<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>
<channel>
	<title>Pırlantanız Gerçekten Parlak mı? yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.derindusunce.org/2007/08/24/pirlantaniz-gercekten-parlak-mi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.derindusunce.org/2007/08/24/pirlantaniz-gercekten-parlak-mi/</link>
	<description>Grup platformu</description>
	<pubDate>Fri, 21 Nov 2008 13:34:22 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.2</generator>
		<item>
		<title>Sevgililer Günü ’nde Pırlanta Alacaklar, Bilmeniz Gereken Bir Şey Var! : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/08/24/pirlantaniz-gercekten-parlak-mi/#comment-12493</link>
		<dc:creator>Sevgililer Günü ’nde Pırlanta Alacaklar, Bilmeniz Gereken Bir Şey Var! : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 Feb 2008 12:52:25 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/08/24/pirlantaniz-gercekten-parlak-mi/#comment-12493</guid>
		<description>[...] arttırabiliyorlar. Hiç farkına varmadan! (Bu savaşlar hakkında ayrıntılı bilgi için : “Pırlantanız Gerçekten Parlak mı?” ) Sizler farkına varın! Bu pis oyuna alet olmayın! Tertemiz aşklarınızın kanlı [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] arttırabiliyorlar. Hiç farkına varmadan! (Bu savaşlar hakkında ayrıntılı bilgi için : “Pırlantanız Gerçekten Parlak mı?” ) Sizler farkına varın! Bu pis oyuna alet olmayın! Tertemiz aşklarınızın kanlı [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>ARKADAŞLARLA YAPILAN, EĞLENCE GİBİ BİR ŞEY ! : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/08/24/pirlantaniz-gercekten-parlak-mi/#comment-3383</link>
		<dc:creator>ARKADAŞLARLA YAPILAN, EĞLENCE GİBİ BİR ŞEY ! : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Sep 2007 16:01:21 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/08/24/pirlantaniz-gercekten-parlak-mi/#comment-3383</guid>
		<description>[...] Modern hayatın içinde yaşayan gençlerin kısacık nikah ya da düğün törenlerinde gördüklerim bunlar. Bir de evlilik merasiminin tüm aşamalarını uzaktan izleme şansımız olsa, kim bilir nelerle karşılacağız? İsteme kavramının kendisinden başlayan, evlilik merasiminin her aşamasına ve hatta evliliğin ülkemizdeki şekline, anlamına ayrı ayrı yabancılaşma söz konusu. Kına gecesindeki hüzün gelin olacaklara çok saçma geliyor. (Dizilerdeki kına geceleri bu alerjiyi bir miktar giderdi.)  Kız isteme, söz, gelin alma damatlara zor ve manasız geliyor. Dünür olacakların hediyeleşmelerinin altındaki anlamı çözemiyorlar. Yüzük takmayı gereksiz bulanlar bile var. Neyse ki pırlanta takmak moda oldu da (http://www.derindusunce.org/2007/08/24/pirlantaniz-gercekten-parlak-mi/) yüzükle yeniden barıştılar. Düğün zaten istenmiyor, &#8220;eğlence gibi bir şey&#8221; tercih ediliyor. Bu kadar yabancılaşmadan evliliğin kendisi de nasibini er ya da geç alıyor ama şimdilik o ayrıntılara girmeyelim. Yalnız modern hayatın etkilerine bu kadar maruz kalmamış olan gençler, hiçbir sıkıntı, yabancılaşma hissetmeden, hayatlarının en özel anlarını mutlu mutlu yaşıyarak evleniyorlar. Bu da çok rahat gözlemlenebiliyor. [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] Modern hayatın içinde yaşayan gençlerin kısacık nikah ya da düğün törenlerinde gördüklerim bunlar. Bir de evlilik merasiminin tüm aşamalarını uzaktan izleme şansımız olsa, kim bilir nelerle karşılacağız? İsteme kavramının kendisinden başlayan, evlilik merasiminin her aşamasına ve hatta evliliğin ülkemizdeki şekline, anlamına ayrı ayrı yabancılaşma söz konusu. Kına gecesindeki hüzün gelin olacaklara çok saçma geliyor. (Dizilerdeki kına geceleri bu alerjiyi bir miktar giderdi.)  Kız isteme, söz, gelin alma damatlara zor ve manasız geliyor. Dünür olacakların hediyeleşmelerinin altındaki anlamı çözemiyorlar. Yüzük takmayı gereksiz bulanlar bile var. Neyse ki pırlanta takmak moda oldu da (http://www.derindusunce.org/2007/08/24/pirlantaniz-gercekten-parlak-mi/) yüzükle yeniden barıştılar. Düğün zaten istenmiyor, &#8220;eğlence gibi bir şey&#8221; tercih ediliyor. Bu kadar yabancılaşmadan evliliğin kendisi de nasibini er ya da geç alıyor ama şimdilik o ayrıntılara girmeyelim. Yalnız modern hayatın etkilerine bu kadar maruz kalmamış olan gençler, hiçbir sıkıntı, yabancılaşma hissetmeden, hayatlarının en özel anlarını mutlu mutlu yaşıyarak evleniyorlar. Bu da çok rahat gözlemlenebiliyor. [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>MY tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/08/24/pirlantaniz-gercekten-parlak-mi/#comment-3269</link>
		<dc:creator>MY</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 Sep 2007 21:32:57 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/08/24/pirlantaniz-gercekten-parlak-mi/#comment-3269</guid>
		<description>Mustafa Akyol'un hiç eskimeyen bir yazisi geldi aklima, Ask, para ve mutluluk algisina degisik bir bakis açisi :

&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Nasil Mutlu Olunmaz?&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;

...............
&lt;em&gt;Beyaz Türkler kavramını dilimize ünlü sosyoluğumuz Nilüfer Göle kazandırmıştı. Göle, bu kavramla, kendilerini Türkiye'nin "ilericileri" olarak gören asker-sivil bürokrasiyi ve entellektüelleri kast etmişti. Benim sözünü edeceğim kesim ise, Beyaz Türkler'in genç jenerasyonu. Çoğu kolejlerde, hatta sonra yurtdışında okumuş, 1980 sonrası ortamda büyüyerek "köşe dönme" kültürünü özümsemiş, iyi mesleklere, Batılı yaşam standartlarına kavuşmuş, genç ve orta yaş kuşak insanlarımız. &lt;/em&gt;&lt;em&gt;Beyaz Türkler, görünürde, mutlu olmak için pek çok nedene sahipler. Bu ülkenin yaşam standartlarının bir hayli ötesindeler. Adeta küçük Asya'da New York'u, Londra'yı veya Paris'i yaşıyorlar. Değerli entellektüellerimizden Rıfat Bali, Beyaz Türklerin bu bohem yaşamının iyi bir yansımasına işaret etmişti: İstanbul'daki bir partiyi, "Burası New York, karşısı Üsküdar!" diye duyuran bir davetiye...

Beyaz Türklerin çoğunun yaşamındaki en büyük değeri ise aslında tek bir kelimeyle özetlemek mümkün: Tüketim... Yaşamları daha fazla ve daha kaliteli tüketim üzerine kurulu. İyi kazanç sağlayan işlerde çalışmak ve böylece daha iyi evlere, arabalara, giysilere kavuşmak... Gezmenin, eğlenmenin ve belki de gösterişin doruklarına çıkmak... Hep daha fazla tüketmek ve bu tüketimi de, bol "marka"lı bir yaşam biçimi içinde, eşe-dosta duyurmak.
Bu renkli hayat Beyaz Türkler tarafından yaşanırken, medya aracılığıyla da "öteki Türkiye"ye daha da süslenip seyrettiriliyor. Bu öteki Türkiye'nin "televole kültürü" içinde yanıp tutuşan kısmı da, Beyaz Türkler gibi olmak, onlar gibi tüketebilmek için can atıyor.

Ama acaba bu renkli hayat Beyaz Türkleri mutlu edebiliyor mu ki?

Mutsuzluk Krizi

Kuşkusuz her bireyin mutluluk ölçüsü ve düzeyi birbirinden farklıdır. Ancak Beyaz Türkler'in çoğunda garip bir mutsuzluk sendromu olduğunu gösteren ve "içerden gelen" sesler var. Milliyet'in genç kalemi Ece Temelkuran, bir yazısında bu sendromdan şöyle söz etmişti:

"Sanıldığından daha çoklar. Gitgide çoğalıyorlar. Etraftalar. Hayatı panzehirsiz kaldıramıyorlar. Sipram, Prozac, Xanax, Lustral ve benzerleri olmadan devam edemiyorlar. Anti - depresansız çekilmeyen bir hayat bu; panzehiri alınmazsa öldüren... Yirmilerin sonunda, otuzların başındalar. Hepsi "başarılı" çocuklar. İyi okullarda okumuş, iyi işlere girmiş insanlar. Hayatlarında ters giden pek bir şey yok ama yine de mutlu değiller.... İlaçsız üstesinden gelinemeyen, hatta nedeni bile pek anlaşılamayan bir mutsuzluk dalgası var etrafta; marka giysiler üzerini örtüyor."
Bir başka deyişle, Beyaz Türklerin pek çoğunun psikolojisi, reklamlarda veya magazin basınında gösterildiği gibi iç açıcı değil.

&lt;/em&gt;Tamami için : http://www.mustafaakyol.org/arsiv/2005/07/nasil_mutlu_olunmaz.php</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Mustafa Akyol&#8217;un hiç eskimeyen bir yazisi geldi aklima, Ask, para ve mutluluk algisina degisik bir bakis açisi :</p>
<p><em><strong>Nasil Mutlu Olunmaz?</strong></em></p>
<p>&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;<br />
<em>Beyaz Türkler kavramını dilimize ünlü sosyoluğumuz Nilüfer Göle kazandırmıştı. Göle, bu kavramla, kendilerini Türkiye&#8217;nin &#8220;ilericileri&#8221; olarak gören asker-sivil bürokrasiyi ve entellektüelleri kast etmişti. Benim sözünü edeceğim kesim ise, Beyaz Türkler&#8217;in genç jenerasyonu. Çoğu kolejlerde, hatta sonra yurtdışında okumuş, 1980 sonrası ortamda büyüyerek &#8220;köşe dönme&#8221; kültürünü özümsemiş, iyi mesleklere, Batılı yaşam standartlarına kavuşmuş, genç ve orta yaş kuşak insanlarımız. </em><em>Beyaz Türkler, görünürde, mutlu olmak için pek çok nedene sahipler. Bu ülkenin yaşam standartlarının bir hayli ötesindeler. Adeta küçük Asya&#8217;da New York&#8217;u, Londra&#8217;yı veya Paris&#8217;i yaşıyorlar. Değerli entellektüellerimizden Rıfat Bali, Beyaz Türklerin bu bohem yaşamının iyi bir yansımasına işaret etmişti: İstanbul&#8217;daki bir partiyi, &#8220;Burası New York, karşısı Üsküdar!&#8221; diye duyuran bir davetiye&#8230;</p>
<p>Beyaz Türklerin çoğunun yaşamındaki en büyük değeri ise aslında tek bir kelimeyle özetlemek mümkün: Tüketim&#8230; Yaşamları daha fazla ve daha kaliteli tüketim üzerine kurulu. İyi kazanç sağlayan işlerde çalışmak ve böylece daha iyi evlere, arabalara, giysilere kavuşmak&#8230; Gezmenin, eğlenmenin ve belki de gösterişin doruklarına çıkmak&#8230; Hep daha fazla tüketmek ve bu tüketimi de, bol &#8220;marka&#8221;lı bir yaşam biçimi içinde, eşe-dosta duyurmak.<br />
Bu renkli hayat Beyaz Türkler tarafından yaşanırken, medya aracılığıyla da &#8220;öteki Türkiye&#8221;ye daha da süslenip seyrettiriliyor. Bu öteki Türkiye&#8217;nin &#8220;televole kültürü&#8221; içinde yanıp tutuşan kısmı da, Beyaz Türkler gibi olmak, onlar gibi tüketebilmek için can atıyor.</p>
<p>Ama acaba bu renkli hayat Beyaz Türkleri mutlu edebiliyor mu ki?</p>
<p>Mutsuzluk Krizi</p>
<p>Kuşkusuz her bireyin mutluluk ölçüsü ve düzeyi birbirinden farklıdır. Ancak Beyaz Türkler&#8217;in çoğunda garip bir mutsuzluk sendromu olduğunu gösteren ve &#8220;içerden gelen&#8221; sesler var. Milliyet&#8217;in genç kalemi Ece Temelkuran, bir yazısında bu sendromdan şöyle söz etmişti:</p>
<p>&#8220;Sanıldığından daha çoklar. Gitgide çoğalıyorlar. Etraftalar. Hayatı panzehirsiz kaldıramıyorlar. Sipram, Prozac, Xanax, Lustral ve benzerleri olmadan devam edemiyorlar. Anti - depresansız çekilmeyen bir hayat bu; panzehiri alınmazsa öldüren&#8230; Yirmilerin sonunda, otuzların başındalar. Hepsi &#8220;başarılı&#8221; çocuklar. İyi okullarda okumuş, iyi işlere girmiş insanlar. Hayatlarında ters giden pek bir şey yok ama yine de mutlu değiller&#8230;. İlaçsız üstesinden gelinemeyen, hatta nedeni bile pek anlaşılamayan bir mutsuzluk dalgası var etrafta; marka giysiler üzerini örtüyor.&#8221;<br />
Bir başka deyişle, Beyaz Türklerin pek çoğunun psikolojisi, reklamlarda veya magazin basınında gösterildiği gibi iç açıcı değil.</p>
<p></em>Tamami için : <a href="http://www.mustafaakyol.org/arsiv/2005/07/nasil_mutlu_olunmaz.php" rel="nofollow">http://www.mustafaakyol.org/arsiv/2005/07/nasil_mutlu_olunmaz.php</a></p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Bahar Pınar tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/08/24/pirlantaniz-gercekten-parlak-mi/#comment-3267</link>
		<dc:creator>Bahar Pınar</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 Sep 2007 20:57:02 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/08/24/pirlantaniz-gercekten-parlak-mi/#comment-3267</guid>
		<description>Tesekkurler Ece Hanım. Dogru soyluyorsunuz, Aşkın tüketim aracı haline getirilmesini, sömürülmesini engellemek lazım. Ve haklısınız, bunu ancak biz kadınlar engelleyebiliriz. Her kadın sevdiği erkek için özel olduğunu hissetmek ister. Ama bu illa paraya tahvil edilebilir bir ürün ile anlatılmak zorunda değil. Hatta öyle bir ürün çoğu zaman tek olamayacağı için,aslında özel de değildir. Sadece size özel ve size ait olabilecek birşey çoğu zaman para ile alakasiz birşeydir. Ya da başka bir deyişle, çok basit ve ucuz birşey sevgilinin elinden verilince çok değerli bir hale gelebilir. Kendisine özel ama paraya tahvil edilemeyen bir hediye ile, mutlu olamayan kadinlar, karşılarındaki erkeğe karşı olan hislerinin aşk olup olmadığından şüphe edebilirler rahatlıkla. 

Gerçek anlamda modern olan ya da kendini oyle tanımlayan insanın elinde gercekten aşk var mı, kaldı mı o da ayrı bir tartışma konusu. 

Saygılarımla,</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Tesekkurler Ece Hanım. Dogru soyluyorsunuz, Aşkın tüketim aracı haline getirilmesini, sömürülmesini engellemek lazım. Ve haklısınız, bunu ancak biz kadınlar engelleyebiliriz. Her kadın sevdiği erkek için özel olduğunu hissetmek ister. Ama bu illa paraya tahvil edilebilir bir ürün ile anlatılmak zorunda değil. Hatta öyle bir ürün çoğu zaman tek olamayacağı için,aslında özel de değildir. Sadece size özel ve size ait olabilecek birşey çoğu zaman para ile alakasiz birşeydir. Ya da başka bir deyişle, çok basit ve ucuz birşey sevgilinin elinden verilince çok değerli bir hale gelebilir. Kendisine özel ama paraya tahvil edilemeyen bir hediye ile, mutlu olamayan kadinlar, karşılarındaki erkeğe karşı olan hislerinin aşk olup olmadığından şüphe edebilirler rahatlıkla. </p>
<p>Gerçek anlamda modern olan ya da kendini oyle tanımlayan insanın elinde gercekten aşk var mı, kaldı mı o da ayrı bir tartışma konusu. </p>
<p>Saygılarımla,</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Ece tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/08/24/pirlantaniz-gercekten-parlak-mi/#comment-3265</link>
		<dc:creator>Ece</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 Sep 2007 20:04:01 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/08/24/pirlantaniz-gercekten-parlak-mi/#comment-3265</guid>
		<description>Bahar Hanım,
Güzel yazınız için çok teşekkürler..
Blood Diamond filmini herkese tavsiye ediyorum..
AŞK kavramını, kapitalizmin elinden kurtarmalıyız diye düşünüyorum..
Aşkı tüketim aracı olarak sömürmelerine, ancak biz kadınlar engel olabiliriz..
Modern insanın elinde, başka ne kaldı ki tutunacak! 

sevgilerimle</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Bahar Hanım,<br />
Güzel yazınız için çok teşekkürler..<br />
Blood Diamond filmini herkese tavsiye ediyorum..<br />
AŞK kavramını, kapitalizmin elinden kurtarmalıyız diye düşünüyorum..<br />
Aşkı tüketim aracı olarak sömürmelerine, ancak biz kadınlar engel olabiliriz..<br />
Modern insanın elinde, başka ne kaldı ki tutunacak! </p>
<p>sevgilerimle</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Bahar Pınar tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/08/24/pirlantaniz-gercekten-parlak-mi/#comment-3081</link>
		<dc:creator>Bahar Pınar</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 25 Aug 2007 21:57:49 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/08/24/pirlantaniz-gercekten-parlak-mi/#comment-3081</guid>
		<description>Merhabalar,
Herkese yorumları için teşekkür ederim. 

MY Bey ,
KIMBERLEY sertifikasinın işe yaramama ihtimali tabii ki var. İşe yaraması da insanların, devletlerin elinde sonuçta. Yine de temiz ticaret yapılması adına bir umut. Hiçbir şey yapılmamış olmasından iyidir. Zaman içinde hiç şüphe duyulmayan bir sertifikaya dönüşebilir inşallah. Dediğiniz gibi Afrika acılar ve sorun içinde kaynayan bir kıta. Korkarım tüm kaynakları bitene kadar da “büyük devletler” rahat bırakmayacak Afrika’yı. 

Siz de petrol etrafında dönen kirli oyunlara dikkat çekmişsiniz. Sorunuz çok doğru: “4×4 jipiniz ne kadar temiz?” Petrol yüzünden, Irak kaç yıldır savaş halinde. Savaş haberi ile tavan yapan New York Borsası’ndan sevinç çığlıkları yükselmişti, sesler hala kulaklarımızda, tüylerimizi diken diken ediyor. :( ABD nin ekonomik hayatının Irak’ta olan bitenlerle organik bağları olduğu sürekli söyleniyor. İnsanlar her satın aldıkları ürün için ve her yaptıkları için bu soruyu sorabilseler, temiz üründe ısrar etseler, herşey daha farklı olabilir… Bir gun insallah. 


Arzu Hanım, 

Yorumunuza teşekkür ederim. 

Değerli-yarı değerli taşlarla ilgili aldığınız eğitimde söylenen söz ne kadar anlamlı ve çarpıcı: &lt;strong&gt;“EĞER BIR TAŞ ACI ILE IŞLENMIŞSE, TAKANA DA ACI VERIR.” &lt;/strong&gt;Bu yazının son cümlesi olabilecek bir cümle imiş… Pırlanta modası-boşanma modası arasında doğru orantı var mı enterasan bir inceleme konusu olurdu. “Değerli hatta yarı değerli taşların hepsinden nefret ediyorum. Takmıyorum, almıyorum.” Demişsiniz. Sizinle hemfikirim ve aynı şekilde almıyorum, takmıyorum, içim elvermiyor. Ama pırlanta ticaretinin bir de şu boyutu var: 2002 yılında Afrika’daki olaylar yüzünden tepkiler oluşmaya, pırlanta aleyhinde kampanyalar yapılmaya başlayınca, acaba pırlanta boykotu olur mu korkusu sarmış bu işle uğraşan herkesi. Bu sıralarda Nelson Mandela söyle demiş &lt;em&gt;“Eğer bir elmas boykotu olursa Botsvana ve Namibya ekonomileri çöker.” (National Geographic 2002 Mart sayısı) &lt;/em&gt;Anlayacağınız iş çetrefil, bu işten ekmek yiyenler de var, ölenler olduğu gibi. Ama ekmek yiyenlerin varlığı, ölenlerin, sakat kalanların, çocuk askerlerin acılarına göz yummayı gerektirmiyor. Tüm pırlantaların temiz olduğuna, insanları sömürmeden, insanlık dışı koşullarda çalıştırmadan çıkartıldığına, işlendiğine ikna etmek zorundalar müşterileri. Kısacası KIMBERLEY sertifikasını şüphe duyulmayacak bir hale getirmeliler, daha açık söylersek Afrika’daki acıyı, kanı, savaşı durdurmalılar… Ekonomileri pırlantaya bağlı olanlar da pırlanta işinin doğru düzgün yapılması için çalışmalılar. O zamana kadar pırlanta almak insanı rahatsız eden , huzursuz eden, mutsuz eden bir eylem olmaya devam edecek. Ve bazı kadınlar düşünülenin aksine pırlantalardan nefret edecek. Çünkü yazdığınız gibi bence de&lt;strong&gt; “eğer bir taş acı ile işlenmişse, takana da acı verir.” &lt;/strong&gt; Pırlanta ile mutlu olan kadınlar bu lafı duymamış olabilirler, dahası pırlantanın "kanlı" olabilecegini de bilmiyor olabilirler. Daha çok kadının bilmesi sağlanmalı. 

Yorumunuz için yeniden teşekkür ederim.

Saygılarımla,</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Merhabalar,<br />
Herkese yorumları için teşekkür ederim. </p>
<p>MY Bey ,<br />
KIMBERLEY sertifikasinın işe yaramama ihtimali tabii ki var. İşe yaraması da insanların, devletlerin elinde sonuçta. Yine de temiz ticaret yapılması adına bir umut. Hiçbir şey yapılmamış olmasından iyidir. Zaman içinde hiç şüphe duyulmayan bir sertifikaya dönüşebilir inşallah. Dediğiniz gibi Afrika acılar ve sorun içinde kaynayan bir kıta. Korkarım tüm kaynakları bitene kadar da “büyük devletler” rahat bırakmayacak Afrika’yı. </p>
<p>Siz de petrol etrafında dönen kirli oyunlara dikkat çekmişsiniz. Sorunuz çok doğru: “4×4 jipiniz ne kadar temiz?” Petrol yüzünden, Irak kaç yıldır savaş halinde. Savaş haberi ile tavan yapan New York Borsası’ndan sevinç çığlıkları yükselmişti, sesler hala kulaklarımızda, tüylerimizi diken diken ediyor. :( ABD nin ekonomik hayatının Irak’ta olan bitenlerle organik bağları olduğu sürekli söyleniyor. İnsanlar her satın aldıkları ürün için ve her yaptıkları için bu soruyu sorabilseler, temiz üründe ısrar etseler, herşey daha farklı olabilir… Bir gun insallah. </p>
<p>Arzu Hanım, </p>
<p>Yorumunuza teşekkür ederim. </p>
<p>Değerli-yarı değerli taşlarla ilgili aldığınız eğitimde söylenen söz ne kadar anlamlı ve çarpıcı: <strong>“EĞER BIR TAŞ ACI ILE IŞLENMIŞSE, TAKANA DA ACI VERIR.” </strong>Bu yazının son cümlesi olabilecek bir cümle imiş… Pırlanta modası-boşanma modası arasında doğru orantı var mı enterasan bir inceleme konusu olurdu. “Değerli hatta yarı değerli taşların hepsinden nefret ediyorum. Takmıyorum, almıyorum.” Demişsiniz. Sizinle hemfikirim ve aynı şekilde almıyorum, takmıyorum, içim elvermiyor. Ama pırlanta ticaretinin bir de şu boyutu var: 2002 yılında Afrika’daki olaylar yüzünden tepkiler oluşmaya, pırlanta aleyhinde kampanyalar yapılmaya başlayınca, acaba pırlanta boykotu olur mu korkusu sarmış bu işle uğraşan herkesi. Bu sıralarda Nelson Mandela söyle demiş <em>“Eğer bir elmas boykotu olursa Botsvana ve Namibya ekonomileri çöker.” (National Geographic 2002 Mart sayısı) </em>Anlayacağınız iş çetrefil, bu işten ekmek yiyenler de var, ölenler olduğu gibi. Ama ekmek yiyenlerin varlığı, ölenlerin, sakat kalanların, çocuk askerlerin acılarına göz yummayı gerektirmiyor. Tüm pırlantaların temiz olduğuna, insanları sömürmeden, insanlık dışı koşullarda çalıştırmadan çıkartıldığına, işlendiğine ikna etmek zorundalar müşterileri. Kısacası KIMBERLEY sertifikasını şüphe duyulmayacak bir hale getirmeliler, daha açık söylersek Afrika’daki acıyı, kanı, savaşı durdurmalılar… Ekonomileri pırlantaya bağlı olanlar da pırlanta işinin doğru düzgün yapılması için çalışmalılar. O zamana kadar pırlanta almak insanı rahatsız eden , huzursuz eden, mutsuz eden bir eylem olmaya devam edecek. Ve bazı kadınlar düşünülenin aksine pırlantalardan nefret edecek. Çünkü yazdığınız gibi bence de<strong> “eğer bir taş acı ile işlenmişse, takana da acı verir.” </strong> Pırlanta ile mutlu olan kadınlar bu lafı duymamış olabilirler, dahası pırlantanın &#8220;kanlı&#8221; olabilecegini de bilmiyor olabilirler. Daha çok kadının bilmesi sağlanmalı. </p>
<p>Yorumunuz için yeniden teşekkür ederim.</p>
<p>Saygılarımla,</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Arzu tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/08/24/pirlantaniz-gercekten-parlak-mi/#comment-3057</link>
		<dc:creator>Arzu</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 25 Aug 2007 02:03:10 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/08/24/pirlantaniz-gercekten-parlak-mi/#comment-3057</guid>
		<description>Hotel Ruanda'yı izledikten sonra, Turkcell'deki güzel işini bırakıp, Afrika'ya yerleşen bayan geldi aklıma.

Blood Diamond'ı izlerken de, hep Johannesburg'a gitme isteğim tavan yaptı.

Yani bir şeyler yapmak azmini körükledi. Değerli hatta yarı değerli taşların hepsinden nefret ediyorum. Takmıyorum, almıyorum. 

Yıllar önce değerli-yarı değerli taşlarla ilgili bir eğitim almıştım. Deniyor ki, eğer bir taş acı ile işlenmişse, takana da acı verir. Pırlanta modasıyla birlikte boşanmalarda moda oldu. Aralarında korelasyon var mı bilemiyorum ama sanki....

Çok özel bir yazı olmuş. Tebrik ederim.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Hotel Ruanda&#8217;yı izledikten sonra, Turkcell&#8217;deki güzel işini bırakıp, Afrika&#8217;ya yerleşen bayan geldi aklıma.</p>
<p>Blood Diamond&#8217;ı izlerken de, hep Johannesburg&#8217;a gitme isteğim tavan yaptı.</p>
<p>Yani bir şeyler yapmak azmini körükledi. Değerli hatta yarı değerli taşların hepsinden nefret ediyorum. Takmıyorum, almıyorum. </p>
<p>Yıllar önce değerli-yarı değerli taşlarla ilgili bir eğitim almıştım. Deniyor ki, eğer bir taş acı ile işlenmişse, takana da acı verir. Pırlanta modasıyla birlikte boşanmalarda moda oldu. Aralarında korelasyon var mı bilemiyorum ama sanki&#8230;.</p>
<p>Çok özel bir yazı olmuş. Tebrik ederim.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>MY tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/08/24/pirlantaniz-gercekten-parlak-mi/#comment-3055</link>
		<dc:creator>MY</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Aug 2007 18:16:37 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/08/24/pirlantaniz-gercekten-parlak-mi/#comment-3055</guid>
		<description>Sayin Ironik ALLAH sizi inandirsin, geçen gün bankacim aradi, benim paralarimi koyacak yerleri kalmamis, &lt;strong&gt;"artik bir depo filan tutun"&lt;/strong&gt; diyor.

Cin gibisiniz, nasil anladiniz, her birimiz Sabanci kadar zenginiz, &lt;strong&gt;Islâmî kapitalin devleriyiz&lt;/strong&gt;. Ama biraz kaçik oldugumuzdan midir nedir, bütün vaktimizi bu bloglara harciyoruz :)

Parayla mutluluk olmaz, iste ispati : &lt;strong&gt;Derin Düsünce Grubu!&lt;/strong&gt;</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sayin Ironik ALLAH sizi inandirsin, geçen gün bankacim aradi, benim paralarimi koyacak yerleri kalmamis, <strong>&#8220;artik bir depo filan tutun&#8221;</strong> diyor.</p>
<p>Cin gibisiniz, nasil anladiniz, her birimiz Sabanci kadar zenginiz, <strong>Islâmî kapitalin devleriyiz</strong>. Ama biraz kaçik oldugumuzdan midir nedir, bütün vaktimizi bu bloglara harciyoruz :)</p>
<p>Parayla mutluluk olmaz, iste ispati : <strong>Derin Düsünce Grubu!</strong></p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Haydar tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/08/24/pirlantaniz-gercekten-parlak-mi/#comment-3053</link>
		<dc:creator>Haydar</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Aug 2007 15:56:43 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/08/24/pirlantaniz-gercekten-parlak-mi/#comment-3053</guid>
		<description>Sayin MY nin bir kismini belirtiigi cok onemli global ve lokal sorunlar var. "Kanli Pirlanta" hala bizim gundemimizde olmasada ayni grupta nitelenilbilecek bir insanlik dramidir. Konuyu gundeme tasidigi icin Bahar Hanima tesekkur borcluyuz.

Bunun Islamiyet veya baska bir dinle alakasini goremiyorum.
***

Sayin ironik, sizi gulduren ironiyi bizede anlatsanizda bizde gulsek.
Yoksa yazacak bir fikriniz olmadigi icin gulmeklemi yetiniyorsunuz?</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sayin MY nin bir kismini belirtiigi cok onemli global ve lokal sorunlar var. &#8220;Kanli Pirlanta&#8221; hala bizim gundemimizde olmasada ayni grupta nitelenilbilecek bir insanlik dramidir. Konuyu gundeme tasidigi icin Bahar Hanima tesekkur borcluyuz.</p>
<p>Bunun Islamiyet veya baska bir dinle alakasini goremiyorum.<br />
***</p>
<p>Sayin ironik, sizi gulduren ironiyi bizede anlatsanizda bizde gulsek.<br />
Yoksa yazacak bir fikriniz olmadigi icin gulmeklemi yetiniyorsunuz?</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>blue tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/08/24/pirlantaniz-gercekten-parlak-mi/#comment-3051</link>
		<dc:creator>blue</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Aug 2007 15:02:48 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/08/24/pirlantaniz-gercekten-parlak-mi/#comment-3051</guid>
		<description>Sayın ironik,

Öğretmen, öğrenci, mühendis, doktor, yazar, şair, vb.den oluşan bir grubuz. Tarık beyin bir imalathanesi var ama "islami sermaye" diye nitelemek ne derece mümkün olur bilmiyorum. Grup olarak tek taşımızı kendimiz çalışıp alıp kendimiz takıyoruz. Ama Nil'in dediği gibi kalptir asıl kum-ba-raaaa. Gayretimiz onun içini doldurmaktır. Tabi inşallah dediğiniz gibi bir gün sermayedar olup istihdama ve ekonomiye katkıda da bulunuruz. Bunu bir dua olarak alalım.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sayın ironik,</p>
<p>Öğretmen, öğrenci, mühendis, doktor, yazar, şair, vb.den oluşan bir grubuz. Tarık beyin bir imalathanesi var ama &#8220;islami sermaye&#8221; diye nitelemek ne derece mümkün olur bilmiyorum. Grup olarak tek taşımızı kendimiz çalışıp alıp kendimiz takıyoruz. Ama Nil&#8217;in dediği gibi kalptir asıl kum-ba-raaaa. Gayretimiz onun içini doldurmaktır. Tabi inşallah dediğiniz gibi bir gün sermayedar olup istihdama ve ekonomiye katkıda da bulunuruz. Bunu bir dua olarak alalım.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Bahar Pınar tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/08/24/pirlantaniz-gercekten-parlak-mi/#comment-3050</link>
		<dc:creator>Bahar Pınar</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Aug 2007 14:51:14 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/08/24/pirlantaniz-gercekten-parlak-mi/#comment-3050</guid>
		<description>Sayın İronik, 

Sadece, özel olarak belirttiğiniz grup içinde değil, inançlarından bağımsız olarak, ülkemiz ve dünya genelinde, bütün insanlar arasında yaygın(laşıyor) tek taş, üç taş, beş taş yüzükler ve kolyeler... Dolayısı ile biliyorum, hem söylediğiniz grup içinde, hem de onlar dışındaki insanlar arasında yaygın pırlanta. Hatta, pırlanta yüzük ve kolye, geleneksel nişan hediyelerinin arasına girdi hem ülkemizde hem de dünyada. Eskiden altın istenirdi, şimdi pırlanta isteniyor. Bu gelişmelerde pırlanta reklamlarının da hatırı sayılır payı var. 

Yalnız, bu gelişmeler, pırlantanın yaygın olması ve bunları benim bilmem, pırlanta etrafında kirli oyunlar döndüğü gerçeğini değiştirmiyor. Ayrıca pırlanta ile ilgili gerçekleri anlatmamayı, insanları bu konuda bilgilendirmemeyi de gerektirmiyor. Sizi eğlendiriyor olmamız güzel de, bu yazının neresini komik buldunuz doğrusu merak ettim. 

Yorumunuzdaki "siz gibi" ifadeniz de oldukça ilginç... :) Sermaye sahibi olduğumu, hatta islamcı sermaye sahibi olduğumu ya da bahsettiğiniz gruplara mensup olduğumu nereden çıkardınız? Yazımda ne inancım ile ne kendimle ilgili bilgi var. Sadece konuya odaklanmış olsaydınız çok fazla eğlenemeyecektiniz buyuk ihtimalle. 

Saygılarımla,</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sayın İronik, </p>
<p>Sadece, özel olarak belirttiğiniz grup içinde değil, inançlarından bağımsız olarak, ülkemiz ve dünya genelinde, bütün insanlar arasında yaygın(laşıyor) tek taş, üç taş, beş taş yüzükler ve kolyeler&#8230; Dolayısı ile biliyorum, hem söylediğiniz grup içinde, hem de onlar dışındaki insanlar arasında yaygın pırlanta. Hatta, pırlanta yüzük ve kolye, geleneksel nişan hediyelerinin arasına girdi hem ülkemizde hem de dünyada. Eskiden altın istenirdi, şimdi pırlanta isteniyor. Bu gelişmelerde pırlanta reklamlarının da hatırı sayılır payı var. </p>
<p>Yalnız, bu gelişmeler, pırlantanın yaygın olması ve bunları benim bilmem, pırlanta etrafında kirli oyunlar döndüğü gerçeğini değiştirmiyor. Ayrıca pırlanta ile ilgili gerçekleri anlatmamayı, insanları bu konuda bilgilendirmemeyi de gerektirmiyor. Sizi eğlendiriyor olmamız güzel de, bu yazının neresini komik buldunuz doğrusu merak ettim. </p>
<p>Yorumunuzdaki &#8220;siz gibi&#8221; ifadeniz de oldukça ilginç&#8230; :) Sermaye sahibi olduğumu, hatta islamcı sermaye sahibi olduğumu ya da bahsettiğiniz gruplara mensup olduğumu nereden çıkardınız? Yazımda ne inancım ile ne kendimle ilgili bilgi var. Sadece konuya odaklanmış olsaydınız çok fazla eğlenemeyecektiniz buyuk ihtimalle. </p>
<p>Saygılarımla,</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>ironik tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/08/24/pirlantaniz-gercekten-parlak-mi/#comment-3048</link>
		<dc:creator>ironik</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Aug 2007 13:04:49 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/08/24/pirlantaniz-gercekten-parlak-mi/#comment-3048</guid>
		<description>Tek tas modasinin, siz gibi islamci sermaye sahipleri arasinda, ne kadar yaygin oldugunu, bilmiyor olmalisiniz.İronik yazilar sitesi burasi. Okuyup, okuyup guluyoruz, cumleten.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Tek tas modasinin, siz gibi islamci sermaye sahipleri arasinda, ne kadar yaygin oldugunu, bilmiyor olmalisiniz.İronik yazilar sitesi burasi. Okuyup, okuyup guluyoruz, cumleten.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>MY tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/08/24/pirlantaniz-gercekten-parlak-mi/#comment-3047</link>
		<dc:creator>MY</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Aug 2007 09:01:12 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/08/24/pirlantaniz-gercekten-parlak-mi/#comment-3047</guid>
		<description>Afrika'dan gelen bir yeralti/yerüstü zenginliginin "çok parlak" olmasi ihtimali zayif, KIMBERLEY sertifikasi alsa bile. Güney Afrika'nin sicili hiç de temiz degil, Israil ile ciddi askeri iliskileri olan bir ülke ...Türkiye gibi :(

Afrika'nin diger ülkeleri de basta Fransa olmak üzere bir çok bati ülkesi tarafindan sömürülüyor, bir çok diktatör Afrika'da bulunan Fransiz askeri üslerinin destegi ile ayakta kaliyor. Meselâ son yillarda Fildisi sahillerinde kopan firtinalarin KAKAO yüzünden oldugunu hatirlamakta fayda var :(

&lt;strong&gt;Belki bir gün "4x4 jipiniz ne kadar temiz?" diye bir yazi yazarsiniz. &lt;/strong&gt;

Irak'ta ölen 650 bin sivilin 30 dolardan 70 dolara firlayan ham petrol fiatlariyla korelasyon katsayisi hesaplanabilir mi acaba?

gene bu "sayede" 30 dolara ekonomik olmayan ama 70 dolara isletilmesi kârli hale gelen Alberta asfaltli kumlari veya Alaska buzullari altindaki petrol yataklari hakkinda da konusmak icab edecek.

Muhabbetle</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Afrika&#8217;dan gelen bir yeralti/yerüstü zenginliginin &#8220;çok parlak&#8221; olmasi ihtimali zayif, KIMBERLEY sertifikasi alsa bile. Güney Afrika&#8217;nin sicili hiç de temiz degil, Israil ile ciddi askeri iliskileri olan bir ülke &#8230;Türkiye gibi :(</p>
<p>Afrika&#8217;nin diger ülkeleri de basta Fransa olmak üzere bir çok bati ülkesi tarafindan sömürülüyor, bir çok diktatör Afrika&#8217;da bulunan Fransiz askeri üslerinin destegi ile ayakta kaliyor. Meselâ son yillarda Fildisi sahillerinde kopan firtinalarin KAKAO yüzünden oldugunu hatirlamakta fayda var :(</p>
<p><strong>Belki bir gün &#8220;4&#215;4 jipiniz ne kadar temiz?&#8221; diye bir yazi yazarsiniz. </strong></p>
<p>Irak&#8217;ta ölen 650 bin sivilin 30 dolardan 70 dolara firlayan ham petrol fiatlariyla korelasyon katsayisi hesaplanabilir mi acaba?</p>
<p>gene bu &#8220;sayede&#8221; 30 dolara ekonomik olmayan ama 70 dolara isletilmesi kârli hale gelen Alberta asfaltli kumlari veya Alaska buzullari altindaki petrol yataklari hakkinda da konusmak icab edecek.</p>
<p>Muhabbetle</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
