya-karsi/#comment-68377</guid>
		<description>bu biraz işgale karşı eylemde,savaş çığırtkalığı yapmak gibi olmuş.şiddet içerikli her eylem filleri biraz daha hareketlendirir ve olan çimene olur.rekabete çağrı bu işin çığrından çıkmasına neden olabilir.selamlar</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>bu biraz işgale karşı eylemde,savaş çığırtkalığı yapmak gibi olmuş.şiddet içerikli her eylem filleri biraz daha hareketlendirir ve olan çimene olur.rekabete çağrı bu işin çığrından çıkmasına neden olabilir.selamlar</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Hatice tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/12/18/kurban-bayrami-noel-babaya-karsi/#comment-42360</link>
		<dc:creator>Hatice</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Dec 2009 09:36:13 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/12/18/kurban-bayrami-noel-babaya-karsi/#comment-42360</guid>
		<description>Alperen Gürbüzler bey yorumunuz harika sizi alkışlıyorum saygılar.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Alperen Gürbüzler bey yorumunuz harika sizi alkışlıyorum saygılar.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Filiz Konca tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/12/18/kurban-bayrami-noel-babaya-karsi/#comment-15773</link>
		<dc:creator>Filiz Konca</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Jun 2008 10:44:08 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/12/18/kurban-bayrami-noel-babaya-karsi/#comment-15773</guid>
		<description>
&lt;strong&gt;Yılbaşını Kutlamak mı?&lt;/strong&gt;

  Yılbaşını kutlama gibi bir niyetiniz var mı? Bir şeyi yapmadan önce
durup düşünmek gibi bir adetimiz olmalı değil mi? Hayvanlar bile önüne
bir yiyecek konduğu zaman hemen yemez. Önce durup bir kokusuna bakar. Nedir,
ne değildir? Biz de nedenine niçinine bir bakmalı değil miyiz?  

  Bu güne kadar yapılanları, işlenen günahları, taklitçiliğin bizi ne
hallere düşürdüğünü, insanlıktan nasıl çıkardığını, maymun
ettiğini, şahsiyet, kişilik diye birşey bırakmadığını,  katlanarak
günahların nasıl arttığını sayabiliyorsanız şöyle bir durup sayın.

  Nisa Suresi 85- Kim güzel bir işte aracılık ederse, ona o işin
sevabından bir pay vardır. Kim de kötü bir şeyde aracılık yaparsa, ona
da o kötülükten bir pay vardır. Allah her şeyi gözetip karşılığını
verir. 

  Rasulüllah (SAV) şöyle buyurdu: 

  “Kim islamda iyi bir çığır açarsa açtığı çığrın ecri ve
kendisinden sonra, onunla (o çığırla) amel edenlerin ecirleri,
sevaplarından hiçbir şey eksilmeden ona aittir. Kim de islamda
(müslümanlar içinde) kötü bir çığır açarsa, açtığı çığrın
günahı ve kendisinden sonra onunla amel edenlerin günahları,
günahlarından birşey eksilmeden ona aittir.”

 “Yılbaşının nasıl kutlanmasını istersin?” diye şeytana sorsalar
günümüzdeki günahları söylemez mi?

  Peygamberimiz (S.A.V.) buyurmuşlardır ki “Bir kavme benzemeye
çalışanlar o kavimdendir.”(İmam-ı Ahmet ve Ebû Davud)

  Peygamberimiz (S.A.V.), diğer bir hadis-i şerifte buyurmuşlardır ki:
“Bizden başkalarına benzemeye özenenler bizden, bizim milletimizden
değildir.”(El-Cami'üs-Sağîr) 

  “Küfür ehlinin ve isyankarların yaşayış ve adetlerinde onlara
benzemek, onlar gibi hareket etmek, ya küfre ya isyankârlığa, ya da her
ikisine birden götürdüğü için İslâmda yasaklanıp haram
kılınmıştır.” (Frenk Mukallitliği Ve Şapka- İskilipli Atıf Hoca)

  İslam uleması, din kitaplarında buyururlar ki: 
“Noel günü ve gecesinde, kâfirlerin paskalya ve yortularında, onlar gibi
bayram yapan küfre girer.”

  “...Müslümanlar bu yılbaşını takvim başlangıcı yaparlarsa,
yılbaşı gecesinde yapılan âyin veya eğlencelere iştirak ederlerse ne
olur? 

  Yılbaşı dolayısıyla yapılan dinî âyine katılan (Hristiyanlarla
beraber bu toplu ibâdeti yapan) müslümanlar en azından haram (büyük
günah) işlemiş olurlar. Bu hükmün akla ve vahye dayalı delîllerini
zikretmeye bile gerek yoktur. 

  Dinî âyîne katılmadan yılbaşı dolayısıyla toplantı ve eğlence
yapan müslümanlar, bu eğlencelerde ayrıca hiçbir haram işlemeseler dahi,
kökeni dinî (İslâm'dan başka ve ona göre bugün mûteber olmayan bir
dîne dayalı) olan bir faâliyete katıldıkları ve başka dinden olanlara
-dinle ilgili bir konuda- benzer hale geldikleri için günah işlemiş
olurlar. "Bir din ve kültür topluluğuna kendini benzetenler onlardan
sayılır" meâlindeki hadîs bu davranışı yasaklamaktadır. 

  Yılbaşı, takvim, tarih, tatil, eğlence, şenlik ve bunlarla ilgili
âdetler bir milletin kültürüdür. Kültür din ve ideolojinin bedenlenmesi,
ete kemiğe bürünmesidir. Bu ikisini birbirinden ayırmak mümkün değildir.
Eğer birileri din ile kültürü birbirinden ayırmaya, aralarındaki bağı
koparmaya kalkışırsa -zor olmakla beraber bunu yapabilirse- kültür ile
beraber dîni de değiştirme yoluna girmiş olur. Bedenini parça parça
kaybeden din gider (milletin hayatından çıkar) onun yerine yeni kültürün
dîni veya dinsizliği gelir. Kültür ile din arasında böyle bir bağ
bulunduğuna göre; kültürün değişmesi dîni yakından ilgilendirir.
İslâm'ın beş temel amacından biri dîni (müslümanların hayatında
İslâm'ı) korumaktır. İslâm'ın korunmasını olumsuz etkileyen bir
davranış, bir kültür değişimi, bir kültür taklidi haramdır, bazan
bununla da kalmaz dinden çıkma sonucunu doğurur. 

  Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) Medine'ye göçünce, burada öteden beri iki
bayramın bulunduğunu ve bu bayramlarda kutlama yapıldığını öğrendi.
Bayramlar, dînin etkilenmesi bakımından önemli kültür unsurları olduğu
için bunları değiştirdi ve yerlerine Ramazan ile Kurban bayramlarını
tebliğ etti. Daha pek çok hadîste, başka dinlerle ilişkisi veya sembolik
değeri/fonksiyonu bulunan âdet ve uygulamaları müslümanlara
yasakladı.”(Hayrettin Karaman)

  “...Taklidin, mantığı zehirlediği açık. Zaten, bu yüzden taklit ya.
Taklitçilik bir hastalık, hem de kişiliğe arız olmuş bir hastalık. O
yüzden bu hastalık, taklitçinin özgüven yokluğuna dayanıyor, bu bir.
İkincisi, iddialarından arındırılmış olduğunu gösteriyor.
Üçüncüsü,taklit ettikleri karşısında mağlup olduğunun tescili
anlamına geliyor.

  İbn Haldun'un Mukaddime'de yaptığı o muhteşem tesbit, bu ülkenin
yaşadığı yüz yıllık dramın tek cümlelik özeti: "Mağluplar galipleri
taklit ederler." 

  Mağlubiyetin de onurlusu vardır, onursuzu vardır. Onurunu yitirmeyen
mağluplar, fiziken mağlup görünürler. Dişe diş mücadele etmişler,
mağlup olmuşlardır. Elbet her mağlubiyetin bir çok sebebi vardır. 

  Onurlarını koruyanlar, mağlubiyeti içselleştirmezler. Fakat, sadece
değerler için mücadele edenler, yenildiklerinde dahi onurlarını
koruyabilirler. Yenilgilerinin faturasını kendi değerlerine kesmezler.
Aksine, yenilgilerini bir bilinç yenileme, yani bir "tevbe" ve "istiğfar"
vesilesi olarak bilirler. Sorunu, kendi değerlerinde değil, değerleriyle
ilişkilerinde ararlar. O ilişkileri sağlıklı hale getirmek için,
mücadele meydanından çekilip, mücahede meydanına atılırlar. Bu,
mağlubiyeti içselleştirmeme savaşıdır. Onurlu mağluplar için, galipleri
taklit etmek, düşman saflarına geçmekle eş değerdedir. Asıl mağlubiyet
işte odur. 

  Onurunu yitirenler, mağlup olunca kelimenin tam anlamıyla mağlup olurlar.
Onlar, fiziken galip gelseler bile mağlupturlar. Mağlubiyet onların
karakteri olmuştur. Çünkü, mütecavizine aşık olan ahmak kız rolüne
soyunmuşlardır. 

  Mağlubiyetlerinin faturasını kendi değerlerine keserler. Tez elden o
değerlerden kurtulmanın yollarını ararlar. Kendilerine "ben idraki" veren o
değerleri her görüşte mağlubiyetlerini hatırlarlar. Bu da onları kendi
değerlerine düşmandan fazla düşman olmaya iter. Değerlerinden kurtulunca,
kendilerinin de galiplerden olacağına inanırlar. 
Mağlubiyetin faturasını kendi değerlerine kestikleri için, kendilerinden
nefret ederler. Bu nefret, galiplere karşı marazi bir aşka dönüşür.
Kendilerini gerçekleştirmek yerine, galipleri taklit etmek gibi ucuz bir yolu
benimserler. Bu taklit onları galip yapmaz elbette. Sadece “maymun” yapar.
Bunun anlamı, galiplerin maskarası ve soytarısı olmaktır. 
Hiçbir galipten, mağlupları içerisinden başkalaşım geçirerek
maskaralaşan birilerini, kendisiyle eş değerde görmesi beklenemez. Hiçbir
efendi, soytarısını, kendisiyle eşit haklara sahip bir partner olarak
benimsemez.Değil mi ama: Hiçbir maymun, ne kadar iyi insan taklidi yaparsa
yapsın, insanlar sınıfına dahil edilmez?”(Mustafa İslamoğlu)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yılbaşını Kutlamak mı?</strong></p>
<p>  Yılbaşını kutlama gibi bir niyetiniz var mı? Bir şeyi yapmadan önce<br />
durup düşünmek gibi bir adetimiz olmalı değil mi? Hayvanlar bile önüne<br />
bir yiyecek konduğu zaman hemen yemez. Önce durup bir kokusuna bakar. Nedir,<br />
ne değildir? Biz de nedenine niçinine bir bakmalı değil miyiz?  </p>
<p>  Bu güne kadar yapılanları, işlenen günahları, taklitçiliğin bizi ne<br />
hallere düşürdüğünü, insanlıktan nasıl çıkardığını, maymun<br />
ettiğini, şahsiyet, kişilik diye birşey bırakmadığını,  katlanarak<br />
günahların nasıl arttığını sayabiliyorsanız şöyle bir durup sayın.</p>
<p>  Nisa Suresi 85- Kim güzel bir işte aracılık ederse, ona o işin<br />
sevabından bir pay vardır. Kim de kötü bir şeyde aracılık yaparsa, ona<br />
da o kötülükten bir pay vardır. Allah her şeyi gözetip karşılığını<br />
verir. </p>
<p>  Rasulüllah (SAV) şöyle buyurdu: </p>
<p>  “Kim islamda iyi bir çığır açarsa açtığı çığrın ecri ve<br />
kendisinden sonra, onunla (o çığırla) amel edenlerin ecirleri,<br />
sevaplarından hiçbir şey eksilmeden ona aittir. Kim de islamda<br />
(müslümanlar içinde) kötü bir çığır açarsa, açtığı çığrın<br />
günahı ve kendisinden sonra onunla amel edenlerin günahları,<br />
günahlarından birşey eksilmeden ona aittir.”</p>
<p> “Yılbaşının nasıl kutlanmasını istersin?” diye şeytana sorsalar<br />
günümüzdeki günahları söylemez mi?</p>
<p>  Peygamberimiz (S.A.V.) buyurmuşlardır ki “Bir kavme benzemeye<br />
çalışanlar o kavimdendir.”(İmam-ı Ahmet ve Ebû Davud)</p>
<p>  Peygamberimiz (S.A.V.), diğer bir hadis-i şerifte buyurmuşlardır ki:<br />
“Bizden başkalarına benzemeye özenenler bizden, bizim milletimizden<br />
değildir.”(El-Cami&#8217;üs-Sağîr) </p>
<p>  “Küfür ehlinin ve isyankarların yaşayış ve adetlerinde onlara<br />
benzemek, onlar gibi hareket etmek, ya küfre ya isyankârlığa, ya da her<br />
ikisine birden götürdüğü için İslâmda yasaklanıp haram<br />
kılınmıştır.” (Frenk Mukallitliği Ve Şapka- İskilipli Atıf Hoca)</p>
<p>  İslam uleması, din kitaplarında buyururlar ki:<br />
“Noel günü ve gecesinde, kâfirlerin paskalya ve yortularında, onlar gibi<br />
bayram yapan küfre girer.”</p>
<p>  “&#8230;Müslümanlar bu yılbaşını takvim başlangıcı yaparlarsa,<br />
yılbaşı gecesinde yapılan âyin veya eğlencelere iştirak ederlerse ne<br />
olur? </p>
<p>  Yılbaşı dolayısıyla yapılan dinî âyine katılan (Hristiyanlarla<br />
beraber bu toplu ibâdeti yapan) müslümanlar en azından haram (büyük<br />
günah) işlemiş olurlar. Bu hükmün akla ve vahye dayalı delîllerini<br />
zikretmeye bile gerek yoktur. </p>
<p>  Dinî âyîne katılmadan yılbaşı dolayısıyla toplantı ve eğlence<br />
yapan müslümanlar, bu eğlencelerde ayrıca hiçbir haram işlemeseler dahi,<br />
kökeni dinî (İslâm&#8217;dan başka ve ona göre bugün mûteber olmayan bir<br />
dîne dayalı) olan bir faâliyete katıldıkları ve başka dinden olanlara<br />
-dinle ilgili bir konuda- benzer hale geldikleri için günah işlemiş<br />
olurlar. &#8220;Bir din ve kültür topluluğuna kendini benzetenler onlardan<br />
sayılır&#8221; meâlindeki hadîs bu davranışı yasaklamaktadır. </p>
<p>  Yılbaşı, takvim, tarih, tatil, eğlence, şenlik ve bunlarla ilgili<br />
âdetler bir milletin kültürüdür. Kültür din ve ideolojinin bedenlenmesi,<br />
ete kemiğe bürünmesidir. Bu ikisini birbirinden ayırmak mümkün değildir.<br />
Eğer birileri din ile kültürü birbirinden ayırmaya, aralarındaki bağı<br />
koparmaya kalkışırsa -zor olmakla beraber bunu yapabilirse- kültür ile<br />
beraber dîni de değiştirme yoluna girmiş olur. Bedenini parça parça<br />
kaybeden din gider (milletin hayatından çıkar) onun yerine yeni kültürün<br />
dîni veya dinsizliği gelir. Kültür ile din arasında böyle bir bağ<br />
bulunduğuna göre; kültürün değişmesi dîni yakından ilgilendirir.<br />
İslâm&#8217;ın beş temel amacından biri dîni (müslümanların hayatında<br />
İslâm&#8217;ı) korumaktır. İslâm&#8217;ın korunmasını olumsuz etkileyen bir<br />
davranış, bir kültür değişimi, bir kültür taklidi haramdır, bazan<br />
bununla da kalmaz dinden çıkma sonucunu doğurur. </p>
<p>  Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) Medine&#8217;ye göçünce, burada öteden beri iki<br />
bayramın bulunduğunu ve bu bayramlarda kutlama yapıldığını öğrendi.<br />
Bayramlar, dînin etkilenmesi bakımından önemli kültür unsurları olduğu<br />
için bunları değiştirdi ve yerlerine Ramazan ile Kurban bayramlarını<br />
tebliğ etti. Daha pek çok hadîste, başka dinlerle ilişkisi veya sembolik<br />
değeri/fonksiyonu bulunan âdet ve uygulamaları müslümanlara<br />
yasakladı.”(Hayrettin Karaman)</p>
<p>  “&#8230;Taklidin, mantığı zehirlediği açık. Zaten, bu yüzden taklit ya.<br />
Taklitçilik bir hastalık, hem de kişiliğe arız olmuş bir hastalık. O<br />
yüzden bu hastalık, taklitçinin özgüven yokluğuna dayanıyor, bu bir.<br />
İkincisi, iddialarından arındırılmış olduğunu gösteriyor.<br />
Üçüncüsü,taklit ettikleri karşısında mağlup olduğunun tescili<br />
anlamına geliyor.</p>
<p>  İbn Haldun&#8217;un Mukaddime&#8217;de yaptığı o muhteşem tesbit, bu ülkenin<br />
yaşadığı yüz yıllık dramın tek cümlelik özeti: &#8220;Mağluplar galipleri<br />
taklit ederler.&#8221; </p>
<p>  Mağlubiyetin de onurlusu vardır, onursuzu vardır. Onurunu yitirmeyen<br />
mağluplar, fiziken mağlup görünürler. Dişe diş mücadele etmişler,<br />
mağlup olmuşlardır. Elbet her mağlubiyetin bir çok sebebi vardır. </p>
<p>  Onurlarını koruyanlar, mağlubiyeti içselleştirmezler. Fakat, sadece<br />
değerler için mücadele edenler, yenildiklerinde dahi onurlarını<br />
koruyabilirler. Yenilgilerinin faturasını kendi değerlerine kesmezler.<br />
Aksine, yenilgilerini bir bilinç yenileme, yani bir &#8220;tevbe&#8221; ve &#8220;istiğfar&#8221;<br />
vesilesi olarak bilirler. Sorunu, kendi değerlerinde değil, değerleriyle<br />
ilişkilerinde ararlar. O ilişkileri sağlıklı hale getirmek için,<br />
mücadele meydanından çekilip, mücahede meydanına atılırlar. Bu,<br />
mağlubiyeti içselleştirmeme savaşıdır. Onurlu mağluplar için, galipleri<br />
taklit etmek, düşman saflarına geçmekle eş değerdedir. Asıl mağlubiyet<br />
işte odur. </p>
<p>  Onurunu yitirenler, mağlup olunca kelimenin tam anlamıyla mağlup olurlar.<br />
Onlar, fiziken galip gelseler bile mağlupturlar. Mağlubiyet onların<br />
karakteri olmuştur. Çünkü, mütecavizine aşık olan ahmak kız rolüne<br />
soyunmuşlardır. </p>
<p>  Mağlubiyetlerinin faturasını kendi değerlerine keserler. Tez elden o<br />
değerlerden kurtulmanın yollarını ararlar. Kendilerine &#8220;ben idraki&#8221; veren o<br />
değerleri her görüşte mağlubiyetlerini hatırlarlar. Bu da onları kendi<br />
değerlerine düşmandan fazla düşman olmaya iter. Değerlerinden kurtulunca,<br />
kendilerinin de galiplerden olacağına inanırlar.<br />
Mağlubiyetin faturasını kendi değerlerine kestikleri için, kendilerinden<br />
nefret ederler. Bu nefret, galiplere karşı marazi bir aşka dönüşür.<br />
Kendilerini gerçekleştirmek yerine, galipleri taklit etmek gibi ucuz bir yolu<br />
benimserler. Bu taklit onları galip yapmaz elbette. Sadece “maymun” yapar.<br />
Bunun anlamı, galiplerin maskarası ve soytarısı olmaktır.<br />
Hiçbir galipten, mağlupları içerisinden başkalaşım geçirerek<br />
maskaralaşan birilerini, kendisiyle eş değerde görmesi beklenemez. Hiçbir<br />
efendi, soytarısını, kendisiyle eşit haklara sahip bir partner olarak<br />
benimsemez.Değil mi ama: Hiçbir maymun, ne kadar iyi insan taklidi yaparsa<br />
yapsın, insanlar sınıfına dahil edilmez?”(Mustafa İslamoğlu)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>alperen gürbüzer tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/12/18/kurban-bayrami-noel-babaya-karsi/#comment-12899</link>
		<dc:creator>alperen gürbüzer</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 02 Mar 2008 07:55:39 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/12/18/kurban-bayrami-noel-babaya-karsi/#comment-12899</guid>
		<description>&lt;strong&gt;KUTSAL TUZAK


Alperen GÜRBÜZER

     Noelle girdiler dünyamıza, sonrada anneler günü, babalar günü ve sevgililer günü gibi bir dizi günler sıralandı. Batı birkere inanmış Tanrının evreni  altı günde yarattığına,  haşa diğer bir günde ise istirahata çekildiğine.. Onun için batıda haftanın altı günü dünyevi hayat, Pazar günü ise devletçe mecbur edilen kilisede günah çıkarma ayinine zaman ayrılan şölendir. Bizde ise Pazar günü tatil olarak biçim değiştirerek dinlenmeye dönüşmüştür. Yani batıda hafta sonu tatil değil devletçe zorunlu kılınan birtür ibadet günüdür. Oysa İslamiyette her an, her zaman dilimi, her ay ya da her yıl veya bir ömür Allahı anmaktır.  İbadet bir güne, bir zaman dilimine hapsedilemez.
     Kutsal günlerimiz çoğaldıktan sonra Hiristiyanlığı dünyevileştiren batı, şimdi bizim dinimizide dünyevileştirerek ibadetimizi belli günlere hapsederek Hiristiyanlaştırmaya dönüştüreceklerini sanıyorlarsa yanılıyorlar. Çünkü Allahın vaadi var; bu dini ben indirdim kıyamete kadarda koruyacakda benim buyuruyor.
     Cumartesi günüde yahudilerce kutsaldır. Yolunuz yahudi yerleşim alanlarına düşerse sıcak çorba içemezsiniz. Neden mi? Çünkü inançları gereği cumartesi günü ateş yakmak yasaktır da ondan. Biz hem Hiristiyanların hemde Yahudilerin gönlünü yapmak adına cumartesiyi de hatta pazarı da tatil yapmışız. Bizim dinimizde Cuma bile tatil değildir. Sadece Cuma vakti girdiğinde alışveriş yasak edilmiştir. Cuma namazının ardından yine herkes işinin başındadır. Günlerin kutsallığı ayların kutsallığ ya da senelerin kutsallığı diye bir şey yok. Bazı mübarek günler ve aylarımız olsa da bunlar sadece olsa olsa yeniden kendimize dönmek adına fırsat olarak algılanıp,  daha çok Allah’tan istiğfar olarak algılanır. Bunun ötesinde anlam çıkarılmaz. Herdem, her an, her nefeste Allah’ı unutmamaktır esas olan.
      Önceleri kutlu doğum diyanetin basit duyurmasıyla geçiştirilen ve birkaç müslümanın idrakiyle geçen kutlu doğum haftaların ve kandiller, artık İslamiyetle ilgisi olan olmayanda haftalar öncesinde büyük reklâmlarla haberdar edilerek büyük bir kampanya yarışına dönüşülmesi ve kutlanması ister istemez akıllara kuşku bırakıyor, acaba dinimizi sekülerleştirme planının devreye girdiğini düşündürüyor insanımıza.
     Bu uygulamaların her geçen gün artması İslamiyet’i hergün yaşanan din olmaktan çıkarıp belli günlerde yaşanır dine dönüştürme endişesi doğuruyor. Ayrıca kandillerde çekilen mesajların  telefon şirketleriune bıraktığı gelirin biryılda bıraktığı gelire eş durumda olmasıda işin cabası.. Bundan anlaşılan dinimizin ticari hesaplara alet edilmesi ise ortada korkunç bir duygu sömürüsününde olduğu netlik kazanıyor sanki...
     Anneler ve babalar günü bizim değerlerimize göre her beş vakit namazın ardından dualarımıza ortak kıldığımız ve unutamadığımız her vakit, bizim için anneler ve babalar günüdür.. Kaçırmadığımız her sabah namazı ise sevgililer günüdür. Çünkü asıl sevgili Allahtır..
       Saadatlar kendilerinden önceki büyüklerin doğum ve ölüm günlerini kutlamak için özel çaba sarf etmiyorlar, acaba niye, hiç düşündünüz mü? Cevabı basit; her Hatme-i Hacegan duasında, her virdin başlangıcında ya da rabıtada yanımızlarda da ondan.  Günlük Hatme-i Hacegan’ı kaçırmayan, aynı zamanda başta Rasulullah olmak üzere Al-u ashabı ve Sadat-ı Kiramı anıyor ve onların manevi tasarruf şemsiyesi altına girmiş oluyor demektir.
       Velhasıl; her gördüğünü hızır bil her geceyi kadir bil diyorlar büyüklerimiz.. Vesselam.&lt;/strong&gt;</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p><strong>KUTSAL TUZAK</p>
<p>Alperen GÜRBÜZER</p>
<p>     Noelle girdiler dünyamıza, sonrada anneler günü, babalar günü ve sevgililer günü gibi bir dizi günler sıralandı. Batı birkere inanmış Tanrının evreni  altı günde yarattığına,  haşa diğer bir günde ise istirahata çekildiğine.. Onun için batıda haftanın altı günü dünyevi hayat, Pazar günü ise devletçe mecbur edilen kilisede günah çıkarma ayinine zaman ayrılan şölendir. Bizde ise Pazar günü tatil olarak biçim değiştirerek dinlenmeye dönüşmüştür. Yani batıda hafta sonu tatil değil devletçe zorunlu kılınan birtür ibadet günüdür. Oysa İslamiyette her an, her zaman dilimi, her ay ya da her yıl veya bir ömür Allahı anmaktır.  İbadet bir güne, bir zaman dilimine hapsedilemez.<br />
     Kutsal günlerimiz çoğaldıktan sonra Hiristiyanlığı dünyevileştiren batı, şimdi bizim dinimizide dünyevileştirerek ibadetimizi belli günlere hapsederek Hiristiyanlaştırmaya dönüştüreceklerini sanıyorlarsa yanılıyorlar. Çünkü Allahın vaadi var; bu dini ben indirdim kıyamete kadarda koruyacakda benim buyuruyor.<br />
     Cumartesi günüde yahudilerce kutsaldır. Yolunuz yahudi yerleşim alanlarına düşerse sıcak çorba içemezsiniz. Neden mi? Çünkü inançları gereği cumartesi günü ateş yakmak yasaktır da ondan. Biz hem Hiristiyanların hemde Yahudilerin gönlünü yapmak adına cumartesiyi de hatta pazarı da tatil yapmışız. Bizim dinimizde Cuma bile tatil değildir. Sadece Cuma vakti girdiğinde alışveriş yasak edilmiştir. Cuma namazının ardından yine herkes işinin başındadır. Günlerin kutsallığı ayların kutsallığ ya da senelerin kutsallığı diye bir şey yok. Bazı mübarek günler ve aylarımız olsa da bunlar sadece olsa olsa yeniden kendimize dönmek adına fırsat olarak algılanıp,  daha çok Allah’tan istiğfar olarak algılanır. Bunun ötesinde anlam çıkarılmaz. Herdem, her an, her nefeste Allah’ı unutmamaktır esas olan.<br />
      Önceleri kutlu doğum diyanetin basit duyurmasıyla geçiştirilen ve birkaç müslümanın idrakiyle geçen kutlu doğum haftaların ve kandiller, artık İslamiyetle ilgisi olan olmayanda haftalar öncesinde büyük reklâmlarla haberdar edilerek büyük bir kampanya yarışına dönüşülmesi ve kutlanması ister istemez akıllara kuşku bırakıyor, acaba dinimizi sekülerleştirme planının devreye girdiğini düşündürüyor insanımıza.<br />
     Bu uygulamaların her geçen gün artması İslamiyet’i hergün yaşanan din olmaktan çıkarıp belli günlerde yaşanır dine dönüştürme endişesi doğuruyor. Ayrıca kandillerde çekilen mesajların  telefon şirketleriune bıraktığı gelirin biryılda bıraktığı gelire eş durumda olmasıda işin cabası.. Bundan anlaşılan dinimizin ticari hesaplara alet edilmesi ise ortada korkunç bir duygu sömürüsününde olduğu netlik kazanıyor sanki&#8230;<br />
     Anneler ve babalar günü bizim değerlerimize göre her beş vakit namazın ardından dualarımıza ortak kıldığımız ve unutamadığımız her vakit, bizim için anneler ve babalar günüdür.. Kaçırmadığımız her sabah namazı ise sevgililer günüdür. Çünkü asıl sevgili Allahtır..<br />
       Saadatlar kendilerinden önceki büyüklerin doğum ve ölüm günlerini kutlamak için özel çaba sarf etmiyorlar, acaba niye, hiç düşündünüz mü? Cevabı basit; her Hatme-i Hacegan duasında, her virdin başlangıcında ya da rabıtada yanımızlarda da ondan.  Günlük Hatme-i Hacegan’ı kaçırmayan, aynı zamanda başta Rasulullah olmak üzere Al-u ashabı ve Sadat-ı Kiramı anıyor ve onların manevi tasarruf şemsiyesi altına girmiş oluyor demektir.<br />
       Velhasıl; her gördüğünü hızır bil her geceyi kadir bil diyorlar büyüklerimiz.. Vesselam.</strong></p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>ömer tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/12/18/kurban-bayrami-noel-babaya-karsi/#comment-10712</link>
		<dc:creator>ömer</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Jan 2008 11:56:20 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/12/18/kurban-bayrami-noel-babaya-karsi/#comment-10712</guid>
		<description>asdasd

&lt;strong&gt;EDiTÖR : Ömer Bey, sitede moderasyon uyguluyoruz. Yazdiginiz yorumlar en fazla bir kaç saat içinde yayinlanir.

Saygilarimla&lt;/strong&gt;</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>asdasd</p>
<p><strong>EDiTÖR : Ömer Bey, sitede moderasyon uyguluyoruz. Yazdiginiz yorumlar en fazla bir kaç saat içinde yayinlanir.</p>
<p>Saygilarimla</strong></p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Gökhan Talas tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/12/18/kurban-bayrami-noel-babaya-karsi/#comment-9438</link>
		<dc:creator>Gökhan Talas</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 19 Dec 2007 11:22:11 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/12/18/kurban-bayrami-noel-babaya-karsi/#comment-9438</guid>
		<description>Hıristiyanlık içinde özel günler herkes tarafından kabul görür gibi bir kanı varsa bu yanlıştır. Bazı kiliseler bu tür günleri bir "zorunluluk" olarak dayatır ve İncil bu anlayışı onaylamaz. Bakınız İncil'in Galatyalılar kitabı 4. bölüm 9 ve 11. ayetler arasında ne diyor: "Şimdiyse Tanrı'yı tanıdınız, daha doğrusu Tanrı tarafından tanındınız. Öyleyse nasıl oluyor da bu değersiz, etkisiz ilkelere dönüyorsunuz? Yeniden onların kölesi mi olmak istiyorsunuz? Özel günler, aylar, mevsimler, yıllar kutluyorsunuz! Sizin için korkuyorum. Yoksa uğrunuza boş yere mi emek verdim?" 

Bu açıdan bu tür günleri dini bir kural gibi görmek İncil açısından günahlı bir tutumdur. Toplumsal bir hoşluk bir paylaşım günü olarak ve salt hatırlamak için kutlanıyorsa bu iyi niyetli ama bireysel bir tercihtir. Ancak tekrar tekrar belirtiyorum Tanrı buyruğu açısından böyle bir dini emir yoktur.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Hıristiyanlık içinde özel günler herkes tarafından kabul görür gibi bir kanı varsa bu yanlıştır. Bazı kiliseler bu tür günleri bir &#8220;zorunluluk&#8221; olarak dayatır ve İncil bu anlayışı onaylamaz. Bakınız İncil&#8217;in Galatyalılar kitabı 4. bölüm 9 ve 11. ayetler arasında ne diyor: &#8220;Şimdiyse Tanrı&#8217;yı tanıdınız, daha doğrusu Tanrı tarafından tanındınız. Öyleyse nasıl oluyor da bu değersiz, etkisiz ilkelere dönüyorsunuz? Yeniden onların kölesi mi olmak istiyorsunuz? Özel günler, aylar, mevsimler, yıllar kutluyorsunuz! Sizin için korkuyorum. Yoksa uğrunuza boş yere mi emek verdim?&#8221; </p>
<p>Bu açıdan bu tür günleri dini bir kural gibi görmek İncil açısından günahlı bir tutumdur. Toplumsal bir hoşluk bir paylaşım günü olarak ve salt hatırlamak için kutlanıyorsa bu iyi niyetli ama bireysel bir tercihtir. Ancak tekrar tekrar belirtiyorum Tanrı buyruğu açısından böyle bir dini emir yoktur.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>fuatogl tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/12/18/kurban-bayrami-noel-babaya-karsi/#comment-9354</link>
		<dc:creator>fuatogl</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Dec 2007 22:55:09 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/12/18/kurban-bayrami-noel-babaya-karsi/#comment-9354</guid>
		<description>"katman katman üzerine biniyor"..aynen dediğiniz gibi. Bindiren bindirene.
Kuzey avrupa da hala "Jul"/"Jule" derler Christmas için.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;katman katman üzerine biniyor&#8221;..aynen dediğiniz gibi. Bindiren bindirene.<br />
Kuzey avrupa da hala &#8220;Jul&#8221;/&#8221;Jule&#8221; derler Christmas için.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>snowqueen tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/12/18/kurban-bayrami-noel-babaya-karsi/#comment-9349</link>
		<dc:creator>snowqueen</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Dec 2007 21:27:29 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/12/18/kurban-bayrami-noel-babaya-karsi/#comment-9349</guid>
		<description>@fatogl

Zaman, işine geldigi gibi yontuyor.
Bugün Christmas dedigimiz kutlama, eskilerin &lt;strong&gt;Yule &lt;/strong&gt;kutlamasidir ve herşey birebir aynidir. Degisen tek sey, İsa'nin o gecede dogduguna inanilmasi.
Bunu kim yapti(veya kim göz yumdu?)= Kilise.
Simdi de kapitalizm, Christmas'i Hollywood filmleri, reklam kampanyalari vs. ile dünyaya yayiyor. Noel Baba o kirmizi kostumü, bir Coca Cola ilaninda giydi.

Noel Baba kostümü ne kadar Hristiyansa, Christmas'ta o kadar Hristiyan. 'dini bayramlarimiz' da o kadar islami. Orjinallik aramak yersiz, çünkü degiller, altlari kazilinca pagan gelenekleri gün isigina çikiyor. Bu bayramlarin kökenleri gündönümlerini, ekinokslari karsilar. Gündönümü tarihi İsa'nin dogum tarihine dönüstüyse,
yilbasinin Christmas'a dönüsmesi şaşirtici degil demek istedigim.
Bu durumda iki seçenek var:
1- Güç kimin elindeyse, propaganda aygitlari öyle işliyor.
2-Dogal süreçler, kültür dedigimiz statik bir yapi olmadigi için,
degisiyor, başkalasiyor, katman katman üzerine biniyor ve içinde bulundugu ekonomik, sosyal, siyasi  düzenden bolca etkileniyor.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>@fatogl</p>
<p>Zaman, işine geldigi gibi yontuyor.<br />
Bugün Christmas dedigimiz kutlama, eskilerin <strong>Yule </strong>kutlamasidir ve herşey birebir aynidir. Degisen tek sey, İsa&#8217;nin o gecede dogduguna inanilmasi.<br />
Bunu kim yapti(veya kim göz yumdu?)= Kilise.<br />
Simdi de kapitalizm, Christmas&#8217;i Hollywood filmleri, reklam kampanyalari vs. ile dünyaya yayiyor. Noel Baba o kirmizi kostumü, bir Coca Cola ilaninda giydi.</p>
<p>Noel Baba kostümü ne kadar Hristiyansa, Christmas&#8217;ta o kadar Hristiyan. &#8216;dini bayramlarimiz&#8217; da o kadar islami. Orjinallik aramak yersiz, çünkü degiller, altlari kazilinca pagan gelenekleri gün isigina çikiyor. Bu bayramlarin kökenleri gündönümlerini, ekinokslari karsilar. Gündönümü tarihi İsa&#8217;nin dogum tarihine dönüstüyse,<br />
yilbasinin Christmas&#8217;a dönüsmesi şaşirtici degil demek istedigim.<br />
Bu durumda iki seçenek var:<br />
1- Güç kimin elindeyse, propaganda aygitlari öyle işliyor.<br />
2-Dogal süreçler, kültür dedigimiz statik bir yapi olmadigi için,<br />
degisiyor, başkalasiyor, katman katman üzerine biniyor ve içinde bulundugu ekonomik, sosyal, siyasi  düzenden bolca etkileniyor.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>fuatogl tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/12/18/kurban-bayrami-noel-babaya-karsi/#comment-9338</link>
		<dc:creator>fuatogl</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Dec 2007 18:00:48 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/12/18/kurban-bayrami-noel-babaya-karsi/#comment-9338</guid>
		<description>Şimdi kapitalizm içersinde yaşıyoruz. Dolaysıyla hayatta ne var ise öyle yada böyle mutlaka kapitalist uzamda bir varlığı da oluyor. Fakat eğlenceli olan bizde herzaman çok çarpık olması. Bulamaç şeklinde. Mesela ne alakası var yılbaşı ile noelin? İkisi birbirinden tamamen farklı, hiçbir şekilde ilintili değil, ve ayrı kutlanır. Yılbaşına kadar ağaçlar atılıyor, biz ise ağaç alıyoruz başkaları atarken. Yılbaşı ağacı diye birşey uydurmuşuz. Komik doğrusu. Ama muhtemelen benzeri düzeyde bir komikliği hristiyan toplumlarda yaşamış. Yoksa İsa ile hristiyanlık ile ne alakası var kutuplardan kızaklarla gelip baca deliğinden hediye dağıtan, şu ara coca-cola dan maaş bordrosu olan sakallı amcanın :)

Şöyle bir alaka olabilir bu işlerde. Mesela bizde cin bir ticaret adamı yılbaşı için mağazasına televizyonlardan gördüğü şeyleri doldurmuştur, süslemiştir avrupada bilmem nerelerde öyle oluyor diye. Haberi bile yoktur o ağaçların yılbaşı ile alakasız olduğundan. Tv den öyle görmüştür. Bir sonraki yıl bir başkası yaptı derken yayılıp gitmiştir. Öyle şeylere pek hevesliyizdir...Kapitalizmin güzelliği işte, kendiliğinden oluveriyor :) Kimbilir bi 200 yıl sonra ne anlamı olacak şimdi kültürsüzlükten doğan bir tüketim/kutlama biçimi. Belki birisi ağacın tepesine yıldız yerine bir ay-yıldız takıp 500 yıl sonra türklerin öz bir geleneği filan olarak görülecek. "Baba niye ağaç dikiyoz eve? Bak yavrum, işte atalarımız buraya ilk geldiğinde bu ağacı dikmiş, buralar o zamanlar bozkır imiş, hiç ağaç yokmuş. Şimdiki ormanları onlara borçluyuz. Ardından da yoruldukları için rakı içerlermiş. Bizde atalarımıza saygı için her yıl ay-yıldızlı ağaç dikiyoruz üstüne de rakı içiyoruz. Bende türküm bende içebilirmiyim baba? Büyüyünce sende içersin yavrum."

Bu arada türk milliyetçisi dostuma bir hatırlatma; Ülkemizde Türk milliyetçilerinin temsilcisi konumundaki hareketin gençlik yeminine bakarsanız, orada kapitalizmi yıkmaya and içtiklerini görürsünüz.
Kapitalizme evet, noel ağacına hayır! gibi şeyleri çok gördüm gençleri arasında. Eskiden kapitalizme evet, gominizme ölüm dediklerinde biraz daha tutarlıydı sanki.

&lt;strong&gt;kapitalizm eşekten daha zararsız bir ‘şey’ emin olunuz.&lt;/strong&gt;
Bunun telif hakkı var mı?</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Şimdi kapitalizm içersinde yaşıyoruz. Dolaysıyla hayatta ne var ise öyle yada böyle mutlaka kapitalist uzamda bir varlığı da oluyor. Fakat eğlenceli olan bizde herzaman çok çarpık olması. Bulamaç şeklinde. Mesela ne alakası var yılbaşı ile noelin? İkisi birbirinden tamamen farklı, hiçbir şekilde ilintili değil, ve ayrı kutlanır. Yılbaşına kadar ağaçlar atılıyor, biz ise ağaç alıyoruz başkaları atarken. Yılbaşı ağacı diye birşey uydurmuşuz. Komik doğrusu. Ama muhtemelen benzeri düzeyde bir komikliği hristiyan toplumlarda yaşamış. Yoksa İsa ile hristiyanlık ile ne alakası var kutuplardan kızaklarla gelip baca deliğinden hediye dağıtan, şu ara coca-cola dan maaş bordrosu olan sakallı amcanın <img src='http://www.derindusunce.org/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Şöyle bir alaka olabilir bu işlerde. Mesela bizde cin bir ticaret adamı yılbaşı için mağazasına televizyonlardan gördüğü şeyleri doldurmuştur, süslemiştir avrupada bilmem nerelerde öyle oluyor diye. Haberi bile yoktur o ağaçların yılbaşı ile alakasız olduğundan. Tv den öyle görmüştür. Bir sonraki yıl bir başkası yaptı derken yayılıp gitmiştir. Öyle şeylere pek hevesliyizdir&#8230;Kapitalizmin güzelliği işte, kendiliğinden oluveriyor <img src='http://www.derindusunce.org/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> Kimbilir bi 200 yıl sonra ne anlamı olacak şimdi kültürsüzlükten doğan bir tüketim/kutlama biçimi. Belki birisi ağacın tepesine yıldız yerine bir ay-yıldız takıp 500 yıl sonra türklerin öz bir geleneği filan olarak görülecek. &#8220;Baba niye ağaç dikiyoz eve? Bak yavrum, işte atalarımız buraya ilk geldiğinde bu ağacı dikmiş, buralar o zamanlar bozkır imiş, hiç ağaç yokmuş. Şimdiki ormanları onlara borçluyuz. Ardından da yoruldukları için rakı içerlermiş. Bizde atalarımıza saygı için her yıl ay-yıldızlı ağaç dikiyoruz üstüne de rakı içiyoruz. Bende türküm bende içebilirmiyim baba? Büyüyünce sende içersin yavrum.&#8221;</p>
<p>Bu arada türk milliyetçisi dostuma bir hatırlatma; Ülkemizde Türk milliyetçilerinin temsilcisi konumundaki hareketin gençlik yeminine bakarsanız, orada kapitalizmi yıkmaya and içtiklerini görürsünüz.<br />
Kapitalizme evet, noel ağacına hayır! gibi şeyleri çok gördüm gençleri arasında. Eskiden kapitalizme evet, gominizme ölüm dediklerinde biraz daha tutarlıydı sanki.</p>
<p><strong>kapitalizm eşekten daha zararsız bir ‘şey’ emin olunuz.</strong><br />
Bunun telif hakkı var mı?</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>birbaşkasefere tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/12/18/kurban-bayrami-noel-babaya-karsi/#comment-9331</link>
		<dc:creator>birbaşkasefere</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Dec 2007 13:35:17 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/12/18/kurban-bayrami-noel-babaya-karsi/#comment-9331</guid>
		<description>bu bardağı kim kırdı??
   kapitalizm..
   bu adam neden öldü?
   kapitalizm yüzünden..

    insanların meydana gelen acı sonuçlar karşısında her ipin ucunu kapitalizm denilen 'şeye' bağlaması bana artık çamuru başkalarına atan insanların arttığı yolunda bir izlenim veriyor.

    kapitalizm eşekten daha zararsız bir 'şey'emin olunuz.sizler çocuklarınızın durumuna üzülürken,bu suçta ne kadar çok payınız olduğunu es geçiyorsunuz anlaşılan.ve çocuktan daha da çocuk olarak ortada bir suçlu arıyor ve koltuğa,çorapa suç atmak kadar saçma olacak bir 'şey'bulup suçu kapitalizm denilen cansız 'varlığa'atıveriyorsunuz.böylece suçluyu bulmanın vermiş olduğu vicdani rahatlıkla plastik çam ağacınızı alıyor,yılbaşı için hediyeler seçmek için mağaza kuyruklarında sıraya giriyorsunuz.Yılbaşı gecesi hediyeniz takdir bulduğunda da huzurlu bir uyku çekip rüyanızda noel denilen babayı(!)görüyorsunuz.

     ilk önce modern olmamakla suçlanacağım endişesinden kurtulup,acaba kültürüme sahip çıkarsam batı düşmanı milliyetçi damgası ye miyim korkularının pençesinden sıyrılırsanız o zaman çocuklarınızın iç burkan haline çözüm için bir adım atmış olursunuz.ben inek sevmem ama sütünü içerim demek şu sorun karşısında yeterli bir mazeret kabul edilemez.

     evet yobaz(!)olacağız,dıştan gelen her çiçeğe acaba içinde hapşuruk tozu var mı diyerek bakacağız şu halde.bu hallerime kızanlar genel duruşum hususunda bana çok imreniyorlar emin olunuz.hiç değilse arkalarından vah vah diye diz dövdüğüm huyları olan çocuklarım yok.ben yobaz bir Türk milliyetcisiyim!!!!</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>bu bardağı kim kırdı??<br />
   kapitalizm..<br />
   bu adam neden öldü?<br />
   kapitalizm yüzünden..</p>
<p>    insanların meydana gelen acı sonuçlar karşısında her ipin ucunu kapitalizm denilen &#8216;şeye&#8217; bağlaması bana artık çamuru başkalarına atan insanların arttığı yolunda bir izlenim veriyor.</p>
<p>    kapitalizm eşekten daha zararsız bir &#8216;şey&#8217;emin olunuz.sizler çocuklarınızın durumuna üzülürken,bu suçta ne kadar çok payınız olduğunu es geçiyorsunuz anlaşılan.ve çocuktan daha da çocuk olarak ortada bir suçlu arıyor ve koltuğa,çorapa suç atmak kadar saçma olacak bir &#8216;şey&#8217;bulup suçu kapitalizm denilen cansız &#8216;varlığa&#8217;atıveriyorsunuz.böylece suçluyu bulmanın vermiş olduğu vicdani rahatlıkla plastik çam ağacınızı alıyor,yılbaşı için hediyeler seçmek için mağaza kuyruklarında sıraya giriyorsunuz.Yılbaşı gecesi hediyeniz takdir bulduğunda da huzurlu bir uyku çekip rüyanızda noel denilen babayı(!)görüyorsunuz.</p>
<p>     ilk önce modern olmamakla suçlanacağım endişesinden kurtulup,acaba kültürüme sahip çıkarsam batı düşmanı milliyetçi damgası ye miyim korkularının pençesinden sıyrılırsanız o zaman çocuklarınızın iç burkan haline çözüm için bir adım atmış olursunuz.ben inek sevmem ama sütünü içerim demek şu sorun karşısında yeterli bir mazeret kabul edilemez.</p>
<p>     evet yobaz(!)olacağız,dıştan gelen her çiçeğe acaba içinde hapşuruk tozu var mı diyerek bakacağız şu halde.bu hallerime kızanlar genel duruşum hususunda bana çok imreniyorlar emin olunuz.hiç değilse arkalarından vah vah diye diz dövdüğüm huyları olan çocuklarım yok.ben yobaz bir Türk milliyetcisiyim!!!!</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>snowqueen tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/12/18/kurban-bayrami-noel-babaya-karsi/#comment-9327</link>
		<dc:creator>snowqueen</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Dec 2007 09:01:20 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/12/18/kurban-bayrami-noel-babaya-karsi/#comment-9327</guid>
		<description>Yılbasi, Noel, Ramazan Bayrami, Hanukkah vb.vb.vb. bayramlarin kapitalizm tarafindan sömürüldügü bir gerçek.

Peki bu yazi kaleme alinirken Noel ve Halloween'in gerçek kökenleri
biliniyor muydu?
Neden Vatikan Katolikleri Cadilar Bayrami karsisinda uyariyor?
Tek suçlu kapitalizm mi?

-------------
Peki Noel ne kadar Hristiyan?

İsa'nın doğumu olarak kutlanan Noel, 24 aralığı 25 aralığa bağlayan geceye tekabül eder. Bugün biliyoruz ki antik dönemlerde de insanlar hemen hemen bu tarihlerde aynı şekilde(Noel çöreklerinden ökse otuna kadar) kutlamalar yapıyordu. İsa henüz doğmadığı için Hristiyan inançlarıyla ilgisi yoktu elbette...

http://sosnowqueen.blogspot.com/</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Yılbasi, Noel, Ramazan Bayrami, Hanukkah vb.vb.vb. bayramlarin kapitalizm tarafindan sömürüldügü bir gerçek.</p>
<p>Peki bu yazi kaleme alinirken Noel ve Halloween&#8217;in gerçek kökenleri<br />
biliniyor muydu?<br />
Neden Vatikan Katolikleri Cadilar Bayrami karsisinda uyariyor?<br />
Tek suçlu kapitalizm mi?</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-<br />
Peki Noel ne kadar Hristiyan?</p>
<p>İsa&#8217;nın doğumu olarak kutlanan Noel, 24 aralığı 25 aralığa bağlayan geceye tekabül eder. Bugün biliyoruz ki antik dönemlerde de insanlar hemen hemen bu tarihlerde aynı şekilde(Noel çöreklerinden ökse otuna kadar) kutlamalar yapıyordu. İsa henüz doğmadığı için Hristiyan inançlarıyla ilgisi yoktu elbette&#8230;</p>
<p><a href="http://sosnowqueen.blogspot.com/" rel="nofollow">http://sosnowqueen.blogspot.com/</a></p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>

