RSS Feed for This Post

Çip

72541.jpgTaraf Gazetesinde Sivilay Abla başlıklı bir köşe var. Sivilay Abla “Toplumsal Onarım ve Siyasal Rehabilitasyon Ana Bilim Dalı Başkanı, Ruh ve Sivil Hastalıkları Mütehassısı” şeklinde bir spotla tanıtılmış. Güzin Abla’nın siyasal sorunlara çözüm arayan, matrak bir versiyonu.

Bu köşede bir de Platonik Davet adlı bir bölüm var. Buraya bazı isimler konuk ediliyor, direk nasihat ediliyor.

Bugün eski YÖK Başkanı Erdoğan Teziç’i konuk etmiş Sivilay Abla. Şöyle diyor:

Erdoğan evladım hoşgeldin! Seni konuk etmekte elimi çabuk tuttum. Çünkü üç gün sonra unutulacaksın. Başkanlığın süresince, güneş sisteminin, üzerinde su ve hayat belirtisi olmayan yıldızlarından biri oldun. Sistemin sana çizdiği yörüngenin dışında ne bir icraatın ne de tek bir sözün olmadı. Belki kısa bir süre; “Galatasaray Üniversitesi’nin öğrenci kantininde yemek yiyen, konuşurken yüzünde tatlı bir mahcubiyet ifadesi beliren tonton rektörü nasıl bu hale geldi” sorusuna cevap aranacak. Ancak sorunun kısa ve net cevabı, uzun tartışmalara mahal bırakmadan yapıştırılacak: Burası Ankara.

Evet, Ankara böyledir. Önce beyinlerimize birer çip yerleştirir ve bizi doğaya bırakır. Hayat içinde; liberal, sosyalist, dinci, milliyetçi, muhafazakâr, cimri, ressam ya da utangaç şirinler olarak yaşayıp dururuz. Lüzum olduğunda bir ses bizi göreve davet eder. Bu sesi duyduğumuzda o güne kadar uyuyan çip aktive olur. İşte böylece tonton rektör YÖK Başkanı oluverir.

Sivilay Abla bir paragraf daha devam ediyor ama benim değinmek istediğim bu çip meselesi.

Gerçekten de öyle gibi. Bu çip aktif olana kadar çoğunlukla aynı şeyleri düşündüğümüz insanlar “Ankara sendromu” da denebilecek bu aydınlanma sürecine girdiklerinde çok değişiyorlar.

Hatırlayalım A. Necdet Sezer’in Anayasa Mahkemesi başkanı iken yaptığı meşhur konuşmayı. 24 Nisan 1999′da Anayasa Mahkemesi’nin kuruluş yıldönümünde yaptığı konuşma, özgürlük ve hukuk devleti manifestosu gibiydi. Kısa bir süre sonra karşımıza cumhurbaşkanı adayı sıfatıyla çıktı ve cumhurbaşkanlığı yetkilerinin daraltılması gerektiğini vurgulayıp 82 Anayasasını eleştirdi, Yüksek Askerî Şûra kararlarının yargı denetimine tabi tutulmasını önerdi; ağzından bal damlıyordu..

Birbirleriyle boğaz boğaza olan 5 parti lideri onun ismi üzerinde ittifak etti, Bülent Arınç bile bu demokratlığa güvendi oy verdi Sezer’e. Ama sonra ne oldu?

Ne olduğunu, Sezer’in neler yaptığını son 7 yılda gördük.

Anayasa Mahkemesi Başkanlığı da bir devlet görevi idi ama yargı, Cumhurbaşkanlığı ile ayrı bir “kuvvet”ti..

Sezer’in “bir proje” olduğu, yaptığı demokrat ve özgürlükçü konuşmaların da isminde ittifak edilebilmesi için bu projenin bir gereği olduğu söylenir uzun zamandır.

Hadi buna “belki” diyelim. Ya Sivilay Abla’nın diline doladığı Teziç’e ne demeli?

Biliyorsunuz, geçtiğimiz aylarda, 1992 yılında TÜSİAD için Anayasa taslağı hazırlayan ekipte Teziç’in de olduğu ortaya çıkmıştı.

O taslakta, bugün bile dile getirilmesi durumunda üzerinde fırtınaların koptuğu bazı öneriler vardı. Mesela; “Liberal demokratik rejimlerde devletin resmî bir ideolojisi olmaz. Kemalizm ideolojisi anayasada yer almamalı, ‘Atatürk milliyetçiliği’ ifadesi kaldırılmalı, ‘Devletin dili Türkçedir’, yerine “Resmi dili Türkçedir” denilmeli, Cumhurbaşkanı ile milletvekili yeminlerinde Atatürk ilkeleri ve inkılaplarına yer verilmemeli, Devletin şeklinin cumhuriyet olması dışında Anayasa’da değiştirilemez hüküm olmamalı, 1982 Anayasası’nın otoriter ve kutsal devlet anlayışını yansıtan başlangıç bölümü demokratik sistemle bağdaşmaz, Genelkurmay başkanı Milli Savunma bakanına karşı sorumludur” gibi..

Şimdi insan, bu maddelerin bulunduğu bir Anayasa taslağı hazırlayan ismin nasıl olup da görevi süresince statükonun muhafazası için adeta kendini paralarcasına çalışan “YÖK Başkanı Erdoğan Teziç” haline gelebildiğini anlamakta zorlanıyor.

Ben bile bu yaşımda, her sabah oğlumu anaokuluna bırakmak için okul koridorunda yürürken, geçmişten süzülüp gelen, “andımız”la başlayan, sonra da yoğun bir endoktrinasyonla devam eden, askerlikle zirveye çıkan sistematik sürecin etkisini üzerimde hissediyorum.

Üretim hatası oldunuz oldunuz, olmadınız, çipin aktif edildiği gün siz de sistemin bir elemanı haline geliyorsunuz.

Bu açıdan, bu çip meselesini ciddiye almak lazım derim ben.

4 [?]

Trackback URL Print This Post Print This Post

  1. 3 Yorum

  2. Yazan:Mehmet Yılmaz Tarih: Ara 14, 2007 | Reply

  3. Yazan:Ç-Z Tarih: Ara 14, 2007 | Reply

    Yurdumu,milletimi “öz”ümden çok sevmek;

    Çocukken bu “öz” kısmını hep “göz” olarak düşünürdüm.Özün anlamını kavrayamamıştım,eh o yaşlarda normal,kendimi sadece çocuk olarak biliyordum;“öz”ün ne anlama geldiğini nerden bilecektim;tek bir şeye neden iki ayrı isim verildiğini bile anlamakta zaten zorlanıyordum ;sene-yıl,rakam-sayı,beyaz-ak,…öz-varlık=kendim=ben=çocuk.

    Çocuk aklımla çıkardığım sonuç;milletimi yurdumu kendimden çok sevmeliydim.İyi de ben kendimi sevmenin ne demek olduğunu bile bilmiyordum ki;sevmek denince aklıma annem,babam,kardeşim ve arkadaşlarım geliyordu,zorlanıyordum ben milletimi onlardan çok çok sevmekte zorlanıyordum,ben “millet”le tanışmamıştım,bir yabancıyı nasıl daha çok sevebilirdim ki?Milletin,farklı “özler” olduğunu bilmiyordum.

    Varlığım,Türk varlığına armağan olsun..

    Atatürk bizim için çok fedakarlıkta bulunmuş,savaşmıştı,o kadar insan ölmüştü ve bu cumhuriyeti bize “çocuklara” armağan etmişti,biz de buna karşılık “varlığımızı” armağan etmeliydik ve ben o zaman “varlığı armağan etmenin “anlamının “ölmek” olduğunu düşünüyordum.Ben ölmek istemiyordum,kokuyordum,ben arkadaşlarımla sokakta oynamak istiyordum.

    Mehmet bey’in eklediği video kayıttaki kız çocuğunu görünce o günlerime döndüm.

  4. Yazan:fizikci Tarih: Ara 14, 2007 | Reply

    Çipin kontrolünde olan bi de Nur Serter var. Çip devreye girmeden önce Atatürçülükle ilgili bişeyler yazmış, okumuşsunuzdur. Kavgada bile söylenmeyecek şeyler.. :)

    Bu çipin içindeki yazılım (Kemalizm v1.0) tek parti döneminde geliştirilmiş, o günden beri de hiç yeni versiyonu çıkmamış diyorlar. O yüzden çok fazla bug var doğal olarak. Bu yazılım 6 modülden oluşuyormuş. Devletçilik, milliyetçilik vb. modüller arasında demokrasi modülü yokmuş. Gayet demokrat görünen bu insanların çip devreye girdiği anda demokrasiyi rafa kaldırmaları bu yüzdenmiş.

    Sanayi devrimini yaşayamamış bir ülkede, sanayileşmeden, sanayi devriminin sonucu olan modernleşmeyi nasıl topluma yayabilirsiniz? Cevap: Kemalizm v1.0

    Çipte default kıyafetler şapka, pantolon, vs olduğu için modernleşme garanti oluyor. Ama tabi çipin bi maliyeti var, herkese takamıyorlar. Bu yüzden çip takılamayan köylü seviyesindeki insanları jandarma zoruyla modernleştirmişler.

    Neyse ki “jandarma zoru” çip kadar etkili olmadığı için bugün “Kemalizm v1.0″ köylü oylarıyla tasfiye edilmek üzere.

  1. 1 Trackback(s)

  2. Ara 14, 2007: Bu Eziyet Ne Zaman Bitecek? - İzlenimler

ÖNEMLİ

--------------------------------------------------------------------

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahiplerinin kendileri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşleri Derin Düşünce Grubu üyelerinin benimsediği anlamına gelmez.

Yorum bölümü özgür bir tartışma ortamı yaratmak için vardır. Ancak saldırgan ve düzeysiz yorumlar yayınlanmayacaktır. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatmanızı istirham ederiz.

--------------------------------------------------------------------
  • Siz de fikrinizi belirtin