<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>
<channel>
	<title>Vahşi olan kapitalizm değil devlettir yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.derindusunce.org/2007/11/20/vahsi-olan-kapitalizm-degil-devlettir/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.derindusunce.org/2007/11/20/vahsi-olan-kapitalizm-degil-devlettir/</link>
	<description>Grup platformu</description>
	<pubDate>Tue, 16 Mar 2010 06:22:31 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.2</generator>
		<item>
		<title>Kadir Gülen tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/11/20/vahsi-olan-kapitalizm-degil-devlettir/#comment-37985</link>
		<dc:creator>Kadir Gülen</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Sep 2009 09:14:06 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/11/20/vahsi-olan-kapitalizm-degil-devlettir/#comment-37985</guid>
		<description>"İnsani üretim etkinliği yani ekonomik altyapı neden bir üstyapıya ihtiyaç duysun?" diye sormak gereklidir diye düşünüyorum. Liberallerin en büyük hatası, ki burada mevcut haliyle Salin'de, Ekonomi ve Siyaset gibi iki bağlaşık kurumu birbirinden ayrı "kendilikler" gibi görüyor. Halbuki klasik tabirle bildiğimiz gibi "latyapı üstyapıyı son kertede belirler". Bir üstyapı zorunludur çünkü altyapı kendi içerisinde sınıflara bölünmüştür. Minarşist devlet anlayışı da, devlet ortada öylecene durdukça, hangi özgürlükleri garanti altına almaya çalışabilir ki; sonuçta devlet istediği anda gelip bu özgürlükleri kesme şansına sahip olduktan sonra.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;İnsani üretim etkinliği yani ekonomik altyapı neden bir üstyapıya ihtiyaç duysun?&#8221; diye sormak gereklidir diye düşünüyorum. Liberallerin en büyük hatası, ki burada mevcut haliyle Salin&#8217;de, Ekonomi ve Siyaset gibi iki bağlaşık kurumu birbirinden ayrı &#8220;kendilikler&#8221; gibi görüyor. Halbuki klasik tabirle bildiğimiz gibi &#8220;latyapı üstyapıyı son kertede belirler&#8221;. Bir üstyapı zorunludur çünkü altyapı kendi içerisinde sınıflara bölünmüştür. Minarşist devlet anlayışı da, devlet ortada öylecene durdukça, hangi özgürlükleri garanti altına almaya çalışabilir ki; sonuçta devlet istediği anda gelip bu özgürlükleri kesme şansına sahip olduktan sonra.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Liberalizm &#171; Borsa &#38; Ekonomi &#8211; Borsa-e.com tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/11/20/vahsi-olan-kapitalizm-degil-devlettir/#comment-36415</link>
		<dc:creator>Liberalizm &#171; Borsa &#38; Ekonomi &#8211; Borsa-e.com</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 Aug 2009 00:50:17 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/11/20/vahsi-olan-kapitalizm-degil-devlettir/#comment-36415</guid>
		<description>[...] Dusunce blogu ise bu islerden bayagi anliyor gibi gorunuyor. Gitmisler Fransiz liberal ekonomist Pascal Salin ile evinde mulakat bile yapmislar.  O sayfaya gittiginiz zaman, sayfanin ust kosesinde Ekonomi Turk&#8217;un banner&#8217;ini da [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] Dusunce blogu ise bu islerden bayagi anliyor gibi gorunuyor. Gitmisler Fransiz liberal ekonomist Pascal Salin ile evinde mulakat bile yapmislar.  O sayfaya gittiginiz zaman, sayfanin ust kosesinde Ekonomi Turk&#8217;un banner&#8217;ini da [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Kapitalizme vahşi olmayan alternatifler-4 : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/11/20/vahsi-olan-kapitalizm-degil-devlettir/#comment-21409</link>
		<dc:creator>Kapitalizme vahşi olmayan alternatifler-4 : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Oct 2008 14:53:04 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/11/20/vahsi-olan-kapitalizm-degil-devlettir/#comment-21409</guid>
		<description>[...] Vahşi olan kapitalizm değil devlettir  [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] Vahşi olan kapitalizm değil devlettir  [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Türban Her Yerde Yasak Mı Olmalı? : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/11/20/vahsi-olan-kapitalizm-degil-devlettir/#comment-15614</link>
		<dc:creator>Türban Her Yerde Yasak Mı Olmalı? : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Jun 2008 11:51:47 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/11/20/vahsi-olan-kapitalizm-degil-devlettir/#comment-15614</guid>
		<description>[...] ve üyeleri &#8220;sivil&#8221;, &#8220;demokrat&#8221;, &#8220;muhafazakâr&#8221; ve &#8220;liberal&#8221; olarak adlandırılan bir partinin karşında Anadolu vicdanına sırtını dönmüş, [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] ve üyeleri &#8220;sivil&#8221;, &#8220;demokrat&#8221;, &#8220;muhafazakâr&#8221; ve &#8220;liberal&#8221; olarak adlandırılan bir partinin karşında Anadolu vicdanına sırtını dönmüş, [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>İslam ve Liberalizm: Kısa Bir Bakış : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/11/20/vahsi-olan-kapitalizm-degil-devlettir/#comment-10802</link>
		<dc:creator>İslam ve Liberalizm: Kısa Bir Bakış : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Jan 2008 20:59:13 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/11/20/vahsi-olan-kapitalizm-degil-devlettir/#comment-10802</guid>
		<description>[...] tanımı, kapsamı ve aydınlarca algılanışı arasındaki farklardan kaynaklanıyor. liberalizm de bu kavram karmaşasından fazlasıyla payını almış bir terim. Çoğu kez liberal ekonomi ile karıştırılan, bazen &#8220;vahşi kapitalizm&#8221; ile [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] tanımı, kapsamı ve aydınlarca algılanışı arasındaki farklardan kaynaklanıyor. liberalizm de bu kavram karmaşasından fazlasıyla payını almış bir terim. Çoğu kez liberal ekonomi ile karıştırılan, bazen &#8220;vahşi kapitalizm&#8221; ile [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>fuatogl tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/11/20/vahsi-olan-kapitalizm-degil-devlettir/#comment-7399</link>
		<dc:creator>fuatogl</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Nov 2007 07:48:43 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/11/20/vahsi-olan-kapitalizm-degil-devlettir/#comment-7399</guid>
		<description>&lt;blockquote&gt;Allende’ninkollektivist bir diktatör olduğundan bahsedilir, hiç işitmiş miydiniz bilmem? Yahu hiç olmazsa azıcık tarih dedikodusu okuyun bari !&lt;/blockquote&gt;
Oda neymiş! Allende sosyalist, ama o dönem sosyalizmin sorunlarından haberdar bir sosyalist. Diktatör olan Pinochet idi, karıştırmayalım şimdi dedikodu yüzünden.
Ayrıca kollektivistliğe değil de başka başka şeylere vurgu yapan tarih dedikoduları biraz daha ağır basar onun hakkında.

Bana ilginç gelen nokta Hayek in sorun olarak gördüğü şeye Allende ve ekibinin kafa yorması, ve darbenin desteklenmiş olması. Hayek de bir bilim adamı merakı olsaydı &lt;strong&gt;bu alanda&lt;/strong&gt;, özellikle bu rejimi desteklerdi diye düşünüyorum. Sadece kendi fikirlerini test etmek için bilimsel bir merak.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>Allende’ninkollektivist bir diktatör olduğundan bahsedilir, hiç işitmiş miydiniz bilmem? Yahu hiç olmazsa azıcık tarih dedikodusu okuyun bari !</p></blockquote>
<p>Oda neymiş! Allende sosyalist, ama o dönem sosyalizmin sorunlarından haberdar bir sosyalist. Diktatör olan Pinochet idi, karıştırmayalım şimdi dedikodu yüzünden.<br />
Ayrıca kollektivistliğe değil de başka başka şeylere vurgu yapan tarih dedikoduları biraz daha ağır basar onun hakkında.</p>
<p>Bana ilginç gelen nokta Hayek in sorun olarak gördüğü şeye Allende ve ekibinin kafa yorması, ve darbenin desteklenmiş olması. Hayek de bir bilim adamı merakı olsaydı <strong>bu alanda</strong>, özellikle bu rejimi desteklerdi diye düşünüyorum. Sadece kendi fikirlerini test etmek için bilimsel bir merak.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>fuatogl tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/11/20/vahsi-olan-kapitalizm-degil-devlettir/#comment-7397</link>
		<dc:creator>fuatogl</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Nov 2007 07:28:25 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/11/20/vahsi-olan-kapitalizm-degil-devlettir/#comment-7397</guid>
		<description>&lt;blockquote&gt;Okumadığınz için hayek’in aslında aşağıda aktardığım satırlaırnızdan bahsettiğinden de habersizsiniz.:&lt;strong&gt;”Yani bilinçli bir müdahaleye, ortaya çıkacak optimal düzenin geneline ilişkin bir dizayn yapma şansımız yok. Eğer öyle birşey yapmaya kalkarsak dinamik bir sürecin ancak belirli bir kesitinin donuk halini tekrarlayacak bir süreci başlatmış oluruz.”&lt;/strong&gt;&lt;/blockquote&gt;
Habersiz değilim, bu sistemlerden referans aldığını söylüyorum zaten. 2 satıra sığmayacak şeyi özetlemeye çalışdım.
Ben Hayek in temel bakış açısının ne olduğunu, işin özüne ilişkin eleştirilerini nereden geliştirdiğini biliyorum. Doğru bir noktadan başlıyor, bürokratik sosyalizme bende aynen öyle itiraz ederdim şahsen. Ama kendi düzenine gelince birden bu sistemlerin dinamikliğini kolay kolay tanımlanamazlığını görmezden geliyor. Tanımı gereği koşullarına ilişkin sabit bir konseptleşme yapılamayan bir sisteme ilişkin "en iyisi budur, zorunludur, başka yoktur" diye varsayım yapıyor. Yok böyle birşey.
Açıkcası okuyacak kitap sayısı iyice birikti, bu kadar temel sorunları ile Hayek e zaman ayırabileceğimi düşünmüyorum, ona gelmeden ne gevherler var okunacak. Fakat yanıldığımı düşündüğünüz bir nokta varsa, bir eserine yada özel bir bölüme referans verin hemen okuyayım.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>Okumadığınz için hayek’in aslında aşağıda aktardığım satırlaırnızdan bahsettiğinden de habersizsiniz.:<strong>”Yani bilinçli bir müdahaleye, ortaya çıkacak optimal düzenin geneline ilişkin bir dizayn yapma şansımız yok. Eğer öyle birşey yapmaya kalkarsak dinamik bir sürecin ancak belirli bir kesitinin donuk halini tekrarlayacak bir süreci başlatmış oluruz.”</strong></p></blockquote>
<p>Habersiz değilim, bu sistemlerden referans aldığını söylüyorum zaten. 2 satıra sığmayacak şeyi özetlemeye çalışdım.<br />
Ben Hayek in temel bakış açısının ne olduğunu, işin özüne ilişkin eleştirilerini nereden geliştirdiğini biliyorum. Doğru bir noktadan başlıyor, bürokratik sosyalizme bende aynen öyle itiraz ederdim şahsen. Ama kendi düzenine gelince birden bu sistemlerin dinamikliğini kolay kolay tanımlanamazlığını görmezden geliyor. Tanımı gereği koşullarına ilişkin sabit bir konseptleşme yapılamayan bir sisteme ilişkin &#8220;en iyisi budur, zorunludur, başka yoktur&#8221; diye varsayım yapıyor. Yok böyle birşey.<br />
Açıkcası okuyacak kitap sayısı iyice birikti, bu kadar temel sorunları ile Hayek e zaman ayırabileceğimi düşünmüyorum, ona gelmeden ne gevherler var okunacak. Fakat yanıldığımı düşündüğünüz bir nokta varsa, bir eserine yada özel bir bölüme referans verin hemen okuyayım.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>bliyaal tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/11/20/vahsi-olan-kapitalizm-degil-devlettir/#comment-7387</link>
		<dc:creator>bliyaal</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Nov 2007 22:50:46 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/11/20/vahsi-olan-kapitalizm-degil-devlettir/#comment-7387</guid>
		<description>&lt;strong&gt;Suat bey,&lt;/strong&gt; 

Bunun seviyeyi düşürme ile ne ilgisi var, ayıp ediyorsunuz. Biz Afşar bey ile tatlı tatlı atışıyoruz. Hem Ürgüp’te içtiğimiz çayların parasını ödedikten sonra Afşar beye biraz Hayek dersi vermek boynumuzun borcu. Böylece çay parasını amorti etmiş oluyor kendisi. 

&lt;strong&gt;Rumuzyok ve Fuatogl,&lt;/strong&gt;

Afşar bey ile bu konuları tartışmanın sonu olmaz. Yani bir yere varmaz bu tartışma. Ben zamanında kendisi ile çook tartıştım. Hatta bir defasında Marksist transformasyon sorununu çok basit bir dille kendisine açıklamıştım, o açıklamam literatüre bile geçer valla :)) Bizim İktisatçıgözüyle sitesinden Tansel de Willerstein’ı özetlemişti. Onu da beğenmedi. Sonuçta Afşar bey Nuh deyip peygamber demeyecektir, gökten vahiy inse yolundan dönmeyecektir.

Fuat bey bir de şunu demekle iyi etmiş:

&lt;blockquote&gt;Şunu da belirtmek isterim: bu sitedeki bazı arkadaşlar evrim teorisine müthiş bir direnç gösteriyorlar. Ama kapitalizm meselesine gelince Hayek gibi referansını tamamen biyolojik evrimden /complex-systems/far-from-equilibrium-systems lerden alan adamlara başvuruyorlar.&lt;/blockquote&gt;

Güzel bir çelişki değil mi? Aslında Hayek toplumsal anlamda gayet muhafazakar bir adamdır, toplumsal düzen ve gelenekler hakkındaki fikirleri resmen gerici sayılabilir. Bu fikirleri yüzünden tutulma olasığı kuvvetli olabilir. 

Diğer yandan Hayek’in bu sosyalizm meselesine karşı çıkmasının tek nedeni Keynes’tir. Zamanında onun karşısında çok kötü bir yenilgiye uğrayıp akademik camiadan dışlandığı için yıllarca Keynes’e diş bilemiştir. Ama otoritesine açıktan karşı çıkmaya cesaret edememiş, Keynes’e saldırısını sosyalizm eleştirisi ardına gizlemiştir. Yoksa Hayek bunca yıl boyunca “kahrolsun sosyalizm” derken kastettiği Keynes’tir. 

&lt;strong&gt;Afşar abicim,&lt;/strong&gt; 

Ben sana söyledim yukarıda, bu Hayek ile olmaz bu iş. Gel vazgeç, dön bu yoldan. Bak Fenerlisin, doğru yolun yarısını tamamlamışsın, bir de sosyalizmin kanatları altına girersen tamam olacak bu iş. Sosyalizm iyidir.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Suat bey,</strong> </p>
<p>Bunun seviyeyi düşürme ile ne ilgisi var, ayıp ediyorsunuz. Biz Afşar bey ile tatlı tatlı atışıyoruz. Hem Ürgüp’te içtiğimiz çayların parasını ödedikten sonra Afşar beye biraz Hayek dersi vermek boynumuzun borcu. Böylece çay parasını amorti etmiş oluyor kendisi. </p>
<p><strong>Rumuzyok ve Fuatogl,</strong></p>
<p>Afşar bey ile bu konuları tartışmanın sonu olmaz. Yani bir yere varmaz bu tartışma. Ben zamanında kendisi ile çook tartıştım. Hatta bir defasında Marksist transformasyon sorununu çok basit bir dille kendisine açıklamıştım, o açıklamam literatüre bile geçer valla :)) Bizim İktisatçıgözüyle sitesinden Tansel de Willerstein’ı özetlemişti. Onu da beğenmedi. Sonuçta Afşar bey Nuh deyip peygamber demeyecektir, gökten vahiy inse yolundan dönmeyecektir.</p>
<p>Fuat bey bir de şunu demekle iyi etmiş:</p>
<blockquote><p>Şunu da belirtmek isterim: bu sitedeki bazı arkadaşlar evrim teorisine müthiş bir direnç gösteriyorlar. Ama kapitalizm meselesine gelince Hayek gibi referansını tamamen biyolojik evrimden /complex-systems/far-from-equilibrium-systems lerden alan adamlara başvuruyorlar.</p></blockquote>
<p>Güzel bir çelişki değil mi? Aslında Hayek toplumsal anlamda gayet muhafazakar bir adamdır, toplumsal düzen ve gelenekler hakkındaki fikirleri resmen gerici sayılabilir. Bu fikirleri yüzünden tutulma olasığı kuvvetli olabilir. </p>
<p>Diğer yandan Hayek’in bu sosyalizm meselesine karşı çıkmasının tek nedeni Keynes’tir. Zamanında onun karşısında çok kötü bir yenilgiye uğrayıp akademik camiadan dışlandığı için yıllarca Keynes’e diş bilemiştir. Ama otoritesine açıktan karşı çıkmaya cesaret edememiş, Keynes’e saldırısını sosyalizm eleştirisi ardına gizlemiştir. Yoksa Hayek bunca yıl boyunca “kahrolsun sosyalizm” derken kastettiği Keynes’tir. </p>
<p><strong>Afşar abicim,</strong> </p>
<p>Ben sana söyledim yukarıda, bu Hayek ile olmaz bu iş. Gel vazgeç, dön bu yoldan. Bak Fenerlisin, doğru yolun yarısını tamamlamışsın, bir de sosyalizmin kanatları altına girersen tamam olacak bu iş. Sosyalizm iyidir.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Rumuzyok tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/11/20/vahsi-olan-kapitalizm-degil-devlettir/#comment-7377</link>
		<dc:creator>Rumuzyok</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Nov 2007 20:07:24 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/11/20/vahsi-olan-kapitalizm-degil-devlettir/#comment-7377</guid>
		<description>&lt;blockquote&gt;&lt;em&gt;Runuzsuz kardeş,

Aklınz, bedeniniz ve yetenekleriniz sizin mülkiyetiniz yani mülkiyet zenginlerin serveti değil, insanın kullanarak yarar sağlayabildiği kendine ait her şey.. Bir kere buşekildeyapılmış müliyet tanımına hiçbir eleştiri getiremeyişiniz gömzdn kaçmadı ki zaten mülkiyeti buşekilde ele aldığınzıtakdirde diğer bütün sözlerinizin alnamsız kaldığını kendiniz de göreceksiniz.&lt;/em&gt;&lt;/blockquote&gt;

@Afşar Bey,

Buna sosyalistlerin itirazı yoktur ki, tam da bundan dolayı özel mülkiyete karşı çıkarlar, çünkü başka insanların bedenleri üzerinde tasarruf etme gücünü bir başka grup insana kazandırır özel mülkiyet. Yani bedenin ve insan emeğinin metalaştırılmasına karşı çıkarlar.

Diğer yandan,
Bu mülkiyet tanımı solipsizme kaçıyor. Mülkiyetin toplumsal veçhesini vermiyor.
Bu mülkiyet tanımının şununla da bağlantısı var esasında: Özel mülkiyet sahipleri servetlerini çalışarak, çabalayarak dişleriyle tırnaklarıyla hak ederek kazanmışlardır.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p><em>Runuzsuz kardeş,</p>
<p>Aklınz, bedeniniz ve yetenekleriniz sizin mülkiyetiniz yani mülkiyet zenginlerin serveti değil, insanın kullanarak yarar sağlayabildiği kendine ait her şey.. Bir kere buşekildeyapılmış müliyet tanımına hiçbir eleştiri getiremeyişiniz gömzdn kaçmadı ki zaten mülkiyeti buşekilde ele aldığınzıtakdirde diğer bütün sözlerinizin alnamsız kaldığını kendiniz de göreceksiniz.</em></p></blockquote>
<p>@Afşar Bey,</p>
<p>Buna sosyalistlerin itirazı yoktur ki, tam da bundan dolayı özel mülkiyete karşı çıkarlar, çünkü başka insanların bedenleri üzerinde tasarruf etme gücünü bir başka grup insana kazandırır özel mülkiyet. Yani bedenin ve insan emeğinin metalaştırılmasına karşı çıkarlar.</p>
<p>Diğer yandan,<br />
Bu mülkiyet tanımı solipsizme kaçıyor. Mülkiyetin toplumsal veçhesini vermiyor.<br />
Bu mülkiyet tanımının şununla da bağlantısı var esasında: Özel mülkiyet sahipleri servetlerini çalışarak, çabalayarak dişleriyle tırnaklarıyla hak ederek kazanmışlardır.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Afşar ÇELİK tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/11/20/vahsi-olan-kapitalizm-degil-devlettir/#comment-7376</link>
		<dc:creator>Afşar ÇELİK</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Nov 2007 19:26:24 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/11/20/vahsi-olan-kapitalizm-degil-devlettir/#comment-7376</guid>
		<description>&lt;em&gt;"Hayek ve gibilerinin Allendenin bir diktatör tarafından devrilmesini onaylamalarında bana özel olarak ilginç gelen bir nokta var." &lt;/em&gt;demişsiniz.. Allende'ninkollektivist bir diktatör olduğundan  bahsedilir, hiçişitmiş miydiniz bilmem? Yahu hiç olmazsa azıcık tarih dedikodusu okuyun bari !</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p><em>&#8220;Hayek ve gibilerinin Allendenin bir diktatör tarafından devrilmesini onaylamalarında bana özel olarak ilginç gelen bir nokta var.&#8221; </em>demişsiniz.. Allende&#8217;ninkollektivist bir diktatör olduğundan  bahsedilir, hiçişitmiş miydiniz bilmem? Yahu hiç olmazsa azıcık tarih dedikodusu okuyun bari !</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Afşar ÇELİK tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/11/20/vahsi-olan-kapitalizm-degil-devlettir/#comment-7375</link>
		<dc:creator>Afşar ÇELİK</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Nov 2007 19:24:15 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/11/20/vahsi-olan-kapitalizm-degil-devlettir/#comment-7375</guid>
		<description>Okumadığınz için hayek'in aslında aşağıda aktardığım satırlaırnızdan bahsettiğinden de habersizsiniz&lt;em&gt;.:"Yani bilinçli bir müdahaleye, ortaya çıkacak optimal düzenin geneline ilişkin bir dizayn yapma şansımız yok. Eğer öyle birşey yapmaya kalkarsak dinamik bir sürecin ancak belirli bir kesitinin donuk halini tekrarlayacak bir süreci başlatmış oluruz."&lt;/em&gt;

Birinsanı hiç okumadan bu kadar kalabalık yargılara nasıl varabiliyorsunuz anlamak imkânsız... Lütfen  öne hayek'i okuyun ondansonratartışalım.. Çünkü egrçekten okumadan hükm veren acemi solcu ortaokul öğrencilerinden farksız davranıyorsunuz.

 Ve ben mülkiyetim olan enerjimi sizinle verimsiz bir  fikir mübadelesine harcayarak ısraf ediyorum...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Okumadığınz için hayek&#8217;in aslında aşağıda aktardığım satırlaırnızdan bahsettiğinden de habersizsiniz<em>.:&#8221;Yani bilinçli bir müdahaleye, ortaya çıkacak optimal düzenin geneline ilişkin bir dizayn yapma şansımız yok. Eğer öyle birşey yapmaya kalkarsak dinamik bir sürecin ancak belirli bir kesitinin donuk halini tekrarlayacak bir süreci başlatmış oluruz.&#8221;</em></p>
<p>Birinsanı hiç okumadan bu kadar kalabalık yargılara nasıl varabiliyorsunuz anlamak imkânsız&#8230; Lütfen  öne hayek&#8217;i okuyun ondansonratartışalım.. Çünkü egrçekten okumadan hükm veren acemi solcu ortaokul öğrencilerinden farksız davranıyorsunuz.</p>
<p> Ve ben mülkiyetim olan enerjimi sizinle verimsiz bir  fikir mübadelesine harcayarak ısraf ediyorum&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Afşar ÇELİK tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/11/20/vahsi-olan-kapitalizm-degil-devlettir/#comment-7374</link>
		<dc:creator>Afşar ÇELİK</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Nov 2007 19:20:20 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/11/20/vahsi-olan-kapitalizm-degil-devlettir/#comment-7374</guid>
		<description>Runuzsuz kardeş,

 Aklınz,  bedeniniz ve yetenekleriniz sizin mülkiyetiniz yani mülkiyet zenginlerin serveti değil, insanın kullanarak yarar sağlayabildiği kendine ait her şey.. Bir kere buşekildeyapılmış müliyet tanımına hiçbir eleştiri getiremeyişiniz gömzdn kaçmadı ki zaten mülkiyeti buşekilde ele aldığınzıtakdirde diğer bütün sözlerinizin alnamsız kaldığını kendiniz de göreceksiniz.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Runuzsuz kardeş,</p>
<p> Aklınz,  bedeniniz ve yetenekleriniz sizin mülkiyetiniz yani mülkiyet zenginlerin serveti değil, insanın kullanarak yarar sağlayabildiği kendine ait her şey.. Bir kere buşekildeyapılmış müliyet tanımına hiçbir eleştiri getiremeyişiniz gömzdn kaçmadı ki zaten mülkiyeti buşekilde ele aldığınzıtakdirde diğer bütün sözlerinizin alnamsız kaldığını kendiniz de göreceksiniz.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>fuatogl tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/11/20/vahsi-olan-kapitalizm-degil-devlettir/#comment-7360</link>
		<dc:creator>fuatogl</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Nov 2007 14:27:36 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/11/20/vahsi-olan-kapitalizm-degil-devlettir/#comment-7360</guid>
		<description>@Suat;
Suat bey, dini inancı elbette önemli değil, fikirlerini dinsizliğe dayandırmıyor. Fakat diğer şeylerin bizim tartışmamızla da ilişkili olduğunu düşünüyorum. Özellik Alende nin Pionochet tarafından devrilmesinin desteklenmesi ilginç, ben bilmiyordum. Hayek in teorik temeli ile ilgili çok ilginç bir yerde kesişiyor. Dilim döndüğünce anlatmak istiyorum. Önce afşar beyin incilerine bakalım.

Afşar bey,
Yukarıdaki sözünüze takıldım;
&lt;blockquote&gt;"Hayek’in Türkçe’ye çevrilmiş eserlerinin hiçbirinde “falanca sınıf için iyi olan” herhangi bir ütopyaya rastlamış değilim."&lt;/blockquote&gt;
Şaka mı ediyorsunuz? Bu kesimden insanlar mümkün olduğunca "sınıf" kavramını kulanmazlar zaten. Eğer düşmanının dilini kullanıp "hayır, asıl şu sınıf için iyi olacak" dese herhalde herşey kolay olurdu, ilacını hemen alırdı. Dili kabul etmek, başka şeyleri de kabul etmektir.
Yada nasıl denir, saflar netleşirdi, ve ülkemiz islamcılarının bana göre bugüne kadar geliştirdiği en güzel slogan olan “Taraf olmayan bertaraf olur” un anlamı daha da açık ve belirgin olurdu.

&lt;blockquote&gt;Vergi verenlerin paralaırnın kime olursa olsun, devlet eliyle paylaştırılması ahlaksızlıktır!&lt;/blockquote&gt;
Bu ancak kısmen doğrudur. Ekonomik ilişkilerin hangi &lt;strong&gt;koşullarda&lt;/strong&gt; “özgürce” devindiğine bağlıdır. Günümüz koşullarında buna ahlaksızlık demenin kendisi çok ahlaklı değil kanımca (kişisel almayın lütfen). Tek bir kişinin servetinin bazı ülkelerin toplam gelirinden bile fazla olması durumunu ahlaksızlık olarak görmeyip, vergilerle düşük gelirli insanlara sübvansiyon sağlanmasını ahlaksızlık olarak görmek benim kafamın alabileceği birşey değildir şahsen. Nerede olursa olsun, değerin &lt;strong&gt;üretildiği&lt;/strong&gt; bir ortamda ( ERKE edilmeyen ), bir tek insanın milyarlarca dolara sahip olabilmesi o kişinin o değeri ürettiği ve onu hak ettiği anlamına gelmez, &lt;strong&gt;sadece&lt;/strong&gt; ona ait olduğu anlamına gelmez. Bu sadece koşulların izin verdiği bir durumdur, koşulların kendisini mutlak bir ahlaksızlık yargısı için kullanamayız. O kişinin, buna imkan veren koşullar içersindeki süreçlere dahil olma şansı başkadır, on binlerce insan ürettiği değere tek başına sahip olması hakkı başkadır. 200 yıl önce köle çalıştırarak servet elde eden insan ile bill gates arasında koşulların göreceliği saymazsak ahlaki açıdan hiçbir fark yoktur. Zeminin kendisi mutlak değildir, ve oradan üreyen şeylere öyle ahlak mahlak biçemeyiz sizin yaptığınız şekilde. Bugün bir insanın 100 milyar dolara sahip olmasını normal karşılamamız bizim bu duruma alışmamızdan ve normal karşılamamızdan başka birşey değildir. Tıpkı dün köle çalıştırmanın alışılmış ve gayri ahlaki olmayan bir durum olması gibi.

Örneğin iskandinav ülkelerinde( sizin yağmacı dediğiniz! ) 50% vergi alınması ve anti-tekel yasalarına bakalım. Size göre anti-tekel yasalarını meşru kılan ama iskandinavlardaki yaklaşık 50% vergiyi ahlaksız/yağmacı kılan şey nedir? O şey herneyse, değişmeye açık birşey bana sorarsanız farklı farklı tanımlanabilir. Bu farklı tanımları baz alan koşullarda farklı durumlar çıkar. Bazılarında çok zengin insanlar ve tonlarca yoksul, ve başkalarında daha az zengin olan ve daha az yoksul insanın olduğu durumlar olur. Aklı başında bir ahlak tanımı yapacaksanız buralarda çıkan farkları baz almak gerekir. Başkabir referans noktası yok. Bir ahlak yargısı için serbestlik kendi başına bir referans olamaz! Hukuk dediğiniz şey içinde aynı şey geçerlidir. Ekonomik anlamda daha sosyal olan devletler bana sorarsanız daha ahlaklı ekonomilerdir. Daha çok insan eğitim alır, genel mutluluk oranı daha yüksektir, daha az insan suça karışır, yoksulluk ve sefillik daha azdır... ve bu durum dahada geliştirilmeye müsaittir.

Ayrıca yoksulluk konusunda korporatist ve yağmacı sosyal demokrasi den girip bana 3-4 yıl okuma yapmamı tavsiye etmeniz çok hoştu. Politzer in kitabını okuyup hayatın anlamını çözen tıfıl solcuların “git biraz kitap oku” demesine benzedi biraz. :-)
Dünya bankasının,WTO nun, neo-liberal politikaların vs. hiç olumsuz etkisi yok mesela, ama isveçteki sosyal devlet ( pek memnunlar ) bir şekilde hindistandaki açlık sorunuyla ilişkili? Böyle birşey mi demek istediniz? Birde hatırlatmak istiyorum; o kurulan yağmacı dediğiniz sistemler öyle havadan gelmedi. “Sosyalist olacağına böyle olsun” dan dolayı izin çıktı zamanında. Bugün sosyal-sosyaldemokrat ülkelerdeki durum geçmişin somut siyasi mücadelelerinin daha geniş kesimler için “kazanımlarıdır”. Örneğin danimarkada güçlü yetkilere sahip yerel yönetimlerinin isminin “Kommune” olması tesadüf değildir.

Sonuçta kapitalist, ama koşulları “farklı” olması durumu var. O fark her zaman oynamaya, sonuçta niteliğini değiştirecek “tweaking” e açık olacaktır.(kapitalizmi reforme edelim demiyorum).

Hayeke gelince. Bilgisayar bilimlerinde filan geçer biraz. Özellikle neural networks, biyolojik sistemlerdeki self-organization, İlya Prigogine in termodinamik anlamda dengeden-uzak-sistemler gibi konseptleri yaygınlaştırması ve buralardan da fikir devşirmesi vs.vs. Kendi liberal fikirlerini buralara dayandırır. Ve bence sovyet sistemini bu bakış açısıyla eleştirmesi de isabetlidir. Solda duran ve sovyetlere bu şekilde karşı çıkan başka insanlarda olmuştur.
Kısaca, doğada tersinemez, deterministik olmayan, “serbestce” devinen sistemler vardır. Belirli bir düzeyden sonra bu sistemler karmaşıklık ve düzen yaratabiliyor koşullarına uygun olarak. Chaos &#38; order meselesi. Sistemler self-organize olabiliyor, spontane/emergent düzenler ortaya çıkartabiliyor. Bunun olabilmesi için dahil olan elementler tamamen kendi öz niteliklerine göre serbestce devinebilmelidir/etkileşime girebilmelidir. Bu tarz sistemlere bakıp konseptler oluşturabiliriz, ama asla uyumlu ve organized olmuş birşeyi &lt;strong&gt;tasarlama&lt;/strong&gt; şansımız yoktur total olarak. Kurulan konseptler bir sürecin ancak bir kestini temsil eder ve “extend” edilemez çünkü bu sistemler determinist değildir kaotiktir, ve aynı zamanda irreversible dır. Yani geri dönüşü ve sonraki değişen koşullara uyumlu- harmonious düzeni hesaplayamayız. Yani bilinçli bir müdahaleye, ortaya çıkacak optimal düzenin geneline ilişkin bir dizayn yapma şansımız yok. Eğer öyle birşey yapmaya kalkarsak dinamik bir sürecin ancak belirli bir kesitinin donuk halini tekrarlayacak bir süreci başlatmış oluruz. Sistem gerektiği kadar dinamik bir şekilde uyum sağlayamaz, hantallaşır ve bizim “total” bilinçli müdahalelerimiz ancak işi daha da berbat bir duruma sokar. Kabaca budur. Hayek de bunlardan yola çıkarak kendi liberal fikirlerine varıyor, ve şu “ütopik” sosyal projelerin başarısızlığa mahkum olduğunu iddia ediyor. Çok zekice aslında. Ama Hayek bilerek sadece sovyet tarzı total planlamacı/dizayncı bir sistemi karşısına alıyor. Bence tamda burada göçüyor. Bilerek girmediği şey, self-organizasyon denen şeyin kendisinin belirlenemez bir ortamda çıkıyor olması! Şu şu &lt;strong&gt;özellikte&lt;/strong&gt; şeyler olunca çıkar diyebilme şansımız yoktur. Açık olan, ve belirli bir düzensizlik sergileyebilen bir sistem aynı şekilde “order” ve “emergent properties” sergileyebilir. Ortam illa şu şekilde olacak, ancak o zaman “order” olur diyebilme şansımız yok. Tersinden baktığımızda kendi savunduğu şeyle çelişiyor. Halbuki sistemin içerdiği elementler “özellikleri” ne olursa olsun, yeterli derecede özgürlük olduktan sonra düzen ve organizasyonun çıkmasına engel teşkil edecek bir durum yoktur. Yani &lt;strong&gt;özellikleri&lt;/strong&gt; farklı olabilen bir sistemin olabileceğini görmezden geliyor. Totali yukarıdan aşağıya dizayn etmeden serbestce devinen elementlerin özellikleri ile özgürce oynanabilir yani! Aşağıdan yukarıya etki edebilen bir süreç mümkün. Bunun devamından çıkan başka şeylerde var, “feedback” vs gibi, ama kısa tutmak istiyorum, umarım derdimi anlatabilmişimdir. Hayek in fikirlerini oluşturduğu teorik zemin sovyet sistemi gibi bürokratik total planlamacı bir sistemi çökertmeye yetiyor, ama kendi sahip çıktığı düzenin tek ve en iyi olduğunu göstermeye yetmiyor, tam tersine... bana şunu düşündürüyor, bu Hayek ve gibileri çocukken solcu kollektivistlerden dayak falan mı yedi acaba?

Hayek ve gibilerinin Allendenin bir diktatör tarafından devrilmesini onaylamalarında bana özel olarak ilginç gelen bir nokta var. Dediğim gibi, sovyet tarzı bir sistemi karşı çıkan çok insan vardı sol içersinde de, bugünde daha çok tabi... Bunlardan bir taneside Alendedir. Özellikle sovyet tarzı merkezi bir planlamanın yanlış olduğunu düşünüyordu ve bunun için bilişim tarihinin en ilginç projelerinden bir tanesini başlatıyor. İngiliz &lt;a href="”" rel="nofollow"&gt;Stafford Beer&lt;/a&gt; yönetiminde &lt;a href="”" rel="nofollow"&gt;Cybersyn&lt;/a&gt; diye bir proje başlatıyor. Üretim birimlerini birbirine bağlayan, iki yönle bilgi akışı sağlayan Bayesian ilkelerle geçmiş datadan filtreleme, “öğrenebilen” bir merkezi işlem merkezi. Daha public internet yok ortada, 70lerin başındayız. Merkezi bir plan dahilinde değil ama sistemin elementlerine devinme boşluğu bırakan ve geçmiş bilgiden “pattern” çıkartmaya yarayacak, ekonomik self-organizasyon için imkan sağlama potansiyeli bunulan bir ağın yok olmasına da destek verdiler yani. 100% tamamlanamadı, ve tamamen yok edildi darbe ile.  Allende nin ölümünden sonra o mühendisler işsiz kalmadılar tabi. Özellikle “operations research” alanında finansal karar almada kullanılan sistemlerde çalıştılar bildiğim kadarıyla. Ki o alanda da baya bir yol katedildi. Wallstreet de kullanılan süper bilgisayarlar 20-30 yıl öncesinin sovyetlerin tüm işlem gücünden kat kat fazla üstelik. O sistemler kimbilir başka hangi amaçlar için kullanılabilir! Kur oynamalarını tahmin etmek yerine acaba ekonomik birimlerin organizasyon süreçlerinde, arz-talep vs. için kullanılabilir mi? Kendi kendine öğrenebilen, değişen koşullara sürekli bir biçimde uyum sağlayan, geçmişden öğrenip “pattern” çıkartabilen sistemler başka alanlarda mümkün ise ekonomide neden olmasın?  Farkına varmadan, sürekli bir şekilde özellikleri ile oynanabilecek, “fine-tune” yapılabilecek bir ekonomiye imkan sağlayacak araçları geliştirip duruyoruz. Ne yani, her boka müdahale edip lehimize çeviriyoruz da ekonomi için bu neden imkansız olsun? Şu andaki toplam sistemin pek de verimli işlemediğini, son hali olmadığını hepimiz algılayabilecek düzeydeyiz sanırım. Yoksulluk, ısraf, akıl almaz ölçüde zengin olanlar Aynı şekilde, altında kaotik süreçler yatan, birçok şeyini öğrenip kontrol etmeye çalışdığımız biyolojimiz ekonomiden daha mı az karmaşık? DNA origami yapılıyorda ekonomik origami neden yapılmasın? Bunun için gerekli olan bilgiyi üretip duruyoruz.

Hayek ve gibilerinin duruşu pek bir orjinal yani. Olamaz dedikleri şeyi oldurtmamak isteyenlere destek veriyorlar. “Şuraya çıkamazsınız” deyip her çıkmaya çalışanı taşlamak gibi birşey.

Ayrıca Avşar bey, şu kullandığınız Wordpress yazılım parçası binlerce gönüllü insanın, &lt;strong&gt;kollektif&lt;/strong&gt; ürünüdür ve “free” dir (free as a bird deki free). Tüm bilgisi açıktır, becerebilen/ilgisi olan ve başkaları tarafından faydalı bulunan üretim yapanların yenilikleri kalıcı olur. Tamamen &lt;strong&gt;ihtiyaç&lt;/strong&gt; temelli işler. İhtiyaç duyduğunuz şeyleri seçersiniz, gerisini atarsınız. Kimse size ihtiyacınızın olmadığı şeyi kakalamaya çalışmaz. Sizden bilgi çalacak hiçbirşey içermez çünkü herkese açıktır. Aynı şekilde kullandığımız veritabanıda öyledir. Muhtemelen işletim sistemi de öyledir. Belirli ilkeleri gözeterek, birbirlerini görmeden çalışan onbinlerce insan, son hali merkezi olarak planlanmamış çok karmaşık bir sistem geliştirmiş ve bizlerde kullanıyoruz. İnternetle beraber gelişen “özgür yazılım” hareketi kollektivismin ve katılımcılığın somut ihtiyacın yönlendirmesi ile ne kadar verimli olabileceğini gösteriyor ve bu konuda önemli bir kültür yaratıyor. Eminim başka alanlarda da benzeri süreçler “emerge” ediyordur. 

Şunu da belirtmek isterim: bu sitedeki bazı arkadaşlar evrim teorisine müthiş bir direnç gösteriyorlar. Ama kapitalizm meselesine gelince Hayek gibi referansını tamamen biyolojik evrimden /complex-systems/far-from-equilibrium-systems lerden alan adamlara başvuruyorlar. 

Vakit-nakit durumu çıktı bende, geç yazdığım için kusura bakmayın :-)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>@Suat;<br />
Suat bey, dini inancı elbette önemli değil, fikirlerini dinsizliğe dayandırmıyor. Fakat diğer şeylerin bizim tartışmamızla da ilişkili olduğunu düşünüyorum. Özellik Alende nin Pionochet tarafından devrilmesinin desteklenmesi ilginç, ben bilmiyordum. Hayek in teorik temeli ile ilgili çok ilginç bir yerde kesişiyor. Dilim döndüğünce anlatmak istiyorum. Önce afşar beyin incilerine bakalım.</p>
<p>Afşar bey,<br />
Yukarıdaki sözünüze takıldım;</p>
<blockquote><p>&#8220;Hayek’in Türkçe’ye çevrilmiş eserlerinin hiçbirinde “falanca sınıf için iyi olan” herhangi bir ütopyaya rastlamış değilim.&#8221;</p></blockquote>
<p>Şaka mı ediyorsunuz? Bu kesimden insanlar mümkün olduğunca &#8220;sınıf&#8221; kavramını kulanmazlar zaten. Eğer düşmanının dilini kullanıp &#8220;hayır, asıl şu sınıf için iyi olacak&#8221; dese herhalde herşey kolay olurdu, ilacını hemen alırdı. Dili kabul etmek, başka şeyleri de kabul etmektir.<br />
Yada nasıl denir, saflar netleşirdi, ve ülkemiz islamcılarının bana göre bugüne kadar geliştirdiği en güzel slogan olan “Taraf olmayan bertaraf olur” un anlamı daha da açık ve belirgin olurdu.</p>
<blockquote><p>Vergi verenlerin paralaırnın kime olursa olsun, devlet eliyle paylaştırılması ahlaksızlıktır!</p></blockquote>
<p>Bu ancak kısmen doğrudur. Ekonomik ilişkilerin hangi <strong>koşullarda</strong> “özgürce” devindiğine bağlıdır. Günümüz koşullarında buna ahlaksızlık demenin kendisi çok ahlaklı değil kanımca (kişisel almayın lütfen). Tek bir kişinin servetinin bazı ülkelerin toplam gelirinden bile fazla olması durumunu ahlaksızlık olarak görmeyip, vergilerle düşük gelirli insanlara sübvansiyon sağlanmasını ahlaksızlık olarak görmek benim kafamın alabileceği birşey değildir şahsen. Nerede olursa olsun, değerin <strong>üretildiği</strong> bir ortamda ( ERKE edilmeyen ), bir tek insanın milyarlarca dolara sahip olabilmesi o kişinin o değeri ürettiği ve onu hak ettiği anlamına gelmez, <strong>sadece</strong> ona ait olduğu anlamına gelmez. Bu sadece koşulların izin verdiği bir durumdur, koşulların kendisini mutlak bir ahlaksızlık yargısı için kullanamayız. O kişinin, buna imkan veren koşullar içersindeki süreçlere dahil olma şansı başkadır, on binlerce insan ürettiği değere tek başına sahip olması hakkı başkadır. 200 yıl önce köle çalıştırarak servet elde eden insan ile bill gates arasında koşulların göreceliği saymazsak ahlaki açıdan hiçbir fark yoktur. Zeminin kendisi mutlak değildir, ve oradan üreyen şeylere öyle ahlak mahlak biçemeyiz sizin yaptığınız şekilde. Bugün bir insanın 100 milyar dolara sahip olmasını normal karşılamamız bizim bu duruma alışmamızdan ve normal karşılamamızdan başka birşey değildir. Tıpkı dün köle çalıştırmanın alışılmış ve gayri ahlaki olmayan bir durum olması gibi.</p>
<p>Örneğin iskandinav ülkelerinde( sizin yağmacı dediğiniz! ) 50% vergi alınması ve anti-tekel yasalarına bakalım. Size göre anti-tekel yasalarını meşru kılan ama iskandinavlardaki yaklaşık 50% vergiyi ahlaksız/yağmacı kılan şey nedir? O şey herneyse, değişmeye açık birşey bana sorarsanız farklı farklı tanımlanabilir. Bu farklı tanımları baz alan koşullarda farklı durumlar çıkar. Bazılarında çok zengin insanlar ve tonlarca yoksul, ve başkalarında daha az zengin olan ve daha az yoksul insanın olduğu durumlar olur. Aklı başında bir ahlak tanımı yapacaksanız buralarda çıkan farkları baz almak gerekir. Başkabir referans noktası yok. Bir ahlak yargısı için serbestlik kendi başına bir referans olamaz! Hukuk dediğiniz şey içinde aynı şey geçerlidir. Ekonomik anlamda daha sosyal olan devletler bana sorarsanız daha ahlaklı ekonomilerdir. Daha çok insan eğitim alır, genel mutluluk oranı daha yüksektir, daha az insan suça karışır, yoksulluk ve sefillik daha azdır&#8230; ve bu durum dahada geliştirilmeye müsaittir.</p>
<p>Ayrıca yoksulluk konusunda korporatist ve yağmacı sosyal demokrasi den girip bana 3-4 yıl okuma yapmamı tavsiye etmeniz çok hoştu. Politzer in kitabını okuyup hayatın anlamını çözen tıfıl solcuların “git biraz kitap oku” demesine benzedi biraz. :-)<br />
Dünya bankasının,WTO nun, neo-liberal politikaların vs. hiç olumsuz etkisi yok mesela, ama isveçteki sosyal devlet ( pek memnunlar ) bir şekilde hindistandaki açlık sorunuyla ilişkili? Böyle birşey mi demek istediniz? Birde hatırlatmak istiyorum; o kurulan yağmacı dediğiniz sistemler öyle havadan gelmedi. “Sosyalist olacağına böyle olsun” dan dolayı izin çıktı zamanında. Bugün sosyal-sosyaldemokrat ülkelerdeki durum geçmişin somut siyasi mücadelelerinin daha geniş kesimler için “kazanımlarıdır”. Örneğin danimarkada güçlü yetkilere sahip yerel yönetimlerinin isminin “Kommune” olması tesadüf değildir.</p>
<p>Sonuçta kapitalist, ama koşulları “farklı” olması durumu var. O fark her zaman oynamaya, sonuçta niteliğini değiştirecek “tweaking” e açık olacaktır.(kapitalizmi reforme edelim demiyorum).</p>
<p>Hayeke gelince. Bilgisayar bilimlerinde filan geçer biraz. Özellikle neural networks, biyolojik sistemlerdeki self-organization, İlya Prigogine in termodinamik anlamda dengeden-uzak-sistemler gibi konseptleri yaygınlaştırması ve buralardan da fikir devşirmesi vs.vs. Kendi liberal fikirlerini buralara dayandırır. Ve bence sovyet sistemini bu bakış açısıyla eleştirmesi de isabetlidir. Solda duran ve sovyetlere bu şekilde karşı çıkan başka insanlarda olmuştur.<br />
Kısaca, doğada tersinemez, deterministik olmayan, “serbestce” devinen sistemler vardır. Belirli bir düzeyden sonra bu sistemler karmaşıklık ve düzen yaratabiliyor koşullarına uygun olarak. Chaos &amp; order meselesi. Sistemler self-organize olabiliyor, spontane/emergent düzenler ortaya çıkartabiliyor. Bunun olabilmesi için dahil olan elementler tamamen kendi öz niteliklerine göre serbestce devinebilmelidir/etkileşime girebilmelidir. Bu tarz sistemlere bakıp konseptler oluşturabiliriz, ama asla uyumlu ve organized olmuş birşeyi <strong>tasarlama</strong> şansımız yoktur total olarak. Kurulan konseptler bir sürecin ancak bir kestini temsil eder ve “extend” edilemez çünkü bu sistemler determinist değildir kaotiktir, ve aynı zamanda irreversible dır. Yani geri dönüşü ve sonraki değişen koşullara uyumlu- harmonious düzeni hesaplayamayız. Yani bilinçli bir müdahaleye, ortaya çıkacak optimal düzenin geneline ilişkin bir dizayn yapma şansımız yok. Eğer öyle birşey yapmaya kalkarsak dinamik bir sürecin ancak belirli bir kesitinin donuk halini tekrarlayacak bir süreci başlatmış oluruz. Sistem gerektiği kadar dinamik bir şekilde uyum sağlayamaz, hantallaşır ve bizim “total” bilinçli müdahalelerimiz ancak işi daha da berbat bir duruma sokar. Kabaca budur. Hayek de bunlardan yola çıkarak kendi liberal fikirlerine varıyor, ve şu “ütopik” sosyal projelerin başarısızlığa mahkum olduğunu iddia ediyor. Çok zekice aslında. Ama Hayek bilerek sadece sovyet tarzı total planlamacı/dizayncı bir sistemi karşısına alıyor. Bence tamda burada göçüyor. Bilerek girmediği şey, self-organizasyon denen şeyin kendisinin belirlenemez bir ortamda çıkıyor olması! Şu şu <strong>özellikte</strong> şeyler olunca çıkar diyebilme şansımız yoktur. Açık olan, ve belirli bir düzensizlik sergileyebilen bir sistem aynı şekilde “order” ve “emergent properties” sergileyebilir. Ortam illa şu şekilde olacak, ancak o zaman “order” olur diyebilme şansımız yok. Tersinden baktığımızda kendi savunduğu şeyle çelişiyor. Halbuki sistemin içerdiği elementler “özellikleri” ne olursa olsun, yeterli derecede özgürlük olduktan sonra düzen ve organizasyonun çıkmasına engel teşkil edecek bir durum yoktur. Yani <strong>özellikleri</strong> farklı olabilen bir sistemin olabileceğini görmezden geliyor. Totali yukarıdan aşağıya dizayn etmeden serbestce devinen elementlerin özellikleri ile özgürce oynanabilir yani! Aşağıdan yukarıya etki edebilen bir süreç mümkün. Bunun devamından çıkan başka şeylerde var, “feedback” vs gibi, ama kısa tutmak istiyorum, umarım derdimi anlatabilmişimdir. Hayek in fikirlerini oluşturduğu teorik zemin sovyet sistemi gibi bürokratik total planlamacı bir sistemi çökertmeye yetiyor, ama kendi sahip çıktığı düzenin tek ve en iyi olduğunu göstermeye yetmiyor, tam tersine&#8230; bana şunu düşündürüyor, bu Hayek ve gibileri çocukken solcu kollektivistlerden dayak falan mı yedi acaba?</p>
<p>Hayek ve gibilerinin Allendenin bir diktatör tarafından devrilmesini onaylamalarında bana özel olarak ilginç gelen bir nokta var. Dediğim gibi, sovyet tarzı bir sistemi karşı çıkan çok insan vardı sol içersinde de, bugünde daha çok tabi&#8230; Bunlardan bir taneside Alendedir. Özellikle sovyet tarzı merkezi bir planlamanın yanlış olduğunu düşünüyordu ve bunun için bilişim tarihinin en ilginç projelerinden bir tanesini başlatıyor. İngiliz <a href="”" rel="nofollow">Stafford Beer</a> yönetiminde <a href="”" rel="nofollow">Cybersyn</a> diye bir proje başlatıyor. Üretim birimlerini birbirine bağlayan, iki yönle bilgi akışı sağlayan Bayesian ilkelerle geçmiş datadan filtreleme, “öğrenebilen” bir merkezi işlem merkezi. Daha public internet yok ortada, 70lerin başındayız. Merkezi bir plan dahilinde değil ama sistemin elementlerine devinme boşluğu bırakan ve geçmiş bilgiden “pattern” çıkartmaya yarayacak, ekonomik self-organizasyon için imkan sağlama potansiyeli bunulan bir ağın yok olmasına da destek verdiler yani. 100% tamamlanamadı, ve tamamen yok edildi darbe ile.  Allende nin ölümünden sonra o mühendisler işsiz kalmadılar tabi. Özellikle “operations research” alanında finansal karar almada kullanılan sistemlerde çalıştılar bildiğim kadarıyla. Ki o alanda da baya bir yol katedildi. Wallstreet de kullanılan süper bilgisayarlar 20-30 yıl öncesinin sovyetlerin tüm işlem gücünden kat kat fazla üstelik. O sistemler kimbilir başka hangi amaçlar için kullanılabilir! Kur oynamalarını tahmin etmek yerine acaba ekonomik birimlerin organizasyon süreçlerinde, arz-talep vs. için kullanılabilir mi? Kendi kendine öğrenebilen, değişen koşullara sürekli bir biçimde uyum sağlayan, geçmişden öğrenip “pattern” çıkartabilen sistemler başka alanlarda mümkün ise ekonomide neden olmasın?  Farkına varmadan, sürekli bir şekilde özellikleri ile oynanabilecek, “fine-tune” yapılabilecek bir ekonomiye imkan sağlayacak araçları geliştirip duruyoruz. Ne yani, her boka müdahale edip lehimize çeviriyoruz da ekonomi için bu neden imkansız olsun? Şu andaki toplam sistemin pek de verimli işlemediğini, son hali olmadığını hepimiz algılayabilecek düzeydeyiz sanırım. Yoksulluk, ısraf, akıl almaz ölçüde zengin olanlar Aynı şekilde, altında kaotik süreçler yatan, birçok şeyini öğrenip kontrol etmeye çalışdığımız biyolojimiz ekonomiden daha mı az karmaşık? DNA origami yapılıyorda ekonomik origami neden yapılmasın? Bunun için gerekli olan bilgiyi üretip duruyoruz.</p>
<p>Hayek ve gibilerinin duruşu pek bir orjinal yani. Olamaz dedikleri şeyi oldurtmamak isteyenlere destek veriyorlar. “Şuraya çıkamazsınız” deyip her çıkmaya çalışanı taşlamak gibi birşey.</p>
<p>Ayrıca Avşar bey, şu kullandığınız Wordpress yazılım parçası binlerce gönüllü insanın, <strong>kollektif</strong> ürünüdür ve “free” dir (free as a bird deki free). Tüm bilgisi açıktır, becerebilen/ilgisi olan ve başkaları tarafından faydalı bulunan üretim yapanların yenilikleri kalıcı olur. Tamamen <strong>ihtiyaç</strong> temelli işler. İhtiyaç duyduğunuz şeyleri seçersiniz, gerisini atarsınız. Kimse size ihtiyacınızın olmadığı şeyi kakalamaya çalışmaz. Sizden bilgi çalacak hiçbirşey içermez çünkü herkese açıktır. Aynı şekilde kullandığımız veritabanıda öyledir. Muhtemelen işletim sistemi de öyledir. Belirli ilkeleri gözeterek, birbirlerini görmeden çalışan onbinlerce insan, son hali merkezi olarak planlanmamış çok karmaşık bir sistem geliştirmiş ve bizlerde kullanıyoruz. İnternetle beraber gelişen “özgür yazılım” hareketi kollektivismin ve katılımcılığın somut ihtiyacın yönlendirmesi ile ne kadar verimli olabileceğini gösteriyor ve bu konuda önemli bir kültür yaratıyor. Eminim başka alanlarda da benzeri süreçler “emerge” ediyordur. </p>
<p>Şunu da belirtmek isterim: bu sitedeki bazı arkadaşlar evrim teorisine müthiş bir direnç gösteriyorlar. Ama kapitalizm meselesine gelince Hayek gibi referansını tamamen biyolojik evrimden /complex-systems/far-from-equilibrium-systems lerden alan adamlara başvuruyorlar. </p>
<p>Vakit-nakit durumu çıktı bende, geç yazdığım için kusura bakmayın :-)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>RumuzYok tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/11/20/vahsi-olan-kapitalizm-degil-devlettir/#comment-7343</link>
		<dc:creator>RumuzYok</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Nov 2007 09:30:35 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/11/20/vahsi-olan-kapitalizm-degil-devlettir/#comment-7343</guid>
		<description>&lt;blockquote&gt;&lt;em&gt;Runuzsuz kardeşim! Anlamamaktaki ısrarınızı neye bağlamak lazım bilemiyorum? &lt;/em&gt;&lt;/blockquote&gt;

Yoo, sizin söyledikleriniz ben gayet rahat anlıyorum; tartışmak, polemik yürütmek zihin açıcı oluyor. Belki de haklısınızdır, sadece kapitalistler ortamı fazla boş bulmasınlar :-) 

&lt;blockquote&gt;&lt;em&gt;Kim vergi gelirlerinin TÜSİADçılara ” sübvansiyon” diye aktarılmasından memnun? Aynı şey çiftçilere yapılınca sesiniz niye çıkmıyor? Mesele zaten verginin, “mülkiyetin yeniden dağıtımı”şeklinde algılanmasında yatıyor.

Vergi çok kazananın elindkini haksızlık olarak görüp “fazlalığı” başkalarına dağıtmak için değil, emniyeti sağlamak için kullanılmak üzere toplanır! Yani? Vergi verenlerin paralaırnın kime olursa olsun, devlet eliyle paylaştırılması ahlaksızlıktır!&lt;/em&gt;&lt;/blockquote&gt;

Valla Tüsiad'çılar epey memnun bundan. Çiftçelere kaynak aktarılmasından niye memnun olmayayım. Sonuçta para gerçek üreticilere gidiyor. Azcık da işçimi yoksuluma vereyim vergiden. Dezavantajlı kesimleri desteklemem lazım, halkımın perişan olmasına izin veremem. Bu niye ahlaksızlık olsun? Halk vergiyi hizmet görmek için veriyor.
Hem güvenlikten kollektiviste ne; güvenliksiz bir dünya ortaya çıkaran mülkiyetin kendisi. O kadar malı mülkü tekellerine almasalardı, hırsız uğursuz da dünyada türemeyecekti ya da çok az olacaktı. Bu kadar büyük ordular, polis mangaları beslemeyecektik. Dolayısıyla vergiyi en fazla zenginler vermeli; madem güvenliği bu kadar önemsiyorlarsa :-)

&lt;blockquote&gt;&lt;em&gt;Zatenbundandolayı insanlar sürekli kendilerini geliştirmeğe çalışır. Vasıfsız işçilerin olduğukadar üst düzey yöneticilerinde hayatlarında işten atılma riski vardır, çünkü iş hayatında herşeydinamik ve rekabete açıktır. İşi daha iyiyapabilecek insanlaırn işin başına geçmesi mekanizması olmazsa hayatımızınnasıl yürüyemeyeceğinihayal edebiliyor musunuz&lt;/em&gt;&lt;/blockquote&gt;

İşçi emekçi kardeşimizin derdi, evine ekmek götürmek ilk önce.. İnsan ülser oluyor işten atılma korkusundan dolayı.. Nasıl bir azap ve iş piyasası baskısıdır bu?

&lt;blockquote&gt;&lt;em&gt;Herkes, işbulacak veya eşit şartlarda çalışacakdiye bir kural koyabilir misiniz? Zaten işi değerli kılan, ona olan talebin, iş sayısından fazla olmasıdır. Herkesi zorunlu iş sahibi yapsanız ne olur?&lt;/em&gt;&lt;/blockquote&gt;

Herkes iş sahibi olmak zorunda abicim mecburen. Yoksa aç kalıyor, kirasını ödeyemiyor, çocuğunu okutamıyor. 

Velhasıl, siz kendi teorinizi verimlilik-maaliyet üzerinize kurmuşsunuz; bense daha insancıl merkezli bakıyorum. Temel ihtiyaçlar giderildikten sonra, bunları düşünmeye başlayabiliriz, diyorum. Anlaşamayacağız :-)

&lt;blockquote&gt;&lt;em&gt;Mülkiyetten ne anlamdığınızı artık anladık… Size göremülkiyet, zenginlerin sahip olduklaır herhalde?&lt;/em&gt;&lt;/blockquote&gt;

Evet, aynen öyle..

&lt;blockquote&gt;&lt;em&gt;“Elinizde birkülçe altınla..” falan derken siz insanları herhalde hayvan sanıyorsunuz? Elinizde ir külçe altınla dolaştığınızda onu gasp etmek için saldıracak kişilerin sayısı emin olun %1i geçmez. Niye?&lt;/em&gt;&lt;/blockquote&gt;

Yoo, insanlar hayvan değil. Soruyu sormamda ki amaç bu değildi; bakın o 1 kilo altını koruyabilmek için devlet var. Sizin mülkiyetinizi güvence altına alabilmek için. Yani, devlet mülkiyetin bir türevi, ona dışsal olan bir şey değil..

Merak ettim, diğer yorumcular niye katılmıyor? Hu hu bi ses verin :-)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p><em>Runuzsuz kardeşim! Anlamamaktaki ısrarınızı neye bağlamak lazım bilemiyorum? </em></p></blockquote>
<p>Yoo, sizin söyledikleriniz ben gayet rahat anlıyorum; tartışmak, polemik yürütmek zihin açıcı oluyor. Belki de haklısınızdır, sadece kapitalistler ortamı fazla boş bulmasınlar :-) </p>
<blockquote><p><em>Kim vergi gelirlerinin TÜSİADçılara ” sübvansiyon” diye aktarılmasından memnun? Aynı şey çiftçilere yapılınca sesiniz niye çıkmıyor? Mesele zaten verginin, “mülkiyetin yeniden dağıtımı”şeklinde algılanmasında yatıyor.</p>
<p>Vergi çok kazananın elindkini haksızlık olarak görüp “fazlalığı” başkalarına dağıtmak için değil, emniyeti sağlamak için kullanılmak üzere toplanır! Yani? Vergi verenlerin paralaırnın kime olursa olsun, devlet eliyle paylaştırılması ahlaksızlıktır!</em></p></blockquote>
<p>Valla Tüsiad&#8217;çılar epey memnun bundan. Çiftçelere kaynak aktarılmasından niye memnun olmayayım. Sonuçta para gerçek üreticilere gidiyor. Azcık da işçimi yoksuluma vereyim vergiden. Dezavantajlı kesimleri desteklemem lazım, halkımın perişan olmasına izin veremem. Bu niye ahlaksızlık olsun? Halk vergiyi hizmet görmek için veriyor.<br />
Hem güvenlikten kollektiviste ne; güvenliksiz bir dünya ortaya çıkaran mülkiyetin kendisi. O kadar malı mülkü tekellerine almasalardı, hırsız uğursuz da dünyada türemeyecekti ya da çok az olacaktı. Bu kadar büyük ordular, polis mangaları beslemeyecektik. Dolayısıyla vergiyi en fazla zenginler vermeli; madem güvenliği bu kadar önemsiyorlarsa :-)</p>
<blockquote><p><em>Zatenbundandolayı insanlar sürekli kendilerini geliştirmeğe çalışır. Vasıfsız işçilerin olduğukadar üst düzey yöneticilerinde hayatlarında işten atılma riski vardır, çünkü iş hayatında herşeydinamik ve rekabete açıktır. İşi daha iyiyapabilecek insanlaırn işin başına geçmesi mekanizması olmazsa hayatımızınnasıl yürüyemeyeceğinihayal edebiliyor musunuz</em></p></blockquote>
<p>İşçi emekçi kardeşimizin derdi, evine ekmek götürmek ilk önce.. İnsan ülser oluyor işten atılma korkusundan dolayı.. Nasıl bir azap ve iş piyasası baskısıdır bu?</p>
<blockquote><p><em>Herkes, işbulacak veya eşit şartlarda çalışacakdiye bir kural koyabilir misiniz? Zaten işi değerli kılan, ona olan talebin, iş sayısından fazla olmasıdır. Herkesi zorunlu iş sahibi yapsanız ne olur?</em></p></blockquote>
<p>Herkes iş sahibi olmak zorunda abicim mecburen. Yoksa aç kalıyor, kirasını ödeyemiyor, çocuğunu okutamıyor. </p>
<p>Velhasıl, siz kendi teorinizi verimlilik-maaliyet üzerinize kurmuşsunuz; bense daha insancıl merkezli bakıyorum. Temel ihtiyaçlar giderildikten sonra, bunları düşünmeye başlayabiliriz, diyorum. Anlaşamayacağız :-)</p>
<blockquote><p><em>Mülkiyetten ne anlamdığınızı artık anladık… Size göremülkiyet, zenginlerin sahip olduklaır herhalde?</em></p></blockquote>
<p>Evet, aynen öyle..</p>
<blockquote><p><em>“Elinizde birkülçe altınla..” falan derken siz insanları herhalde hayvan sanıyorsunuz? Elinizde ir külçe altınla dolaştığınızda onu gasp etmek için saldıracak kişilerin sayısı emin olun %1i geçmez. Niye?</em></p></blockquote>
<p>Yoo, insanlar hayvan değil. Soruyu sormamda ki amaç bu değildi; bakın o 1 kilo altını koruyabilmek için devlet var. Sizin mülkiyetinizi güvence altına alabilmek için. Yani, devlet mülkiyetin bir türevi, ona dışsal olan bir şey değil..</p>
<p>Merak ettim, diğer yorumcular niye katılmıyor? Hu hu bi ses verin :-)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Afşar ÇELİK tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/11/20/vahsi-olan-kapitalizm-degil-devlettir/#comment-7339</link>
		<dc:creator>Afşar ÇELİK</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Nov 2007 08:17:52 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/11/20/vahsi-olan-kapitalizm-degil-devlettir/#comment-7339</guid>
		<description>Runuzsuz kardeşim! Anlamamaktaki ısrarınızı neye bağlamak lazım bilemiyorum? 

Kim vergi gelirlerinin TÜSİADçılara " sübvansiyon" diye aktarılmasından memnun? Aynı şey çiftçilere yapılınca sesiniz niye çıkmıyor? Mesele zaten verginin, "mülkiyetin yeniden dağıtımı"şeklinde algılanmasında yatıyor.

 Vergi çok kazananın elindkini haksızlık olarak görüp "fazlalığı" başkalarına dağıtmak için değil, emniyeti sağlamak için kullanılmak  üzere toplanır! Yani? Vergi verenlerin paralaırnın kime olursa olsun, devlet eliyle paylaştırılması ahlaksızlıktır!

&lt;em&gt;Niye baskı ve tahakkümü illa ölme/öldürme ile sınırlandırıyorsunuz ki? Mülkiyet, salt bir nesne değildir ki; başka insanların emekleri üzerinde tasarruf gücüdür. İşten atılmamak için daha düşük maaşla çalışmayı dayatma gücü var mıdır şirketlerin? Alın işte size baskı.
1970′lerde TÜSİAD Ecevit hükümetini düşürmek için malları piyasadan çekmedi mi?
Bakın demek ki, baskı ve tahakküm sadece öldürmeyle sınırlı değil.
Siz meseleye sadece mülkiyet sahibi olanların gözünden bakıyorsunuz. Oysa herkes mülkiyet sahibi değil ki.. &lt;/em&gt;

 Baskı vezorlamanın kapsamının niyedaraltılmaıs gerektiğini önceki ilmekteaçıklamıştım. Her hoşnutsuzluk sebebini bir "baskı" sayarsanız dünyayı yok edip doğrudan cennete gitmekten başka çaremiz kalmaz. Hayatımızda her şey bizim denetimimizde olmadığı gibi, hiç bir zaman denetimimizde olmayacaksınırlamalarla da kayıtlıyızdır. Söz gelimi bilgimiz ve yeteneklerimiz ancak belli biryerekadar başkalaırnıngözündebri değer ifade ediyorsa bu, iş hayatında ancak belli bir yere kadar gelebileceğimiz anlamına gelir. Zatenbundandolayı insanlar sürekli kendilerini geliştirmeğe çalışır. Vasıfsız işçilerin olduğukadar üst düzey yöneticilerinde hayatlarında işten atılma riski vardır, çünkü iş hayatında herşeydinamik ve rekabete açıktır. İşi daha iyiyapabilecek insanlaırn  işin başına geçmesi mekanizması olmazsa hayatımızınnasıl yürüyemeyeceğinihayal edebiliyor musunuz?

 Bir adam daha nitelikli bir dama göre daha düşük maaşla çalışır, olay budur. Herkes,  işbulacak veya eşit şartlarda çalışacakdiye bir kural koyabilir misiniz? Zaten işi değerli kılan, ona olan talebin, iş sayısından fazla olmasıdır. Herkesi zorunlu iş sahibi yapsanız ne olur?

Ne olacağına bakalım, işin hiç bir değeri kalmaz. performansın da, verimliliğin de, üretimin d eyaratıcılığın da hiç bir değeri kalmaz. Çünkü artık İŞ BEDAVA hale gelmiştir.

Mülkiyetten ne anlamdığınızı  artık anladık... Size göremülkiyet, zenginlerin sahip olduklaır herhalde?

Mülkiyet kişinin sadece sahip olduğu "dışsallıklar" değildir. Kişinin hayatı, enerjisi, aklıve zamanıda onun mülkiyetidir ki mülkiyetin tanınmadığı yerdebundandolayı kişinin de herhangi bir değeri yoktur. Avukatlar batı ülkelerinde  ZAMANLARINI VE BİGİLERİNİ SATARLAR . Somutolarak ellerind ebulunanhiçbir şey yoktur. Onların zamanlarının ve bilgilerinin  kullanım hakkını elelrinde bulundurmalarının altında yatan kural veya hak MÜLKİYETTİR!

Bir uçak uçurmayı herkes beceremez. Bununiçin son derecenitelili bir eğitim gerekir. Baızinsanlar ZAMANLARINI VE YETENEKLERİNİ BU YÖNDE SARF EDEREK MESELA  ÇUVALTAŞIMAKTA VAZGEÇERLER . çUVAL TAŞIYARAK KAZANACAKLARI PARALARDAN VAZGEÇEREK, O DÖNEMKİ EMKLERİNİ TASARRUF EDER VE EN NİHAYETİNDE AYNI SÜREDE ÇUVAL  TAŞIYARAK  KAZANACAKLARI PARADAN ÇOK DAHA FAZLASINI KAZANIRLARSA BU DA MÜLKİYET HAKKINN SAYESİNDEDİR, ÇÜNKÜ BİLGİ, YETENEK, AKIL VE ZAMAN FAKTÖRLERİNİ KİŞİNİN BİLDİĞİ GİBİ TASARRUF EDEBİLMESİ SAĞLANMIŞTIR!

Yani? herkes sahip olduğu herşeyin mülkiyet hakkını elinde bulundurur!

 Müdahalesizlik orman kanunu demek değildir! Müdahalesizlik insnaların işlerinibildikleri gibi yapmalarına, hukua uydukları müddetçe karışmamak demektir.

 "Elinizde birkülçe altınla.." falan derken siz insanları herhalde  hayvan sanıyorsunuz? Elinizde ir külçe altınla dolaştığınızda onu gasp etmek için saldıracak kişilerin sayısı emin olun %1i geçmez. Niye? Çünkü insan toplumları meleklerden oluşmaz. Ama bunun yanısırainsanaynı zamanda kural izleyen bir canlıdır ve  böyleolmasaydı sizin herkesin başına irr polis  koymanız dhai her güçlünün her zayıfın hakkını zorla elinden almasına engelolamazdı. Sokakta yüürken iriyarıadamalrın her seferinde sizigasp etmemelerinin sebebi, insanların kurallara bağlı yaşamak iradesidir. 

"Müdahalesizlik" , gaspın engellenmemesi değildir.  

Kahvehanelerde böyle anlaşılabilir ama bu kadar izaha rağmen hâlâ emniyetin ve adaletin sağlanması için kurulmuş zor kullanma birimlerinin  vrlığından bihaberseniz diyecek hiçbir şeyimiz olamaz.


"Karşı tarafın geçerli argümanları " falan yok. Sadece  terimleri muğlak kullanımı, anlamı kasıtlı kaydırmaları ve  bana kendi çarpık anlayışlarını dayatmak arzuları var,o kadar.İnsnaın aklınihayatını ve yeteneğini mülkiyeti saymayan sığ adamalrın bana mülkiyetinbaskı aracıolmasından bahsetmesi kusura bakmayın ama densizlik...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Runuzsuz kardeşim! Anlamamaktaki ısrarınızı neye bağlamak lazım bilemiyorum? </p>
<p>Kim vergi gelirlerinin TÜSİADçılara &#8221; sübvansiyon&#8221; diye aktarılmasından memnun? Aynı şey çiftçilere yapılınca sesiniz niye çıkmıyor? Mesele zaten verginin, &#8220;mülkiyetin yeniden dağıtımı&#8221;şeklinde algılanmasında yatıyor.</p>
<p> Vergi çok kazananın elindkini haksızlık olarak görüp &#8220;fazlalığı&#8221; başkalarına dağıtmak için değil, emniyeti sağlamak için kullanılmak  üzere toplanır! Yani? Vergi verenlerin paralaırnın kime olursa olsun, devlet eliyle paylaştırılması ahlaksızlıktır!</p>
<p><em>Niye baskı ve tahakkümü illa ölme/öldürme ile sınırlandırıyorsunuz ki? Mülkiyet, salt bir nesne değildir ki; başka insanların emekleri üzerinde tasarruf gücüdür. İşten atılmamak için daha düşük maaşla çalışmayı dayatma gücü var mıdır şirketlerin? Alın işte size baskı.<br />
1970′lerde TÜSİAD Ecevit hükümetini düşürmek için malları piyasadan çekmedi mi?<br />
Bakın demek ki, baskı ve tahakküm sadece öldürmeyle sınırlı değil.<br />
Siz meseleye sadece mülkiyet sahibi olanların gözünden bakıyorsunuz. Oysa herkes mülkiyet sahibi değil ki.. </em></p>
<p> Baskı vezorlamanın kapsamının niyedaraltılmaıs gerektiğini önceki ilmekteaçıklamıştım. Her hoşnutsuzluk sebebini bir &#8220;baskı&#8221; sayarsanız dünyayı yok edip doğrudan cennete gitmekten başka çaremiz kalmaz. Hayatımızda her şey bizim denetimimizde olmadığı gibi, hiç bir zaman denetimimizde olmayacaksınırlamalarla da kayıtlıyızdır. Söz gelimi bilgimiz ve yeteneklerimiz ancak belli biryerekadar başkalaırnıngözündebri değer ifade ediyorsa bu, iş hayatında ancak belli bir yere kadar gelebileceğimiz anlamına gelir. Zatenbundandolayı insanlar sürekli kendilerini geliştirmeğe çalışır. Vasıfsız işçilerin olduğukadar üst düzey yöneticilerinde hayatlarında işten atılma riski vardır, çünkü iş hayatında herşeydinamik ve rekabete açıktır. İşi daha iyiyapabilecek insanlaırn  işin başına geçmesi mekanizması olmazsa hayatımızınnasıl yürüyemeyeceğinihayal edebiliyor musunuz?</p>
<p> Bir adam daha nitelikli bir dama göre daha düşük maaşla çalışır, olay budur. Herkes,  işbulacak veya eşit şartlarda çalışacakdiye bir kural koyabilir misiniz? Zaten işi değerli kılan, ona olan talebin, iş sayısından fazla olmasıdır. Herkesi zorunlu iş sahibi yapsanız ne olur?</p>
<p>Ne olacağına bakalım, işin hiç bir değeri kalmaz. performansın da, verimliliğin de, üretimin d eyaratıcılığın da hiç bir değeri kalmaz. Çünkü artık İŞ BEDAVA hale gelmiştir.</p>
<p>Mülkiyetten ne anlamdığınızı  artık anladık&#8230; Size göremülkiyet, zenginlerin sahip olduklaır herhalde?</p>
<p>Mülkiyet kişinin sadece sahip olduğu &#8220;dışsallıklar&#8221; değildir. Kişinin hayatı, enerjisi, aklıve zamanıda onun mülkiyetidir ki mülkiyetin tanınmadığı yerdebundandolayı kişinin de herhangi bir değeri yoktur. Avukatlar batı ülkelerinde  ZAMANLARINI VE BİGİLERİNİ SATARLAR . Somutolarak ellerind ebulunanhiçbir şey yoktur. Onların zamanlarının ve bilgilerinin  kullanım hakkını elelrinde bulundurmalarının altında yatan kural veya hak MÜLKİYETTİR!</p>
<p>Bir uçak uçurmayı herkes beceremez. Bununiçin son derecenitelili bir eğitim gerekir. Baızinsanlar ZAMANLARINI VE YETENEKLERİNİ BU YÖNDE SARF EDEREK MESELA  ÇUVALTAŞIMAKTA VAZGEÇERLER . çUVAL TAŞIYARAK KAZANACAKLARI PARALARDAN VAZGEÇEREK, O DÖNEMKİ EMKLERİNİ TASARRUF EDER VE EN NİHAYETİNDE AYNI SÜREDE ÇUVAL  TAŞIYARAK  KAZANACAKLARI PARADAN ÇOK DAHA FAZLASINI KAZANIRLARSA BU DA MÜLKİYET HAKKINN SAYESİNDEDİR, ÇÜNKÜ BİLGİ, YETENEK, AKIL VE ZAMAN FAKTÖRLERİNİ KİŞİNİN BİLDİĞİ GİBİ TASARRUF EDEBİLMESİ SAĞLANMIŞTIR!</p>
<p>Yani? herkes sahip olduğu herşeyin mülkiyet hakkını elinde bulundurur!</p>
<p> Müdahalesizlik orman kanunu demek değildir! Müdahalesizlik insnaların işlerinibildikleri gibi yapmalarına, hukua uydukları müddetçe karışmamak demektir.</p>
<p> &#8220;Elinizde birkülçe altınla..&#8221; falan derken siz insanları herhalde  hayvan sanıyorsunuz? Elinizde ir külçe altınla dolaştığınızda onu gasp etmek için saldıracak kişilerin sayısı emin olun %1i geçmez. Niye? Çünkü insan toplumları meleklerden oluşmaz. Ama bunun yanısırainsanaynı zamanda kural izleyen bir canlıdır ve  böyleolmasaydı sizin herkesin başına irr polis  koymanız dhai her güçlünün her zayıfın hakkını zorla elinden almasına engelolamazdı. Sokakta yüürken iriyarıadamalrın her seferinde sizigasp etmemelerinin sebebi, insanların kurallara bağlı yaşamak iradesidir. </p>
<p>&#8220;Müdahalesizlik&#8221; , gaspın engellenmemesi değildir.  </p>
<p>Kahvehanelerde böyle anlaşılabilir ama bu kadar izaha rağmen hâlâ emniyetin ve adaletin sağlanması için kurulmuş zor kullanma birimlerinin  vrlığından bihaberseniz diyecek hiçbir şeyimiz olamaz.</p>
<p>&#8220;Karşı tarafın geçerli argümanları &#8221; falan yok. Sadece  terimleri muğlak kullanımı, anlamı kasıtlı kaydırmaları ve  bana kendi çarpık anlayışlarını dayatmak arzuları var,o kadar.İnsnaın aklınihayatını ve yeteneğini mülkiyeti saymayan sığ adamalrın bana mülkiyetinbaskı aracıolmasından bahsetmesi kusura bakmayın ama densizlik&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Rumuzyok tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/11/20/vahsi-olan-kapitalizm-degil-devlettir/#comment-7337</link>
		<dc:creator>Rumuzyok</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Nov 2007 03:41:40 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/11/20/vahsi-olan-kapitalizm-degil-devlettir/#comment-7337</guid>
		<description>&lt;blockquote&gt;&lt;em&gt;Müdahalesiz, özgür bir ortamda kimse sizin mülkiyetniiz üzerind hak iddia edemeyeceği gibi kendi mülkiyetiyle de sizin züerinizde devlet gibi güç kullanamaz! Yani? Mülkiyetinbaskı aracı olarak kullanılması ancak müdahaleci kolektivist sistemlerde mümkündür, liberalizmde değil.&lt;/em&gt;&lt;/blockquote&gt;

Müdahalesiz özgür bir ortamda, sokakta bir kilo külçe altınla yürümeyi denediniz mi? Elinizdekini almak için size saldırmazlar mı?</description>
		<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p><em>Müdahalesiz, özgür bir ortamda kimse sizin mülkiyetniiz üzerind hak iddia edemeyeceği gibi kendi mülkiyetiyle de sizin züerinizde devlet gibi güç kullanamaz! Yani? Mülkiyetinbaskı aracı olarak kullanılması ancak müdahaleci kolektivist sistemlerde mümkündür, liberalizmde değil.</em></p></blockquote>
<p>Müdahalesiz özgür bir ortamda, sokakta bir kilo külçe altınla yürümeyi denediniz mi? Elinizdekini almak için size saldırmazlar mı?</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Rumuzyok tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/11/20/vahsi-olan-kapitalizm-degil-devlettir/#comment-7283</link>
		<dc:creator>Rumuzyok</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Nov 2007 00:14:50 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/11/20/vahsi-olan-kapitalizm-degil-devlettir/#comment-7283</guid>
		<description>&lt;blockquote&gt;&lt;em&gt;TÜSİAD da sendika gibi, vergi gelirlerinin yağmalanması için çalışıyorsa meşru değildir, Rumuzsuz kardeş… Korporatizmden bahsetmişiz, bir kulağınızdan girmemiş bile… Bakın bakalaım, “demokrasi” adı altında menfaat şebekelerinin örgütlenerek, devletin yardımıyla vergileri nasıl yağmaladıklarını Hayek nasıl anlatıyor?&#60;/em&lt;/em&gt;&lt;/blockquote&gt;&#62;
@Afşar Bey,

Devletin vergi gelirleri TÜSİAD'çılara aktarılınca bunun adı teşvik, sübvansiyon olur. Aynı destek sendikalara, halka verilience "popülizm" diye ortalığı velveleye verirsiniz.
Aynı şeyi ben de söyleyebilirim: "Liberalizm" adı altında menfaat şebekelerinin devleti, halkı nasıl yağmaladığını Marx ne güzel anlatıyor.

&lt;blockquote&gt;&lt;em&gt;Baskı ve tahakküm ancak ölüm tehdidi uygulayabilecek kadar zorkullanma gücüne sahip odaklar için anlamlıdır. Bunun dışında herkesin ayağını yorganına gör uzatması sınırlılığına da “baskı” demeğe başlarsak hayatımız tamamen “baskılar cehennemine” döner. Onun için “baskı” derken nekastettiğimizi açıklamalıyız. Bahsettiğiniz türden baskı, insanların tercihlerini zor ile azaltmak anlamına gelir. Bakalım mülkiyetinböyle bir ilevi olabilir mi? &lt;/em&gt;&lt;/blockquote&gt;

Niye baskı ve tahakkümü illa ölme/öldürme ile sınırlandırıyorsunuz ki? Mülkiyet, salt bir nesne değildir ki; başka insanların emekleri üzerinde tasarruf gücüdür. İşten atılmamak için daha düşük maaşla çalışmayı dayatma gücü var mıdır şirketlerin? Alın işte size baskı.
1970'lerde TÜSİAD Ecevit hükümetini düşürmek için malları piyasadan çekmedi mi? 
Bakın demek ki, baskı ve tahakküm sadece öldürmeyle sınırlı değil.
Siz meseleye sadece mülkiyet sahibi olanların gözünden bakıyorsunuz. Oysa herkes mülkiyet sahibi değil ki.. 

Son paragrafa yorumum şu:

Siz, mülkiyet-kollektivite çatışmasında dümeni mülkiyetin tarafına çok fazla kırıyorsunuz. Bunun arzu edilen sonuçları getirmeyeceğinizuzun vadede düşünüyorum. Ortaya çıkabilecek zararlı sonuçları düzeltebilmek için elimizde demokrasi ve devlet müdahalesi gibi araçları yok etmeyelim... 

Siz de tek yanlı düşünüyorsunuz fazlaca.. Karşı tarafından da sizinkisi kadar geçerli argümanları var..</description>
		<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p><em>TÜSİAD da sendika gibi, vergi gelirlerinin yağmalanması için çalışıyorsa meşru değildir, Rumuzsuz kardeş… Korporatizmden bahsetmişiz, bir kulağınızdan girmemiş bile… Bakın bakalaım, “demokrasi” adı altında menfaat şebekelerinin örgütlenerek, devletin yardımıyla vergileri nasıl yağmaladıklarını Hayek nasıl anlatıyor?&lt;/em</em></p></blockquote>
<p>&gt;<br />
@Afşar Bey,</p>
<p>Devletin vergi gelirleri TÜSİAD&#8217;çılara aktarılınca bunun adı teşvik, sübvansiyon olur. Aynı destek sendikalara, halka verilience &#8220;popülizm&#8221; diye ortalığı velveleye verirsiniz.<br />
Aynı şeyi ben de söyleyebilirim: &#8220;Liberalizm&#8221; adı altında menfaat şebekelerinin devleti, halkı nasıl yağmaladığını Marx ne güzel anlatıyor.</p>
<blockquote><p><em>Baskı ve tahakküm ancak ölüm tehdidi uygulayabilecek kadar zorkullanma gücüne sahip odaklar için anlamlıdır. Bunun dışında herkesin ayağını yorganına gör uzatması sınırlılığına da “baskı” demeğe başlarsak hayatımız tamamen “baskılar cehennemine” döner. Onun için “baskı” derken nekastettiğimizi açıklamalıyız. Bahsettiğiniz türden baskı, insanların tercihlerini zor ile azaltmak anlamına gelir. Bakalım mülkiyetinböyle bir ilevi olabilir mi? </em></p></blockquote>
<p>Niye baskı ve tahakkümü illa ölme/öldürme ile sınırlandırıyorsunuz ki? Mülkiyet, salt bir nesne değildir ki; başka insanların emekleri üzerinde tasarruf gücüdür. İşten atılmamak için daha düşük maaşla çalışmayı dayatma gücü var mıdır şirketlerin? Alın işte size baskı.<br />
1970&#8242;lerde TÜSİAD Ecevit hükümetini düşürmek için malları piyasadan çekmedi mi?<br />
Bakın demek ki, baskı ve tahakküm sadece öldürmeyle sınırlı değil.<br />
Siz meseleye sadece mülkiyet sahibi olanların gözünden bakıyorsunuz. Oysa herkes mülkiyet sahibi değil ki.. </p>
<p>Son paragrafa yorumum şu:</p>
<p>Siz, mülkiyet-kollektivite çatışmasında dümeni mülkiyetin tarafına çok fazla kırıyorsunuz. Bunun arzu edilen sonuçları getirmeyeceğinizuzun vadede düşünüyorum. Ortaya çıkabilecek zararlı sonuçları düzeltebilmek için elimizde demokrasi ve devlet müdahalesi gibi araçları yok etmeyelim&#8230; </p>
<p>Siz de tek yanlı düşünüyorsunuz fazlaca.. Karşı tarafından da sizinkisi kadar geçerli argümanları var..</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Afşar ÇELİK tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/11/20/vahsi-olan-kapitalizm-degil-devlettir/#comment-7275</link>
		<dc:creator>Afşar ÇELİK</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 25 Nov 2007 22:28:59 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/11/20/vahsi-olan-kapitalizm-degil-devlettir/#comment-7275</guid>
		<description>&lt;em&gt;Evvela şunu diyeyim:
Tüsiad nasıl meşruysa, sendika da öyle meşrudur&lt;/em&gt;. &lt;strong&gt;TÜSİAD da sendika gibi, vergi gelirlerinin yağmalanması için çalışıyorsa meşru değildir, Rumuzsuz kardeş... Korporatizmden bahsetmişiz, bir kulağınızdan girmemiş bile... Bakın bakalaım, "demokrasi" adı altında menfaat şebekelerinin örgütlenerek, devletin yardımıyla  vergileri nasıl yağmaladıklarını Hayek nasıl anlatıyor?&lt;/strong&gt;
&lt;em&gt;Siz de benim derdimi anlamamışsınız tam olarak. Ben nerede liberalizmin tümünü tü kaka ilan ettim, bütün bir liberal geleneği mahkum ettim. Hayek, Şili, diktatörlük özelinde bir şeyler çiziktirdim, o kadar. &lt;/em&gt; &lt;strong&gt;Allah Allah! "kapitalist mülkiyet ilişkilerinin zeytinyağlı yaprak sarması" benzeri komplo hurafelerinin Şili ile ne alâkası varidi anlayamadım?&lt;/strong&gt;&lt;em&gt;Benim derdim şudur:
Mülkiyet ve piyasa mekanizması da gayet kolayca birer baskı ve tahakküm aracına dönüşebilir.&lt;/em&gt;  &lt;strong&gt;Sözünüzün içindeki çelişkiyi fark edemedikten sonra sizinle tartışmak aslında yanlış ama  mantıksızlığın imanı o kadar kuvvetli ki meraklı okurların akıllarınakılarına hitap etmek adına bir şeyer söylemek farz oldu: Baskı ve tahakküm ancak ölüm tehdidi uygulayabilecek kadar zorkullanma gücüne sahip odaklar için anlamlıdır. Bunun dışında herkesin ayağını yorganına gör uzatması sınırlılığına da "baskı" demeğe başlarsak hayatımız tamamen "baskılar cehennemine" döner. Onun  için "baskı" derken  nekastettiğimizi açıklamalıyız. Bahsettiğiniz türden baskı, insanların tercihlerini zor ile azaltmak anlamına gelir. Bakalım mülkiyetinböyle bir  ilevi olabilir mi? Müdahalesiz bir sistemde insanlar ancak üretebildikleri ve ürettiklerine alıcılarınverdiği değer  ile sınırlandırılmışlardır, dolayısıyla busınırlılıkalr içinde ancak mübadele yapabilirler. Ki müdahelesizliğin içinde bu doğal durumda insanlar  baskıaltında değilledir. Mülkiyetin "baskı" aracı olarak kullanılması ne anlama gelir? Mülkiyet hakkının çiğnenebilmesi ihtimali anlamına gelir ki bunu yapabilecek tek bir mercii vardır, oda adam öldürme yetkisinin tekeline sahip olan DEVLET! O size "Mülkiyetine her an el koyup obu br başkasına verebilirim!" diyerek mülkiyet üzerinden baskı uygular. Müdahalesiz, özgür bir ortamda kimse sizin mülkiyetniiz üzerind hak iddia edemeyeceği gibi kendi mülkiyetiyle de sizin züerinizde devlet gibi güç kullanamaz! Yani? Mülkiyetinbaskı aracı olarak kullanılması ancak müdahaleci kolektivist sistemlerde mümkündür, liberalizmde değil!&lt;/strong&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;em&gt;Liberal düşünce, bence, mülkiyetten doğan/doğabilecek böyle bir tahakküme,&lt;/em&gt; &lt;strong&gt;Bu nasılbir tahakkümse tarif etmelisiniz. Tanımsız, öncesi olmayan, öncülelrdne çıkarsanmamış bir tahakkümden bahsediyor, sonra da ispatlanmış birhakikat gibi bunun üzerinden hüküm veriyorsunuz. "Böyle bir tahakküm" dediğinizde önceki  cümlelerde "nasılbir tahakküm" tanımladığınızı göremiyoruz?&lt;/strong&gt;&lt;em&gt;sefalete engel olabiliecek somut araçları, demokrasi, hukuk, devlet müdahalesi vb, da ortadan kaldırmaya doğru gidiyor.&lt;/em&gt; &lt;strong&gt;Demokrasinin sefaleti engellemekte bir faydasının olup olmayacağını hayek uzun uzun anlatıyor, hem okumayıp hem burada okurmuş gibi yapmak sizce olgun veterbiyeli bir davranış mı? Bir çoğunluğun "aklının" mutlak adil  sonuçlar üreteceğini neredenbiliyorsunuz ki dmeokrasiyi "sefaletin çaresi"  sayabiliyorsunuz? Çoğunluğun   "her şeye gücüyeten" bir akla sahip olduğunu ve böylece toplumunher probemini çzöebileceğini nasıl bu kadar safça iddia edebiliyorsunuz? hayek sırf bunun için birinciciltte uzun uzun aklın sınrlılığını boşuna mı izah etmektedir? "Hukuk" ne demek? Neye "hukuk" diyorsunuz? Yazınız, objektif tanımlardan, mantıki bütünlükten yoksun maalesef.sefaletiyaratan şey özgürlük değil, mülkiyetin kime nasılpaylaştırılacağı hakkında sürekli yapılan müdahalelerdir. Çünkü insanlaırn ürettikleri üzerindeki haklaırnı herkese yağmalattırırsanız hiçkimse birşeyüretmek istemez ve ürtim azlığının sosyal hayattaki adı da fakirliktir!

Lütfen Hayek'i okuyunuz, okumamakta da ısrar ediyorsanız hiç olmazsa heryazdığınzı satırdansonra "Ben burada şimdi ne dedim?" diye azıcık düşünün.&lt;/strong&gt;</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p><em>Evvela şunu diyeyim:<br />
Tüsiad nasıl meşruysa, sendika da öyle meşrudur</em>. <strong>TÜSİAD da sendika gibi, vergi gelirlerinin yağmalanması için çalışıyorsa meşru değildir, Rumuzsuz kardeş&#8230; Korporatizmden bahsetmişiz, bir kulağınızdan girmemiş bile&#8230; Bakın bakalaım, &#8220;demokrasi&#8221; adı altında menfaat şebekelerinin örgütlenerek, devletin yardımıyla  vergileri nasıl yağmaladıklarını Hayek nasıl anlatıyor?</strong><br />
<em>Siz de benim derdimi anlamamışsınız tam olarak. Ben nerede liberalizmin tümünü tü kaka ilan ettim, bütün bir liberal geleneği mahkum ettim. Hayek, Şili, diktatörlük özelinde bir şeyler çiziktirdim, o kadar. </em> <strong>Allah Allah! &#8220;kapitalist mülkiyet ilişkilerinin zeytinyağlı yaprak sarması&#8221; benzeri komplo hurafelerinin Şili ile ne alâkası varidi anlayamadım?</strong><em>Benim derdim şudur:<br />
Mülkiyet ve piyasa mekanizması da gayet kolayca birer baskı ve tahakküm aracına dönüşebilir.</em>  <strong>Sözünüzün içindeki çelişkiyi fark edemedikten sonra sizinle tartışmak aslında yanlış ama  mantıksızlığın imanı o kadar kuvvetli ki meraklı okurların akıllarınakılarına hitap etmek adına bir şeyer söylemek farz oldu: Baskı ve tahakküm ancak ölüm tehdidi uygulayabilecek kadar zorkullanma gücüne sahip odaklar için anlamlıdır. Bunun dışında herkesin ayağını yorganına gör uzatması sınırlılığına da &#8220;baskı&#8221; demeğe başlarsak hayatımız tamamen &#8220;baskılar cehennemine&#8221; döner. Onun  için &#8220;baskı&#8221; derken  nekastettiğimizi açıklamalıyız. Bahsettiğiniz türden baskı, insanların tercihlerini zor ile azaltmak anlamına gelir. Bakalım mülkiyetinböyle bir  ilevi olabilir mi? Müdahalesiz bir sistemde insanlar ancak üretebildikleri ve ürettiklerine alıcılarınverdiği değer  ile sınırlandırılmışlardır, dolayısıyla busınırlılıkalr içinde ancak mübadele yapabilirler. Ki müdahelesizliğin içinde bu doğal durumda insanlar  baskıaltında değilledir. Mülkiyetin &#8220;baskı&#8221; aracı olarak kullanılması ne anlama gelir? Mülkiyet hakkının çiğnenebilmesi ihtimali anlamına gelir ki bunu yapabilecek tek bir mercii vardır, oda adam öldürme yetkisinin tekeline sahip olan DEVLET! O size &#8220;Mülkiyetine her an el koyup obu br başkasına verebilirim!&#8221; diyerek mülkiyet üzerinden baskı uygular. Müdahalesiz, özgür bir ortamda kimse sizin mülkiyetniiz üzerind hak iddia edemeyeceği gibi kendi mülkiyetiyle de sizin züerinizde devlet gibi güç kullanamaz! Yani? Mülkiyetinbaskı aracı olarak kullanılması ancak müdahaleci kolektivist sistemlerde mümkündür, liberalizmde değil!</strong><em></em><em>Liberal düşünce, bence, mülkiyetten doğan/doğabilecek böyle bir tahakküme,</em> <strong>Bu nasılbir tahakkümse tarif etmelisiniz. Tanımsız, öncesi olmayan, öncülelrdne çıkarsanmamış bir tahakkümden bahsediyor, sonra da ispatlanmış birhakikat gibi bunun üzerinden hüküm veriyorsunuz. &#8220;Böyle bir tahakküm&#8221; dediğinizde önceki  cümlelerde &#8220;nasılbir tahakküm&#8221; tanımladığınızı göremiyoruz?</strong><em>sefalete engel olabiliecek somut araçları, demokrasi, hukuk, devlet müdahalesi vb, da ortadan kaldırmaya doğru gidiyor.</em> <strong>Demokrasinin sefaleti engellemekte bir faydasının olup olmayacağını hayek uzun uzun anlatıyor, hem okumayıp hem burada okurmuş gibi yapmak sizce olgun veterbiyeli bir davranış mı? Bir çoğunluğun &#8220;aklının&#8221; mutlak adil  sonuçlar üreteceğini neredenbiliyorsunuz ki dmeokrasiyi &#8220;sefaletin çaresi&#8221;  sayabiliyorsunuz? Çoğunluğun   &#8220;her şeye gücüyeten&#8221; bir akla sahip olduğunu ve böylece toplumunher probemini çzöebileceğini nasıl bu kadar safça iddia edebiliyorsunuz? hayek sırf bunun için birinciciltte uzun uzun aklın sınrlılığını boşuna mı izah etmektedir? &#8220;Hukuk&#8221; ne demek? Neye &#8220;hukuk&#8221; diyorsunuz? Yazınız, objektif tanımlardan, mantıki bütünlükten yoksun maalesef.sefaletiyaratan şey özgürlük değil, mülkiyetin kime nasılpaylaştırılacağı hakkında sürekli yapılan müdahalelerdir. Çünkü insanlaırn ürettikleri üzerindeki haklaırnı herkese yağmalattırırsanız hiçkimse birşeyüretmek istemez ve ürtim azlığının sosyal hayattaki adı da fakirliktir!</p>
<p>Lütfen Hayek&#8217;i okuyunuz, okumamakta da ısrar ediyorsanız hiç olmazsa heryazdığınzı satırdansonra &#8220;Ben burada şimdi ne dedim?&#8221; diye azıcık düşünün.</strong></p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Rumuzyok tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/11/20/vahsi-olan-kapitalizm-degil-devlettir/#comment-7269</link>
		<dc:creator>Rumuzyok</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 25 Nov 2007 17:00:16 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/11/20/vahsi-olan-kapitalizm-degil-devlettir/#comment-7269</guid>
		<description>@Afşar bey,

Evvela şunu diyeyim:
Tüsiad nasıl meşruysa, sendika da öyle meşrudur.

Siz de benim derdimi anlamamışsınız tam olarak. Ben nerede liberalizmin tümünü tü kaka ilan ettim, bütün bir liberal geleneği mahkum ettim. Hayek, Şili, diktatörlük özelinde bir şeyler çiziktirdim, o kadar. 

Benim derdim şudur:
Mülkiyet ve piyasa mekanizması da gayet kolayca birer baskı ve tahakküm aracına dönüşebilir. Liberal düşünce, bence, mülkiyetten doğan/doğabilecek böyle bir tahakküme, sefalete engel olabiliecek somut araçları, demokrasi, hukuk, devlet müdahalesi vb, da ortadan kaldırmaya doğru gidiyor.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>@Afşar bey,</p>
<p>Evvela şunu diyeyim:<br />
Tüsiad nasıl meşruysa, sendika da öyle meşrudur.</p>
<p>Siz de benim derdimi anlamamışsınız tam olarak. Ben nerede liberalizmin tümünü tü kaka ilan ettim, bütün bir liberal geleneği mahkum ettim. Hayek, Şili, diktatörlük özelinde bir şeyler çiziktirdim, o kadar. </p>
<p>Benim derdim şudur:<br />
Mülkiyet ve piyasa mekanizması da gayet kolayca birer baskı ve tahakküm aracına dönüşebilir. Liberal düşünce, bence, mülkiyetten doğan/doğabilecek böyle bir tahakküme, sefalete engel olabiliecek somut araçları, demokrasi, hukuk, devlet müdahalesi vb, da ortadan kaldırmaya doğru gidiyor.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Afşar ÇELİK tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/11/20/vahsi-olan-kapitalizm-degil-devlettir/#comment-7267</link>
		<dc:creator>Afşar ÇELİK</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 25 Nov 2007 16:12:35 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/11/20/vahsi-olan-kapitalizm-degil-devlettir/#comment-7267</guid>
		<description>Rumuzsuz kardeşim...

&lt;em&gt;“Sınırlı diktatörlük”, diktatörlüğün tanımına ters..&lt;/em&gt;  &lt;strong&gt;Ha şunu bileydiniz, &lt;/strong&gt;
&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Mantığı bütün okulardan fazla kullanan Avusturay Okulu'nunbüyüklerinden biri olarak Hayek burada "olmayana ergiyi" kullanıyor. Yani? Sınırsız bir demokrasini diktatörlükten fakının kalmayacağını gösteriyor!,&lt;/strong&gt; &lt;/em&gt;&lt;em&gt;yönetme erki, iradesi sınırlandırılamayan/sınırlandırılmamış bir rejimdir.&lt;/em&gt;&lt;strong&gt; İşte bundan dolayı demokrasinin sadece seçim ve çoğunluk kriterlerinden dolayı her şeyi yapmak hakkını hülhükümetlere veremeyeceğini söyler! Burada sınırı temel haklar çizer! Hiç bir hükümet çoğunluk oyuna  dayanarak mülkiyet, hayat ve hüriyet hakllarına müdahale edemez! Sizin daha sı kavramından, hukuk anlayışından haberiniz yok ki Hayek'i okuyan biri olarak ben sizinle nasıl tartışayım?&lt;/strong&gt;
&lt;em&gt;“Sınırlı” kelimesinden kasıt nedir?&lt;/em&gt; &lt;strong&gt;Hah! busoruyu evvelden sormalıydınız! Yukarıda anlattık. Sınır başkalaırnın hakları demektir. Başkalarının hakları  fertler için nasıl ihlal edilmemesi gereken sınırlarsa devlet için de  bu sınırlılık, "müdahale edilemez alan" geçerlidir.&lt;/strong&gt; &lt;em&gt;Gayet tabii ki, büyük mülkiyet sahiplerine fazla ilişmeyecek, ancak küçük mülkiyet sahiplerini ve işçileri ezecek.. Olay bu kadar basit.&lt;/em&gt; &lt;strong&gt;Şimdi.. Bir adamın sözlerini önce söyledikleriyle  yargılamak lâzım. Sürekli şekilde "herkes için ve her zaman geçerli kuralların tesis edilmesini amaç edinmiş bir insanın sınır anlayışını, okumadan BİLMEDEN  böyle yorumlamak ciddiyetsizliktir. İşçinin işçi olmayan üzerinde kendiliğinden bir hakkı mı vardır? heşeyden evvel  açıklanmalıdır. Hayek'in sınırlı devlet fikri, bir şeye sahip olan ve olacak herkesin durumunun devletçe ve devletin kendi zorbalığından dahi teminataltına alınması demek olan klasik liberal fikrin açıklamasıdır ama tabii zahmet edip okumak lâzım...
&lt;/strong&gt;
&lt;em&gt;Yani, adam para babası kapitalist ise, ona dokunmayacak fazla; ama varsayalım, bir miktar toprağı olan köylüyü gerekirse toprağından atıp, o toprağı elinden alabilecek, sendikayı bastırabilecek bir şeyden bahsediyoruz.&lt;/em&gt; 
&lt;strong&gt;Siz bahsediyorsunuz biz de sizi ciddiye alıyoruz, mesele bu. Şimdi, "kapitalistler yaşasın, diğerleri ölsün" mealindeki  satırları varsa buraya aktarır mısnız? Biz de bilelim? Eğer yoksa muhtelif yerlerden  element uydurmaktan öte anlam taşımayacak yarım yamalak okumalar ve ikinci el  öğrenimlerle, okuyanlara daha fazla yük olmayalım. Bilmiyorsunuz bari itiraf edin. Sndikanın meşru olduğunu nasıl iddia edebiliyorsunuz? Bugün iktisad veriler gösteriyor ki sendikal  avantacılık, işsizliği körükler, iş kalitesini düşürür, istihdam maliyetini arttırır ve üretimi de düşürür. Sendikaya karşı olmanın şartlarını ortaya koymuş Hayek, bu çarpık menfaat örgütlenmesinin nedne kötü olduğunu uzun uzun açıklamış, sanki bunları hiç yazmamaış gibi ( eh okumayınca bilinmez tabii) ağzınıza geleni söylüyorsunuz, ayıp oluyor. Hayek toprak konusuna hiç değinmez, çünkü onun konusu ( en azından okuduklarımda) edinilmiş melru mülkiyetin tanındığı bir toplumun varoluş  şekli ve bu varoluşun nasıl olup da sürdürülebileceğidir. Hayek'in toprak mülkiyeti ile ilgili satırlarını aktarırsanız sevinirim.
&lt;/strong&gt;
&lt;em&gt;Bizim memlekette de Kenan Evren öyle yapmadı mı? :)&lt;/em&gt; &lt;strong&gt;Ohooo! Nereden nerye!? Yhau Kenan Evren darbe yaptığında milletin telefon almak için iflahı kesiliyordu, hangi mülkiyet?&lt;/strong&gt;

Uzun mesele valla fazla tartışamam.. Kısaca meselemiz şudur: Bir toplumda kapitalist mülkiyet ilişkileri nasıl kurumsallaştırılır?  &lt;strong&gt;Şöyle evvela birtoplumda mülkiyet ilişkisi zaten kapitalizmin temelidir ve DOĞAL OLARAK VARDIR!  Yani kapitalistlerden dolayı insanlar mülk edinmeyi akıl etmez! Bu, insnaın doğasında vardır!
&lt;/strong&gt;
&lt;em&gt;Pazar mekanizması ile siyaset arasındaki bağlar nasıl kopartılır, en aza indirgenir? Hayek temelde bununla uğraşıyor.&lt;/em&gt; &lt;strong&gt;Evet onunla da uğraşıyor ama daha çok  devletin müdahalesi olmaksızın insan toplumunun doğal halinin vahşetten nasıl uzak kalabildiğini göstererek, devletin haddini bilmesini savunuyor! Ama insan biraz okur ya! Biraz okur!&lt;/strong&gt;</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Rumuzsuz kardeşim&#8230;</p>
<p><em>“Sınırlı diktatörlük”, diktatörlüğün tanımına ters..</em>  <strong>Ha şunu bileydiniz, </strong><br />
<em><strong>Mantığı bütün okulardan fazla kullanan Avusturay Okulu&#8217;nunbüyüklerinden biri olarak Hayek burada &#8220;olmayana ergiyi&#8221; kullanıyor. Yani? Sınırsız bir demokrasini diktatörlükten fakının kalmayacağını gösteriyor!,</strong> </em><em>yönetme erki, iradesi sınırlandırılamayan/sınırlandırılmamış bir rejimdir.</em><strong> İşte bundan dolayı demokrasinin sadece seçim ve çoğunluk kriterlerinden dolayı her şeyi yapmak hakkını hülhükümetlere veremeyeceğini söyler! Burada sınırı temel haklar çizer! Hiç bir hükümet çoğunluk oyuna  dayanarak mülkiyet, hayat ve hüriyet hakllarına müdahale edemez! Sizin daha sı kavramından, hukuk anlayışından haberiniz yok ki Hayek&#8217;i okuyan biri olarak ben sizinle nasıl tartışayım?</strong><br />
<em>“Sınırlı” kelimesinden kasıt nedir?</em> <strong>Hah! busoruyu evvelden sormalıydınız! Yukarıda anlattık. Sınır başkalaırnın hakları demektir. Başkalarının hakları  fertler için nasıl ihlal edilmemesi gereken sınırlarsa devlet için de  bu sınırlılık, &#8220;müdahale edilemez alan&#8221; geçerlidir.</strong> <em>Gayet tabii ki, büyük mülkiyet sahiplerine fazla ilişmeyecek, ancak küçük mülkiyet sahiplerini ve işçileri ezecek.. Olay bu kadar basit.</em> <strong>Şimdi.. Bir adamın sözlerini önce söyledikleriyle  yargılamak lâzım. Sürekli şekilde &#8220;herkes için ve her zaman geçerli kuralların tesis edilmesini amaç edinmiş bir insanın sınır anlayışını, okumadan BİLMEDEN  böyle yorumlamak ciddiyetsizliktir. İşçinin işçi olmayan üzerinde kendiliğinden bir hakkı mı vardır? heşeyden evvel  açıklanmalıdır. Hayek&#8217;in sınırlı devlet fikri, bir şeye sahip olan ve olacak herkesin durumunun devletçe ve devletin kendi zorbalığından dahi teminataltına alınması demek olan klasik liberal fikrin açıklamasıdır ama tabii zahmet edip okumak lâzım&#8230;<br />
</strong><br />
<em>Yani, adam para babası kapitalist ise, ona dokunmayacak fazla; ama varsayalım, bir miktar toprağı olan köylüyü gerekirse toprağından atıp, o toprağı elinden alabilecek, sendikayı bastırabilecek bir şeyden bahsediyoruz.</em><br />
<strong>Siz bahsediyorsunuz biz de sizi ciddiye alıyoruz, mesele bu. Şimdi, &#8220;kapitalistler yaşasın, diğerleri ölsün&#8221; mealindeki  satırları varsa buraya aktarır mısnız? Biz de bilelim? Eğer yoksa muhtelif yerlerden  element uydurmaktan öte anlam taşımayacak yarım yamalak okumalar ve ikinci el  öğrenimlerle, okuyanlara daha fazla yük olmayalım. Bilmiyorsunuz bari itiraf edin. Sndikanın meşru olduğunu nasıl iddia edebiliyorsunuz? Bugün iktisad veriler gösteriyor ki sendikal  avantacılık, işsizliği körükler, iş kalitesini düşürür, istihdam maliyetini arttırır ve üretimi de düşürür. Sendikaya karşı olmanın şartlarını ortaya koymuş Hayek, bu çarpık menfaat örgütlenmesinin nedne kötü olduğunu uzun uzun açıklamış, sanki bunları hiç yazmamaış gibi ( eh okumayınca bilinmez tabii) ağzınıza geleni söylüyorsunuz, ayıp oluyor. Hayek toprak konusuna hiç değinmez, çünkü onun konusu ( en azından okuduklarımda) edinilmiş melru mülkiyetin tanındığı bir toplumun varoluş  şekli ve bu varoluşun nasıl olup da sürdürülebileceğidir. Hayek&#8217;in toprak mülkiyeti ile ilgili satırlarını aktarırsanız sevinirim.<br />
</strong><br />
<em>Bizim memlekette de Kenan Evren öyle yapmadı mı? :)</em> <strong>Ohooo! Nereden nerye!? Yhau Kenan Evren darbe yaptığında milletin telefon almak için iflahı kesiliyordu, hangi mülkiyet?</strong></p>
<p>Uzun mesele valla fazla tartışamam.. Kısaca meselemiz şudur: Bir toplumda kapitalist mülkiyet ilişkileri nasıl kurumsallaştırılır?  <strong>Şöyle evvela birtoplumda mülkiyet ilişkisi zaten kapitalizmin temelidir ve DOĞAL OLARAK VARDIR!  Yani kapitalistlerden dolayı insanlar mülk edinmeyi akıl etmez! Bu, insnaın doğasında vardır!<br />
</strong><br />
<em>Pazar mekanizması ile siyaset arasındaki bağlar nasıl kopartılır, en aza indirgenir? Hayek temelde bununla uğraşıyor.</em> <strong>Evet onunla da uğraşıyor ama daha çok  devletin müdahalesi olmaksızın insan toplumunun doğal halinin vahşetten nasıl uzak kalabildiğini göstererek, devletin haddini bilmesini savunuyor! Ama insan biraz okur ya! Biraz okur!</strong></p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
