<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>
<channel>
	<title>AKP eleştirilebilir mi? yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.derindusunce.org/2007/09/07/akp%e2%80%99yi-elestirmek/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.derindusunce.org/2007/09/07/akp%e2%80%99yi-elestirmek/</link>
	<description>Grup platformu</description>
	<pubDate>Mon, 06 Sep 2010 13:25:50 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.2</generator>
		<item>
		<title>Şu kamplaşmadan kurtulalım mı? &#124; SiyarGrup™ tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/09/07/akp%e2%80%99yi-elestirmek/#comment-17075</link>
		<dc:creator>Şu kamplaşmadan kurtulalım mı? &#124; SiyarGrup™</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 22 Jul 2008 23:59:19 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/09/07/akp%e2%80%99yi-elestirmek/#comment-17075</guid>
		<description>[...] mı oluyor? diye sorduk. AKP&#8217;nin s&#246;zlerini tutmadığından ama buna rağmen hakkıyla eleştirilemediğinden yakındık. Tarihinizle gurur duymak başka dedik Osmanlı Fetişizmi yapmak başka. İslam ve [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] mı oluyor? diye sorduk. AKP&rsquo;nin s&ouml;zlerini tutmadığından ama buna rağmen hakkıyla eleştirilemediğinden yakındık. Tarihinizle gurur duymak başka dedik Osmanlı Fetişizmi yapmak başka. İslam ve [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Şu kaplaşmadan kurtulalım mı? : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/09/07/akp%e2%80%99yi-elestirmek/#comment-16845</link>
		<dc:creator>Şu kaplaşmadan kurtulalım mı? : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Jul 2008 18:32:15 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/09/07/akp%e2%80%99yi-elestirmek/#comment-16845</guid>
		<description>[...] ırkçı mı oluyor? Diye sorduk. AKP&#8217;nin sözlerini tutmadığından ama buna rağmen hakkıyla eleştirilemediğinden yakındık. Tarihinizle gurur duymak başka dedik Osmanlı Fetişizmi yapmak başka. İslam ve [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] ırkçı mı oluyor? Diye sorduk. AKP&#8217;nin sözlerini tutmadığından ama buna rağmen hakkıyla eleştirilemediğinden yakındık. Tarihinizle gurur duymak başka dedik Osmanlı Fetişizmi yapmak başka. İslam ve [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Ergenekon iddianamesi hukuka uygun mu? : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/09/07/akp%e2%80%99yi-elestirmek/#comment-16753</link>
		<dc:creator>Ergenekon iddianamesi hukuka uygun mu? : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Jul 2008 21:37:39 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/09/07/akp%e2%80%99yi-elestirmek/#comment-16753</guid>
		<description>[...] 22 Temmuz seçimlerinin yıldönümüne sadece bir kaç gün kaldı. 2007 Eylülülünde &#8220;AKP eleştirilebilir mi?&#8221; adlı bir yazı kaleme almış ve &#8220;AKP kalkınmanın K&#8217;sından geçer not aldı [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] 22 Temmuz seçimlerinin yıldönümüne sadece bir kaç gün kaldı. 2007 Eylülülünde &#8220;AKP eleştirilebilir mi?&#8221; adlı bir yazı kaleme almış ve &#8220;AKP kalkınmanın K&#8217;sından geçer not aldı [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>snowqueen tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/09/07/akp%e2%80%99yi-elestirmek/#comment-14629</link>
		<dc:creator>snowqueen</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 May 2008 07:22:17 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/09/07/akp%e2%80%99yi-elestirmek/#comment-14629</guid>
		<description>AKP'nin özgürlükçü tavrının nasıl bir halüsinasyon olduğu, devlete eklemlendiğini, üstüne de faşizmin dik alasına denk geldiği kaç kere söylendi kimbilir.

Bugün 1 Mayıs ve ekranda gördüğümüz görüntüler bunun en büyük kanıtı. AKP'yle flört eden liberaller de bu polis-devlet konseptinin
tamamlayıcısı bir parçası olacaktır.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>AKP&#8217;nin özgürlükçü tavrının nasıl bir halüsinasyon olduğu, devlete eklemlendiğini, üstüne de faşizmin dik alasına denk geldiği kaç kere söylendi kimbilir.</p>
<p>Bugün 1 Mayıs ve ekranda gördüğümüz görüntüler bunun en büyük kanıtı. AKP&#8217;yle flört eden liberaller de bu polis-devlet konseptinin<br />
tamamlayıcısı bir parçası olacaktır.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Amerikan bombasına Türkçe yazı : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/09/07/akp%e2%80%99yi-elestirmek/#comment-12793</link>
		<dc:creator>Amerikan bombasına Türkçe yazı : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 Feb 2008 21:35:37 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/09/07/akp%e2%80%99yi-elestirmek/#comment-12793</guid>
		<description>[...] hükümetinin bizce eleştirilmesi gereken yönlerini eleştiriyoruz. Ama muhalefet olsun diye muhalefet yapmanın verimsiz olduğu kanaatindeyiz. Terörle mücadele [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] hükümetinin bizce eleştirilmesi gereken yönlerini eleştiriyoruz. Ama muhalefet olsun diye muhalefet yapmanın verimsiz olduğu kanaatindeyiz. Terörle mücadele [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>AKP&#8217;nin şubat karnesi ve Ergenekon destanı : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/09/07/akp%e2%80%99yi-elestirmek/#comment-12089</link>
		<dc:creator>AKP&#8217;nin şubat karnesi ve Ergenekon destanı : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 27 Jan 2008 09:52:13 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/09/07/akp%e2%80%99yi-elestirmek/#comment-12089</guid>
		<description>[...] ayında AKP eleştirilebilir mi? Adlı bir yazı kaleme almış ve &#8220;AKP kalkınmanın K&#8217;sından geçer not aldı ama [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] ayında AKP eleştirilebilir mi? Adlı bir yazı kaleme almış ve &#8220;AKP kalkınmanın K&#8217;sından geçer not aldı ama [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Haydar tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/09/07/akp%e2%80%99yi-elestirmek/#comment-3668</link>
		<dc:creator>Haydar</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 29 Sep 2007 01:45:32 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/09/07/akp%e2%80%99yi-elestirmek/#comment-3668</guid>
		<description>Sayin Muhammed Ali nin naklettigi sorulari yarin Bodrumda yakaladiginiz bir turiste sorun... nereli oldugu onemli degil.

Adamlar birakin cevap vermeyi, size inanmayabilirler... ama Turkiye o kadar namli ve mimli ki akillarina olabilirlik ihtimalini getirirler.
***
***

Ha, bu arada; benim favori ulkem Mayanmardaki protestolar siddetle bastirilmis.

Bir soru:
HANGi TARAFTAN OLDUGUNUZU SORGULAMAK VE TURKIYEDE GECMISTE/HALIHAZIRDA OLUP BITENLERLE KIYASLAMAK AKLINAZA GELiYORMU?</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sayin Muhammed Ali nin naklettigi sorulari yarin Bodrumda yakaladiginiz bir turiste sorun&#8230; nereli oldugu onemli degil.</p>
<p>Adamlar birakin cevap vermeyi, size inanmayabilirler&#8230; ama Turkiye o kadar namli ve mimli ki akillarina olabilirlik ihtimalini getirirler.<br />
***<br />
***</p>
<p>Ha, bu arada; benim favori ulkem Mayanmardaki protestolar siddetle bastirilmis.</p>
<p>Bir soru:<br />
HANGi TARAFTAN OLDUGUNUZU SORGULAMAK VE TURKIYEDE GECMISTE/HALIHAZIRDA OLUP BITENLERLE KIYASLAMAK AKLINAZA GELiYORMU?</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Muhammed Ali tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/09/07/akp%e2%80%99yi-elestirmek/#comment-3646</link>
		<dc:creator>Muhammed Ali</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 Sep 2007 11:02:47 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/09/07/akp%e2%80%99yi-elestirmek/#comment-3646</guid>
		<description> ESER KARAKAS soruyor

1- Bir hukuk devletinde idarenin her türlü tasarrufunun, mesela Yüksek Askeri Şura kararlarının, yargısal denetime açılmasından yana mısınız?

2- Vatandaşın ödediği her kuruş verginin kamu harcaması olarak yine yurttaşlara dönerken eksiksiz, istisnasız, askeri harcamaların tümünün, fonlar dahil, TBMM ve Sayıştay denetimine açılmasına itirazınız var mı?

3- 1982 Anayasası’nda kendine geniş bir alan bulan ‘çift başlı yargı sistemi’nin (156. ve 157. maddeler), disiplin suçları dışında ortadan kaldırılmasını savunuyor musunuz?

4- Milli Güvenlik Kurulu’nun anayasal statüsünü ve anayasada yazdığı biçimiyle bu Kurul’un görüşlerini TBMM’nin içinden çıkan Bakanlar Kurulu’na ‘bildirmesi’ni demokratik bir hukuk devleti ile bağdaştırıyor musunuz?

5- Siyasal Partiler Kanunu’nun 89. maddesinde ifade edildiği gibi, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın genel idare içindeki yerini tartışmaya açan partilerin Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılması (SPK 89) size demokratik bir hukuk devletinde normal geliyor mu?

6- Türkiye’de hálá, Cumhuriyet’in 84. senesinde vatandaşlık kavramının hukuksal bir temele oturtulmamış olması, anayasal vatandaşlık kavramından bu kadar uzak olmamız sizce doğal bir konu mu?; 2006 Eylül’ünde Sezer’in Cumhurbaşkanlığı sırasında Rum ve Ermeni vakıflarının Cumhurbaşkanlığı DDK Raporu’nda ‘yabancı vakıf’ olarak tanımlanmasını bariz bir ırkçılık olarak tanımlıyor musunuz?

7-Yükseköğretim Kanunu’nun dördüncü maddesinde, tanım ve etimolojik (kelime bilim) olarak en evrensel kurum olan üniversitelerde öğretimin ‘ATATÜRK ilkeleri doğrultusunda’ yapılmasına yönelik direktif gözünüzü, kulağınızı, mantığınızı rahatsız ediyor mu?

8-2007 Türkiye’sinde yedi-sekiz yaşında çocuklara her sabah ‘Varlığım Türk varlığına armağan olsun’ gibi eski Yunan sunak-kurban ayinlerini çağrıştıran bir andın tekrarlatılması sizce çağdaş yurttaşlık kavramı ile bağdaşıyor mu?

9-Türkiye’nin en anlamlı orta vade hedefini 2023 senesinde BM İnsani Kalkınma sıralamasında ilk kırka girmesi olarak (Cumhuriyet’in 84. senesinde 92. sıradayız) tanımlıyor musunuz?

10- AB tam üyelik hedefimizi de 9. sorudaki hedefe ulaşmak için zorunlu görüyor musunuz?

 

&lt;a href="http://www.stargazete.com/index.asp?haberID=29596" rel="nofollow"&gt;http://www.stargazete.com/index.asp?haberID=29596&lt;/a&gt;

 </description>
		<content:encoded><![CDATA[<p> ESER KARAKAS soruyor</p>
<p>1- Bir hukuk devletinde idarenin her türlü tasarrufunun, mesela Yüksek Askeri Şura kararlarının, yargısal denetime açılmasından yana mısınız?</p>
<p>2- Vatandaşın ödediği her kuruş verginin kamu harcaması olarak yine yurttaşlara dönerken eksiksiz, istisnasız, askeri harcamaların tümünün, fonlar dahil, TBMM ve Sayıştay denetimine açılmasına itirazınız var mı?</p>
<p>3- 1982 Anayasası’nda kendine geniş bir alan bulan ‘çift başlı yargı sistemi’nin (156. ve 157. maddeler), disiplin suçları dışında ortadan kaldırılmasını savunuyor musunuz?</p>
<p>4- Milli Güvenlik Kurulu’nun anayasal statüsünü ve anayasada yazdığı biçimiyle bu Kurul’un görüşlerini TBMM’nin içinden çıkan Bakanlar Kurulu’na ‘bildirmesi’ni demokratik bir hukuk devleti ile bağdaştırıyor musunuz?</p>
<p>5- Siyasal Partiler Kanunu’nun 89. maddesinde ifade edildiği gibi, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın genel idare içindeki yerini tartışmaya açan partilerin Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılması (SPK 89) size demokratik bir hukuk devletinde normal geliyor mu?</p>
<p>6- Türkiye’de hálá, Cumhuriyet’in 84. senesinde vatandaşlık kavramının hukuksal bir temele oturtulmamış olması, anayasal vatandaşlık kavramından bu kadar uzak olmamız sizce doğal bir konu mu?; 2006 Eylül’ünde Sezer’in Cumhurbaşkanlığı sırasında Rum ve Ermeni vakıflarının Cumhurbaşkanlığı DDK Raporu’nda ‘yabancı vakıf’ olarak tanımlanmasını bariz bir ırkçılık olarak tanımlıyor musunuz?</p>
<p>7-Yükseköğretim Kanunu’nun dördüncü maddesinde, tanım ve etimolojik (kelime bilim) olarak en evrensel kurum olan üniversitelerde öğretimin ‘ATATÜRK ilkeleri doğrultusunda’ yapılmasına yönelik direktif gözünüzü, kulağınızı, mantığınızı rahatsız ediyor mu?</p>
<p>8-2007 Türkiye’sinde yedi-sekiz yaşında çocuklara her sabah ‘Varlığım Türk varlığına armağan olsun’ gibi eski Yunan sunak-kurban ayinlerini çağrıştıran bir andın tekrarlatılması sizce çağdaş yurttaşlık kavramı ile bağdaşıyor mu?</p>
<p>9-Türkiye’nin en anlamlı orta vade hedefini 2023 senesinde BM İnsani Kalkınma sıralamasında ilk kırka girmesi olarak (Cumhuriyet’in 84. senesinde 92. sıradayız) tanımlıyor musunuz?</p>
<p>10- AB tam üyelik hedefimizi de 9. sorudaki hedefe ulaşmak için zorunlu görüyor musunuz?</p>
<p> </p>
<p><a href="http://www.stargazete.com/index.asp?haberID=29596" rel="nofollow">http://www.stargazete.com/index.asp?haberID=29596</a></p>
<p> </p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Haydar tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/09/07/akp%e2%80%99yi-elestirmek/#comment-3636</link>
		<dc:creator>Haydar</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 Sep 2007 06:39:10 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/09/07/akp%e2%80%99yi-elestirmek/#comment-3636</guid>
		<description>Londrada polis adamin birini "karanlik" bir tertip/suc atma kasti turu isler yaparken yakalamis. Teror lafi dillerde ya, olay hemen basin tarafindan duyulup nakledilmis. Fakat birkac saat sonra bu adam saliverilmis bir daha bulana ask olsun.
Ertesi gun Polis teskilatinin basindaki Genel Mudure (?) gazeteciler o adam gizli servistenmydi turunden sorular soruyor fakat memur dogrudan cevap vermiyor; inceliyoruz, henuz belli degil gibi kacamak cevaplar veriyor.

Daha sonra Home Office (icisleri) Bakanina soruyorlar, bakan "evet, inceleme baslattik" deyip net cevabi veriyor.


Bir memur ve bir siyasi yetkili arasindaki fark bu kadar net.
***

27 Eylul Persembe aksami Basbakan Erdogan PBS televizyonunun en onemli programlarindan biri olan Charlie Rose'a konuktu.
Ekonomi haric tum sorulara kacamak cevap verdi... tipki bir memur gibi, tipki kitapta ne yaziyorsa gibi. Seyredenler yanlis birsey soylese acaba ona birisi hesap filanmi soracak izlenimi edindiler.

Ronald Reagan dan, Mandela'ya, Chirac dan Dalay Lama'ya, Putin den Ahmedinicad'a kadar yuzlerce dunyanin en agir toplarinin ciktigi ve herkesin gozu uzerinde oldugu bu programlara cikma kardesim! 

Seyredenler kiyaslamayi biliyor kardesim!

Puan kazandigini zannederken tersine puan kaybediyorsun kardesim!</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Londrada polis adamin birini &#8220;karanlik&#8221; bir tertip/suc atma kasti turu isler yaparken yakalamis. Teror lafi dillerde ya, olay hemen basin tarafindan duyulup nakledilmis. Fakat birkac saat sonra bu adam saliverilmis bir daha bulana ask olsun.<br />
Ertesi gun Polis teskilatinin basindaki Genel Mudure (?) gazeteciler o adam gizli servistenmydi turunden sorular soruyor fakat memur dogrudan cevap vermiyor; inceliyoruz, henuz belli degil gibi kacamak cevaplar veriyor.</p>
<p>Daha sonra Home Office (icisleri) Bakanina soruyorlar, bakan &#8220;evet, inceleme baslattik&#8221; deyip net cevabi veriyor.</p>
<p>Bir memur ve bir siyasi yetkili arasindaki fark bu kadar net.<br />
***</p>
<p>27 Eylul Persembe aksami Basbakan Erdogan PBS televizyonunun en onemli programlarindan biri olan Charlie Rose&#8217;a konuktu.<br />
Ekonomi haric tum sorulara kacamak cevap verdi&#8230; tipki bir memur gibi, tipki kitapta ne yaziyorsa gibi. Seyredenler yanlis birsey soylese acaba ona birisi hesap filanmi soracak izlenimi edindiler.</p>
<p>Ronald Reagan dan, Mandela&#8217;ya, Chirac dan Dalay Lama&#8217;ya, Putin den Ahmedinicad&#8217;a kadar yuzlerce dunyanin en agir toplarinin ciktigi ve herkesin gozu uzerinde oldugu bu programlara cikma kardesim! </p>
<p>Seyredenler kiyaslamayi biliyor kardesim!</p>
<p>Puan kazandigini zannederken tersine puan kaybediyorsun kardesim!</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Sinem tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/09/07/akp%e2%80%99yi-elestirmek/#comment-3613</link>
		<dc:creator>Sinem</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Sep 2007 08:42:25 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/09/07/akp%e2%80%99yi-elestirmek/#comment-3613</guid>
		<description>&lt;strong&gt;En ciddi tehdit ve tehlike liberal demokrasidir…&lt;/strong&gt;
Cumhuriyet rejimini hedef almış bulunan en büyük tehlike ve tehdidin ne şeriatçılıktan ne de bölücülükten geldiğini nihayet saptamış bulunuyoruz.
Bu tehdidin adı “liberal demokrasi”dir ve başı görüldüğü her yerde ezilmelidir.

Türk toplumunun anayasal bir demokrasiye sahip olması ve bu anayasanın “Kuvvetler ayrılığı”nı esas alması, kabul edilebilecek bir durum değildir.

“Hukukun üstünlüğü” de, temel hakların ve özgürlüklerin üstün değerler olarak kabul edilmesi de, bizim “rejim”imizi sarsar, çürütür.

Haklı rekabete dayalı serbest pazar ekonomisi, “devletçilik”in anti-tezi olduğu için kabul edilemez.

Laiklik, din ile devletin ayrı olması değil, devletin dinin efendisi olmasıdır. Laikliği “vicdan ve inanç özgürlüğü” biçiminde anlayan liberal demokrasi, elbet de reddedilmelidir.

Her çeşit otoriter ve totaliter düzenin karşısında bulunmak ve “ideolojik devlet”in yanlış olduğunu söylemek, doğrudan “rejim”in değişmesini istemek değil midir?

 

Çok ileri gidiyorlar

 

Liberal demokratlar, bu söylediklerimizi savunmakla da kalmıyorlar.

Seçim sonuçlarına saygılı olmak gerektiğini ileri sürmeye kadar da dayandırıyorlar hezeyanlarını. TBMM’de yeterli çoğunluğa sahip olan siyasi partilerin, yasa ve anayasa yapmak ve hatta cumhurbaşkanı seçmek gibi hakları olduğunu bile iddia ediyorlar.

Bununla da kalmıyorlar.

Başı açık olanlar gibi başı kapalı olan kadınların da eğitim hakkından eşit biçimde yararlanmalı gerektiğini savunuyorlar.

Devletin millete değil milletin devlete hizmet etmesi gerektiğini söylüyorlar.

Birey merkezli bir dünya istiyorlar.

Bütün bunlar yetmezmiş gibi Avrupa Birliği ile entegrasyonu destekliyorlar ve “Kopenhag Kriterleri”nin Türkiye’de üst değerler olarak benimsenmesini savunuyorlar.

“Liberal demokrasi” nasıl Sovyetler Birliği’nde veya İran’ın Humeynici teokrasisinde reddedildiyse, bizde de reddedilmelidir.

Taliban Afganistan’ı veya Suudi Arabistan mı, yoksa Saddam Irak’ı mı liberal demokratlara hayat hakkı tanıdılar ki, biz bunları kabullenelim.

Biz “Batılı” olmak istiyoruz ama ne İngiltere, ne Fransa, ne de İskandinav ülkeleri bize model olamaz. Batı sadece liberal demokrasiden mi ibaret? Batı’da Hitler de var, Mussolini de, Franco da, Salazar da var. Ayrıca Çavuşesku olmasaydı Romanya, Jivkov olmasaydı Bulgaristan şimdi Avrupa Birliği üyesi olabilirler miydi? Yunanistan’ı “Albaylar Cuntası” çağdaş uygarlık düzeyine ulaştırmadı mı?

 

Pazarları asla

 

Açık ve seçik koyalım meseleyi ortaya.

Bu liberal demokratlar, Türkiye’nin gelişmiş, uygar dünya ile kaynaşmış, hukukun üstün, idarenin şeffaf olduğu bir ülke konumunda bulunmasını hayal ediyorlar. AK Parti iktidarını da bu yönde ilerlemesi, Avrupa Birliği’ne uyum çalışmalarını hızlandırması için baskı altında tutuyorlar.

Bu nasıl kabul edilebilir ki?

Bu liberal demokratlar yüzünden AK Parti’nin gizli emelleri perdeleniyor. Bu nedenle rahat rahat “darbe istiyoruz” bile diyemiyoruz.

Bunlar adımızı “demokrasi düşmanı”na çıkardılar.

Bu noktada  “Biz kimiz” diye sorarsanız, buna da cevap verelim:

- Biz Ertuğrul Özkök ve arkadaşlarıyız. Biz haftanın altı günü Ankaralı, pazar günleri de dünyalı olmaya çalışanlarız. Hafta arası liberal demokratları, pazar günleri de şarap markalarını listeleriz. Biz “Pazarları asla” şarkısını söyleyenlerdeniz. Haftada bir gün Batılı olabiliriz.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p><strong>En ciddi tehdit ve tehlike liberal demokrasidir…</strong><br />
Cumhuriyet rejimini hedef almış bulunan en büyük tehlike ve tehdidin ne şeriatçılıktan ne de bölücülükten geldiğini nihayet saptamış bulunuyoruz.<br />
Bu tehdidin adı “liberal demokrasi”dir ve başı görüldüğü her yerde ezilmelidir.</p>
<p>Türk toplumunun anayasal bir demokrasiye sahip olması ve bu anayasanın “Kuvvetler ayrılığı”nı esas alması, kabul edilebilecek bir durum değildir.</p>
<p>“Hukukun üstünlüğü” de, temel hakların ve özgürlüklerin üstün değerler olarak kabul edilmesi de, bizim “rejim”imizi sarsar, çürütür.</p>
<p>Haklı rekabete dayalı serbest pazar ekonomisi, “devletçilik”in anti-tezi olduğu için kabul edilemez.</p>
<p>Laiklik, din ile devletin ayrı olması değil, devletin dinin efendisi olmasıdır. Laikliği “vicdan ve inanç özgürlüğü” biçiminde anlayan liberal demokrasi, elbet de reddedilmelidir.</p>
<p>Her çeşit otoriter ve totaliter düzenin karşısında bulunmak ve “ideolojik devlet”in yanlış olduğunu söylemek, doğrudan “rejim”in değişmesini istemek değil midir?</p>
<p> </p>
<p>Çok ileri gidiyorlar</p>
<p> </p>
<p>Liberal demokratlar, bu söylediklerimizi savunmakla da kalmıyorlar.</p>
<p>Seçim sonuçlarına saygılı olmak gerektiğini ileri sürmeye kadar da dayandırıyorlar hezeyanlarını. TBMM’de yeterli çoğunluğa sahip olan siyasi partilerin, yasa ve anayasa yapmak ve hatta cumhurbaşkanı seçmek gibi hakları olduğunu bile iddia ediyorlar.</p>
<p>Bununla da kalmıyorlar.</p>
<p>Başı açık olanlar gibi başı kapalı olan kadınların da eğitim hakkından eşit biçimde yararlanmalı gerektiğini savunuyorlar.</p>
<p>Devletin millete değil milletin devlete hizmet etmesi gerektiğini söylüyorlar.</p>
<p>Birey merkezli bir dünya istiyorlar.</p>
<p>Bütün bunlar yetmezmiş gibi Avrupa Birliği ile entegrasyonu destekliyorlar ve “Kopenhag Kriterleri”nin Türkiye’de üst değerler olarak benimsenmesini savunuyorlar.</p>
<p>“Liberal demokrasi” nasıl Sovyetler Birliği’nde veya İran’ın Humeynici teokrasisinde reddedildiyse, bizde de reddedilmelidir.</p>
<p>Taliban Afganistan’ı veya Suudi Arabistan mı, yoksa Saddam Irak’ı mı liberal demokratlara hayat hakkı tanıdılar ki, biz bunları kabullenelim.</p>
<p>Biz “Batılı” olmak istiyoruz ama ne İngiltere, ne Fransa, ne de İskandinav ülkeleri bize model olamaz. Batı sadece liberal demokrasiden mi ibaret? Batı’da Hitler de var, Mussolini de, Franco da, Salazar da var. Ayrıca Çavuşesku olmasaydı Romanya, Jivkov olmasaydı Bulgaristan şimdi Avrupa Birliği üyesi olabilirler miydi? Yunanistan’ı “Albaylar Cuntası” çağdaş uygarlık düzeyine ulaştırmadı mı?</p>
<p> </p>
<p>Pazarları asla</p>
<p> </p>
<p>Açık ve seçik koyalım meseleyi ortaya.</p>
<p>Bu liberal demokratlar, Türkiye’nin gelişmiş, uygar dünya ile kaynaşmış, hukukun üstün, idarenin şeffaf olduğu bir ülke konumunda bulunmasını hayal ediyorlar. AK Parti iktidarını da bu yönde ilerlemesi, Avrupa Birliği’ne uyum çalışmalarını hızlandırması için baskı altında tutuyorlar.</p>
<p>Bu nasıl kabul edilebilir ki?</p>
<p>Bu liberal demokratlar yüzünden AK Parti’nin gizli emelleri perdeleniyor. Bu nedenle rahat rahat “darbe istiyoruz” bile diyemiyoruz.</p>
<p>Bunlar adımızı “demokrasi düşmanı”na çıkardılar.</p>
<p>Bu noktada  “Biz kimiz” diye sorarsanız, buna da cevap verelim:</p>
<p>- Biz Ertuğrul Özkök ve arkadaşlarıyız. Biz haftanın altı günü Ankaralı, pazar günleri de dünyalı olmaya çalışanlarız. Hafta arası liberal demokratları, pazar günleri de şarap markalarını listeleriz. Biz “Pazarları asla” şarkısını söyleyenlerdeniz. Haftada bir gün Batılı olabiliriz.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>MY tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/09/07/akp%e2%80%99yi-elestirmek/#comment-3409</link>
		<dc:creator>MY</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 19 Sep 2007 21:14:05 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/09/07/akp%e2%80%99yi-elestirmek/#comment-3409</guid>
		<description>Düsünceler sitesinde dehset bir haber var,

http://www.dusunceler.org/guncel/2007/09/18/yuh-artik

Galiba AKP'yi bir süre daha elestiremeyecegiz ...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Düsünceler sitesinde dehset bir haber var,</p>
<p><a href="http://www.dusunceler.org/guncel/2007/09/18/yuh-artik" rel="nofollow">http://www.dusunceler.org/guncel/2007/09/18/yuh-artik</a></p>
<p>Galiba AKP&#8217;yi bir süre daha elestiremeyecegiz &#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Didem tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/09/07/akp%e2%80%99yi-elestirmek/#comment-3374</link>
		<dc:creator>Didem</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Sep 2007 11:06:36 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/09/07/akp%e2%80%99yi-elestirmek/#comment-3374</guid>
		<description>ilaç lobileri çok güçlü dünyada. Anlasilan su ki AKP hükümeti de buna direnememis :

&lt;strong&gt;İlaç firmasının doktora verdiği 'hediye' etikmiş! &lt;/strong&gt;

Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu, ilaç firmalarından maddî yardım alarak görevlerini kötüye kullandıkları ileri sürülen doktorlar hakkında, tartışılacak bir rapor hazırladı.

Memurlar için 1 YTL bile rüşvet kapsamına girerken, bazı şirketlerin kendi ilaçlarını yazan doktorları Avrupa'ya tatile göndermesi, doğum günü partisi düzenleyerek masraflarını karşılaması 'etik' bulundu. Tartışma, Roche ilaç firmasına yapılan operasyondan sonra gündeme geldi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, reçeteye yazdıkları ilaç karşılığında yardım aldığı anlaşılan doktorlarla ilgili Sağlık Bakanlığı'na suç duyurusunda bulundu. Bunun üzerine Türkiye'nin değişik yörelerinde görevli birçok doktor hakkında tahkikat başlatan Teftiş Kurulu, 7 klasörlük bir rapor hazırladı. İlaç mümessillerinden hediye ve maddî yardım alınmasını 'ahlakî' olarak değerlendiren kurul, 'doktorlar hakkında soruşturma açılmasına gerek olmadığı' kanaatine vardı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturması tamamlanan ve yargılaması devam eden Roche ilaç firmasıyla ilgili Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanlığı, şirket çalışanlarının yazışmalarını içeren e-mail kayıtlarını inceleyerek Sağlık Bakanlığı'na suç ihbarında bulundu. Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu, yapılan ihbarlar sonucu Türkiye'nin değişik illerindeki hastanelerde görevli doktorlarla ilgili idari tahkikat başlattı. Konya Meram Eğitim ve Araştırma Hastanesi, İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Van Yüksek İntisas Hastanesi, Eskişehir Yunus Emre, Mardin, Kars, Gaziantep, İslahiye, Antalya, Kastamonu, Afyonkarahisar, Karaman, Sinop, Ordu, Amasya, Trabzon, Kırıkkale, Tunceli, Şanlıurfa, Adıyaman, Polatlı, Balıkesir, Bilecik, Bursa Eskişehir, Kırklareli, Kütahya ve Tekirdağ Devlet Hastaneleri'nde görevli olduğu tespit edilen doktorlar, bazı eczacı ve sağlık ocağı çalışanları hakkında yapılan incelemeler 7 klasörlük raporda toplandı.

Bakanlık teftiş kurulunun hazırladığı raporda Ankara Numune Hastanesinde görevli Doç. Dr. Ü.S. için ihtiyacı doğrultusunda Roche firması tarafından 1,4 milyar lira değerinde hastane yönetiminin bilgisi dışında bilgisayar verildiği, Doç. Dr. S.D'ye 971 milyon liralık dolap yaptırıldığı, 1 milyar lira değerinde modem internet bağlantısı sağlandığı, Roche firmasının da katkısıyla 79 bin dolar ödenerek Azerbaycan'da düzenlenen bir sempozyuma gidiş geliş biletlerinin ve konaklama ücretlerinin karşılandığı belirtilirken bu yardımlarda herhangi bir usulsüzlük olmadığı "Söz konusu işlemlerin Kamu Görevlileri Etik Davranış İlkeleri ve Başvuru Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğe aykırı olmadığı bu yönetmelik hükümlerine göre söz konusu yardımların kuruma bağış olduğu ve hediye alma kapsamı dışında tutulması gerektiği" sonucuna varılıyor.

Raporun sonuç bölümünde doktorlara Roche firması çalışanları aracılığıyla yapılan yardımların mevzuat hükümlerine uygun olduğu belirtiliyor. Teftiş Kurulu Başkanlığı, bu nedenle doktorlar hakkında soruşturma açılmasına gerek olmadığını vurguluyor. Geçtiğimiz günlerde Danıştay 1. Dairesi, ilaç firmasından maddi destek alarak bu firmanın ilaçlarını reçetelendirdiği gerekçesiyle Çukurova Üniversitesi'nde görevli 5 öğretim üyesinin yargılanmasına karar vermişti.

Roche İlaç Sanayi ve Müstahzarları A.Ş.'ye yapılan operasyonda ele geçirilen mail kayıtlarını araştıran İstanbul Emniyeti, hazırladığı inceleme tutanağının 'genel değerlendirme' kısmında; "Roche ilaç firmasının insanlığa Sağlık Hizmeti vermekten ziyade, piyasada daha çok hasta oluşturup daha çok ilaç satmayı ve sadece para kazanmayı amaç edindiği ve bu amaç doğrultusunda da her türlü yöntem ve metodu çekinmeden pervasızca uyguladığı anlaşılmıştır." deniliyor.

Roche davası dosyasında doktorlara ait ilginç faturalar

Dr. A.S.'ye ait Paris kurs ücreti: 2,9 milyar TL

Dr. S.D.'ye ait fatura: 9,9 milyar TL

Kayseri Hilton Oteli konaklama ve yemek faturası: 3,7 milyar TL

Erzurum SSK Hastanesi'ne dizüstü bilgisayar bedeli: 2.314.266.164 TL

Tıbbi derneklere yardım bedeli: 33 milyar TL

Dr. C.Y.'ye ait Venedik konaklama bedeli: 3.125.140.000 TL

Dr. F.S.D.'ye 40 adet hepatit hastası kazandırması nedeniyle: 20.113.189.600 TL

Prof. Dr. N.T.'nin (Diyarbakır) doğum günü yemek bedeli: 880 milyon TL</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>ilaç lobileri çok güçlü dünyada. Anlasilan su ki AKP hükümeti de buna direnememis :</p>
<p><strong>İlaç firmasının doktora verdiği &#8216;hediye&#8217; etikmiş! </strong></p>
<p>Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu, ilaç firmalarından maddî yardım alarak görevlerini kötüye kullandıkları ileri sürülen doktorlar hakkında, tartışılacak bir rapor hazırladı.</p>
<p>Memurlar için 1 YTL bile rüşvet kapsamına girerken, bazı şirketlerin kendi ilaçlarını yazan doktorları Avrupa&#8217;ya tatile göndermesi, doğum günü partisi düzenleyerek masraflarını karşılaması &#8216;etik&#8217; bulundu. Tartışma, Roche ilaç firmasına yapılan operasyondan sonra gündeme geldi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, reçeteye yazdıkları ilaç karşılığında yardım aldığı anlaşılan doktorlarla ilgili Sağlık Bakanlığı&#8217;na suç duyurusunda bulundu. Bunun üzerine Türkiye&#8217;nin değişik yörelerinde görevli birçok doktor hakkında tahkikat başlatan Teftiş Kurulu, 7 klasörlük bir rapor hazırladı. İlaç mümessillerinden hediye ve maddî yardım alınmasını &#8216;ahlakî&#8217; olarak değerlendiren kurul, &#8216;doktorlar hakkında soruşturma açılmasına gerek olmadığı&#8217; kanaatine vardı.</p>
<p>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturması tamamlanan ve yargılaması devam eden Roche ilaç firmasıyla ilgili Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanlığı, şirket çalışanlarının yazışmalarını içeren e-mail kayıtlarını inceleyerek Sağlık Bakanlığı&#8217;na suç ihbarında bulundu. Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu, yapılan ihbarlar sonucu Türkiye&#8217;nin değişik illerindeki hastanelerde görevli doktorlarla ilgili idari tahkikat başlattı. Konya Meram Eğitim ve Araştırma Hastanesi, İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Van Yüksek İntisas Hastanesi, Eskişehir Yunus Emre, Mardin, Kars, Gaziantep, İslahiye, Antalya, Kastamonu, Afyonkarahisar, Karaman, Sinop, Ordu, Amasya, Trabzon, Kırıkkale, Tunceli, Şanlıurfa, Adıyaman, Polatlı, Balıkesir, Bilecik, Bursa Eskişehir, Kırklareli, Kütahya ve Tekirdağ Devlet Hastaneleri&#8217;nde görevli olduğu tespit edilen doktorlar, bazı eczacı ve sağlık ocağı çalışanları hakkında yapılan incelemeler 7 klasörlük raporda toplandı.</p>
<p>Bakanlık teftiş kurulunun hazırladığı raporda Ankara Numune Hastanesinde görevli Doç. Dr. Ü.S. için ihtiyacı doğrultusunda Roche firması tarafından 1,4 milyar lira değerinde hastane yönetiminin bilgisi dışında bilgisayar verildiği, Doç. Dr. S.D&#8217;ye 971 milyon liralık dolap yaptırıldığı, 1 milyar lira değerinde modem internet bağlantısı sağlandığı, Roche firmasının da katkısıyla 79 bin dolar ödenerek Azerbaycan&#8217;da düzenlenen bir sempozyuma gidiş geliş biletlerinin ve konaklama ücretlerinin karşılandığı belirtilirken bu yardımlarda herhangi bir usulsüzlük olmadığı &#8220;Söz konusu işlemlerin Kamu Görevlileri Etik Davranış İlkeleri ve Başvuru Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğe aykırı olmadığı bu yönetmelik hükümlerine göre söz konusu yardımların kuruma bağış olduğu ve hediye alma kapsamı dışında tutulması gerektiği&#8221; sonucuna varılıyor.</p>
<p>Raporun sonuç bölümünde doktorlara Roche firması çalışanları aracılığıyla yapılan yardımların mevzuat hükümlerine uygun olduğu belirtiliyor. Teftiş Kurulu Başkanlığı, bu nedenle doktorlar hakkında soruşturma açılmasına gerek olmadığını vurguluyor. Geçtiğimiz günlerde Danıştay 1. Dairesi, ilaç firmasından maddi destek alarak bu firmanın ilaçlarını reçetelendirdiği gerekçesiyle Çukurova Üniversitesi&#8217;nde görevli 5 öğretim üyesinin yargılanmasına karar vermişti.</p>
<p>Roche İlaç Sanayi ve Müstahzarları A.Ş.&#8217;ye yapılan operasyonda ele geçirilen mail kayıtlarını araştıran İstanbul Emniyeti, hazırladığı inceleme tutanağının &#8216;genel değerlendirme&#8217; kısmında; &#8220;Roche ilaç firmasının insanlığa Sağlık Hizmeti vermekten ziyade, piyasada daha çok hasta oluşturup daha çok ilaç satmayı ve sadece para kazanmayı amaç edindiği ve bu amaç doğrultusunda da her türlü yöntem ve metodu çekinmeden pervasızca uyguladığı anlaşılmıştır.&#8221; deniliyor.</p>
<p>Roche davası dosyasında doktorlara ait ilginç faturalar</p>
<p>Dr. A.S.&#8217;ye ait Paris kurs ücreti: 2,9 milyar TL</p>
<p>Dr. S.D.&#8217;ye ait fatura: 9,9 milyar TL</p>
<p>Kayseri Hilton Oteli konaklama ve yemek faturası: 3,7 milyar TL</p>
<p>Erzurum SSK Hastanesi&#8217;ne dizüstü bilgisayar bedeli: 2.314.266.164 TL</p>
<p>Tıbbi derneklere yardım bedeli: 33 milyar TL</p>
<p>Dr. C.Y.&#8217;ye ait Venedik konaklama bedeli: 3.125.140.000 TL</p>
<p>Dr. F.S.D.&#8217;ye 40 adet hepatit hastası kazandırması nedeniyle: 20.113.189.600 TL</p>
<p>Prof. Dr. N.T.&#8217;nin (Diyarbakır) doğum günü yemek bedeli: 880 milyon TL</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Haydar tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/09/07/akp%e2%80%99yi-elestirmek/#comment-3332</link>
		<dc:creator>Haydar</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Sep 2007 00:28:06 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/09/07/akp%e2%80%99yi-elestirmek/#comment-3332</guid>
		<description>Danistay saldirisi, Cumhuriyet Gazetesine Saldiri, Vatansever Kuvvetler Guc Birligi uyelerinin isleri, baglantilari nasil ortaya cikartildi. Nasil kamuoyuna nakledildi. Nasil savcilar hareket etti, Bakanlik nasil muamele yapti. Nasil takip edildi ise benzeri seyler yapilir... Mecliste konu detaylari ile tartisilaabilirdi.
Bazi kiseler meclise gelmiyosa kamuoyu olusturunca gelmek durumunda kalirlardi.

Meclis yasa yapan organdir ve ayni zamanda Referandumdan sonra en buyuk yargi organidir.
AKP Hukumeti mecliste agirlikli olarak iktidar partisi idi ve tum meseleyi seffafliga ulastirabilirdi.
Batik bankalarin uzerine ADiL OLARAK gidince kimse birsey diyebildimi?

Fakat Semdinliye gelince sessiz kalip, obur tarafa bakmayi tercih etti. Savcisina bile sahip cikmadi.

Hukuk sistemi "arzu edince isletilen bir sistem" degildir.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Danistay saldirisi, Cumhuriyet Gazetesine Saldiri, Vatansever Kuvvetler Guc Birligi uyelerinin isleri, baglantilari nasil ortaya cikartildi. Nasil kamuoyuna nakledildi. Nasil savcilar hareket etti, Bakanlik nasil muamele yapti. Nasil takip edildi ise benzeri seyler yapilir&#8230; Mecliste konu detaylari ile tartisilaabilirdi.<br />
Bazi kiseler meclise gelmiyosa kamuoyu olusturunca gelmek durumunda kalirlardi.</p>
<p>Meclis yasa yapan organdir ve ayni zamanda Referandumdan sonra en buyuk yargi organidir.<br />
AKP Hukumeti mecliste agirlikli olarak iktidar partisi idi ve tum meseleyi seffafliga ulastirabilirdi.<br />
Batik bankalarin uzerine ADiL OLARAK gidince kimse birsey diyebildimi?</p>
<p>Fakat Semdinliye gelince sessiz kalip, obur tarafa bakmayi tercih etti. Savcisina bile sahip cikmadi.</p>
<p>Hukuk sistemi &#8220;arzu edince isletilen bir sistem&#8221; degildir.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Kivanc Tarhan tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/09/07/akp%e2%80%99yi-elestirmek/#comment-3326</link>
		<dc:creator>Kivanc Tarhan</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 16 Sep 2007 20:20:44 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/09/07/akp%e2%80%99yi-elestirmek/#comment-3326</guid>
		<description>Şemdinli olaylarında AKP'den ya da hükümetten ne bekleniyordu tam anlamış değilim. Hükümetin yagıya müdahale etmemesi daha doğru değil mi?</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Şemdinli olaylarında AKP&#8217;den ya da hükümetten ne bekleniyordu tam anlamış değilim. Hükümetin yagıya müdahale etmemesi daha doğru değil mi?</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>EMİNE tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/09/07/akp%e2%80%99yi-elestirmek/#comment-3322</link>
		<dc:creator>EMİNE</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 16 Sep 2007 11:31:22 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/09/07/akp%e2%80%99yi-elestirmek/#comment-3322</guid>
		<description>BEN KAMUDA CALIŞAN BIRIYIM HUKUMETTEN  RAMAZAN VE  OKULLARIN AÇILMASI DOLAYISIYKA BEKLENTILERIMZ VARDI  NE YAZKKI  HIÇ BIR GELIŞME YOK ÇUNKI TAM OLRAK ÇÜKMUŞ DURUMDAYIZ İNSALLH  BIZI RAAMAN DOLAYISIYL ABELKI AÇ KALMALARINDAN INSANLARIN AÇ OLDUĞUNU ANLARLAR BILMIYORUM BIZ ÇOCUKLARIMIZI  HARÇLARIN BILE BULMAK ÇOK ZORLANIYORUZ
 ILGILAERIN DIKKATINE SAYGILARIMLA</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>BEN KAMUDA CALIŞAN BIRIYIM HUKUMETTEN  RAMAZAN VE  OKULLARIN AÇILMASI DOLAYISIYKA BEKLENTILERIMZ VARDI  NE YAZKKI  HIÇ BIR GELIŞME YOK ÇUNKI TAM OLRAK ÇÜKMUŞ DURUMDAYIZ İNSALLH  BIZI RAAMAN DOLAYISIYL ABELKI AÇ KALMALARINDAN INSANLARIN AÇ OLDUĞUNU ANLARLAR BILMIYORUM BIZ ÇOCUKLARIMIZI  HARÇLARIN BILE BULMAK ÇOK ZORLANIYORUZ<br />
 ILGILAERIN DIKKATINE SAYGILARIMLA</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Haydar tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/09/07/akp%e2%80%99yi-elestirmek/#comment-3318</link>
		<dc:creator>Haydar</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 16 Sep 2007 02:45:10 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/09/07/akp%e2%80%99yi-elestirmek/#comment-3318</guid>
		<description>Şemdinli de dik duramayan AKP icraatinin sonuclari... buyrun okuyun.
----------------------------------------------------

Şemdinli’yi unutmak ve unutturmak...  
 
‘Yargıtay 9. Ceza Dairesi, dün Şemdinli davasıyla ilgili sanık astsubaylar Ali Kaya ve Özcan İldeniz hakkındaki 39 yıl 5 ay 10’ar gün hapis cezası kararını ‘eksik soruşturma’ gerekçesiyle bozdu... 

Davanın temyiz incelemesini sonuçlandıran Yargıtay 9’uncu Ceza Dairesi, Van 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nin Kaya ve İldeniz’i ‘adam öldürmek, çete kurmak ve adam öldürmeye teşebbüs’ suçlarından 39 yıl 5 ay 10’ar gün hapse mahkum eden kararını neden bozdu? 


Usul yönünden... Yani... Daire, davaya bakmakla görevli yerel mahkemenin ‘askeri mahkeme’ olması gerektiğine hükmetti. 

*** 

Gerekçe... 

Daire’nin kararı bozma gerekçesinde, sanık astsubaylar Ali Kaya ve Özcan İldeniz’e yüklenen Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 302 ve 316’ıncı maddelerindeki suçların maddi ve manevi unsurları itibariyle oluşmadığı belirtildi. 

Nasıl? Gerekçede ‘Asker olan sanıkların terör örgütünün işlediği suçlarla aynı suçu işlediklerine ilişkin nitelendirme hayal gücünün de ötesinde tamamen varsayımlara dayalı, hukuki değerden yoksun düşünceye dayanmaktadır’ denildi. 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Susurluk Komisyon raporu da demek ki ‘hayal gücünün ötesinde...’ Çünkü orada da böyle şeyler var. 

Üniforma var ise ‘terör’ yoktur... Bu hangi ceza maddesinde yazıyor, insan merak ediyor. 

Gerekçede ayrıca, başka bir davada yargılanan itirafçı sanık Veysel Ateş’in dosyasının da Kaya ve İldeniz’in dosyası ile birleştirildikten sonra yerel mahkemenin görevsizlik kararı vermesi gerektiği ifade edildi. 

*** 

Ben, gördüğümüz o görüntülerin bizlere unutturulacağını çok öncelerden söylemiştim. 

Marmara depreminde ölen binlerce insanın suçlusu bulundu mu ki Şemdinli yol alabilsin. 

Gördüklerimizin unutulduğundan habercilerinde kuşkusu var ki haber sitelerinde olayın ne olduğunu yeniden hatırlatmışlar. 

Şunlar yazılı: ‘Şemdinli’de 9 Kasım 2005’te eski PKK’lı Seferi Yılmaz’a ait bir kitabevi bombalanmış, patlamada Mehmet Zahir Korkmaz adlı bir kişi hayatını kaybetmiş, beş kişi yaralanmıştı. Kitabevine bombayı attığı öne sürülen bir kişinin sığındığı otomobil halk tarafından durdurulmuş ve içindeki üç kişi (PKK itirafçısı Veysel Ateş ile astsubaylar Ali Kaya ve Özcan İldeniz) tartaklanarak polise teslim edilmişti. Aynı gün otomobilde keşif yapan savcı ve CHP Hakkari Milletvekili Esat Canan’ın üzerine de ateş açılmış, bir kişi de burada ölmüştü. Ateş açan kişinin uzman çavuş Tanju Çavuş, olayda ölen kişinin de Ali Yılmaz olduğu belirlenmişti. 

Keşif sırasında, astsubaylara ait olduğu belirtilen sivil arabanın bagajında üç Kalaşnikof, el bombaları, resmi evrak ve Hakkari ile ilçelerinin haritası ve bir isim listesi bulunmuştu. Listede bombanın patladığı kitabevinin üzerinin kırmızı kalemle çizildiği belirlenmişti. Olaydan bir gün sonra PKK itirafçısı Veysel Ateş, kitabevine bomba attığı gerekçesiyle tutuklanıp cezaevine konurken, astsubaylar tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştı.’ 

*** 

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tebliğnamesinde, yerel mahkeme kararının eksik soruşturma ve esastan bozulmasını talep etmişti. Yargıtay’da ilgili daire de oy birliğiyle bu talebe uydu. Bakalım, şimdi Van Ceza Mahkemesi ne yapacak. Yargıtay bu davaya askeri mahkemenin bakmasını istemekte. 

Çift başlı yargı gibi bir ucube sistem anlaşılan sivil yargıyı huzursuz etmiyor. 

Siyaseti de etmemişti... 

*** 

Van Ağır Ceza Mahkemesi, Yargıtay’ın kararına uyarsa dosya askeri mahkemeye gidecek. Sonrası muhtemelen çok sürpriz değil. 

‘Yargıyı hizaya getirmek için bir iki bomba patlattığını açıklayan’ Altay Tokat’a bir şey oldu mu? Olmadı. Başka ‘iyi coçuklara’ neden olsun ki?’ Yukarda özetleyerek aldığım ‘Güle Güle Şemdinli’ başlıklı yazıyı 17 Mayıs da yazmıştım.. 

*** 

Önceki gün... Van 3. Ağır Ceza Mahkemesi, dosyasını Askeri Mahkeme’ye gönderdi. Daha vahimi... 

Haberi star ve Yenişafak dışında hiçbir gazetenin birinci sayfasında görmedim... Zaten gazetelerin çoğunluğunda da bu haber yoktu. Şemdinli usuldan usuldan gitmekte. 

*** 

Hukuk bir bütündür. Ya vardır, ya yoktur. 

‘Bazen vardır, bazen yoktur’ diye hukuk sistemi olmaz. Hukuk skandallarına aldırmayan bir toplum... Hukuksuzluğu kabul etmiş demektir. Bu, ‘güvenli bir hayat’ sürdürme imkanından da vazgeçmek anlamına gelir. 

Şemdinli’de olanlara ses çıkarmayanlar... 

Neyi kabullendiklerini iyi bilsinler. 

Hukuksuz bir toplumda zorbalık uğursuz bir piyango gibidir. 

Size de çıkabilir.
 
MEHMET ALTAN
http://www.stargazete.com/index.asp?haberID=580</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Şemdinli de dik duramayan AKP icraatinin sonuclari&#8230; buyrun okuyun.<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</p>
<p>Şemdinli’yi unutmak ve unutturmak&#8230;  </p>
<p>‘Yargıtay 9. Ceza Dairesi, dün Şemdinli davasıyla ilgili sanık astsubaylar Ali Kaya ve Özcan İldeniz hakkındaki 39 yıl 5 ay 10’ar gün hapis cezası kararını ‘eksik soruşturma’ gerekçesiyle bozdu&#8230; </p>
<p>Davanın temyiz incelemesini sonuçlandıran Yargıtay 9’uncu Ceza Dairesi, Van 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nin Kaya ve İldeniz’i ‘adam öldürmek, çete kurmak ve adam öldürmeye teşebbüs’ suçlarından 39 yıl 5 ay 10’ar gün hapse mahkum eden kararını neden bozdu? </p>
<p>Usul yönünden&#8230; Yani&#8230; Daire, davaya bakmakla görevli yerel mahkemenin ‘askeri mahkeme’ olması gerektiğine hükmetti. </p>
<p>*** </p>
<p>Gerekçe&#8230; </p>
<p>Daire’nin kararı bozma gerekçesinde, sanık astsubaylar Ali Kaya ve Özcan İldeniz’e yüklenen Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 302 ve 316’ıncı maddelerindeki suçların maddi ve manevi unsurları itibariyle oluşmadığı belirtildi. </p>
<p>Nasıl? Gerekçede ‘Asker olan sanıkların terör örgütünün işlediği suçlarla aynı suçu işlediklerine ilişkin nitelendirme hayal gücünün de ötesinde tamamen varsayımlara dayalı, hukuki değerden yoksun düşünceye dayanmaktadır’ denildi. </p>
<p>Türkiye Büyük Millet Meclisi Susurluk Komisyon raporu da demek ki ‘hayal gücünün ötesinde&#8230;’ Çünkü orada da böyle şeyler var. </p>
<p>Üniforma var ise ‘terör’ yoktur&#8230; Bu hangi ceza maddesinde yazıyor, insan merak ediyor. </p>
<p>Gerekçede ayrıca, başka bir davada yargılanan itirafçı sanık Veysel Ateş’in dosyasının da Kaya ve İldeniz’in dosyası ile birleştirildikten sonra yerel mahkemenin görevsizlik kararı vermesi gerektiği ifade edildi. </p>
<p>*** </p>
<p>Ben, gördüğümüz o görüntülerin bizlere unutturulacağını çok öncelerden söylemiştim. </p>
<p>Marmara depreminde ölen binlerce insanın suçlusu bulundu mu ki Şemdinli yol alabilsin. </p>
<p>Gördüklerimizin unutulduğundan habercilerinde kuşkusu var ki haber sitelerinde olayın ne olduğunu yeniden hatırlatmışlar. </p>
<p>Şunlar yazılı: ‘Şemdinli’de 9 Kasım 2005’te eski PKK’lı Seferi Yılmaz’a ait bir kitabevi bombalanmış, patlamada Mehmet Zahir Korkmaz adlı bir kişi hayatını kaybetmiş, beş kişi yaralanmıştı. Kitabevine bombayı attığı öne sürülen bir kişinin sığındığı otomobil halk tarafından durdurulmuş ve içindeki üç kişi (PKK itirafçısı Veysel Ateş ile astsubaylar Ali Kaya ve Özcan İldeniz) tartaklanarak polise teslim edilmişti. Aynı gün otomobilde keşif yapan savcı ve CHP Hakkari Milletvekili Esat Canan’ın üzerine de ateş açılmış, bir kişi de burada ölmüştü. Ateş açan kişinin uzman çavuş Tanju Çavuş, olayda ölen kişinin de Ali Yılmaz olduğu belirlenmişti. </p>
<p>Keşif sırasında, astsubaylara ait olduğu belirtilen sivil arabanın bagajında üç Kalaşnikof, el bombaları, resmi evrak ve Hakkari ile ilçelerinin haritası ve bir isim listesi bulunmuştu. Listede bombanın patladığı kitabevinin üzerinin kırmızı kalemle çizildiği belirlenmişti. Olaydan bir gün sonra PKK itirafçısı Veysel Ateş, kitabevine bomba attığı gerekçesiyle tutuklanıp cezaevine konurken, astsubaylar tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştı.’ </p>
<p>*** </p>
<p>Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tebliğnamesinde, yerel mahkeme kararının eksik soruşturma ve esastan bozulmasını talep etmişti. Yargıtay’da ilgili daire de oy birliğiyle bu talebe uydu. Bakalım, şimdi Van Ceza Mahkemesi ne yapacak. Yargıtay bu davaya askeri mahkemenin bakmasını istemekte. </p>
<p>Çift başlı yargı gibi bir ucube sistem anlaşılan sivil yargıyı huzursuz etmiyor. </p>
<p>Siyaseti de etmemişti&#8230; </p>
<p>*** </p>
<p>Van Ağır Ceza Mahkemesi, Yargıtay’ın kararına uyarsa dosya askeri mahkemeye gidecek. Sonrası muhtemelen çok sürpriz değil. </p>
<p>‘Yargıyı hizaya getirmek için bir iki bomba patlattığını açıklayan’ Altay Tokat’a bir şey oldu mu? Olmadı. Başka ‘iyi coçuklara’ neden olsun ki?’ Yukarda özetleyerek aldığım ‘Güle Güle Şemdinli’ başlıklı yazıyı 17 Mayıs da yazmıştım.. </p>
<p>*** </p>
<p>Önceki gün&#8230; Van 3. Ağır Ceza Mahkemesi, dosyasını Askeri Mahkeme’ye gönderdi. Daha vahimi&#8230; </p>
<p>Haberi star ve Yenişafak dışında hiçbir gazetenin birinci sayfasında görmedim&#8230; Zaten gazetelerin çoğunluğunda da bu haber yoktu. Şemdinli usuldan usuldan gitmekte. </p>
<p>*** </p>
<p>Hukuk bir bütündür. Ya vardır, ya yoktur. </p>
<p>‘Bazen vardır, bazen yoktur’ diye hukuk sistemi olmaz. Hukuk skandallarına aldırmayan bir toplum&#8230; Hukuksuzluğu kabul etmiş demektir. Bu, ‘güvenli bir hayat’ sürdürme imkanından da vazgeçmek anlamına gelir. </p>
<p>Şemdinli’de olanlara ses çıkarmayanlar&#8230; </p>
<p>Neyi kabullendiklerini iyi bilsinler. </p>
<p>Hukuksuz bir toplumda zorbalık uğursuz bir piyango gibidir. </p>
<p>Size de çıkabilir.</p>
<p>MEHMET ALTAN<br />
<a href="http://www.stargazete.com/index.asp?haberID=580" rel="nofollow">http://www.stargazete.com/index.asp?haberID=580</a></p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>MY tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/09/07/akp%e2%80%99yi-elestirmek/#comment-3308</link>
		<dc:creator>MY</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 14 Sep 2007 22:40:16 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/09/07/akp%e2%80%99yi-elestirmek/#comment-3308</guid>
		<description>&lt;p align="left"&gt;&lt;img class="haberresim" src="http://medya.zaman.com.tr/2007/09/14/baskinoran.jpg" align="right" /&gt;  &lt;strong&gt;AKP'nin DEMOKRASi havariligine soyunmasi vakit alacak gibi görünüyor &lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 'Azınlıklar ve Kültürel Haklar Raporu' ile ilgili davada, eski İnsan Hakları Danışma Kurulu Başkanı Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu ile alt komisyon başkanı Prof. Dr. Baskın Oran'ın 'halkı kin ve düşmanlığa tahrik' suçundan beraatlerine ilişkin kararı esastan bozdu.

Ankara 28. Asliye Ceza Mahkemesi'nin kararına ilişkin temyiz istemini değerlendiren mahkeme, yerel mahkeme kararını oyçokluğuyla bozarak, Kaboğlu ve Oran'ın cezalandırılması gerektiğine hükmetti.

Baskın Oran'ın kaleme alınan raporun 1 Ekim 2004 tarihindeki İnsan Hakları Danışma Kurulu toplantısında onaylandığı hatırlatılan kararda, raporun uzun bir çalışma süresi sonunda hazırlandığı, düşünülerek, ve bilinçli olarak yapıldığı, gelen yoğun tepkiler üzerine 3 paragrafı çıkartılıp bazı kelimeler ve ifadelerin yumuşatıldığı; ancak rapordaki özün korunduğu kaydedildi. Raporda alt kimlik-üst kimlik tartışmalarının da yapıldığı hatırlatılan kararda, Anayasa'da yer alan 'Türk milleti' deyimindeki 'Türk' kelimesinin etnik anlamda kullanılmadığı da kaydedildi. Kararda, "Türk milleti kavramı ırka, etnik kökene ve dine dayanmamaktadır. Raporda, alt kimlik-üst kimlik ayrımı yapılmak suretiyle eleştiri ve düşünce özgürlüğü sınırları aşılmış, suçlama niteliği taşıyan ve kamuoyuna açıklanan rapor içeriğiyle toplumsal tehlike boyutlarına ulaşılmıştır." denildi. Kararda, söz konusu sebeplerle Oran ve Kaboğlu'nun 'halkı kin ve düşmanlığa tahrik' suçundan mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği ifade edildi. Ankara, aa</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p align="left"><img class="haberresim" src="http://medya.zaman.com.tr/2007/09/14/baskinoran.jpg" align="right" />  <strong>AKP&#8217;nin DEMOKRASi havariligine soyunmasi vakit alacak gibi görünüyor </strong></p>
<p>Yargıtay 8. Ceza Dairesi, &#8216;Azınlıklar ve Kültürel Haklar Raporu&#8217; ile ilgili davada, eski İnsan Hakları Danışma Kurulu Başkanı Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu ile alt komisyon başkanı Prof. Dr. Baskın Oran&#8217;ın &#8216;halkı kin ve düşmanlığa tahrik&#8217; suçundan beraatlerine ilişkin kararı esastan bozdu.</p>
<p>Ankara 28. Asliye Ceza Mahkemesi&#8217;nin kararına ilişkin temyiz istemini değerlendiren mahkeme, yerel mahkeme kararını oyçokluğuyla bozarak, Kaboğlu ve Oran&#8217;ın cezalandırılması gerektiğine hükmetti.</p>
<p>Baskın Oran&#8217;ın kaleme alınan raporun 1 Ekim 2004 tarihindeki İnsan Hakları Danışma Kurulu toplantısında onaylandığı hatırlatılan kararda, raporun uzun bir çalışma süresi sonunda hazırlandığı, düşünülerek, ve bilinçli olarak yapıldığı, gelen yoğun tepkiler üzerine 3 paragrafı çıkartılıp bazı kelimeler ve ifadelerin yumuşatıldığı; ancak rapordaki özün korunduğu kaydedildi. Raporda alt kimlik-üst kimlik tartışmalarının da yapıldığı hatırlatılan kararda, Anayasa&#8217;da yer alan &#8216;Türk milleti&#8217; deyimindeki &#8216;Türk&#8217; kelimesinin etnik anlamda kullanılmadığı da kaydedildi. Kararda, &#8220;Türk milleti kavramı ırka, etnik kökene ve dine dayanmamaktadır. Raporda, alt kimlik-üst kimlik ayrımı yapılmak suretiyle eleştiri ve düşünce özgürlüğü sınırları aşılmış, suçlama niteliği taşıyan ve kamuoyuna açıklanan rapor içeriğiyle toplumsal tehlike boyutlarına ulaşılmıştır.&#8221; denildi. Kararda, söz konusu sebeplerle Oran ve Kaboğlu&#8217;nun &#8216;halkı kin ve düşmanlığa tahrik&#8217; suçundan mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği ifade edildi. Ankara, aa</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Haydar tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/09/07/akp%e2%80%99yi-elestirmek/#comment-3256</link>
		<dc:creator>Haydar</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 Sep 2007 01:44:30 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/09/07/akp%e2%80%99yi-elestirmek/#comment-3256</guid>
		<description>Birkac sene oncesinde kisa bir sure Turkiyede kaldigim sure icerisinde ismi kalsin bir bakanlikta ust duzey yonetici mektep arkadasim sohbetimiz esnasinda yanindaki dosyadan birkac sayfa cikartarak "AB Hakkariye sehrin su aritma tesisleri icin yuzbinlerce Euro &lt;strong&gt;bagis&lt;/strong&gt; yapmayi teklif ediyor. Bu evrak aylardir bir kac yeri dolastiktan sonra bize geldi ve bizde son gune kadar bekletiyoruz. Uzerinde zaman tahditi oldugu icin zaman asimina ugramasi ihtimali oldukca yuksek ve tahmin et biz nasil muamele ile cevap verecegiz..." demistide aklim hayalim durmustu.

...ve bunu yapan AKP Hukumeti idi. Muhtemelen birileri oyle "tembih" etmisti. Yani sozde iktidar idi. Sozde iktidar demek "gel kardes sen de hazineden sebeplen" demekten farki yok.
Bu donemde de AKP nin sozde iktidarligina devam edip etmeyecegini gorecegiz.
***

Radikal Gazetesinin 5 Eylul 2007 sayisinda ise sunlar yaziyordu.
---------------
&lt;strong&gt;Baydemir'in raporu: Sekiz büyük proje engellendi &lt;/strong&gt;


  Diyarbakır Belediye Başkanı Baydemir, 2005'te Başbakan'a sunduğu raporda engellenen projeleri tek tek sıraladı

"Diyarbakır'a savaş ilan ediyorsanız çok açık ve net söylüyorum Diyarbakır halkı, ben ve arkadaşlarım ilan edilmiş bir savaştan hiçbir zaman kaçmayız. Eğer savaş ilan ediyorsanız biz buradayız, Diyarbakır halkı buradadır, belediye başkanları buradadır acısıyla tatlısıyla insanımızın yanında olduk bundan sonra da yanında olacağız." 
Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir'in önceki gün dile getirdiği bu çok tartışmalı sözler, aslında iki yıllık bir birikimin sonucuydu. Başbakan Tayyip Erdoğan toplu konut anahtar teslim töreni için Diyarbakır'a geldiği 12 Ağustos 2005'te Baydemir de kent ile ilgili hazırladığı raporu kendisine iletmişti. Raporda çözüm önerilerinin yanı sıra, kente yönelik 'negatif ayrımcılık' iddiaları da peş peşe sıralanıyordu. İşte 12 Ağustos 2005'te Başbakan Erdoğan'a sunulan Diyarbakır raporunda yer alan eleştiriler: 

Katı Atık Yönetimi Etüt Projesi için Alman Kalkınma Ajansı (KFW) ile 500 bin avroluk hibe anlaşması yapılmış, ancak bu hibe DPT'nin 14.02.2005 tarihli yazısı ile projenin İller Bankası'ndan alınabilecek krediyle yapılabileceği görüşüne dayanılarak reddedilmiştir. 

Dicle Vadisi ıslah edilemedi 


Dicle Vadisi Rehabilitasyonu Etüt Projesi için Türk-İspanyol Ekonomik ve Mali İşbirliği Protokolü kapsamında 350 bin avro hibe sağlanmasına karar verilmesine rağmen, bu proje DPT tarafından 03.04.2005 tarihli yazı ile projenin 2005 yatırım programında olmaması gerekçe gösterilerek reddedilmiştir. 

Diş İmplant Projesi için Güney Kore Büyükelçiliği ve EAID (Avrupa-Asya Diş Hekimliği Akademisi) ile hibe anlaşması yapılmasına rağmen Sağlık Bakanlığı'nın 20.06.2005 tarihli yazısında yabancı hekimlere çalışma izni verilemeyeceği gerekçesiyle bu proje de reddedilmiştir. 

Suriçi Tramvay projesi için Deutsche Bank ile 5 milyon avro (15 yıl vadeli 5 yıl ödemesiz) kredi anlaşması yapılmasına rağmen İller Bankası Genel Müdürlüğü 16.03.2005 tarihli yazısı ile teminat veremeyeceğini bildirmiş ve proje rafa kaldırılmıştır. 

Kentsel Gelişim Projesi, 2005 Türkiye-AB Malî İşbirliği Programı'na sunulmuş ve Avrupa Komisyonu Türkiye Temsilciliği'nce 9 milyon 926 bin avro hibe sağlanmasına karar verilmesine rağmen, 18.04.2005 tarihli DPT yazısında hibenin 6 milyon avroya indirilmesi ve kalan miktarın diğer illere (Gaziantep, Şanlıurfa ve Erzurum) dağıtılması kararlaştırılmıştır. Ancak diğer illerden proje sunulamadığı için geriye kalan yaklaşık 4 milyon avro hiçbir bölge belediyesine kullandırılmamış; deyim yerindeyse, sağlanan hibe heba olmuştur. 

Aziziye Kentsel Dönüşüm Projesi için Avrupa Konseyi Kalkınma Bankası ile 30 milyon avro kredi anlaşması konusunda görüş birliğine varılmış, ancak yine DPT yatırım programında yer almadığı için resmi anlaşmalar yapılamamıştır. 

Diyar AŞ genelgesi 
Baydemir, Erdoğan'a sunduğu bu rapordan sonuç alamadığı gibi, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi'ne hibe yoluyla devredilen ve kentin kalkınmasında önemli bir işlev yüklenen Diyar AŞ. hakkında dönemin İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu imzalı bir genelgeyle lağvetme kararı alındı. Oysa Diyar AŞ. kurulduktan çok kısa bir süre sonra 330 kişiyi istihdam eder hale gelmiş, geliştirilecek yeni projelerle bin 300 kişilik istihdam hedefine ulaşma yolunda ilerliyordu. 


AB destekli projeye engel 
Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir'i sinirlendiren bir başka uygulama kentte kurulmak istenen Katı Atık Entegre Tesisi ile ilgili çıkarılan engeller konusunda yaşandı. Bütün büyükşehirler gibi Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi de vahşi depolama sistemini bırakıp Katı Atık Entegre Tesisi kurmak istedi. Ancak Diyarbakır'ın 22 milyon avroluk projesi, AB'den gelen 400 milyon avroluk hibenin küçük belediyeler için kullanılacağı gerekçesiyle geri çevrildi.


Radikal 05.09.2007</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Birkac sene oncesinde kisa bir sure Turkiyede kaldigim sure icerisinde ismi kalsin bir bakanlikta ust duzey yonetici mektep arkadasim sohbetimiz esnasinda yanindaki dosyadan birkac sayfa cikartarak &#8220;AB Hakkariye sehrin su aritma tesisleri icin yuzbinlerce Euro <strong>bagis</strong> yapmayi teklif ediyor. Bu evrak aylardir bir kac yeri dolastiktan sonra bize geldi ve bizde son gune kadar bekletiyoruz. Uzerinde zaman tahditi oldugu icin zaman asimina ugramasi ihtimali oldukca yuksek ve tahmin et biz nasil muamele ile cevap verecegiz&#8230;&#8221; demistide aklim hayalim durmustu.</p>
<p>&#8230;ve bunu yapan AKP Hukumeti idi. Muhtemelen birileri oyle &#8220;tembih&#8221; etmisti. Yani sozde iktidar idi. Sozde iktidar demek &#8220;gel kardes sen de hazineden sebeplen&#8221; demekten farki yok.<br />
Bu donemde de AKP nin sozde iktidarligina devam edip etmeyecegini gorecegiz.<br />
***</p>
<p>Radikal Gazetesinin 5 Eylul 2007 sayisinda ise sunlar yaziyordu.<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;<br />
<strong>Baydemir&#8217;in raporu: Sekiz büyük proje engellendi </strong></p>
<p>  Diyarbakır Belediye Başkanı Baydemir, 2005&#8242;te Başbakan&#8217;a sunduğu raporda engellenen projeleri tek tek sıraladı</p>
<p>&#8220;Diyarbakır&#8217;a savaş ilan ediyorsanız çok açık ve net söylüyorum Diyarbakır halkı, ben ve arkadaşlarım ilan edilmiş bir savaştan hiçbir zaman kaçmayız. Eğer savaş ilan ediyorsanız biz buradayız, Diyarbakır halkı buradadır, belediye başkanları buradadır acısıyla tatlısıyla insanımızın yanında olduk bundan sonra da yanında olacağız.&#8221;<br />
Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir&#8217;in önceki gün dile getirdiği bu çok tartışmalı sözler, aslında iki yıllık bir birikimin sonucuydu. Başbakan Tayyip Erdoğan toplu konut anahtar teslim töreni için Diyarbakır&#8217;a geldiği 12 Ağustos 2005&#8242;te Baydemir de kent ile ilgili hazırladığı raporu kendisine iletmişti. Raporda çözüm önerilerinin yanı sıra, kente yönelik &#8216;negatif ayrımcılık&#8217; iddiaları da peş peşe sıralanıyordu. İşte 12 Ağustos 2005&#8242;te Başbakan Erdoğan&#8217;a sunulan Diyarbakır raporunda yer alan eleştiriler: </p>
<p>Katı Atık Yönetimi Etüt Projesi için Alman Kalkınma Ajansı (KFW) ile 500 bin avroluk hibe anlaşması yapılmış, ancak bu hibe DPT&#8217;nin 14.02.2005 tarihli yazısı ile projenin İller Bankası&#8217;ndan alınabilecek krediyle yapılabileceği görüşüne dayanılarak reddedilmiştir. </p>
<p>Dicle Vadisi ıslah edilemedi </p>
<p>Dicle Vadisi Rehabilitasyonu Etüt Projesi için Türk-İspanyol Ekonomik ve Mali İşbirliği Protokolü kapsamında 350 bin avro hibe sağlanmasına karar verilmesine rağmen, bu proje DPT tarafından 03.04.2005 tarihli yazı ile projenin 2005 yatırım programında olmaması gerekçe gösterilerek reddedilmiştir. </p>
<p>Diş İmplant Projesi için Güney Kore Büyükelçiliği ve EAID (Avrupa-Asya Diş Hekimliği Akademisi) ile hibe anlaşması yapılmasına rağmen Sağlık Bakanlığı&#8217;nın 20.06.2005 tarihli yazısında yabancı hekimlere çalışma izni verilemeyeceği gerekçesiyle bu proje de reddedilmiştir. </p>
<p>Suriçi Tramvay projesi için Deutsche Bank ile 5 milyon avro (15 yıl vadeli 5 yıl ödemesiz) kredi anlaşması yapılmasına rağmen İller Bankası Genel Müdürlüğü 16.03.2005 tarihli yazısı ile teminat veremeyeceğini bildirmiş ve proje rafa kaldırılmıştır. </p>
<p>Kentsel Gelişim Projesi, 2005 Türkiye-AB Malî İşbirliği Programı&#8217;na sunulmuş ve Avrupa Komisyonu Türkiye Temsilciliği&#8217;nce 9 milyon 926 bin avro hibe sağlanmasına karar verilmesine rağmen, 18.04.2005 tarihli DPT yazısında hibenin 6 milyon avroya indirilmesi ve kalan miktarın diğer illere (Gaziantep, Şanlıurfa ve Erzurum) dağıtılması kararlaştırılmıştır. Ancak diğer illerden proje sunulamadığı için geriye kalan yaklaşık 4 milyon avro hiçbir bölge belediyesine kullandırılmamış; deyim yerindeyse, sağlanan hibe heba olmuştur. </p>
<p>Aziziye Kentsel Dönüşüm Projesi için Avrupa Konseyi Kalkınma Bankası ile 30 milyon avro kredi anlaşması konusunda görüş birliğine varılmış, ancak yine DPT yatırım programında yer almadığı için resmi anlaşmalar yapılamamıştır. </p>
<p>Diyar AŞ genelgesi<br />
Baydemir, Erdoğan&#8217;a sunduğu bu rapordan sonuç alamadığı gibi, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi&#8217;ne hibe yoluyla devredilen ve kentin kalkınmasında önemli bir işlev yüklenen Diyar AŞ. hakkında dönemin İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu imzalı bir genelgeyle lağvetme kararı alındı. Oysa Diyar AŞ. kurulduktan çok kısa bir süre sonra 330 kişiyi istihdam eder hale gelmiş, geliştirilecek yeni projelerle bin 300 kişilik istihdam hedefine ulaşma yolunda ilerliyordu. </p>
<p>AB destekli projeye engel<br />
Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir&#8217;i sinirlendiren bir başka uygulama kentte kurulmak istenen Katı Atık Entegre Tesisi ile ilgili çıkarılan engeller konusunda yaşandı. Bütün büyükşehirler gibi Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi de vahşi depolama sistemini bırakıp Katı Atık Entegre Tesisi kurmak istedi. Ancak Diyarbakır&#8217;ın 22 milyon avroluk projesi, AB&#8217;den gelen 400 milyon avroluk hibenin küçük belediyeler için kullanılacağı gerekçesiyle geri çevrildi.</p>
<p>Radikal 05.09.2007</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Mehmet Yılmaz tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/09/07/akp%e2%80%99yi-elestirmek/#comment-3238</link>
		<dc:creator>Mehmet Yılmaz</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 08 Sep 2007 18:33:29 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/09/07/akp%e2%80%99yi-elestirmek/#comment-3238</guid>
		<description>Tamamina katilmasam da TÜSiAD'in uyarilarini nitelikli ve gerekli buluyorum :

&lt;em&gt;"........
ÇOĞU KONU HÜKÜMET PROGRAMINDA YOK 

Yalçındağ, konuşmasında şu görüşlere yer verdi: 
"Bütün bu saydığımız unsurlar, ekonomi politikalarının yeniden ve çok yönlü biçimde ele alınması gerektiğini gösteriyor. Bu yüzden, “yaptıklarımız, yapacaklarımızın teminatıdır,ö demek yeni dönemde yeterli olmayacaktır. Buna karşılık, hükümet programına baktığımızda, seçim beyannamesinin gerisinde kaldığını, cesur ve açık olmaktan uzaklaştığını görüyoruz. Seçim beyannamesinde yer verilmiş olan bir dizi önemli ve somut politikaların nedense hükümet programında yer almadığını görüyoruz. Bu dönemde iş dünyası açısından çok önemli olan kayıt dışı ekonomiyle mücadele, finansal piyasalar ve sanayi ile ilgili somut önerilerin, hükümet programında yer almamış olmasına bir anlam veremiyoruz. Demokratik gelişmemizin en önemli unsurlarından biri olarak saydığımız Seçim ve Siyasi Partiler Yasası’nın değiştirilmesi konusunun ise programda hiç yer almamasını anlaşılmaz buluyoruz. ....."&lt;/em&gt;

Tamami için : http://www.stargundem.com/Siyaset/17043.html</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Tamamina katilmasam da TÜSiAD&#8217;in uyarilarini nitelikli ve gerekli buluyorum :</p>
<p><em>&#8220;&#8230;&#8230;..<br />
ÇOĞU KONU HÜKÜMET PROGRAMINDA YOK </p>
<p>Yalçındağ, konuşmasında şu görüşlere yer verdi:<br />
&#8220;Bütün bu saydığımız unsurlar, ekonomi politikalarının yeniden ve çok yönlü biçimde ele alınması gerektiğini gösteriyor. Bu yüzden, “yaptıklarımız, yapacaklarımızın teminatıdır,ö demek yeni dönemde yeterli olmayacaktır. Buna karşılık, hükümet programına baktığımızda, seçim beyannamesinin gerisinde kaldığını, cesur ve açık olmaktan uzaklaştığını görüyoruz. Seçim beyannamesinde yer verilmiş olan bir dizi önemli ve somut politikaların nedense hükümet programında yer almadığını görüyoruz. Bu dönemde iş dünyası açısından çok önemli olan kayıt dışı ekonomiyle mücadele, finansal piyasalar ve sanayi ile ilgili somut önerilerin, hükümet programında yer almamış olmasına bir anlam veremiyoruz. Demokratik gelişmemizin en önemli unsurlarından biri olarak saydığımız Seçim ve Siyasi Partiler Yasası’nın değiştirilmesi konusunun ise programda hiç yer almamasını anlaşılmaz buluyoruz. &#8230;..&#8221;</em></p>
<p>Tamami için : <a href="http://www.stargundem.com/Siyaset/17043.html" rel="nofollow">http://www.stargundem.com/Siyaset/17043.html</a></p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Haydar tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/09/07/akp%e2%80%99yi-elestirmek/#comment-3227</link>
		<dc:creator>Haydar</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 07 Sep 2007 22:01:31 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/09/07/akp%e2%80%99yi-elestirmek/#comment-3227</guid>
		<description>Irak ve Guantanamo'dakilere iskence yapiliyor denildiginde Bush hukumeti "hayir, yapilanlar iskence degildir... kitapta sorgulama şoyle vede boyle yapilir" gibi bir savunma icine girdiler. Fakat hukukun (en azindan kendilerine geldiginde) saygi duyuldugu ABD de bu kaytarma/takiye yapma zihniyeti fazla dayanamadi ve hukuku sundurme islemi sona erdi.

Nasil yapiliyor bu sundurme islemi?

Hukukcular bilir, her kanunun bir "lafzi" birde "ruhu" vardir. Yani yazli olan neyse o lafzidir. Ruhu ise, kanun yapici o kanunu yaparkenki maksadi, amacidir.

Demokrasinin uygulandigi ulkelerde kanunlarin lafzi ve ruhu "sundurmeye" mahal verilmeyecek kadar netlestirilir, detaylanir. 
Turkiye dahil demokrasinin zamani geldiginde neredeyse keyfi uygulandigi ulkelerde ise genelleme halinde birakilirak "hakimin takdirine" dahi birakilir. Tayin ve terfi konusunda devlete gobekten bagli savci-hakimlerin ise ne kadar tarafsiz davranacagi malum. Sonrasinda yuksek mahkemelerde, idare mahkemelerinde vs ugras ugrasabildigin kadar. Erbakan'in tabiriyle "fasa-fiso" dan oteye gitmez.
Ornegin Hirant Dink cinayetinde veya Ist. Em. Md olen Nijeryali (muhtemel) cinayetinde veya Mardindeki Ugur Kaymaz cinayetinde vs deliller siliniyor, yokediliyor, raporlar duzuluyor, hakim de buna gore karar verip ellerini yikiyor... sonrasinda olay bunu yapanlarin yanina kar kaliyor.
***

Toplumdan bir tepki gelmeyip, hatta sadece "iyi olmus" diyenlerin seslerinin duyuldugundan dolayi kendi kendimize kavrulup gidiyoruz... taaaki sana bana sira gelene kadar. Fakat o zamanda digerleri tepki gostermiyor ve keyif sahiplerinin isleri tikirinda gidiyor.

Bu hukuksuzluk bir-iki yuzyil oncesinde pek kimsenin umrunda degildi. Bugun artik dunya global, kucuk bir koy kadar birbirine girmis durumda. Turkiye ile irtibati olan ulkeler, firmalar, uluslararasi orgutler bu durumlari degerlendirerek ona gore yatirim, ithalat, ihracat, kredi vs politikalarini belirliyorlar.

Dogru durust adalet sistemi, seffaf ekonomisi, sorumlu-hesap verir devlet yapisi olmayan ulkeler yatirim yapilacagi zaman en son akla gelen ulke olmak zorunda kalir. Yatirimin, guvenirligin, kredinin kit oldugu ulkelerde issizlikte, refah seviyeside bundan etkilenir.
Surekli insan haklari ihlalerini, hukuksuzlugunu, saibeli devlet icraatlerini hergun gazetelerde okuyan diger ulke sakinleride uzerinde "Made in Turkey" yazan urune yaklasirken icine sindirememesi esittir Turkiyenin daha az ihracati demektir, daha az yatirim demektir, daha az/pahali kredi demektir.
***

Iktidarda 5 yilini yasayan AKP nin onunde simdi iki yol var.
Statuko yada yenilik.
ANAP statukoyu tercih etmisti. Simdi mikroskop ile arasan dahi bulunamayan bir parti oldu.
AKP mi?... valla kendileri bilir!

Gelelim Sayin Mehmet Yilmaz'in sorusuna?
AKP elestirilirmi?
Hayir!
Elestirmek icin gonul bagin olmasi gerekir. Ornegin BJK, GS, FB, MHP ve tabaninin oyle bir gonul bagi vardir.
AKP nin ise yok.
Elestirmeye firsat kalmadan ANAP gibi tuz buz olur.
Bilin bakalim buna en cok sevinenler kim olur?</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Irak ve Guantanamo&#8217;dakilere iskence yapiliyor denildiginde Bush hukumeti &#8220;hayir, yapilanlar iskence degildir&#8230; kitapta sorgulama şoyle vede boyle yapilir&#8221; gibi bir savunma icine girdiler. Fakat hukukun (en azindan kendilerine geldiginde) saygi duyuldugu ABD de bu kaytarma/takiye yapma zihniyeti fazla dayanamadi ve hukuku sundurme islemi sona erdi.</p>
<p>Nasil yapiliyor bu sundurme islemi?</p>
<p>Hukukcular bilir, her kanunun bir &#8220;lafzi&#8221; birde &#8220;ruhu&#8221; vardir. Yani yazli olan neyse o lafzidir. Ruhu ise, kanun yapici o kanunu yaparkenki maksadi, amacidir.</p>
<p>Demokrasinin uygulandigi ulkelerde kanunlarin lafzi ve ruhu &#8220;sundurmeye&#8221; mahal verilmeyecek kadar netlestirilir, detaylanir.<br />
Turkiye dahil demokrasinin zamani geldiginde neredeyse keyfi uygulandigi ulkelerde ise genelleme halinde birakilirak &#8220;hakimin takdirine&#8221; dahi birakilir. Tayin ve terfi konusunda devlete gobekten bagli savci-hakimlerin ise ne kadar tarafsiz davranacagi malum. Sonrasinda yuksek mahkemelerde, idare mahkemelerinde vs ugras ugrasabildigin kadar. Erbakan&#8217;in tabiriyle &#8220;fasa-fiso&#8221; dan oteye gitmez.<br />
Ornegin Hirant Dink cinayetinde veya Ist. Em. Md olen Nijeryali (muhtemel) cinayetinde veya Mardindeki Ugur Kaymaz cinayetinde vs deliller siliniyor, yokediliyor, raporlar duzuluyor, hakim de buna gore karar verip ellerini yikiyor&#8230; sonrasinda olay bunu yapanlarin yanina kar kaliyor.<br />
***</p>
<p>Toplumdan bir tepki gelmeyip, hatta sadece &#8220;iyi olmus&#8221; diyenlerin seslerinin duyuldugundan dolayi kendi kendimize kavrulup gidiyoruz&#8230; taaaki sana bana sira gelene kadar. Fakat o zamanda digerleri tepki gostermiyor ve keyif sahiplerinin isleri tikirinda gidiyor.</p>
<p>Bu hukuksuzluk bir-iki yuzyil oncesinde pek kimsenin umrunda degildi. Bugun artik dunya global, kucuk bir koy kadar birbirine girmis durumda. Turkiye ile irtibati olan ulkeler, firmalar, uluslararasi orgutler bu durumlari degerlendirerek ona gore yatirim, ithalat, ihracat, kredi vs politikalarini belirliyorlar.</p>
<p>Dogru durust adalet sistemi, seffaf ekonomisi, sorumlu-hesap verir devlet yapisi olmayan ulkeler yatirim yapilacagi zaman en son akla gelen ulke olmak zorunda kalir. Yatirimin, guvenirligin, kredinin kit oldugu ulkelerde issizlikte, refah seviyeside bundan etkilenir.<br />
Surekli insan haklari ihlalerini, hukuksuzlugunu, saibeli devlet icraatlerini hergun gazetelerde okuyan diger ulke sakinleride uzerinde &#8220;Made in Turkey&#8221; yazan urune yaklasirken icine sindirememesi esittir Turkiyenin daha az ihracati demektir, daha az yatirim demektir, daha az/pahali kredi demektir.<br />
***</p>
<p>Iktidarda 5 yilini yasayan AKP nin onunde simdi iki yol var.<br />
Statuko yada yenilik.<br />
ANAP statukoyu tercih etmisti. Simdi mikroskop ile arasan dahi bulunamayan bir parti oldu.<br />
AKP mi?&#8230; valla kendileri bilir!</p>
<p>Gelelim Sayin Mehmet Yilmaz&#8217;in sorusuna?<br />
AKP elestirilirmi?<br />
Hayir!<br />
Elestirmek icin gonul bagin olmasi gerekir. Ornegin BJK, GS, FB, MHP ve tabaninin oyle bir gonul bagi vardir.<br />
AKP nin ise yok.<br />
Elestirmeye firsat kalmadan ANAP gibi tuz buz olur.<br />
Bilin bakalim buna en cok sevinenler kim olur?</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
