<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>
<channel>
	<title>O’nu Donmadan Anmak! yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.derindusunce.org/2007/11/10/o%e2%80%99nu-donmadan-anmak/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.derindusunce.org/2007/11/10/o%e2%80%99nu-donmadan-anmak/</link>
	<description>Grup platformu</description>
	<pubDate>Thu, 17 May 2012 11:05:24 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.2</generator>
		<item>
		<title>türk türk 44 tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/11/10/o%e2%80%99nu-donmadan-anmak/#comment-22751</link>
		<dc:creator>türk türk 44</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Dec 2008 08:43:07 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/11/10/o%e2%80%99nu-donmadan-anmak/#comment-22751</guid>
		<description>ALLAH RAHMET EYLESİN CANIM ATAMIZIN BU RESMİ BENCE FOTO MONTAJDIR BEN HİÇBU YAŞA KADAR YÜZÜNÜN GÜLDÜĞÜNÜ GÖRMEDİM BELKİ ANCAK ÜLKEMİZİN LEHİNE ÇOK GÜZEL BİR OLAY OLDU İSE O ZAMAN BU TEBESSÜM YÜZÜNDE BELİRMİŞTİR GÜLÜNECEK BİR DURUM İSE ÜLKEMİZİN DEMOKRASİYE KAVUŞMASI ,BATILILAR GİBİ ALFABE KULLANIMINA GEÇİLMESİ,KADINLARA GETİRİLEN HAKLAR, ÜLKENİN DÜŞMAN İŞGALINDEN KURTARILMASI GİBİ OLAYLAR İÇİN BELKİDE ÜLKEM İNSANINA MORAL VERMEK İÇİN BİR VEYA BİRKAÇ KERRE TEBESSÜM ETMİŞTİR SAYGILARIMLA.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>ALLAH RAHMET EYLESİN CANIM ATAMIZIN BU RESMİ BENCE FOTO MONTAJDIR BEN HİÇBU YAŞA KADAR YÜZÜNÜN GÜLDÜĞÜNÜ GÖRMEDİM BELKİ ANCAK ÜLKEMİZİN LEHİNE ÇOK GÜZEL BİR OLAY OLDU İSE O ZAMAN BU TEBESSÜM YÜZÜNDE BELİRMİŞTİR GÜLÜNECEK BİR DURUM İSE ÜLKEMİZİN DEMOKRASİYE KAVUŞMASI ,BATILILAR GİBİ ALFABE KULLANIMINA GEÇİLMESİ,KADINLARA GETİRİLEN HAKLAR, ÜLKENİN DÜŞMAN İŞGALINDEN KURTARILMASI GİBİ OLAYLAR İÇİN BELKİDE ÜLKEM İNSANINA MORAL VERMEK İÇİN BİR VEYA BİRKAÇ KERRE TEBESSÜM ETMİŞTİR SAYGILARIMLA.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Aa! Atatürk gülebiliyormuş! : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/11/10/o%e2%80%99nu-donmadan-anmak/#comment-22060</link>
		<dc:creator>Aa! Atatürk gülebiliyormuş! : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 09 Nov 2008 22:51:44 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/11/10/o%e2%80%99nu-donmadan-anmak/#comment-22060</guid>
		<description>[...] Kamer Yalçın « O&#8217;nu donmadan anmak » adlı bir 10 Kasım yazısında ne güzel anlatmıştı çocukluğumuzun o kasvetli, o yapay [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] Kamer Yalçın « O&#8217;nu donmadan anmak » adlı bir 10 Kasım yazısında ne güzel anlatmıştı çocukluğumuzun o kasvetli, o yapay [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Filiz tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/11/10/o%e2%80%99nu-donmadan-anmak/#comment-6069</link>
		<dc:creator>Filiz</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Nov 2007 13:39:55 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/11/10/o%e2%80%99nu-donmadan-anmak/#comment-6069</guid>
		<description>Kamer Hanım,

Benim de sizler gibi öğrencilik yıllarımdan kalma içimi sızlatan anılarım var. Ancak beni daha fazla üzen aradan geçen bunca yıla rağmen kızımın da bu özensiz törenlere yoklama korkusuyla katılıyor olması. Öyle törenler izledim ki gülsem mi ağlasam mı bilemedim. Aynı şiirin dört farklı öğrenci tarafından okunduğu ( bir kere okunsa anlamayacağız ya da şiir sıkıntısı çekiyoruz),  Nisan ayının serinliğinden ve yağmur  yağma ihtimalinden (neredeyse her 23 Nisan da yağmur yağar) habersiz yetkililerin seçtiği, incecik kumaşlardan dikilmiş, kısa kollu kıyafetler giyen çocukların titreyerek sahneye çıktığı, duygudan yoksun garip törenler neden yapılır? Sadece yapılması gerektiği için yapılan, günü kurtarmak adına düzenlenen bu törenlerle çocuklarımıza neyi aşılamayı umuyorlar. Atatürk sevgisini mi? Oysaki gönülden yapılan işler ancak ve ancak amacına ulaşabilir. Bütün imkansızlıklara rağmen,  derme çatma bir dekorla Kurtuluş Savaşı konulu tiyatro oyununu sahneleyen öğrencilerin gözlerindeki gurur ve coşku benimle beraber pek çok veliyi ve öğrenciyi gözyaşları içinde bırakıyorsa, geç kalmış sayılmayız. Çocuklarımızın öğrenmesi gereken ilahlaştırılmış Atatürk değil. Bu topraklara vatanım, benim toprağım dememizi sağlayan “insan” Atatürk’ ü anlatabilirsek saygı ve sevgi kendiliğinden gelecektir.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Kamer Hanım,</p>
<p>Benim de sizler gibi öğrencilik yıllarımdan kalma içimi sızlatan anılarım var. Ancak beni daha fazla üzen aradan geçen bunca yıla rağmen kızımın da bu özensiz törenlere yoklama korkusuyla katılıyor olması. Öyle törenler izledim ki gülsem mi ağlasam mı bilemedim. Aynı şiirin dört farklı öğrenci tarafından okunduğu ( bir kere okunsa anlamayacağız ya da şiir sıkıntısı çekiyoruz),  Nisan ayının serinliğinden ve yağmur  yağma ihtimalinden (neredeyse her 23 Nisan da yağmur yağar) habersiz yetkililerin seçtiği, incecik kumaşlardan dikilmiş, kısa kollu kıyafetler giyen çocukların titreyerek sahneye çıktığı, duygudan yoksun garip törenler neden yapılır? Sadece yapılması gerektiği için yapılan, günü kurtarmak adına düzenlenen bu törenlerle çocuklarımıza neyi aşılamayı umuyorlar. Atatürk sevgisini mi? Oysaki gönülden yapılan işler ancak ve ancak amacına ulaşabilir. Bütün imkansızlıklara rağmen,  derme çatma bir dekorla Kurtuluş Savaşı konulu tiyatro oyununu sahneleyen öğrencilerin gözlerindeki gurur ve coşku benimle beraber pek çok veliyi ve öğrenciyi gözyaşları içinde bırakıyorsa, geç kalmış sayılmayız. Çocuklarımızın öğrenmesi gereken ilahlaştırılmış Atatürk değil. Bu topraklara vatanım, benim toprağım dememizi sağlayan “insan” Atatürk’ ü anlatabilirsek saygı ve sevgi kendiliğinden gelecektir.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Bahar Pınar tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/11/10/o%e2%80%99nu-donmadan-anmak/#comment-5986</link>
		<dc:creator>Bahar Pınar</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Nov 2007 18:14:42 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/11/10/o%e2%80%99nu-donmadan-anmak/#comment-5986</guid>
		<description>Kamer Hanım, elinize sağlık. Çok samimi bir yazı olmuş. 

Atatürk'ü bir insan olarak sevmek çok daha sıcak ve güzelken, yaptıklarını öğrenince onu sevmemek zorken, neden böyle bir yol tutturmuş gidiyoruz anlamak mümkün değil. Ayrıca çocuklara eziyet etmeyi hangi sebep haklı çıkarabilir? Atatürk kendisi yüzünden çocukların gördüğü bu saçmasapan eziyetler sebebi ile mezarında huzur bulamadı belki de. Blue Bey haklı. Görünüşte andıktan, sonra her türlü ahlaksızlığa devam ettikten sonra, çocuklara eziyet ettikten sonra, Atatürk'ün ülke için hayal ettiklerini yapmış mı oluyoruz? Kimi kandırıyoruz? Tabii ki kendimizi. 

Engin Ardıç İş Bankası'nın 10 Kasım için hazırladığı reklamla ilgili çok güzel bir yazı yazmış. Okumanızı tavsiye ederim:

&lt;em&gt;"İşte yetmiş yıldır o reklam filmindeki çocuk gibi davrandınız hepiniz...
Aaa, senin eline de diken batar mıydı Atam? Aaa, senin parmağın da kanar mıydı Atam?
Aaa, sen de üşür müydün Atam? Sen de yorulur, sen de acıkır mıydın Atam?
Sen de âşık olur, sen de rakı içer miydin Atam?
Sen de sever, kızar, kavga eder, üzülür müydün Atam? 
/.../ 
Pardon, seni reklam filminde “kullanmak” da suç değil miydi Atam?

Seni bize Tanrı gibi öğrettiler Atam.
/.../
Yakın zamana kadar, tıpkı Hazret-i Muhammed gibi, sahnede ya da perdede seni “canlandırmak”, oynamak da yasaktı Atam.

Seni bizlere nasıl yanlış tanıttıklarının, birçok genci senden uzaklaştırdıklarının, soğuttuklarının acaba farkında mıydılar? Bunu kötülükten mi yapıyorlardı, ahmaklıktan mı Atam?
Şimdi de, senin ölümünden elli yıl sonra doğanlar seni “özlemişler” Atam.

Ben seni özlemedim, fakat araştırıp öğrenince, tanıyınca çok sevdim Atam.

Başardıkların ve başaramadıkların, zaafların, yanlışların, çevreni çepeçevre sarıp sarmalamış birsürü namussuzun ortasında kalmış muhteşem yalnızlığınla çok sevdim Atam." &lt;/em&gt;

Ardıç'ın yazısının tamamı için: http://www.aksam.com.tr/yazar.asp?a=98142,10,2

Teşekkürler Kamer Hanım.
Selam ve sevgiler,</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Kamer Hanım, elinize sağlık. Çok samimi bir yazı olmuş. </p>
<p>Atatürk&#8217;ü bir insan olarak sevmek çok daha sıcak ve güzelken, yaptıklarını öğrenince onu sevmemek zorken, neden böyle bir yol tutturmuş gidiyoruz anlamak mümkün değil. Ayrıca çocuklara eziyet etmeyi hangi sebep haklı çıkarabilir? Atatürk kendisi yüzünden çocukların gördüğü bu saçmasapan eziyetler sebebi ile mezarında huzur bulamadı belki de. Blue Bey haklı. Görünüşte andıktan, sonra her türlü ahlaksızlığa devam ettikten sonra, çocuklara eziyet ettikten sonra, Atatürk&#8217;ün ülke için hayal ettiklerini yapmış mı oluyoruz? Kimi kandırıyoruz? Tabii ki kendimizi. </p>
<p>Engin Ardıç İş Bankası&#8217;nın 10 Kasım için hazırladığı reklamla ilgili çok güzel bir yazı yazmış. Okumanızı tavsiye ederim:</p>
<p><em>&#8220;İşte yetmiş yıldır o reklam filmindeki çocuk gibi davrandınız hepiniz&#8230;<br />
Aaa, senin eline de diken batar mıydı Atam? Aaa, senin parmağın da kanar mıydı Atam?<br />
Aaa, sen de üşür müydün Atam? Sen de yorulur, sen de acıkır mıydın Atam?<br />
Sen de âşık olur, sen de rakı içer miydin Atam?<br />
Sen de sever, kızar, kavga eder, üzülür müydün Atam?<br />
/&#8230;/<br />
Pardon, seni reklam filminde “kullanmak” da suç değil miydi Atam?</p>
<p>Seni bize Tanrı gibi öğrettiler Atam.<br />
/&#8230;/<br />
Yakın zamana kadar, tıpkı Hazret-i Muhammed gibi, sahnede ya da perdede seni “canlandırmak”, oynamak da yasaktı Atam.</p>
<p>Seni bizlere nasıl yanlış tanıttıklarının, birçok genci senden uzaklaştırdıklarının, soğuttuklarının acaba farkında mıydılar? Bunu kötülükten mi yapıyorlardı, ahmaklıktan mı Atam?<br />
Şimdi de, senin ölümünden elli yıl sonra doğanlar seni “özlemişler” Atam.</p>
<p>Ben seni özlemedim, fakat araştırıp öğrenince, tanıyınca çok sevdim Atam.</p>
<p>Başardıkların ve başaramadıkların, zaafların, yanlışların, çevreni çepeçevre sarıp sarmalamış birsürü namussuzun ortasında kalmış muhteşem yalnızlığınla çok sevdim Atam.&#8221; </em></p>
<p>Ardıç&#8217;ın yazısının tamamı için: <a href="http://www.aksam.com.tr/yazar.asp?a=98142,10,2" rel="nofollow">http://www.aksam.com.tr/yazar.asp?a=98142,10,2</a></p>
<p>Teşekkürler Kamer Hanım.<br />
Selam ve sevgiler,</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Arzu tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/11/10/o%e2%80%99nu-donmadan-anmak/#comment-5982</link>
		<dc:creator>Arzu</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Nov 2007 16:29:23 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/11/10/o%e2%80%99nu-donmadan-anmak/#comment-5982</guid>
		<description>Bir arkadaşımın eşi İrlandalı. İstanbul'da yaşıyorlar. 10 Kasım'da evde uyumakta olan arkadaşımı arayan İrlandalı eş, tedirgin bir ses tonu ile;
- Arzu! Arzu! hemen uyan. Sirenler çalıyor, herkes saygı duruşunda sen uyuyorsun. Acele et uyan! (Arkadaşım şaşırıyor. Sonradan anlıyor ki, saygı duruşunda durmazsak başımıza bir şey geleceğini sanıyormuş eşi. Öyle bir izlenim vermişiz.)

Verdiğimiz izlenim ve bizim anılarımız yanyana gelince dünyaya nasıl görünüyoruz? Mustafa Kemal Atatürk'ün istediği muassır medeniyeti yakalamış izlenimi veriyor muyuzdur acaba?</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Bir arkadaşımın eşi İrlandalı. İstanbul&#8217;da yaşıyorlar. 10 Kasım&#8217;da evde uyumakta olan arkadaşımı arayan İrlandalı eş, tedirgin bir ses tonu ile;<br />
- Arzu! Arzu! hemen uyan. Sirenler çalıyor, herkes saygı duruşunda sen uyuyorsun. Acele et uyan! (Arkadaşım şaşırıyor. Sonradan anlıyor ki, saygı duruşunda durmazsak başımıza bir şey geleceğini sanıyormuş eşi. Öyle bir izlenim vermişiz.)</p>
<p>Verdiğimiz izlenim ve bizim anılarımız yanyana gelince dünyaya nasıl görünüyoruz? Mustafa Kemal Atatürk&#8217;ün istediği muassır medeniyeti yakalamış izlenimi veriyor muyuzdur acaba?</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>blue tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/11/10/o%e2%80%99nu-donmadan-anmak/#comment-5979</link>
		<dc:creator>blue</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Nov 2007 15:56:11 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/11/10/o%e2%80%99nu-donmadan-anmak/#comment-5979</guid>
		<description>Hani Kuran Kursunda dayak yediği için dinden soğuyanlar vardır ya, aynı psikoloji 10 Kasım sireninde kendini tutamayıp koyverip dayak yiyenlerde de oluyor galiba. 
Hala 1 dakika kazık gibi dikilmeler, acı siren seslerinde kahkahaları bastırmalar, bastıramayanlara tokatlar, sabahın ayazında küçücük çocuklara yemin ettirmeler, şiir ezberlettirmeler devam ediyor. 
Geçen bir kanalda Atatürk'ün ölümsüzlüğünün 69.yılı yazıyordu. Bırakalım artık bu saçma duygusallıkları, Atatürk ölümsüz bir varlık değil, ilah değil, ülkenin kurtuluşunda önemli görevler yapmış bir asker ve devlet adamı. Etten, kemikten biri. Zaten kendisi de bunu söylemiş. Bana takılıp kalmayın diye uyarmış. Dinleyen kim? Eskisi gibi içe kapanık bir ülke de değiliz ki artık kendi gülmemiz ve tokatlarımızla kalsın. Artık elin gavuru gülüyor, ne kıymetli lideriniz varmış, nereye baksak onu görüyoruz diyor. İşin suyunu çıkartmayalım, bu saçma ritüellerden kurtulalım, çocuklarımıza ilah Atatürk'ü değil, insan Atatürk'ü öğretelim. 10 Kasım'da hayatın bir dakika durması absürd ve anlamsız bir ritüel. Saygıyla filan da bir alakası yok. Sadece 1 dakika hayatı donduruyorsun. Sonra hırsız çalmaya, üçkağıtçı dolandırmaya, kamyoncu burnunu karıştırmaya, mesela Bekir Coşkun kaşınmaya devam ediyor.  Tabi, bugün Atan için ne yaptın diye kendini sorgulayanlar da vardır, onlara laf yok. Şu, totaliter askeri ritüellere artık bir son vermemiz, kutlamaları da, matemleri de çağdaş bir şekilde yapmamızın zamanı geldi.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Hani Kuran Kursunda dayak yediği için dinden soğuyanlar vardır ya, aynı psikoloji 10 Kasım sireninde kendini tutamayıp koyverip dayak yiyenlerde de oluyor galiba.<br />
Hala 1 dakika kazık gibi dikilmeler, acı siren seslerinde kahkahaları bastırmalar, bastıramayanlara tokatlar, sabahın ayazında küçücük çocuklara yemin ettirmeler, şiir ezberlettirmeler devam ediyor.<br />
Geçen bir kanalda Atatürk&#8217;ün ölümsüzlüğünün 69.yılı yazıyordu. Bırakalım artık bu saçma duygusallıkları, Atatürk ölümsüz bir varlık değil, ilah değil, ülkenin kurtuluşunda önemli görevler yapmış bir asker ve devlet adamı. Etten, kemikten biri. Zaten kendisi de bunu söylemiş. Bana takılıp kalmayın diye uyarmış. Dinleyen kim? Eskisi gibi içe kapanık bir ülke de değiliz ki artık kendi gülmemiz ve tokatlarımızla kalsın. Artık elin gavuru gülüyor, ne kıymetli lideriniz varmış, nereye baksak onu görüyoruz diyor. İşin suyunu çıkartmayalım, bu saçma ritüellerden kurtulalım, çocuklarımıza ilah Atatürk&#8217;ü değil, insan Atatürk&#8217;ü öğretelim. 10 Kasım&#8217;da hayatın bir dakika durması absürd ve anlamsız bir ritüel. Saygıyla filan da bir alakası yok. Sadece 1 dakika hayatı donduruyorsun. Sonra hırsız çalmaya, üçkağıtçı dolandırmaya, kamyoncu burnunu karıştırmaya, mesela Bekir Coşkun kaşınmaya devam ediyor.  Tabi, bugün Atan için ne yaptın diye kendini sorgulayanlar da vardır, onlara laf yok. Şu, totaliter askeri ritüellere artık bir son vermemiz, kutlamaları da, matemleri de çağdaş bir şekilde yapmamızın zamanı geldi.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Tuncay Yılmazer tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/11/10/o%e2%80%99nu-donmadan-anmak/#comment-5884</link>
		<dc:creator>Tuncay Yılmazer</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 11 Nov 2007 05:24:38 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/11/10/o%e2%80%99nu-donmadan-anmak/#comment-5884</guid>
		<description>Son zamanlarda okuduğum en güzel 10 Kasım yazısı. Beni de öğrencilik yıllarıma götürdü. 12 Eylül’ün ilk 10 Kasım’ydı galiba. Dondurucu bir hava… Hepimiz  “hazırol” vaziyetindeyiz. İlkokul öğrencisi de olsak düzgün bir sıra halinde ve kıpırdamadan durmanın hep meziyet olduğu anlatılırdı bize. Bir öğretmenin günün anlam ve önemini belirten bir konuşmasından sonra sıra saygı duruşuna gelmişti. İşte ne olduysa  ondan sonra oldu. Saygı duruşunun bitiminde bitiminde müdür bey beşinci sınıftan bir kız öğrenciyi “gülüyor bu! Utanmadan gülüyor!” diye kulağından çekip kürsünün yanına getirdi. Nasıl dövüyor Allah’ım! Zavallı kızcağız… Öğretmenler bile heykel kesilmiş vaziyette…Bizler de.  En sonunda öğretmenlerden biri “müdür bey tamam çok sinirlisiniz” diyerek çocuğu elinden almış, saçı başı dağılmış, burnu kanayan öğrenci hüngür hüngür ağlayarak sırasına geçmişti. Hepimiz törene kaldığımız yerden devam etmiştik. Militarizmi içselleştirmiş öğretmenlerimiz bize günün anlam ve önemini belirten konuşmaları yapmaya devam ettiler. Ben göz ucuyla o kıza baktım. Kıpırdamadan da ağlanabileceğini ilk kez o zaman öğrendim.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Son zamanlarda okuduğum en güzel 10 Kasım yazısı. Beni de öğrencilik yıllarıma götürdü. 12 Eylül’ün ilk 10 Kasım’ydı galiba. Dondurucu bir hava… Hepimiz  “hazırol” vaziyetindeyiz. İlkokul öğrencisi de olsak düzgün bir sıra halinde ve kıpırdamadan durmanın hep meziyet olduğu anlatılırdı bize. Bir öğretmenin günün anlam ve önemini belirten bir konuşmasından sonra sıra saygı duruşuna gelmişti. İşte ne olduysa  ondan sonra oldu. Saygı duruşunun bitiminde bitiminde müdür bey beşinci sınıftan bir kız öğrenciyi “gülüyor bu! Utanmadan gülüyor!” diye kulağından çekip kürsünün yanına getirdi. Nasıl dövüyor Allah’ım! Zavallı kızcağız… Öğretmenler bile heykel kesilmiş vaziyette…Bizler de.  En sonunda öğretmenlerden biri “müdür bey tamam çok sinirlisiniz” diyerek çocuğu elinden almış, saçı başı dağılmış, burnu kanayan öğrenci hüngür hüngür ağlayarak sırasına geçmişti. Hepimiz törene kaldığımız yerden devam etmiştik. Militarizmi içselleştirmiş öğretmenlerimiz bize günün anlam ve önemini belirten konuşmaları yapmaya devam ettiler. Ben göz ucuyla o kıza baktım. Kıpırdamadan da ağlanabileceğini ilk kez o zaman öğrendim.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>

