RSS Feed for This Post

Alevi Açılımı

hzali.jpgŞu sıralar yazı yazma imkanım pek yok ama bir konuya kısa da olsa değinmeden de geçemedim.

Biliyorsunuz son günlerde bir “Alevi Açılımı” konuşuluyor. AKP’nin Alevi kökenli milletvekili Reha Çamuroğlu’na göre bu açılımın temelinde Alevilerin ibadethanesi olan Cem Evleri’nin resmen ibadethane olarak tanınması, Alevi dedelerinin Diyanet kadrolarına alınması, okullardaki ders kitaplarında Alevi inancına daha fazla yer verilmesi, Muharrem ayında oruç tutulan Aleviler için Başbakan tarafından iftar verilmesi gibi hususlar var.

Daha önceki bazı yazı ve yorumlarımda Alevilere haksızlık yapıldığını dinlerini/mezheplerini öğretemediklerini, cemevlerinin resmi bir ibadethane olarak tanınmadığını, Sünni Müslümanlar gibi Diyanet gibi bir kurum eliyle devletin kaynaklarından yararlanamadıklarını, üstüne bir de zorunlu din kültürü dersinde çocuklarına -genel olarak- Sünni İslamın öğretildiğini söylemiştim.

Cumhuriyetin kurucu ideolojisi tarafından uğratıldıkları bu haksızlığa rağmen devletçi bir zihniyete sahip olmalarını anlayamadığımı da bir yazımda “Alevi vatandaşlarımız kadar hem devletin odununu yiyip hem de devletçi olan başka bir cemaat var mı bilmiyorum.” sözleriyle ifade etmiştim.

Yani ortada Alevilere yönelik süregiden bir haksızlık olduğu çok açık. Fakat bu haksızlığı gidermenin yolu bu mu? Kesinlikle değil.

Benim ve benim gibi düşünenlerin “Devlet ve Din” ilişkisi hakkındaki temel yaklaşımı şudur: Devlet din eğitim ve öğretiminden tamamen elini çekmelidir. Laik bir sistemde Diyanet İşleri diye bir kurum olmaz, camilerin imamına müezzinine, bakım onarımına devlet karışmaz. Devlet din eğitimi öğretimi işinden elini ayağını çekmeli bu işi “piyasa” ya bırakmalıdır.

Söylediğimiz çözüm basit, gelin devlet elini tamamen bu işten çeksin. Bu iş piyasaya bırakılsın, özgürlük olsun, şeffaflık olsun. Üzerinde konsensus sağladığımız sınırlar dahilinde devlet sadece ve sadece denetleme yapsın. Zaten laikliğin gereği de budur. Ne işi var laik devlette diyanet gibi bir kurumun? Birçok yazı ve yorumda buna değindim, yazıyı boğmayayım, mesela buradan bakılabilir.

Benim temel bakışım bu olduğu ve haliyle de Diyanet’in kökten kaldırılmasını savunduğum için mevcut bürokratik yapının üzerine bir de Alevi Şubesi ya da benzeri bir yapılanmanın eklenmesine karşıyım. Evet bu açılım yapılan haksızlığı kısmen de olsa azaltacaktır. Ama bu çok pragmatik bir çözüm olacağı gibi, asıl “dine müdahil antilaik devlet” sorununu halını altına süpürecek, meseleyi temelinden halletmenin yolunu da daha da büyüyen ve kapsama alanını (Alevi-Sünni) şeklinde genişleten bürokrasi sebebiyle neredeyse imkansız hale getirecektir.

Aleviler çok mağdur durumda. Doğru. Bu açılıma da mesafeliler. Neye niçin itiraz ettiklerini de sanmıyorum. Oldukça da karışık görünüyor kafaları.

Ama yanlışı, bir mağduriyeti bir başka yanlışla kaldırmak mümkün değil. İki yanlış bir doğru yapmaz, iki yanlış yapar.

Bunu çözmenin yolu şu: Devlet bu işleri bıraksın, din eğitimi ve öğretimi ile alakalı olarak özel teşkilatlanmalara izin versin, devlet de rahat etsin biz de rahat edelim. Bu haksızlıklar da kökünden hallolsun.

Ama, “kardeşim sorunun dediğin gibi hallolması için tevhid-i tedrisat’ın değiştirilmesi gerekiyor, o da sıkar biraz, onun için bari kısmen de olsa haksızlığı giderelim” deniyorsa birşey diyemem tabii..

4 [?]

Trackback URL Print This Post Print This Post

  1. 11 Yorum

  2. Yazan:Balbazar Tarih: Ara 11, 2007 | Reply

    Alevilik konusunda uzmanlaşan sosyal antropolog Aykan Erdemir’le yapılmış derinlemesine bir söyleşi var şurada: http://www.milliyet.com.tr/2007/12/03/siyaset/axsiy02.html

    Oldukça akademik bir tavırla, soruların, kafa karışıklıklarının bir kısmına cevap vermeye çalışıyor, çoğuna ise bizzat işaret ediyor.

    Sizin de sorduğunuz “Alevilerin geneli neden Cumhuriyetçi?” sorusuna verdiği cevaplarsa oldukça ilginç:

    - Alevilerin Mustafa Kemal’le bu kadar güçlü bağlar kurmuş olmasının sebebi ne sizce?

    Aleviler çok heterojen bir toplum, ama oldukça hatırı sayılır Alevi için Mustafa Kemal büyük bir siyasi önder olmaktan öte, çok mistik anlamlar taşıyan bir insandır. Alevilerde Hz. Ali’nin, Hacı Bektaş Veli’nin, Şah İsmail’in özlerinin tenasüh ya da reenkarnasyon dediğimiz yolla Mustafa Kemal’in bedeninde yeniden dünyaya geldiğini algılayanlar var. Bu özü daha sonra Deniz Gezmiş’e taşıyan ufak bir kesim bile söz konusu. Halk için hak yolunda savaşmış kişilerin belli bir özü paylaşan kişiler olduğu yaklaşımı var.

    - Peki Mustafa Kemal ve Alevilikle ilgili iddialar?..

    Evet, Mustafa Kemal’in çok inançlı bir Bektaşi olduğuna inanlar var. Cumhuriyet’in pir evi protokolüyle 1919′da Mustafa Kemal tarafından ilk kez Alevilere açıklanmış bir proje olduğuna inanlar da var. Bu insanlara göre laik cumhuriyet yalnızca aydınlanmacı bir proje değil. Aynı zamanda mistik bir proje. Anadolu’da adaletin, birliğin sağlanmasının, kâmil insana varılmasının tek yolu olarak görülüyor.

    - Laikler acaba bu mistik duygularla mı her korkuya kapıldıklarında, öfkelendiklerinde Anıtkabir’e ağlayarak gidiyor?..

    Evet, bu önemli bir sebep. Çünkü Türkiye’de laiklik ve cumhuriyet gerçekten bir kesim yurttaş için sadece bir siyaset meselesi değil, bir ahlak, inanç ve din meselesi. [Balbazar: Bu çok ilginç bir gözlem ve ben kendi tecrübeme dayanarak bunun Alevilerle sınırlı olduğunu düşünmüyorum. Kendi çevremdeki bir çok son derece inançlı sünni müslüman, siyasi İslamcılığı kendi anladıkları İslam’dan bir sapma olarak görüyor]. Bu sebeple Türkiye dünyadaki tüm Müslüman nüfusa sahip ülkelerden farklı bir anlamda. Laikliğin mistik tabanı olan yegâne Müslüman ülke Türkiye belki de. Dolayısıyla laikliğin Türkiye’deki toplumsal tabanları çok çok kuvvetli. “Batı icadı”, “Tepeden inme getirildi” gibi eleştirilerin tam aksine cumhuriyet, çok yerel, bu toplumun çok içinden gelen, geleneklerimizden çıkarılıp kurumsallaştırılmış bir anlayış ve değer. Fakat ne yazık ki bu Türkiye’de ve dünyada yeteri kadar takdir edilemiyor. Bunu görmemekte direnenlerin körlüklerinin bilimsel değil de politik olduğunu düşünmek gerek.

    - Ya Mustafa Kemal karşıtları “Biz de mistik karşı çıkıyoruz” derlerse?..

    Benim orada şöyle bir yorumum var: Cumhuriyet’e ve Mustafa Kemal’e karşı çıkmak için gerekçe gösterilen, bu geleneksel, töresel olduğu iddia edilen reaksiyonel karşı çıkış aslında son derece modern, yeniden üretilmiş ve yeni geliştirilmiş bir yaklaşımın sonucudur.

  3. Yazan:Hüseyin Tarih: Ara 11, 2007 | Reply

    Birkaç hafta önce aleviler konusunda youtube sitesinde bir araştırma yaptığımızda kabaca üç grupla karşılaşmıştık.
    1) Dergah merkezini Balkanlara (zannedersem Arnavutluk idi) taşıyan bir Bektaşi topluluğu; Topluluk lideri, Türkiye’de rejim depremi olduğundan dolayı dergâhın taşındığını söylüyordu.
    2) Hacı Bektaş-ı Velî ile Mustafa Kemal’i neredeyse eşit tutan bir grup.
    3) Kabaca “Kürt Alevileri” diyebileceğimiz ve M. Kemal’e söven bir grup.
    Yani homojen ve kararlı değil Aleviler bence.

  4. Yazan:knz Tarih: Ara 11, 2007 | Reply

    Bunu çözmenin yolu şu: Devlet bu işleri bıraksın, din eğitimi ve öğretimi ile alakalı olarak özel teşkilatlanmalara izin versin, devlet de rahat etsin biz de rahat edelim. Bu haksızlıklar da kökünden hallolsun.

    Yaşam deneyimlerinden sonuç çıkaralım. Bunu Almanya yaptı. Buyrun dedi, siz program yapın dedi. Milli görüş boşluğu doldurmak için hemen siyasi atak yaptı. Ders kitapları yazdılar.

    10 yılda Alman toplumu müslümanlıktan nefret eder hale geldi. Türk toplumu da kendi geleneksel müslümanlığını terk edecek durma geldi. Camilerde rant kavgası yaşandı ve hatta
    cinayetler işlendi.

    Dini görünür kılma çabası görgüsüzlüğe dönüştü.

    ve hala din ile ilgili şu soruya cevap verecek bilgeliğimiz gelişmedi ?

    erkeklerin ikişer , üçer yetim kızlarla evlenmesi ne demek ?

    dib eğtimi almış siyasi, hala ve hala evdeki eşi hasta ise bu özel koşulda bu olur diyebliyor.

    ATATÜRK müslümanlığın eğer kaynaklara erişilip, anlaşılırsa iyi bir din olduğuna dair bir sezgisi olduğunu sanıyorum.

    çünkü o ingiltere de krel 8. henry gibi, bir dini mühendislik yaparak reformize etmeyi düşünmedi. Adam kendi klisesini yapmıştı.

    o tekkeleri kapattı ama yerine kendi tekeksini kurmadı.

    O düşündü ki, fikri ve vicdani hür bir nesil yetiştirirelim. Onlara kaynakları olduğu teslim edelim ve binlerce yıllık din üzerindeki tortu döküldüğünde ortaya iyi birşey çıkacaktır. Buna delilim ne ?
    Elmalı Hamdi konusunda taraf tutmadan tercümesi sağlandı. O kaynaklardan korkamdı.
    Asıl kaynakların sorgulanmamasından korkmak lazımdı.

    Bu bir sezgisel kanatti. Fakat öldüğü anda tarikatlar, tekkeler hortladı. vicdani rahatlattacak bir alan bırakmadılar. Din rantı
    kaptırmadılar. Onun için hiç bir yeni fikir gelişmedi.

    onun için kadına uygulanan şiddet ile konu açmak rahatsızlık beriyor.

    ben diyorum ki, erkek tişörtün ilk düğmesini piknikte açmayı biliyor da? kadın neden daha tahammülü olmak zorunda ? Bu konu illa ki tabu olmak zorunda.

    Din eğitimi bugün sanki kötü birşeyi örter gibi yapılandırılmış. Cumhuriyet başarısız gibi gözüküyor.

    Bugün acı çekecek noktaya da gelsek, kaynaklarla yüzleşmeden BİR YERE GELEMEYİZ. hala İRONİK bir şekilde tortuya(üzeri örtülü sorulara) bağımlıyız.

    80, 100, 200 yıl da geçse sorgulama yolu açıldı.

  5. Yazan:snowqueen Tarih: Ara 11, 2007 | Reply

    Aleviler Türkiye’de laikliğin garantisi olduklarına inanıyorlar,
    en azından benim tanıdıklarım böyleydi.

    Bu insanlara göre laik cumhuriyet yalnızca aydınlanmacı bir proje değil. Aynı zamanda mistik bir proje. Anadolu’da adaletin, birliğin sağlanmasının, kâmil insana varılmasının tek yolu olarak görülüyor.

    Balbazar’ın alıntıladığı kısımlar gerçekten dikkat çekici.

    Zaten Aleviler, Anadolu’nun kadim mistik inançlarını bünyelerinde
    barındırıyorlar, bu anlamda oldukça Anadolulular. ‘Anadolu’nun ışığı’ denir hatta Alevilere.

  6. Yazan:fizikci Tarih: Ara 11, 2007 | Reply

    Alevilerin geneli neden Cumhuriyetçi?

    Yüzyıllardır yaşadıkları sünni baskıdan öylesine bunalmışlar ki, hiç bir işlerine yaramayan militarist laiklikten bile razılar. Sünnilerden çekindikleri için sol partilere yanaşıyorlar. Denize düşen yılana sarılır misali. Bu yüzden (sözde) sol partilerin oy deposu olmuşlar. Şimdi düşünüyorum da AKP’nin bu “alevi açılımı” tutarsa CHP’ye kim oy verecek? Bazıları ulusalcılar için %20 azınlık falan der, CHP’nin oylarını kastederek. Aleviler desteğini çekerse asıl azınlık o zaman ortaya çıkacak.

  7. Yazan:TT Tarih: Ara 11, 2007 | Reply

    Alevilerle ilgili devletin somut adımları sağduyu sahibi herkesi memnun ediyor.Çünkü dinini yazılı kaynaklardan öğrenmeyen kimliksiz bırakılan aleviler tosladıkları ateizm batağı ve üstüne eklenen devlet baskısı nedeniyle yıllarca istismar edildiler…Kürt sorunun benzeri bir durum alevilerin de başına geldi…Devletin son zamanlardaki adımları bu işin rantını yiyenlerin ya da önyargılı olanların tepkisiyle karşılandı fakat bu adımların devamı gelirse aleviler kimliklerini ortaya koyabilirlerse bundan Türkiye’nin kazanacağına düşünüyorum…

    Sn,Balbazar’ın bir röportajdan yaptığı alıntıda alevilerin Mustafa Kemal’e yamanmaya çalıştığını hissettim ve bu bana tek taraflı bir aşk hikayesi gibi geldi..Yani aleviler rejimin banisine hem son derece bağlılar ve adeta kimliklerini onunla özdeşleştiriyorlar fakat realitede kimliklerini açık edemeyecek kadar da bu rejimde özgür değiller ve sürekli mağduriyet yaşıyorlar..Uzun yıllardır kemalist devletin egemenliğinde olan bir toplumda yaşıyoruz halbuki
    Burada bir tezat yokmu?..

    Bu arada alevi önderlerinin “reenkarnasyon” yoluyla M.Kemal’de temessül etme fikri de ilginç geldi…Sünni İslam dışındaki tüm din ve inanışlarda reenkarneasyon var.İnsandaki sonsuza kadar yaşama arzusunun inanca dönüşmesi durumu yani..Fakat İslamiyetteki haşir ve yaptıklarından hesaba çekileceğine dair inanç reenkarnasyonu kabul etmiyor…

  8. Yazan:T.Suat Demren Tarih: Ara 11, 2007 | Reply

    @Balbazar,

    Alevilerin çoğunluğu aynı düşünüyorsa -ki öyle, bunu sürekli sistem partilerini desteklemelerinden anlıyoruz- o halde Diyanet’i Atatürk’ün kurduğunu, daha en baştaki yapılanmasında bu kurumun Sünni İslam eksenkli olduğunu, bu islamı öğrettiğini camiilerin de aynı yapılanmada olduğunu, imamların da maaşının aynı kurumca ödendiğini biliyor olmalılar.

    O halde neden “Vardır Atamızın bir bildiği” demeyip de Diyanete karşı çıkıyorlar?

    “Sonradan çakozladılar dolaba konduklarını” desek neden madem hala aynı CHP zihniyetini detekliyorlar? Buradaki tenakuz nasıl açıklanabilir?

    Şöyle yazmıştım bir yazımda: “Ben açıkcası Alevi kökenli insanlarımıza üzülüyorum, laikçi sistemin en büyük mağduru oldukları halde (düşünün ne mezhep/din her ne ise, inançlarını ‘resmi’ olarak öğretebiliyorlar ne de ibadethanelerini resmi hale getirebiliyorlar) bu laikçi yapılanmayı savunmaları bana sosyolojide ders konusu olacak kadar acayip geliyor.”

    Gerçekten ilginç bir durum..

  9. Yazan:Kamer Yalçın Tarih: Ara 11, 2007 | Reply

    Bugünkü hükümetin yapıcı çalışmalarından biri de bu konu. Hükümetin Aleviliğe yeni bir açılım getirme gayreti ile geçmişte hayli tahribata uğramış köprüleri tamir etme ve belki de yeniden kurma çabasını takdirle karşılıyorum. Fakat bu konudaki çalışamaların hedeflerini kısa vadeli buluyorum.

    Sayın Demren ile aynı görüşü paylaşmaktayım. Diyanetin kaldırılması kesin bir çözüm olacaktır. Bu işe samimiyetle yaklaşılacaksa top yekün bir ısılahatla işe başlamalılar. Ha, şu günün koşullarında Diyanetin kaldırılması mümkün değil ise yapılacak en küçük çalışmanın dahi hiç yapılmamasından iyi olduğu fikrindeyim. Aleviliğe Diyanet içinde ve din derslerinde yer vermek çok yüzeysel ve göstermelik bir çözüm olacaktır. Fakat bu bile bizi birbirimize daha yaklaştırıp kaynaştıracaksa neden olmasın. Sorunların ağırlığını biraz da bu kapalılık arttırmıyor mu?

  10. Yazan:TT Tarih: Ara 11, 2007 | Reply

    TSD: O halde neden “Vardır Atamızın bir bildiği” demeyip de Diyanete karşı çıkıyorlar?
    Diyanete karşı çıkma dediniz de aklıma şu geldi Suat Bey:

    Hükümet, diyanette alevi imam istihdam etmeyi düşünüyormuş…
    Bu duruma alevi dedelerin bazıları karşı çıkıyormuş çünkü alevi dedeliği babadan oğula geçen bir paye imiş…

    Gerçi gelenekleri böyle imiş diyip onlara bu konuda karşı çıkacak değilim ama kendilerini bir yandan Atatürk’le ilişkilendirmelerine ve Atatürk’ün de saltanatı kaldırmasına bakınca babadan oğula geçen dedelik kurumu da ilginç bir tezat olarak geldi bana…

  11. Yazan:Balbazar Tarih: Ara 11, 2007 | Reply

    Sorunun cevabi basit: Sistem, butun aksakliklarina ve sunni Islam’i on plana cikaran yapisina ragmen, Alevilere (gorece) rahat nefes aldiriyor.

    Yani, burokratik iktidar, toplumsal iktidardan ve siyasi iktidarlardan cok daha toleransli Alevilere karsi. Eger en yakin komsunuzdan kimliginizi, inancinizi saklamak durumunda kaldiginiz bir ortamdaysaniz, diyanetin dayatmaciligi ikinci planda kalir. Sonucta, konunun komsunun o dislayici, reddedici, asagilayici tavri, sisteme minimum sekilde yansiyor.

    Bir de, Kemalizmin ongordugu “sunni musluman” modeli, Aleviligin Islam anlayisina daha uygun, en azindan daha toleransli.

    Hic bir insan toplulugu, (en azindan gorunurde) kendi aleyhine olan bir sistemi bu kadar sahiplenecek kadar aptal degil. Evet, Aleviler Kemalist sistemi neden destekliyor diye sorulmali mutlaka, ve cevap toplumsal iktidarin geleneksel tutumunda aranmali, Alevilerin dogru ve yanlisi birbirinden ayirt edebilme yeteneginde degil.

    AKP bunu yapmaya calisiyor bir nebze, bu da elbette guzel bir tavir. Ama tabaninda kemiklesmis bir onyargi var. Onemli bir kesim dusmanligini hala koruyor, baska bir kesim ise farkliliklari tanimaya degil, yok etmeye yonelik bir “dostluk” gelistirmeye calisiyor: Alevilik Ali’yi sevmekse, biz de Aleviyiz.

  12. Yazan:knz Tarih: Ara 11, 2007 | Reply

    Diyanetin bügünkü yapılandırılması sadece hizmet olmalıdır. o hizmeti verenin dini kimliği olmaz. dİYANET SADECE o hizmeti organize eder.

    mesela ben haca gitmek istiyorum. suudi arabistan vize vermiyor. Diyanet bizi organize eder ve kura çeker. Eğer başklarının başka hizmet talebi varsa onu da karşılar. bunu yapabildiği kadar geniş yapar. Ben bu işi kendi başıma yapmazdım. Diyanetin dini kimliği olması gerekmiyor.

    hizmetleri yoğunluğuna göre sıraya koyar ve sanki bir bilgisyar gibi kimliksiz hizmet verir.

    maksat iş yapmasıdır.
    eğer kendi bir taraf olursa sadce taraftarlarına çalışır.

    diyanetin dini kimliği varsa din devleti vardır.

ÖNEMLİ

--------------------------------------------------------------------

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahiplerinin kendileri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşleri Derin Düşünce Grubu üyelerinin benimsediği anlamına gelmez.

Yorum bölümü özgür bir tartışma ortamı yaratmak için vardır. Ancak saldırgan ve düzeysiz yorumlar yayınlanmayacaktır. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatmanızı istirham ederiz.

--------------------------------------------------------------------
  • Siz de fikrinizi belirtin