Gül ve Diken..
By T.Suat Demren on Tem 28, 2007 in Kategorilenmemiş
Cumhurbaşkanı seçimi tartışmaları ilk başladığında “Erdoğan Cumhurbaşkanı olmalı mı?” başlıklı bir yazı yazmış, Erdoğan’ın değil Gül’ün aday gösterilmesinin en rasyonel davranış olacağına değinmiştim.
Biz normal demokratik bir ülkede yaşadığımızı sanmak gibi tatlı bir hayale dalmış, başta Erdoğan’a olmak üzere, sağa sola akıllar fikirler veriyorken 27 Nisan muhtırası olanca haşmetiyle kafamıza indi ve birden ülkenin derin gerçeklerine uyandık.
Hemen ardından hukuk eğildi büküldü, şapkadan 367 adet tavşan çıktı ve cumhurbaşkanı seçimi kilitlendi. Ve erken genel seçime gittik.
Şimdi önümüzde yeni bir tablo var. AKP 22 Temmuz seçimlerinden çok büyük bir zaferle çıktı. Bu sonuçlar AKP’nin 4.5 yılık iktidarındaki icraatlarına güvenoyu olduğu gibi önümüzdeki 5 yılık bir dönem için de yetki alması demek.
AKP seçim kampanyası sırasında Gül’ün cumhurbaşkanlığının engellenmesi temasını sık sık işledi. Meydanların buna nasıl tepki verdiğini hepimiz gördük. Seçim zaferinin ardından, genel merkezin önünde Erdoğan konuşma yaparken mitingi andıran kalabalıktan “Cumhurbaşkanı Abdullah Gül” sloganları geliyordu.
Seçim öncesi “uzlaşma” kavramını telaffuz eden Erdoğan cılız da olsa seçim sonrası yine “uzlaşma”dan bahsetti. Ancak Gül’ün adaylığından da geri adım atmayan Erdoğan “takdir Gül’ün” diyerek top çevirmeyi sürdürüyor.
Siyasetin yazılı olmayan bazı kuralları vardır. Bunları görmezden gelmek zordur. Seçimler öyle bir sonuçlandı ki Gül, adaylığını kendi insiyatifi ile bile kolayca geri çekemez. Nitekim köşk adaylığı konusunda bir diplomat kıvraklığı ile -galiba manevra alanı bırakmak için- net birşey söylemekten kaçındığı açıklamasında “seçimler niçin bu tarihte yapıldı?” sorusunu sordu ve “meydanların tepkisini görmezden gelemeyiz” diyerek “adaylığım devam ediyor” mesajını verdi.
Bu açıklamadan iki saat sonra Akşam gazetesine özel demeç veren MHP lideri Devlet Bahçeli “Millet iradeyi verdi. AKP cumhurbaşkanlığına istediği kişiyi seçebilir. Genel Kurul’da da 367 yeter sayısı sorunu yaşamaz. Oylamaya katılırız, ama oy veririz vermeyiz, o bize kalmış…” diyerek 367 tartışmalarına son noktayı koydu.
Yani artık top AKP’de görünüyor.
Peki şimdi ne olacak? Herşey güllük gülistanlık mı? AKP rahatlıkla Gül’ü ya da istediği başka ismi Cumhurbaşkanı olarak seçebilecek mi?
Ben bu konuda maalesef rahat değilim. Hatırlanacağı gibi Emekli Orgeneral ve Terörle Mücadele eski Özel Temsilcisi Edip Başer, İtalyan gazetesi La Repubblica’da “”Cumhurbaşkanlığı seçiminde durum raydan çıkarsa ordu yine müdahale edebilir. Bunu nisan sonunda internette bildiri yayımlamaya oranla farklı bir şekilde yapabilir.” şeklinde bir demeci yayınlandı.
Sonradan Başer “Benim, Türk Silahlı Kuvvetleri adına konuşmaya ne hakkım, ne de yetkim var. Emekli bir insan olarak, bir vatandaş olarak konuşuyorum ve ortada mevcut olan gerçekleri ifade ediyorum” dese de Başer konumunda birisinin bunları “kişisel görüş” olarak söylediğin düşünmek safdilik olur kanaatindeyim.
AKP’nin işi şu anda gerçekten zor. Bir yanda sandıkta alınan ve normal demokratik ülkelerde tartışma konusu bile olmayacak icazet var. Bir yandan da “bu muhtıra neden verildi?” gibi zor bir soru.
Siyaset santranç gibidir, iyi düşünmek, ileriyi görmek ve doğru kararlar vermek gerekir. Böyle düşünüldüğünde Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanlığı sembolik olarak bile çok önemli anlamlar taşıyor.
Siyaset aynı zamanda güç odakları mücadelesidir. Oligarşiyi ve halk iradesini iki güç odağı olarak kabul edersek reel ve ahlakî şartlarda halk iradesi oligarşiye iyi bir tokat atmıştır. O halde bunun bir semeresi olmalı; bu da Gül’ün cumhurbaşkanlığıdır. Bu normallaşmemizi hızlandırır, bazılarının direncinin mihenk taşı olan “başörtüsü” paranoyasını “korkunun üzerine gitmek” yöntemiyle çözdürebilir. Bu tür ani fay kırıkları değişimi çabuklaştıracaktır.
Artık demokratsi ve insan hakları temelli “sivil anayasaya” geçmeliyiz. 1982 darbe anayasasından ve onun totaliterizme meşruiyet sağlayan kurumlarından kurtulmamız gerekli. Çift başlı yargı sistemi değişmeli. Cumhurbaşkanlığı yetkileri çok fazla, bunlar azaltılmalı ve parlamenter sistemin ruhuna uygun olarak o makam sembolik hale getirilmeli. Bütün bunlar “cumhurbaşkanlığı” makamında oturan kişinin onayı olmadan gerçekleşemez.
“Siyaset santranç gibidir” dedim; ama birileri gelip tahtayı devirmeye kalkarsa ne olacak?
Hiçbir güç odağı elindekileri “siyasi ahlak, halk iradesi, demokratik meşruiyet” gibi kulağa hoş gelen söylemlere uyarak “buyur senin hakkın bu” diyerek vermez. Mutlaka elindekileri kaptırmamak için mücadele eder. Vuruşarak çekilir, en son ana kadar direnir.
Şahsi görüşüm Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanı olması gerektiği yönündedir. Söylediğim gibi bu normalleşmemizi hızlandıracaktır. Teknik olarak da buna bir engel gözükmüyor.
Erdoğan’ın da bundan kolayca geri adım atacağını sanmıyorum. Bir müdahale riski -çok az da olsa- her zaman var ama bu toplumsal desteği iyi kullanmalı Erdoğan. Bu seçim sonuçlarına rağmen bir müdahale imkansız gibi birşey. Ama “sopa gösterme” yapılabilir. Fakat bu tolere edilebilir. Çok zorda kalırsa referandum erkene alınıp halka seçtirme yoluna gidilebilir.
Ama başka bir isim önermek; hele “uzlaşma” gibi bir devşirme kavram etrafında dönmek, seçilmişleri atanmışların onayına sunmak gibi bir garabete başvurmak demektir. Bu ülkede yıllar yılı seçilmişlere şöylenen şudur:
“Heey seçilmişler, siz ekonomi, memur maaşları, tarım, orman, kültür gibi önemsiz ve küçük işlerle ilgilenebilirsiniz. Bu siyasi iktidardır. Biz atanmışlar ise, laiklik, anayasa, Kıbrıs, Kürt sorunu, Kuzey Irak, terör, bürokrasideki kilit noktalar, anayasal kurumlar ve bunları yönetenlerin seçimleri gibi önemli işler ile ilgiliniriz. Bu da devlet iktidarıdır. Ele güne rezil olmayalım diye size siyasi iktidar hakkı verdik ama devlet iktidarını asla..”
Geçmişten beri gelen bu durum meşru bir siyaset zemini değil. Ama 22 Temmuz’da AKP’ye verilen halk desteği, siyaseti meşru zemine oturtmak için çok büyük bir fırsat.
Önümüzde fazla zaman yok. Erdoğan bürokratik eliti tasfiye etmeyi.. Çok az da olsa “tahtayı devirtme” riskine girerek, ani bir şok ile mi, yoksa başka bir isim seçerek zamana yayarak mı yapmayı deneyecek; bekleyip göreceğiz..
Yazarın kişisel sitesi: www.dusunceler.org
4 [?]





39 Yorum
Yazan:Mehmet Edebali Tarih: Tem 28, 2007 | Reply
Suat Bey elinize sağlık.
Şimdi öncelikle öyle al gülüm ver gülüm Cumhurbaşkanlığını teslim edeceklerini ben de zannetmiyorum.
Darbe olur, korkuları vb. ise tıpkı seçimler olmayabilir veya AK Parti kapatılabilirvari korku tuzaklarıdır.
27 Nisan’da da darbe olamazdı, bugün de darbe olamaz.
e-muhtıra askerin yapabileceği maksimum müdahale idi ve nitekim daha fazlasını yapamadı.
Bununla birlikte bildiriyi kim yayınladı gibi dedikodular da kesinlikle boş sözler değildi.
Yine de belirttiğiniz üzere vuruşarak çekilme sırası gizli iktidarda.
Fakat geri dönüp dönemeyeceklerini kendileri dahi kestiremiyorlar.
Türkan Saylan:”Çoktan kaybettik de son dakikaları oynuyoruz…”
Sancılı doğum, meyvesini vermek üzere.
Allah vatanımıza ve milletimize zeval vermesin.
Yazan:TSD Tarih: Tem 28, 2007 | Reply
Teşekkürler Mehmet bey..
Radikal’in askerlik şubesi bakın neler diyor:
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=228190
Yazan:MY Tarih: Tem 28, 2007 | Reply
Bu konuda geri adim atmanin hiç bir ise yaramayacagini, Gizli Iktidar tarafindan bir zayiflik isareti hatta bir davet olarak algilanacagini yakin ve çok yakin tarih gösterdi. Ordunun hükümetin emrinde oldugu ve olmasi gerektigi gerçegi tekrar tekrar hatirlatilmali kanimca.
Hükümetten emir almayan orduya ordu denmez çete denir. büyüklügü ve imkânlari, yöntemleri ne olursa olsun.
Bizi korumalari için eline silah verdigimiz ve bizim içimizden çikip gelmis insanlarin kendilerini üstün/akilli vb hissetmeleri için hiç bir sebep yok.
Vatanlarina hizmet etsinler. Onlardan beklenen tek sey budur.
Muhabbetle
Yazan:VolkanS Tarih: Tem 28, 2007 | Reply
Halk’a seçtirmek daha güzel olurdu, ilk turda %60ın üzerindeki oy “halk uzlaşma istiyor” diyenlere uzlaşmayı gösterirdi ve Gül çok güçlü bir CB olurdu, bürokrasi CB ile sürtüşmeye kalkamadan önce bir kez daha düşünürdü.
Ancak gerçekten kaybedecek zaman yok.
Yazan:freedom Tarih: Tem 28, 2007 | Reply
Suat bey,
Siyaset “sa
ntranç” gibi değildir çünkü siyasette çok fazla oyuncu vardır. Ayrıca oyunun dışında gibi gözükenler de daha sonradan oyuna katılabilir.Seçimle Gül’ün CB’lığı arasında bir ilişki olduğunu düşünmüyorum. Çünkü anketlere bakacak olursak bu olayın AKP’nin oy oranında kayda değer bir değişiklik yapmadığını görürüz. Bu seçim sonucu “halk Gül’ü CB görmek istiyor” diye yorumlamak bence yanlış olur.
Yazan:BetüL Tarih: Tem 28, 2007 | Reply
Soylediginiz gibi Gulun bile ben vazgectim diyemeyecegi bir halk baski olustu. Simdi Erdoganin kolay kolay birbaskasini aday gosterebilecegini sanmiyorum. Gosterirse, madem oyleydi de niye hem bizi hem askeri gerdiniz niye 367lerle ugrastirdiniz bunlarin hepsi secim yatirimi miydi denecektir.
Ben de bu konuda rahat degilim. Kediyi bile koseye cok sIkIstirirsaniz uzerinize atlar. Bu saltanati yillarca surmus bu kisilerin “azinlik” olduklarini anladiklari an cok aci, basa gelmemesi icin ellerinden gelen herseyi yaptiklari bir partinin basa iki kisiden birinin oyunu alarak geldigini gormeleri cok aci, bu aciyi tanidiklarimda goruyorum. Koseye fazla sIkIsmis olmanin ve son sanslari olmasi sebebiyle, secimlerden oncesinden bile daha cok canla basla calisacaklarini yeni Houston seneryolari ureteceklerinden korkuyorum.
MHP liderinin Ak parti kimi isterse onu secer, meclise girecegiz pesin yaklasiminin secim sonuclarini dogru okumaya basladigi icin mi, altinda baska plan/dusunce/oyunlar dondugu icin mi oldugunu merak ediyorum.
Bu secimin TR tarihinde bir donum noktasi. Bu kadar seyden sonra Erdogan geri adim atarsa cok yazik olur.
Simdi daha iyi anliyoruz ki, zamaninda ne c.gazetesi saldirilarini ne baska seyleri hice sayarak eski G.K baskaninin gorev suresini uzatilsaydi pek cok sorun yasanmayacakti.
Korkuyla yasamaktansa bir kez olunur. Disaridan alinan destegin yogun oldugu bu donemde “inceldigi yerden kopsun” demenin tam zamani.
Ani bir sokla butun degisiklikleri yapmalilar.
Yazan:kemal bugra Tarih: Tem 28, 2007 | Reply
Aklı başında herkesin gördüğü ve açıkladığı üzere, 22 temmuz seçimleri doğrudan Abdullah GÜL’ün C. Başkanı olmasını engellemeye dönük vatansever!! terör eylemlerine, koca koca cübbelilerin, anlı şanlı hukukçuların! utanmadan sıkılmadan hukuka takla attırmalarına, antidemokratik muhtıralara ve bunların destekçilerine karşı verilen kesin ve net bir cevaptır.
22 Temmuz seçimlerinde, Hükümetin ve partilerin oylaması değil, Abdullah GÜL’ün C. Başkanlığının oylaması yapılmıştır. Halen daha Abdullah GÜL’ün C. Başkanı adayı ve muhtemel C. Başkanı olmasını istemeyen, hazmedemeyenler ilk şoku atlatıp seçim sonuçlarını kendilerince yorumlamaya başlamışlardır.
Deniz Baykal’ın “oylarımızı artırdık, bu anlamda başarılıyız” demesinden daha komik yorumlar okuyorum.
***
Milletin iradesi görmezden gelinemez. Ak Parti tarafından Abdullah Gül dışında kim aday gösterilirse gösterilsin bu, açıkça iradesini ortaya koyan koyan millete saygısızlıktır. Abdullah Gül kendisi aday değilim dese dahi bu böyle anlaşılmalıdır.
***
Ak Partinin almış olduğu %46,6 oy oranı Abdullah GÜL’ün C. Başkanlığına kayıtsız şartsız bir desteği ifade etmektedir. MHP’nin almış olduğu %14,3 oy oranının da nerdeyse tamamının yakınını bu desteğe ekleyebiliriz. Bağımsızların almış oldukları oyların da yarıdan fazlasını Abdullah GÜL’ün C. Başkanlığı için destek alacağı bir rakam olarak söyleyebiliriz. Meclise yansıyan millet iradesini bu şekilde yorumlamanın isabetli olacağını düşünüyorum.
Bu yorumumu şu şekilde tahkim edebilirim: Olası C. Başkanlığı için yapılacak bir halk seçiminde Abdullah GÜL’ün karşısına hangi aday çıkartılırsa çıkartılsın adaylardan Abdullah GÜL’ün alacağı oy oranı %65-70 civarında çıkacaktır. Diğer adaya da bunun bakiyesi kalacaktır.
***
Gerekçesi ne olursa olsun Ak Partinin adayının Abdullah GÜL dışında biri olması durumunda, Ak Partinin yerel seçimlerde oy kaybına uğrayacağını ve asıl önemlisi bir sonraki genel seçimlerde bunun faturasını çok ağır ödeyeceğini şimdiden söyleyebilirim.
***
Not 1: Gereksiz ithamların önünü şimdiden almak için söyleyeyim ki, bu bir gözlem ve analiz yorumudur. Partili bir görüş değildir. Son seçimlerde, Ak Partili bir seçmen olarak değil, demokratik düşüncem gereği oyumu Ak Partiye vermiş olduğumu, bir sonraki seçimde de önceki seçimlerde olduğu gibi farklı bir partiye oy verebileceğimi belirteyim.
Not 2: Sn. freedom, gerçek Türkiyeye hoşgeldiniz. Ama siz ısrarla uzayda yaşamayı arzuluyorsunuz sanırım. C. başkanlığı seçimleri öncesi, sonrası ve alınan seçim sonuçlarını karşılaştırdığınızda söylediklerinizin tam tersi bir manzara olduğunu görebilirsiniz. Halkın içinde değilseniz, tahminlerinizde yanılmamanız için Emre AKÖZ’ü okumanızı salık verebilirim size.
Yazan:emito Tarih: Tem 28, 2007 | Reply
AK partinin aldığı %46,6′lık oyun acaba ne kadarı;
1)İktidar gücünü kullanmaktan geliyor…
2)Kartelci gazetenin başında olan ve aynı zamanda POAŞ’ın sahibi olan Aydın Doğan gazetelerinin desteğinden geliyor(bizler IMF den 2 milyar dolar almak için ne fedakarlıklar yaparken(Sayın ERDOĞAN’ın;K.Irak için verdiği ödün) bir gecede 3 milyar YTL lik borç siliniyor)…
3)ne kadarı TBMM de bir gecede çıkartılan pijamalı müdürlerin,şeflerin ve yakınlarının verdiği oylardan geliyor…
4)Seçime bir hafta kala açıklanan fındık fiyatlarından ne kadar oy geldi(Hadi be diyenler için geçen sene neden bu zamana kadar açıklanmamıştı)
5)İlk altı aydaki bütçe açığı rakamlarına baktınız mı seçim yatırımı yapılmış mı yapılmamış mı…
6)Merak ediyorum sayın Gökçek neden bizim bölgede erzak dağıtmadı…Yani erzaklar fakir AKP liler için mi…
7)Tarım kredileri neden bir ay önce ödendi…
8)Tuncay Özkan’a gıcık kapanlar ne yaptı…
9)Seçim meydanlarında emziğini kaybetmiş mağdur çocuk oyunu acaba ne kadar kişiyi etkiledi…
10)AKP Doğu ve Güneydoğu da aldığı oylara seviniyor.DTP den bile ü
stün kılan nedi Akp lerin verdikleri kelleler…
Sözde Muhafazakar bir parti,İsrail bir onbaşısı kaçırıldı diye Lübnan da taş üstüne taş bırakmıyor.Bizimkilerde ödün üstüne ödün veriyor.Sonra da AKP nasıl doğu da güneydoğu da bu kadar oy aldı diye sevin…
…..
Kısacası gerçek AKP’liler(Erbakan Hocamdan kaçanlarda dahil)ne kadar… Gerçek AKP NE KADAR OY ALDI?????
Haberlere bakıyorum AKP milletvekili başına en az para harcayan partimiş…Böyle giderse Cem Yılmaz işsiz kalacak…Tabii ki bizlerin cebinden çıkan paraya para demezsek doğru…
AKP bu satrançta hangi figür,
Bence,
Piyon her zamanki gibi halk,Fil(Aydın Doğan ve bunun gibi iş adamları),At(Gazeteler),Vezir(Ekonomi),Şah(AB) Oyuncu ABD şimdi soracaksınız AKP nerede diye? AKP nerede mi?Tabii ki her zaman ki gibi seyirci…
Saygılarımla…
Bu sadece benim düşüncem ve bu düşüncem hiçbir güçle satın alınamaz…
Yazan:MY Tarih: Tem 28, 2007 | Reply
Emito adinin tek basina 5 kisi tarafindan kullanilmasi kendisiyle iletisim kurmamizi zorlastiriyor :)
Yukaridaki yorumu yazan Emito üyesine asagidaki videolarimi tavsiye ederim :
Kuzey Irak’a girelim mi?
http://youtube.com/watch?v=ZACm_7o-9ls
Kürtler de bizim soydasimiz
http://youtube.com/watch?v=8iu3O-CTyHs
Kuzey Irak’a girmek için 10 iyi sebep
http://youtube.com/watch?v=m-CBoarpuEw
Yazan:emito Tarih: Tem 28, 2007 | Reply
tabi ki onlarda bizim kardeşimiz,
Ama AKP , biraz oy uğruna kardeş ayrımı yapıyor…
Yazan:Talha Can Tarih: Tem 29, 2007 | Reply
Elinize sağlık Suat Bey,
CB seçiminin genel seçimlerden daha heyecanlı geçeceği düşüncesindeyim. Çünkü genel seçimler bunun bir başlangıcıydı. Seçim sonuçlarına bakarak militer refleksler(!) hakkında tahminler yapmak isterdim ama çok güvenemiyorum. Cezayir’de zannımca, İslami Parti %80 oyla iktidara geldikten sonra darbe gerçekleşti. Umarım demokrasi ve insan hakları ülkemizde bazı insanların kafasına zırnık kadar dahi olsa girmiştir. Şunu artık görmeliler, bu insanlar Gül’ü cb olarak istiyor. Seçimden önce meclisin çalışma ve temsil meşruiyetiyle ilgili gerekçeler sunuluyordu. Alın size temsili yüksek meclis, demokratik meclis ve taze meclis.
Emito’nun söylediklerinden POAŞ eleştirisine katılıyorum. Bana çok koydu. “Herkesin Var Bir Planı Amma…” yazımda şahsi görüşüm olarak partizanlıktan uzak durduğumu bu sebeplerle bildirmiştim. İnsani yapılarla kendimi ve görüşlerimi ipoteğe veremem. POAŞ konusunda hak, hukuk gözardı edildi düşüncesindeyim, peki, niye; çünkü sistemin köpeği olamadan efendisi olamazsın, siyasetin işte bu yüzü çok çirkin… Bu olayda yalnızca yargıyı hatalı bulmak hata olur. Hükümet sert duruşunu Şemdinli’de, Danıştay’da göstermeliydi. Olay yalnızca bazı gazeteler üzerinde kalmamaydı.
Yazan:emito Tarih: Tem 29, 2007 | Reply
teşekkürler talha bey,aslında aynı fikirler etrafında dönüyoruz ama;siz biraz fanatik davranıyorsunuz…
İnşallah gül cb olur….
Yazan:blue Tarih: Tem 30, 2007 | Reply
Gönlüm Gül’ün CB seçilmesinden yana olmakla beraber, aklım uzlaşma diyor. İşin sonunda bir çuval inciri pisletme ihtimali var. AKP, oraya herkesi susturacak bir isim seçip anayasayı da, başörtüsü yasağını da, demokrasi önündeki tüm engelleri de birer birer halledebilir. Ama CB konusunda tansiyon yükselirse yine aynı salak süreç işlemeye başlayacak. Ben vatandaş olarak artık fillerin savaşını izlemek istemiyorum. AKP de işine baksın.
Korkunun üzerine gitmek psikolojide iyi bir tedavi yöntemidir. Ama başarısız olursa hastayı çıldırtabilir veya korktuğu nesneye zarar verebilir. Bu riske girmeye hiç gerek yok.
Hem çok yakın zamanda yetkileri kısıtlanacak CB’lığına Gül’ü getirmek, bu değerli insanın potansiyelini harcamak olur. Ne gerek var?
Yazan:emito Tarih: Tem 30, 2007 | Reply
sayın blue,
demek bazen aynı fikirlere sahip olmak mümkün…
Yazan:Talha Can Tarih: Tem 30, 2007 | Reply
Sayın Blue,
“Hem çok yakın zamanda yetkileri kısıtlanacak CB’lığına Gül’ü getirmek, bu değerli insanın potansiyelini harcamak olur.” buyurmuşsunuz, liberal demokrasiyi her zamn savunmuş biri olarak bu görüşünüze amin demek isterim ama CBnin yetkilerinin kısıtlanacağı, hele böyle siyasi bir çatışma da, benim pek aklıma yatmıyor, bu fedakarlığı göremeyebiliriz! Şaşırmam…
Yazan:blue Tarih: Tem 30, 2007 | Reply
Talha bey,
AKP CB’lığı ile ilgili pakete bu konuyu koydu zaten. Parti programında var mı bilmiyorum ama bunu yapmak boyunlarının borcu. Zaten AKP’li bir cumhurbaşkanı olacağı için yetkilerin kısıtlanması AKP için bir dezavantaj yaratmıyor. Al “Gülüm”, Ver “Gülüm” durumu yani.. Rektörleri ha CB atamış, ha başbakan… Ama kazara bir şekilde Sezer gibi bir adam hortlayıp tekrar CB olursa diye bu açık kapıyı kapatırlar… diye düşünüyorum.
Yazan:blue Tarih: Tem 30, 2007 | Reply
Sn. Emito,
Taraftarlık ve partizanlıktan kurtulduğumuz, siyasetçilerin beynimize yerleştirdiği chip’ten kurtulduğumuz ölçüde aynı fikirlere sahip olmamız kaçınılmaz. Bütün yollar Roma’ya çıkar ve aklın yolu bir’dir ve her havzın dibi ayndır.
Yazan:emito Tarih: Tem 30, 2007 | Reply
ben hiçbir siyasi düşünceye inanmıyorum.
demokrasinin varlığına da ve demokrasinin en iyi yönetim biçimine de inanmıyorum.
Özellikle lise yıllarında okuduğum Platon’un ‘Devlet’ ve Sokrates’in ‘Savunma’ adlı kitaplarıyla hayata bakışım değişti.Fanatik formasını daha o yıllarda duvara astım ,bir daha inmemek üzere…
Şimdi diyeceksiniz ki hiç öyle gözükmüyor.
Fanatik olan ve partizan davranan herkese karşıyım.Hayat felsefem bu…
Yazan:T.Suat Demren Tarih: Tem 30, 2007 | Reply
@Emito,
Demokrasi çok matah bir yönetim şekli değildir ama alternatifleri arasında en iyisidir, ehven-i şerdir.
Sizin öneriniz nedir peki? Teokrasi, anarşizm? Monarşi?
Hangi ulu kişi yönetecek bizi bu durumda, zat-ı alileriniz mi?
Hayat felsefesiniz geçelim şimdilik, şu siyaset felsefesine gelelim.
Nasıl bir yönetim şekli? Demokrasiyi istemeyip başka bir sistem önermeye kalktığınızda ya monarşi ya da türevleri çıkar karşımıza. Hiçbirini istememek ise anarşizmdir.
Anarşizm-totaliterizm ve fanatizm? Yahu bunlar ana bir, baba bir kardeştir.
Siz iyi misiniz Emito, Sokrates’in savunmasını tekrar okuyun, galiba o yıllarda tam anlayamamışsınız.
Yazan:emito Tarih: Tem 30, 2007 | Reply
Sayın Suat Bey,
Öncelikle yönetim şekillerinin ismini çok iyi öğrenmişsiniz,tebrikler.ama;ismini bilmek yönetim şekillerini çok iyi tanımak anlamına gelmiyor.
Bunları tanısanızda tartışması yapılamayacak tabular değil…Ben sizlerin düşüncelerinizi almak istedim.Aynı zamanda sizin anlamadığımı söylediğiniz o Sokrates’in ‘Savunması’nı’ okuyup okumadığınızı(okusanızda anladığınızı) bilmek istedim.
Beni çok üzdünüz…Demek büyük üstadımız bu kitabı okumamış(veya anlamamış)…
Diyeceksiniz ki nereden çıkarttınız.Sokrates’in o kitabında ana tema ve o büyük savunmanın tek nedeni Sokrates’in söylediği bir söz var ‘bildiğim tek şey var o da hiçbir şey bilmediğimdir’-Kendini bil ilkesi….
Eğer o kitabı okusadınız.Kendini bil ilkesini uygular, kendinizin çok şey bildiğini zannetmez ve ukalaca davranmazdınız.
Ben sizler gibi çok şey bilmediğim için ülkeyi yönetemem…Sonuçta beğensenizde beğenmesinizde bu benim düşüncem.(yani demokratik biri olarak benim düşünceme saygı göstermeniz gerekir,alay etmeniz gerekmez/demokratik biri olduğunuzu çok güzel ifade ettiniz??????!!!!!!)
VE KUSURA BAKMAYIN OLTAYA ÇOK ÇABUK GELDİNİZ…
Tüm yazılarınızı okudum ve sizleri çok iyi takip ediyorum.
1)İnanılmaz fanatiklik ve partizanlık var…
2)Gül’ün cb olması sizler için çok büyük tabu olmuş
3)AKP sizler için ekmek-su gibi vazgeçiremez…
Bu listeye onlarca madde yazabilirim.
Bizler bu listedeki düşüncelere karşı geldiğimizde hemen saldırı var…
Ancak sitedekilerin partizanlığına ayak uydurmaya kalktığımızda ‘canım,ciğerim’ olmaya başlıyor.
Ben de değişik bir konu atmak istedim ortaya.
Suat bey
şunu unutmayın ki; en iyi yönetim şekli demokrasi demek ve onu savunmak yetmez…
Demokrasiyi yaşamak gerekir…
Yani,bireylerin düşüncelerine saygı göstermek gerekiyor…
Demokrasiyi gerçek bir şekilde yaşamanız dileğimle.saygılarla…
Yazan:Mehmet Edebali Tarih: Tem 31, 2007 | Reply
Sayın Blue,
Ben CB konusundaki iyi niyetinizi anlıyorum.
Fakat şu çok önemli bir noktaydı, Erdoğan Gül’ün adaylığına açıklamanın geceyarısı karar verdi.
Hem de akil bir devlet adamıyla yaptığı saatler süren bir telefon konuşmasıyla.
Çünkü kimi aday gösterirlerse göstersinler, 367 saçmalığı işleyecekti.
Bu konuyla ilgili adaylık ertesi Tamer Korkmaz ve Nuh Gönültaş’ın yazdıkları hemen hemen aynı cümlelerdeki yazıyı ileride tarih kaynakları çok önemli bilgiler olarak iktibas edecekler.
İşte Tamer Korkmaz’ın o yazısı:
“Gül’ün Adaylığının Perde Arkası
AKP’nin günlerdir merakla beklenen Çankaya adayı nihayet dün açıklandı ve Abdullah Gül Başbakan Erdoğan tarafından Cumhurbaşkanlığı’na aday gösterildi: Hayırlı olsun…
Bu sütunda Çankaya süreci hakkında yazılanları en başından beri takip edenler için ortaya çıkan tablonun sürpriz olmadığını söylemeye gerek yok…
Gül, Türkiye için en uygun, en doğru Cumhurbaşkanı adayı idi. Sonuçta da öyle oldu. TBMM’de Cuma günü başlayacak Çankaya turlarında Gül’ün Cumhurbaşkanı seçileceği çok açık. Kendisi artık “11. Cumhurbaşkanı”dır…
Başbakan Erdoğan’ı ise Özal ve Demirel gibi Çankaya’ya kaçmak gibi bir hatayı yapmadığı için tebrik ediyorum. Erdoğan, Türkiye için aklıselimi tercih etti ve yanı başına kadar gelen cumhurbaşkanlığı koltuğundan vazgeçme gibi bir erdemi gösterdi. Bu bağlamdaki feragati Türk siyasi tarihine örnek, biricik bir sayfa ekledi. Daima takdirle hatırlanacaktır. Erdoğan’ın sergilediği sağduyunun genel seçimde sandığa yansıyacağını ve AKP’yi bir kez daha iktidara taşıyacağını düşünüyorum.
***
Erdoğan, Çankaya arzusunu uzun bir süre içinde taşıdı. Son düzlüğe girilirken çok yönlü bir muhasebe yaptı. Özellikle geçen haftaki MKYK toplantısında Başbakan olarak kalması yönünde bir ağırlık ortaya çıktığında kararını bir kez daha sorguladı, adaylıktan vazgeçti ve “sürpriz bir aday” üzerine yoğunlaştı…
Başbakan o esnada henüz Gül’ün adaylığına çok yakın durmuyordu. Kafasında iki isim vardı. Bunlar Nimet Çubukçu ve Vecdi Gönül’dü. İkisine de “Biriniz olmazsa diğerinizi tercih edeceğim” şeklinde söz verdi…
Erdoğan, 23 Nisan akşamı TBMM Başkanı Arınç’la planlanandan çok daha uzun süren buluşmasında bu iki ismi zikretti…
Ancak, Arınç “düşük profil veya sembolik” adaylara sıcak bakmadığını kendisine iletti. Bu tür bir adayın hem Türkiye’nin içeride ve dışarıdaki gidişatına hem de AK Parti’ye zarar vereceğini izah etti. Erdoğan’a “Eğer Çankaya’ya siz çıkmayacaksınız en uygun isim Gül olur” dedi. Arınç bu süreçte kendi adaylığı için değil tümüyle Gül yönünde tercihini koyarak aklıselim bir çizgi takip etti. Gül’ün adaylığı için ciddi katkıda bulunan isimdi; bu yolda Erdoğan’ı ikna etmeye çalıştı…
***
SABAHA KARŞI GÜL: Gül’ün adaylığı önceki sabaha karşı kesinleşti! Gece yarısını aşan saatlerde 01.30 ile 05.30 arasında zirvede yoğun görüşmeler yaşandı…
“Önemli bir devlet adamı” Erdoğan ile etraflıca bir görüşme yaptı. İç ve dış gelişmeler uzun uzadıya ele alındı. Söz konusu görüşmede Erdoğan’ın Siirt’ten seçilip Başbakan olması hususu ve normalleşme adımları dahil birçok hayati konu konuşuldu. “Düşük profil” bir adayın Türkiye açısından ciddi bir hata olacağı, güçlü bir adayın Çankaya’ya çıkmasının gerekliliği ifade edildi. Türkiye’nin geleceği açısından kimin cumhurbaşkanı olması gerektiği hususu tartışıldı.
Erdoğan zihnindeki tereddütleri dile getirdi. Bu endişeler giderildikten sonra “güçlü bir aday” olarak Abdullah Gül üzerinde mutabakat sağlandı. Bunun üzerine görüşmeye saat 04.00′ten itibaren Gül de katıldı. Bir süre sonra da Başbakanlık Müsteşarı Ömer Dinçer görüşmeye iştirak etti.
Erdoğan, Gül konusunda tümüyle müsterih olduğunu, neticede böyle bir karara varmış olmaktan dolayı memnuniyet duyduğunu vurguladı. Erdoğan, kararın netleşmesinin ardından Salih Kapusuz, Dengir Mir Mehmet Fırat ve Akif Gülle’ye talimat vererek MYK’nın toplanmasını istedi. Sabaha karşı alınan karar bu toplantıda onaylandı ve Gül Cumhurbaşkanı adayı oldu.
25 Nisan 2007, Çarşamba ”
Bu yazı bize çok önemli mesajlar veriyor.
Muhabbetle…
Yazan:MY Tarih: Tem 31, 2007 | Reply
Sayin Emito,
Baska yorumlarda da asagidaki fikirleri beyan ettiginiz için yanitlama ihtiyaci duyuyorum :
1) PARTIZANLIK : Demokrasinin düsmanlarini yeren çok sey var sitemizde. Halkin üzerine urgan atma tavriyla simgelesen ama aslinda yillara yayilan kürt düsmanligi bizim için (en azindan benim için) asla affedilemez bir tavir. Kürtlere karsi haksizlik oldugu gibi Türkiye için de zararli egilimler bu irkçi tavirlar.
Gene CHP’nin fasizme kayan devletçiligi asla demokratlikla bagdasmaz. Bunu zaten yazilarimda kismen açikladim. Orduyu “göreve” çagirmalar, yoktan kriz üretmeler… Okuyan bir insansiniz, bilirsiniz muhakkak, 1930′larda Hitler’in taktikleriydi bunlar.
Bunlarin yaninda TSK ve Anayasa mahkemesi gibi kurumlar da siyasete bulasarak yiprandilar. Bunlari söylemek AKP’li olmak degildir. Eger demokrasiyi savundugumuz için AKP’li görünmüssek bu demokrasiye mesafeli duran diger partilerin ayibidir.
2) GÜL VE CB: Gül veya bir baskasi olsun ama ayak oyunu yapilmasin. Kurallara göre oynansin oyun.
3) EKMEK-SU : Tamamen yaniliyorsunuz. AKP bir araçtir. Son dört yildir yaptiklari islerin büyük kismini begeniyorum. Aynilarini hangi parti yapsa çekinmeden oy veririm. Mesela su anda TC’nin ihtiyaci olan seyler bence sunlar :
Eger bu projeleri destekleyen baska partiler çikarsa onlari övmeye hazirim. Nitekim baska bir ilmek altinda MHP ve DTP’nin barisçi, uzlasmaci tutumlarini övdüm. Hatta Baykal’in “CB seçiminde kriz olmaz” seklindeki sözlerini de begendim. Hata insanîdir, hatada israr seytanîdir.
Sitenin genelinde karsi çikilan “AKP’ye kiziyorum, Türkiye’yi yakiyorum” tavridir. Mesela bazi generaller lüzumsuz çikislarla Kibris’ta elimizi zayiflattilar. E-Muhtira saçmaliginin ülkemize ne kadar prestij kaybettirdigini söylemeye bilmem gerek var mi?
Bütün partilerin rejim, laiklik, terör gibi kilit konularda önce Türkiye’nin iyiligini savunmalari gerekir, alacaklari 3-5 oyu degil.
Muhabbetle
Yazan:Talha Can Tarih: Tem 31, 2007 | Reply
Sayın Emito,
Anlıyorum sizi, dediniz ki bu benim hayat felsefem, fanatizme karşıyım. Bir söz vardır elinde çekiçten başka sermayesi olmayan herkesi çivi görürmüş. Bakın bir kaç gündür yorumlarınızı okuyorum ama bir fanatizm de siz de var. Bu siteye gönderdiğim son yazıya bir bakın, sizin tek kritik olarak eleştirdiğiniz için AKP için neler dedim, bunları size yaranmak için de demedim ama bana ne dediniz; PARTİZAN. Tartışmayı daha fazla uzatmamak için birşey demek istemedim. Çünkü o aşamadan sonra artık benim de yapacağım sürekli birilerini tanımlama olacaktı. Demokrasiyi savunuyorum, bu yoldaki araçlara binerim. Arabanın markası ne olursa olsun binerim. Sitemizin demokratik tavrını da eleştirmişsiniz, siteye yazdığım ilk yazı bununla ilgiliydi, biz eleştirmeyi, ölçmeyi, tartmayı en önce kendimizden başladık. Buyrun :http://www.derindusunce.org/2007/03/09/%e2%80%9cdemokrasi%e2%80%9d-demisken%e2%80%a6/
Yazan:T.Suat Demren Tarih: Tem 31, 2007 | Reply
@Emito,
Lafı evelemeyi gevelemeyi bırakın da soruma cevap verin.
Nasıl bir yönetim şekli? Madem demokrasiye inamıyorsunuz nasıl bir yönetim şekli olmalı?
Sorularımı okumamış olma ihtimalinize binaen ilgili yorumumu tekrar ekliyorum.
Demokrasi çok matah bir yönetim şekli değildir ama alternatifleri arasında en iyisidir, ehven-i şerdir.
Sizin öneriniz nedir peki? Teokrasi, anarşizm? Monarşi?
Hangi ulu kişi yönetecek bizi bu durumda, zat-ı alileriniz mi?
Hayat felsefesiniz geçelim şimdilik, şu siyaset felsefesine gelelim.
Nasıl bir yönetim şekli? Demokrasiyi istemeyip başka bir sistem önermeye kalktığınızda ya monarşi ya da türevleri çıkar karşımıza. Hiçbirini istememek ise anarşizmdir.
Anarşizm-totaliterizm ve fanatizm? Yahu bunlar ana bir, baba bir kardeştir.
***
İlaveten.. Ben demokrasi en iyi yönetim şeklidir biçiminde düz bir mantık kullanmam. Dikkat ederseniz ben “Demokrasi çok matah bir yönetim şekli değildir ama alternatifleri arasında en iyisidir, ehven-i şerdir.” dedim. Ehven-i şer yani kötünün iyisi.
Birçok siyasi okuma yaptım pekçok sorununa rağmen demokrsiden daha iyi yönetim şekline rastlamadım.
Varsa sizin kafanızda bir yeni bir yönetim biçimi söyleyin öğrenelim aydınlanalım. Öyle sıkışınca “hayat ne güzel, çiçekler böcekler kuşlar…” der gibi “kendini bilmek lazım” vs.. sözlerle geçiştiremezsiniz. Siyaset konuşuyoruz, nefs terbiyesinde değiliz, seyr-i suluk da yapmıyoruz.
Burada inanmadığınız demokrasi hakkında bize dersler vermeye, ahkam kesmeye kalkarken o engin fikirlerinizi bizlerden sakınmayacaksınız.
Demokrsi değilse nasıl bir siyasal sistem? Yoksa “Tek birşey biliyorum, o da hiçbir şey bilmediğim” diyor ve “buyrun abiler, dilediğinizi yapın” mı diyorsunuz? Nedir?
Evet, Emito, cevabı alalım?
Not-1: Düşüncenize saygı göstermesem site editörü olarak yorumlarınızı onaylamam. Bunu bile akıl edememeniz çok ilginç. Alay etmedim, sadece soru sordum, yine soruyorum, cevaplamanız dileğiyle..
Not-2: Sokratesin savunmasını neredeyse ezbere bilirim.
Not-3: 3 maddelik suçlamanıza MY cevap verdiği için değinmedim.
Yazan:blue Tarih: Tem 31, 2007 | Reply
Mehmet Edebali bey,
Gül’ün aday olduğu açıklandığı zaman çok sevinmiştim. Hem, Erdoğan’ın siyasi geleneği bozarak Çankaya’ya kendisi talip olmadığı için, hem de Abdullah Gül’ü kişisel özelliklerinden dolayı çok sevdiğim ve bu işe en uygun kişi olduğunu düşündüğüm için. Fakat şimdi %46,6′lık destekle ve parlemento çoğunluğuyla tek başına tüm antidemokratik kuralları ve on yıllardır cak cak konuşup bir türlü çözüme kavuşturamadığımız bir sürü konuyu çözme imkanı yakalamışken, bunu riske sokmalarına gönlüm elvermiyor. Emre Aköz’ün dediği gibi hiçbir mütemeyyiz imtiyazını öyle kolay elinden bırakmaz, mutlaka mücadele edecektir. Şimdi bir balayı yaşanıyor. Ama karşılarında “%90′la da gelseler farketmez, 28 Şubat 1000 yıl devam edecek” diyen azgın bir zihniyet var. Türkiye’yi karıştırmaya hazır bekleşen bolca çete ve gizli oluşum var. Bunlar kargaşa ve çatışma ortamından besleniyorlar. Onların ekmeğine yağ sürmeye hiç gerek yok. Erdoğan, seçim sonucunda yaptığı konuşmada kendisine oy vermeyenlerin mesajını da anladığını söyleyerek kucaklayıcı bir mesaj vermişti. Bence AKP, bunun gereğini yapmalı. Abdullah Gül’ün CB olması beni de sevindirir, ama korkuyla karışık bir sevinç hissetmek istemiyorum.
Kim olsa muhtıra verilecekti zaten fikrinizde haklı olabilirsiniz. Ama bence buna müsait ortamın hazırlayıcısı olmamak da AKP’nin elini kuvvetlendirecektir.
Yazan:emito Tarih: Tem 31, 2007 | Reply
1)Sizin fikirlerinize katılıyorum.Akp benim de sevdiğim bir parti.Yazılarınızın tümünü dışarıdan okuyan biri olarak inanılmaz partizanlık kokuyor.Her yazıda(eleştiride de bulunsanız)inanılmaz AKP kokusu var.Bana göre bu da sizin tarafsız yazı yazmanızı engelliyor(bana göre).
2)Gül ün cb olmasını ben de istiyorum.Ama ille bir isim üzerinde ısrarcı olmakta mantıklı değil….(bana göre)
3)Akp nin dört yılda yaptıklarını beğeniyorum.70-80 yıldır yapılmayanları yaptı.Ancak eleştiri yok(olsa da çok zayıf).Herşey dört dörtlük değil.Çok güzel yapılan işlerin yanında büyük yanlışlıklar da yapıldı bunu gözardı etmeyin…(bana göre)
4)Prestij konusuna gelince,evet askerler bunu yaptı….
ya diğer prestij kaybettirenler?
Sayın mehmet bey sizleri çok takdir ediyorum
Acizane sizi dışarıdan takip eden biri olarak size bir önerim var.
Lütfen olaylara kendi siyasi düşüncelerinizin dışında tarafsız bakın.Böyle davranırsanız site gerçek amacına ulaşır(bana göre)…
Saygılarla…
Yazan:emito Tarih: Tem 31, 2007 | Reply
yukarıdaki yazı mehmet bey için yazılmıştı.
Yazan:emito Tarih: Tem 31, 2007 | Reply
Sayın Talha Bey,
Tekrar ediyorum sizin yazılarınızı okuyorum ve sizi yakından takip ediyorum.Yazılarınız içinden ‘Rousseau’nun Türk Siyasi Yapısına Etkileri’ni çok beğendim elinize sağlık.
Siteye ilk yazdığım da MHP kökenli oldum ve ece hanımdan eleştiriler aldım
Daha sonra kadınlar hakkında cahil biri oldum.
Daha sonra CHP li oldum.
Daha sonra sosyalist oldum…..
İlk başta kendimi eleştiriyorum.Hiçbir siyasi düşünceye inanmıyorum.
Beğenmediğim halde her gün beş altı gazete okuyorum.Beğenmediğim bir makale-deneme-yazılar varsa hemen e-mail yolu ile düşüncelerimi ifade ediyorum.
Nerede ve hangi şartlarda yaşadığınızı bilmiyorum.Zaman zaman Anadolu kentlerini dolaştığımda…
Seçim öncesi sordum niye CHP dedim?Yakışıklı olduğundan…
Niye MHP dedim?Kavgacı olduğundan…
Niye AKP? oğlumu işe soktuğundan…
Türkiye çok büyük bir seçimden geçti Talha Bey…Ama eğitim bakımından çok gerilerde bulunuyoruz.Sizleri aydın olarak görüyorum.
Sizlerin eğitme amacınızda olması gerekiyor…
Bana göre iyi bir eğitimci; beyninde hiçbir forma taşımayandır…
Ben ne çekiç olabildim,ne de çivi…
Ben kendisini çevresindeki insanlara yardımcı olmaya adamış acizane bir kul…
saygılarımla…
Yazan:Ece Tarih: Tem 31, 2007 | Reply
Kürt bir cumhurbaşkanımız olsa, nasıl olur:)
Yazan:emito Tarih: Tem 31, 2007 | Reply
Sayın Suat Bey,
Savunma ile ilgili size güzel ders verdim .kusura bakmayın.Karşınızdakini hor görürseniz size böyle cevap gelir.Ne zaman ders vermek lafı gevelemek oldu…
Ben size büyük harflerle yazmıştım(olta meselesi)…Demokrasi bir oltadı siz takıldınız.Ama ille yönetim şekillerini tartışmak istersiniz.Büyük bir zevkle.Ama demokrasiyi bilmek demek, anlamak anlamına gelmiyorum.
Yaşamak gerekiyor.Düşüncelere saygı göstermek gerekiyor…İnsanları hor görmemek gerekiyor…
Karşımda demokrasi savunucusu olmanız için onu yaşamanız gerekiyor.
Evet sizler platon’un kitabında yazan şeyleri söylüyorsunuz.
Platon, demokrasi var olan yönetimler arasında en iyisi olduğu ama;en iyi yönetim şeklinin demokrasi olmadığını söylüyor.
Demek savunmayı okumadınız ama,devlet’i az okumuşsunuz.Tebrikler…
Sizinle düşüncelerimi kesinlikle paylaşmam,
Çünkü sizin bakış açınız fildişi kulelerinden bakanlardan farksız…
Ben ne ahkam kesiyorum ne de engin fikirliyim.Ama ukala hiç değil…
Suat Bey,
İster editör olun isterse başbakan farketmez.Yayınlamazsanız üzülmem.Çünkü sitede sizn dışınızdaki tüm düşüncelere ait fikirleri sundum hepsine hakaret ve ukalanın diz boyu ile yaklaşıldı.Bunu akıl ettim ama size güvenmiyorum…Kim ne derse desin.Site AKP fanatiği…
Suat Bey,
Bir konuda anlaşmak istiyorum sizinle , siz bu kitap ile ilgili ve benim anlamam ile ilgili olarak dalga geçtiniz.
Dikkat edin bir kitabı ezbere bilmek,onu anlamak anlamına gelmez.Papağanda ezberliyor…
Saygılarımla…
Yazan:emito Tarih: Tem 31, 2007 | Reply
niye olmasın ece hanım o da tc vatandaşı değil mi?
Yazan:Ece Tarih: Tem 31, 2007 | Reply
Sn Emito, ben de zaten olmasın demedim ki!
Yazan:T.Suat Demren Tarih: Tem 31, 2007 | Reply
@Emito,
Nerede? ben kaçırdım galiba hocam, tekrar alsam?
Est, çok anlayışlıyımdır.
Fikirlerinize katılmamak, bunu gerekçelerini göstermek hor görmek mi? O halde sizin bu sitede başından beri yaptığınız şey nedir?
Bir de nedir bu ders diye bakıyorum bakıyorum, sorduğum sorulara cevaplayamayıp “kem… küm….” yaptığınız satırlardan başka bir şey göremiyorum. Tekrar alalım dersi hocam mümkünse.
Onu diyorum ya işte, kurtarın bizi, alternatif teorinizi bağışlayın, hem bizim hem dünya siyasetinin üstüne güneş gibi doğun.. Ne bu ketumluk?
Şükür sadedin ucuna gelebilmişsiniz. Evet, demokrasiye inanmıyorsunuz madem, alalım alternatif teorinizi artık.
Buyur? (Bunun tercümesini alalım hocam, biraz kalındır kafam, basmadı buna.)
Yaşıyoruz ya işte. Bakın seçimleri yaptık. Hokkabazlıkla cumhurbaşkalığı engellenmiş bir isim var, demokrasi gereği onu destekliyoruz.
Burada sansürsüz, farklı farklı fikirdeki kişilerle tartışıyoruz. Karşıt fikirleri dillendiriyor argüman sunuyoruz. Size katılmamak ve bunu beyan etmek hor görmek mi? Çok küçük emrah gördüm siz hocam kusura kalmayın.
Nasıl? İyi çocuk oldum ve gittim oyumu kullandım. Dilimin döndüğünce de demokrasi düşmanı militaristlerle fikren mücadele ediyorum. Başka ne yapmamı emir buyursunuz?
Ben de böyle söylüyorum. Demokrasi ehven-i şerdir.Alternatifleri arasında en iyisidir, pekçok sorunları vardır, zaten mükemmel bir yönetim sistemi de yoktur.
Savunmayı ezbere bilirim dedim devleti de okudum. Alaka nedir? Bir metni okumak, ezberlemek yüzde yüz her cümlesine katılmak anlamına mı gelir, nedir? (”Ezbere bilirim” dediğim şey için hala “okumamışsınız” diyorsunuz, gözümden hkaçtı sanmayınız)
Madem paylaşmayacaktınız ne diye yazıyorsunuz? Sizin fikrilerinie çok ihtiyacımız olduğunu söyleyemeyeceğim ama birisi kalkıp da bana “demokrasiye inanmam” deyip önünden ve ardından buralarda ahkam, evet evet ahkam kesmeye kalktığında ona “ee buyur madem konuş, nasıl bir sistem” diye sormak elzemdir.
Bu yazdıklarınız sanki “ya yedik bir halt söyledik, aslında bu konuda fikrim yok” dememin kibarcası ya da “çevir kazı yanmasınca”sı gibi geldi bana. Ne dersiniz?
Quel alaka?
Sizi üzmek ya da üzmemek gibi özel bir gayemiz yok, bu sitede hakaret içermeyen her yorum yayınlanır.
Neymiş o hakaretler? Hakaret tanımımız farklı olmasın? Mesela sizin sık sık kullandığını “ukala” tabiri de başka hassas biri tarafından hakaret olarak algılanabilir. Biz mümkün olduğunca esneğiz ve açık bir hakaret-küfür olmadıkca da sansür yoluna gitmiyoruz.
Neyi akıl ettiniz burasını da anlayamadım. (Ah şu kalın kafam)
Bizim derdimiz demokrasi, AKP falan değil. Bugün sivil siyaseti temsil edenler onlar, yarın başkası temsil eder onun yanında oluruz, merak buyurmayın.
Hangi kitap, “devlet”, Sokrates’in savunması?
Hiç de dalga geçmedim, evet anlamamışsınız, işte tekrar söylüyorum. Böyle bir intibam varsa size dair, bunu söylemek dalga geçmek mi? Hrekes herşeyi anlayamayabilir?
Doğru, ben onu sizin “okumamışsınız” vehminize cevaben söyledim. Yoksa bir kere de anlama kabiliyetim vardır çok şükür. Mesela Karl Marx ve Das Kapital.. (Ben biraz da iktisatçıyımdır da..)
Saygılar bizden.. De, hala sorularım cevapsız, biz bunca byte’iı boşuna mı tükettik yani?..
Not: Kıyağımı unutmayın, her yorumcu ile sizinle ilgilendiğim kadar ilgilenmem. ;-) (şaka)
Yazan:emito Tarih: Tem 31, 2007 | Reply
Suat Bey,
Sizin şu dersten kaçma hevesinizi bir türlü anlıyamadım gitti.Erbakan hocamın derslerinden de hep arka kapıdan kaçtınız.Sizin yüzünüzden o partiye verdik diye ceheneme gideceğiz.Bakın kendinizi düşünmüyorsanız bizi düşünün derslerden kaçmayın.(ders verirmez ancak alınır)
Oltadan kutarmam,çünkü bizler balık yedirmeyi sevmiyoruz balık tutmayı öğretiyoruz.Ama sizler Erbakan Hocamın derslerinden kaçarak bu işi alışkanlık haline getirdiniz.O yüzden öğrenemediniz…
Teorimi açıklama ile ilgili fikrimi söylemiştim
Demokrasinin anlamını biliyorsunuz.Tebrik ederim.Önemli olan yaşamınızda ve yazılarınızda da bunu göstermenizi bekliyoruz.
Çok küçük emrah görmek herşeye CHP liler gibi fildişi kulelerinden bakmanızı alışkanlık haline getirmiş herhalde…
Sadece standart düşüncelerle demokrasiyi ayakta tutuyorsunuz.Demokrasi tek taraftan bakmanızı istemiyor.O yüzden önce gerçek demokrasiyi araştırın öğrenin ondan sonra benim düşüncelerimi dinleyip,tartışın.Oy vermek demokrasinin bütünü değildir.
Okumak kelimesini mecaz anlamda söylemiştim.Mecazın ne anlama geldiğini sayın editör iyi bildiğinizi zannediyorum.
Siz nasıl düşünürseniz düşünün ister kaz hikayesi ister,ister hokkabaz hikayesi unutmayın ki hikaye olmayan tek bir gerçek vardır!!!!
Ben size bu sitedeki tüm yazıları ve Pakvizyondaki yazıları okudum diyorum.Siz benim editör olduğumu bilmiyorsunuz havasına giriyorsunuz.Yani editörsünüz de ne oldu?İster yayınlayın ister yayınlamayın…
Kel alakamı yoksa saçlı alaka mı….
Ne yazarsanız yazın inanılma AKP yanlısı tutumunuz var.daha önce Senai Demirci’nin yazısını yazmıştım.Tekrar yazacağım.İyi okuyun AKP formasını değil düşüncesini taşıyın.
O sizin koca kafanızda kaynaklanmıyor.Sizin gibi değerli bir kişi koca kafalı olamaz….
benim okuduğum Das Kapital üç cilt ve 2000 sayfadan oluşuyordu.Ne kadar güzel sizde zorunlu olarak okumuşsunuz(İktisat fakültesinde sol düşünceli üniversitelerde o kitabı okumayanlar mezun olamazlar)…
Sizi iyi tanımaya başladığım da(tabi siz de beni tanıdığınız da)bu konu ile ilgili konuk yazar olarak yazmak istiyorum…
Siz de benim kıyağımı unutmayın her editörle bu kadar ilgilenmiyorum…
Saygı ve hürmetlerimle…
Yazan:T.Suat Demren Tarih: Tem 31, 2007 | Reply
@Emito,
Yahu yine ıska geçmişsiniz. Bir süsü “Quel alaka” var ama yine soruma cevap yok.
Ne zor soruymuş.. “Demokrasiye inanmam” dediniz ben de peki alternatifiniz nedir dedim?
Hala cevap yok.
Okulda hocamız Ülgener ekolündendi. Marks özel ilgi alanıma girdiği için sonradan üzerine pek çok okumalar yaptım. Okumuş olduğum, Kapital üzerine yazılmış eserlerin sayısını unuttum. Ayrıca iyi bir öğrenci değildim, çünkü bir ayağım da felsefe bölümündendi.
Bakın şimdi de yarı iş yarı tatil kısa bir seyahate çıkıyorum.
Bunları niçin yazıyorum? Ne kadar önemli bir kişi olduğumu ve benimle ilgilenmekle ne kadar büyük bir iş yaptığınızı anlatabilmek için..Ya.. ;-)
Görüşmek üzere, soruma cevabınız varsa ben buralarda olacağım.
Selamlar.
Yazan:emito Tarih: Tem 31, 2007 | Reply
Ece hanım herşeyi ters anlamak zorundamısınız.
Ön yargılı davranmayın lütfen…
Yazan:emito Tarih: Tem 31, 2007 | Reply
siz de benim söylediğimi es geçtiniz
Yazan:emito Tarih: Tem 31, 2007 | Reply
yolculukları sırasında bir genç kızı sırtına alıp ırmağın öbür kıyısına geçiren dervişe, arkadaşı günler boyu sitem eder: “sen nasıl olur da bir kızı sırtına alırsın?” der de der. sonunda derviş dayanamaz: “ben kızı ırmağın beri yakasında sırtımdan indirdim; sen günlerdir kızı kafanda taşıyorsun; kafandan indir artık şu kızı…” der. ırmağın bu kıyısına kadardı bizim işimiz; seçim oldu ve bitti. kardeşliğimizi siyasal taraftarlığa endekslemedik çok şükür. siyasi tercihimizi kutsallaştırmadık; kimseyi de hatasız ve kusursuz ilan etmedik. benim çoktan sırtımdan indirdiğim şeyi, hala kafalarından indiremeyen kardeşlerimize muhabbetlerimi gönderiyorum. kafanıza yük etmeyin partileri
Senai Demirci
Yazan:bercenay Tarih: Ağu 2, 2007 | Reply
guzel bir yazı olmus,elinize saglık.
surec islemeli ve Abdullah Gul Cumhurbaskanı olmalı.
korkacak,cekinilecek bir durum yoktur.
guclu bir halk destegi var Gul’un arkasında.
ben,herhangi bir sorun cıkacagını sanmıyorum.