Beyaz Türklerin Büyük Korkusu
By Mustafa Akyol on Eyl 27, 2007 in Makale
Çeviren: Ekrem Senai - Turkish Daily News’ta yayınlandı
Bir Beyaz Türk’ün en büyük kabusu nedir?
Genelde bu kabus Avrupa veya Kuzey Amerika’ya yapılan seyahatlerde ortaya çıkar. Beyaz Türk’ümüz bavulunu hazırlar, marka jean’lerini ve t-shirt’ünü giyinir, iPod’unu takar, zarif kız arkadaşını yanına alır ve uçağa biner. Uçuş sırasında, Avrupa’lı veya Amerika’lı yolculardan biriyle sohbete başlar. Sohbetin bir yerinde, Batılı, bu şık çiftin Türk olduğunu öğrenir ve şaşkınlıkla sorar, “Hey, sizler ülkenizde fes veya türban takmıyor musunuz, milli kıyafetiniz bu mudur?”
Bu söz, beyaz Türk’ümüz için bir hakarettir. Çok sinirlenir ama kendini biraz yatıştırır ve büyük bir sıkıntıyla Türkiye’nin modern bir ülke olduğunu; Araplar ve kültürleriyle bir ilgileri olmadığını anlatır. “Bizler de sizin gibi Batılı bir ülkeyiz!” der ısrarla “ne zaman anlayacaksınız?!”
Batılı bu tepkiden dolayı şaşkındır. Her kültürün kendi gelenekleri vardır, neden Türklerin de kendi kültürleri olduğunu düşünmek yanlış olsundur ki? Hem o kimseyi kırmak istememiştir, sadece anlamaya gayret etmektedir.
Bu sevimsiz konuşma beyaz Türk’ümüzün kafasında ciddi soru işaretleri oluşmasına sebep olur. Neden kendisine gerçek bir Batılı gibi davranılmamıştır? Elinden geleni yapmıştır halbuki. Kıyafetleri son moda ve kız arkadaşının boyalı sarı saçları en az bir Fininki kadar gerçek görünmektedir !. Ayrıca, 80 yıllık Kemalist devrimler, Türk toplumundan doğuya ait her şeyi silmeye çalışmamış mıdır? O zaman neden bu aptal Batılılar Türkler’in de onlar gibi olduğu gerçeğini bir türlü anlayamamaktadır?
Korku ve nefret
Kafası bu sorularla meşgulken, ve modernliğin tapınaklarında birkaç günlük hac vazifesini tamamladıktan sonra, beyaz Türk’ümüz ülkesine döner. İstanbul Atatürk Havalimanına adım atar atmaz hiç de hoş olmayan manzaralarla karşılaşır. Türkiye’nin caddelerinde, gece kulüpleri yerine camiye gitmeyi tercih eden sakallı adamlar dolaşmakta; kendisine, mesela Britney Spears’ı model almak yerine Hz.Muhammed’in kızlarını rol model olarak seçen başörtülü kadınlar gezinmektedir. “İşte bu cahiller yüzünden biz gerçek Batılı bir ulus olamadık” diye söylenir beyaz Türk’ümüz kız arkadaşına dönerek… “Bu karafatmalardan nefret ediyorum!”
Beyaz Türk’ümüzün Doğulu her şeye- bazen sadece İslam’la ilgili olması da yeterlidir- karşı gösterdiği nefret, bir süre sonra takıntı haline dönüşmeye başlar. ‘Cumhuriyet’ gibi gazeteleri okudukça veya Deniz Baykal gibi politikacıları dinledikçe, Türkiye’nin bu “İslamcıları”nın Cumhuriyetin sağlam temellerine kastetmiş birer ölümcül tehdit olduğuna daha bir inandırır kendisini. Ruhu korku ile ürpermektedir.
Bir de bakar ki komplo teorisi aslında uluslararası bir niteliğe de sahip. Sonra bakar “İslamcılar” iktidarda ve Türkiye’yi Avrupa Birliği’ne sokabilmek için çalışıyorlar. “Bu işte bir iş var !” diye düşünür, “yoksa bu geri kafalılar neden AB’yi hedeflesin ki! ”. Sonra bakar ki nefret ve korku duyduğu İslamcılar AB ve ABD’yi o kadar da tedirgin etmiyor. Birçok Batılı onun korkularını kaale bile almıyor, hatta dini özgürlük, çoğulculuk, demokrasi gibi saçma şeylerden bahsediyorlar.
İşte bu noktada beyaz Türk’ümüzün jetonu düşer: Türkiye Cumhuriyetine karşı büyük bir komplo kurulduğuna kanaat getirmiştir. Kesin “Batılılarla, Türk “İslamcılar” bu oyunu beraber yürütmektedir. Onlar değil midir ‘Türkiye’de gerçek demokrasi olmalı, askeri rejim gibi, diktatörlük gibi bir rejim olmamalı’ diyen? Onlar değil midir bireysel özgürlükler ve serbest piyasa ekonomisinden bahseden? Hem zaten o uçaktaki aptal Batılı değil miydi Türklerin otantik bir kültürü olması gerektiğini ve bunun İslam geleneğinden parçalar taşımasının da doğal olduğunu söyleyen? Görülüyor ki bütün dünya “Cumhuriyet”e karşı birlik olmuştur!
İşte bu noktada laikçi Türk’ümüz fanatik bir anti-Batı’cı haline dönüşüverir. Atatürk’ün Batıcı bir modernist değil, anti-Batı’cı bir ulusal özgürlükçü olduğuna kanaat getirir. Korku ve öfkeyle dolu, iç ve dış düşmanlara karşı savaşacağına ant içer.
Yüzeysellik Problemi
Bu, Türkiye’nin otoriteryan ve radikal sekülerist elitinin trajik hikayesinin özetidir. Onların probleminin ana kaynağı yüzeyselliktir. İslam/ Osmanlı mirasının zengin kültürel mirasını reddederek batının fikirlerini değil, hayat stilini kopyalarlar. Bir batılı gibi yer, şarap içer, yaşar. Ama Batı felsefesinden, mesela rasyonalizmden hiç bir şey anlamaz, ‘bireysel özgürlükler’ gibi Batılı değerlerin ne olduğuna dair hiçbir fikri yoktur.
Peki bu insanların Türkiye’ye kazandıracağı herhangi bir şey var mıdır? Hiç sanmıyorum. İşte bu sebeple bazı sekülerist Türkler- biraz daha aklı başında olanları- Financial Times’a “Hepimiz CHP’ye oy vereceğiz, ama umarız seçilmezler” diyordu. Çünkü biliyorlar ki, hala 1930’ların korporatist ve devletçi zihniyetinden kurtulamayan CHP seçilirse, Türkiye ekonomisinin batması kaçınılmazdır. Partinin tek çekici özelliği ise militan sekülerizmi ve yabancı düşmanlığına dayanan ulusalcılığı… Bundan etkilenmek için de sıkı bir sekülerist Türk olmak gerekiyor.
Çok şükür ki Türkiye’nin modernleşmesi için bir umut olabilecek “İslamcılarımız” var. Bazıları başlarını örtüyor olabilir, ama şurası kesin ki ufukları, onlardan nefret edenlere göre çok daha açık.
“Düşümde bir kelebektim. Artık bilmiyorum ne olduğumu. Kelebek düşü görmüş olan bir insan mıyım yoksa insan olduğunu düşleyen bir kelebek mi?” (Zhuangzi, M.Ö. 4.yy)
“Ben” kimdir? İnsan nedir? Hakikat’in ne tarafındayız? Hiç bir şüpheye yer bırakmayacak bir şekilde nasıl bilebiliriz bunu? Zekâ, mantık ve bilim… Bunlar Hakikat ile aramıza bir duvar örmüş olabilir mi? Freud, Camus, Heidegger, Kierkegaard, Pascal, Bergson, Kant, Nietzsche, Sartre ve Russel’ın yanında Mesnevî’den, Mişkat-ül Envar’dan, Makasıt-ül Felasife’den, Füsus’tan ilham alındı. Hiç bir öğretiye sırt çevrilmedi. Aşık Veysel, Alfred Hitchcock, Maupassant, Hesse, Shyamalan, Arendth, Hume, Dastour, Cyrulnik, Sibony, Zarifian ve daha niceleri parmak izlerini bıraktılar kitabımıza. Buradan indirebilirsiniz.
Kadınlar… Günümüzün Don Kişotları
Suzan Başarslan’ın dediği gibi “kadına dair söylenmesi gereken ne kadar söz varsa erkeğin söylediği” bir dünya bu. Sadece söz mü? Yaşama hakkı bile. Bugün Çin’de ve Hindistan’da yüzbinlerce kız bebek daha doğmadan ultrason ile ana karnında görülüp yok ediliyor. Erkeklerin güç mücadelesinde kadınlar eziliyor. Cumartesi anası oluyor, cezaevlerinin önünde sıra bekleyen, şehit tabutlarının üzerinde ağlayan oluyor. Şampuan veya otomobil satarken bedenini kullandıran, arka planda, silik, soyunan, tüketen, “figüran”… Kadınlara özne olma hakkını vermeyen erkekler mi yoksa bu hakkı alamayan kadınlar mı? Kadınlıklarını kaybetmeden, erkekleşmeden var olabilecek mi birgün kadınlar? 96 sayfalık bu kitapta Kadın’a ait kavgaları ve Kadın’ın kimlik arayışını sorguluyoruz. Buradan indirebilirsiniz.
Türkiye’nin Ulus-Devlet Sorunu
Devlet gibi soğuk ve katı bir yapı bizimle olan ilişkisini hukuk yerine ırkımıza ya da inançlarımıza göre düzenleyebilir mi? GERÇEK hayatı son derecede dinamik ve renkli biz “insanların”. Birden fazla şehre, mahalleye, gruba, klübe, cemaate, etnik köke, şirkete, mesleğe, gelir grubuna ait olabiliriz ve bu aidiyet hayatımız boyunca değişebilir. Oysa devletimiz hâlâ başörtüsüyle uğraşıyor, kimi devlet memurları “ne mutlu Türk’üm” demeyenleri iç düşman ilân ediyor, Sünnî İslâm derslerini zorla herkese okutuyor… Bizim paramızla, bizim iyiliğimiz için(!) bize rağmen… Kürt sorunu, başörtüsü sorunu, Hıristiyan azınlıklar sorunu… Bizleri sadece “insan” olarak göremeyen devletimizin halkıyla bir sorunu var. Türkiye’nin “sorunlarının” kaynağı sakın ulus-devlet modeli olmasın? 80 sayfalık bu kitap Kurtuluş savaşı’ndan sonra Türkiye’ye giydirilmiş olan deli gömleğine işaret ediyor. Ne mutlu “insanım” diyene! Kitabı buradan indirin.
Amerikalılar neden bu kadar gaddar? Dünyanın geri kalan kısmında yaşayan insanlara karşı niçin bu denli acımasız? Müslüman’ın Zaman’la imtihanı
Sunuş: Müslümanlar dünyanın toplam nüfusunun %20’sini teşkil ediyorlar ama gerçek anlamda bir birlik yok. Askerî tehditler karşısında birleşmek şöyle dursun birbiriyle savaş halinde olan Müslüman ülkeler var. Dünya ekonomisinin sadece %2-%3′lük bir kısmını üretebilen İslâm ülkeleri Avrupa Birliği gibi tek bir devlet olsalardı Gayrı Safi Millî Hasıla bakımından SADECE Almanya kadar bir ekonomik güç oluşturacaklardı. Bu bölünmüşlüğü ve en sonda, en altta kalmayı tevekkülle(!) kabul etmenin bedeli çok ağır: Bosna’da, Filistin’de, Çeçenistan’da, Doğu Türkistan’da ve daha bir çok yerde zulüm kol geziyor. Müslümanlar ağır bir imtihan geçiyorlar. Yaşamlarını şekillendiren şeylerle ilişkilerini gözden geçirmekle başlıyor bu imtihan. Teknolojiyle, lüks tüketimle, savaşla, kapitalizmle, demokrasiyle , “ötekiler” ile ve İslâm ile olan ilişkilerini daha sağlıklı bir zemine oturtabilecekler mi? Müslüman’ın Zaman’la imtihanı adındaki 204 sayfalık bu kitap işte bütün bu konuları sorgulayan ve çözümler öneren makalelerden oluşuyor.
Hayatta en kötü mürşit ilim ve fen olmasın sakın? Eğer Atatürk bir kaç yıl daha yaşasaydı o meşhur sözünü geri alır mıydı acaba?… Ateşi keşfetmeden önceki insanlık ile bugünkü “uygarlığımızı” karşılaştırdığımızda hiç yol almadığımız söylenebilir. Bundan 200 bin yıl önce komşusunun yiyeceğini çalmak için başına taşla vuran neandertal insani ile 2003 yılında Irak in petrolünü çalmak için bir milyon ıraklı sivili öldüren (veya buna seyirci kalan) homo economicus ayni uygarlık seviyesinde. Aralarındaki tek fark kullandıkları silahların teknolojik üstünlüğü. Teknoloji ve bu teknolojinin uygulanmasını mümkün kılan bilimsel buluşlar sıradan insanlar kadar bilim adamlarının da gözlerini kamaştırdı. Bugün karşımıza kâh bilimci (scientist), kâh deneyci (ampirist) olarak çıkan ahlâkî-felsefî bir duruş var. Bu duruş eğitim sistemimize ve resmî ideolojimize öyle derinden işlemiş ki sorgulanması dahi çok sayıda insanı öfkelendirebiliyor, rejimin savunma mekanizmalarını harekete geçirebiliyor. Bilim ve teknolojinin insanlığa otomatik olarak barış getireceğinden şüphe etmek neredeyse bir suç. Buna cüret edenler gericilikle, bağnazlıkla suçlanabiliyor. Pozitivizm ve “modern” yaşam üzerine yazılmış makalelerimizin bir derlemesini 75 sayfalık bir kitap halinde sunuyoruz. PDF formatındaki bu kitabı buradan indirebilirsiniz.
5 [?]




31 Yorum
Yazan:snowqueen Tarih: Eyl 27, 2007 | Reply
ik yorumu yapan olmak istedim
bu yazi oldukça ezberci ve yüzeysel bence.
yurt disina çiktiginizda ‘aa, siz kadinlar türkiyede burka giymiyormuydunuz?’, ’siz erkekler fes takmiyormsunuz?’, ‘hani develeriniz’ dedikleri anda bu sorulari soranlari ‘cahil’ olarak nitelemek yanlis degildir. ‘a evet ben bir islam ülkesinden geldim, carsaf, burka vb. benim kültürümün bir parcasi’ mi diyecekmisim?:))))
burada oryantalist bir bakis gelismisse alkislamam gerekiyor yani?
Her doguluya da ’sizin oralarda yüzlerinde dövmeler olan kadinlar ve erkekler konaklarda birbirlerine asik olup, töre cinayetleri isleyip
bir yandan da peri masallari gibi mi yasiyorlar?’ diyelim mi?
gece kluplerine gitmeyi tercih edenler vs. camiye gidenler
britney spears’i örnek alan kizlar vs. muhammedin kizlarini örnek alanlar
nasil ya?
saka mi?
nasil bir ayrim ve kiyaslama
britney spears’a gerek yok bu ülkede sibel can, hülya avsar, seda sayan, herhangi bir BBG evi yarismacisi gibi televizyon karakterlerini rol modeli yapanlarin, önemli kismi da
bahsettiginiz muhammedin kizlarini örnek alanlardan olmasin?
hani su ‘beyaz’ olmayan türklerden.
Beyaz Türk kimdir gerçekten bu ülkede?
Acarkentte yasayan beyazda, Kandilli sirtlarinda villada yasayan ‘zenci’mi?
Biri dügününü 5 yildizli otelde içkili yapar digeri içkisiz.
iste fark.
Sabancilar, Koçlar, Dedemanlar mi beyaz Türk?
Onlarda Anadolu kökenli degil mi?
Dedelerinin yoksulluk öykülerini dinlemedik mi, beyaz türk derken
kastettiginiz nedir?
dogru noktalara temas etmeye calisirken ezberlerin, kliselelerin
çukuruna düsmek bu olmali.
Yazan:Ece Tarih: Eyl 27, 2007 | Reply
Snowqueen,
Mine Kırıkkanat bir beyaz türktür mesela:)
Yada Bekir Coşkun abimiz(!)..
Anadolu, taşradır..Esmer türkler yaşar!
Beyaz türkler,taşradakilerin, ne yediğinden , ne içtiğinden, ne okuduğundan, nasıl düğün yaptığından bihaberdir..
O yüzden, 23 temmuz sabahı, uayndıklarında, şoke olurlar..
Biz uzayda yaşıyormuşuz yahu! demek zorunda kalırlar..
Fildişi kulelerde, masabaşında kalemşörlük yaparlar!
Halk otobüsüne binmezler!
Halk ekmek kuyruğuna girmezler!
Hatta ekmek kaç paradır bilmezler..
Bidon kafalılarla(!!) aynı kebapçılara gitmezler!
daha da yazayım mı:)
saygılar..
Yazan:BetüL Tarih: Eyl 27, 2007 | Reply
Bu kadar guzel anlatilirdi ancak..
Yazan:Bigalıoğlu Tarih: Eyl 27, 2007 | Reply
guzel bir yazı olmus;
yazana ve cevirene tesekkurler.
ancak son paragrafa takıldım.
sayın Akyol,yazılarında yonlendirme yapıyor bazen.bu bazen iyi bazen’de hedeften sapıyor.hedeften saptırma bilicli mi degil mi bilemiyorum ancak son zamanlarda islamiyete pay cıkarma cabası var.
sunu soylemek isterim.islam sonuctur.bir hedefe dogru yol alırken kullanılabilecek bir arac degil.islamcılık kavramı yeni bir kutuplasmanın onunu acar.tıpkı kurt sorununda ve ataturkculuk meselesinde oldugu gibi.
birileri kazanacaksa bu ulkenin iyiligini isteyen muhafazakar cogunluktur.islamcılar yada ataturkculur yada kurtler degil.
hep birlikte kazanacagız.
sonucta birlik ve beraberligini korumus,dunya’ya ornek musluman,gelismis bir ulke olarak ortaya cıkacagız.
Yazan:MY Tarih: Eyl 27, 2007 | Reply
@SnowQueen,
Beyaz Türk kavramini ilk kullanan yanlis hatirlamiyorsam Nilüfer Göle idi. Zenci-Beyaz gibi degil de “beyaz rus” ve diger ruslar gibi düsünün. Bati kültürü ile daha hasir nesir olup digerlerine tepeden bakan türkler bunlar. Tatlisu Türkü veya naylon Türk diyorum ben.
Mustafa Akyol’un Nasil Mutlu Olunmaz adli makalesi bu konuyu daha iyi açiyor.
Fakir beyaz türkler oldugu gibi zengin normal türkler de çok. Saraptan hiç anlamadigi halde sirke gibi Fransiz saraplarina sirf Fransa’dan geldi diye dünyanin parasini veren bir sürü insan taniyorum.
Kayserili ve dindar bir aile ise çok zengin olsa bile beyazlasmaz, en azindan ilk kusakta. Tabi belli olmaz, ALLAH az verip gezdirmesin, çok verip azdirmasin
amiiiin, cümlemize
Yazan:Ece Tarih: Eyl 28, 2007 | Reply
http://www.aksiyon.com.tr/detay.php?id=24107
Yazan:Ç-Z Tarih: Eyl 28, 2007 | Reply
Ece hanım güzel bir yorum yapmış ve iyi sorular sormuşsunuz.şimdi size yorumunzu öğrenmek için bir soru da ben sorsam;tehlikenin farkında mısınız sorusu ile başlatılan Cumhuriyet mitinglerinin,o bahis konusu yapılan elitlerce dile getirilen benzetmesi”çoban ateşi”.Bu aslında çoban olduklarını söyelemeye çalışmak mı oluyor,ateşi yakanlar olduklarını iddia ettiklerine göre!
Yazan:Haydar Tarih: Eyl 28, 2007 | Reply
KIM DEGILIZ?
Yaklasik 1992 den buyana yani 15 senedir ABD de ne kadar emek gucune dayanan fabrika varsa hepsinin neredeyse soyu tukendi. Bir zamanlar dunya otomobil piyasasinin % 60 nsahip Ford, GM ve Chrysleri simdilerde Toyota begenipte satin bile almiyor. Alisverise gittigimizde “Made in China” olmayan ekmek var zannediyordum megerse onunda bazi katkilari disardan geliyormus.
Eeee, iyide 300 milyon Amerikali nasil geciniyor?
Teknoloji.
Nano-Teknoloji, Bio-Teknoloji, Information Teknoloji (IT), Virtual-Teknoloji, Savas Teknolojisi, Haberlesme Teknolijisi, Tibbi Teknoloji, Insaat Teknolijisi ve daha niceleri.
…ve ABD Turk muhendis, doktor kayniyor.
Fakat ben bugune kadar gazetelerde bir Turk kose yazari gormedim. Filim veya dizilerde oynayanda yok. Bestseller kitap yazan Amerikali Turkde duymadim (Pamuk Turkce yazaridir). Sosyal Bilimlerde bilinen birkac profesor var onlarin coguda Ortadogu konusunda uzmanlik yapanlar. Politikacisida yok. Kisacasi meshur Turk yok varsada ya cocuk yasta gelenler (A Ertegun) yada ABD de doganlar (Dr. Oz).
Ama muhendis ve doktorun masallahi var. Ustelik hepside bir yerlerde kumandan filan.
Niye?
Turkiyede lisede de univesitede saglam teknik, matematik vs ogretirlerde ondan.
Ama soysal dallara gelince?
Ezber, basma kalip, tepeden inme, celiski aramayan, iletisime onem vermeyen, arastirma tekniklerinden yoksun… koru korune resmi ideoloji pompalanmis nesiller Kapikulenin disina cikinca bitiyor. Sukur aradan birkaci sorgulamaya, arastirmaya tanri vergisi olarak sahipte birseyleri ortaya surunce kafalarimiz karisiyor. Yoksa sloganlarla ve yasssaklarla yasayip gidecegiz.
Hele narsist boburlenmemiz yokmu!
Biz koca Osmanli iDiK! falan.
2000 senelik eski ve yenicerilerimiz
Ergenekonda boyle ettiydik
Estergon Kalamiz!
…
Ankarada 175 cm lik boyumuzla ayaga kalkip gordugumuzu dunya sanmiyormuyuz. Clinton Turkiye gelince seref bandosu ve taburu ile karsiliyoruz ama bizim hic bir basbakanimizi ABD ziyaretinde tek kisilik bandonun bile karsilamadigini duyunca hasta oluyoruz. Zannediyoruzki terazinin bir kefesinde ABD var oburunde Turkiye ve daralar uc asagi bes yukari ayni olmali… oyle bi beklentimiz var.
Sebep, boyali basinin nesillerdir bize pompaladigi uyduruk Turkiye ve Dunya tablosu.
***
OYLEYSE KIMIZ BIZ?
Rahmetli Ozal birzaman “kimligimizi bulalim, Avrupanin çopçüsümüyüz yoksa beyefendisimiyiz anliyalim” demistide ne dedigini tartisan pek olmamisti. Beyaz Turkler muhtemelen “bu ne diyor yahu? biz Avrupaliyiz tabiiki” derken “gobegini kasiyan” Turkler ise “he ya Alamanyaya bi kapagi atsam copculuge raziyim” diyordu.
Ne zamanki sahinlerin ve borukrasinin kara bulutlari, mafyacilari, hortumculari, cukulatacilari orada burada baskina ugrayip ortalik biraz olsun sakinlesti az cok kendimizi gormeye basladik.
Megerse hepimiz biraz Turk, biraz Kurt, biraz Musluman, biraz Ermeni, biraz basortulu, biraz alkolik, biraz Avrupali, biraz kadin, biraz Alevi, biraz engelli, biraz UEFA sampiyonuymusuz.
Biraz daha bu oligarsinin zincirlerinden kurtulunca gordukki muazzam insan ve tabii kaynaklarimiz varmis. Kimligimizi anlayarak, kabul ederekte Ispanyayi yakalamamiz mumkunmus.
Simdiden hedefimizi bir sonraki adima, Italyayi yakalamaya diksek fena olmaz.
Yazan:snowqueen Tarih: Eyl 28, 2007 | Reply
@Ece Hanim
Bende 22 Temmuz günü asabi bozulanlardanim.
Ailem Anadolu kökenli.
İse otobüsle gidiyorum
dün Kanyon’da Wagamama’dan yedim
Kayseri’ye gidince orda ne yenir onu da biliyorum
Bizim evde ankastre fırın ve jakuzi yok
Ama Kayseri’deki akrabalarimda var
oooops(söyle aksanlica) onlar esmer dimi
peki ben ne oluyorum?
Cumhuriyet mitinglerine akrabalarim da katildi.
beyaz? karbeyaz? kirik beyaz? kemik rengi? grimsi beyaz?
Yazan:snowqueen Tarih: Eyl 28, 2007 | Reply
Kimseyi üzmek rencide etmek istemem ama bu yazi o kadar garip geldiki sunu da eklemeden geçemeyecegim
Aker marka ipek esarbi içine yükseltiler koyarak Zara paltonun üzerine takmak ne zaman ‘milli’ kiyafetimiz oldu da yurt disinda ‘ülkenizde bütün kadinlar türban takiyormu?’ diye soruldugu anda müslüman bile olmadigim halde(!) ’simdi efendim bunu sormakta çok iyi bir noktaya parmak bastiniz ha keza bende kültürümden uzaklasmisim’ diyecegim!!
Yazan:BirDost Tarih: Eyl 28, 2007 | Reply
@Snowqueen,
Kimseyi üzdüğünüz yok, sizin gibi örnekler epey var.
Ben sizin durumunuzda olanlara “korkusu kullanılan saf laikler” diyorum.
Ülkede yükselen bir orta sınıf var, bunlar anadolu insanı, muhafazakar. Daha görünür oldular, iktidardan pay istediler, aldılar.
Birileri de iktidarını kaybetmemek için (o
ligarşi) savunmaya geçtiler, korkular ürettiler, bu korkuyu kullanarak (mitingler) sınıfsal imtiyazlarını korumaya çalıştılar.
Bunun farkına yeni vardığınız için kafanız karışık.
Bu sebeple fena halde aldatılmış gibisiniz, kayserideki ankestre mutfak eşyasını anlayamıyor olmayan vehimlerle mitinglere sempatik davranıyor, 22 Temmuz’da asabınızın bozulmasına sebep oluyorsunuz.
Akyol’un yazısı çok iyi bir yazı, güzel bir resim çekmiş.
Korkusu kullanılanlar ile bu korkuyu kullananlar içice geçiyor bazen, karışıklığın nedeni bu.
Siz kullanılan taraftansınız, kemalist modernleşmenin dönüştürmeyi becerebildiği, kendi kültüründen koparttığı, ama sınıfsal bir imtiyaz da vermedği azınlıktan.
Yerinizde olmak istemezdim, fena halde arada kalmışsınız.
Yazan:snowqueen Tarih: Eyl 28, 2007 | Reply
@Sayin Bir Dost,
Kizini özel üniversite okutan Abdullah Gül’de Anadolu insani mi?
Gerçekten saf olan kim acaba.
Kendi kültürümden kopup kopmadgimi nerdin biliyorsunuz?
Kendi kültürüm nedir?
‘kendi kültürüm’ hititlerden, bizanstan, romadan izler da tasiyor
sadece islamla biçimlenmedi.
esas siz ‘baska kültürlerden’ kopmus olmayasiniz?
Yazan:snowqueen Tarih: Eyl 28, 2007 | Reply
neden ekledigim beyaz türklerle ilgili olan link ve alinti siliniyor bu arada?
EDİTÖRÜN NOT:
NEDEN HEMEN SUÇLAMA YAPIYORSUNUZ? SİLİNEN BİR YORUMUNUZ YOK, VERİTABANINA ULAŞMAMIŞ OLABİLİR. SUÇLAMA YAPMADAN ÖNCE, YORUMLARINIZIN DAHA ÖNCE SANSÜRE UĞRAYİP UĞRAMADIĞINIZA BAKARSANIZ DAHA İYİ OLUR.
ŞİMDİYE KADAR KAÇ YORUMUNUZ YAYINLANMADI?
SAYGILAR.
Yazan:BirDost Tarih: Eyl 28, 2007 | Reply
@snowqueen
Tabi ki anadolu insanı, ya ne sandınız? Yükselen orta sınıf tam da bu demek zaten.
Ama pardon alışmıştınızdeğil mi cahi ve fereceli anadolu insanına siz?
Evet, gerçekten kim acaba, önemli soru.
Neymiş bu izler mesdela? Lozan sonrası mübadele kimlerin eseri? Ya kemalist ulus devlet? 1930′laın faşist uygulamaları? 6-7 Eylul olayları? Bunları kim tezgahladı?
Bunları da mı Allahın cezası tayyip yaptı? Yosa öykündüğünüz kemalist modernlemşme ütoptası ulus devlet mi?
Bu halkın % kaçı “müslüman”? Onları neden yok sayma eğilimindesiniz? Neden Anadolu insanının sınıfsal yükselişi, refahtan pay almaları bu kadar zorunuza gidiyor?
Kültür durağan mıdır? Hangi kültür değişmeden aynı kalmıştır? Değişmeyen tek şey değişim değil midir?
Alışmıştınız değil mi, sadece hasta bakıcı, bankada temizlikçi başörtüsü hanımlara?
Doktor olunca, mühendis olunca, özel okulda okuyunca,dil öğrenince Akmerkeze gidince, Vakko’dan giyinince acayip bozuldunuz, hele bir de kimliklerini de korumaya çalışmıyorlar mı, ıyyyh çekilir dert değil.
Şu haliniz zavallığın resmidir.
Yazan:Mehmet Yılmaz Tarih: Eyl 28, 2007 | Reply
Sayin SnowQueen ,
22 temmuzda bir çok akrabam ve çocukluk arkadasim neredeyse kalp krizi geçirdiler. Kendilerine geldiklerinde ise ”demek ki Türkiye Bebek-Etiler degilmis” dediler. Gençligini Istanbul Bagdat Caddesinde geçirmis biri olarak sizi çok iyi anliyorum.
Madem Müslüman degilsiniz o halde biraz Kemalist olmayi deneyin
Atatürk Stalin ile görüsmek üzere askeri temsilci yollarken söyle demis :
”Sarayda verilen resmi bir yemekte önüne birden fazla çatal ve biçak konacak. En distakinden baslaman ve yemek ilerledikçe içeridekileri kullanman icab eder. Ama sen askersin, bunlari uygulamazsan bir sey olmaz. Ama sunu unutma, Ruslar bir halk devrimini yeni kazandilar ve çok izdirap çektiler. Bu konuda konusurken çok dikkatli ol”
Basörtüsü konusunda konusurken kalp kirmamaya özen gösterin. Bir çok kizin okumasi engellendi bu yüzden. Is bulamayan, hakarete ve saldiriya ugrayanlar var çok sayida. Bu hanimlarin esleri de onlar gibi magdur. Bulunduklari ortamlara göre fislenebiliyorar, kariyerleri engelleniyor “dindar” olduklari için. Bir çok insan için basörtüsü inançlarinin geregi ve sanki namaz veya oruç engellenmis gibi algiliyorlar bu anlamsiz yasagi. (Sapka kanununa ragmen buna uymayan erkeklere bir sey yok nedense)
Evet, Türkiye Istanbul-Izmir-Ankara’nin zengin semtlerinden ibaret degil. CHP’nin kadin kolundan istifa eden bir tanidigim Istanbul’da binlerce çocugun yerin altindaki oyuklarda yasadigini anlatti. CHP için oy istemeye gittikleri bir gecekonduda yasli bir kadin “oglum sehit oldu maasi henüz baglanmadi, bana ne getirdiniz?” demis. CHPliler “Teyze biz oy satinalmaya gelmedik, biz Atatürkçüyüz, sana fikir getirdik” demisler. Kadinin yüzü asilmis. Bizimki ögleden sonra bir torba içinde zeytinyag, seker, makarna, vb götürmüs. Kadin boynuna sarilmis, “ALLAH senden razi olsun, bu aksam ne yiyecegimi bilmiyordum”
Türkiye’nin bir kismini gezdim ve Anadolu’lu insanlarla tanistim, evlerinde konuk oldum. (Keske bazi ukala köse yazarlari da zahmet edip Gebze’nin dogusuna gitselerdi)
Adapazari’nda tanidigim iki üniversite ögrencisi ise aylarca ekmege yag sürerek karinlarini doyurdular. Penceresiz, zemini toprak bir garajda oturuyorlardi. Sene 1987. Biri Mardin digeri Kirsehirli Kürt olan bu iki genç için en büyük zevk saz çalmak ve Pir Sultan Abdal’dan deyisler okumak idi. Ikisinin de ögretmen olan babalarinin nüfüslarinin kayitli oldugu köyler Kürt köyü olarak fislendigi için görev yerleri sürekli degistiriliyordu. Tasinma yardimi hak ettikleri halde ödenmiyordu, zaten az olan aile gelirleri tasinma masraflarina gidiyordu.
Bu gençlerin her ikisi de çok dindar müslümanlardi. Onlar için Islam kürtlükten öndeydi. Türkiye’ye karsi en ufak bir isyan duygulari yoktu. Bu adaletsizlikerin düzelmesi için ALLAH’a dua ediyorlardi.
Simdi CHP’ye oy verenlere sormak isterim, bu mudur yikilmasindan korktugunuz rejimin icraati? Sayin SnowQueen, sizin ve benim CHPli akrabalarimizin Cumhuriyet Mitinglerinde korumaya kostugu KOSTUGU ATATÜRK TÜRKiYESi bunun için mi kuruldu?
Bazilari “aah biz bunlari bilmiyorduk” diyorlar 22 temmuzdan sonra. Bilmeyen susar ve dinler, ögrenir. Ama bizim BEYAZ TÜRKLERDE ayni kibir, simdi de mahalle baskisi, Malezya olmayalim diye birseyler yumurtladilar. Ne oldu Iran’in modasi geçti mi?
ülkemizin gerçeklerinin çok az bir kismi basina yansiyor. O da çarpitilmazsa.
Sitemizin en üst kisminda TESEV’in hazirladigi “Milletin Bölünmez Bütünlügü” adli bir rapora link var. 300 küsür sayfa, bitirebilmek için bayagi bir sabahladim. Ama okumaya deger. Hatta bastan yazarlarin yorumlarini atlayip sadece mülakatlari okuyabilirsiniz.
Bu rapor herkesin Türkiye’nin geri kalan kisimlarini da anlamasi için iyi bir baslangiç.
Özellikle rapordaki mülakatlar halkimizin Türklügü ve kismen de olsa Islam’i algilama biçimini ortaya koyuyor.
Dostlukla
Yazan:knz Tarih: Eyl 28, 2007 | Reply
Değişen birşey yok.
bu dindarlığın adı tanzimat dindarlığıdır.
Malesef yurt dışlına giden türkler içerikle ilgilenmek yerine dış yüzeye bakarlar.
Sanki bu kişiler yurt dışına gitmeden önce biz dindar değildik, herşey bunlarla başladı.
Osmanlı paşası yurtdışına gittiğinde piyanosu ile döndü ya, bunlar ondan beter oldu.
Bi sorsanız mine kıırkkanat masum kalır.
önce dinimizi ve dindarlığımıız küçümsediler.
amaerika’ da bir armishler varmış, ama bir armish ler varmış ,.anlata anlata bitiremediler.
hani warren jeff diye adı geçiyor/ tutuklandı haberiniz vardır. amerika böyleymiş, almanya bile şöyleymiş aman da amanmış.
Almanyada din kitabı yazmışlar okulda okutuluyormuş da..
kimse demiyor ki, ne yazdınız o din kitabına diye ?
Elin amerikalısı iki kadınla evleniyormuş, biz o kadar dindar olamıyormuşuz.
onların ppası varmış, biizm yokmuş..
onlar şöyleymiş böyleymiş..
önce anneleri babaları sindi. Söz konuus şey müslümanlık aman biz bilmiyormuşuz dendi.
aa biz bilmiyormuşuz.
biz de ayakkabıu çıkaraırdık ece, ama isterse 30 kişi olsun o ayakkabılar dağınık durmazdı.
mahçubiuyet diye bişey vardı.
biz ne cahil insanlarmışız dendi.
her gelenin ayakkabısını alır, raflara dizerdik. öyle dağnık, berduş tutmazdık.
önce ana’ların boynundaki örtü sıkıldı.
benim babanem piknikte başını tepeden bağlardı.
piknikte kocasının yanında boynu açık dolaşmak
köylülüktü.. onları köylü köylü diye aşağılayarak boyunları kapatıldı.
Millet biz bilmiyoruz herhelde demeye başladı.
ben camide büyüdüm. beş yaşımdaykem erkek immalar odasında baş imamın burnunu çeker, tekeksini yere düşürürüdük., adamcağız çocuklar oynasın diye ses bile etmezdi.
malaezyada 5 yaşında çocuklar anneananemin piknikte dolaştığı gibi dolaşımıyor.
beş saniye beş yaşındaki çocuğun giyeceği kıyafete tahamül edemeyecek yazar takımı da
övgüler diziyor.
ben iran gibi olmayı malezyaya tercih ederim,.
siz otelelrde istediğiniz gibi yaşayın beş yaşında çocuğa, yaşının tahamül edemyeceği birşey dayatın., aferin size.
insanlığın altın kuralını hergün bir yere yazacağım.
Başkalarına kendinize davraılmasını istediğiniz gibi davranın.
ne baş imam hayatta, ne de babaannem ne halalar, o nesil kayboldu., onlar yaşasaydı görürdünüz..
bir de baktık sih gibi dindarlaşıyoruz.
sihlere döndük. dünya müslüman sih gibi birşey olarak tanıyor.
yapmayın etmeyin, biz zaten dindardık.
biz dünyanın bi tanesiydik,.
warren jefflerden dindarlık öğrenecek değildik.
Yazan:snowqueen Tarih: Eyl 28, 2007 | Reply
@BirDost,
kizini özel üniversite okutan Abdullah gül, çocuklarini yurtdisina gönderen Tayyip Erdogan, Rixos ve Caprice otel, hadi geçtim Oruçoglu
kaplicalarinda tatil yapan islami zenginler zencide, halk çocugu da
cumhuriyet mitinglerine katilanlar ‘halk’ degil mi?
sizde bu farki anlayin.
Hiç bana ‘pardon alismistiniz cahil ve feraceli Anadolu insanina’ seklinde ‘popülist’ göndermeler yapmayin, Anadolu’yu sizin kadar bende taniyorum.
siz benim hangi kültüre öykündügümü biliyorsunuz da hemen çikarim yaptiniz. Bu ülkenin ‘kültür’ tarihi 1930′larda mi basliyor?
6-7 eylül olaylarini mi savundum? Gene popülizm.
hemen ‘Anadolu insaninin yükselisi, islami sermaye zorunuza mi gidiyor’ diyorsunuz, bunun bir ötesi ‘yok, yok müslümanlar zorunuza gidiyor’
bu ülkenin %kaçinin müslüman olmasi beni ilgilendirmiyor.
su % leri birakin artik.
Kültür degisiyorsa neye dayanarak beni 1930′larin politikalina göre yargiliyorsunuz?
Akmerkez’e gidip, Vakko’dan giyinince statü artiyor degil mi?
Böyle mi kimlik korunuyor?
Yukaridaki yazida ipoduyla gezen ’sarisin’ kiz arkadasi olan adam küçümseniyordu hatirlatirsam.
Basörtülü kadinlari rencide etmek gibi bir niyetim yok,
sadece bana sürekli ‘ne oldu zorunuza mi gitti basörtülü zengin görmek’ derseniz bende ters tepki olusur.
‘eyvah basörtütüler etrafi sardi, rejim elde gitti’nin karsiti
‘basörtülülerde biraz pastadan yesin, zengin olsun, vakkodan giyinsin mi?’
herseyi degerlendirirken basörtüsü etrafinda mi dolasacagiz?
Evet Atatürkçülükte karin doyurmuyor, cümlenin icine joker manabinda ‘basörtüsü’ sikistirip gelir dagilmilari arasindaki ucurumlari silmek calismakta.
Yazan:snowqueen Tarih: Eyl 28, 2007 | Reply
@editöre,
suçlama yapmadim, sadece neden gözükmedigini merak ettim.
EDİTÖRÜN NOTU:
SUÇLAMA YAPMADINIZ MI? “NEDEN SİLİNİYOR” İFADESİ SİZİN DEĞİL Mİ? SİLİNDİĞİNİ NEREDEN BİLİYORSUNUZ? BİLMEDEN BÖYLE SUÇLAMALAR YAPMAYIN.
WP ALTYAPISINDA BAZEN SORUNLAR OLUYOR VERİTABANINA GİRMEDEN SUNUCU İLE BAĞLANTI KESİLEBİLİYOR. YORUMLARINIZI KOPYALAMADAN GÖNDERMEYİN. EĞER ÇIKMAZSA BİR SÜRE SONRA TEKRAR GÖNDERİN.
KÜFÜR VE HAKARET İÇERMEYEN HER YORUM YAYINLANIR.
Yazan:snowqueen Tarih: Eyl 28, 2007 | Reply
ayrica bahsettiginiz modernlesme hareketi knz’nin de bahsettigi gibi tanzimat döneminde hatta daha bile öncesinde baslamistir,
kemalist projeye gelmeden önce bunlari da hatirlamakta yarar var.
Yazan:snowqueen Tarih: Eyl 28, 2007 | Reply
böyle parça parça kusura bakmayin da, bianet linkinde sunlar yaziyordu:
AKP iktidarını destekleyen gazete yazarları, AKP’ye karşı çıkanları “seçkinciler, elitler” diye suçluyorlar.
Öyle bir hava yaratıldı ki:
Bir yanda mavi kanlı bir avuç yönetici, Karşılarında da 70 milyonluk halk kitlesi.
Sosyalist mi bu yazarlar ?
AKP destekçisi yazarlar “sosyalist bir ideolojiyi savunur gibi” mavi kanlı elitlere karşı “halkımızdan yana” tutum içindeler.
Onlara göre “mavi kanlılar” kimler? Çankaya’da Ahmet Necdet Sezer’den başlamak üzere seçkinler. Bir de seçimle değil de atama ile işbaşına gelmiş bürokratlar!
Şu anda işbaşında olan sivil bürokratların hemen tümü AKP iktidarında göreve geldiklerine göre, kastettikleri o bürokratlar olmasa gerek. Bürokrat derken yüksek rütbeli generalleri üstü kapalı olarak söylemek istiyorlar. Bir de üniversite profesörleri, sanatçılar, aydınlar filan…
Bu söylem çok tekrarlandı. Giderek bir illüzyon yaratıldı.
Ah şu elitler,mavi kanlılar
Benim asıl takıldığım ise “seçkinler ve elitler” söylemi… Çevreme bakıyorum da hiç elit, seçkin, mavi kanlı kimse göremiyorum.
Galiba, AKP’yi desteklemek için, kamuoyunu manipüle etmek üzere, kitleleri sürükleyecek bir ‘sosyalist söylem’ buldu uyanık yazarlarımız. Türkiye’de elit ve seçkinler diye özel bir zümre yok ki… Bunu onlar da biliyor ama AKP’yi başka nasıl desteklesinler ki? 301. maddenin savunucusu iktidara başka nasıl “Demokrasi kılıfı” geçirebilirler?
Peki neden onlar “seçkin, elit” olarak tanımlanıyor da, Gül ve Erdoğan “halk çocuğu”? Onlar azınlık bir zümre de, bunlar 70 milyonun temsilcisi?
Bürokrasinin elitleri diye eleştirilen ordunun generallerini de köken olarak araştırın. Hepsi Anadolu’nun yoksul ailelerinin çocukları. Zengin çocukları zaten harp okullarına gitmezler.
Ayrıca Türkiye’nin zenginleri de “elit ve seçkin” değil. En babayiğit zenginleri düşünelim. Sabancı ailesinin dedesinin hamal olduğunu Sakıp Sabancı anlatıp dururdu. Koç ailesinin Vehbi dedesi de Ankara’da bakkallık yaparken nasıl yabancı markaların komisyoncusu olduğunu anlatırdı. Eee, seçkinlik, elitlik nerede?
Seçkin(!) işadamlarının/zenginlerin sünnet düğünleri haberlerine bir göz atın. Konuklara en büyük sürpriz, İbrahim Tatlıses’i getirip, başından aşağı dolar saçmaktır. İnşaatlarda demircilik yaparken, sesini ve aklını kullanıp çok çalışarak kendi başına bir holding gibi kazanan İbo da “elit” elbette. Çünkü çalışarak bir yerlere gelmiş. Yani 70 milyon halk çocuğundan değil. Bu nedenle AKP’den koymadı elbet adaylığını!!
füsun özbilgen
Yazan:didem Tarih: Eyl 28, 2007 | Reply
merhaba herkese,
Bu yazi bu siteye hic yakismamis. Yazarin adini ilk defa duyuyorum. Populist, dislayici, nefret dolu, yer yer komik…
Burada bay/bayan(?) snowquenn’e katiliyorum. Giresun’da yasadim universiteye gidene kadar. Daha sonra ABD’ye geldim. Anadolu’yu (daha cok karadeniz ve dogu anadolu) az cok gezdim. Kayseri’ye hic gitmedim. Otobuse biniyorum. Zara’dan bi seyler almisligim vardir. Ailemde disari cikarken basortusu/turban takan da var. Babam esnaf, annem memurdu. Ailemde herkes, dedem disinda, CHP’ye oy verdi. Zengin miyiz derseniz, durumumuz iyi ama bu yazidaki gibi zirt pirt yurtdisinda, laylalarda degiliz. Ben de boyle bir elit, beyaz turkum iste.
Benim anlamadigim bu elit/anadolu cocugu sacmaliginin uzerine atlayip suyunu cikaranlar neden ayni seyi karsi taraf ‘mahalle baskisi/malezyalasma korkusu’ konusunda yapinca bu kadar rahatsiz oluyorlar?
Bilmiyorum ama bu yazi bana cok basit geldi.
Yazan:freedom Tarih: Eyl 29, 2007 | Reply
Komik bir yazı olmuş. Yazana da çevirene de bize bu eğlenceyi sağladıkları için teşekkürler.
Yazan:Ç-Z Tarih: Eyl 29, 2007 | Reply
Birkaç anım;seneler önce ilk yurt dışına gidişimde nedense hep Fransızlara,İtalyanlara yada İspanyollara benzetilmiştim.Buna ilk başta şaşırmıştım”bunlar kendi küçücük dünyaları dışında hiçbir şey hakkında bilgi sahibi değiller”diye düşünmüş ve itiraf ediyorum bana bu soruları soranlara cehaletleri yüzünden tepeden bakmıştım.Buda yetmezmiş gibi benim gibi kısıtlı imkanını değerlendirip gezebilen birinin onları kimliği ile şaşırtmış olması hoşuma gitmişti zira Türk ve Müslüman olduğumu öğrenen biri bu konuda bir bilgi aldığında tanımış olduğu benden aldığı bilgi ve izlenimden farklı ise bilginin doğruluğundan şüphe edip, çelişkiyi sınayacaktı.
Belki bunun sebebi yurt dışına çıkmadan önce İngiliz genç bir öğretmenle tanışma fırsatımın olmuş olmasıydı.Onu adetlerimize uygun misafir etmiş,ünlü Anadolu insanının konukseverliği ile ağırlamıştık.Her ziyaret ettiğinde şaşırdığı bir şeyler oluyordu.Şaşkınlığının sebebi açıkça ifade ettiği gibi bonkörlüğümüz,hoşgörümüz ve samimiyetimizdi.Anadolu insanı ona insani duyguları hatırlatmış ve bu aile sıcaklığından hoşnut kalmıştı.Ben de buna şaşırmıştım ama ne zaman onun ülkesini ziyaret ettim işte o zaman neden öyle düşündüğünü anlayabildim.
Çok güzel özenilesi Anadolu insanı meziyetleri;paylaşmak,hoşgörmek ve kanaat etmek!!
Ama Mustafa beyin yazısında konu ettiği kişilerle de bir arada bulundum ve hatta havalanından sonra yaşadığımız bazı saçmalıkları gördükçe yazıya konu kişilerin neden öyle düşündüğünü anlayabildim.
Hani yukarıda otobüse binmeyi halktan biri olmak olarak tanımlayanlara sorsam;sabahın köründe ve akşamın yorgunluğunun çöktüğü geç saatinde o otobüste elinizde kitap yada gazetenizle oturarak seyahat etmek istemez misiniz?Size layık görülen sardalya istifi yolculuktan neden şikayetçi olmazsınız ki?
Kapkaç yapan minibüslerin altında kalmadan yaya olmayı becerebiliyor musunuz?
Yol kenarlarında ağzı tıka basa dolu 1 adet çöp tenekesi bulunmasından dolayı insanların ellerindekini sokağa fırlatmasından memnun musunuz?
Ben bunlardan utandım?Çünkü bunlara layık olmadığımız düşünüyorum.Anadolu insanının köyünde musluğundan su akmadığı halde ne kadar temiz olduğunu biliyorum zira.Eee o halde bu hizmet neden yoktu.80 senelik Cumhuriyet ülkesindeki kalkınma,gelişmişlik neden bu kadar yavaştı?Neden gelirler arasında korkunç bir uçurum vardı ve insanın en tabii eğitim hakkı neden bazı “elitlerin” lüksü gibi kalmıştı..
Daha bir yığın soru..
Sayın snowgueen sizi anlıyorum ama iş evde ankastre yada jakuzi meselesi değil kaybedilmiş eğitimsiz nesiller.Madem Anadolu insanısınız kaçıncı nesil üniversitelisiniz?Ve düşünün elit diye tanımlanan insanlar neredeyse Osmanlıdan beri tüm nesilleri üniversiteli ve göbeğini yada ayağını kaşıyan insanlara cahil,kaba görgüsüz diye tepeden bakanlar da bunlar.Bu aza kanaat edip hoş gören,isyan çıkarmayıp üstelik de her ihtiyaç duyduğu hakkı kullanma talebinde bulunduğunda darbe yiyen göbeğini kaşıyan cahil halk adamı asla iktidarda söz sahibi ve hatta iktidar hiç olmamalı,niye???Açgözlülük,tamahkarlık,layık görmeme.Kim bunlar acaba?
Yazan:snowqueen Tarih: Eyl 30, 2007 | Reply
@sayin Ç-Z
bakin, yukaridaki yazi düpedüz yüzeyseldir ve çeliskilidir.
önce marka jeanli, ipodlu adami ve yanindaki kiz arkadasini küçümser,
sanki bu ülkede marka giyinen ‘islami’bir kesim yokmus gibi.
Ardindan ‘aa, ülkenizde türban takmiyormusunuz siz’ seklinde oldukça ‘oryantalist’ bir soru karsisinda ne diye cemkirdigimize takar.
Sonra bizleri yerel kültürden kopmakla suçlar, bu topraklarin yerel kültürü osmanli ile baslamis gibi. Yerel kültür sadece islam sentezli
olurmus gibi.
Biz Arap toplumu degiliz diyenleri küçümser, sonra ‘bu ülkeye neden seriat gelmez’ diyince kendi baslar ‘çünkü biz arap toplumu degiliz!’
‘beyaz türkler hede hödü, halkin iktidari gelsin’ gibi sosyalist söylemler kullanir, patronlarin beyaz ya da yesil olmasinin ‘fark göremiyorum ya siz’ kismini silmek için.
sanki bu ülkede islami holdingler, oteller, hortumlamalar yokmus gibi.
‘beyaz türk’ dedigi ve kafasinda ‘ideolojik’ olarak sekillendirdigi
illuzyon yaratiginin kadinlarini ‘britney spears’i örnek almakla gene
küçümser. Kendi kizlari ‘muhammedin kizlaridir’ çünkü…
Ötekiler müslüman falan degildir ne münasebet, en müslüman kendisi. Kadinlar adina karar verir, uygular, biçimler.
sizler muhammedin kizlariniz onu yapmayin, sizler muhammedin kizlariniz bunu giymeyin, siz basit ve siradan ‘onlar’ gibi ucuz degilsiniz, ben karar verdim evet degilsiniz!
kemalist projeye öfke kusar, osmanli’daki ‘garp’ alametlerini, bati hayranligini geçistirir.
muhfazakarligi ‘kültür’ diye yutturmaya çalisir, utanmasa töre cinayetleri de kültürümüzün parçasi diyecek.
dünyanin her yerinde ’sehirli’ler kasabalilari, kasabalalir köylüleri küçümsemiyor mu? Kayserili anneannem ‘biz kayseri içindeniz onlar köylüsü’ der baskasindan bahsederken.
Kapitalzmin sorununu, yillarca düsmanlik beslenen ’sosyalist’laflarla
idelojiklestirerek vermek ahlakli midir?
Abdullah Gül’ün kizi bilkent üniversitesini bitirince, basörtülü hanim
akmerkez’den giyinince bütün anadolu kizlari bilkent bitirmis, bütün anadolu kadinlari akmerkez’den giyinmis mi sayildi?
Tarikatlar, cemaatler çoktan altlarina son model arabalari çekti merak etmeyin, ama ‘zenci’ edebiyati yapinca ‘çeksinler tabi onlara helaldir’ denecek degil mi?
Yazan:Ekrem Senai Tarih: Eki 1, 2007 | Reply
Tercümedeki “Beyaz türk” tabiri orijinalinde yok. Secularist Turk tabiri yerine şablona daha uygun olduğu düşündüğüm ilk defa Nilüfer Göle’nin ortaya attığı Beyaz Türk tabirini kullanmayı yeğledim. Bu sebeple tabire olan itirazlar aslında tercümeye aittir.
Bu yazıya TDN’de Burak Bekdil snowqueen hanımefendinin düşünceleri paralelinde bir cevap vermişti. Mustafa Akyol da bu cevaba tekrar bir cevap vermişti. Bu yazıların da okunmasında da fayda var.
Yazan:Ekrem Senai Tarih: Eki 1, 2007 | Reply
Bu arada yazının anafikrini “modernleşme kötüdür” olarak algılayan arkadaşları ayrıca tebrik ediyorum. Yazıyı yüzeysel bulmanızın sebebi anlaşılıyor.
Yazan:Ç-Z Tarih: Eki 1, 2007 | Reply
@ Snowqueen *
Michael Jackson…”Düpedüz yüzeysel ve çelişkili” bulduğunuz yazının bana iki kelime ile özetlediği bu.Beyaz’lıktan dolayı değil tabii
Yorumlarınızdan birinde okuduğumdan hatırlayabildiğim kadarı ile reklam metin yazarısınız.Benzerleri birbirinden ayırt edebilmemizde baş vurulan yöntemlerden biri de detaylara dikkat etmektir. Ancak detaylarla yakalanabilen farklılık üzerine senaryo/metin inşa ettiğiniz için sizin bu konuda daha bir dikkatli olduğunuzu düşünüyorum.
Jean,sarı saç,ipod gibi detayları bir kenara bırakırsak, Akyol’un yazısında da sizin yorumunuzda da altı çizilen esas konu “din=İslam” değil mi? Herkesin dine bakış açısı bulunduğu nokta itibariyle farklı olabilir.Bazı zihinlerde modernleşme = batılılaşma engeli olarak öne sürülen neden “din=İslam”da olabilir.Böyle bir iddianın var olmadığını da kimse iddia edemez.
Böyle bir iddia üzerine kafa yorup anlamaya çalışırken ,iddia sahipleri hakkında da fikir sahibi olunup,tanımlarının yapılıp, paylaşılmasında yüzeysel yada çelişik bulduğunuz nedir pek anlayamadım?
Ben bu yazıyı okuduktan sonra daha çok bu iddia sahiplerinin nasıl var olduklarını merak ettim?Bu toplumun aykırı otları mı yoksa 9.köyden kovulmayı göze almış doğrucu Davutlar mı oldukları üzerine düşündüm?
Nasıl var olabildiler?
Diyelim bu iddiayı ortaya atanlar Batı’dan, doğudaki Türkiye’ye bakanlar.Peki bu teşhisi benimseyenler kendilerini Türk ve Müslüman olarak tanımlamıyorlar mı?Nasıl oluyor da kendilerini, batıdan bakılınca Türkiye genelinde çizilen bir çerçevenin dışında görebiliyorlar ve İslam dini için yapılan bu teşhise onay verip destek çıkıyorlar?Çoğunluğun fark edemediği,sarıp sarmalandığı bir soruna nasıl oluyor da objektif (!) bir yaklaşım sergileyebiliyorlar.
Onların varlığını biraz da şuna benzettim;herkesi etkisi altına alan salgın hastalığa yakalanmayan doğuştan panzehirli şanslı insanlar!Eh onlar bu İslam olgusundan etkilenmeyecek hangi panzehire sahiptiler peki?
Bu iddia sahiplerinin hepsinin Hıristiyan,ateist olması durumunda sorun olmayabilirdi ama kendilerini Müslüman olarak tanımlayan İslam dini mensubu olduğunu söyleyen bu insanların dayanağı neydi?
Hangi açıdan,nasıl bir düşünce sistemi donanmışlardı ki içinde bulundukları topluma çuvaldız batırabiliyorlardı?Türk ve Müslüman olmanın ötesine ulaşmış insanlar,kendilerini aşmış entelektüel birikimleri boyut değiştirmelerini sağlamış olan insanlar.Peki ama nasıl öyle olmayı başarabildiler(!)?
Konu,din iyidir yada kötüdür,modernite taraftarı olunmalı yada olunmamalı kim Akmerkez’den giyinmiş yada giyinmemiş,kim hangi okulda hangi eğitimi almış gibi “yüzeysel” detaylar değil bence de asıl tartışılması gereken.
Üzerine durup tartışılması gereken konu;Neden sınıflar,gruplar oluşturmak için bu detaylara başvurulma ihtiyacının hissedildiği?Benim aklıma gelen çok basit bir cevap var, hükmeden ve hükmedilenleri çok belirgin bir şekilde birbirinden ayırabilecek sınır çizgilerini çekebilmek!!
Yazan:knz Tarih: Eki 3, 2007 | Reply
Bir de beyaz müslüamlardan bahsetmek isityorum. Mahallenin baskısı yok, beyaz müslümaların mahalleyeye baskısı var daha çok.
beyaz müslüamların baskısı diyanaeti de onların temsilcisi olamya zorluyor.
diyanet işleri başkanı sabah tv de izledim.
şöyle bir cümle kullandı:
namaz kılan da, kılmayan da, başı örten de öretmeyen de müslümadır. ben müslümanım diyen herkes müslümandır dedi.
başörtüsü bağlamında bakarsak, ayyaş da müslüman, başörtüsü takmayan da müslüman anlamı çıkıyor.
başörtüsü takmadan müslüman olmak en azında gri. ayaş kadar derin zenci değil.
bir de halkın başörtüsüne aşağılama bu bembeyaz entellektüel kesimden geldi., Saçının bir telini göstememek, daha düzgün bağlamak. Mahalleli yurt dışınına gitmiş kişiler bizden daha iyi bilir, devlete girmiş kişiler daha iyi bilir anlayışıyla zencileşti.
veya beyazlaşmaya çalıştılar. Ne yapsak onlar kadar olamıyoruz. ne jip sahibi olabliyoruz, bize siz aptalsınız para kazamamıyorsunzu diyen yazarlar baş köşe oluyor, ne onlar gibi düzgün baş bağlayabiliyoruz, onların mutlaka beş vakit namazı kılmış olduklarını düşünüyoruz, çünkü senin alnın secdeye mi varıyor din hakkında konuşuyorsun diyorlar,
ne yapsak mahallede olmuyor.,
sonra onlar mahalleye deniz feneri buldozeri göndererek bize ihsanda bulunuyorlar. bizm ağlama seslerimizi tv de yayınlayarak deşifre ediyorlar.
diyanet içleri başkanın bizi göndediği ayyaşlar sitesinde kendimize bir yer bulduğumuz için sükrediyoruz şimdilik.
Yazan:Bembeyaz Türk Tarih: Tem 10, 2010 | Reply
Bu ne biçim bir yazı be kardeşim nasıl bir psikolojide yazdığında belli senin bunu sırf türbanlısın diye üniversitede sorunlar yaşamışsın ideolojin bu ülkede hep aşağılanmış gerek atatürk gerekse atatürkçü milliyetçiler tarafında yerle bir edilmiş.1923 ten bu yana çektiğin ızdırabın sonucudur senin bu yazdığın.Boşver bu işler boş işler bırak cenneti cehennemi düşünmeyi öyle çok düşünme ayy günaha girdim girecem şimdi ayy günahtan çıktım ay şu oğlanın şu kızın poposuna baktım benim cehennemde zebaniler gözümü kızkın demirle dağlayacaklar diye üzülme bunları düşünürsen kafayı yersin.bırak onları benim gibi ol.bak 16 yaşında müslümanlığı bıraktım 19 yaşında kök tengri inancına geldim kendimi bildim bileli kemalist ırkçı bir insanım.bırak müslümanlık boş iş sen bizim dine gel en iyisi tengridir
Yazan:durhat Tarih: Tem 10, 2010 | Reply
@Bembeyaz Türk,
bence yanlış nick seçmişsiniz.”Ku Klux,Klan” daha iyi giderdi:)
Yazan:bsm Tarih: Tem 10, 2010 | Reply
Yeni yorumlar nedeniyle farkettiğim bir yazı.Aslında gayet de gerçekçi bir yazı olmuş.Sığ,derinlikten yoksun,çelişkili falan diye birileri burun kıvırmış ama hiç de öyle değil.Batılılaşma,çağdaşlık bilmemne diye 80 küsür yıldır topluma dayatılan sahte bilincin özetidir bu kimseler gocunmasın.Hani iş kıyafete gelince batıya öykünür de;demokrasi,insan hakları,evrensel değerler söz konusu olduğunda köşe bucak batıdan kaçılır ya,tam da bu taklitçiliğe dikkat çekilmiş.
Dolayısıyla bu batılılaşma mecaresi dün nasıl başladıysa bugün de aynı istikamette devam ediyor.Ne hikmetse yaşam tarzlarına,giysilerine hayran kalıp örnek alırlar da,hak hukuk deyince nefret ederler.Ve bu anlayış maalesef 1930′ların jakoben anlayışının da çok gerisinde banal bir zihniyetle sürdürülüyor.
Zaten bu zihniyete gönderme yapıldığında hemencecik savunma moduna geçilmesinden de yeterince anlaşılıyor bu mantık.Kadın hakları,bireysel özgürlükler,evrensel hukuk normları vs.üzerine ahkam kesen özgürlükçülerin(!) telaşla Hayrunnisa Gül’ü hedef göstererek savunmaya geçilmesi raslantı değildir.Mazeret hazır:İslami kesime atıf yapılarak,işte onların çocukları da yurt dışında okuyor…yok Erdoğan’nın kol düğmeleriydi,yok Abdullah Gül’ün kol saati markasıydı…Yahu ne yapacaklardı?Samimiyet testlerinizden iyi puan alıp geçecekler diye sırtlarında derviş hırkasıyla mı dolaşacaklardı?Adam başbakan olmuş,Cumhurbaşkanı olmuş bırakın da diğerlerinin de sahip olduklarına onlar da sahip olsun.Ama yok bir türlü kabullenemezler,bir türlü içlerine sindiremezler.İktidar olmaları,makam ve mevkilere gelmeleri nedense birilerinin kimyasını bozuyor.Nedir kardeşim derdiniz?Hani özgürlükçüydünüz,hani halkçıydınız?Adamlara tahammülünüz yoksa bari temsil ettikleri kitleye bir parça saygınız olsun.Bu ne çekemezlik,bu ne komplekstir anlayan beri gelsin.
Yani bu tür sahte özgürlükçülük gerçekten kabak tadı verdi.Gözlerinin önünde insanlar öğrenim hakkından mahrum bırakılıyor sesleri çıkmaz,insanların geleceğiyle oynanıyor yine gıkları çıkmaz aksine zalimlerin/despotların safında yer alırlar sonra da kalkıp halkçılık üzerine ders verirler.Geçiniz efendim,bayatladı bu numaralar.Vallahi bayatladı,billahi bayatladı.Bilmem farkında mısınız?