AKP’nin adayı belli oldu: Abdullah Gül
By T.Suat Demren on Ağu 13, 2007 in Kategorilenmemiş
[Yoğun istek üzerine tekrar]
11.Cumhurbaşkanımız belli oldu: Abdullah Gül.
Çok çok anormal birşey olmaz ise önümüzdeki günlerde TBMM tarafından seçilerek Sezer’den görevi devralacak.
Daha önce yazdığım “Erdoğan Cumhurbaşkanı Olmalı mı?” başlıklı yazımda, ülkedeki siyasi tabloya baktığımda en doğru C.Başkanı adayının Abdullah Gül olduğunu söylemiştim. Bu temennimin gerçekleşecek olmasından dolayı çok memnunum. [....]
Artık yeni bir döneme giriyoruz. Bu sürecin adı “normalleşme”dir.
Umarım önümüzdeki dönem, demokrasinin ve hukukun üstünlüğünün kağıt üzerinde değil uygulamada da görüldüğü ve içselleştirildiği, insan hak ve özgürlüklerinin temel alındığı, kimsenin inancı, kılık kıyafeti nedeniyle ikinci sınıf vatandaş muamelesi görmediği, devletin tüm inanç ve felsefi görüşlere eşit mesafede olduğu gerçek bir laiklik anlayışına kavuştuğumuz bir dönem olur.
Bu konuyu daha çok konuşacağız.
Hayırlı uğurlu olsun…
***
Bu satırları 24 Nisan’da yazmıştım; Gül ilk aday olduğunda. Geçen zaman zarfında, burada tekrarı gereksiz bir sürü atraksiyon geçirdik ve bu günlere geldik.
Bir kaç gün önce yazdığım bir yazıda da şöyle demiştim:
Bir kez daha anlaşılıyor ki bu oligarşi hakimiyetinin sona erdirilmesi için Abdullah Gül kesinlikle C.Başkanı olmalıdır. AKP herhangi bir sebeple geri adım atarsa hiçbir mazeret bunun “oligarşiye yenilmek” olarak görünmesinden alıkoymaz. Uzlaşma safsatası ile Gül’den vazgeçip başka bir adaya dönmek, Deniz Baykal’a ve onun gibi düşünenlere haklılık vermek, Gül’ün tertemiz bir siyaset adamı değil, aslında yaşam tarzı bağlamında temel mahzurlar içeren bir takiyyeci olduğunu zımnen de olsa kabul etmek, en önemlisi ise, bu ülkede “devlet işlerine” seçilmişlerin değil atanmışların karar verdiğini kabullenmek ve cümle aleme de bunu ilan etmek demektir. Bu ülke normalleşecekse bunun kırılma anı Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanlığı olacak.
Erdoğan beni yanıltmadı. Gül şimdi tekrar aday.
Geç oldu, güç olmasın inşallah. Tekrar hayırlı olsun.
3 [?]

107 Yorum
Yazan:arif Tarih: Ağu 13, 2007 | Reply
İnşaallah hayırlara vesile olur.
Abdullah Gül üzerinden gerilim yaratılmak isten
mesi beklenebilir. Ancak bir partinin, üstelik
milletin artarak destek ve güvenini sağlamış bir partinin, kendi adayını belirleme hakkı
teslim edilmeli. CHP de kendi adayını gösterme
li ve seçimlere katılmalıdır. Aksi takdirde ana muhalefet konumuna fiilen MHP gelecektir.
Bu adaylık meşru ve kabul edilebilir bir durumdur. İçeride ve dışarıda gül olmaz diyenler
Gül den daha uzlaşmacı bir isim bulunabilirmiy
di diye sorarak başlayabilirler sindirmeye.
Yazan:hg Tarih: Ağu 13, 2007 | Reply
Türk Milletinin sandıkta ortaya koyduğu irade tüm engellemelere rağmen tecelli etmiştir: Abdulah GÜL 11. Cumhurbaşkanı adayı.
Eğer Abdullah GÜL Cumhurbaşkanı seçilirse ülkemiz “normalleşme” sürecinin en önemli sınır taşını atlamış olacaktır.
Nihayet Milletiyle barışık bir Devlet…
Yazan:bercenay Tarih: Ağu 14, 2007 | Reply
guzel bir yazı olmus,elinize saglık.
“normallesme sureci” ne bende katılıyorum.
“hayırlı olsun” demek icin yinede erken oldugunu dusunuyorum.hele bir Gul’u Cumhurbaskanı olarak gorelim.
Yazan:Haydar Tarih: Ağu 14, 2007 | Reply
Kimle neyle uzlasilacak onu anlamadim?
CHP ile mi?
Millet uzlasmanin adresini gostermistir… %47.
Kitapta ne yaziyor?
Meclis Cumhurbaskanini secer.
CHP li biride cikar babayigitler ortaya aslanlar gibi secilir.
Kitapta “uzlasma”mi yaziyor?
Kimle neyle uzlasilacak onu anlamadim?
Asker abilerlemi?
Semdinlide uzlasmanin bedeli hala agir… 27 Nisan hala ortada tütüyor.
Turkiye bir daha “uzlasma” yokusuna cikma luksune sahip degil.
Hayirli olsun.
Yazan:blue Tarih: Ağu 14, 2007 | Reply
Türkiye’de kriz çıkarma uzmanı bir parti ve medya var. Onlar şimdi bayram yapıyorlar. Artık krizle yatıp, krizle kalkacağız. Ancak CHP seçmeni aklını başına devşirir ve paronayalarından kurtulursa çok hayırlı olacak. Yoksa, şu seçim sürecinde yaşanan rezillikleri 7 sene daha yaşayacağız.
Yazan:freedom Tarih: Ağu 14, 2007 | Reply
Hadi yine iyisiniz, ziller benden.
Yazan:MY Tarih: Ağu 14, 2007 | Reply
Bugün NTV’den seyrettigim bir ankete göre CHP seçmeninin %8′i, MHP seçmeninin de %50’si Gül’ün CB olmasini istiyor.
Haydar Bey’in de teshis ettigi gibi UZLASMA kelimesi retorik bir tuzak haline geldi. Gerçekte Oligarsi’nin ve Silahli Güçlerin karsisinda korkup geri adim atma anlamina geliyor CHP’nin agzinda UZLASMA.
Gül’ü baska bir açidan tanimak için Can Dündar‘in SAVASTA NE YAPTIN BABA adli kitabi da okunabilir. Dündar’in Irak’in isgali sirasinda MiLLiYET‘te ve GAZTEM.NET sitesinde yazdigi yazilarin bir derlemesi, 2 günde okunuyor. Bu yazilarda Gül’ün stress ve çatisma karsisinda nasil davrandigini kaliteli bir gazeteci gözüyle izleyebilirsiniz.
CB gibi son derecede hassas bir konuda agir basli, beyefendi ve halk tarafindan da sevilen bir insanin, Abdullah Gül’ün aday olmasi bize ALLAH’in bir lütfu. CHP, MHP ve DTP seçmenleri için de büyük bir firsat bu.
2012′de sanmiyorum ama ondan sonraki seçimlere kadar tamamen sivilessmis olursa ülkemiz, AKP veya baska bir parti olmus, hiç önemi kalmayacak. Laiklik vb kavgasi degil güne enerjisi/rüzgar enerjisi mücadelesi yapacagiz.
Daha demokratik, barisçi, güçlü, zengin, özgür bir Türkiye dileklerimle.
Yazan:Uluğ Tarih: Ağu 14, 2007 | Reply
“Hadi yine iyisiniz, ziller benden. ”
Bize vereceğiniz ziller e-muhtıra hatırası mı?
Yazan:ljl Tarih: Ağu 14, 2007 | Reply
freedom bey/hanım
zil boynunuzdaysa çıkarmayın. sizde kalsın.
Yazan:snowqueen Tarih: Ağu 14, 2007 | Reply
Türkiye’de “demokrat” olabilmenin bir kosulu da Abdullah Gül (ve Hayrünnisa Gül’e), Perihan Magden gibi ‘ama Gül çok iyi 1 insannnn’, ‘gülünce gözlerinin içleri gülüyorrr’, ’söyle iyi böyle iyi’ demekten geçmeye baslamis.
Sevmiyorum kardesim zorla mi, samimiyetsiz buluyorum, o hafif kivrimli gülümsemeler ve kisik bakan gözler sinsilik gönderiyor sadece bana. Kayseri kökenlerim bile ucundan azicik sempati duymama yetmiyor. ‘
dindar cumhurbaskani sectirecegiz’ diye yola çikanlara ‘aman da demokrasi savascilari’ diye bakamiyorum olamiyor maalesef… Oradaki anlam sadece ‘dindar’ lik degil ‘müslüman, sünni’ cumhurbaskani sectirecegiz. Alkislamam gibi gerekiyor bu yaklasimi?
Varsa fazla bende bir adet zil istiyorum belki ortamin neseli ambiyansina istirak etmemi kolaylastirabilir.
Yazan:Ekrem Senai Tarih: Ağu 14, 2007 | Reply
Seçim gününden beri ziller çalıyor da, ortalıkta da ne çok köçek varmış kardeşim. Bir arkadaş mustafaakyol.org’da seçimden önce şöyle demişti mesela:
Ben de diyorum ki, anlamayan konuşmasın be kardeşim. Konuşmasın da rezil etmesin kendisini.
Yazan:MY Tarih: Ağu 14, 2007 | Reply
ZiL MUHABBETi :)
Aslinda zil nispeten daha bizden bir enstruman. 27 Nisan’da çalan Kalk Borusu ve Kuzey Irak için bazi gazetecilerin çaldigi savas davullari ile kiyaslandiginda uzaktan tercih edilir :)
Gül’ün Müslüman olmasi o kadar da mühim degil, Etyen Mahçupyan olsaydi AKP adayi acaba Yeniçeriler ve saz arkadaslari ne diyecekti? “Ermeni CB istemezuk” diye kazan kaldirmayacaklar miydi?
Simdi bir halk oylamasi yapilsa GÜL % kaç alir sizce? Haydi bir tahminde bulunun sayin Snowqueen ve sayin Freedom …
Yazan:snowqueen Tarih: Ağu 14, 2007 | Reply
yanlis anlasilmis sanirim, sorun Abdullah Gül’ün müslüman olmasi degil ‘dindar cumhurbaskani çankaya’ya çikacak’ tarzi ucuz ve popülist propaganda yapilmasi. Öncekiler sirayla ateist, budist ve zerdüsttü çünkü.
Etyen Mahçupyan’la ilgili baska bir konu ise yazdigi gazetede güzel vitrin malzemesi olusturmasi. Söyle bir ambalaja bakarsak ne göz kamastirici, ermeni bir yazar, oradan baska birileri ama ne hikmetse söz konusu gazetenin biraz arka sokaklarina dalinca, özellikle aile ve toplum ile ilgili sokaklarina bir bakiyorsunuz o vitrindekiler kayiplara
karismis. Aile var, kadin yok sonra birde kadin ve erkek cinsi disinda escinseller var degil mi? Peki Hristiyanlara ve Musevilere hadi onlari geçtim Alevilere nooldu? Sadece statükoya karsi olanlarla birlikte olabilmek adina bir çesit baharat, çesni muamelesi görmeyi yadirgamayanlar için sadece ‘geçiniz’ diyebilirim.
simdi bir halk oylamasi yapilsa Gül elbette epey yüksek oy alir.
‘dindar cumhurbaskani’ türkiye’nin en çok gereksinim duydugu seydir ne de olsa.
Televole kültürü, popstarlar ve çesitli absürd yarismalardan olusan kültür birikimi ve sagduyusu ile elbette türk toplumu maneviyatini daha da zenginlestirmek (ve özellikle bitmek bilmez demokrasi aski yüzünden) için ‘dindar’ cumhurbaskani mevzuunda en dogru karari verip farkli birsey
talep etmeyecektir. Ne demisler halk her zaman en iyisini bilir…
Yazan:T.Suat Demren Tarih: Ağu 14, 2007 | Reply
@snowqueen
Sizin içinize sinip sinmediğini soran mı oldu ki?
Hangi demokratik sistemde seçilenler “herkes” tarafından benimsenmiştir?
Sizin arzuladığınız mutabakat ancak Baas rejimlerinde olur; hani Saddam alıyordu ya % 99 oy. Geçenlerde Beşar Esad da aldı yanılmıyorsam %98.. İşte onun gibi..
Herkesin istisnasız seveceği bir isim var mıdır? Mesela ben A.Necdet Sezer’i sevmiyorum ama eşşek gibi kabullendim C.başkanlığını 7 yıldır.
Siz de içinize sinse de sinmese de, iğrenseniz de tiksinseniz de; değil mi ki burası demokratik hukuk devleti, anayasaya uygun seçilmiş herhangi bir ismi mecburen kabulleneceksiniz.
İlk başlarda zor gelir, ama alışırsınız. Bir müddet TV seyretmeyin, gazete/haber sitesine bakmayın, iyi gelecektir.
Türk toplumuna da laf sokmayı bırakın; hem 100 yıldır tepeden inme modernleşme/toplum mühendisliği uygulayıp hem de ortaya çıkan üründen şikayet etmek ne oluyor?
Bu olsa olsa kemalist mühendislerin beceriksizliğidir.
Enteresan değil mi?
Yazan:freedom Tarih: Ağu 14, 2007 | Reply
ljl
Zilin boyunda ne işi var? Ben boynunda zille gezen insan görmedim ama nalaşılan sizin etrafınızda böyle tipler mevcut. Bence siz arkadaş çevrenizi değiştirin.
Bu arada Tayyip beyin seçimden sonra verdiği uzlaşma mesajını daha önce sayısız kere olduğu gibi “ağzından kaçtı” diye yorumlamamız gerektiği anlaşıldı.
Uluğ
Muhtıra hatırası zil? İlginç bir yorum. Ben zilleri veriyorum siz ne yaparsınız artık orasını bilmiyorum. Takıp oynarmısınız, hatıra olarak saklarmısınız beni ilgilendirmez.
Yazan:snowqueen Tarih: Ağu 14, 2007 | Reply
sayin suat demren
benim içime sinmediyse takdir edersiniz ki elimden birsey gelmez.
Bu bakimdan bana demokrasinin ne menem birsey oldugunu ögretmezsiniz sevinirim. ‘içime sinmedi iste banane hadi ordu göreve’ diye miziklanmami bekliyorsunuz sanirim oysa ben sadece kendi fikrimi söylemistim. Her Abdullah Gül’ü içine sindiremeyen beyaz atli ordusunu bekleyen elitist prenses degildir.
Ayrica su genç sivillerin ortaya attigi ‘biz sezer’e 7 sene katlandik siz de Gül’e katlaniverin’ de neyin nesi? Biz kim, siz kim, onlar kim?
Ben, sen, o ya nooldu?
Zaten çok fazla tv izlemiyorum fazla bir kayipta degil elimden gelse pencereden asagi atarim ama olmuyor iste naparsiniz.
Türk toplumuna laf sokmak gibi bir derdim yok zira bu sorun sadece Türk toplumunun sorunu degildir. Bahsettigim yozlasmada bütün tüketim toplumlarini ilgilendirir, toplumun iki yüzlü ahlak anlayisini
da elestirebilirim bir mani yoktur umarim.
Size kalkip jakoben, tepeden inmeci toplum mühendisliginin ne kusursuz sekilde çalistigini savunacak degilim. Kemalizme de göbekten bagli degilim ama Kemalizmin ‘modernizm’ine karsi kaçak bir muhafazakarlikla postmodernizm oynama söylemlerini de hiç tasvip etmiyorum.
Yazan:Haydar Tarih: Ağu 14, 2007 | Reply
Sayin snowqueen,
Demokrasi: Temel insan haklari ve ozgurlukleri sakli kalmak uzere halka tam hesap veren devletin bulundugu sistemdir.
Burada dikkatinizi “Temel insan haklari ve ozgurlukleri” terimine cekmek istiyorum. Bu hak ve ozgurlukler pazarlik yada tartisma konusu olmayip temel esas olarak bulunuyor.
Bu baglamda Alevilik, Kurt dili, Suryani inanci, Bas acma/ Bas ortu ozgurlugu, Bosnak gelenekleri, Cerkez edebiyati vs akliniza ne geliyorsa her turlu hak ve ozgurlukleri yaşamak o kisi veya gruplarin arzusuna kalmis temel insan haklari ve ozgurlukleridir.
Unutmayalimki demokrasilerdeki tek hudut baskalarinin haklarinin basladigi yerdir.
***
Demokrasi semsiyesi… basortusu ozgurlugu, inanclarini icra edebilme hakki dahil pek cok insani hakkin garantisidir.
Benim anladigim kadariyla Abdullah Gul ve AKP bu fikri icine sindirmistir. Sindirmeyip rota degistirmeye, taviz vermeye basladigi Aralik 2005 ten sonra ve akabinde Semdinli, 27 Nisan gibi olaylar bunu herkesin anlamasini saglamistir.
Gelin demokrasiye bir sans verelim.
Yazan:Uluğ Tarih: Ağu 14, 2007 | Reply
“Muhtıra hatırası zil? İlginç bir yorum. Ben zilleri veriyorum siz ne yaparsınız artık orasını bilmiyorum. Takıp oynarmısınız, hatıra olarak saklarmısınız beni ilgilendirmez.”
Öncelikle sizden zil isteyen olmadı. Sorumun sizin anlayacağınız daha açık şekli şudur:
Bize vereceğiniz zilleri muhtıradan sonra TAKIP OYNAMAK için mi almıştınız? Eğer öyleyse şu anda elinizde hatıra olarak tutuyor olmalısınız. Zira şu günlerde takıp oynarsanız akıl sağlığınız açısından pek iyi gözle bakmayabilirler…
Zillerin boynunuzda olmamasına da sevindim. Yoksa kazara pek de normal olmayan bir şahsiyete bir yorum yazmış olacaktım.
Yazan:freedom Tarih: Ağu 14, 2007 | Reply
Uluğ bey,
Kendi kafanızda benim hayat hikayemi oluşturmuşsunuz anlaşılan. Muhtıra falan benim umrumda değil. e-muhtıra dediğiniz şeyin muhtırayla falan ilgisi de yoktur. Sizin bu muhtıra paranoyaklığınız, muhtıra fetişizminiz beni hiç mi hiç ilgilendirmiyor. Asker ağznı açsa “bak yine muhtıra verdiler” diye ortalığı yaygaraya vermek nasıl bir psikolojinin ürünüdür hiç bilmiyorum. Benim askerlerin siyasete müdahele etmesini çok seven biri olduğumu falan mı sanıyorsunuz? Beni tanıyormuş gibi bu muhtıra yorumlarını yapmanız biraz geldi bana. Yoksa bu blogda yazıp AKP’yi desteklemeyen herkesi “ötekiler” olarak damgalayıp aynı kefeye mi koyuyorsunuz? “Hepsi aynı düşünür nasıl olsa” mantığı mı var sizde?
Yazan:snowqueen Tarih: Ağu 14, 2007 | Reply
sayin haydar bey,
Abdullah Gül ve AKP olsa olsa basörtüsü özgürlügüne ‘demokrasi’ denilen karti açma yoluna gitme egilimende oradaki diger örneklerin yaninda(bunu da ne kadar yaptigi tartisilir). AKP’nin Aleviler hakkindaki durusu nedir? İbadethane statüsünde göreceklermi Cem evlerini var mi böyle bir girisim? Ben pek rastlamadim.
Birde yani kusura bakmayin da basörtüsü konusunda en demokrat geçinen bazi çevreler beni çildirtiyor. Sanki ‘kadinlar’ çok umurlarindaymis gibi. Bu ataerkil namus takintisini ‘demokrasi’ maskesi altinda savunmak kolay peki neden töre cinayetlerinde sus pus oluyorlar misal?
Basörtüsü bir kadin sorunu degil midir neden en çok erkeklerin sesi cikiyor? Demekki bu ülkenin erkekleri kadinlarin hak ve özgürlükleri konusunda kadinlardan bile atesli savunucular…
simdi AKP zihniyeti bana ters diye illa askeri müdahale yanlisi olmam gerekiyor ama degil mi yok yok bu iste birseyler ters.
Nedense AKP elestirilemiyor bence ciddi bir sorun var.
Yazan:T.Suat Demren Tarih: Ağu 14, 2007 | Reply
@Snowquen,
Bu konuda epey ezberiniz var.
Sünni İslami dayatan Diyanet’i kim kurdu ve aleviler başta olmak üzere tüm vatandaşlara hanefi-maturidi çizgisini dayattı?
Bildiniz, Atatürk, değil mi?
Kimi kime şikayet ediyorsunuz, anlamak güç.
Peki neden bu yola tevesül etti?
Tevhid-i tedrisat ile tüm eğitim çeşitliliği yasaklanmıştı.
Ama din de tamamen ortadan kaldırılamazdı. Çoğunluk sünni olduğu içi ve bu çoğunluk “kontrol altında” tutulmak istendiği için Diyanet görevlendirildi.
Peki laik bir devlette diyanet gibi bir kurum olur muydu, imamlara devlet tarafından maaş ödenir miydi? Olmazdı değil mi? Ama biz de oldu. Yani bizdeki laiklik falan değildi, “mış” gibi yapıldı.
Alevilerin sorunlarının kökeni klaikçi sistemdir ve bunu kuran da Atatürk’tür muhafazakar demokratlar değil.
Karanlığa kurşun sıkmayın sorunun kaynağına inin.
Alevilerin sorunları nasıl çözülür?
Bunun çözülmesinin tek yolu din eğitim ve öğretiminden devletin elini tamamen çekmesidir. Yani gerçek bir laik sisteme geçilmeli devlet hiçbir dini ya da yorumunu öğretmeye, imamlarına, ibadethanelerine para aktarmaya kalkmamalı; din eğitimi tamamen özel organisasyonlar tarafından belli denetlemelere tabi tutulmak şartıyla yapılmalı, camiiler özelleşmeli, aleviler kendi ibadethanelerini açabilmeli, sünniler kendi imamlarını kendilerini finanse edebilmeli vs..
Aynı biçimde aleviler, sünniler, şiiler vs kendi çocuklarının kendi inançlarına uygun eğitim veren özel kurs okul vs yerlerden eğitim alabilmesi imkanına kavuşmalıdır.
Peki bunun olması için ne gerekir? Tevhid-i tedrisatın kaldırılması.
Buna şiddetle karşı çıkanlar olacaktır. Çünkü o zaman on yıllardır diyanet eliyle kontrol altında tutulan din eğitim-öğretimi serbestleşecek, isteyen islami okul, isteyen alevi din kursu dileyen Süryani mektebi açabilecektir. İsteyen de çocuğunu devletin hiçbir “din dersi” veremeyeceği laik okula gönderebilecektir. (ya da hem laik okula, hem de özel din-mehzep kursuna)
Buna izin vermezler. Çünkü bu ülkenin çoğunluğu sunni müslümandır ve bu serbestiyet en çok onlara yarayacaktır. İşte bu sebeple bazı telafatlara da göz yumulmuştur; bunların başında da aleviler gelmektedir.
“Buna şiddetle karşı çıkanlar olacaktır” dedik. Kimdir bunlar? kendilerini “laik(çi)” cumhuriyetin bekçileri olarak kabul edenler; yani büyük “kurmay” çoğunluğu “alevilerden” oluşan ordu.
Ne oldu; başa döndük değil mi?
***
Biraz ezberinizi bozayım, buradaki yazılara bir göz atın:
http://www.dusunceler.org/dusunce/2007/08/06/imam-devlet-ve-laiklik/
http://www.dusunceler.org/garabet/2007/08/10/egitim-ve-tekel/
***
Töre konusunda tam bir felaket yorumunuz, aklı başında hangi demokrat -ya da müslüman demokrat- töre ve benzeri arkaik geleneklere karşı çıkmazmış alnını karışlarım.
Son olarak; demokratlık omurgalı olmayı gerektirir; sindirim zorluğuna göre tornistan denemesi yapmayı değil..
Selamlar.
Yazan:cevdet karatay Tarih: Ağu 14, 2007 | Reply
Biz aleviler olarak bu masallari cok dinledik. Ne ezberinden bahsediyorsunuz, zorunlu din derslerini 50lerde DP getirdi. Ne derseniz diyin cumhuriyet rejimi bize yasama sansi tanidi. Cemevi cumbusevi diyen, bizleri yok sayan ama ote yandan kadini arkalarda tutmayi, tesetturu demokrasi diye yutturmaya calisan bir basbakanim oldugu icin utanc duyuyorum. Bir Alevi olarak demokratiklesiyoruz, tevhid-i tedrisati kaldiriyoruz dayatmalariyla kullanilmayi reddediyorum.
Yazan:T.Suat Demren Tarih: Ağu 15, 2007 | Reply
Sayın Karatay,
Bu kafayla giderseniz korkarım daha çok bekleyeceksiniz.
Mesele sadece zorunlu din dersi değildir.
Camiiler, immalar vaizler, Kur’an kursları; bunların hepsinde sünni İslam vardır hepsi de devlet tekelindedir.
Sizin neyiniz var? ben söylyeeyim: “HİÇBİRŞEY”iniz yok hiçbirşeyiniz..
Gerçek laikliğe geçmedikten sonra da olmayacak.
Önce tutarlı olmayı öğrenin. Bir dayatmadan şikayet ederken nalıncı keseri muamelesi yapıp, başka dayatmalara yol açmayın.
Demokratikleşme ve gerçek laiklik bu ülkede yaşayan insanların maksimum özgürlüğü için olmasa olmaz iki şarttır.
Aleviler CHP gibi faşist partileri desrteklediği sürece, kendi başlarını kesen “laikçilik” gibi bizim ülkemize mahsus bir “din devlete karışamaz ama devlet dine karışabilir” sistemini madah zannetttiği sürece, “devlet de dine karışmasın din de devlete” diyerek “eğitimde tekele son” demediği sürece, siz değil torunlarınız bile aynı/benzer şikayetlere devam edecektir.
Keşke zorunlu din dersi ile ya da aleviğin din, mezhep ya da ekol (işte herneyse) olarak tanınması ile hallolsa herşey.
Bu ülkede yalnızca sunniler yok, yalnızca aleviler yok, yalnızca şiiler yok, yalnızca müslümanlar yok.
Herkes için eşit hak ve özgürlük isteyeceksiniz; “Rabbena hep bana” değil..
Tutarlılık bunu gerektirir..
Ama o da siz de yok..
Selamlar.
Yazan:Haydar Tarih: Ağu 15, 2007 | Reply
Sayin Snowqueen ve Karatay,
Turkiyede azinlik olarak yasamanin ne demek oldugunu biliyorum. Alevi arkadaslarimin, komsularimin izolasyon ve hakir gorulmesinin acilarini da birebir hissettim. 25 yasina kadar Kurtlugunu hayatin her kulvarinda saklamanin acisi nedir onuda bilirim. Aksani olan anneme “aman telefonlara cevap verme” demenin utancini, ezikliginide bilirim.
O nedenle size “yaniliyorsunuz” diyemiyorum.
Bu topluma bu acilari yasatanlara sitem etmekten baska caremiz yoktu.
Fakat artik saklama, inkar, izolasyon, baskalarina kaynasir “gibi” yapmak devri geride kaldi.
***
AKP kokleri itibariyla demokrasi servisi yapmasi beklenmeyen bir parti idi… kimilerine gore hala oyle.
Fakat biraz yakindan bakinca aslinda asli inkar ettirilip papaz vuran Karadenizlide, hor gorulen Alevide, hakir gorulen Kurtte, basi kapali diye kamusal alana sokulmayan dindarlarda ayni tencerede kayniyor, toplum muhendisligi ile homojenlik corbasi yapilmaya calisiliyor. Aslinda hepsinin hissettigi aci ve burukluk ayni.
Mevcut duzene kalsa 70 milyonun “Turkum, birazcikta light muslumanim” demesini ister ve Alevi, Kurt, Laz, Cingene, Cerkez, Sunni, vs kelimelerin lugattan kalkmasini arzu eder.
Sizde biliyorsunuzdurki Alevi olmanin heyacani, ruh hali, lezzeti, aidiyeti bambaska bir duygu… Kurt olmakda oyle, Sunni olmakda, Ermeni olmakta…
…ve butun bu lezzetlerin birarada yasamasinin tek sansi demokrasinin hosgorusu ile mumkundur.
***
Ben ne AKP liyim nede din-imanla alakam var. Ama bildigim birsey varsa, AKP demokrasinin kendinede, herkesede lazim oldugunu farketti ve Turkiyenin demokrasiye acilan kapisi oldu.
Yarin birgun Abdullah Gul ile bu kapinin kilidi kirilacak ve suratle insan merkezli devletin insaasi baslayacak.
Herkesi kucaklamak yerine bir grubu kucaklayanlarin sonu husrandir. Erdogan da Gul de bunu ogrendiler.
Yazan:Haydar Tarih: Ağu 15, 2007 | Reply
Kadinlarla ilgili kaygilarinizi paylasiyorum. Toplum olarak demokrasiyi icimize sindirdigimiz andan itibaren bu konular her boyutuyla tartisilacaktir.
Bununla ilgili olarak bir sure once konuya bu yorumla
vede
bu yorumla deginmistim.
Selamlar.
Yazan:Uluğ Tarih: Ağu 15, 2007 | Reply
Sayın Freedom,
Yok sanmıyorum. Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığndan memnun olmayan iki metinden(sizin yorumunuz ve e-muhtıra metni)hareketle SADECE SORUYORUM:
Muhtıradan sonra Zil takıp oynadınız mı?
Verdiğiniz nispeten uzun cevaptan bu sorunun cevabını anladım. Tekrar cevap vermenize gerek yok. Tahmin ettiğim gibi zil takıp oynamamışsınız. Yalnız madem gönlünüzden koptu zil vermeden önce bir sorun bakalım ihtiyacı olan var mıymış? Fakat bir soru sordum diye benim hayat hikayemi yazma girişiminiz biraz tuhaf geldi bana. Belirtmeden geçemeyeceğim.
Yazan:snowqueen Tarih: Ağu 15, 2007 | Reply
sayin suat demren
beni ezbercilikle suçluyorsunuz ama sizde benden daha az ezberci degilsiniz su halde.
Abdullah Gül’e olan antipatim neticesinde görmek istediginiz etiket ‘jakoben, ordu yanlisi, elitist, yari egitimli(Adorno’ya ithafen) laikçi kemalist’. Bana sürekli kemalizm ekseninden yaklasiyorsunuz öncelikle belirteyim hiç bir ideoloji beni baglamaz. Eger ‘ben gene de size kemalist demeyi daha anlamli buluyorum derseniz’ buyrun devam edebilirsiniz çokta umurumda degil açikcasi.
Bahsettiginiz gibi ‘gerçek bir laiklik’ i bende istiyorum ve bu anlamda diyanetin sünnilik propagandasi yapmasindan da rahatsizim, komünizmle savas yüzünden yesil kusak projesi olusturulmasindan da…
Demokrasi bizim için amaç degil araçtir diyerek demokrasi tramvayindan inecegi yeri bilenler bugün demokrasi savascisi olduysa
yokluktan kanalizasyonu parfüm olarak pazarliyoruz.
Basörtüsü demokrati ataerkil erkekler hakkinda ise fikrim hala ayni,
arkaik fikirlerden arinmak o kadar kolay degil maalesef. Madem töre cinayetleri konusunda da oldukça demokrat vatandaslarimiz var niye bu kadar ciliz sesleri? Ayni ‘demokrat’ligi kadina uygulanan bekaret baskisi, aile içi siddet ve kadinin aile içi yeri hakkinda da gösterebiliyorlarmi bakalim? islam kadina büyük hak ve özgürlükler vermistir onu muhafaza ederek erkeklerden korur ve ‘kutsal kadinligina’(!) en büyük degeri verir demekle islam cografyasinda suya sabuna dokunmadan ‘demokrat’lik yapanlarin da ben alnini karislarim. ‘günah’ demekle herkes heteroseksüel, sadece ‘basörtüsünü’ savunmakla kadinlar özgürlesmiyor.
-hayir ne alevi ne de escinsel degilim, sadece kaçak muhafazakarlik soslu demokratlik istemiyorum. İster paranoya deyin ister önsezi Ukrayna, Gürcistan gibi tatli tatli ‘kadife devrim’ le ‘Ilımlı İslam Cumhuriyeti’ istemiyorum, Esas omurgasizlik ise AKP’yi elestirememektir.
Yazan:snowqueen Tarih: Ağu 15, 2007 | Reply
@haydar,
özellikle ‘degisen dünyada feminizm’ basligindaki yorumunuza son derece katiliyorum.
Gözden kacirildigini düsündügünüz nokta ise(cokeslilik) bence kilit nokta, tek yanli ataerkil egemenlik burada yatiyor.
Yazan:freedom Tarih: Ağu 15, 2007 | Reply
Tayyip beyin biraz önce yaptığı açıklamalardan AKP’nin “uzlaşma” tanımını öğreniyoruz. Uzlaşma oy oranına veya meclisteki sandalye sayısına göre olur. Yani çoğunluk olan birisini önerir. Diğerleri kabul ederse uzlaşma olur ama kabul etmezlerse de uzlaşılmış olur çünkü çoğunluğun istediği olur. İşte size AKP’den bir takiye daha. En iyi dansözlere taş çıkartıyor sayın başbakan. Bu takiye dersi ve uzlaşma tanımı için teşekkürler!
Yazan:cevdet karatay Tarih: Ağu 15, 2007 | Reply
Sayin Demren,
CHP’ye fasist demek AKP’ye seriatci demek kadar sig bir yorum olmus. Belli ki cok sevdiginiz belirli kalip sozler var, bunlari gelene gecene soyluyorsunuz. Snowquenn’e de yaptiginiz gibi bana da sanki CHPliymisim gibi cevap vermissiniz. Merak ediyorsaniz gecen secimde CHP’ye bu secimde Baskin Oran’a (2.bolgede oturuyorum) oy verdim. Alevi olarak benim inancima ‘cemevi cumbusevi’ diyerek kufreden bir basbakani bana kusura bakmayin guven vermiyor.
Ben de Snowqueen gibi muhafazarkarlik soslu demokratlik istemiyorum. Bu cagda kadin eli sikmayan, kadinlari erkekleri ayri ayri oturtan zihniyetin yeri olamaz. AKP bunlari ozendirmemek icin ne yapiyor, toplumu daha az tutucu yapmak icin ne yapiyor? Bu cagda kadini ortu altina kapatmayi savunmakla demokrat olunmuyor.
Size son bir anketten (Dr.Esmer’in anketi) AKPli secmenin ne kadar demokrat ve modern olduguna dair bir ipucu. Inanip inanmamak size kalmis. Lutfen at gozluklerinizi cikarin (http://www.ntvmsnbc.com/news/417152.asp). Gercekten de laiklik adam olmaktir, bu cagda politikada rehber olarak bilimi degil de inanci rehber almak bana gore 100 yil onceye gitmektir. Boyle mi sicrama yapacagiz biz?
Saygilar.
—
Araştırmaya katılanlara “İçinde bulunduğumuz dünyayı ve evreni anlayabilmek için, din kitapları mı, yoksa bilimsel buluşlar mı daha önemli?” sorusu yöneltildi. AK Parti seçmeninin yüzde 59’u din kitaplarına öncelik verirken, CHP seçmeninde bu oran yüzde 15 oldu. MHP seçmeninin de yüzde 46’sı din kitaplarına, yüzde 51’i ise bilimsel buluşlara öncelik veriyor.
Bu başlıkta, “Ramazan ayında lokantalar oruç saatinde kapalı mı olmalı?” sorusuna ise, AK Partili seçmenin yüzde 53’ü, CHP seçmeninin yüzde 12’si “kapatılmalı” yanıtı verdi.
AK Parti seçmeninin yüzde 83’ü plajda mayoyla dolaşmayı günah saydığını belirtirken, CHP seçmeninin yüzde 86’sı “Hayır” yanıtı verdi.
Yazan:cevdet karatay Tarih: Ağu 15, 2007 | Reply
Ozur dilerim, yanlislikla iki kez gondermisim mesajimi.
Yazan:blue Tarih: Ağu 15, 2007 | Reply
Dinle bilimi karşı karşıya getirmeye çalışan bir soru. Bu sorulardan bir sonuç çıkmaz. Amerika’da aynı soruyu sorsanız %90′ı din kitapları der. En fazla bilimsel çalışma orada yapılıyor. Seçim propogandası dindarlık üzerinden yapılıyor… Hem tabi ki din bilimsel buluşlardan daha önemlidir. Bilimsel buluşların “ölünce ne olacak, hayatın anlamı nedir, ben kimim” gibi hayata dair sorulara verebilecek bir cevabı yok, böyle bir iddiası da yok.
Elbette kapatılmalı. Halkının %70′i oruç tutan bir ülkede 3-5 adam yemek yiyecek diye lokantayı açık bırakmak ilgili esnafın pek bir naive olduğunun kanıtıdır. Eğer soru “zorla kapatılmalı mı?” diye sorulsaydı cevap çok farklı çıkardı. Ama anketlerde bu tip yönlendirmeler alışılmış bir şeydir. Bu tip anketlerle istediğiniz sonucu alabilirsiniz.
CHP seçmeni hangi dine göre hüküm veriyor bilmiyorum ama Kuran, İncil, Tevrat, Budizm, Hinduizm ve bilumum dinlere göre günah. Satanizm, Mormonizm, Scientology gibi yeni dinleri bilmiyorum tabi…
Yazan:T.Suat Demren Tarih: Ağu 15, 2007 | Reply
@snowqueen,
Yazdıklarınızda bana verilmiş bir cevap yok.
AKP eleştirilemze değil. Belki siz farkında değilsiniz ama bir darbe sürecinden geçtik. Ve bu süreçte sivil siyaseti temsil eden tek güçlü parti AKP idi. Ben AKP’nin pek çok eksikliği olduğuna inanmama rağmen en çok bu temsil sebebiyle destek verdim. Böyle bir durumda önce siyaset meşru zemine getirilmeli daha sonra eleştiri yapılmalı. Bunu şurada biraz açmıştım.
Kaldı ki demokratlık konusunda çok hasasssım bu sebeple o darbe atmosferinde bile AKP’yi eleştirmiştim:
http://www.dusunceler.org/guncel/2007/05/12/soylemezsem-catlarim/
Siz de bizim kadar demokrat olabilseniz ve vehimlerle olmayan kurallarla, korkularla niyet okumalarla hükümler vermeseniz inanın herşey daha kolay olacak.
@cevdet karatay,
Hele sizin yazdıklarınızda yazıma hiç cevap yok. Tam anlamıyla elmalarla armutları karıştırmışsınız.
CHP faşist bir partidir. Seçim akşamı TV de bir kadına sordular görüşlerini, o da “TBMM’ye bir sağ iki de aşırı sağ oarti girdi” demişti. İşte bu aşırı sağ partilerden birisi de CHP’dir.
CHP bugün tam anlamıyla militarist bir partidir, militarizmin sol ile uzaktan yakından alakası yoktur. Militarizm faşizmle kolkola gider. Ülkede hiçbir aklı başında solcu -ki Baskın Oran onlardan birisidir- CHP’yi sol parti olarak görmez.
AKP seçmeni analizinin ise AKP’nin liberal ve demokrat politikaları ile alakasızlığı bir yana, gerçekten komik ve niyetlerinizi açığa çıkartan bir belge gibi olmuş. Ne var ki Bekir Coşkun’dan Yıkmaz Özdil’den daha kibar yazmışsınız yine de.
Bu tip araştırmalarla yanlış yönlendiren sorularla istediğiniz sonucu alabilirsiniz.
Bu kafayla devam edin, yani halkı küçük, cahil, kaba saba görmeye.. Bu halkın değerleri nedir, neye sevinir, neye üzülür, neye tepki verir, neye kızgındır, önemsemeyin. Demokrasinin gereği nedir, halk iradesi ne demektir, umursamayın.
Ondan sonra “Alla allah, seçimler neden böyle sonuçlandı, meğer biz uzayda yaşıyormuşuz” gibi laflar eden köşe yazarı kisvesindeki tetikçilerle alay edildiğinde de alınıyorlar.
Demokratlık demokratlıktır. “Demokrat, muhafazakarların hakları savunulmasın yalnızca bizim haklarımızı savunsun” demeye getiriyorsunuz.
“Hayat tarzlarını dayatacaklar” diye “öcü geliyor” korkusu yayanlar hayat tarzı dayatımının alasını yapıyor.
Neymiş “muhafazakar süslü, demokratlık istemiyormuş” Nasıl yani demokrat illaki seküler, eşinin başı açık, beyaz türk tipi yaşam standardına mı sahip olmalı? Kişisel hayat tarzı ile ilkesel olarak demokrat olmanın ne bağıntısı var?
Bu söylediğinizin anayasal suç olduğunun, kişilerin inanç ve hayat tarzlarına müdahale olduğunun bile farkında değilsiniz.
İnsanlar, yaşam tarzları, felsefi görüş açısından tarafsız olmazlar. Tarafsız olması gereken sistemler ve bu sistemlerde icra makamına gelen kişilerin icraatleridir; yaşam tarzları değil. Bu da laiklik ilkesinin tam ve doğru olarak uygulanması ile olur.
Bugün siz “muhafazakar süslü demokratlık görmek istemiyorum” derseniz yarın bir başkasına “sekülerizm süslü demokratlık istemiyorum” deme hakkını vermiş olursunuz.
Kendinize gelin, burası “babanızın malı” bir memleket değil. Bu ülke, sizin olduğunuz kadar sizin gibi düşünmeyenlerin de ülkesi.
Siz demokrat falan değilsiniz, ne zaman ki sistemin herkesin haklarını koruması, hiçbir şekilde hiçkimeye yaşam tarzı dayatımının yapılmaması gerektiğini savunursanız o zaman omurgalı demokrat olursunuz.
Bugün kime nasıl bir yaşam tarzı dayatılıyor iyi düşünün. Anayasada cumhurbaşkanının eşi ile alakalı bşr madde yokken utanmadan sıkılmadaın bu tartışmalar niçin yapılıyor? Bu tartışmalar, kişisel tercihi olan kıyafeti için bir hanımın üzerinden yapılıyor ki son derece aşağılık bir durumdur bu.
Okullarda kime nasıl bir yaşam tarzı dayatılıyor dayatımı yapılıyor; böyle böyle giyin okuyun, yoksa yok” deniyor? Dünyada Tunus hariç hangi ülkenin üniversitelerinde böyle yasak?
Hangi demokrat ülkede hem yere yatırıp döven hem de utanmadan “ne vuruyorsun?” diye bağıran azgın bir azınlık ve bu derece etkili zorba bir tahakkümü var?
Baskın Oran’a oy vermişsiniz; Oran yukarıdaki sözlerinizi bu tip araştırmalarla AKP seçmenini kategorize ettiğinizi görseydi emin olun oyunuzu iade ederdi.
Yeterli gelmemiş sanırım, bir ezber daha bozayım. Yukarıda Snowqueen’e de verdim ben demokrasi konusunda AKP’yi eleştiren birisiyim.:
http://www.dusunceler.org/guncel/2007/05/12/soylemezsem-catlarim/
Selamlar.
Yazan:MY Tarih: Ağu 15, 2007 | Reply
CHP fasist midir?
Siyasi terimler sözlügünde FASIST kelimesine bakin, bir de CHP’nin yaptiklarina, söylediklerine.
Bizden önce avrupali sosyalistler yapmis, CHP’nin sol partiler birliginden atilmasi için imza topluyorlar.
Akli olan için bunda isaret çoktur :)
Dostlukla
Yazan:snowqueen Tarih: Ağu 15, 2007 | Reply
@ sayin blue,
simdi bir internet kefal’ii durumuna düsmek istemem acikcasi eger mizahsa beni aydinlatin fakat plajda mayoyla gezmek neden ‘günah’?
Acikcasi saydiginiz dinlerin özellikle budizmin yaz vakti denize girmek için giyilen kumas parçasina takilacagini hiç sanmiyorum. Nedense kadin ve kumas parcalari bir araya geldi mi ortaya epey derin anlamlar çikiyor bu sekilcilik karsisinda ne komunizm ne fasizm yasasin nüdizm diyebilsek keske:)
@suat demren
1) sanirim birbirimizi anlayamiyoruz.
yazdiginiz linke de baktim, ucundan kiyisindan AKP’ye ufakça dokundurmussunuz. Hare Krishna razi olsun:))
Hala AKP’nin yeteri kadar elestirilemedigini ve adeta ‘tek parti’li sistem ekolünde ‘bu var buna razi olmalisin, eger sesini çikararirsan fasistsin, anti-demokratik elitistsin, postalcisin denildigini düsünüyorum.
durumun en vahim noktalarini medyada da buluyoruz. Emin Cölasan’in Hürriyet’teki isine son verilmesi hakkinda ne düsünüyorsunuz?(lütfen çölasan’i zaten söyle sevmem de böyle sevmem de diye baslamayin bende bayilmiyorum ama babamizin mali degil dimi bu ülke farkli düsünenlerde olmali)
iste bianet.org’tan ragip duran’in yazisindan bir kuple:
Çölasan’in Hürriyet’ten kovulması, AKP iktidarının basın özgürlüğü anlayışını teşhir etmesi açısından önemli. Sağlam, kendinden emin ve gerçekten demokrat bir siyasi iktidar, kendisine yönelik kaliteli ya da çapsız bir muhalefetten çekinmez.
……….
Erdoğan’ın bu anlayışı, merkez değil tek parti anlayışı.
Siyasi iktidar ile medyatik iktidar arasında şimdilik bir fark var: Siyasi iktidar sağı da, solu da, Alevi’yi de kendi örgütünde toplayıp birleştirerek AKP’leştirmeye çalışarak, tekleştirme operasyonu yürütüyor.
Medyatik iktidar ise kendi içinde tekleştirmeye pürüz yaratabilecek unsurları ayıklıyor.
Ama tek partiye, tek medya lazım!
devami için
http://www.bianet.org/2007/08/15/101111.htm
2 ) muhafazakarlik ’soslu’ demokrasi kavramini kisilerin giyim kusamlari ve hayat tarzlari anlaminda degil habermas’in postmodernizm elestirisi üzerine kurdum, basörtüsünü ve saçmalik oldugunu düsündügüm ‘beyaz türk’ kavramini siz ortaya getirdiniz.
‘kacak muhafazakarlik’ yaparak postmodernizmin arkasina siginan
demokrasi anlasiydi elestirmek istedigim.
Yazan:T.Suat Demren Tarih: Ağu 15, 2007 | Reply
@snowqueen,
Açıkçası saflığınıza gıpta etmeye başladım.
Gitti Çölaşan geldi Yılmaz Özdil. Ne iş?
Çok daha ağzı bozuk çok daha hakaretamiz bir yazar.
Hürriyet’teki ilk iki yazısına bakın, ne demek istediğimi anlarsınız.
Doğan grubu büyük oynar, elinin altında tetikçi her zaman bulunur. Çölalaşan’ı da zülfü yare dokunduğu için göndermiştir, AKP istediği için değil. Yoksa Doğan grubu gazetelerinde hergün AKP’ye ve onlara oy veren halka usturuplu küfür eden, aşağılayan yazar doludur.
***
Herkesin bir sosu vardır, sekülerizm, laik, ate, deist, müslüman, şii, sünni, muhafazakar. Bunlar birbirine geçirgen de olabilir.
Kişileri bunlardan dolayı eleştirmek sığlıktır, önemli olan bir sistem olarak laik çatıdır ve her türlü inanç sahibine eşit mesefade davranmak ve bir dayatmada bulunmamaktır.
İktidar el değiştirir, mekanizma demokrasidir. Siz, yaşam tarzı ile alakalı olmadığını iddia ettiğiniz ama aslında temelde bal gibi de yaşam tarzına olan tiksintileriniz sebebiyle önyargı ağları ördüğünüz “muhafazakar demokratlar”dan hoşnut değilseniz sonraki seçimlerde çok çalışır, iktidara gelirsiniz.
Ya da sineye çekersiniz, başka yolu yok, demokrasi budur. Haklar ise devletin garantisi altındadır, yani hukukun.
Eleştiri? AKP kadar eleştirilen kaç iktidar oldu ki, bu tip bir ilginçlikte bulunmanızı anlamak güç.
Siz de kendi teorik/pratik siyasi yelpazenize bizim ucundan dokunduğumuz kadar bari dokunun; ya da en azından kendi önyargılarınıza; sizi temin ederim iyi gelecek, ufkunuz genişleyecektir.
“Kaçak muhafazarlık” diyerek niyet okuma girişiminizi gördüm ama ciddiye almıyorum ve çok çirkin buluyorum. Not olarak yazayım dedim.
Selamlar.
Yazan:snowqueen Tarih: Ağu 16, 2007 | Reply
@suat demren,
medyanin AKP iktidarini elestirdigine cani gönülden inaniyormusunuz?
Alintiladigim yaziya tek itiraziniz yilmaz özdil gibi afacan suratli bir tatlisu balginin emin cölasan muadili olarak getirilmesi noktasinda mi?
Bu muhafazakarlik sosu tanimina niye bu kadar bozuldunuz anlamadim acikcasi. Hala yasam tarzi diyorsunuz ne demek istediginizi bir anlayabilsem. Hangi yasam tarzina tiksinti duyuyormusum gizli gizli, yaziyorsaniz böyle lütfen açiklamasini da bilin. Kisileri neden dolayi elestirmisim siglik nerdeymis?
‘kacak muhafazakarlik’ diyerek nasil bir niyet okuma girisimi yapmisim?????
tanim suradandi:
Habermas, modernlikten vazgeçmek için vakit çok erken der ve
post-modernistleri aydınlanma modernliğinin hala gerçekleştirilmemiş olan vaadi karşısında bozguncu ve kaçak bir muhafazakarlık konumuna geçmekle suçlar.
örnek olarak ataerkil basörtüsü demokratlarini yasam sekilleri(?)bakimindan degil bakis acilari noktasinda bu ‘kaçak muhafazakarlik’la elestirmeye çalismistim.
Yazan:T.Suat Demren Tarih: Ağu 16, 2007 | Reply
@snowqueen
Ne gerekiyor inanMamam için, gözlerimi kapatırsam sorunum gider mi?
Siz gazete falan okumuyor musunuz? En aşağılık hakaretleri, dayatmaları, aba altından sopa göstermeleri hangi bazın yapıyor, komşu Yunan basını mı?
İllaki buraya örnekler mi sıralayayım?
Sadece eletirseler keşke. “Eleştiri” önemlidir. Bunlar eleştirmiyor hakaret ediyor, küfür ediyor.
Başbakanlık yapmış, halen Dışişleri Bakanlığı yapan bir kişiye -en kibarını alıyorum- “yok sen c.başkanı olmazsın, sakıncalı piyadesin, hakkın aslında ama çekil sen, bu şıklığı yap, bu şovalyeliği yap” demekten, kendi birikim ve sıfatları ile değil, eşinin kılık kıyafeti ile tanıtılmasından ve bunun üzerinden gündeme getirilmesinden daha ağır hakaret var mıdır?
Tek itiraz değil, sadece bir örnekti. Daha yığınla örnek verebilirim. Sadece Doğan grubu da değil, Cumhuriyet gazetesi faşist kuvvetleri ve Karamehmet bandosuna daha hiç gelmedim.
Ne zamanki bu ülkede Çölaşan gibi, marjinal bir terör örgütü (İBDA-C) yayınından isim belirtmeden örnekler verip “işte sevgili okurcuklarım bunlar böyledir” diye tüm müslümanlara vurmaya çalışan terbiyesiz bir zihniyete sahip tetikçiler ülkenin önemli gazetelerinde yazacak köşe bulamaz, ancak tabloid gazetelerde yazabilir, işte o zaman ülke olarak önemli bir noktaya gelmişsiz demektir.
Eleştiri başka, belden aşağıya vurmak, kasıtlı yanlış yönlendirmeler yapmak, hatalı bilgiler vermek, bilgi gizleyerek etiket genelleştirmesi yapmak çook başka şeylerdir.
Ne demek istediğimi hala anlayamadıysanız bırakın zorlamayın.
Siz henüz sanırım muhafazakarlık ve yaşam tarzı kavramlarının ne anlama geldiğini ve birbirleri ile nasıl ilişki içinde olduğunu da bilmiyorsunuz.
Evet, kişileri bu bağlamda eleştirmek sığlıktır.
Modernlikten vazgeçmek? Kim vazgeçecek? Böyle bir beyan mı var? Yoksa temenni mi? Tamam buldum, “niyet okuma”
Olmayan vehimlerle kurgular yapmayın. Modernizm hem dönüştürür hem de kendisi dönüşür. Formların alacağı şekiller kişisel felsefi inançlarla değişebilir. Sizin kafa konforunuza uymayan şerhleri olanlari etiketlemek bakışınızın sığlığını ortaya çıkartır.
Kendiniz gibi düşünmeyenleri rahat bırakın, etiketleriniz onları ilgilendirmiyor. Meselelere insan hak ve özgürlükleri temelinde bakmayı öğreneceksiniz. Bunlara aykırı her türlü mesele eleştirilir, bunun sistem olarak işleyebilmesi için ise sorunsuz bir demokrasi ve gerçek laiklik gereklidir.
Bugün bu ikisine de itiraz eden ve yerleşmesine engel olmayan çalışanlarla aynı cephede buluşuyorsunuz. “Darbelere karşıyım ama canım AKP’de böyle yapmasaydı” demek “Tecavüze karşıyım ama kız da mini etek giymeseydi” demekle eşdeğerdir. Ne zaman ki siyasete müdahaleye kayıtsız şartsız “ama”sız karşı durusunuz, işte o zaman demokrat olursunuz.
Tamamen yanlış eleştiri. Ben bunu eleştiri olarak görmüyorum. Öznesi de yüklemi de yanlış.
Bağımsız aday B.Oran’ın yazılarını takip edin. Yetersiz olmakla beraber ülkedeki en demokrat partinin AKP olduğunu söyler. “Ermeni konferansında bize en iyi davranan AKP idi” demesi bile sizin vehminiz gibi demokratlığının bazı “şey”ler üzerine oturtulmadığını gösterir. Yine doğuda DTP’yi ezen başarı şoven milliyetçilere (Türk-Kürt) kapak olacak kadar önemlidir.
İnsanların kılık kıyafeti ile uğraşmayı bırakın. Ataerkillikten kaynaklanan pek çok sorun var, bunların giderilmesi için ekonomik refah, kültürel etkileşim, eğitim gibi temel bazı değişikliklere ihtiyaç var. Bunlar kısa vadede olacak, hele dayatma ile tepeden inme politikalarla yapılacak şeyler değil. Olsaydı Kemalist proje iflas etmezdi.
Tekrar söylüyorum, gerçek bir laik sistem olmalı. İnsan hak ve özgürlükleri temel olmalı ve hesabın demokrasi içi aktörlerle görüldüğü bir siyasi gelenek oluşmalı.
Siz şu an bu cephenin -ya da temennilerin- karşısında duruyorsunuz.
Yazan:blue Tarih: Ağu 16, 2007 | Reply
Sayın snowqueen,
Pazarda gezmek neden günahsa o yüzden. Dinlerde kamusal alan ayrımı yok :)
Hiç bir budistle müşerref oldunuz mu? 3 sene Japonlarla çalıştım. İnanın bizim maçolar yanlarında şeker oğlan kalır. Hiç öyle Robin Sharma, Richard Gere filan gibi değiller yani…
Neden demiyorsunuz? Ya da demiyor musunuz sahiden?
Yazan:snowqueen Tarih: Ağu 16, 2007 | Reply
@suat demren,
basin diyince sadece Cumhuriyet gazetesi mi algiliyorsunuz?
‘demokrat’ kimligiyle dikilmek isteyen zaman veya radikal’de irnegin AKP hakkinda ‘ya kardesim sunu dogru yapmiyor’ diye “mertçe” pek bir yazi okumadim. İstisnalar kaideyi bozmaz…
AKP hakkinda halkin o meshur %48′lik kismina ‘dindar cumhurbaskani’ sectirecek gazdan baska birsey vermiyor bahsettiginiz ‘hakaretvari’ elestiriler bunlarin amacindan bile süpheliyim.
Kasitli yanlis yönlendirmeler, hatali bilgiler demek?
O halde (tamamen objektif bir gözlemle) zaman gazetesini cumhuriyet mitingleri döneminde azicik kirparak verdigi rakamlar:) ve örnegin Türkan Saylan hakkindaki ‘dinimize küfrediyor!’la baslayan hakaretvari yaklasimlar(sadece koydugu resimlerle bile burusuk dinazor cadi imasini anlamayacak kadar salak degiliz) yüzünden yayindan kaldirmaliyiz.
Etiketleri yapistiran sizsiniz. Her köseden basörtüsüne cikiyorsunuz.
‘insanlarin giysileriyle ugrasmayi birakin’ gibi temcit pilavi cümleler.
Bana ne insanlarin giysilerinden???????? ‘Ataerkil basörtüsü demokratlari kadnlik sorunlarini sadece basörtüsü olarak aliyor digerlerinden kaciyor’ demek ‘basörtüsüne karsiyim’ mi demek?????Demokrasi anlayisiniz bir metre kumas etrafinda daireler olusturuyor karsinizdakini daha anlamadan neden bahsediyorsunuz? Buna ragmen size ’sıg’ demeyecegim çünkü önyargilarla yaklastiginizi düsünüyorum.
O kadar kalipli ve önyargilisiniz ki ‘darbelere karsiyim ama AKP’de böyle yapmasaydi’ diyerek’ , “ama onlarda bu müdahaleyi hak etti canim” diyecegimi düsünüyorsunuz. AKP’yi elestirmek = darbe yanlisi olmak gibi bir denklemi kuracak kadar akliselimi yitirdiniz mi?
AKP’ye hasbelkader, kendi bile farkinda olmadan ‘demokrasi’ düstü,
‘düsmanimin düsmani benim dostumdur’ anlayisiyla elde bile bunu
‘demokrasi’ askindan degil, öyle olsaydi ‘demokrasi tramvaydir gerektiginde inecek yeri biliriz’ geleneginden gelmezlerdi. Statükonun kalin duvarlarini yikmada etkili olabilir ama AKP’ye demokrasi savascisi muamalesi ya-pa-mam.
Hala kisileri bu baglamda elestirmek sigliktir diyorsunuz birde acikça söyleseniz ne baglamda elestirmek siglikmis. O ‘baglam’ nedir?
Neyi elestirmek siglik degil bir aydinlatsaniz da ona göre davransam?
‘kacak muhafazakar demokrasi anlayisinin ikiyüzlü yapisini’ elestirmek ‘kilik kiyafet’ elestirmek mi oldu? Bence siz önce kafanizdaki su ‘kiyafet takintisini’ atin.
Gercek bir laik sistem temennisinini nasil karsinida duruyorum böyle suçlamalar yönelteceginize açiklasaniz da katilirsam ’su konuda evet hakliymisiniz’ desem!
Yazan:snowqueen Tarih: Ağu 16, 2007 | Reply
@blue,
‘neden’ günah oldugu ‘günahta ondan’ biçiminde cevap vereceginizi tahmin ediyordum zaten. :)
Budizm, ezoterizm, spiritüelizm diyince plaza katlarinda fahis fiyatlara meditasyon dersleri almayi anlayan, ‘ay sekerim Robin Sharma okudum hayatim degisti simdi de secret’a geçtim’ diyen insanlardan olmami umuyorsunuz sanirim.
Budizmin epey derin bir mevzu oldugunu çok iyi bildiginiz halde tanistiginiz japonlarin budizm algisiyla örnekler veriyorsunuz.
Ne çeliskidir ki hemen burdan Islam’a gecsek ‘müslümanlarin yanlislarini islam’a mal edemezsiniz’ diyeceksiniz.
Dinlerin, maneviyatin, icselligin bu kadar basit ve yüzeysel bir alanda tartisilmasi rahatsiz edici. Nihayetinde beden iste toprak olup gidecek mayokini giysen, bikini giysen, hasema giysen, hiç giymesen ne yazar:)
cinselligi bu kadar büyütüp, büyütüp, büyütüp sonra da ondan
‘korkmak’ ironik. Ah pardon, kadin cinselligi aslinda, çünkü ayni kisitlamalar erkekler üzerinde yok, kadinlarin cinsel dürtüleri dogustan cimbizla cekilip çikartilmis:)
son cümledeki ‘ya da demiyormusunz sahiden’ deki ‘ince hakaretle’ beni inciteceginizi saniyorsunuz ama böyle erkeksi bir küçültmeyle karisik hakaret anlayisi karsisinda sadece tebessüm edebilirim.
Yazan:snowqueen Tarih: Ağu 16, 2007 | Reply
ahhh birde unutmusum
@suat demren
bana Baskin Oran’in yazilarini takip etmemi salik vermis
hadi ben takip edeyim de siz eylemlerini takip edecekmisiniz?:)
Taksimde katildigi ‘gay yürüyüsü’ hakkinda DÜRÜST fikrinizi ögrenmek istiyorum. Acik acik söyleyin!
Yazan:blue Tarih: Ağu 16, 2007 | Reply
sayın snowqueen,
Yazan:Haydar Tarih: Ağu 16, 2007 | Reply
Kadin ve Erkek konusunu tartisirken neden sehvet ve sex bazinda tartisiliyor bunu anlamiyorum.
Konu fizyoloji ise, tabiat geregi nedenler belli.
Yok konu bu fizyolojiyi alip kendi kafamizda yarattigimiz sosyal kurgularla ilgili ise neden bunu irdelemiyoruz.
Ne kadin et parcasidir, nede erkek damizlik gudulerle calisan makinadir.
***
Gomlegini cikartip bahcede calisan erkek ile gomlegini cikartip ayni bahcede calisan kadina baktigimizda gordugumuz fark sadece kafamizda yarattigimiz kurgu, din, inanc, felsefeden ibarettir.
Yazan:snowqueen Tarih: Ağu 16, 2007 | Reply
@blue,
kadin budistler vardir(budanin bu durumdan pek hosnut olmadigi söylensede) o yüzden yeterli bir örnek degildir.
Islam’da da kadin ‘din-insani’ yoktur mesela ne enterasan degil mi
yaniliyorsam düzeltin ‘kadin imam’ var mi? Nisa suresindeki ‘kadinlara yönelik siddeti’ makul gösteren durumlarda var islam’da.
‘kuran’in derinligine ve iç anlamlarina inenler için bunlar zamanin sartlarini yansitan sadece simgesel durumlardir hatta dis anlamlardir’ mi diyeceksiniz?
O halde Budizm hakkinda da sessiz olmanizi tavsiye ederim.
Sadece budizm degil elbette bütün ’spiritüel’ kavrayislar hakkinda.
yin ve yang dediniz bir an dogadaki disi-erkek uyumundan bahsedeceksiniz diye umutlandim. Böyle bir Jung girecek anima animus falan. (O yin-yang kadin içindeki erkegi, erkek içindeki kadini da simgeler farkindasinizdir umarim). Ama hayir gene olanca ataerkillikle kadin cinselliginin daha ‘cekinik’ olmasina dalmissiniz.
Kadinlarin sinirli istekleri falan size yalan söylemisler.
Kadinlarin poligamik oldugu toplumlarda var biraz arastirin rica ederim.
Siz kadinligi ve erkekligi kesin çizgiler olarak aliyorsunuz ama
dünya üzerinde cinsiyet iliskileri daha karmasik.
Eger erkekseniz gene bir dereceye kadar anlarim da kadinsaniz yazik
kendinizi bu kadar küçümsemeyin derim:)))
Yazan:T.Suat Demren Tarih: Ağu 16, 2007 | Reply
@snowqueen,
Niçin yazdıklarıma hiçbir biçimde “direk” cevap vermeyip kaçak güreşiyor, konunun bambaşka bir yerini tutup gündem değişimine gidiyorsunuz?
Öncelikle sizden yukarıda yazdıklarıma “normal” bir cevap bekliyorum, “aaa bakın bu da var” gibi dolambaçlıklar değil.
Medya konusunda Cumhuriyet silahlı kuvvetlerini de ilaveten bir örnek olarak verdim Hürriyeti de. Milliyeti de ilave edebilirim buna, Vatanı da, -bazı- Radikal yazarlarını da. Daha dün Radikal’in askerlik şubesi M.A. Kışlalı aba altından sopa gösteriyordu Gül’ün adaylığı ile ilgili.
http://www.dusunceler.org/dusunce/2007/08/15/sikinti-basti/
Orjinal demokrasi gibi son derece “orjinal” bir rekjlam yapan gazete kendi grubunun televizyoınunda reklamnı sansursüz yayınlatamadı:
http://www.dusunceler.org/guncel/2007/07/08/orjinal-demokrasi/
AKP’ye göbeğini kaşıyan adamlar diye hakaret eden adamlae nerede yazıyor? Ya da “uzun kollu kıllı, donla denize giren geviş getiren yaratıklar” vs gibi cümlelerle varoş insanlarına hakaret eden yazarlar?
Galiba farklı ülkelerin medyalarından bahsediyoruz.
Ben medyayı ve kepazeliklerini çok iyi bilirim.
Zaman gazetesi de sinsilik yapar bazen, bu kadar çakallığın içinde onların da nahoş şeylere tevessul ettiği oluyor maalesef. Saylan’ın sürekli o fotoğrafının kullanılması hiç hoş değil, ama Saylan konusunda yapılan haber doğru. Saylan’ın ne söylediğini hepimiz biliyoruz. Saylan sonradan inkar etti ama bunu ispatlayamadı.
Boyalı medya ile nasıl diğer grupların haber anlayışını kıyaslarsınız anlamak güç.. İsterseniz bir çetele tutalım acaba hangi dünya görüşüne sahip medya tiraj/etkinlik bağlamında yüzdesel olarak daha fazla yalan, çarpıtma ve sahtekarlık yapıyor?
Bakın bir örnek, sadece geçen Ramazan ayında boyalı medyanın müslümanları tahkir eden yalanları:
http://www.dusunceler.org/guncel/2006/10/21/kartel-medyasinin-ramazan-yalanlari/
Kime kimi anlatmaya çalışıyorsunuz bilemedim..
Ben eksiklerine rağmen demokratlığı en fazla hakededen AKP’dir, gerek 5 yıllık liberal ve özgürlükçü politikaları, gerek Kürt sorununa gerekse Ermeni meselesine en makul yaklaşımları açısından onlardır diyorum hala ne alaka ise demokratlığı başörtüsüne endeksliyor diyorsunuz?
Kürt sorunu ile ermeni meselesinin başörtüsü ile ne alakalı var? Biraz mantık yahu, biraz önyargısız bakış.
Hak ve özgürlük konuşacaksak “ama bunun içinde başörtüsü olmasın, söz buna gelirse söz o zaman demokratlığınız başörtüsüne endekslenir” der gibi konuşmak ne oluyor?
Kürtlerin de, azınlıkların da alevilerin de, inançlıların da haklarını savunacağız, birisini alıp kininizden dolayı diğerini bırakmak kadar aşağılık bir durum olabilir mi?
Bu ülkede “bazı hissiyat sahipleri rahatsız olmasın” diye başörtüsü sorunu yokmuş gibi mi davranılacak? Ayıp denen birşey var.
“bana ne insanların giysisinden” diyen birisi kılıf kıyafeti sebebiyle yıllardır aşağılık bir ayrımcılığa tabii tutulan başörtüsü mağdurlarının “da” sorunlarına eğinildiğinde buna “başörtüsü eksenli demokratlık” diyorsa ben ona ancak “yuh, tutarsızlığın bu kadarı” derim.
Öncelikle sizin önyargılarınızdan kurtulmanız lazım.
Diyorsunuz ki “öyle olsaydi ‘demokrasi tramvaydir gerektiginde inecek yeri biliriz’ geleneginden gelmezlerdi.”
İnsanın bunu söylerken önce 20 yıl önce ile şimdiyi kıyaslaması lazım.
İnsanlar değişir. Asıl 20 yıldır aynı fikirleri savununanlardan korkmak lazım. Dünya değişiyor, fikirler değişiyor, herşey değişiyor. Erdoğan önceden siyasi İslam’ı savunmuştur, bugün farklı düşünebilir.
Hasan Cemal’in “Kimse Kızmasın Kendimi Yazdım” adlı bir kitabı var. Bir okuyun bakalım şimdinin liberalleri, demokratları olan, köşe başlarını tutmuş eski tüfek solcuların ne herzeler yediğini. Bir dönem TBMM Başkanlığı yapan Uluç Gürkan’ın sağa sola nasıl bomba attığı, Ali Kırca’nin marksist devrim için cuntacılık yaparken ordudan atıldığını, devleti yıkmak ve marksist ihtilal yapmak için ünlü sol tüfeklerin nasıl planlar yaptıklarını okuyun bakalım ne diyeceksiniz? (Ama pardon, onlar “Beyaz Türk” değil mi?)
Niyetlere göre insanlar yargılanamaz. Hukukta bile “eylem” gerekir ceza için.
Artık şu önyargıyı bırakın ve yapıcı eleştirilerde bulunun. Bulunun ki hep birlikte demokrasinin güçlenmesine katkımız olsun.
Emin Çölaşan gibi tetikçilere ah vah ederek, “medyanın nesi varmış canım” der gibi akılalmaz şeyler söyleyerek ancak dört dörtlük militarist olunur.
“Sol” ise dünya görüşünüz en azından “Birikim” dergisi çevresini Ömer Laiçiner’i (duydunuz mu hiç?) takip edin, el insaf artık..
İkinci olarak eşcinsellik konusuna geleyim.
Ben hiç kimseye hayat tarzı dayatımının yapılmaması gerektiğini savunuyıorum. Eşcinselleri de bundan azade görmem. Bir tercih meselesidir, kesinlikle böyle bir tercihi hoş görmesem de, hor görülmelerine, itilip kakılmalarına karşıyım. Oran ne için yürüdü bilmiyorum ama benim düşüncelerim böyle.
Konu dağılıyor ama burada eşcinseller ile alakalı önemli bir husus var;
Ben katiksiz liberallerden degilim. Kendimi belli kaliplara da sokmuyorum; cunku hepsinin eksikleri ve halihazirda tartisilan yonleri var.
Ozgurluk yanlisiyim, ama nereye kadar?
Sinirsiz ozgurluge karsiyim. Sinirsiz ozgurluk ormanda olur, insanlarin birarada yasadigi toplumlarda degil.
Escinsellik konusunda bunu bir kimlik dayatimi ve pozitif ayrimcilik haline getirmedikten sonra oldukca musamahakarim. Bana ne kardesim senin yatak odanda ne yaptigindan?
Ama escinsellik oyle degil maalesef gunumuzde. Tercihlerini cinsel kimliğin ötesine geçirmisler, bloglari, siteleri, kiyafetleri, kullandiklari objeler ilah.., hepsi “ben escinselim” diye bagiriyor. Kac heteroseksuelin kapali kapilar ardinda ne yaptigi belli ki de bu escinseller yatak odalarini burnumuza sokuyor?
Homofobik degilim ama bu tavri rahatsiz edici ve sirazesinden cikmis bir kimlik bunalimi olarak goruyorum. Avrupadaki pek cok baska kimligin de bir zaman oldugu gibi. (mesela radikal feminizm gibi.)
Escinseller yatak odalarina geri donmeli, tipki bizim gibi.
Bunlar kişisel düşüncelerim. “Bu sebeple bunu yapmaları engellenmelidir” demiyorum. Başkalarının haklarına tecavüz etmedikten sonra herkes tercihlerinde özgür olmalı.
Eşcinsellik konusunda bir yazı planlıyordum; bakalım yine üşenmezsem yazar, linkini buraya eklerim.
Muhafazakarlik; eger eskiyi iyisi ile kotusu ile, akil suzgecinden gecmemis dogmasi ile eskiyi muhafaza etmek ise hayir muhafazakar degilim. Liberallik orman ozgurlugu ise hayir liberal degilim.
Demokratlık sizin yaptığınız gibi armutun sapı üzümün çöpü diye ayrımcılık yapmak değildir.
“Artık” anlamanız umuduyla..
(İslam ve kadın konudunda da tipik ezber ve önyargılarınız var; Blue cevap vermiş, şimdilik şu yazıyı okuyun elim değerse o konuya da gireceğim.)
Yazan:T.Suat Demren Tarih: Ağu 16, 2007 | Reply
Unutmuşum,
Eşcinsellik konusunu burada uzun uzun tartışmıştık, sabrı olanlara tavsiye ederim:
http://www.dusunceler.org/2006/06/22/hosgoru/
Yazan:snowqueen Tarih: Ağu 16, 2007 | Reply
@suat demren
inanin sizde bir o kadar ezberci ve önyargilisiniz bunu samimiyetle söylüyorum inanin anlamamakta direniyorsunuz.
1) AKP statükoya karsi ve bazi kabuklarin kirilmasinda önemli rol oynayabilir burada hem-fi-ki-riz! Ama AKP bu ‘demokrasi savasçisi’ kimliginin abartilmasini haketmiyor hasbelkader demokrat oldular karsilarinda onlari iyice elestirebilecek bir medya lazim (ayni zamanda bir politik durus) ‘ise yarar yerlere dokunabilecek’ bir medya, bu da Yilmaz Özdil gibi tiplerle ‘göbegini kasiyan adam’tanimlamalariyla olmaz nitekimde olmadi,
sadece AKp’nin isine yaradi tavirlari.
bir agirliklari olsa Aydin Dogan medyasi onlari tutar mi
Radikal’de üç bes silik yazi çiksa ne olur genel tavir olarak AKP’nin ‘fazla yaninda’lar. Bu konuda Nuray Merit’in yaklasimini begeniyorum ama bile bu rüzgardan daralmis artik.
2) (Hak ve özgürlük konuşacaksak “ama bunun içinde başörtüsü olmasın, söz buna gelirse söz o zaman demokratlığınız başörtüsüne endekslenir” der gibi konuşmak ne oluyor?) yazmissiniz
ben basörtüsü olmasin mi dedim gene yanlis anlama. Hepten yanlis anlama.
Basörtüsü savunulsun elbette ama erkekler için degil kadinlar için,
sadece basörtüsüne gelince kadinlar hatirlanmasin. Yeteri kadar açiklayici oldu mu??? ‘basörtüsü demokratligi’ bu, kaldi ki AKP’nin iktidarda oldugu sürece de basörtüsü konusunda pek bir icraati olmadi.
3)Beyaz türk lafindan hoslanmiyorum çünkü ucu çok acik. Kim beyaz türk? Gelir seviyesi birkaç milyarsa bu gruba degisik ideolojilerden bir sürü insan giriyor. Islami sosyete yazilmamismiydi burada?
4)basörtüsü bir ‘kadinin’ özel sorunudur ‘bunu neden böyle yapiyorsun ama birde su yok mu’ diye konusurken muhatabim anca basörtülü bir kadin olabilir ve nihayetinde onun kendi tercihidir beni il-gi-len-dir-mez, sadece kendi fikrimi söylerim.
karsima geçip olanca namus takintasiyla ‘kadin bedeni hakkinda bu kadar konusarak’ basörtüsünü bir cesit iktidar simgesi gören, aslinda ‘kadin özgürlügü hiç mi hiç umurunda olmayan’ erkeklere ise “bir sus basörtüsü demokrati” demeyi de borç bilirim. Kadinlardan çok erkelerin sesi cikiyor basörtüsü konusunda bir birakalimda kendilerini ‘kendi cümleleriyle’ ifade etsinler. Kati bir erkeklik miti yaratilmis ‘yeri gelince seni ben savunurum da diyor’.
5)Escinsellik konusunda hassasim çünkü birçok yakin escinsel arkadasim var ve neler yasadiklarini iyi biliyorum, ‘homofobik degilim ama…’ diye baslayan cümleleri de iyi biliyorum. Siz nasil escinsel hakkinda ‘benim kendi fikrim’ diye baslayan cümleler kuruyorsaniz benimde basörtüsü konusunda cümlelerim var elbette ama sonuçta ‘isteyen istedigini yapmaz beni ilgilendirmez’ dediginiz anda siz ‘demokrat’ oluyorsunuz da ben neden ‘ayrimci’ oluyorum onu anlayamadim….
Yazan:snowqueen Tarih: Ağu 16, 2007 | Reply
her daim isyerinde aceleyle yazilan yazilar bir felaket oldugu için düzeltmek isterim:
‘isteyen istedigini yapar beni ilgilendirmez’ olacakti, neyse.
Yazan:T.Suat Demren Tarih: Ağu 16, 2007 | Reply
@snowqueen
Son kez izah edeyim,
1. Anladım, siz bu tip ahlaksız medya tavırlarına ilkesel olarak değil de AKP’nin işine yaradığı için karşı çıkıyorsunuz. Tabii ya, bunu Çölaşan tepkinizden anlamalıydım. Teşekkürler. İlginç bir “omurga” örneği..
2. Sadece başörtüsü sözkonusu olduğu zaman hatırlanmasın diyorsunuz. Eee çok güzel de buna engel nedir? Bunu ima eden nedir? Kim ne gibi bu hatırlanmaya engel oluyor? Hangi sivil kuruluşa buna değinmiş de engel çıkartılmış? Siz Nimet Çubukçu’nun bakanlığı sırasındaki icraatlerinden haberdar mısınız? Gündemde başörtüsünün belirginliği ise kim tarafından kışkırtılıyor, iyi düşünün. Günlerdir ahlaksızca meşru bir şekilde C.başkanı seçilmesinde bir engel bulunmayan Gül’ün eşi hakkında kim neler yazıyor? Okullarda ayrımcılığı kim sürdürüyor? Bu eksende olmasın demek başka bunu görmezden gelin demek çook başka şeyler. Siz böyle söylüyorsunuz, muhafazakar soslu deyip yaşam tarzı aşağılamasında bulunuyor ilksel olarak demokrat olmadıklarını ima ediyorsunuz.
Siz, “tamam bu bir sorun, ayıp, ahlaksız bir ayrımcılıktır bu yasak” diye başlayasanız da “ama sadece bu değil kadınların sorunu, bakın bunlar bunlar da var” deseniz sizi en başta ben desteklerim. Ama böyle demiyor sadec sıkıştığınızda ve demokratlığınız sorgulandığında bu izlenimi vermeye çalışıyorsunuz. Bunu yapmayın, bu, sitenin yorumcularının zekasına hakarettir.
3. “Beyaz Türk” kavramı evet, çok muğlaktır, haklısınız. Ben kendi anlamımı söyleyeyim; yukarıda eleştirdiğim gibi düşüncelere sahip olan, azınlıkta olduğu halde kendini bu ülkenin sahibi sanan, Osmanlı’nın son döneminden beri oligarşi ile hemhal olmuş, oligarşiyi -ki bunun bir yönü de militarizmdir- elitist bir biçimde fikren beslemiş, demokrasiyi kendi anlayışındaki kişileri iş başına getirdiğinde seven aksi durumda ama ama ama… larla kıvırtan darbeler arasında “bu iyi, bu kötü” diye seçmece yapan, nalıncı keseri demokratı, bir etnik, sosyal ya da kapital anlama sığdırılamayacak ve kategorize edilemeyecek kadar kozmopolit, ülkemize mahsus bir garip sınıftır.. (ben buna 100 yılık toplum mühendisliğinin entersan mutantları ürünleri diyorum, şizofrenik travma. )
4. ” “karsima geçip olanca namus takintasiyla ‘kadin bedeni hakkinda bu kadar konusarak’ basörtüsünü bir cesit iktidar simgesi gören, aslinda ‘kadin özgürlügü hiç mi hiç umurunda olmayan’ erkeklere..
İki niyet okuması daha. Bir “namus takıntısı” - “İki özgürlüğün umrunda olmamaması..”
Siz böyle devam edin, ondan sonra “ne var benim söylediklerimde?” diye boşuna sormayın.
“Kadinlardan çok erkelerin sesi cikiyor basörtüsü konusunda bir birakalimda kendilerini ‘kendi cümleleriyle’ ifade etsinler.”
Allah allah, bakın çok merak ettim. Kaç tane başörtülülerin haklarını savunan kadın okudunuz? Mesela Cihan Aktaş, Ayşe Böhürler? N. Bengisu Karaca?
Sizi ciddiyete ve insanların fikirlerini söyleme özgürlüğüne saygıya davet ediyorum.
Ayrıca özellikle siyasi, insan hak ve özgürlükleri, demokrasi gibi konularda yapılan konuşmalar ve yazılan yazılarda sanki hepsinde kadınlar önde imiş de bunda arkada kalmışlar gibi tavır almanıza ise ancak gülüyorum. Evet öyle böyle değil, katıla katıla gülüyorum.
Nasıl bir rüyada yaşıyorsunuz anlamak güç.. Akademik alanda bir kadın erkek konuşkanlığı/yazarlığı çetelesi tutmanızı ve karşılaştırmanızı öneririm.
5. Şu sebeple.
Ben eşcinsellerin yaşam stillerini beğenmiyorum ama onlara baskı yapmıyorum. Yapmadığım gibi baskı yapanları da karşı çıkıyorum.
Siz birilerinin yaşam stillerini beğenmeyebilirsiniz. Bundan tiksinebilirsiniz de. Ama yaşam tarzlarına herhangi bir biçimde baskı kuramazsınız. Yazdıklarınız bu baskıyı içselleştirdiğinizi gösteriyor, birilerini “muhafazakarlık soslu demokratlık”, -mealen- “erkek egemen kültür etkisi ile konuşan insan hakkı idolleri” olarak görmeniz de bunu gösteriyor.
Hatırlayalım, bu başlıktaki ilk yorumunuzu:
Gördünüz mü, elmalarla armutlar değil sadece üzümlerle kayısılar da nasıl birbirine karışmış.
Siz en başta, “Anyasada C.başkanı seçme şartı bellidir, bu bağlamda da A.Gül meşru bir C.başkanı olacaktır, eşinin kılık kıyafeti ile ilgili bir şart yoktur, bu devirde bunun üzerinde tartışma yapmak en başta hayrunisa hanıma yapılmış bir terbiyesizliktir” deseydiniz ve ardından da kendi kişisel düşüncelerinizi dile getirip içinize hangi nedenlerle sinmediğini, niçin AKP’nin “demokratlığı” ile sorununuz olduğunu söyleseydiniz hiçbir şey demezdim..
Ama siz ne yaptınız, meşru emokratik seçimlerle yenilenmiş TBMM iradesini görmezden gelerek hislerinizi, vehimlerinizi “ilkesel olarak demokratlık”ın önüne set yaptınız. Ziller, kısık gözler vs vs.
Kusura bakmayın, sizin bu demokratlık yolunda daha 40 fırın ekmek yemeniz gerek..
Yazan:cevdet karatay Tarih: Ağu 16, 2007 | Reply
Sayin Demren,
Size bir sey sormak istiyorum tum o gazeteleri
p kadar isimlerle tanimliyorsunuz da nedir bu zaman gazetesi askiniz anlamiyorum.
Ben acikcasi Bekir Coskun stiliyle, ki dediklerinin onemli bir kismina katiliyorum, (tamam siralayin benim icin de standart isimlerinizi, nalinci keseri, elitist falan filan, sizsiniz en buyuk demokrat), T.Korkmaz stili arasinda hicbir fark gormuyorum. Zaman gazetesinin haber secimine, beyin yikamasina, cadi T.Saylan haberleri vs. ye de sizin kadar naif bakamiyorum.
Ben CYDD’de de kadinlara ders verdim ve o haberlerden (defalarca yapildi) ve altina yazilan seriat kokan (kadinin yuzune seytan inmis, yanacak bir yerlerde gibisinden) yorumlarin yayinlanmasindan cok rahatsiz oldugum icin editore email attim. Bana sayin okuyucu ‘Sy. Saylan hasta zaten, daha sevimli bir resmini bulamadik’ diye cevap geldi.
Soyler misiniz, Colasan’in IBDA-C dergisi yazisindan rahatsizsiniz. Neden ayni tepkiyi Zaman gazetesi cumhuriyet mitingleri sirasinda ‘mitinglere gelenler kuvayi milliye derneginde silahla yemin ettirenlerin pesine takilmislar’ haberlerinden rahatsiz degilsiniz? Neden o zamanki beyin yikamalarindan, sayi carpitmalarindan rahatsiz degil siniz? Neden ayni esnada Salman Rusdu’ye, O.Pamuk’a gosterilen tepkiler hakkinda da sitenizde A.Yayla gibi haber yapmadiniz (pardon 301 i savunan AKP degildi!)? Tabi canim mitinge gidenlerin hepsi militarist, elit, nalinci keseri demokrat. Oraya giden kadinlarin da hepsi bot yalayicisi, kemalist pis jakobenler. Ve siz bize empatiden bahsediyorsunuz. Bana burada havanda su dovuyormusuz gibi geliyor.
Insaf diyorum!
Saygilar.
cevdet.
Yazan:T.Suat Demren Tarih: Ağu 16, 2007 | Reply
Sayın Karatay,
Ben Zaman gazetesi aşığı filan değilim. Yorum kısmı hariç çok fazla yazarını da okumam. Abone de değilim, anlarsınız ya…
Ben Zaman gazetesinin de bazen yaptığı sinsiliklerini eleştirmiş birisiyim. (Bakınız kendi sitemde bazı yorumlar)
Ama ben yukarıda birşey dedim, hiç dikkat etmemişsiniz. Şöyle:
Ve ardından birşeyler daha söyledim:
Buna dair bir cevabınız var mı? Bir çetele tutalım mı ne dersiniz? Bu ülkede medyakronik adıyla bir site vardı bilir misiniz? Medyadaki pislikleri, çarpıtmaları ortaya çıkartan bir site idi.
Peki kimin tehditleri ile kapandı onu da biliyor musunuz?:
http://www.bianet.org/2002/05/01/haber9638.htm
Yani dinime küfreden müselman olsa bari..
Tamer Korkmaz’ın yaptıkları… Çok takip etmem ama siz “uslup çirkinliği” ile “içerik çirkefliğini” birbirine karıştırıyorsunuz.
Birileri çirkin bir üslupla “pislik” yapıyor. Korkmaz da sertçe ve çoğu kez benzer uslupla bu “pisliği” eleştiriyor, deşifre ediyor.
Şimdi bu ikisi arasındaki “içerik farkı” dikkatinizi çekti mi? Çekmedi ise üşenmem bir daha anlatırım.
Stil arasında bile çok fark var ama hadi hatırınız için yok diyelim. Ki bunu da zaten hemen yukarıda “Çok takip etmem ama siz “uslup çirkinliği” ile “içerik çirkefliğini” birbirine karıştırıyorsunuz.” diyerek belirttim.
Peki içerik? Korkmaz ile Coşkun aynı içerikle mi yazıyor?
Şu an karşımda; “göbeğini kaşıyan” vb gibi çeşitli aşağılama tabirleri ile kendisi gibi düşünmeyenleri sürekli aşağılayan, demokrasi nasipsizi, militarist darbeci birisinin yazılarına büyük oranda katılan bir kişi bana demokrasi dersi mi vermeye kalkıyor? Hayret yahu, bir yaşıma daha girdim 34 oldum..
Neden mi rahatsızım? Evet rahatsızım çünkü Çölaşan yazısında İBDA-C’nin o marjinal terör örgütünün dergisinin ismini vermeden alıntılar yapıyor böylece genelleme ve elbetteki yönlendirme yapıyor, “bunlar işte böyle sevgili okurcuklarım” deme sahtekarlığına başvuruyor.
Siz bizi aptal mı sanıyorsunuz? Çölaşan çok iyi biliyor ki derginin ismini verse marjinalliği açığa çıkacak ve bu genellemeyi/manipilasyonu yapamayacak. Bu açık bir sahtekarlıktır,
Bana link verin, kim nerede böyle söylemiş? Ben bu tip genelleştirmelere hep karşı çıktım.
(Öte yandan nmitingleri düzenleme komitesinde darbe tezgahı kuran generallerin, yasakçı öğretim üyelerinin, “ordu göreve” pankartları altında yürüyen zihniyetin olduğu da sır değil.)
Site arşivini biraz karıştırın bakalım, Salman Rusdhi olayı incelenmiş mi incelenmemiş mi?
Orhan Pamuk olayı sırasında bu site faal değidi. Gelin kişisel siteme, Orhan Pamuk, Hrant Dink diye arama yapın, nasıl yazılarla karşılaşacaksınız görün. Mesela elimin altından, Hrant Dink için:
http://www.dusunceler.org/guncel/2007/01/20/turkiyeye-sikilan-kursun/
Siz unutmuşsunuz M.İlmiye Çığ’ı da ekleyelim. Biraz gezinin sitede (yazıyı hatırlayamadım, yorum bölümünde olacaktı) İlmiye Çığ’ın ifade özgürlüğüe ilişkin olarak ne demişim..
Ne kadar kolay değil mi kafalara yerleştirdiğiniz çekmecelere göre konuşmak?
Mitinge katılanlarla, yayılan korkularla o mitingeleri organize edenleri, yönlendirenleri hep ayırdım.
Başımdan geçen bir olayı anlattığım bir yazım var, özellikle yorum bölümlerinde bu ayrımımı rahatlıkla görebilirsiniz:
http://www.dusunceler.org/toplum/2007/05/22/cumhuriyet-mitingleri-kadin-ve-istismar/
Ama bu, sizin mezkur sıfatlardan azade olduğunuz düşündürtmüyor bana. B.Coşkun’un yazdıklarını -çoğu kez- haklı bulan birisine bu vasıflar anasının ak sütü gibi helaldir.
İleride bir gün “demokratlık” ortak paydasında buluşabilmek ümidiyle..
Yazan:snowqueen Tarih: Ağu 16, 2007 | Reply
@suat demren
kesinlikle sabit fikirli birisiniz, düsünmedigim seyleri yazmisim gibi gösterip bunlarin üzerinden bana suçlama yapiyorsunuz. Kimden çekinicegim acaba ‘evet budur’ derim öyle düsünsem
1)Çölasan’a bayilmiyorum eminim bianette linkini verdigim Ragip Duran’da bayilmiyordu. Birini savunmak için ona sempati duymak gerekir mantigiyla elmayla armutu karistiran sizsiniz su durumda.
2) Üniversite kapilarinda bekleyen kizlarin basörtüsü yüzünden okullara alinmamasi ‘bir sorun, ayip, ahlaksiz bir ayrimciliktir’ tatmin oldunuz mu? İlla bastan ‘dur, dünyali ates etme ben dostum’ demem mi gerekiyor önyargilarinizi kirmam için, basörtüsü takan kadinlar hakknda herhangi bir cümle yazmadigim veya bu yasagi savunmadigim halde kendi kafaniza göre birseyler kurdunuz yazdiniz
suçladiniz rahatladiniz.
BUNU GÖRMEZDEN GELİN NEREDE DEDİM?????
dalga geçtiginizi düsünüyorum artik. cildiracagim yahu.
ya okudugunuzu anlayamiyorsunuz ya da hakkaten bende bir anlatim problemi var!! ya da kötü niyetlisiniz. Yok artik.
3)Evet o sizin ‘beyaz türk’ taniminiz
4)’kadinlardan çok erkeklerin sesi cikiyor’ demek ‘bu konu hakinda yazan hiç kadin yazar yok’ demek mi? Nasil bir düz mantik.
Bilmiyorsaniz söyleyim buna ‘kiyaslama’ denir.
Ne güzelde isin isinden çikiyorsunuz? “Zaten bu kadinlar her konuda geride birakildilar” . Hala ataerkil ikiyüzlülügü anlamamakta diretiyorsunuz belki de böylesi isinize geliyordur kimbilir!
5) Birilerinin yasam stillerinden tiksindigimi de kendi kendinize yazdiniz! Beni tanimiyorsunuz bile nasil bir yasam stilinden tiksinip nasil bir yasam stiline tav oldugumu nereden biliyorsunuz?
Kimsiniz de beni böyle yargiliyorsunuz?
Baskasinin yasam stiline baski kurmak isteyen kim?
‘erkek egemen kültür etkisi ile konusan insan haklari idollerini’ siz yadirgamiyorsaniz kendi viicdaniniza kalmis.
Evet hatirlayalim ilk yorumumu, bastan PAROLA’yi söylemem gerekiyordu degil mi? fasizmin ’susma degil söyleme mecburiyeti oldugunu’hatirlatmak isterim size. Bütün bu cikarimlariniz ve HAKSIZ
yargilariniizla dikkatli olun tehlikeli sulardasiniz.
Evet Abdullah Gül’ü kisi olarak samimiyetsiz ve sinsi buluyorum, bende öyle bir intiba birakiyor. Powell’a imzaladigi maddelerden örnegin.
‘dindar cumhurbaskani sectirecegiz’ propagandasini da ayrica
popülist bulmustum.
aaaaaaaaaa çok pardon, TBMM iradesini görmezden gelip Abdullah
Gül’e ’sinsi’ dedim demokrasi carpar valla!
’siz ilkesel olarak demokrat’liginizin önüne set degil duvar örmüssünüz, 40 firin ekmegi sizinle bölüsebilirim pek iç acici
degil durumunuz. O sert ‘omurga’lar yüzünden ’sabit’ kalmissiniz…
Yazan:snowqueen Tarih: Ağu 16, 2007 | Reply
//Ben eşcinsellerin yaşam stillerini beğenmiyorum ama onlara baskı yapmıyorum. Yapmadığım gibi baskı yapanları da karşı çıkıyorum.
bkz. demokrat
//Erkeklerin namus takintilariyla kadinlarin özgürlügü namina degil gene kendileri için basörtüsünü savunduklarini çünkü iş baska konulara gelince tabanlari yagladiklarini düsünüyorum Ayrica Abdullah Gül’ü sinsi buluyorum ama ne basörtüsü yasagini savunuyorun ne de Gül cumhurbaskani olursa ‘ordu darbe yapsin bizi kurtarsin’ diyorum. Demedigim için diyenlere karsi çikiyorum.
bkz. antidemokrat
Not. Üstelik demokratin ‘yasam stili’ üzerine ‘begenmiyorum’(kimbilir belki de tiksiniyorum) eklemesi de bonustur.
Yazan:T.Suat Demren Tarih: Ağu 16, 2007 | Reply
@snowqueen,
Heh, bana cevap diye sunduğunuz bu satırlar mı?
Biraz daha sıkıştırsam neredeyse “Evet Sayın Demren tüm söylediklerinize katılıyorum, aynen den den” diyeceksiniz.
Madem bu noktaya gelecek, en baştaki düşüncelerinizin altını dolduramayacaktınız niçin öyle yazdınız? (şaka)
Neyseki bu akşam formumda değilim, bu kadarla bırakıyorum.
Daha anlamlı, altı dolu, ataerkilliğin tüm yükünü AKP ve/veya demokratlar üzerine yıkma gibi bir kolaycılığa düşmeyen, Çölaşan gibi tetikçileri önce destekleyip sonra pek hazzetmem diye satma tutarsızlığı yapmadığınız bir cevabınız olursa yarın okurum artık.
Ben Genç Siviller ve Siyasal Ufuk Hareketi üyesiyim. Orada ücretsiz demokrasi dersleri veriliyor, hani belki yaralanmak istersiniz. Haberiniz olsun istedim.
İyi geceler..
Yazan:T.Suat Demren Tarih: Ağu 16, 2007 | Reply
Son yorumunuzu yeni gördüm. Bulaşmazsam rahat edemem.
İki yorum arasındaki farkı göremeyecek kadar kör müsünüz siz kuzum?
Ben direk tercihlere saygı duyuyorum diyorum; beğenmesem, hoş görmesem, hatta -hadi sizi kırmayayım- tiksinsem de.
Ya siz?
“Erkeklerin namus takıntısı” diye bir şey belirtip başını inandığı için örten milyoınlarca kadına hakaret ediyorsunuz. Niyet okuyor, yaşam tarzına beğenmeme gerekçesinizi açarken kendi içsel hezeyanlarınızı karşı tarafın gerekçeleri gibi sunuyorsunuz.
Şimdi benim yorumuma tekrar bakın. Orada “bu ibneler k.çları kaşındğı için böyle yapıyorlar, bunların birçoğu hedonisttir bazıları da hasta vs” gibi şeyler var mı? Ne var, “ben hoşlanmıyorum ama saygılıyım.” Bitti. İlke budur. Bu ilkeyi belirttikten sonra sıra nedenlerine gelir. Önce nedenler sıralanıp sonra “lötfeen” haklar verilmez.
Kişisel, toplumda yaygın olarak kabul görmüş bir kıyafete dair özgürlük isteği ile son derece marjinal bir tercih olan eşcinselliği kategorik olarak “tercihsel” kıyasa tabi tutmanız da başlı başına felaket ama buna hiç girmedim bile.
Şimdi anladınız mı demokratlık için, neden 40 fırın ekmek yemeniz gerektiğini?
Yazan:snowqueen Tarih: Ağu 16, 2007 | Reply
@suat demren
// biraz daha sıkıstırınca ‘den den’ yapmak
ortak noktalari savunmak ’suat demren’in fikirlerine katilmak degildir
kocaman egonuzu selamliyorum.
en bastaki düsüncelerinizin altini dolduramayacaktiniz niye yazdiniz derken aklima su geldi ‘anlatacaklarin karsindakinin anlayacagi kadardir’. bu lafin muhtesemligi karsisinda yazacak birsey bulamiyorum.
// çölasan gibi tetikçileri önce destekleyip sonra haz etmem demek
anladim gönderdigim linki okumamissiniz yoksa bu yazdiginizin absurdlugunden utanirdiniz.
Genc siviller veya siyasal ufuk hareketi etkinliklerinde ‘nasil karsimdaki konusurken kulagimi kapatir ayrica da bagiririm’ temali
performans derslerine girerseniz epey basarili olacaginiza garanti verebilirim cünkü senaristliginiz cok EZBERCI ve sıkıcı.
Yazan:snowqueen Tarih: Ağu 16, 2007 | Reply
(fonda rahatlatici bir müzik)
level 1
okudugumuzu anladik mi?
cümleyi getirin
//Erkeklerin namus takintilariyla kadinlarin özgürlügü namina degil gene kendileri için basörtüsünü savunduklarini çünkü iş baska konulara gelince tabanlari yagladiklarini düsünüyorum
erkekler neyi savunuyor?
basörtüsü özgürlügünü
peki bunu nasil savunuyorlar?
kadinlarin özgürlesmesini istemekten çok ‘namus takintisi’ yapip baska konulardan kaçarak.
kadinlar neden basörtüsü takar?
Onu bilemem burada yazmiyor ne biçim soru bu.
———
yaygin olarak giyilen kiyafete özgürlük!
marjinaller b.k yesin!
bölüstügümüz ekmekleri o siyasal hareketlere kuryeyle yollayacagim ortaya bir çilingir sofrasi açip yerseniz beraber
Yazan:T.Suat Demren Tarih: Ağu 17, 2007 | Reply
Aaa, oyun bozanlık ediyorsunuz ama iyi geceler demiştim yine cevap vermeden duramayacağım şeyler yazmışsınız.
Mesela Skin “L’empri Des Loups” nasıl? (Aha da gericiye bakı neler de dinliyor değil mi?)
Dersi veren ben olduğuma göre cevap vereyim;
Evet, anlamadığınız belli. İşin enteresan tarafı sırf benim yazdıklarımı değil, kendi yazdıklarınızı da anlamıyorsunuz..
Getirin.
Evet, bu bir niyet okuma, genelleştirme ve inancı gereği için başını örten kadınlara hakaret. Bunu anlamamanıza şaşırdım. Bu arada, siz de bir kadındırnız değil mi? Ben kadın olsam bu tip bir hakaretten tiksinirdim; emin olun.
Hayır. Sadece erkekler savunmuyor. Birçok kadın da savunuyor. Bunların bir bölümünün de başı açık.Siz okumadığınız için bilmiyorsunuz. Diğer tüm konularda konuşan-yazan kadın/erkek dağılımı ne kadar ise başörtüsü konusunda da insan hakları konusunda da o kadar orantı var. Siz başörtüsü giymeyi çok anormal bulduğunuz için gözünüze ve zihninize konuşan erkekler batıyor.
Nasıl?
Yok yahu? ben neyim peki? Hrant Dink başörtülü mü? İlmiye Çığ’ı neden savundum? Ya Orhan Pamuk? Onlarda mı tesettür büründü yoksa? Liberalizm ne demek?
Afedersiniz ama o kafanıza neden bu işin -istisnaları olmakla birlikte- insan hakları bağlamında konuşulduğu gibi bir şey girmiyor? Çok mu zor bunu anlamak?
Öncelikle; Size ne?
Saniyen, bunun pek çok sebebi olabilir. Size takmanız için baskı var mı? Yok. Takılmaması için baskı ve zorbalık yapan var mı? Var. Kim kimden şikayet etmeli?
Evet, ne biçim bir soru? İnançların dogmatikliği bile buna yeterli bir cevap olabilir ve tabii ki “sana ne” sorusu da önemlidir. Tek fark “sen de takmak zorundasın” deme zorbalığında ortaya çıkar. Tıpkı “okumak istiyorsan, eşinin cumbaba olmasını istiyorsan çıkartmak zorundasın” denmesinde açığa çıkacağı gibi. Capish?
———
Evet “halk” arasında öyle. “Halk..” Bu tabir size tanıdık geldi mi?
İsteyen istediğini yesin de -bakın ne kadar özgürlükçüyüm- halk arasında yaygın olarak takılan başörtüsü niçin üniversitede “yassah”tır? Ahireten neden başka birçok alanda görünemez yasaklar donatılmıştır.
Neden sizler “yahu neden takıyorlar” deyip kafanızdan hezeyanlar savurup hakaretler edeceğinize Tuğçe Baran gibi bu görünen görünmeyen yasaklara tepki göstermiyorsunuz?
Nasıl bir “kadın”lıktır, kadın hakları savunmasıdır bu? Postotoriterizm mi?
Evet, 40 fırın konusunda ısrarlıyım olası yazılarınızla bu sayının daha da yükseleceğini öngörüyorum.
:-))
Yazan:snowqueen Tarih: Ağu 17, 2007 | Reply
gene döktürmüssünüz kusura bakmayin ama susamayacagim
ben size GERICI demedim, böyle bir imada da bulunmadim
o sizin kendinizi tanimlamaniz. Su paranoya kaliplari her tarafinizdan
sapir sapir akiyor be azizim!
Ben bir kadin olarak basini örten ‘baska bir kadina’ hakaret etmem!
Düsüncesini elestirebilirim ama inanci için bunu taktigi anda HAKARET etmem.
Evet ben de bir kadinim bana sakin ola kadinlik ögretmeyin hele neyin ‘hakaret’ oldugunu sizden iyi bilirim.
Hep DÜZ MANTIK
hala alintilanan cümleyi anlamamissiniz.
-erkekler basörtüsünü savunuyor çünkü…
burdan kafamdaki fikirleri nasil analiz etmessiniz bakalim:
/kadinlar basörtüsünü savunmuyor
/basiacik kadinlar basörtüsünü savunmaz
/ben basörtüsünü ‘insan haklari’ kapsaminda degerlendirmiyorum
/ben basörtüsünü ‘anormal’ buluyorum
kusura bakmayin da pes, saka misiniz?
bastan sona yanlis anlayip üzerine de kendi kafanizda ‘kendi hezeyanlarinizla’ giydirmeye çalisiyorsunuz. Siz benimle tartismiyorsunuz kafanizda yarattiginiz bir ’snowqueen’ ile tartisip
aslinda MONOLOG yapiyorsunuz.
-kadinlar neden basörtüsü takar?
onu bilemem burada yazmiyor ne biçim soru bu
Yazdigim cümlede ‘kdin’larin neden basörtüsü taktiklari konusunda bir CIKARIM olmadigi için “onu bilemem burada yazmiyor ne biçim soru bu” diye yazdim…
bunu bile anlamamissiniz.
Ben, bas-ör-tü-sü ya-sa-gi-ni sa-vun-mu-yo-rum
Ben, erkeklerin bu konudaki a-ta-er-kil iki-yüz-lü-lü-gü-ne kiziyorum
Hrant Dink gibi üç bes demokrat tepki gösterdi diye is-tis-na-lar
kaideyi bozmuyor.
çok fenaymissiniz siz ya
daha önceki yazilarinizdan sizi yanlis tanimisim
ve gerçekten üzüldüm sizin için
samimiyetle söylüyorum
karsinizdaki hiç dinlemiyor kendi kafanizdan hikayeler yaziyorsunuz
basörtüsü hakkinda snowqueen’in fikri:(hikayeler yazip durmayin)
-basörtüsünü erkek egemen cinsel cagrisimlarin içsellestirilmesinin bir parcasi olarak görüyorum(evet, anaerkil panteist deneyimlere sempatim var) ama bunu yargilayamam.
her dinin birtakim yasamin pratiginde etki eden simgelestirmeleri vardir. ben hepsine uzak oldugum için bunlarin biraz ’sekilde’ durdugunu düsünüyorum ama elbette herkesin kendini ifade etme tarzi farklidir.
bende kendi inanislarim yüzünden et yemiyorum misal.
peki yasaklanmali mi?
hayir
üniversitelere alinmalilar mi?
evet
basörtülülerden tiksiniyormusunuz?
bir git basimdan.
basörtülü kadinlarin bunu savunmalari hakkinda ne düsünüyorsunuz?
ne istedigini bilen, kendini ve bedenini taniyan kadina saygim var.
erkeklerin savunmasi hakkinda ne düsünüyorsunuz?
bu ’savunmayi’ yaparken kadinlarin sorunun sadece ‘basörtüsü’ oldugunu sanmasinlar. O zaman bu islerine gelmis bir ‘ikiyüzlülük’ oluyor, basörtülülerin yasam tarzindan veya baska yasam tarzlarindan degil ataerkil toplumun iki yüzlülügünden TIKSINIYORUM.
Skin seviyorsaniz size Depeche Mode’dan söyle bir sarki armagan edeyim belki seversiniz ve tanimadigniz kisiler hakkinda ‘hikayeler’ yazma fikrinden vazgeçersiniz:
before you come to any conclusions
try walking in my shoes
Yazan:snowqueen Tarih: Ağu 17, 2007 | Reply
http://www.radikal.com.tr/ek_haber.php?ek=r2&haberno=7134
okumaya üsenenler elbette okumayip iskembe-i kubradan atacak ama
gene de bir umutla koyuyorum…
böyle bir bakis acisi da var.
Yazan:MY Tarih: Ağu 17, 2007 | Reply
Sayin Snowqueen,
Verdiginiz linki okudum. Önerdiginiz linkteki yazar TENNUR KOYUNCUOĞLU Bahriye Üçok’u örnek vererek yanlis yapmis. Üçok ölmeden önce tehdit telefonlari almisti. Bunu polise bildirdi, telefonu dinlendi ve numaranin MGK binasinda kayitli oldugu anlasilinca sorusturma durduruldu. Ugur Mumcu cinayetinden sonra bu konu üzerine giden bir savci da yataginda ölü bulundu. Bu cinayetler serisine HiZBULLAH süsü verilmek istendi ama MUMCU’yu öldüren bomba da Nato ordularinda kullanilan C4 tipinden oldugu için kimse yutmadi.
gelelim Basörtüsü, laiklik konusuna:
Farkli bir perspektifte gene RADIKAL’den Perihan Magden’i okumanizi tavsiye edebilir miyim? (Dünden beri 18 bin defa okunmus)
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=230083
Türkiye’de basörtüsü veya kadin haklari sorunu yok, ciddi olarak bir demokrasi sorunu var. Demokrasi olmadigi için bireysel haklar çigneniyor. Bir yerde basörtüsü yasaklanirken baska bir yerde oruç tutmayanlar sopa yiyebiliyor. Bu ne Islâm’in ne de laikligin suçu. bu olgun olmayan demokrasilerin ve farki içine sindiremeyen toplumlarin sorunu.
Bireysel haklarin çerçevesi çizilmedigi için :
1) Kadinlar erkekler karsisinda,
2) Aleviler sünniler karsisinda,
3) Ermeni asillilar “safkan” türkler karsisinda
4) vs vs
ezilebilir. Ama halkin yaptigi ayrim ile devletin yaptigi haksizliklari biribirine karistirmayin. Kürtçe yasagi ve basörtüsü yasagi devlet eliyle, devlet ideolojisi adina yapilmis hatalar. devletin imkanlari askeri ve polisi kullanilarak yapildigi için su veya bu ferdin yaptigi bir saçmaliktan daha da tehlikeli zira halk ile devletin arasini açiyor.
Bu demek degil ki toplumsal hastaliklar önemsizdir. Silah meraki ve kiskirtilmis erkeklik, berdel, baslik parasi vb çok sorunumuz var. bunlarin çözümü siz-biz kavgasindan degil DEMOKRATIK bir toplumdan geçiyor.
NOT : Radikal tuhaf bir gazete, Kislaci, Yetkin gibi gezici askerlik subeleri ile Magden gibi demokratlar bir arada. Sizin bizzat kaleme aldiginiz yorumlar link verdiginiz TENNUR KOYUNCUOĞLU’nun yazisindan çok daha nitelikli ve seviyeli. Koyuncu oglu kanimca daha yolun çook basinda. Ciddi kavram karmasalari içinde. Kullandigi kelimelerin bir çogunu tarif bile edemeyecegine bahse girerim.
Saygilarimla
Yazan:snowqueen Tarih: Ağu 17, 2007 | Reply
@Sayin MY,
Perihan Magden’in bahsettiginiz yazisini dün okumustum ve belirtmek isterimki Perihan Magden hiç hoslanmadigim biridir. Yazisinda bahsettigi ‘Atatürk’e tapinma kültü’ ile dogru bir yere parmak bassa da tavrini fazla saldirgan, asagilayaci ve ‘laf salatasi’ buluyorum. Aslina bakarsaniz midemi bile bulandiriyor. Çemkirmekten baska birsey yapmiyor (Eda Taspinar bile nasibini aldi:) Üzerine yapismis bir mutsuzluk ve kizginlik var.
Gelgelelim Perihan Magden gibi birinin ‘demokrat’ligindan da ciddi
süphelerim var. ‘Feminizm de feminizm’ diye ortalarda gezen birine
göre oldukça komik durumlara düsüyor.
Bir kadini giysilerine göre elestirmenin ne asagilik bir durum oldugundan bahseden bu zat, Cumhuriyet mitinglerine katilan kadinlari ‘dekoltemi begendiniz mi atam?’ tavriyla belden asagi ‘kadinliklariyla’ vurmaktan kaçinmadi.
Ayni sekilde Nuray Mert’le olan söz duellosunda ise ‘mecliste pozitif ayrimciligi savunurum en feminist benim’ edebiyatindan sonra erkek jargonundan güzide bir kelime secti: ‘geçirmek’. Bunu bir erkek yapsa kiyamet kopar degil mi?
O yüzden bana Perihan Magden’den bahsetmeyin kendisini zerre sevmem.
Kürtce vb. yasaklar devlet eliyle yapilan yasaklar evet ciddi bir demokrasi ihtiyacimiz var. Ama takdir edersiniz ki Türkiye disinda da
(islam ülkelerinde) kadinlarin üzerinden ezip geçen siyasetlerin ve karsi devrimlerin sicilleri pek temiz degil. Halk hareketlerinde de böyle bir egilim var. ‘dindar cumhurbaskani sectirecegiz’ söylemlerini
bu bakimdan ‘iste halkin istedigi budur’ sekline getirmek demokrasimiz adina kazanilmis bir zafer degildir.
Tennur Koyuncuoglu’nun yazisindaki katildigim nokta ise kadinlik durumlarini sahiplenen ataerkil toplumun durumu ve kadinlarin açmazi. Bunu pek dillendiren yok arada kayniyor…
Bahsettiginiz ‘insan haklari’ catisina katili