<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress/2.3.1" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>
<channel>
	<title>İyi ki Atatürk Kemalist değildi! yazısına yapılan yorumlar</title>
	<link>http://www.derindusunce.org/2007/11/27/iyi-ki-ataturk-kemalist-degildi/</link>
	<description>Grup platformu</description>
	<pubDate>Tue, 07 Oct 2008 08:50:22 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.3.1</generator>
		<item>
		<title>MY tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/11/27/iyi-ki-ataturk-kemalist-degildi/#comment-20206</link>
		<dc:creator>MY</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Oct 2008 11:59:21 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.derindusunce.org/2007/11/27/iyi-ki-ataturk-kemalist-degildi/#comment-20206</guid>
		<description>@Sosyal Demokrat,

Sizin anladiginiz anlamda kemalizme yabanci degilim.

Bakiniz, ben de sizin gibi bir beyin yikamasindan geçtim Türkiye'de yasarken. Tek tip düsünmeyi insana ezberletiyorlar ne yazik ki okullarda. Kurtulmak zaman aliyor.
&lt;strong&gt;
"Şapka Devrimi olmak zorundaydı. İnsanlarımızıb Batı standartlarında giyinmesi için onlara birinin yol göstermesi gerekiyordu."&lt;/strong&gt;(SOSYAL DEMOKRAT)

Neden OLMAK ZORUNDA olsun sapka devrimi? Neden insanlarimiz BATI TARZI giyinmek zorunda olsun? Buna kim karar vermis? Neden Atatürk her konuda bizim yerimize düsünmek zorunda olsun?

Simdi moda degisti. Atatürk zamaninda batili kadinlar diz alti etek giyiyordu. Simdi mini etek. Ne yapalim? Atatürk zamani bati modasi mi yoksa 2008 bati modasi mi giyelim? Biz erkekler Fötr sapka takalim mi?

Mesele zaten Atatürk degil. Devlet (memurlari) neden milletten daha akilli kabul edilsin?

Bakin Tunus'ta basörtüsüyle sokaga çikmak yasak. Iran'da ise geçen hafta (Kerman eyaletinde) kirmizi, sari ve beyaz renk çarsaf giymek yasaklandi. Neden? Devleti yöneten ULU ÖNDER pozisyonundaki AYETULLAH(!) grubu böyle karar verdi. Sorgulamak yok. itiraz eden hapse.

Bizim istiklâl mahkemeleri de bir sürü insani sapka kanununa muhalefetten idam etti!!!


Devletin halk adina karar vermesini &lt;strong&gt;"mecburduk, ne yapsaydik yani?" &lt;/strong&gt;diyerek mesrulastramazsiniz. Böyle yaparsaniz Iran ve Suudi Arabistan'daki zorbaligi da alkislamak zorunda kalirsiniz.

Devlet özgürlükleri kisitlarken sadece baska özgürlükleri korumak için yapabilir bunu. çalmak yasaktir, öldürmek yasaktir... Tamam. Ama giyinmek veya soyunmak devleti ne ilgilendirir?

Kemalizm hakkinda okul kitaplariniz ve rejim yandasi kitaplar disinda seyler okumalisiniz. 

Asagidaki dosyayi tavsiye ederim;

http://www.derinsular.com/pdf/kemalizm.pdf

Saygilar</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>@Sosyal Demokrat,</p>
<p>Sizin anladiginiz anlamda kemalizme yabanci degilim.</p>
<p>Bakiniz, ben de sizin gibi bir beyin yikamasindan geçtim Türkiye&#8217;de yasarken. Tek tip düsünmeyi insana ezberletiyorlar ne yazik ki okullarda. Kurtulmak zaman aliyor.<br />
<strong><br />
&#8220;Şapka Devrimi olmak zorundaydı. İnsanlarımızıb Batı standartlarında giyinmesi için onlara birinin yol göstermesi gerekiyordu.&#8221;</strong>(SOSYAL DEMOKRAT)</p>
<p>Neden OLMAK ZORUNDA olsun sapka devrimi? Neden insanlarimiz BATI TARZI giyinmek zorunda olsun? Buna kim karar vermis? Neden Atatürk her konuda bizim yerimize düsünmek zorunda olsun?</p>
<p>Simdi moda degisti. Atatürk zamaninda batili kadinlar diz alti etek giyiyordu. Simdi mini etek. Ne yapalim? Atatürk zamani bati modasi mi yoksa 2008 bati modasi mi giyelim? Biz erkekler Fötr sapka takalim mi?</p>
<p>Mesele zaten Atatürk degil. Devlet (memurlari) neden milletten daha akilli kabul edilsin?</p>
<p>Bakin Tunus&#8217;ta basörtüsüyle sokaga çikmak yasak. Iran&#8217;da ise geçen hafta (Kerman eyaletinde) kirmizi, sari ve beyaz renk çarsaf giymek yasaklandi. Neden? Devleti yöneten ULU ÖNDER pozisyonundaki AYETULLAH(!) grubu böyle karar verdi. Sorgulamak yok. itiraz eden hapse.</p>
<p>Bizim istiklâl mahkemeleri de bir sürü insani sapka kanununa muhalefetten idam etti!!!</p>
<p>Devletin halk adina karar vermesini <strong>&#8220;mecburduk, ne yapsaydik yani?&#8221; </strong>diyerek mesrulastramazsiniz. Böyle yaparsaniz Iran ve Suudi Arabistan&#8217;daki zorbaligi da alkislamak zorunda kalirsiniz.</p>
<p>Devlet özgürlükleri kisitlarken sadece baska özgürlükleri korumak için yapabilir bunu. çalmak yasaktir, öldürmek yasaktir&#8230; Tamam. Ama giyinmek veya soyunmak devleti ne ilgilendirir?</p>
<p>Kemalizm hakkinda okul kitaplariniz ve rejim yandasi kitaplar disinda seyler okumalisiniz. </p>
<p>Asagidaki dosyayi tavsiye ederim;</p>
<p><a href="http://www.derinsular.com/pdf/kemalizm.pdf" rel="nofollow">http://www.derinsular.com/pdf/kemalizm.pdf</a></p>
<p>Saygilar</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>SOSYAL DEMOKRAT tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/11/27/iyi-ki-ataturk-kemalist-degildi/#comment-20204</link>
		<dc:creator>SOSYAL DEMOKRAT</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Oct 2008 11:00:05 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.derindusunce.org/2007/11/27/iyi-ki-ataturk-kemalist-degildi/#comment-20204</guid>
		<description>Sayın Mehmet Yılmaz;

Kemalizme yabancı olduğunuz kanaatine vardım. Sadece bu yazınız için değil, genel olarak söylüyorum.

Mustafa Kemal; halkının geleceği için son derece önemli olan bir savaşı kazanmış ve nihayetinde kısaca Kemalizm denilebilecek devrimler yapmıştır. 

Atatürk'ün devrimlerinden biri de kılık kıyafet kanunudur. Evet devrim her zaman kuvvet zoruyla olur. Bunun aksini söylemek oportünizmdir. Şapka Devrimi olmak zorundaydı. İnsanlarımızıb Batı standartlarında giyinmesi için onlara birinin yol göstermesi gerekiyordu. O da Atatürk oldu. Çok da iyi oldu. Fesle, sarıkla, cübbeyle dolaşmaları daha mı iyiydi? Bireyin özgürlüğü demişsiniz. Dinsel bağnazlık kalkmadan, eski yaşam biçimi reddedilmeden bireyin özgürlüğü nasıl olacak? Ne yani; günümüzde devlet memurlarının fes, sarık takmaları hoşunuza mı gider?

Atatürk, Diyaneti kurmuştur, doğrudur. Ama buna mecburdu. Çünkü dini çıkarları için kullanan o kadar gerici insan varmış ki; dini çağdaş yorumlamak için bir kuruma ihtiyaç vardı. O da Diyanet oldu. Atatürk, dini kontrol altına almak mı istemişti? Şüphesiz evet. Başka türlü dini gericilikle mücadele imkansızdı. Diyanette sadece Sünnilerin temsil edilmesine ben de karşıyım. Atatürk yanlış yapmış olamaz mı? Evet olabilir.

Laiklik, din ve devlet işlerinin kesin bir biçimde ayrılmasıdır. Devletin dini dogmalarla yönetilmemesidir. Atatürk'ü iyi araştırdım zamanında. Sizin sorduğunuz sorulara ben de cevap aradım. Ve şunu öğrendim ki, Atatürk, dini yönü ağır basan, muhafazakar bir lider değildi. Dini kullanmış mıdır? Olabilir. Meclisin açılışında dua etmesi gayet normal. Atatürk, Kurtuluş Savaşını laiklerle beraber kazanmadı. Hatta laikler azınlıktaydı. Dinci, muhafazakar kesim çoğunluktaydı. O yüzden dua etmiş olabilir.

Atatürk milliyetçiliği ırkçılık değildir, kafatasçılık değildir. Fakat Atatürk yanlışlar yapmıştır. Bunları biz de söylüyoruz. Ama bütün bunlar Atatürk ün Kemalist olmadığını kanıtlamaz.

Atatürk Kemalisttir. Ben CHP liyim. Atatürk ün de CHP tarzı Kemalist olduğuna inanıyorum.

Saygılar.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sayın Mehmet Yılmaz;</p>
<p>Kemalizme yabancı olduğunuz kanaatine vardım. Sadece bu yazınız için değil, genel olarak söylüyorum.</p>
<p>Mustafa Kemal; halkının geleceği için son derece önemli olan bir savaşı kazanmış ve nihayetinde kısaca Kemalizm denilebilecek devrimler yapmıştır. </p>
<p>Atatürk&#8217;ün devrimlerinden biri de kılık kıyafet kanunudur. Evet devrim her zaman kuvvet zoruyla olur. Bunun aksini söylemek oportünizmdir. Şapka Devrimi olmak zorundaydı. İnsanlarımızıb Batı standartlarında giyinmesi için onlara birinin yol göstermesi gerekiyordu. O da Atatürk oldu. Çok da iyi oldu. Fesle, sarıkla, cübbeyle dolaşmaları daha mı iyiydi? Bireyin özgürlüğü demişsiniz. Dinsel bağnazlık kalkmadan, eski yaşam biçimi reddedilmeden bireyin özgürlüğü nasıl olacak? Ne yani; günümüzde devlet memurlarının fes, sarık takmaları hoşunuza mı gider?</p>
<p>Atatürk, Diyaneti kurmuştur, doğrudur. Ama buna mecburdu. Çünkü dini çıkarları için kullanan o kadar gerici insan varmış ki; dini çağdaş yorumlamak için bir kuruma ihtiyaç vardı. O da Diyanet oldu. Atatürk, dini kontrol altına almak mı istemişti? Şüphesiz evet. Başka türlü dini gericilikle mücadele imkansızdı. Diyanette sadece Sünnilerin temsil edilmesine ben de karşıyım. Atatürk yanlış yapmış olamaz mı? Evet olabilir.</p>
<p>Laiklik, din ve devlet işlerinin kesin bir biçimde ayrılmasıdır. Devletin dini dogmalarla yönetilmemesidir. Atatürk&#8217;ü iyi araştırdım zamanında. Sizin sorduğunuz sorulara ben de cevap aradım. Ve şunu öğrendim ki, Atatürk, dini yönü ağır basan, muhafazakar bir lider değildi. Dini kullanmış mıdır? Olabilir. Meclisin açılışında dua etmesi gayet normal. Atatürk, Kurtuluş Savaşını laiklerle beraber kazanmadı. Hatta laikler azınlıktaydı. Dinci, muhafazakar kesim çoğunluktaydı. O yüzden dua etmiş olabilir.</p>
<p>Atatürk milliyetçiliği ırkçılık değildir, kafatasçılık değildir. Fakat Atatürk yanlışlar yapmıştır. Bunları biz de söylüyoruz. Ama bütün bunlar Atatürk ün Kemalist olmadığını kanıtlamaz.</p>
<p>Atatürk Kemalisttir. Ben CHP liyim. Atatürk ün de CHP tarzı Kemalist olduğuna inanıyorum.</p>
<p>Saygılar.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>MY tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/11/27/iyi-ki-ataturk-kemalist-degildi/#comment-20139</link>
		<dc:creator>MY</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 05 Oct 2008 14:20:52 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.derindusunce.org/2007/11/27/iyi-ki-ataturk-kemalist-degildi/#comment-20139</guid>
		<description>@SOSYAL DEMOKRAT,

Tesekkürler bu açiklamalar için. Ancak ortada bir sürü çeliskili durum var. Mesela bireyin özgürlügü derken SAPKA DEVRiMi'ni nereye koyacagiz? Laiklik derken (yanilmiyorsam) Atatürk'ün kurdugu Diyanet'i nereye koyacagiz?

Neden diyanet sadece sünnî Islam'i temsil ediyor? neden yahudi, hristiyan ve ateistler için ayri ayri diyanetler kurulmadi? 

Laiklik eger dediginiz gibi "dini siyasetin dışında tutan bir ilke" ise neden Atatürk meclis açilislarinda dua etti? Ettirdi? Erzurum Sivas kongrelerinin bildirilerinde sürekli Islam'a gönderme yapti?

Keza milliyetçilik ilkesi son derecede tartismaya açik. Yukarida andigim kongreler, amasya genelgesi gibi kurucu metinlerde defalarca su sözler geçiyor: "Kürt olsun, Türk olsun, Laz olsun, .... bu millet Islam milletidir...."

sonra ne oldu da herkes "ne mutlu Türküm" demek zorunda kaldi?

Neden Türk Tarih Kurumu önderliginde Türk tarihinin resmî versiyonu yazildi da, buna karsi çikanlar hâlâ mahkemeye veriliyor? Özgürlük bunun neresinde? 

Mimar Sinan'in mezari açilip kafa tasi ölçüldügünde Atatürk hayatta idi. Böylesi bir irkçiliga neden tepki vermedi? "Benim miliyetçilik anlayisim KAFATASçI degildir!" diye itiraz etmesi gerekmez miydi?

Atatürk bence Kemalist degildi, sadece günün kosullarinda "en uygun" olani yapti, söyledi. Bu sebeple 1920'lerin Atatürk'ü ile 1930'larin Atatürk'ü tipatip ayni degil.

Kemalizm'i hangisine göre insa etmek lazim? Yoksa iki ayri kemalizm var belki de? Hatta Atatürk'ün ölümünden sonra onun ilkelerine CHP tarafindan eklenen yeni ilkeler olduguna göre delki de 3-4 ayri kemalizm var.

Simdi ilk sorumuza geri dönelim. Atatürk eger kemalist ise hangisinden yana? 
1) Islamci Kemalizm,
2) Türkçü Kemalizm,
3) CHP tarzi Kemalizm,
4) ....

Ya siz? hangi kemalizmi savunuyorsunuz?

:))</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>@SOSYAL DEMOKRAT,</p>
<p>Tesekkürler bu açiklamalar için. Ancak ortada bir sürü çeliskili durum var. Mesela bireyin özgürlügü derken SAPKA DEVRiMi&#8217;ni nereye koyacagiz? Laiklik derken (yanilmiyorsam) Atatürk&#8217;ün kurdugu Diyanet&#8217;i nereye koyacagiz?</p>
<p>Neden diyanet sadece sünnî Islam&#8217;i temsil ediyor? neden yahudi, hristiyan ve ateistler için ayri ayri diyanetler kurulmadi? </p>
<p>Laiklik eger dediginiz gibi &#8220;dini siyasetin dışında tutan bir ilke&#8221; ise neden Atatürk meclis açilislarinda dua etti? Ettirdi? Erzurum Sivas kongrelerinin bildirilerinde sürekli Islam&#8217;a gönderme yapti?</p>
<p>Keza milliyetçilik ilkesi son derecede tartismaya açik. Yukarida andigim kongreler, amasya genelgesi gibi kurucu metinlerde defalarca su sözler geçiyor: &#8220;Kürt olsun, Türk olsun, Laz olsun, &#8230;. bu millet Islam milletidir&#8230;.&#8221;</p>
<p>sonra ne oldu da herkes &#8220;ne mutlu Türküm&#8221; demek zorunda kaldi?</p>
<p>Neden Türk Tarih Kurumu önderliginde Türk tarihinin resmî versiyonu yazildi da, buna karsi çikanlar hâlâ mahkemeye veriliyor? Özgürlük bunun neresinde? </p>
<p>Mimar Sinan&#8217;in mezari açilip kafa tasi ölçüldügünde Atatürk hayatta idi. Böylesi bir irkçiliga neden tepki vermedi? &#8220;Benim miliyetçilik anlayisim KAFATASçI degildir!&#8221; diye itiraz etmesi gerekmez miydi?</p>
<p>Atatürk bence Kemalist degildi, sadece günün kosullarinda &#8220;en uygun&#8221; olani yapti, söyledi. Bu sebeple 1920&#8242;lerin Atatürk&#8217;ü ile 1930&#8242;larin Atatürk&#8217;ü tipatip ayni degil.</p>
<p>Kemalizm&#8217;i hangisine göre insa etmek lazim? Yoksa iki ayri kemalizm var belki de? Hatta Atatürk&#8217;ün ölümünden sonra onun ilkelerine CHP tarafindan eklenen yeni ilkeler olduguna göre delki de 3-4 ayri kemalizm var.</p>
<p>Simdi ilk sorumuza geri dönelim. Atatürk eger kemalist ise hangisinden yana?<br />
1) Islamci Kemalizm,<br />
2) Türkçü Kemalizm,<br />
3) CHP tarzi Kemalizm,<br />
4) &#8230;.</p>
<p>Ya siz? hangi kemalizmi savunuyorsunuz?</p>
<p>:))</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>SOSYAL DEMOKRAT tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/11/27/iyi-ki-ataturk-kemalist-degildi/#comment-20132</link>
		<dc:creator>SOSYAL DEMOKRAT</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 05 Oct 2008 09:35:48 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.derindusunce.org/2007/11/27/iyi-ki-ataturk-kemalist-degildi/#comment-20132</guid>
		<description>Evet Kemalisttim. Kemalist olmaktan da büyük gurur duyuyorum.

Kemalizm, kadını ikinci sınıf vatandaş olmaktan kurtaran, çağdaş bilimsel ve eleştirel eğitime ön ayak olan, bir toplumu uluslaştıran; teokratik düzenden, laik ve aydınlanmacı bir yönetime geçişi savunan ve bu yönetimi esas alan bir düşünce yapısıdır.

Kemalizmin referansı Atatürk'tür. Atatürk, 1923'te Kemalist devrimi yapmıştır.

Atatürk ve onun görüşlerinin şekillendiği Kemalizm yolumuza ışık tutmaktadır. Atatürk ve Kemalizm sürekli belli çevreler tarafından yanlış anlatılmaktadır. Biz Atatürkümüzü ve onun ilke ve devrimlerini çok iyi anlamaktayız. Aşağıda hazırlamış olduğum yazıyı okursanız, Atatürkü daha iyi anlayablirsiniz. 
 
Cumhuriyetçilik: 
 
Atatürk devrimleri siyasi nitelik taşır. Çok uluslu bir İmparatorluktan ulus devlete geçiş gerçekleştirilmiş ve böylece modern Türkiye'nin ulusal kimliği oluşturulmuştur. Bu kimliğin oluşmasında, kul nitelikli insanların yurttaş-birey niteliği kazanması önemli bir noktadır. Atatürk bunun yolunu, kısaca halkın kendi kendisini idaresi, yani demokrasi demek olan Cumhuriyette görmüştür. 
 
Milliyetçilik: 
 
Cumhuriyet devrimi ayrıca milliyetçi bir devrimdir. Bu milliyetçilik 
ırkçı bir yapıda değildir; yurtseverlikle sınırlıdır. Bu devrimin amacı, Türkiye Cumhuriyetinin bağımsızlığının korunması ve ayrıca Cumhuriyetin siyasal yönden gelişmesidir. Bu milliyetçilik, tüm diğer ulusların bağımsızlık haklarına saygılıdır; sosyal içeriklidir; yalnızca anti - emperyalist olmayıp, aynı zamanda gerek hanedan yönetimine,gerekse herhangi bir sınıfın Türk toplumunu yönetmesine de karşıdır ve nihayet bu milliyetçilik Türk devletinin vatanı ve halkı ile bölünmez bir bütün olduğu ilkesine inanmaktadır. 
 
Halkçılık: 
 
Gerek içeriği gerekse hedefleri açısından bakıldığında, Cumhuriyet Devrimi 
ayrıca bir sosyal devrim niteliği de taşır. Başta İsviçre Medeni Kanunu 
olmak üzere, Batı kanunlarının Türkiye'de uygulamaya konulmasıyla birlikte 
kadınların statüsünde köklü değişiklikler olmuş, 1934 
yılında kabul edilen bir kanun ile kadınlar seçme ve seçilme hakkını almışlardır. 
Atatürk çeşitli ortamlarda, Türkiye'nin gerçek yöneticilerinin köylüler 
olduğunu söylemiştir. Aslında bu durum Türkiye için bir gerçek olmaktan 
çok bir hedef niteliğindedir. Halkçılık ilkesi sınıf ayrıcalıklarına ve sınıf 
farklılıklarına karşı olmak ve hiçbir bireyin, ailenin, 
sınıfın veya organizasyonun diğerlerinin daha üzerinde olmasını kabul 
etmemek demektir. Halkçılık, Türk vatandaşlığı olarak ifade 
edilen bir fikre dayanır. Gurur ile birleşen vatandaşlık fikri, 
halkın daha fazla çalışması için gerekli psikolojik teşviki 
sağlar, birlik fikrinin ve ulusal bir kimliğin kazanılmasına yardımcı olur. 
 
Devletçilik:  
 
Mustafa Kemal Atatürk yapmış olduğu açıklamalarda ve politikalarında Türkiye'nin 
bir bütün olarak modernizasyonunun ekonomik ve teknolojik gelişmeye önemli ölçüde bağlı olduğunu ifade etmiştir. Bu bağlamda, devletçilik ilkesini de devletin, ülkenin genel ekonomik faaliyetlerinin düzenlenmesi ve özel sektörün girmek istemediği veya yetersiz kaldığı ya da ulusal çıkarların gerekli kıldığı alanlara girmesi anlamında yorumlamaktadır. Ancak, devletçilik ilkesinin uygulanmasında, devlet yalnızca ekonomik faaliyetlerin temel kaynağını teşkil etmemiş, aynı zamanda ülkenin büyük sanayi kuruluşlarının da sahibi olmuştur. 
 
Laiklik: 
 
Laiklik yalnızca devlet ve dinin birbirinden ayrılması anlamına 
gelmez ayrıca eğitim, kültür ve yasama alanlarının da dinden bağımsız olması 
anlamını taşır. Laiklik, devletin dini düşünce ve dini kuruluşların etkisinden bağımsız olması, ve genel olarak düşünce özgürlüğü anlamına gelmektedir.  
Devrimlerin birçoğu laikliği gerçekleştirmek amacıyla yapılmış ve diğerleri 
ise laikliğe ulaşılmış olması sayesinde gerçekleştirilebilmiştir. Laiklik ilkesi  
akılcı ve dini siyasetin dışında tutan bir ilkedir. Osmanlı döneminde matbaanın geciktirilmesinde olduğu gibi dinin yenilikler karşısında nasıl tutucu bir silah haline geldiğini yaşamış olan Türkiye Cumhuriyeti kurucuları açısından dinin din dışı sivil yapı üzerinde yaratabileceği baskıları önlemenin bir aracıdır. 
 
Devrimcilik: 
 
Atatürk'ün ortaya koyduğu en önemli ilkelerden birisi de devrimciliktir. Bu ilkenin anlamı Türkiye'nin devrimler yaparak geleneksel kuruluşlarını modern kuruluşlarla değiştirmiş olmasıdır. 
Geleneksel kavramların bir kenara itilip modern kavramların benimsenmesi demektir.  
Devrimcilik ilkesi, yapılmış olan devrimlerin tanınıp kabul edilmelerinin çok ötesine geçmiştir. 

Aslında ben size soru sordum. Siz de bana soru soruyorsunuz. Çok ilginç. Atatürk, Kemalizmin kurucusu. Neden anlamıyorsunuz? Atatürk Kemalist değil diye başlık atmışsınız ama alakası yok. Cevap bile veremiyorsunuz.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Evet Kemalisttim. Kemalist olmaktan da büyük gurur duyuyorum.</p>
<p>Kemalizm, kadını ikinci sınıf vatandaş olmaktan kurtaran, çağdaş bilimsel ve eleştirel eğitime ön ayak olan, bir toplumu uluslaştıran; teokratik düzenden, laik ve aydınlanmacı bir yönetime geçişi savunan ve bu yönetimi esas alan bir düşünce yapısıdır.</p>
<p>Kemalizmin referansı Atatürk&#8217;tür. Atatürk, 1923&#8242;te Kemalist devrimi yapmıştır.</p>
<p>Atatürk ve onun görüşlerinin şekillendiği Kemalizm yolumuza ışık tutmaktadır. Atatürk ve Kemalizm sürekli belli çevreler tarafından yanlış anlatılmaktadır. Biz Atatürkümüzü ve onun ilke ve devrimlerini çok iyi anlamaktayız. Aşağıda hazırlamış olduğum yazıyı okursanız, Atatürkü daha iyi anlayablirsiniz. </p>
<p>Cumhuriyetçilik: </p>
<p>Atatürk devrimleri siyasi nitelik taşır. Çok uluslu bir İmparatorluktan ulus devlete geçiş gerçekleştirilmiş ve böylece modern Türkiye&#8217;nin ulusal kimliği oluşturulmuştur. Bu kimliğin oluşmasında, kul nitelikli insanların yurttaş-birey niteliği kazanması önemli bir noktadır. Atatürk bunun yolunu, kısaca halkın kendi kendisini idaresi, yani demokrasi demek olan Cumhuriyette görmüştür. </p>
<p>Milliyetçilik: </p>
<p>Cumhuriyet devrimi ayrıca milliyetçi bir devrimdir. Bu milliyetçilik<br />
ırkçı bir yapıda değildir; yurtseverlikle sınırlıdır. Bu devrimin amacı, Türkiye Cumhuriyetinin bağımsızlığının korunması ve ayrıca Cumhuriyetin siyasal yönden gelişmesidir. Bu milliyetçilik, tüm diğer ulusların bağımsızlık haklarına saygılıdır; sosyal içeriklidir; yalnızca anti - emperyalist olmayıp, aynı zamanda gerek hanedan yönetimine,gerekse herhangi bir sınıfın Türk toplumunu yönetmesine de karşıdır ve nihayet bu milliyetçilik Türk devletinin vatanı ve halkı ile bölünmez bir bütün olduğu ilkesine inanmaktadır. </p>
<p>Halkçılık: </p>
<p>Gerek içeriği gerekse hedefleri açısından bakıldığında, Cumhuriyet Devrimi<br />
ayrıca bir sosyal devrim niteliği de taşır. Başta İsviçre Medeni Kanunu<br />
olmak üzere, Batı kanunlarının Türkiye&#8217;de uygulamaya konulmasıyla birlikte<br />
kadınların statüsünde köklü değişiklikler olmuş, 1934<br />
yılında kabul edilen bir kanun ile kadınlar seçme ve seçilme hakkını almışlardır.<br />
Atatürk çeşitli ortamlarda, Türkiye&#8217;nin gerçek yöneticilerinin köylüler<br />
olduğunu söylemiştir. Aslında bu durum Türkiye için bir gerçek olmaktan<br />
çok bir hedef niteliğindedir. Halkçılık ilkesi sınıf ayrıcalıklarına ve sınıf<br />
farklılıklarına karşı olmak ve hiçbir bireyin, ailenin,<br />
sınıfın veya organizasyonun diğerlerinin daha üzerinde olmasını kabul<br />
etmemek demektir. Halkçılık, Türk vatandaşlığı olarak ifade<br />
edilen bir fikre dayanır. Gurur ile birleşen vatandaşlık fikri,<br />
halkın daha fazla çalışması için gerekli psikolojik teşviki<br />
sağlar, birlik fikrinin ve ulusal bir kimliğin kazanılmasına yardımcı olur. </p>
<p>Devletçilik:  </p>
<p>Mustafa Kemal Atatürk yapmış olduğu açıklamalarda ve politikalarında Türkiye&#8217;nin<br />
bir bütün olarak modernizasyonunun ekonomik ve teknolojik gelişmeye önemli ölçüde bağlı olduğunu ifade etmiştir. Bu bağlamda, devletçilik ilkesini de devletin, ülkenin genel ekonomik faaliyetlerinin düzenlenmesi ve özel sektörün girmek istemediği veya yetersiz kaldığı ya da ulusal çıkarların gerekli kıldığı alanlara girmesi anlamında yorumlamaktadır. Ancak, devletçilik ilkesinin uygulanmasında, devlet yalnızca ekonomik faaliyetlerin temel kaynağını teşkil etmemiş, aynı zamanda ülkenin büyük sanayi kuruluşlarının da sahibi olmuştur. </p>
<p>Laiklik: </p>
<p>Laiklik yalnızca devlet ve dinin birbirinden ayrılması anlamına<br />
gelmez ayrıca eğitim, kültür ve yasama alanlarının da dinden bağımsız olması<br />
anlamını taşır. Laiklik, devletin dini düşünce ve dini kuruluşların etkisinden bağımsız olması, ve genel olarak düşünce özgürlüğü anlamına gelmektedir.<br />
Devrimlerin birçoğu laikliği gerçekleştirmek amacıyla yapılmış ve diğerleri<br />
ise laikliğe ulaşılmış olması sayesinde gerçekleştirilebilmiştir. Laiklik ilkesi<br />
akılcı ve dini siyasetin dışında tutan bir ilkedir. Osmanlı döneminde matbaanın geciktirilmesinde olduğu gibi dinin yenilikler karşısında nasıl tutucu bir silah haline geldiğini yaşamış olan Türkiye Cumhuriyeti kurucuları açısından dinin din dışı sivil yapı üzerinde yaratabileceği baskıları önlemenin bir aracıdır. </p>
<p>Devrimcilik: </p>
<p>Atatürk&#8217;ün ortaya koyduğu en önemli ilkelerden birisi de devrimciliktir. Bu ilkenin anlamı Türkiye&#8217;nin devrimler yaparak geleneksel kuruluşlarını modern kuruluşlarla değiştirmiş olmasıdır.<br />
Geleneksel kavramların bir kenara itilip modern kavramların benimsenmesi demektir.<br />
Devrimcilik ilkesi, yapılmış olan devrimlerin tanınıp kabul edilmelerinin çok ötesine geçmiştir. </p>
<p>Aslında ben size soru sordum. Siz de bana soru soruyorsunuz. Çok ilginç. Atatürk, Kemalizmin kurucusu. Neden anlamıyorsunuz? Atatürk Kemalist değil diye başlık atmışsınız ama alakası yok. Cevap bile veremiyorsunuz.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Mehmet Yılmaz tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/11/27/iyi-ki-ataturk-kemalist-degildi/#comment-20130</link>
		<dc:creator>Mehmet Yılmaz</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 05 Oct 2008 08:35:44 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.derindusunce.org/2007/11/27/iyi-ki-ataturk-kemalist-degildi/#comment-20130</guid>
		<description>@SOSYAL DEMOKRAT,

Bir baska yorumunuzda "kemalistim" diyorsunuz, sizce kemalizm nedir? 
Ve referansi nedir? meselâ NUTK vb bir kitapta bunun ne oldugu anlatiliyor mu?</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>@SOSYAL DEMOKRAT,</p>
<p>Bir baska yorumunuzda &#8220;kemalistim&#8221; diyorsunuz, sizce kemalizm nedir?<br />
Ve referansi nedir? meselâ NUTK vb bir kitapta bunun ne oldugu anlatiliyor mu?</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>SOSYAL DEMOKRAT tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/11/27/iyi-ki-ataturk-kemalist-degildi/#comment-20128</link>
		<dc:creator>SOSYAL DEMOKRAT</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 05 Oct 2008 07:34:51 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.derindusunce.org/2007/11/27/iyi-ki-ataturk-kemalist-degildi/#comment-20128</guid>
		<description>Yazıyı baştan sona kadar okudum. Röportajı da okudum.

Ama Atatürk'ün neden Kemalist olmadığını anlayamadım.

Eğer gerçekten Kemalizmi karalama amacınız yoksa, Atatürk'ün neden Kemalist olmadığını daha açıklayıcı anlatır mısınız?

Saygılar.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Yazıyı baştan sona kadar okudum. Röportajı da okudum.</p>
<p>Ama Atatürk&#8217;ün neden Kemalist olmadığını anlayamadım.</p>
<p>Eğer gerçekten Kemalizmi karalama amacınız yoksa, Atatürk&#8217;ün neden Kemalist olmadığını daha açıklayıcı anlatır mısınız?</p>
<p>Saygılar.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Şu kaplaşmadan kurtulalım mı? : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/11/27/iyi-ki-ataturk-kemalist-degildi/#comment-16818</link>
		<dc:creator>Şu kaplaşmadan kurtulalım mı? : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Jul 2008 12:44:09 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.derindusunce.org/2007/11/27/iyi-ki-ataturk-kemalist-degildi/#comment-16818</guid>
		<description>[...] baskı yapıldığını gördük. (Kimliğimin derdi ordumu gerdi!) Bugünkü Kemalistlere bakarak İyi ki Atatürk Kemalist değildi dedik. Kemalizm adına kafatasçılık yapıldığını, mezarların açılıp kafataslarının [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[&#8230;] baskı yapıldığını gördük. (Kimliğimin derdi ordumu gerdi!) Bugünkü Kemalistlere bakarak İyi ki Atatürk Kemalist değildi dedik. Kemalizm adına kafatasçılık yapıldığını, mezarların açılıp kafataslarının [&#8230;]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Milliyetçiler, Kemalistler ve ulusalcılar neden başarısız? : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/11/27/iyi-ki-ataturk-kemalist-degildi/#comment-14466</link>
		<dc:creator>Milliyetçiler, Kemalistler ve ulusalcılar neden başarısız? : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 25 Apr 2008 22:54:34 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.derindusunce.org/2007/11/27/iyi-ki-ataturk-kemalist-degildi/#comment-14466</guid>
		<description>[...] genç bir kız ağlıyordu: &#8220;Atam biz sana layık olamadık, bizi affet&#8221;. &#8220;iyi ki Atatürk Kemalist değildi&#8221; başlıklı yazımızda da bu suçluluk halini irdelemiştik: &#8220;2007 model Kemalizm bir [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[&#8230;] genç bir kız ağlıyordu: &#8220;Atam biz sana layık olamadık, bizi affet&#8221;. &#8220;iyi ki Atatürk Kemalist değildi&#8221; başlıklı yazımızda da bu suçluluk halini irdelemiştik: &#8220;2007 model Kemalizm bir [&#8230;]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Mehmet Yılmaz tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/11/27/iyi-ki-ataturk-kemalist-degildi/#comment-8763</link>
		<dc:creator>Mehmet Yılmaz</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Dec 2007 19:07:42 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.derindusunce.org/2007/11/27/iyi-ki-ataturk-kemalist-degildi/#comment-8763</guid>
		<description>CHP İstanbul Milletvekili Serter, "Dinde Siyasal İslam Tekeli" isimli kitabında Atatürkçülüğü 'dar kalıplar' diye nitelemişti. Serter, 'İnsan Merkezli Eğitim' isimli kitabında fanatik Atatürkçülüğün düşünemeyen robot gibi insan yetişmesine sebep olduğunu anlatırken, Atatürkçü kalıplara sığınarak düşünmeyen insan yetiştirme eylemine son verilmesini istiyor. Serter, Atatürk milliyetçiliğini "İçi boşaltılmış hamasi kalıplar." olarak nitelendiriyor. 

Serter'in, 'İnsan Merkezli Eğitim' isimli kitabı 1997'de Sarmal Yayınevi tarafından yayımlanmış. Kitabın 133. sayfasında Serter, gençleri Atatürkçülük dışındaki fikirlere kapamanın demokratik olmayacağını şöyle anlatıyor: "Atatürkçülük, kendini koruyamayacak kadar zayıf temellere mi oturtulmuştur ki, onu tartışmaya açmak vatana ihanetle eşdeğer tutulmaktadır? Bütün bunların ötesinde, gençliğe Atatürk milliyetçiliği diye sunulan, içi boşaltılmış hamasi kalıpların ardına sığınarak, Atatürkçü gençler yetiştirmede başarı elde edilmiş midir?" 

Serter, 10 yıl önce yazdığı kitabının 138. sayfasında o günlerde "fanatik Atatürkçülerin" nelere yol açtığını şu sözlerle anlatıyor: "Gençliğin kimi beğenip beğenmeyeceğine, neyin yanlış ya da doğru olduğuna, hangi inanca bağlanıp bağlanmayacağına, hangi tutum ve davranışın erdem olması gerektiğine karar vermek için Atatürk'ten teyit arar duruma getirilmesi, zaman içinde bireyin aklına, mantığına, düşüncesine, kararlarına olan güveni zedelemekte, robot insan üretimini hızlandırmaktadır. Atatürk gibi akla değer veren bir lideri kullanarak düşünemeyen insan yetiştirmek, ancak Atatürkçülüğü anlayamayan fanatik Atatürkçülerce başarılabilirdi..."</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>CHP İstanbul Milletvekili Serter, &#8220;Dinde Siyasal İslam Tekeli&#8221; isimli kitabında Atatürkçülüğü &#8216;dar kalıplar&#8217; diye nitelemişti. Serter, &#8216;İnsan Merkezli Eğitim&#8217; isimli kitabında fanatik Atatürkçülüğün düşünemeyen robot gibi insan yetişmesine sebep olduğunu anlatırken, Atatürkçü kalıplara sığınarak düşünmeyen insan yetiştirme eylemine son verilmesini istiyor. Serter, Atatürk milliyetçiliğini &#8220;İçi boşaltılmış hamasi kalıplar.&#8221; olarak nitelendiriyor. </p>
<p>Serter&#8217;in, &#8216;İnsan Merkezli Eğitim&#8217; isimli kitabı 1997&#8242;de Sarmal Yayınevi tarafından yayımlanmış. Kitabın 133. sayfasında Serter, gençleri Atatürkçülük dışındaki fikirlere kapamanın demokratik olmayacağını şöyle anlatıyor: &#8220;Atatürkçülük, kendini koruyamayacak kadar zayıf temellere mi oturtulmuştur ki, onu tartışmaya açmak vatana ihanetle eşdeğer tutulmaktadır? Bütün bunların ötesinde, gençliğe Atatürk milliyetçiliği diye sunulan, içi boşaltılmış hamasi kalıpların ardına sığınarak, Atatürkçü gençler yetiştirmede başarı elde edilmiş midir?&#8221; </p>
<p>Serter, 10 yıl önce yazdığı kitabının 138. sayfasında o günlerde &#8220;fanatik Atatürkçülerin&#8221; nelere yol açtığını şu sözlerle anlatıyor: &#8220;Gençliğin kimi beğenip beğenmeyeceğine, neyin yanlış ya da doğru olduğuna, hangi inanca bağlanıp bağlanmayacağına, hangi tutum ve davranışın erdem olması gerektiğine karar vermek için Atatürk&#8217;ten teyit arar duruma getirilmesi, zaman içinde bireyin aklına, mantığına, düşüncesine, kararlarına olan güveni zedelemekte, robot insan üretimini hızlandırmaktadır. Atatürk gibi akla değer veren bir lideri kullanarak düşünemeyen insan yetiştirmek, ancak Atatürkçülüğü anlayamayan fanatik Atatürkçülerce başarılabilirdi&#8230;&#8221;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>FST tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/11/27/iyi-ki-ataturk-kemalist-degildi/#comment-7471</link>
		<dc:creator>FST</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 28 Nov 2007 17:25:36 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.derindusunce.org/2007/11/27/iyi-ki-ataturk-kemalist-degildi/#comment-7471</guid>
		<description>Serdar Bey,

&lt;blockquote&gt;Ama belirtmek isterim ki, Atatürk en büyük Kemalistti. &lt;/blockquote&gt;

1930'ların ortasından itibaren Atatürk'ünün bir bunalım içinde olduğunu zannediyorum. Cumhuriyetin ilk yıllarında ise Atatürk kendisinin de Fethi Beye ifade ettiği gibi daha ziyade bir diktatör görüntüsündedir. 

Bugünkü karikatür Kemalizm ile Atatürk çok farklıdır ama Kemalizm ideolojisinin ortaya çıktığı dönemler ise evet, Atatürk bu ideolojinin oluşmasını bizzat istemiş gibi görünüyor. Heykellerini bizzat diktirmesi, muhalefetin acımasızca susturulması ve tek parti, tek adam yönetiminin oluşması bu dönemdedir ve Atatürk'ten izinsiz sinek uçmayan bir dönemdedir.

Ancak 1934 sonrasında manzara biraz değişmiş gibime geliyor, sıkıntılı, CHP'nin İtalyan, Alman türü faşizme kaymasından endişeli bir Atatürk var ortada. Sanki ipler elinden çıkmış ve Recep Peker türü adamların eline geçmiş gibi. Hastalığının artmasıyla İnönü'nün ayağını kaydırma çabaları da bu dönemi takip eden yıllardadır.

Yani Cumhuriyetin ilk 10 yılındaki sert Mustafa Kemal ile ölümüne kadar geçen süredeki Atatürk Kemalizm açısından farklı değerlendirilebilir. Tabii Emre Kongar'a filan bakarak "Atatürk bölünmez bir bütündür, hep aynıdır" diyebilirsiniz ama o da değişerek gelişmiş olabilir.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Serdar Bey,</p>
<blockquote><p>Ama belirtmek isterim ki, Atatürk en büyük Kemalistti. </p></blockquote>
<p>1930&#8242;ların ortasından itibaren Atatürk&#8217;ünün bir bunalım içinde olduğunu zannediyorum. Cumhuriyetin ilk yıllarında ise Atatürk kendisinin de Fethi Beye ifade ettiği gibi daha ziyade bir diktatör görüntüsündedir. </p>
<p>Bugünkü karikatür Kemalizm ile Atatürk çok farklıdır ama Kemalizm ideolojisinin ortaya çıktığı dönemler ise evet, Atatürk bu ideolojinin oluşmasını bizzat istemiş gibi görünüyor. Heykellerini bizzat diktirmesi, muhalefetin acımasızca susturulması ve tek parti, tek adam yönetiminin oluşması bu dönemdedir ve Atatürk&#8217;ten izinsiz sinek uçmayan bir dönemdedir.</p>
<p>Ancak 1934 sonrasında manzara biraz değişmiş gibime geliyor, sıkıntılı, CHP&#8217;nin İtalyan, Alman türü faşizme kaymasından endişeli bir Atatürk var ortada. Sanki ipler elinden çıkmış ve Recep Peker türü adamların eline geçmiş gibi. Hastalığının artmasıyla İnönü&#8217;nün ayağını kaydırma çabaları da bu dönemi takip eden yıllardadır.</p>
<p>Yani Cumhuriyetin ilk 10 yılındaki sert Mustafa Kemal ile ölümüne kadar geçen süredeki Atatürk Kemalizm açısından farklı değerlendirilebilir. Tabii Emre Kongar&#8217;a filan bakarak &#8220;Atatürk bölünmez bir bütündür, hep aynıdır&#8221; diyebilirsiniz ama o da değişerek gelişmiş olabilir.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Serdar Kaya tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/11/27/iyi-ki-ataturk-kemalist-degildi/#comment-7432</link>
		<dc:creator>Serdar Kaya</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Nov 2007 21:17:40 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.derindusunce.org/2007/11/27/iyi-ki-ataturk-kemalist-degildi/#comment-7432</guid>
		<description>İlginiz ve alıntınız için teşekkür ederim. Ama belirtmek isterim ki, Atatürk en büyük Kemalistti. Günümüz Kemalistlerinin çok daha dar ufuklu olduğunu söyleyebilirsiniz belki ama, her düşünce ve inancın yobazları çoğunluktadır. Eğer mesele kendi düşüncesini tehdit edenleri ortadan kaldırmaksa, bu konuda hemen hiçbir takipçisi Atatürk'ün eline su dökemez.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>İlginiz ve alıntınız için teşekkür ederim. Ama belirtmek isterim ki, Atatürk en büyük Kemalistti. Günümüz Kemalistlerinin çok daha dar ufuklu olduğunu söyleyebilirsiniz belki ama, her düşünce ve inancın yobazları çoğunluktadır. Eğer mesele kendi düşüncesini tehdit edenleri ortadan kaldırmaksa, bu konuda hemen hiçbir takipçisi Atatürk&#8217;ün eline su dökemez.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>T.Suat Demren tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/11/27/iyi-ki-ataturk-kemalist-degildi/#comment-7430</link>
		<dc:creator>T.Suat Demren</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Nov 2007 19:56:47 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.derindusunce.org/2007/11/27/iyi-ki-ataturk-kemalist-degildi/#comment-7430</guid>
		<description>Abi eline sağlık.

Bu yazının üstüne Emre Aköz'ün  bugünkü yazısı iyi gider:

&lt;strong&gt;Gülünç bir ilan&lt;/strong&gt;

Cumhuriyet gazetesini okumak eğlencelidir. Haberden köşe yazısına... Hatta çıkan bazı ilanlara dek, inanılmaz cehalet ve çarpıtma örnekleri bu gazetede yer alır.

Mesela CUMOK ( Cumhuriyet Okurları ) adlı platform, 2005 yılının 31 Mart günü, sevgili gazetelerine bir ilan vererek, " 31 Mart Vakası'nı " ( 1909 ) lanetlemişlerdi.
İnsan eleştirdiği şeyin ne olduğunu az buçuk bilir değil mi? Bunlarda o da yok. Kanıt ortada: "31 Mart Vakası" denilen isyanın takvimimizdeki yeri "13 Nisan'dır "!

Dün de " İstanbul Kız Liseliler " adına bir hanım ilan vermiş.
26 Kasım 1934 tarihli, kimi unvan ve lakapları kaldıran bir kanun vardır ya... İşte bize onu hatırlatıyor; ' Devrim Yasaları'nın içinin boşaltıldığından yakınıyor ve karşı-devrim oluşumunu engellemeye davet ediyor.
Olabilir. İtirazım yok.

Peki ama şu kanunun, niye doğrusunu yazmazlar da çarpıtmayı tercih ederler?
İlanda aynen şöyle yazılmış:
"Bu yasa ile (...) Ağa, hacı, hafız, hazret, paşa, paşaefendi, molla, hocaefendi, şeyhefendi gibi unvan ve lakaplar artık tarihe karışıyordu."
Gelin 2590 sayılı bu kanunun ilgili maddesini okuyalım:
"Ağa, Hacı, Hafız, Hoca, Molla, Efendi, Bey, Beyefendi, Paşa, Hanım, Hanımefendi ve Hazretleri gibi lakap ve unvanlar kaldırılmıştır. Erkek ve kadın vatandaşlar, kanunun karşısında ve resmi belgelerde yalnız adlarıyla anılırlar."

İki metni karşılaştıralım:
Sadece 6 unvan ve lakapta ilan metni ile kanun metni aynı: "Ağa, Hacı, Hafız, Hazret (Hazretleri), Paşa, Molla."
Öte yandan dün yayınlanan ilan metnine, kanunda yer almayan 3 adet unvan ve lakap eklenmiş: "Paşaefendi, Hocaefendi, Şeyhefendi."
Bunlar nereden çıktı acaba? Kanunda yer almayan bu lakapları kim uydurdu ?
Bence asıl ilginci şu:
Kanun 12 unvan ve lakap sayıyor. Hemen ilan metnine bakıyoruz... O da ne?
Bazı unvan ve lakaplar kanunda sayılmasına rağmen, ilan metnine alınmamış: " Bey, Beyefendi, Hanım, Hanımefendi. "

Gördüğünüz gibi iki farklı türde çarpıtma yapılmış ilanda:
1) Kanunda yer almayan unvan ve lakaplar hariçten eklenmiş ... 2) Kanunda yer alan kimi unvanlar ise çıkarılmış ...
Niye böyle yapılmış?

Çünkü... Bir ideoloji benimseyenler, " gerçeği " yorumlamakla yetinemez. Aynı zamanda o gerçeği (yukarıda gördüğümüz gibi) eğip bükerler de... Ekleme ve çıkarmalar yaparlar. Gerçeğin bir kısmını unutturmaya çalışırken, diğer bazı yönleri öne çıkarırlar.

Mesela banka şubesine gittiklerinde... Kocasına " Bey " ya da " Beyefendi "... Kendisine ise " Hanım " ya da " Hanımefendi " diye hitap edilmesinde hiçbir sakınca görmeyen... Hatta bundan gurur duyan Atatürkçü bir kadın... İlan metnini hazırlarken, ister istemez kanundaki o bölümleri atar.
Buna karşılık, evirip çevirip ilana " şeyhefendi, hocaefendi " gibi lakapları özenle yerleştirir ki kimleri hedeflediği net olarak anlaşılsın.

Öte yandan, aynı Atatürkçü teyzemiz, mesela Anıtkabir'deki bir törende, gözyaşları dökerek " Kurtar bizi paşam " diye bağırmayı, "devrim kanunlarına" aykırı bir hareket olarak görmez.
Sonuç: Bu şamatanın gülünç yanı nedir biliyor musunuz? Okudunuz işte... Aynı yasa, "Erkek ve kadın vatandaşlar, kanunun karşısında ve resmi belgelerde yalnız adlarıyla anılırlar" diyor.
Yani unvan ve lakaplar " yurttaş-devlet ilişkisinde " kullanılamıyor. Onun dışında birbirimize "hanım" da deriz, "bey" de deriz, "hacı" ya da "paşa" da deriz... Kim karışır! Birbirimize böyle hitap etmemiz kanuna aykırı değil ki.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Abi eline sağlık.</p>
<p>Bu yazının üstüne Emre Aköz&#8217;ün  bugünkü yazısı iyi gider:</p>
<p><strong>Gülünç bir ilan</strong></p>
<p>Cumhuriyet gazetesini okumak eğlencelidir. Haberden köşe yazısına&#8230; Hatta çıkan bazı ilanlara dek, inanılmaz cehalet ve çarpıtma örnekleri bu gazetede yer alır.</p>
<p>Mesela CUMOK ( Cumhuriyet Okurları ) adlı platform, 2005 yılının 31 Mart günü, sevgili gazetelerine bir ilan vererek, &#8221; 31 Mart Vakası&#8217;nı &#8221; ( 1909 ) lanetlemişlerdi.<br />
İnsan eleştirdiği şeyin ne olduğunu az buçuk bilir değil mi? Bunlarda o da yok. Kanıt ortada: &#8220;31 Mart Vakası&#8221; denilen isyanın takvimimizdeki yeri &#8220;13 Nisan&#8217;dır &#8220;!</p>
<p>Dün de &#8221; İstanbul Kız Liseliler &#8221; adına bir hanım ilan vermiş.<br />
26 Kasım 1934 tarihli, kimi unvan ve lakapları kaldıran bir kanun vardır ya&#8230; İşte bize onu hatırlatıyor; &#8216; Devrim Yasaları&#8217;nın içinin boşaltıldığından yakınıyor ve karşı-devrim oluşumunu engellemeye davet ediyor.<br />
Olabilir. İtirazım yok.</p>
<p>Peki ama şu kanunun, niye doğrusunu yazmazlar da çarpıtmayı tercih ederler?<br />
İlanda aynen şöyle yazılmış:<br />
&#8220;Bu yasa ile (&#8230;) Ağa, hacı, hafız, hazret, paşa, paşaefendi, molla, hocaefendi, şeyhefendi gibi unvan ve lakaplar artık tarihe karışıyordu.&#8221;<br />
Gelin 2590 sayılı bu kanunun ilgili maddesini okuyalım:<br />
&#8220;Ağa, Hacı, Hafız, Hoca, Molla, Efendi, Bey, Beyefendi, Paşa, Hanım, Hanımefendi ve Hazretleri gibi lakap ve unvanlar kaldırılmıştır. Erkek ve kadın vatandaşlar, kanunun karşısında ve resmi belgelerde yalnız adlarıyla anılırlar.&#8221;</p>
<p>İki metni karşılaştıralım:<br />
Sadece 6 unvan ve lakapta ilan metni ile kanun metni aynı: &#8220;Ağa, Hacı, Hafız, Hazret (Hazretleri), Paşa, Molla.&#8221;<br />
Öte yandan dün yayınlanan ilan metnine, kanunda yer almayan 3 adet unvan ve lakap eklenmiş: &#8220;Paşaefendi, Hocaefendi, Şeyhefendi.&#8221;<br />
Bunlar nereden çıktı acaba? Kanunda yer almayan bu lakapları kim uydurdu ?<br />
Bence asıl ilginci şu:<br />
Kanun 12 unvan ve lakap sayıyor. Hemen ilan metnine bakıyoruz&#8230; O da ne?<br />
Bazı unvan ve lakaplar kanunda sayılmasına rağmen, ilan metnine alınmamış: &#8221; Bey, Beyefendi, Hanım, Hanımefendi. &#8221;</p>
<p>Gördüğünüz gibi iki farklı türde çarpıtma yapılmış ilanda:<br />
1) Kanunda yer almayan unvan ve lakaplar hariçten eklenmiş &#8230; 2) Kanunda yer alan kimi unvanlar ise çıkarılmış &#8230;<br />
Niye böyle yapılmış?</p>
<p>Çünkü&#8230; Bir ideoloji benimseyenler, &#8221; gerçeği &#8221; yorumlamakla yetinemez. Aynı zamanda o gerçeği (yukarıda gördüğümüz gibi) eğip bükerler de&#8230; Ekleme ve çıkarmalar yaparlar. Gerçeğin bir kısmını unutturmaya çalışırken, diğer bazı yönleri öne çıkarırlar.</p>
<p>Mesela banka şubesine gittiklerinde&#8230; Kocasına &#8221; Bey &#8221; ya da &#8221; Beyefendi &#8220;&#8230; Kendisine ise &#8221; Hanım &#8221; ya da &#8221; Hanımefendi &#8221; diye hitap edilmesinde hiçbir sakınca görmeyen&#8230; Hatta bundan gurur duyan Atatürkçü bir kadın&#8230; İlan metnini hazırlarken, ister istemez kanundaki o bölümleri atar.<br />
Buna karşılık, evirip çevirip ilana &#8221; şeyhefendi, hocaefendi &#8221; gibi lakapları özenle yerleştirir ki kimleri hedeflediği net olarak anlaşılsın.</p>
<p>Öte yandan, aynı Atatürkçü teyzemiz, mesela Anıtkabir&#8217;deki bir törende, gözyaşları dökerek &#8221; Kurtar bizi paşam &#8221; diye bağırmayı, &#8220;devrim kanunlarına&#8221; aykırı bir hareket olarak görmez.<br />
Sonuç: Bu şamatanın gülünç yanı nedir biliyor musunuz? Okudunuz işte&#8230; Aynı yasa, &#8220;Erkek ve kadın vatandaşlar, kanunun karşısında ve resmi belgelerde yalnız adlarıyla anılırlar&#8221; diyor.<br />
Yani unvan ve lakaplar &#8221; yurttaş-devlet ilişkisinde &#8221; kullanılamıyor. Onun dışında birbirimize &#8220;hanım&#8221; da deriz, &#8220;bey&#8221; de deriz, &#8220;hacı&#8221; ya da &#8220;paşa&#8221; da deriz&#8230; Kim karışır! Birbirimize böyle hitap etmemiz kanuna aykırı değil ki.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>blue tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/11/27/iyi-ki-ataturk-kemalist-degildi/#comment-7419</link>
		<dc:creator>blue</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Nov 2007 15:28:16 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.derindusunce.org/2007/11/27/iyi-ki-ataturk-kemalist-degildi/#comment-7419</guid>
		<description>Kemalistler neden saldırgan, tahammülsüz, önyargılı, dışlayıcı oluyor? Neden biraz akıllı ve hoşgörülü görünenleri bile üzerine gidince vampir dişlerini ortaya çıkartıyor? Bence bunun sebebi kafasına kazınmış bazı kodların dışına çıkamamaları ile ilgili. Mesela:
- Dahili ve harici bedhahlar...
- Kapitülasyonlar
- Sevr
- İrtica
- Damarlarda akan asil kan
- Ne mutlu Türküm
- Eyyy ulu Atatürk
- Pis Araplar bizi sattılar
- ve benzeri yüzlerce kelimenin konuşma thesaurusu haline gelmesiyle ilgili.
Beyinde hangi kelimeler kodluysa insan o kelimelerle düşünüyor, bunun dışına çıkamıyor. Diğer bildikleri kelimeler ise asıl kavramlarının zıddı anlamlara sahip. Mesela laiklik deyince din ve dünya işlerinin ayrılmasını değil, dinin kontrol altına alınmasını anlıyor. Cumhuriyet deyince jakobenlerin yönetimini anlıyor. 
Orwell'in 1984'ünde vardır ya, savaş barıştır, özgürlük köleliktir, bilgisizlik kuvvettir... diye işlenir beyinlere... Milli eğitimin kodlama süreci de benzer şekilde işliyor.
Sonuçta ortaya kendileri uykudayken herkesi uykuda zanneden garip bir insan türü çıkıyor.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Kemalistler neden saldırgan, tahammülsüz, önyargılı, dışlayıcı oluyor? Neden biraz akıllı ve hoşgörülü görünenleri bile üzerine gidince vampir dişlerini ortaya çıkartıyor? Bence bunun sebebi kafasına kazınmış bazı kodların dışına çıkamamaları ile ilgili. Mesela:<br />
- Dahili ve harici bedhahlar&#8230;<br />
- Kapitülasyonlar<br />
- Sevr<br />
- İrtica<br />
- Damarlarda akan asil kan<br />
- Ne mutlu Türküm<br />
- Eyyy ulu Atatürk<br />
- Pis Araplar bizi sattılar<br />
- ve benzeri yüzlerce kelimenin konuşma thesaurusu haline gelmesiyle ilgili.<br />
Beyinde hangi kelimeler kodluysa insan o kelimelerle düşünüyor, bunun dışına çıkamıyor. Diğer bildikleri kelimeler ise asıl kavramlarının zıddı anlamlara sahip. Mesela laiklik deyince din ve dünya işlerinin ayrılmasını değil, dinin kontrol altına alınmasını anlıyor. Cumhuriyet deyince jakobenlerin yönetimini anlıyor.<br />
Orwell&#8217;in 1984&#8242;ünde vardır ya, savaş barıştır, özgürlük köleliktir, bilgisizlik kuvvettir&#8230; diye işlenir beyinlere&#8230; Milli eğitimin kodlama süreci de benzer şekilde işliyor.<br />
Sonuçta ortaya kendileri uykudayken herkesi uykuda zanneden garip bir insan türü çıkıyor.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
