<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>
<channel>
	<title>&#8220;Dinlerin evrimi&#8221; mi &#8220;Evrimin dini&#8221; mi? yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.derindusunce.org/2007/07/06/dinlerin-evrimi-mi-evrimin-dini-mi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.derindusunce.org/2007/07/06/dinlerin-evrimi-mi-evrimin-dini-mi/</link>
	<description>Grup platformu</description>
	<pubDate>Wed, 07 Jan 2009 11:49:21 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.2</generator>
		<item>
		<title>Zulfikar tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/07/06/dinlerin-evrimi-mi-evrimin-dini-mi/#comment-3186</link>
		<dc:creator>Zulfikar</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Sep 2007 10:40:27 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/07/06/dinlerin-evrimi-mi-evrimin-dini-mi/#comment-3186</guid>
		<description>&lt;blockquote&gt;&lt;strong&gt;First they ignore you, 
then they ridicule you, 
then they fight you, 
&lt;em&gt;then you win&lt;/em&gt;.&lt;/blockquote&gt;&lt;em&gt;Gandhi&lt;/em&gt;</description>
		<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p><strong>First they ignore you,<br />
then they ridicule you,<br />
then they fight you,<br />
<em>then you win</em>.</strong></p></blockquote>
<p><em>Gandhi</em></p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Uluğ tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/07/06/dinlerin-evrimi-mi-evrimin-dini-mi/#comment-3153</link>
		<dc:creator>Uluğ</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 Aug 2007 08:41:48 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/07/06/dinlerin-evrimi-mi-evrimin-dini-mi/#comment-3153</guid>
		<description>&lt;blockquote&gt;tesadüf ve stokastik kavramları arasındaki farkı anlatmak&lt;/blockquote&gt;
Arasındaki farkı biliyorum. XXXXXXXXXXXXXXX. XXXXXXXXXXXXXXX. Darwinizm, deterministik veya stokastik bir süreç önermiyor(elbette kısmen stokastik olduğunu düşünmeliyiz. Çünkü mikro düzeydeki değişimleri/adaptasyonları açıklayabiliyor ki bunun da muhteşem bir tasarım olduğunu düşünüyorum. Düşünsenize Tasarlanan canlıların adaptasyon yeteneği var!). Tekrar ediyorum:

Darwinizm, makro boyuttaki değişimleri göz önünde bulundurduğumuzda kör tesadüflere dayanmaktadır. En baştan beri söylediğim şey bu. Kesinlikle bir görme, uçma sisteminin oluşumunu izah edemez! Zaten bu önerilen mekanizma ile matematiksel olarak da olası değil.
&lt;blockquote&gt;Anlatma çabalarım sürekli öznel, açıklanmayan, ve anlamamakta ısrar eden argümanlarla kaşılandı. Mekanizmanın nasıl “üssel uzaydaki çözümü” bulabileceğine dair genetik algoritmaları örnek vermem karşısında Uluğ “genetik algoritmaların arkasında bir irade olduğu” gibi bir sav öne sürdü.&lt;/blockquote&gt;
Sevgili Balbazar,

Okumamakla ve anlamaya çalışmamak ile suçluyorsunuz. Yukardaki cümleleriniz benim de sizin hakkınızda böyle düşünmem için yeterli. &lt;strong&gt;Ben kesinlikle bahsettiğiniz gibi bir sav ileri sürmedim.&lt;/strong&gt; Kesinlikle benim pozisyonumu anlamadığınızı düşünüyorum. Daha kötüsü anlamaya çalışmadığınızı da. GA'lardaki mekanizmaların darwinyen süreçtekilerle (özellikle doğal seleksiyon) aynı olmadığını söyledim. Başka şeylerde söyledim... Sizinle yeterince sağırlar döğüşü yaptık. Birbirimizi anlayabileceğimize dair en ufak bir ümidim yok... Olayın geldiği konum itibariyle çok uzatmaya da gerek yok. Size karşı olumsuz bir düşüncemin/kızgınlığımın(az miktardaki kızgınlığım biraz sonra geçer) olmadığını da bilmenizi isterim. Size yaşamınızda mutluluklar dilerim.

 

EDITÖR : ULUG BEY, YORUMLARINIZIN NEZAKET KURALLARI iÇiNDE KALMASINA GAYRET GÖSTERiN.

&lt;strong&gt;ZiRA YAZILANLARI SANSÜRLEMEK EN AZ SEVEREK YAPTIGIMIZ iSLERiN BASINDA GELiYOR.&lt;/strong&gt;

TESEKKÜRLER</description>
		<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>tesadüf ve stokastik kavramları arasındaki farkı anlatmak</p></blockquote>
<p>Arasındaki farkı biliyorum. XXXXXXXXXXXXXXX. XXXXXXXXXXXXXXX. Darwinizm, deterministik veya stokastik bir süreç önermiyor(elbette kısmen stokastik olduğunu düşünmeliyiz. Çünkü mikro düzeydeki değişimleri/adaptasyonları açıklayabiliyor ki bunun da muhteşem bir tasarım olduğunu düşünüyorum. Düşünsenize Tasarlanan canlıların adaptasyon yeteneği var!). Tekrar ediyorum:</p>
<p>Darwinizm, makro boyuttaki değişimleri göz önünde bulundurduğumuzda kör tesadüflere dayanmaktadır. En baştan beri söylediğim şey bu. Kesinlikle bir görme, uçma sisteminin oluşumunu izah edemez! Zaten bu önerilen mekanizma ile matematiksel olarak da olası değil.</p>
<blockquote><p>Anlatma çabalarım sürekli öznel, açıklanmayan, ve anlamamakta ısrar eden argümanlarla kaşılandı. Mekanizmanın nasıl “üssel uzaydaki çözümü” bulabileceğine dair genetik algoritmaları örnek vermem karşısında Uluğ “genetik algoritmaların arkasında bir irade olduğu” gibi bir sav öne sürdü.</p></blockquote>
<p>Sevgili Balbazar,</p>
<p>Okumamakla ve anlamaya çalışmamak ile suçluyorsunuz. Yukardaki cümleleriniz benim de sizin hakkınızda böyle düşünmem için yeterli. <strong>Ben kesinlikle bahsettiğiniz gibi bir sav ileri sürmedim.</strong> Kesinlikle benim pozisyonumu anlamadığınızı düşünüyorum. Daha kötüsü anlamaya çalışmadığınızı da. GA&#8217;lardaki mekanizmaların darwinyen süreçtekilerle (özellikle doğal seleksiyon) aynı olmadığını söyledim. Başka şeylerde söyledim&#8230; Sizinle yeterince sağırlar döğüşü yaptık. Birbirimizi anlayabileceğimize dair en ufak bir ümidim yok&#8230; Olayın geldiği konum itibariyle çok uzatmaya da gerek yok. Size karşı olumsuz bir düşüncemin/kızgınlığımın(az miktardaki kızgınlığım biraz sonra geçer) olmadığını da bilmenizi isterim. Size yaşamınızda mutluluklar dilerim.</p>
<p> </p>
<p>EDITÖR : ULUG BEY, YORUMLARINIZIN NEZAKET KURALLARI iÇiNDE KALMASINA GAYRET GÖSTERiN.</p>
<p><strong>ZiRA YAZILANLARI SANSÜRLEMEK EN AZ SEVEREK YAPTIGIMIZ iSLERiN BASINDA GELiYOR.</strong></p>
<p>TESEKKÜRLER</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Balbazar tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/07/06/dinlerin-evrimi-mi-evrimin-dini-mi/#comment-3148</link>
		<dc:creator>Balbazar</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 30 Aug 2007 18:43:33 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/07/06/dinlerin-evrimi-mi-evrimin-dini-mi/#comment-3148</guid>
		<description>Gül'ün cumhurbaşkanlığı konusunda Baykal anti-demokratik bir tavır takındığında ve muhtıra geldiğinde bunun karşılıklı radikalizmi arttıracağını iddia etmiş ve "Bekir Yıldırım'ların gözü aydın" şeklinde yorumlamıştım. Geldiğimiz nokta, bir anlamda haklı çıktığımı gösteriyor. Ama ben sizin Bekir Yıldırım'laştığınıza inanmak yerine, bir anlık öfkeyle ettiğiniz hakaretin sorumluluğuna sahip çıkmak zorunda kalmanız ve benim de bu hakaretten ajite olarak zaman zaman uygunsuz, sert bir dil kullanmam olarak yorumlamayı tercih ediyorum. Her ne kadar hakaretinize sahip çıkmak için daha çok hakaret ettirmeyi sürdürseniz de, ne demeye çalığtığımı soğukkanlılıkla açıklamanın sorumluluk gereği olduğunu düşünüyorum. Bunu yaparken de, tam da "ucu benim pozisyonuma dokunacak" konular üzerine yoğunlaşacağım. Yanlış anlaşmaya meydan vermemek için uzatabilirim, okuyup okumamak sizin tasarrufunuz.

1. Akademik özgürlük, "tencere dibin kara, seninki benden kara" kavgasına kurban edilebilecek kadar basit bir konu değil. Akademik özgürlük, akademinin doğası gereği mümkün oldığunca geniş olmak zorunda. Öğretim üyelerinin üniversitelerden uzaklaştırılması her bahaneyle kabul edilebilecek birşey değil. Onun için herhangi birinin üniversiteden uzaklaştırılmasını savunmam sözkonusu değil. Hele bu uzaklaştırma kararı YÖK gibi antidemokratik bir kurumdan çıkıyorsa. Adem Tatlı'nın üniversiteden uzaklaştırılması YÖK ile hükümet arasındaki güç kavgasında YÖK'ün politik bir adımı. Tatlı'nın evrim kuramı karşısındaki tavrı bir bahane.  Nitekim Tatlı yıllarca yaradılışçı propagandayı üniversitede "biyoloji dersi" adı altında okuturken, aynı YÖK aynı yetkileriyle oradaydı, sadece politik duruşu farklıydı. Üzerine basarak tekrar söylüyorum: Ne Tatlı'nın ne başka birinin fikirleri ve akademik çalışmaları nedeniyle üniversiteden uzaklaştırılması kabul edilebilir birşey değil. Aynı şekilde, akademik özgürlük ve fikir özgürlüğü, üniversiteye politik müdaheleleri mazur göstermek için kullanılamayacak kadar da önemli ve değerli kavramlar. Onun için, fikir özgürlüğü ile görevi kötüye kullanmayı dikkatle birbirinden ayırdetmek gerekli. Atilla Yayla, ya da 12 Eylül döneminde Baskın Oran ve niceleri fikirleri nedeniyle haklarından mahrum edildiler. Bunun bir fikir özgürlüğü sorunu olduğuna şüphe yok. Adem Tatlı ise, 12 Eylül sonrası, eğitimin Türk-İslamlaştırılması politikasi çerçevesinde, siyasi iradenin siparişiyle biyoloji müfredatının değiştirilmesini sağlayan bir rapor hazırladı. Bu rapor, Türkiye'nin, aynı dönemde demokratik ve sivil akademik örgütlerin raporları ve sivil mahkemelerin kararlarıyla ABD'de belirlenen biyoloji eğitim politikasının tam aksi yönünde bir politika izlemesine yol açtı. Bu, Tatlı'ın raporunu hazırlarken dünya çapında bilim dünyasında ne olup bittiğini doğru olarak yansıtmadığı anlamına gelir. Bu da akademisyen sorumlululuğuyla bağdaşmaz. Aynı şekilde, eğer bir akademisyen ders kitabı yazıyor ya da ders veriyorsa, konu hakkında literatürde ne olduğunu doğru olarak yansıtması gerekir. Tatlı ise bilimsel literatürü yansıtmak yerine, yıllarca kendi politik angajmanını destekleyen ve dünya çapında biyoloji literatüründe yeri olmayan bir akımın fikirlerini öğretti. Bu tavır, çeşitli iktidar odaklarının sözkonusu bilimsel kurama yönelik tavırları da gözönüne alındığında, bizzat akademik özgürlüğü tehdit eden bir tavır. Dediğim gibi, bu konuda çok dikkatli olmak gerektiği ve bilgim kısıtlı olduğu için, bunların Tatlı'nın üniversiteden uzaklaştırılması için haklı ve yeter sebepler olduğunu söyleyemem. Bununla birlikte, Tatlı'nın madalya verilmesi gereken değil, görevini kötüye kullandığı ve akademik sorumluluğunu politik angajmanına kurban ettiği için kınanması gereken bir akademisyen olduğunun hakkını teslim etmek gerekiyor.

2. Dünya akademik ortamında yaradılışçılığın baskı ve sansüre maruz kaldığı savı üzerine.
    (a) Olayları tarihsel bağlamından koparırsanız, faşist ve ırkçı ideolojilerin bugün dünyanın en mazlum ideolojileri olduğunu da savlayabilirsiniz. Evrim kuramı şahsında bilimsel yöntem ve akademik özgürlük yüzyıldır belli çevreler tarafından baskı altında tutulmakta, kamuoyu önünde küçük düşürülmeye çalışılmakta, okullarda okultulmasının önüne geçilmektedir. Evrim kuramının akademik dünyada bugünki saygın yerine kavuşması ve sosyal olarak kendini kabul ettirmesi birden değil, uzun mücadelelerin sonucu olmuştur. Evrim kuramı 100 yıldır bilimsel tartışmalarla, değişerek, gelişerek, olgunlaşarak, hukuk mücadeleleriyle özgürlük kazanarak bugün olduğu noktaya gelmiştir. Bugün evrim kuramının canlılılığın çeşitliliğini açıklamakta genel kabul gerek tek bilimsel kuram olduğunu söyleyen askeri, politik, dinsel güç odakları tarafından atanmış kurumlar değil, demokratik olarak seçilmiş insanların oluşturduğu ve sürekli denetlenen meslek örgütleridir. Bu örgütlerin, evrim kuramı üzerinden akademik özgürlüğe saldırmayı gelenek haline getirmiş bir politik hareketin uzantısı olduğu bilinen "Akıllı Tasarım"ın bilimsel literatüre girme çabasına karşı önlemler almasını sansür ya da fikir özgürlüğünü bastırmak olarak algılayabilmek için evrim kuramının 150 yıllık tarihini hiç gözönüne almamak gerekir.
   (b) Bilimsel makalelerinin hakemler tarafından denetlenmesi, bir sansür değil kalite kontrol mekanizmasıdır. Bilimsel yöntemin güvenilirliğinin korunması için gereken bir mekanızmadır bu. Mükemmel işleyen bir mekanizma değildir ama birçok sosyal denetleme mekanizmasından çok daha iyi işler ve bilimsel üretimin (i) tekrarlanabilirlik, (ii) nesnellik, (iii) yeni çalışma ve yorumların önünü açmak gibi önemli kıstaslara az çok uygunluğunu sağlar. Akıllı tasarımcılar, hakemli dergilere yönelmeyi kendileri tercih etmemişlerdir. Truva atının yeterince bilimsel kılığına sokulabilmesi için bunun da gerektiği görülünce de, hile ile bir tane sokmayı denemişler, başaramayınca da mazlum edebiyatına sığınmışlardır. Editör, sözkonusu makalenin içeriğinden dolayı değil, değerlendirilmesi kurallara uygun yapılmadığı için suçlanmıştır. Bugüne kadar makalelerini doğru düzgün yollardan hakemli literatüre sokmayı ciddi olarak denemeyen akıllı tasarımcılar için, sansür gibi gösterebilecekleri tek bir örnek yeterli olmuştur, büyük ihtimalle bir daha da denemeyeceklerdir. Zaten açıkça sergilenen amaç bilimsel literatürde yer bulmak değil, kamuoyunda bir tartışma olduğunu sanısı oluşturmak ve dinsel argümanların biyoloji derslerinde bilimsel teori adı altında okutulmasını sağlamaktır. Zaten dünya tarihinde ortaya atılır atılmaz okullarda okutulsun diye mahkemelere koşulan başka bir "bilimsel teori" daha yoktur.
   (c) Hakemli literatürde yer almak ve bilimsellik arasındaki ilişki döngüsel değildir, çünkü her ikisini de etkileyen başka birçok parametre daha vardır. "Darwiniyen mekanizmalarla açıklanamayacağı savlanan gözlemlerin ancak bir tasarımcı ile açıklanabileceği" önermesi öznel bir ifadedir, bundan dolayı bilimsel yönteme uymaz, bu anlamda bilimsel değildir.  Somut delillerle desteklenmiş, nesnel bir tabana oturtulmadığı sürece bilimsel literatüre girmesi beklenemez. Akıllı tasarımın okullarda biyolojik teori olarak okultulması uygun değildir, çünkü bilimsel literatürde yeri yoktur, dolayısıyla denetlenmiş, tartışılmış, ve birçok süzgeçten geçerek kendini genelgeçer kılmış değildir, bu anlamda bilimsel değildir. Dikkat ederseniz bunlar birbirine dayanan değil, birbirinden farklı argümanlardır, çünkü gereken ve sağlanmayan "bilimsellik" kıstası bu iki argümanda birbirinden farklıdır.  
   (d) Akademide materyalist felsefenin hakim olduğu ve dindar insanların, dinsel düşüncenin baskı ve sansüre tabi tutuldukları savını yalanlayan en güzel örnek insan genomu projesinin başındakilerden Francis Collins'tir. Amerikan ve dünya biyoloji çevrelerinde saygın bir yere sahip olan Collins, vaktinin önemli bir bölümünü kampüs kampüs dolaşıp üniversitelerde "hücrenin muhteşem karmaşıklığı ile evrimin muhteşem sadeliğinin birlikte bir ilahi dehaya işaret ettiğini" anlatmaya ayırmaktadır. Bugüne kadar Collins'in makamından alınması, üniversitesinden atılması gerektiğini savlayan çıkmadığı gibi, hiçbir kurum bugüne kadar böyle bir girişimde de bulunmamıştır. Collins'in fikir ve eylemleri "materyalist" çevreler tarafından sadece düşünsel ve felsefi düzeyde eleştirilirken, evrim kuramından kendisinin aksine felsefi çıkarımlar yapan Dawkins'in tamamen şahsını hedef alan bir karalama kampanyasına tabi tutulduğunu hatırlatmakta yarar var. Collins'in akademide yalnız olmadığını, Ken Miller gibi yaradılışçı camia tarafından sık sık hedef alınan bir biyoloğun, biyolojinin Tanrı'nın varlığına işaret ettiğini savladığı politik kitaplar yazmasına karşın, Brown Üniversitesindeki koltuğunu da, "Darwinist" camiadaki saygınlığını da kaybetmediğini hatırlatırım.

3. Bu sitede ve Mustafa Akyol'un sitesinde evrim kuramı konusunda yazdığım şeyler evrimin ne olduğunu teknik olarak, zaman zaman detaylı örnekleriyle açıklama çabalarıyla doludur. Bu çabalarım sık sık cevaplandığı halde genelde okunmamış (Volkan ve Cengiz Çebi'yi tenzih ederim), okunsa da anlaşılmaya çalışılmamış ve bağlam dışı konular gündeme getirilerek püskürtülmeye çalışılmıştır. 
(a) Bunun en canlı örneği Cengiz Çebi ile gayet sakin ve detaylı bir şekilde indirgenemez karmaşıklığın Darwiniyen süreçlerle oluşmasının mümkün olup olmadığının tartışırken, şahsınızın araya girip "laga lugayı bırakın da kuş kanadı nasıl evrimleşti açıklayın bakalım" diyerek tartışmayı baltalamanız. Kuş kanadının nasıl evrimleştiğini bugün tam olarak bilmiyor olmamız, bize desteksiz olarak "evrimleşmiş olamaz" diye kestirip atma hakkını vermiyor, bunu anlamanız gerekiyor. Ve evrim kuramıyla yaradılışçılık arasındaki temel fark da bu. Birincisi, ucu açık olarak anlamaya ve modellemeye çalışıyor, kendi açıklarını da herkesten önce kendisi tespit edip onların ışığında yeni bilgiye ulaşmaya çalışıyor, ve anlayışta, modelde köklü değişimlere izin veriyor (Gould ve punctuated equilibrium bunun en güzel örneği). Beriki bütün bu tartışmaları onyıllardır kamuoyuna evrim teorisinin çöküşü olarak yansıtıyor, bulguları ve yorumları bütünüyle değil tek taraflı olarak sunuyor ve bir anda çözüme ulaşıp geri kalanı dine ve felsefeye havale etmeye çalışıyor. Sansürcülük ve dayatma budur.
(b) Anlatma çabalarım sürekli öznel, açıklanmayan, ve anlamamakta ısrar eden argümanlarla kaşılandı. Mekanizmanın nasıl "üssel uzaydaki çözümü" bulabileceğine dair genetik algoritmaları örnek vermem karşısında Uluğ "genetik algoritmaların arkasında bir irade olduğu" gibi bir sav öne sürdü. Karşınızdaki insan bütün kurallarıyla belirlenmiş bir mekanizmanın işleyebilmesi için gereken şeyin sadece ve sadece "o kuralların fiziksel varlığı" olduğunu anlamıyor, ya da anlamamakta direniyorsa yapabileceğiniz çok birşey yok. Aynı şekilde, tesadüf ve stokastik kavramları arasındaki farkı anlatmak, deterministik kavramının karşıtının "şans eseri" olmadığını açıklamak için kıçınızı yırttığınız halde, bunlara karşı hiçibir sav geliştirmeyip "sen herşeyi tesadüfle açıklıyorsun, salaksın" gibi bir tavra giriliyorsa, tartışmanın bir anlamı yok. Yaradılışçılığın motivasyonunun üzüm yemek değil bağcıyı dövmek olduğu, bu sitede benim açıklama çabama karşı gösterilen önyargılı muhalafette bile kendini gösteren bir gerçek.
(c) Homolojinin ne olduğunu ve ne olmadığını da açıkladım. "Darwiyen mekanizmalarla açıklanamayacağı savlanan gözlemlerin ancak bir tasarımcı ile açıklanabileceği"ni savlayan sizdiniz. Bu "god of the gaps" argümanının ta kendisidir. Başka bütün olasılıkları dışlar, doğayı ve evreni insanın hayal gücü ve algılayabildiğiyle sınırlar, insanın hayal gücünü azımsar. Salak olmadığınızı biliyorum, ama üzülerek söylemeliyim ki yaptığınız şeyi yapmadığınızı öne sürerek, geçerli olmadığını bildiğiniz argümanları tekrar tekrar kullanarak (Popper gibi) karşısınızdakini salak yerine koyuyorsunuz. 

4. Kambriyen patlaması "anlık bir olay" değildir, görece anidir, 5 ila 10 milyon yıllık bir süreçtir. Kambriyenden çok daha öncelerinden kalan çok hücreli fosiller de bulunmaktadır. Kambriyenin kendi içinde diğer kambriyen fosilleri arasında kalan fosil formları da bulunmaktadır. Kambriyende ortaya çıkmış çeşitlilikle bugünkü çeşitlilik birbirinin aynı değildir, o dönemde bulunan canlılar ile bugün yaşayan canlılar birbirlerinden farklıdırlar. Memelilerin, sürüngenlerin, kuşların hiçbiri kambriyende yoktur. Bitkiler kambriyenden çok daha sonra ortaya çıkmaya başlarlar, ilk çiçekli bitki fosili kambriyenden tam 400 milyon yıl sonra ortaya çıkmıştır. Sizce bütün bunlar bütün canlıların bir gün içinde ortaya çıktığına mı, yoksa çeşitliliği sağlayan bir mekanizma ve süreç olduğuna mı işaret eder? 1990 yılında naylonla beslenen bir bakteri türünün keşfedildiğini biliyoruz. İnsan yapımı olan naylon 1930 yılından önce yeryüzünde yoktu. Bu durumda aralıklarla grup halinde tasarlanan canlılara, her nedense, 20. yüzyılda en az bir tane yenisinin eklendiğini söyleyebilir miyiz?

5. Ben sizin "tipik bir yaradılışçı" olduğunuzu düşünmüyorum, bu konudaki partizan yaklaşımınızı yadırgıyorum.  Şahsi fikrim İslam'n bu konuda Hıristiyan'lığa göre çok daha esnek ve toleranslı olduğu yönünde. Buna karşın, Hıristiyan dünyasında artık bilimsel yöntem ve kilise büyük ölçüde uzlaşmaya varmış, Vatikan bile evrim kuramının hakkını teslim etmişken, Türkiye'nin diğer müslüman ülkelere Hıristiyan yaradılışçılığından tercüme bir İslami yaradılışçılık ihraç etmesinin İslam dünyasında hem bilimsel düşüncenin, hem de fikirsel özgürlüklerin gelişmesinin önünde bir engel olduğunu düşünüyorum. Bu konuda kamuyonun çok ciddi yanılgı içinde olmasından rahatsız olduğum için, entelektüel müslümanlığın, inançlarında samimi müslümanlara evrim kuramının sandıkları ve korktukları şey olmadığını anlatmalarının çok büyük fayda sağlayacağını düşünüyorum. İşte bundan dolayı fikirsel tutarlılık ve entelektüel kapasitelerine güvendiğim insanların, benim umduğumun tam aksine bu yanlış algılama ve önyargılara katkıda bulunmalarından hoşlanmıyorum. Belki de onun için, onların fikirlerini daha kökten eleştiriyorum. Sizin "neden bu kadar rahatsız oldunuz" sorunuza verdiğim cevabın motivasyonu da buydu, haddim olmayarak düşünce terörizmi ile itham edilecek kadar damarınıza basmışım. Yine de eleştirimde haklı olduğumu düşündüğümü tekrarlamak ve bir analoji (biliyorum analojiler sağlıksız, ama bazen anlaşmayı kolaylaştırıyor) ile açıklamak istiyorum: Sizce Hrant Dink'in katlinde, Radikal'in militer yazarları dahil, milliyetçi ve ulusalcı entelektüellerin, yazarların katkısı yok mudur? Eğer mevcut toplumsal ortam, insanları  milliyetçi duygularla cinayet işlemelerine el veriyorsa, Ermeni düşmanlığı resmi ve toplumsal bir ideoloji haline dönüşmüşse, bir aydının Hrant Dink'in haklı olup olmadığından bağımsız olarak, onun yazdıklarından ne anladığını topluma duyururken daha dikkatli olması, daha sorumlu davranması gerekmez mi? Dikkat ederseniz, böyle düşündüğüm halde Radikal'in faşizan yazarlarının fikirlerinin sansürlenmemesi gerektiğini özellikle savunmuştum, aynı şekilde evrim kuramı konusunda sizlerin de toplumsal önyargılara katkıda bulunduğunuzu düşündüğüm halde, bunu ifade etmem, düşüncelerinizin sansürlenmesinden yana olduğum anlamına gelmiyor.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Gül&#8217;ün cumhurbaşkanlığı konusunda Baykal anti-demokratik bir tavır takındığında ve muhtıra geldiğinde bunun karşılıklı radikalizmi arttıracağını iddia etmiş ve &#8220;Bekir Yıldırım&#8217;ların gözü aydın&#8221; şeklinde yorumlamıştım. Geldiğimiz nokta, bir anlamda haklı çıktığımı gösteriyor. Ama ben sizin Bekir Yıldırım&#8217;laştığınıza inanmak yerine, bir anlık öfkeyle ettiğiniz hakaretin sorumluluğuna sahip çıkmak zorunda kalmanız ve benim de bu hakaretten ajite olarak zaman zaman uygunsuz, sert bir dil kullanmam olarak yorumlamayı tercih ediyorum. Her ne kadar hakaretinize sahip çıkmak için daha çok hakaret ettirmeyi sürdürseniz de, ne demeye çalığtığımı soğukkanlılıkla açıklamanın sorumluluk gereği olduğunu düşünüyorum. Bunu yaparken de, tam da &#8220;ucu benim pozisyonuma dokunacak&#8221; konular üzerine yoğunlaşacağım. Yanlış anlaşmaya meydan vermemek için uzatabilirim, okuyup okumamak sizin tasarrufunuz.</p>
<p>1. Akademik özgürlük, &#8220;tencere dibin kara, seninki benden kara&#8221; kavgasına kurban edilebilecek kadar basit bir konu değil. Akademik özgürlük, akademinin doğası gereği mümkün oldığunca geniş olmak zorunda. Öğretim üyelerinin üniversitelerden uzaklaştırılması her bahaneyle kabul edilebilecek birşey değil. Onun için herhangi birinin üniversiteden uzaklaştırılmasını savunmam sözkonusu değil. Hele bu uzaklaştırma kararı YÖK gibi antidemokratik bir kurumdan çıkıyorsa. Adem Tatlı&#8217;nın üniversiteden uzaklaştırılması YÖK ile hükümet arasındaki güç kavgasında YÖK&#8217;ün politik bir adımı. Tatlı&#8217;nın evrim kuramı karşısındaki tavrı bir bahane.  Nitekim Tatlı yıllarca yaradılışçı propagandayı üniversitede &#8220;biyoloji dersi&#8221; adı altında okuturken, aynı YÖK aynı yetkileriyle oradaydı, sadece politik duruşu farklıydı. Üzerine basarak tekrar söylüyorum: Ne Tatlı&#8217;nın ne başka birinin fikirleri ve akademik çalışmaları nedeniyle üniversiteden uzaklaştırılması kabul edilebilir birşey değil. Aynı şekilde, akademik özgürlük ve fikir özgürlüğü, üniversiteye politik müdaheleleri mazur göstermek için kullanılamayacak kadar da önemli ve değerli kavramlar. Onun için, fikir özgürlüğü ile görevi kötüye kullanmayı dikkatle birbirinden ayırdetmek gerekli. Atilla Yayla, ya da 12 Eylül döneminde Baskın Oran ve niceleri fikirleri nedeniyle haklarından mahrum edildiler. Bunun bir fikir özgürlüğü sorunu olduğuna şüphe yok. Adem Tatlı ise, 12 Eylül sonrası, eğitimin Türk-İslamlaştırılması politikasi çerçevesinde, siyasi iradenin siparişiyle biyoloji müfredatının değiştirilmesini sağlayan bir rapor hazırladı. Bu rapor, Türkiye&#8217;nin, aynı dönemde demokratik ve sivil akademik örgütlerin raporları ve sivil mahkemelerin kararlarıyla ABD&#8217;de belirlenen biyoloji eğitim politikasının tam aksi yönünde bir politika izlemesine yol açtı. Bu, Tatlı&#8217;ın raporunu hazırlarken dünya çapında bilim dünyasında ne olup bittiğini doğru olarak yansıtmadığı anlamına gelir. Bu da akademisyen sorumlululuğuyla bağdaşmaz. Aynı şekilde, eğer bir akademisyen ders kitabı yazıyor ya da ders veriyorsa, konu hakkında literatürde ne olduğunu doğru olarak yansıtması gerekir. Tatlı ise bilimsel literatürü yansıtmak yerine, yıllarca kendi politik angajmanını destekleyen ve dünya çapında biyoloji literatüründe yeri olmayan bir akımın fikirlerini öğretti. Bu tavır, çeşitli iktidar odaklarının sözkonusu bilimsel kurama yönelik tavırları da gözönüne alındığında, bizzat akademik özgürlüğü tehdit eden bir tavır. Dediğim gibi, bu konuda çok dikkatli olmak gerektiği ve bilgim kısıtlı olduğu için, bunların Tatlı&#8217;nın üniversiteden uzaklaştırılması için haklı ve yeter sebepler olduğunu söyleyemem. Bununla birlikte, Tatlı&#8217;nın madalya verilmesi gereken değil, görevini kötüye kullandığı ve akademik sorumluluğunu politik angajmanına kurban ettiği için kınanması gereken bir akademisyen olduğunun hakkını teslim etmek gerekiyor.</p>
<p>2. Dünya akademik ortamında yaradılışçılığın baskı ve sansüre maruz kaldığı savı üzerine.<br />
    (a) Olayları tarihsel bağlamından koparırsanız, faşist ve ırkçı ideolojilerin bugün dünyanın en mazlum ideolojileri olduğunu da savlayabilirsiniz. Evrim kuramı şahsında bilimsel yöntem ve akademik özgürlük yüzyıldır belli çevreler tarafından baskı altında tutulmakta, kamuoyu önünde küçük düşürülmeye çalışılmakta, okullarda okultulmasının önüne geçilmektedir. Evrim kuramının akademik dünyada bugünki saygın yerine kavuşması ve sosyal olarak kendini kabul ettirmesi birden değil, uzun mücadelelerin sonucu olmuştur. Evrim kuramı 100 yıldır bilimsel tartışmalarla, değişerek, gelişerek, olgunlaşarak, hukuk mücadeleleriyle özgürlük kazanarak bugün olduğu noktaya gelmiştir. Bugün evrim kuramının canlılılığın çeşitliliğini açıklamakta genel kabul gerek tek bilimsel kuram olduğunu söyleyen askeri, politik, dinsel güç odakları tarafından atanmış kurumlar değil, demokratik olarak seçilmiş insanların oluşturduğu ve sürekli denetlenen meslek örgütleridir. Bu örgütlerin, evrim kuramı üzerinden akademik özgürlüğe saldırmayı gelenek haline getirmiş bir politik hareketin uzantısı olduğu bilinen &#8220;Akıllı Tasarım&#8221;ın bilimsel literatüre girme çabasına karşı önlemler almasını sansür ya da fikir özgürlüğünü bastırmak olarak algılayabilmek için evrim kuramının 150 yıllık tarihini hiç gözönüne almamak gerekir.<br />
   (b) Bilimsel makalelerinin hakemler tarafından denetlenmesi, bir sansür değil kalite kontrol mekanizmasıdır. Bilimsel yöntemin güvenilirliğinin korunması için gereken bir mekanızmadır bu. Mükemmel işleyen bir mekanizma değildir ama birçok sosyal denetleme mekanizmasından çok daha iyi işler ve bilimsel üretimin (i) tekrarlanabilirlik, (ii) nesnellik, (iii) yeni çalışma ve yorumların önünü açmak gibi önemli kıstaslara az çok uygunluğunu sağlar. Akıllı tasarımcılar, hakemli dergilere yönelmeyi kendileri tercih etmemişlerdir. Truva atının yeterince bilimsel kılığına sokulabilmesi için bunun da gerektiği görülünce de, hile ile bir tane sokmayı denemişler, başaramayınca da mazlum edebiyatına sığınmışlardır. Editör, sözkonusu makalenin içeriğinden dolayı değil, değerlendirilmesi kurallara uygun yapılmadığı için suçlanmıştır. Bugüne kadar makalelerini doğru düzgün yollardan hakemli literatüre sokmayı ciddi olarak denemeyen akıllı tasarımcılar için, sansür gibi gösterebilecekleri tek bir örnek yeterli olmuştur, büyük ihtimalle bir daha da denemeyeceklerdir. Zaten açıkça sergilenen amaç bilimsel literatürde yer bulmak değil, kamuoyunda bir tartışma olduğunu sanısı oluşturmak ve dinsel argümanların biyoloji derslerinde bilimsel teori adı altında okutulmasını sağlamaktır. Zaten dünya tarihinde ortaya atılır atılmaz okullarda okutulsun diye mahkemelere koşulan başka bir &#8220;bilimsel teori&#8221; daha yoktur.<br />
   (c) Hakemli literatürde yer almak ve bilimsellik arasındaki ilişki döngüsel değildir, çünkü her ikisini de etkileyen başka birçok parametre daha vardır. &#8220;Darwiniyen mekanizmalarla açıklanamayacağı savlanan gözlemlerin ancak bir tasarımcı ile açıklanabileceği&#8221; önermesi öznel bir ifadedir, bundan dolayı bilimsel yönteme uymaz, bu anlamda bilimsel değildir.  Somut delillerle desteklenmiş, nesnel bir tabana oturtulmadığı sürece bilimsel literatüre girmesi beklenemez. Akıllı tasarımın okullarda biyolojik teori olarak okultulması uygun değildir, çünkü bilimsel literatürde yeri yoktur, dolayısıyla denetlenmiş, tartışılmış, ve birçok süzgeçten geçerek kendini genelgeçer kılmış değildir, bu anlamda bilimsel değildir. Dikkat ederseniz bunlar birbirine dayanan değil, birbirinden farklı argümanlardır, çünkü gereken ve sağlanmayan &#8220;bilimsellik&#8221; kıstası bu iki argümanda birbirinden farklıdır.<br />
   (d) Akademide materyalist felsefenin hakim olduğu ve dindar insanların, dinsel düşüncenin baskı ve sansüre tabi tutuldukları savını yalanlayan en güzel örnek insan genomu projesinin başındakilerden Francis Collins&#8217;tir. Amerikan ve dünya biyoloji çevrelerinde saygın bir yere sahip olan Collins, vaktinin önemli bir bölümünü kampüs kampüs dolaşıp üniversitelerde &#8220;hücrenin muhteşem karmaşıklığı ile evrimin muhteşem sadeliğinin birlikte bir ilahi dehaya işaret ettiğini&#8221; anlatmaya ayırmaktadır. Bugüne kadar Collins&#8217;in makamından alınması, üniversitesinden atılması gerektiğini savlayan çıkmadığı gibi, hiçbir kurum bugüne kadar böyle bir girişimde de bulunmamıştır. Collins&#8217;in fikir ve eylemleri &#8220;materyalist&#8221; çevreler tarafından sadece düşünsel ve felsefi düzeyde eleştirilirken, evrim kuramından kendisinin aksine felsefi çıkarımlar yapan Dawkins&#8217;in tamamen şahsını hedef alan bir karalama kampanyasına tabi tutulduğunu hatırlatmakta yarar var. Collins&#8217;in akademide yalnız olmadığını, Ken Miller gibi yaradılışçı camia tarafından sık sık hedef alınan bir biyoloğun, biyolojinin Tanrı&#8217;nın varlığına işaret ettiğini savladığı politik kitaplar yazmasına karşın, Brown Üniversitesindeki koltuğunu da, &#8220;Darwinist&#8221; camiadaki saygınlığını da kaybetmediğini hatırlatırım.</p>
<p>3. Bu sitede ve Mustafa Akyol&#8217;un sitesinde evrim kuramı konusunda yazdığım şeyler evrimin ne olduğunu teknik olarak, zaman zaman detaylı örnekleriyle açıklama çabalarıyla doludur. Bu çabalarım sık sık cevaplandığı halde genelde okunmamış (Volkan ve Cengiz Çebi&#8217;yi tenzih ederim), okunsa da anlaşılmaya çalışılmamış ve bağlam dışı konular gündeme getirilerek püskürtülmeye çalışılmıştır.<br />
(a) Bunun en canlı örneği Cengiz Çebi ile gayet sakin ve detaylı bir şekilde indirgenemez karmaşıklığın Darwiniyen süreçlerle oluşmasının mümkün olup olmadığının tartışırken, şahsınızın araya girip &#8220;laga lugayı bırakın da kuş kanadı nasıl evrimleşti açıklayın bakalım&#8221; diyerek tartışmayı baltalamanız. Kuş kanadının nasıl evrimleştiğini bugün tam olarak bilmiyor olmamız, bize desteksiz olarak &#8220;evrimleşmiş olamaz&#8221; diye kestirip atma hakkını vermiyor, bunu anlamanız gerekiyor. Ve evrim kuramıyla yaradılışçılık arasındaki temel fark da bu. Birincisi, ucu açık olarak anlamaya ve modellemeye çalışıyor, kendi açıklarını da herkesten önce kendisi tespit edip onların ışığında yeni bilgiye ulaşmaya çalışıyor, ve anlayışta, modelde köklü değişimlere izin veriyor (Gould ve punctuated equilibrium bunun en güzel örneği). Beriki bütün bu tartışmaları onyıllardır kamuoyuna evrim teorisinin çöküşü olarak yansıtıyor, bulguları ve yorumları bütünüyle değil tek taraflı olarak sunuyor ve bir anda çözüme ulaşıp geri kalanı dine ve felsefeye havale etmeye çalışıyor. Sansürcülük ve dayatma budur.<br />
(b) Anlatma çabalarım sürekli öznel, açıklanmayan, ve anlamamakta ısrar eden argümanlarla kaşılandı. Mekanizmanın nasıl &#8220;üssel uzaydaki çözümü&#8221; bulabileceğine dair genetik algoritmaları örnek vermem karşısında Uluğ &#8220;genetik algoritmaların arkasında bir irade olduğu&#8221; gibi bir sav öne sürdü. Karşınızdaki insan bütün kurallarıyla belirlenmiş bir mekanizmanın işleyebilmesi için gereken şeyin sadece ve sadece &#8220;o kuralların fiziksel varlığı&#8221; olduğunu anlamıyor, ya da anlamamakta direniyorsa yapabileceğiniz çok birşey yok. Aynı şekilde, tesadüf ve stokastik kavramları arasındaki farkı anlatmak, deterministik kavramının karşıtının &#8220;şans eseri&#8221; olmadığını açıklamak için kıçınızı yırttığınız halde, bunlara karşı hiçibir sav geliştirmeyip &#8220;sen herşeyi tesadüfle açıklıyorsun, salaksın&#8221; gibi bir tavra giriliyorsa, tartışmanın bir anlamı yok. Yaradılışçılığın motivasyonunun üzüm yemek değil bağcıyı dövmek olduğu, bu sitede benim açıklama çabama karşı gösterilen önyargılı muhalafette bile kendini gösteren bir gerçek.<br />
(c) Homolojinin ne olduğunu ve ne olmadığını da açıkladım. &#8220;Darwiyen mekanizmalarla açıklanamayacağı savlanan gözlemlerin ancak bir tasarımcı ile açıklanabileceği&#8221;ni savlayan sizdiniz. Bu &#8220;god of the gaps&#8221; argümanının ta kendisidir. Başka bütün olasılıkları dışlar, doğayı ve evreni insanın hayal gücü ve algılayabildiğiyle sınırlar, insanın hayal gücünü azımsar. Salak olmadığınızı biliyorum, ama üzülerek söylemeliyim ki yaptığınız şeyi yapmadığınızı öne sürerek, geçerli olmadığını bildiğiniz argümanları tekrar tekrar kullanarak (Popper gibi) karşısınızdakini salak yerine koyuyorsunuz. </p>
<p>4. Kambriyen patlaması &#8220;anlık bir olay&#8221; değildir, görece anidir, 5 ila 10 milyon yıllık bir süreçtir. Kambriyenden çok daha öncelerinden kalan çok hücreli fosiller de bulunmaktadır. Kambriyenin kendi içinde diğer kambriyen fosilleri arasında kalan fosil formları da bulunmaktadır. Kambriyende ortaya çıkmış çeşitlilikle bugünkü çeşitlilik birbirinin aynı değildir, o dönemde bulunan canlılar ile bugün yaşayan canlılar birbirlerinden farklıdırlar. Memelilerin, sürüngenlerin, kuşların hiçbiri kambriyende yoktur. Bitkiler kambriyenden çok daha sonra ortaya çıkmaya başlarlar, ilk çiçekli bitki fosili kambriyenden tam 400 milyon yıl sonra ortaya çıkmıştır. Sizce bütün bunlar bütün canlıların bir gün içinde ortaya çıktığına mı, yoksa çeşitliliği sağlayan bir mekanizma ve süreç olduğuna mı işaret eder? 1990 yılında naylonla beslenen bir bakteri türünün keşfedildiğini biliyoruz. İnsan yapımı olan naylon 1930 yılından önce yeryüzünde yoktu. Bu durumda aralıklarla grup halinde tasarlanan canlılara, her nedense, 20. yüzyılda en az bir tane yenisinin eklendiğini söyleyebilir miyiz?</p>
<p>5. Ben sizin &#8220;tipik bir yaradılışçı&#8221; olduğunuzu düşünmüyorum, bu konudaki partizan yaklaşımınızı yadırgıyorum.  Şahsi fikrim İslam&#8217;n bu konuda Hıristiyan&#8217;lığa göre çok daha esnek ve toleranslı olduğu yönünde. Buna karşın, Hıristiyan dünyasında artık bilimsel yöntem ve kilise büyük ölçüde uzlaşmaya varmış, Vatikan bile evrim kuramının hakkını teslim etmişken, Türkiye&#8217;nin diğer müslüman ülkelere Hıristiyan yaradılışçılığından tercüme bir İslami yaradılışçılık ihraç etmesinin İslam dünyasında hem bilimsel düşüncenin, hem de fikirsel özgürlüklerin gelişmesinin önünde bir engel olduğunu düşünüyorum. Bu konuda kamuyonun çok ciddi yanılgı içinde olmasından rahatsız olduğum için, entelektüel müslümanlığın, inançlarında samimi müslümanlara evrim kuramının sandıkları ve korktukları şey olmadığını anlatmalarının çok büyük fayda sağlayacağını düşünüyorum. İşte bundan dolayı fikirsel tutarlılık ve entelektüel kapasitelerine güvendiğim insanların, benim umduğumun tam aksine bu yanlış algılama ve önyargılara katkıda bulunmalarından hoşlanmıyorum. Belki de onun için, onların fikirlerini daha kökten eleştiriyorum. Sizin &#8220;neden bu kadar rahatsız oldunuz&#8221; sorunuza verdiğim cevabın motivasyonu da buydu, haddim olmayarak düşünce terörizmi ile itham edilecek kadar damarınıza basmışım. Yine de eleştirimde haklı olduğumu düşündüğümü tekrarlamak ve bir analoji (biliyorum analojiler sağlıksız, ama bazen anlaşmayı kolaylaştırıyor) ile açıklamak istiyorum: Sizce Hrant Dink&#8217;in katlinde, Radikal&#8217;in militer yazarları dahil, milliyetçi ve ulusalcı entelektüellerin, yazarların katkısı yok mudur? Eğer mevcut toplumsal ortam, insanları  milliyetçi duygularla cinayet işlemelerine el veriyorsa, Ermeni düşmanlığı resmi ve toplumsal bir ideoloji haline dönüşmüşse, bir aydının Hrant Dink&#8217;in haklı olup olmadığından bağımsız olarak, onun yazdıklarından ne anladığını topluma duyururken daha dikkatli olması, daha sorumlu davranması gerekmez mi? Dikkat ederseniz, böyle düşündüğüm halde Radikal&#8217;in faşizan yazarlarının fikirlerinin sansürlenmemesi gerektiğini özellikle savunmuştum, aynı şekilde evrim kuramı konusunda sizlerin de toplumsal önyargılara katkıda bulunduğunuzu düşündüğüm halde, bunu ifade etmem, düşüncelerinizin sansürlenmesinden yana olduğum anlamına gelmiyor.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>T.Suat Demren tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/07/06/dinlerin-evrimi-mi-evrimin-dini-mi/#comment-3091</link>
		<dc:creator>T.Suat Demren</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Aug 2007 15:33:32 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/07/06/dinlerin-evrimi-mi-evrimin-dini-mi/#comment-3091</guid>
		<description>Sayın Balbazar,

Çirkin yaftalarınızın hiçbirini kabul etmiyor, size aynen  iade ediyorum.

Bilim camiasında nasıl bir Darwinizm terörü olduğunu bilmesek, Adem Tatlı gibi hocaların nasıl üniversiteden atıldığını bilmesek, pek çoğunun nbu konularda antidarwinist ses çıkaramadığını bilmesek, bir araştırmacı evrimin aleyhine kitap yazdı diye Nature gibi Science gibi dergilerde Evrim dinine muhalefet etti diye yerden yere vurulduğunu bilmesek, Mayer'in kambriyen patlamasını sorgulayan bir makalesini yayınladı diye koskoca "Proceedings of the Biological Society of Washington" dergisinin editörünün anasından doğduğuna pişman edildiğini bilmesek,  önceleri  "AT bilimsel değildir, çünkü hakemli bilimsel dergilerde yayınlanmamaktadır" diye ileri sürülen itirazın Mayer'in makalesinin yayınlanmasından sonra  bu kez "AT hakemli bilimsel dergilerde yayınlanmamalıdır, çünkü bilimsel değildir" diye değiştirilerek  "circular argument" yapıldığını bilmesek neredeyse bu halinize acıyıp "vah vah, bu darwinistlere zulum yapılıyo"r diyeceğiz. Vallahi pes billahi pes. Bu kadar aymazlık görmedim ben..

Minton  Darwinizmin Mitleri kitabının öz sözünde bakın ne diyor:
&lt;blockquote&gt;&lt;strong&gt;Bu kitabın ilk baskısı 1992'de neşredildiğinde şiddetli tartışmalarla karşılaştı... Bir yandan, The Times'daki bir makaleye göre: '...kitap, evrim dinini sarsıyordu…' Diğer yandan, bir Darwinci olan Richard Dawkins'e göre, kitap 'çılgın', 'saçma', 'ahmakça' gibi sıfatları hakederken, yazarı da 'psikiyatrik yardıma ihtiyacı olan', 'zararsız bir meyveli kek idi.'&lt;/strong&gt;

&lt;strong&gt;    Kitabın tartışmalara yolaçacağını bekliyordum; zâten tartışmaya açık bilimsel araştırmaları konu ediyordu, ve biyolojinin daima hassas bir konusu olagelmiş Darwinizmle ilgiliydi. Bilimin sual soran, mütecessis birini hoş karşılayacağını ummuyordum tabii ki, fakat tartışmanın rasyonel bir seviyede yürüyeceğini ümit etmiştim; böylece insanlar söylediklerime haklı olarak daha yakından bakmak, bu veya şu hususun doğruluğu konusunda beni sorgulamak isteyeceklerdi. Korktuğum başıma geldi; karşı tezler öne sürmek yerine, katı bilimciler beni basitçe "kendi" sahalarının dışında kabul ettiler.&lt;/strong&gt;

&lt;strong&gt;    Oxford Üniversitesi Zooloji bölümünden Richard Dawkins, 'kitap ciddi bir bilimsel tez olarak ele alınır' korkusuyla, görüşlerini New Statesman dergisinde yazdı. Dawkins yazısının üçte ikisini, Darwinizmi kritik eden bir kitabı kabul etme sorumsuzluğundan dolayı Fourth Estate yayınevine saldırmaya ayırırken, kalan kısmında da yukarıda zikredilen sıfatları kullanarak beni lekelemeye çalıştı. Dawkins, Britanya'nın en seçkin üniversitelerinden birinde çalışmaktadır ve genç nesillerin eğitiminden sorumludur. Bu, sorumlu bir bilim adamının ve öğretim elemanının üslûbu değildir. Bu, inançlarına hakaret edilmiş bir fundamantalistin üslûbudur.&lt;/strong&gt;

&lt;strong&gt;    Dünyanın muhtemelen en saygın bilim dergisi olan Nature da kan kokusu aldı ve cinnete iştirak etti. Editör John Maddox yazdığı bir makalede beni, bilimin efsane, evrimin yalan ve tabiî seleksiyonun yalanlar dizisi olduğuna inanan biri olarak tarif etti. Nature ayrıca Sunday Times'ı, önemli sayfalarından birini kitabın tanıtımına ayırma cüretinden dolayı bir hâkim edasıyla azarladı.&lt;/strong&gt;

&lt;strong&gt;    Bu aşırı tepkiler, sorgulayıcı bir gazeteci ile birkaç reaksiyoner akademisyen arasındaki çekişmeden çok daha fazla birşeyi gösteriyor ve kamuoyunda önemli sorular sorulmasına yolaçıyor. Büyük meblağlarda kamu parasının harcandığı bilimsel araştırmalar hakkında konuşmak kimin tekelindedir? Sizin kim olmanız gerektiğine kim karar verir? Bilimde farklı sesler hangi forumda ve hangi mekanizmayla duyurulabilir?&lt;/strong&gt;

&lt;strong&gt;    Sesleri duyulamayanlar sadece bilim câmiası dışındakiler değil, bunların arasında profesyonel bilim adamları da var. Posta kutuma Darwinizmin Kitab-ı Mukaddes gibi öğretilmesinden endişe duyan biyologların gönderdiği mektuplar kadar, çalışmaları sonunda evrim biyolojisiyle ilgili tıbbî keşifler yapmış tıp adamlarının mektupları da geliyor. Bu sonuncular keşiflerini Nature gibi dergilerde yayınlatmaya çabalamışlar, fakat keşifleri ima yoluyla anti-Darwinci olduğu ve bu yüzden hayat bilimlerindeki hâkim ideolojiye aykırı düştüğü için sürekli reddedilmiş. Yayın konusunda yardımcı olmam için bana başvuruyorlar.&lt;/strong&gt;

&lt;strong&gt;    Yeryüzündeki en uygar ülkeler arasında olduğuna inanılan Britanya ve ABD'de bazı profesyonel bilim adamlarının kendilerini böylesine dışlanmış ve önemsiz hissetmeleri, ve durumlarını çare kabilinden popüler basın yoluyla kamuoyuna duyurmak zorunda kalmaları üzüntü verici. Aynı şekilde, entelektüel toleransları ile övünen bu ülkelerde, kendilerini akîdenin bekçisi olarak görenlerden bu tip tepkiler almadan farklı bilimsel görüşleri ifade etmenin imkânsız olduğunu bilmek de moral bozucu." (Milton, 1996).
&lt;/strong&gt;&lt;/blockquote&gt;
Nedir bu? Bunları yapanlar kim? Darwinizm dinine inananlar değil mi? Hangi bilimden söz ediyorsunuz, alay mı ediyorsunuz siz?

Bizim HY'yi eleştirdiğimiz kadar siz kendi cenahınızdaki maskaralıkları eleştirseniz ya? Bu kadar çarpıma  görmedim ben yuh artık, yuh..

Yukarıda sizi madde madde cevapladım, nerede köşeye sıkışmışım? Ben size madde madde cevap verdiğim halde siz benim yazdıklarımın hiçbirisine yanıt veremediniz, yaptığınız çarpıtlamaları tek tek yanıtladım, neden ikircilki davrandığınızı, neden entelektüel namus eksikliğiniz olduğunu, niçin aşağılayıcı davrandığınızı açıkça anlattım yine hiçbirisine cevap vermediniz. Bozuk plak gibi aynı -ve alakasız- şeyleri tekrarladınız.

Alay eder gibi bir biyolojik teori olan darwinizmi iktisattan, dine kadar her şeye sokan naturalistlerin varlığından habersiz gibi davranıyorsunuz. İlla alıntılarla mı doldurayım sayfayı?

Ya da naturalism o kadar doğanıza işlemiş ki bunun farkında bile olmadan dinlerin evrimi düşüncesini a priori bilimsel görüyor gerçekmiş gibi yansıtıyorsunuz.

İş argümana gelince tık yok, evet tık yok. Hani benim yazıma argümanlarla itiraz? Yahu ilaç için bir tane söyleyin, bir yorum yapın.. "Şöyle şöyle yapıyorsunuz, sizi pis dinciler"  demekten başka birşey deyin. "Bakın bunlar bunlar sebebiyle dinlerde evrim düşüncesi vardır" deyin. Yok..

Sadece dinlerin evrimi konusunda değil, dğer darwinist argümanlarda da aynı.

Benim;
&lt;blockquote&gt;Evrimin olgusallığı ile -ki bu bile çok tartışmalıdır, türler belli aşamalarla daha kompleks formlarda aniden belirirler, bu anlamda aşamalı bir yaratılış iddiası tutarlıdır- darwinist evrimin olgusallıktan yoksun kanıtımsılarını bir tutmuyorsunuz umarım. Kaldı ki AT içinde de evrimi kabul edip darwinist mekanizmaları reddedenler var.

Sizin anlayamadığınz şu: Ben dino-kuş geçişi derken size "bunlar geçiş yapmış olamaz kesinlikle" demedim, "darwinist mekanizmalarla nasıl geçiş yapmış olabilirler, hele bir anlatın" dedim. Arada Toros dağları kadar fark var, umarım bu kez anlayabilirsiniz.&lt;/blockquote&gt;
sözlerime cevap vermeyi bile denemediniz, çünkü neydi "evrim gerçekleşmişti biz detaylara bakıyorduk" de mi? "Hani kanıt" deyince apışıp kaldığınız, bu da yüze yüze vurulunca sinirlenmeniz yeni bir davranış şekli değil.  "Bunlar bir şekilde "doğal yollarla" evrimleşmiş olmalı" diyor bunun için de kanıt sunamıyorsunuz. Tamamen naturalist bir önkabulle yola çıkıyor sonra da bilimsellik diye zırvalıyorsunuz.

AT'ye saldırıyorsunuz "bilim dışı, dini sokuyor cart cut". Yahu argümanlara cevap? Yok. İK'ye cevap yok. kambriyen'e cevap yok. Türüstü kategori geçişlrine cevap yok. Wells'in totolojisini gösterdiği ve bir kanıt olarak kullanılmasını imkansız hale  getirdiği  homoloji kavramı ile ilgili cevap yok. Behe son kitabında darwinist mekanzmları masaya yatırmış ve bu mekanizmaların evrimi gerçekleştiremeyeceğini açıkça göstermiş, cevap yok. (Var da saldırılar var, bir de akla hakaret eden hokuspokusar, bkn. flagellumun evrimi, motorsikletten arabaya, ara formumuz yok.)

Ne bu, bu mu bilimsellik? Bunları konuşmaya kalktığımzda da afaroz var, "vay bilim karşıtı yobazlar, dinciler bilimin altını oyanlar" vs.  "Yahu bunlar argüman, dinle ne alakası var, madem cevap verin, nedir bu?" Yok, cevap yok. Sadece saldırı var.

"Benim işim "gerçekle" Bu gerçeklik arayışımdaki önkabulsüzlük mü sizi rahatsız eden? Materyalistleri anlıyorum, evrime mecburlar da, "evrimse evrim, yoksa yok, işim gerçekle benim" demem sizi niçin bu kadar rahatsız ediyor?" dememe bir kelime, evet bir kelime bile cevap veremiyor baştan ayağa naturalist bir önkabule batmış vaziyette bilimsellik maskesi takıyorsunuz. Ben düşünen bir insanım, felsefe okudum, mantık okudum, iktisat okudum ekonomist oldum sayın  Balbazar, salak değilim. Gidin bu masalları, naturalizmi inanç felsefesi yapanlara anlatın, imanlarını tazelesinler.

Birçok konuda cenahınızın ezberlerinden ayrılıyorsunuz ama nedense iş darwnizme  gelince dört dörtlük dogmatik oluyorsunuz, devam edin böyle, inanın şikayetim yok..

Çünkü darwinistler hakkındaki düşüncelerimin ispatı hükmündesiniz.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sayın Balbazar,</p>
<p>Çirkin yaftalarınızın hiçbirini kabul etmiyor, size aynen  iade ediyorum.</p>
<p>Bilim camiasında nasıl bir Darwinizm terörü olduğunu bilmesek, Adem Tatlı gibi hocaların nasıl üniversiteden atıldığını bilmesek, pek çoğunun nbu konularda antidarwinist ses çıkaramadığını bilmesek, bir araştırmacı evrimin aleyhine kitap yazdı diye Nature gibi Science gibi dergilerde Evrim dinine muhalefet etti diye yerden yere vurulduğunu bilmesek, Mayer&#8217;in kambriyen patlamasını sorgulayan bir makalesini yayınladı diye koskoca &#8220;Proceedings of the Biological Society of Washington&#8221; dergisinin editörünün anasından doğduğuna pişman edildiğini bilmesek,  önceleri  &#8220;AT bilimsel değildir, çünkü hakemli bilimsel dergilerde yayınlanmamaktadır&#8221; diye ileri sürülen itirazın Mayer&#8217;in makalesinin yayınlanmasından sonra  bu kez &#8220;AT hakemli bilimsel dergilerde yayınlanmamalıdır, çünkü bilimsel değildir&#8221; diye değiştirilerek  &#8220;circular argument&#8221; yapıldığını bilmesek neredeyse bu halinize acıyıp &#8220;vah vah, bu darwinistlere zulum yapılıyo&#8221;r diyeceğiz. Vallahi pes billahi pes. Bu kadar aymazlık görmedim ben..</p>
<p>Minton  Darwinizmin Mitleri kitabının öz sözünde bakın ne diyor:</p>
<blockquote><p><strong>Bu kitabın ilk baskısı 1992&#8242;de neşredildiğinde şiddetli tartışmalarla karşılaştı&#8230; Bir yandan, The Times&#8217;daki bir makaleye göre: &#8216;&#8230;kitap, evrim dinini sarsıyordu…&#8217; Diğer yandan, bir Darwinci olan Richard Dawkins&#8217;e göre, kitap &#8216;çılgın&#8217;, &#8217;saçma&#8217;, &#8216;ahmakça&#8217; gibi sıfatları hakederken, yazarı da &#8216;psikiyatrik yardıma ihtiyacı olan&#8217;, &#8216;zararsız bir meyveli kek idi.&#8217;</strong></p>
<p><strong>    Kitabın tartışmalara yolaçacağını bekliyordum; zâten tartışmaya açık bilimsel araştırmaları konu ediyordu, ve biyolojinin daima hassas bir konusu olagelmiş Darwinizmle ilgiliydi. Bilimin sual soran, mütecessis birini hoş karşılayacağını ummuyordum tabii ki, fakat tartışmanın rasyonel bir seviyede yürüyeceğini ümit etmiştim; böylece insanlar söylediklerime haklı olarak daha yakından bakmak, bu veya şu hususun doğruluğu konusunda beni sorgulamak isteyeceklerdi. Korktuğum başıma geldi; karşı tezler öne sürmek yerine, katı bilimciler beni basitçe &#8220;kendi&#8221; sahalarının dışında kabul ettiler.</strong></p>
<p><strong>    Oxford Üniversitesi Zooloji bölümünden Richard Dawkins, &#8216;kitap ciddi bir bilimsel tez olarak ele alınır&#8217; korkusuyla, görüşlerini New Statesman dergisinde yazdı. Dawkins yazısının üçte ikisini, Darwinizmi kritik eden bir kitabı kabul etme sorumsuzluğundan dolayı Fourth Estate yayınevine saldırmaya ayırırken, kalan kısmında da yukarıda zikredilen sıfatları kullanarak beni lekelemeye çalıştı. Dawkins, Britanya&#8217;nın en seçkin üniversitelerinden birinde çalışmaktadır ve genç nesillerin eğitiminden sorumludur. Bu, sorumlu bir bilim adamının ve öğretim elemanının üslûbu değildir. Bu, inançlarına hakaret edilmiş bir fundamantalistin üslûbudur.</strong></p>
<p><strong>    Dünyanın muhtemelen en saygın bilim dergisi olan Nature da kan kokusu aldı ve cinnete iştirak etti. Editör John Maddox yazdığı bir makalede beni, bilimin efsane, evrimin yalan ve tabiî seleksiyonun yalanlar dizisi olduğuna inanan biri olarak tarif etti. Nature ayrıca Sunday Times&#8217;ı, önemli sayfalarından birini kitabın tanıtımına ayırma cüretinden dolayı bir hâkim edasıyla azarladı.</strong></p>
<p><strong>    Bu aşırı tepkiler, sorgulayıcı bir gazeteci ile birkaç reaksiyoner akademisyen arasındaki çekişmeden çok daha fazla birşeyi gösteriyor ve kamuoyunda önemli sorular sorulmasına yolaçıyor. Büyük meblağlarda kamu parasının harcandığı bilimsel araştırmalar hakkında konuşmak kimin tekelindedir? Sizin kim olmanız gerektiğine kim karar verir? Bilimde farklı sesler hangi forumda ve hangi mekanizmayla duyurulabilir?</strong></p>
<p><strong>    Sesleri duyulamayanlar sadece bilim câmiası dışındakiler değil, bunların arasında profesyonel bilim adamları da var. Posta kutuma Darwinizmin Kitab-ı Mukaddes gibi öğretilmesinden endişe duyan biyologların gönderdiği mektuplar kadar, çalışmaları sonunda evrim biyolojisiyle ilgili tıbbî keşifler yapmış tıp adamlarının mektupları da geliyor. Bu sonuncular keşiflerini Nature gibi dergilerde yayınlatmaya çabalamışlar, fakat keşifleri ima yoluyla anti-Darwinci olduğu ve bu yüzden hayat bilimlerindeki hâkim ideolojiye aykırı düştüğü için sürekli reddedilmiş. Yayın konusunda yardımcı olmam için bana başvuruyorlar.</strong></p>
<p><strong>    Yeryüzündeki en uygar ülkeler arasında olduğuna inanılan Britanya ve ABD&#8217;de bazı profesyonel bilim adamlarının kendilerini böylesine dışlanmış ve önemsiz hissetmeleri, ve durumlarını çare kabilinden popüler basın yoluyla kamuoyuna duyurmak zorunda kalmaları üzüntü verici. Aynı şekilde, entelektüel toleransları ile övünen bu ülkelerde, kendilerini akîdenin bekçisi olarak görenlerden bu tip tepkiler almadan farklı bilimsel görüşleri ifade etmenin imkânsız olduğunu bilmek de moral bozucu.&#8221; (Milton, 1996).<br />
</strong></p></blockquote>
<p>Nedir bu? Bunları yapanlar kim? Darwinizm dinine inananlar değil mi? Hangi bilimden söz ediyorsunuz, alay mı ediyorsunuz siz?</p>
<p>Bizim HY&#8217;yi eleştirdiğimiz kadar siz kendi cenahınızdaki maskaralıkları eleştirseniz ya? Bu kadar çarpıma  görmedim ben yuh artık, yuh..</p>
<p>Yukarıda sizi madde madde cevapladım, nerede köşeye sıkışmışım? Ben size madde madde cevap verdiğim halde siz benim yazdıklarımın hiçbirisine yanıt veremediniz, yaptığınız çarpıtlamaları tek tek yanıtladım, neden ikircilki davrandığınızı, neden entelektüel namus eksikliğiniz olduğunu, niçin aşağılayıcı davrandığınızı açıkça anlattım yine hiçbirisine cevap vermediniz. Bozuk plak gibi aynı -ve alakasız- şeyleri tekrarladınız.</p>
<p>Alay eder gibi bir biyolojik teori olan darwinizmi iktisattan, dine kadar her şeye sokan naturalistlerin varlığından habersiz gibi davranıyorsunuz. İlla alıntılarla mı doldurayım sayfayı?</p>
<p>Ya da naturalism o kadar doğanıza işlemiş ki bunun farkında bile olmadan dinlerin evrimi düşüncesini a priori bilimsel görüyor gerçekmiş gibi yansıtıyorsunuz.</p>
<p>İş argümana gelince tık yok, evet tık yok. Hani benim yazıma argümanlarla itiraz? Yahu ilaç için bir tane söyleyin, bir yorum yapın.. &#8220;Şöyle şöyle yapıyorsunuz, sizi pis dinciler&#8221;  demekten başka birşey deyin. &#8220;Bakın bunlar bunlar sebebiyle dinlerde evrim düşüncesi vardır&#8221; deyin. Yok..</p>
<p>Sadece dinlerin evrimi konusunda değil, dğer darwinist argümanlarda da aynı.</p>
<p>Benim;</p>
<blockquote><p>Evrimin olgusallığı ile -ki bu bile çok tartışmalıdır, türler belli aşamalarla daha kompleks formlarda aniden belirirler, bu anlamda aşamalı bir yaratılış iddiası tutarlıdır- darwinist evrimin olgusallıktan yoksun kanıtımsılarını bir tutmuyorsunuz umarım. Kaldı ki AT içinde de evrimi kabul edip darwinist mekanizmaları reddedenler var.</p>
<p>Sizin anlayamadığınz şu: Ben dino-kuş geçişi derken size &#8220;bunlar geçiş yapmış olamaz kesinlikle&#8221; demedim, &#8220;darwinist mekanizmalarla nasıl geçiş yapmış olabilirler, hele bir anlatın&#8221; dedim. Arada Toros dağları kadar fark var, umarım bu kez anlayabilirsiniz.</p></blockquote>
<p>sözlerime cevap vermeyi bile denemediniz, çünkü neydi &#8220;evrim gerçekleşmişti biz detaylara bakıyorduk&#8221; de mi? &#8220;Hani kanıt&#8221; deyince apışıp kaldığınız, bu da yüze yüze vurulunca sinirlenmeniz yeni bir davranış şekli değil.  &#8220;Bunlar bir şekilde &#8220;doğal yollarla&#8221; evrimleşmiş olmalı&#8221; diyor bunun için de kanıt sunamıyorsunuz. Tamamen naturalist bir önkabulle yola çıkıyor sonra da bilimsellik diye zırvalıyorsunuz.</p>
<p>AT&#8217;ye saldırıyorsunuz &#8220;bilim dışı, dini sokuyor cart cut&#8221;. Yahu argümanlara cevap? Yok. İK&#8217;ye cevap yok. kambriyen&#8217;e cevap yok. Türüstü kategori geçişlrine cevap yok. Wells&#8217;in totolojisini gösterdiği ve bir kanıt olarak kullanılmasını imkansız hale  getirdiği  homoloji kavramı ile ilgili cevap yok. Behe son kitabında darwinist mekanzmları masaya yatırmış ve bu mekanizmaların evrimi gerçekleştiremeyeceğini açıkça göstermiş, cevap yok. (Var da saldırılar var, bir de akla hakaret eden hokuspokusar, bkn. flagellumun evrimi, motorsikletten arabaya, ara formumuz yok.)</p>
<p>Ne bu, bu mu bilimsellik? Bunları konuşmaya kalktığımzda da afaroz var, &#8220;vay bilim karşıtı yobazlar, dinciler bilimin altını oyanlar&#8221; vs.  &#8220;Yahu bunlar argüman, dinle ne alakası var, madem cevap verin, nedir bu?&#8221; Yok, cevap yok. Sadece saldırı var.</p>
<p>&#8220;Benim işim &#8220;gerçekle&#8221; Bu gerçeklik arayışımdaki önkabulsüzlük mü sizi rahatsız eden? Materyalistleri anlıyorum, evrime mecburlar da, &#8220;evrimse evrim, yoksa yok, işim gerçekle benim&#8221; demem sizi niçin bu kadar rahatsız ediyor?&#8221; dememe bir kelime, evet bir kelime bile cevap veremiyor baştan ayağa naturalist bir önkabule batmış vaziyette bilimsellik maskesi takıyorsunuz. Ben düşünen bir insanım, felsefe okudum, mantık okudum, iktisat okudum ekonomist oldum sayın  Balbazar, salak değilim. Gidin bu masalları, naturalizmi inanç felsefesi yapanlara anlatın, imanlarını tazelesinler.</p>
<p>Birçok konuda cenahınızın ezberlerinden ayrılıyorsunuz ama nedense iş darwnizme  gelince dört dörtlük dogmatik oluyorsunuz, devam edin böyle, inanın şikayetim yok..</p>
<p>Çünkü darwinistler hakkındaki düşüncelerimin ispatı hükmündesiniz.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Balbazar tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/07/06/dinlerin-evrimi-mi-evrimin-dini-mi/#comment-3090</link>
		<dc:creator>Balbazar</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Aug 2007 14:45:27 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/07/06/dinlerin-evrimi-mi-evrimin-dini-mi/#comment-3090</guid>
		<description>Sirtinizi bir propaganda, baski, ve sindirme makinesine vereceksiniz... Milyonlarca dolarlik butcesi, cemaatleri, yaradilis muzeleri, belediye baskaninin babasinin mali olan metrolari, santaj, tehdit ceteleri, ogretmen sorusturan milli egitim mudurleriyle, paril paril kitaplari, manipulasyon, hedef gosterme, ve yalan haberle dolu medya organlariyla donanmis, ekonomik, politik, ve hukuki gucu olan bir makineye. 100 yildir birseyleri anlamak icin caba gosteren insanlari baski altinda tutan, sindiren, kamuoyunu yaniltmak icin elinden geleni ardina koymayan bir orgutlenmeye...

Kamuoyunun buyuk cogunlugun bahsettiginiz konu hakkinda tamamen kulaktan dolma ve yanlis bilgiyle, kinle, nefretle, onyargiyla doldurulmus oldugunu bileceksiniz. Ve bu guclu makineye sirtinizi dayayip, bizzat o cehalete, o yanilgilara, o hedef gostermelere dayanarak bu cehaleti korukleyecek, nefret edeni daha cok nefret etmeye tesvik edeceksiniz.

Ve ne medyasi, ne silahi, ne parasi, ne hukuki, ne politik gucu olan tek bir birey, tek bir ses cikip yanlis yaptiginizi soylediginde onu dusunce terorizmi ile itham edeceksiniz?

Buna da dusunce fasizmi desek yakisir sanirim. 

Size yanlis bilgi verdiginizin soylenmesini asagilanmak olarak mi algiliyorsunuz? Once kendinize saygi duyun, yanlis bilgi vermeyin, fikirlerinizi yanlis bilgilere dayandirmayin oyleyse. 

"Cenahinizin" propaganda organlarinda hergun tekrarlanan "evrim teorisinin 100 yil once cokertildigi", "hicbir bilim adaminin bu teoriye itibar etmedigi", "ancak din dusmanlarinin bu teoriyi savundugu", "evrim teorisinin canliligin cesitliligini kor tesadufle acikladigi" yalanlarini dogrudan, ya da dolayi olarak tekrarlamayin. Eger gercegin ne oldugunu ariyorsaniz, once gercegin hakkini verin.

Inancinizdan, dusuncelerinizden dolayi baskiya ugradiginizi tekrarlayip dururken, tek bir bireyin dusuncelerinizi elestirmesini bile "ozgur dusunce"nize kasit olarak algilarken, derste evrim kuramindan bahsettigi icin haklarinda sorusturma acilan ogretmenlere, tek tek adlari verilerek turlu iftiralara maruz kalan Turk evrim biyologlarina, Kolorado'da tehdit mektuplari alan biyologlara biraz olsun empati duyun. "Aslinda ben cok demokratimdir, ama inanclarim oyle baski altinda ki, demokratligimi gosterme firsati bulamiyorum" diye bahane uretmeyin. "Cenahinizin" nasil bir toplumsal iktidari, ekonomik ve politik gucu temsil ettigini gormezden gelmeyin.

Ve sirf kendiniz bir cenaha dayanip o cenahin fanatizmini yapiyorsunuz diye, karsinizdakine de cenah yakistirmayin. Siz kendinizi ait hissettiginiz kitleninin linc egilimini hos gostermek, savunmak, ve hatta ortak olmak durumunda oldugunuzu dusunebilirsiniz. Ama karsinizdakinin kendini bir kitleye ait hissetmek, bir kitleye ait hissetse de o kitlenin histerilerini savunmak zorunda oldugunu varsaymayin. Siz sansasyonel, yanli haberciligi, manipulatifligi, hedef gostermeciligi ve kartelciligi ile Hurriyet'ten geri kalir yani olmayan Zaman'i sirf sizin fikirlerinize uygun diye "super entelektuel gazete" olarak goruyor olabilirsiniz. Bu size karsinizdakinin Hurriyet'e sempati duydugunu varsaymak hakki vermiyor. Biyiklari ince diye Fehmi Koru size Ertugrul Ozkok'ten daha sirin gozukuyor olabilir, ben altin yuzuk takiyor diye Ozkok'e daha fazla sempati beslemek zorunda degilim. Bana atfettiginiz cenah'in Hurriyet'e yazdigi yorumlara karsi cok yorum yazdim. Hicbiri yayinlanmadi. Zaman'in yonlendirici haberciligi ve o haberlere 
"sizin cenah"tan yapilmis yorumlara karsi da cok yorum yazdim. Onlarin da hicbiri yayinlanmadi. Belli ki, her iki yayin organi, cenahlarin ezberi disinda konusulmasini, yani sizin deyisinizle "dusunce terorizmi"ni sakincali buluyor demek ki.

Entelektuel namus, Popper'den bahsederken Popper'in ulastigi sonucun ne oldugunu bildirmeyi gerektirir. Entelektuel namus, sirf adinda sosyal ve Darwinizm geciyor diye kendini bilim olarak satan irkci bir toplum muhendisligi projesini, kendisiyle zerre alakasi olmayan dinlerin evrimi kavramiyla ozdeslestirmemeyi gerektirir. Entelektuel namus, bulgularin tamamen yanlis yorumlanmasina dayanan, bizzat Darwin basta olmak uzere evrim biyolojisi geleneginin kendini her zaman uzak tuttugu irkci bir ideolojiyi belden asagiya vurulacak bir propaganda malzemesi olarak kullanmamayi gerektirir. 

Entelektuel namus, nedeni her ne olursa olsun, bir entelektuel tartismayi surdururken koseye sikistiginizda, karsinizdakinin kisiligine saldirmamayi gerektirir.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sirtinizi bir propaganda, baski, ve sindirme makinesine vereceksiniz&#8230; Milyonlarca dolarlik butcesi, cemaatleri, yaradilis muzeleri, belediye baskaninin babasinin mali olan metrolari, santaj, tehdit ceteleri, ogretmen sorusturan milli egitim mudurleriyle, paril paril kitaplari, manipulasyon, hedef gosterme, ve yalan haberle dolu medya organlariyla donanmis, ekonomik, politik, ve hukuki gucu olan bir makineye. 100 yildir birseyleri anlamak icin caba gosteren insanlari baski altinda tutan, sindiren, kamuoyunu yaniltmak icin elinden geleni ardina koymayan bir orgutlenmeye&#8230;</p>
<p>Kamuoyunun buyuk cogunlugun bahsettiginiz konu hakkinda tamamen kulaktan dolma ve yanlis bilgiyle, kinle, nefretle, onyargiyla doldurulmus oldugunu bileceksiniz. Ve bu guclu makineye sirtinizi dayayip, bizzat o cehalete, o yanilgilara, o hedef gostermelere dayanarak bu cehaleti korukleyecek, nefret edeni daha cok nefret etmeye tesvik edeceksiniz.</p>
<p>Ve ne medyasi, ne silahi, ne parasi, ne hukuki, ne politik gucu olan tek bir birey, tek bir ses cikip yanlis yaptiginizi soylediginde onu dusunce terorizmi ile itham edeceksiniz?</p>
<p>Buna da dusunce fasizmi desek yakisir sanirim. </p>
<p>Size yanlis bilgi verdiginizin soylenmesini asagilanmak olarak mi algiliyorsunuz? Once kendinize saygi duyun, yanlis bilgi vermeyin, fikirlerinizi yanlis bilgilere dayandirmayin oyleyse. </p>
<p>&#8220;Cenahinizin&#8221; propaganda organlarinda hergun tekrarlanan &#8220;evrim teorisinin 100 yil once cokertildigi&#8221;, &#8220;hicbir bilim adaminin bu teoriye itibar etmedigi&#8221;, &#8220;ancak din dusmanlarinin bu teoriyi savundugu&#8221;, &#8220;evrim teorisinin canliligin cesitliligini kor tesadufle acikladigi&#8221; yalanlarini dogrudan, ya da dolayi olarak tekrarlamayin. Eger gercegin ne oldugunu ariyorsaniz, once gercegin hakkini verin.</p>
<p>Inancinizdan, dusuncelerinizden dolayi baskiya ugradiginizi tekrarlayip dururken, tek bir bireyin dusuncelerinizi elestirmesini bile &#8220;ozgur dusunce&#8221;nize kasit olarak algilarken, derste evrim kuramindan bahsettigi icin haklarinda sorusturma acilan ogretmenlere, tek tek adlari verilerek turlu iftiralara maruz kalan Turk evrim biyologlarina, Kolorado&#8217;da tehdit mektuplari alan biyologlara biraz olsun empati duyun. &#8220;Aslinda ben cok demokratimdir, ama inanclarim oyle baski altinda ki, demokratligimi gosterme firsati bulamiyorum&#8221; diye bahane uretmeyin. &#8220;Cenahinizin&#8221; nasil bir toplumsal iktidari, ekonomik ve politik gucu temsil ettigini gormezden gelmeyin.</p>
<p>Ve sirf kendiniz bir cenaha dayanip o cenahin fanatizmini yapiyorsunuz diye, karsinizdakine de cenah yakistirmayin. Siz kendinizi ait hissettiginiz kitleninin linc egilimini hos gostermek, savunmak, ve hatta ortak olmak durumunda oldugunuzu dusunebilirsiniz. Ama karsinizdakinin kendini bir kitleye ait hissetmek, bir kitleye ait hissetse de o kitlenin histerilerini savunmak zorunda oldugunu varsaymayin. Siz sansasyonel, yanli haberciligi, manipulatifligi, hedef gostermeciligi ve kartelciligi ile Hurriyet&#8217;ten geri kalir yani olmayan Zaman&#8217;i sirf sizin fikirlerinize uygun diye &#8220;super entelektuel gazete&#8221; olarak goruyor olabilirsiniz. Bu size karsinizdakinin Hurriyet&#8217;e sempati duydugunu varsaymak hakki vermiyor. Biyiklari ince diye Fehmi Koru size Ertugrul Ozkok&#8217;ten daha sirin gozukuyor olabilir, ben altin yuzuk takiyor diye Ozkok&#8217;e daha fazla sempati beslemek zorunda degilim. Bana atfettiginiz cenah&#8217;in Hurriyet&#8217;e yazdigi yorumlara karsi cok yorum yazdim. Hicbiri yayinlanmadi. Zaman&#8217;in yonlendirici haberciligi ve o haberlere<br />
&#8220;sizin cenah&#8221;tan yapilmis yorumlara karsi da cok yorum yazdim. Onlarin da hicbiri yayinlanmadi. Belli ki, her iki yayin organi, cenahlarin ezberi disinda konusulmasini, yani sizin deyisinizle &#8220;dusunce terorizmi&#8221;ni sakincali buluyor demek ki.</p>
<p>Entelektuel namus, Popper&#8217;den bahsederken Popper&#8217;in ulastigi sonucun ne oldugunu bildirmeyi gerektirir. Entelektuel namus, sirf adinda sosyal ve Darwinizm geciyor diye kendini bilim olarak satan irkci bir toplum muhendisligi projesini, kendisiyle zerre alakasi olmayan dinlerin evrimi kavramiyla ozdeslestirmemeyi gerektirir. Entelektuel namus, bulgularin tamamen yanlis yorumlanmasina dayanan, bizzat Darwin basta olmak uzere evrim biyolojisi geleneginin kendini her zaman uzak tuttugu irkci bir ideolojiyi belden asagiya vurulacak bir propaganda malzemesi olarak kullanmamayi gerektirir. </p>
<p>Entelektuel namus, nedeni her ne olursa olsun, bir entelektuel tartismayi surdururken koseye sikistiginizda, karsinizdakinin kisiligine saldirmamayi gerektirir.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Uluğ tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/07/06/dinlerin-evrimi-mi-evrimin-dini-mi/#comment-3086</link>
		<dc:creator>Uluğ</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 26 Aug 2007 08:57:46 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/07/06/dinlerin-evrimi-mi-evrimin-dini-mi/#comment-3086</guid>
		<description>&lt;blockquote&gt;Sizin anlayamadığınz şu: Ben dino-kuş geçişi derken size “bunlar geçiş yapmış olamaz kesinlikle” demedim, “darwinist mekanizmalarla nasıl geçiş yapmış olabilirler, hele bir anlatın” dedim. Arada Toros dağları kadar fark var, umarım bu kez anlayabilirsiniz.&lt;/blockquote&gt;

Suat bey, Mekanizma isteyerek Darvinistlerden çok mu şey istiyoruz acaba? "Mutasyon-yaşayamıyorsan ölürsün" mekanizması neyimize yetmiyor? Biraz dolambaçlı anlatmış olsam da aşağıdaki yorumumu tekrar buraya alayım dedim- Sistem derken canlılardaki bir çok parçadan oluşan görme, duyma, uçuş v.s. sistemlerini düşünebiliriz. Bakınız biyolojik literatür-: 

&lt;strong&gt;3-) Olması zor ihtimallerin zaten her zaman olduğunu söylerler.
Mesela 100 kere yazı/tura denemesi yapsak herhangi bir dizilim elde ederiz. Halbuki bu dizilimin elde edilme ihtimali çok küçüktü. Ama gerçekleşmiştir.

Aslında bu örnekte imkansız bir olay değil, olması kesin olan bir olay gerçekleşmiştir. Böyle bir amaca yönelik yapılan bir deneyde herhangi bir dizilimin elde edilmeme ihtimali zaten yok. Burda süreç basittir(birisi 100 kere bir amaca yönelik olarak yazı tura denemesi yapıyor) ve belli bir dizilim yerine herhangi bir dizilim elde edilmiştir. İhtimal hesapları süreci gözönünde bulundurduğumuzda daha anlamlı olacaktır.
İki parçadan oluşan bir sistem düşünelim. Bu parçalardan birisi herhangi bir dizilimin oluşması gibi kendiliğinden oluşabildiğini varsayalım (mesela herhangi bir protein dizilimi). Aslında bu bir varsayımdır. Gerçekte bu parçanın(protein) oluşması yazı/tura deneyi gibi basit bir sürece dayalı değildir. Aminoasitler doğada oluşabilir mi? Olsa bile aminoasitleri biraraya getirecek ve protein oluşturmalarını sağlayacak diğer şartları bir araya getirecek bir süreç gereklidir. İki parçadan(altsistem) oluşan sistemimizde parçalardan birisinin hazır olduğunu varsaydık. Peki anlamlı bir iş yapan bu sistemin diğer parçası nasıl olacak? Bu ikinci parça, işin yapılabilmesi açısından ilk parçayla uyumlu olmalıdır. Yani herhangi bir dizilim değil artık belli bir dizilimin oluşması gereklidir. İşte düşük olasılık burda devreye girer. İki parçalı bu sistemimizin iş görmesi için başka gereksinimlerin de karşılanması gerekmektedir. Bu iki parça nasıl haberleşecektir? Bu haberleşme mekanizması da kendiliğinden oluşmalıdır. Herhangi bir haberleşme mesajı taşıyan parça işimizi görmez. Bu parça da işimize yara nitelikte özel bir yapıda olmalı. Yani olması gereken yeni bir düşük olasılık daha. Peki bu düşük olasılıkların hepsininde gerçekleşme(aynı anda olması şart değil) ihtimali ne olacaktır? Burda değerlendirme herhangi bir sistem için yapılmıştır. Herhangi bir sistemde dahi ister istemez bir hedef ortaya çıkmaktadır. Belli bir hedefin ihtimal hesabını yapmak(örneğin, belli bir protein dizilimi) evrimcilerin iddia ettiği gibi her zaman anlamsız bir işlem değildir. Hatta canlıların kendiliğinden oluşup oluşamayacağını ve evrimsel bir sürecin yaşanıp yaşanmadığını anlamak açısından değerli bir araçtır.

Ama belli bir amaca yönelik işlem yapıp(yazı/tura örneği, genetik algoritmalar v.s) da ondan sonra amaca ulaştıktan sonra hani imkansızdı demek oldukça uyanıkça bir davranış. Genetik algoritmada sonuca uygun seçimler yapıldığı için algoritma aranılan çözüme doğru -seçilim fonksiyonun nasıl belirlendiğine bağlı olarak- yakınsayabilir(converges). Genetik algoritmaları daha fazla irdelemek gerek. Şimdilik bu kadar yeter. Yazı/Tura deneyini bir önceki paragrafda zaten inceledik.
&lt;/strong&gt;



İhtimal hesapları ile ilgili daha önce yaptığım yorumlarımda temel vurgu darvinizmin bir mekanizmasının olmadığıydı. Darvinizm, Canlı çeşitliliğini açıklayabilecek bir mekanizma önermez. Ya da daha doğru bir ifadeyle önerdiği mekanizma evrimsel bir süreci-ki ben şahsen fosil kayıtlarını aşamalı yaratılış olarak yorumluyorum. Daha önce defalarca belirttim- açıklayamaz. Dayandığı tek şey sadece kör tesadüflerdir. Kör tesadüfün bilimin hiç bir safhasında kabul görmemiştir. Kör tesadüf açıklamalarını kabul etmeyenlere aşağıdaki psikolojik baskılarla Darvinizmi kabul ettirmek çabasındadırlar. Darvinizmin sorgulanmasına kesinlikle tahammülleri yoktur. Darvinizmin psikolojik baskı yöntemleri şunlardır ki bunlar aynı zamanda darvinistler tarafından kullanılan darvinizmin ispat yöntemleridir(Sıkıştıkları zaman genel de son cümleleri bunlardan birisi olur):

1-) Ama aksi durumda yaratılış gibi bir hokus-pokusu kabul etmemiz gerekir. (Sanki darvinizmin kendisi bir hokuspokus değilmiş gibi. Kör tesadüfün bilim olarak kabul edildiği iki teoriden biridir Darvinizm. Diğeri Uluğizmdir. Bu arada Uluğizmin kapsamını genişletmeyi düşünüyorum. Artık ev, gökdelen filan yapımına da başlasam iyi olacak.)
2-) Evrim bir olgudur. sayısız delileri vardır. (ki tartışmalar genelde evrimsel bir konu -mesela canlıların durup dururken niye uçmaya başladığı konusu- üzerine başlamıştır. Darvinist arkadaş burda çuvallamıştır. Durumu kurtarmak için hemen sayısız delil argümanına yapışır.)
3-) Sayısız bilim adamı darvinizmi kabul etmektedir. Bunların hepsi bunu dinsizlik olsun diye mi yapıyor?...God of the Gaps... (Darvinist arkadaş yine kilitlenmiştir. Ve topu yine taça atmıştır. Çünkü canlıların çeşitliliğini açıklayan deterministik bir mekanizma olsa-bulunsa- darvinizmi eleştirenlerin teizmin çökeceğini düşündüklerini sanmaktadır)
4-) Peki siz ne öneriyorsunuz? (Önerinizi-Tasarım/Reverse engineering- yaparsınız. Ama arkadaşın imanı o kadar sağlamdır ki sizi anlamaya bile çalışmaz. Çünkü ona göre aslında deterministik bir süreç öneremeyen ve de modellenemeyen Darvinizmden daha bilimsel bir açıklama yoktur. Modellenememe konusunu da Genetik Algoritmalarla ilgili tartışmalarda ele aldım.)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>Sizin anlayamadığınz şu: Ben dino-kuş geçişi derken size “bunlar geçiş yapmış olamaz kesinlikle” demedim, “darwinist mekanizmalarla nasıl geçiş yapmış olabilirler, hele bir anlatın” dedim. Arada Toros dağları kadar fark var, umarım bu kez anlayabilirsiniz.</p></blockquote>
<p>Suat bey, Mekanizma isteyerek Darvinistlerden çok mu şey istiyoruz acaba? &#8220;Mutasyon-yaşayamıyorsan ölürsün&#8221; mekanizması neyimize yetmiyor? Biraz dolambaçlı anlatmış olsam da aşağıdaki yorumumu tekrar buraya alayım dedim- Sistem derken canlılardaki bir çok parçadan oluşan görme, duyma, uçuş v.s. sistemlerini düşünebiliriz. Bakınız biyolojik literatür-: </p>
<p><strong>3-) Olması zor ihtimallerin zaten her zaman olduğunu söylerler.<br />
Mesela 100 kere yazı/tura denemesi yapsak herhangi bir dizilim elde ederiz. Halbuki bu dizilimin elde edilme ihtimali çok küçüktü. Ama gerçekleşmiştir.</p>
<p>Aslında bu örnekte imkansız bir olay değil, olması kesin olan bir olay gerçekleşmiştir. Böyle bir amaca yönelik yapılan bir deneyde herhangi bir dizilimin elde edilmeme ihtimali zaten yok. Burda süreç basittir(birisi 100 kere bir amaca yönelik olarak yazı tura denemesi yapıyor) ve belli bir dizilim yerine herhangi bir dizilim elde edilmiştir. İhtimal hesapları süreci gözönünde bulundurduğumuzda daha anlamlı olacaktır.<br />
İki parçadan oluşan bir sistem düşünelim. Bu parçalardan birisi herhangi bir dizilimin oluşması gibi kendiliğinden oluşabildiğini varsayalım (mesela herhangi bir protein dizilimi). Aslında bu bir varsayımdır. Gerçekte bu parçanın(protein) oluşması yazı/tura deneyi gibi basit bir sürece dayalı değildir. Aminoasitler doğada oluşabilir mi? Olsa bile aminoasitleri biraraya getirecek ve protein oluşturmalarını sağlayacak diğer şartları bir araya getirecek bir süreç gereklidir. İki parçadan(altsistem) oluşan sistemimizde parçalardan birisinin hazır olduğunu varsaydık. Peki anlamlı bir iş yapan bu sistemin diğer parçası nasıl olacak? Bu ikinci parça, işin yapılabilmesi açısından ilk parçayla uyumlu olmalıdır. Yani herhangi bir dizilim değil artık belli bir dizilimin oluşması gereklidir. İşte düşük olasılık burda devreye girer. İki parçalı bu sistemimizin iş görmesi için başka gereksinimlerin de karşılanması gerekmektedir. Bu iki parça nasıl haberleşecektir? Bu haberleşme mekanizması da kendiliğinden oluşmalıdır. Herhangi bir haberleşme mesajı taşıyan parça işimizi görmez. Bu parça da işimize yara nitelikte özel bir yapıda olmalı. Yani olması gereken yeni bir düşük olasılık daha. Peki bu düşük olasılıkların hepsininde gerçekleşme(aynı anda olması şart değil) ihtimali ne olacaktır? Burda değerlendirme herhangi bir sistem için yapılmıştır. Herhangi bir sistemde dahi ister istemez bir hedef ortaya çıkmaktadır. Belli bir hedefin ihtimal hesabını yapmak(örneğin, belli bir protein dizilimi) evrimcilerin iddia ettiği gibi her zaman anlamsız bir işlem değildir. Hatta canlıların kendiliğinden oluşup oluşamayacağını ve evrimsel bir sürecin yaşanıp yaşanmadığını anlamak açısından değerli bir araçtır.</p>
<p>Ama belli bir amaca yönelik işlem yapıp(yazı/tura örneği, genetik algoritmalar v.s) da ondan sonra amaca ulaştıktan sonra hani imkansızdı demek oldukça uyanıkça bir davranış. Genetik algoritmada sonuca uygun seçimler yapıldığı için algoritma aranılan çözüme doğru -seçilim fonksiyonun nasıl belirlendiğine bağlı olarak- yakınsayabilir(converges). Genetik algoritmaları daha fazla irdelemek gerek. Şimdilik bu kadar yeter. Yazı/Tura deneyini bir önceki paragrafda zaten inceledik.<br />
</strong></p>
<p>İhtimal hesapları ile ilgili daha önce yaptığım yorumlarımda temel vurgu darvinizmin bir mekanizmasının olmadığıydı. Darvinizm, Canlı çeşitliliğini açıklayabilecek bir mekanizma önermez. Ya da daha doğru bir ifadeyle önerdiği mekanizma evrimsel bir süreci-ki ben şahsen fosil kayıtlarını aşamalı yaratılış olarak yorumluyorum. Daha önce defalarca belirttim- açıklayamaz. Dayandığı tek şey sadece kör tesadüflerdir. Kör tesadüfün bilimin hiç bir safhasında kabul görmemiştir. Kör tesadüf açıklamalarını kabul etmeyenlere aşağıdaki psikolojik baskılarla Darvinizmi kabul ettirmek çabasındadırlar. Darvinizmin sorgulanmasına kesinlikle tahammülleri yoktur. Darvinizmin psikolojik baskı yöntemleri şunlardır ki bunlar aynı zamanda darvinistler tarafından kullanılan darvinizmin ispat yöntemleridir(Sıkıştıkları zaman genel de son cümleleri bunlardan birisi olur):</p>
<p>1-) Ama aksi durumda yaratılış gibi bir hokus-pokusu kabul etmemiz gerekir. (Sanki darvinizmin kendisi bir hokuspokus değilmiş gibi. Kör tesadüfün bilim olarak kabul edildiği iki teoriden biridir Darvinizm. Diğeri Uluğizmdir. Bu arada Uluğizmin kapsamını genişletmeyi düşünüyorum. Artık ev, gökdelen filan yapımına da başlasam iyi olacak.)<br />
2-) Evrim bir olgudur. sayısız delileri vardır. (ki tartışmalar genelde evrimsel bir konu -mesela canlıların durup dururken niye uçmaya başladığı konusu- üzerine başlamıştır. Darvinist arkadaş burda çuvallamıştır. Durumu kurtarmak için hemen sayısız delil argümanına yapışır.)<br />
3-) Sayısız bilim adamı darvinizmi kabul etmektedir. Bunların hepsi bunu dinsizlik olsun diye mi yapıyor?&#8230;God of the Gaps&#8230; (Darvinist arkadaş yine kilitlenmiştir. Ve topu yine taça atmıştır. Çünkü canlıların çeşitliliğini açıklayan deterministik bir mekanizma olsa-bulunsa- darvinizmi eleştirenlerin teizmin çökeceğini düşündüklerini sanmaktadır)<br />
4-) Peki siz ne öneriyorsunuz? (Önerinizi-Tasarım/Reverse engineering- yaparsınız. Ama arkadaşın imanı o kadar sağlamdır ki sizi anlamaya bile çalışmaz. Çünkü ona göre aslında deterministik bir süreç öneremeyen ve de modellenemeyen Darvinizmden daha bilimsel bir açıklama yoktur. Modellenememe konusunu da Genetik Algoritmalarla ilgili tartışmalarda ele aldım.)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>T.Suat Demren tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/07/06/dinlerin-evrimi-mi-evrimin-dini-mi/#comment-3085</link>
		<dc:creator>T.Suat Demren</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 26 Aug 2007 07:35:34 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/07/06/dinlerin-evrimi-mi-evrimin-dini-mi/#comment-3085</guid>
		<description>Sayın Balbazar,


&lt;blockquote&gt;Her soruya kafasından cevap uyduran insanlardan değilim, sözkonusu olan bilim olduğunda bunu yapmaya hakkım olmadığını da iyi biliyorum. Onun için, eğer birşey öğrenmek, birşeyi açıklamak, bir şeye inanmak için her sorduğunuz soruya kesin ve ayrıntılı cevaplar arıyorsunuz, üzgünüm, ama bilim doğru kapı değil.
&lt;/blockquote&gt;

Bunu söylediğiniz iyi oldu. Buralara sık sık uğrayan Sawyer, Freedom, bir zamanlar Keskin vb gibilerine de söylerseniz makbule gereçer.

&lt;blockquote&gt;Bilim, eğer herşeyi ayrıntısıyla açıklayabilseydi pratik olarak bu kadar güçlü ve entelektüel açıdan bu kadar tatmin edici olmazdı.&lt;/blockquote&gt;

Ditto

&lt;blockquote&gt;Kuşların kanadı konusunun ayrıntısını bilmiyorum. Bildiğim, herşeyden önce kuşların evrimsel kökeninin tartışmalı olduğu. Dinozorların bir kolu olduklarına dair güçlü paleantolojik deliller var, ama genel kabul görmesi için yeterli değil. Nitekim, dinozorlardan daha önce sürüngenlerden ayrıldıklarını iddia edenler de var. Uçuş konusundaysa evrimin fonksiyonel yönü (önce hızlı koşarak mı, yüksekten atlamaya başlayarak mı gibi) başta olmak üzere birçok konuda da tartışma var. Mevcut paleontolojik ve genetik deliller mevcut modellerden birini ya da ötekini destekliyorsa da eldeki veriler ayrıntılı ve genelgeçer bir model oluşturmak için yeterli değil.&lt;/blockquote&gt;

Aynen. Bunu da Sawyer vb.lerine iletiverin bi zahmet. Çünkü bir çok yerde "bu iş bitti, kanıtlandı, inanmayın siz geri kafalılar, hebele hübele" tarzı yorumlarda bulunuyorlar.

&lt;blockquote&gt;Peki siz şu soruya cevap verebilir misiniz: Sizin şu devrimci Akıllı Tasarım, kuşlar, yarasalar ve böceklerin kanatları arasındaki fonksiyonel benzerliklere karşın gözlenen anatomik ve genetik farklılıkları açıklayabilir mi? Her üç grubun içindeki ve birbirleriyle olan benzerlik ve farklılıkların tutarlılığını açıklayabilir mi?&lt;/blockquote&gt;

Açıklanması istenen ne? Bu farklılık ya da benzerliklerin muhakkak naturalist bir türeme lehine yorumlanması mı gerekiyor? Neden bir türeme varsa "evet, var" yoksa "hayır yok" demek entelektüel namus açısından tutarlı dahası gerekli  olmuyor?

&lt;blockquote&gt;Merak ediyorum, şu kendi kendini küçük düşürmekten başka bir işe yaramayan “God of the gaps” yaklaşımından ne zaman kurtulacaksınız? Birgün, dün açıklanamaz dediğiniz şey bugün açıklandığında yüzünüz kızaracak mı? Yoksa yeni açıklanamazların peşine mi düşeceksiniz?&lt;/blockquote&gt;

Buna ancak gülerim kusura bakmayın. Darwinist evrimin gerçekleşmiş olmasının bile teizme/İslam'a zerre kadar zarar vermeyeceğini düşünen beni bu "God of the gaps" yaklaşımı ile suçluyorsunuz? Bu nasıl perhiz, lahana turşusu ikilemidir? Benim işim "gerçekle" Bu gerçeklik arayışımdaki önkabulsüzlük mü sizi rahatsız eden? Materyalistleri anlıyorum, evrime mecburlar da,  "evrimse evrim, yoksa yok, işim gerçekle benim" demem  sizi niçin bu kadar rahatsız ediyor?

&lt;blockquote&gt;Evrim olgusunu Tokyo şehrinin varlığı kadar gerçek kılan sayısız delil var Tarık Bey, üzgünüm. Siz önkabul dediniz diye önkabul olmuyor, siz din dediniz diye din de olmuyor. İnsanlar çatır çatır araştırıyor, daha çok şey öğreniyor, daha çok bilgi ediniyorlar.&lt;/blockquote&gt;

Heheh.. Geri geldi kurt adam, dolunay çıktı galiba, hoşgeldiniz. :-)

Evrimin olgusallığı ile -ki bu bile çok tartışmalıdır, türler belli aşamalarla daha kompleks formlarda aniden belirirler, bu anlamda aşamalı bir yaratılış iddiası tutarlıdır- darwinist evrimin olgusallıktan yoksun kanıtımsılarını bir tutmuyorsunuz umarım. Kaldı ki AT içinde de evrimi kabul edip darwinist mekanizmaları reddedenler var.

Sizin anlayamadığınz şu: Ben dino-kuş geçişi derken size "bunlar geçiş yapmış olamaz kesinlikle" demedim, "darwinist mekanizmalarla nasıl geçiş yapmış olabilirler, hele bir anlatın" dedim. Arada Toros dağları kadar fark var, umarım bu kez anlayabilirsiniz.

&lt;blockquote&gt;Not 1: “Dışarıdan” bakmakta nesnel ve bilimsel olmayan nedir? Sizin tarafınızı tutmamak nesnel olmamak anlamına mı gelir?&lt;/blockquote&gt;

Hayır, değil. Bizim işimiz verileri çarpıtıp naturalist önkabuller lehine yorumlayanlara karşı çıkmak. Darwinistler bunu yapıyor, biz de karşı çıkıyorz. Etki-tepki meselesi.

&lt;blockquote&gt;Not 2: Sizin fikirlerinizi şekillendirmenize ve ifadenize karşı hiçbir yaptırım gücü bulunmayan birinin fikirlerinizi ve bunları ifade ediş biçiminizi eleştirmesini “özgür düşüncenize” kast olarak algılamak yahut lanse etmek ne biçim bir paranoyadır, mazlum edebiyatıdır, üste çıkmadır?
&lt;/blockquote&gt;

Elbette benim ellerimi bağlayacak haliniz yok. Burada ve diğer başlıklarda yaptığınız yorumlar  "aşağılayıcı" ve "biz doğruyuz, siz yanlış, biz gerçekçiyiz, siz saptırmacı" tipi cümleleriniz  yaygın ezberlerin aleyhinde söylenen şeyleri hazmedemediğinizi gösteriyor. (Bkz, evrim-naturalizm ilişkisi üzerine tartışmalarımız.)  Düşünce teröristliği illa hapse atmakla olmaz.

&lt;blockquote&gt;Not 3: Dinlerin evrimi kavramı ile sosyal Darwinizm arasında bağlantı kurmayı başarmış olmanızı, “sosyal” sözcüğüne mi borçluyuz? Sosyal Darwinizm’in ne olduğundan gerçekten haberdar mısınız? Haberdarsanız, evrim kuramına karşı ucuz Sosyal Darwinizm demagojisini kullanırken, kendinizi “Islamic terror” sözünü İslamic’in üstüne basa basa kullanmaktan özel bir haz duyan batı sağcıları gibi hissediyor musunuz?&lt;/blockquote&gt;

Bunu ben mi başardım, darwinistler mi? Evet, Sosyal darwinizm ucuzluktur, bunu sizin ağzınızdan duymak güzel.:-) Başka darwinistlere bu başlığı okutacağım. Bir biyolojik teori olan darwinizmi iktisattan, dine kadar her şeye sokan naturalistlerin bundan sonra bari akılları başına gelir umarım.

&lt;blockquote&gt;Not 4: Hep sizin gibi düşünenlerle al gülüm ver gülüm birbirinizi onaylarken, birinin ezbere tekrarladığınızın dışında, farklı şeyler söylemesi karşısında her zaman “olgun değilsin”, “ikirciklisin”, “entelektüel namusun yok” gibi kişisel saldırılara mı sığınırsınız?&lt;/blockquote&gt;

Al gülüm ver gülüm mü? Peki sizinle niçin konuşuyorum şu an? 

İkircikli davrananlara, farklı düşünceye, yaygın ezberlere karşı çıkanlara tahammülsüz ve aşağılayıcı bakanlara,"olgun değilsin" olaylara göre bakışlarını değiştirenlere "ikircikli", nesnel verileri olduğu gibi kabullenmek ve yorumlamak yerine dogmatik önkabullerini her fırsatta dile getiren birisine "entelektuel namus eksikligi" tanımlaması yapmak bir saldırı değil, hakkı teslimdir.

Selamlar.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sayın Balbazar,</p>
<blockquote><p>Her soruya kafasından cevap uyduran insanlardan değilim, sözkonusu olan bilim olduğunda bunu yapmaya hakkım olmadığını da iyi biliyorum. Onun için, eğer birşey öğrenmek, birşeyi açıklamak, bir şeye inanmak için her sorduğunuz soruya kesin ve ayrıntılı cevaplar arıyorsunuz, üzgünüm, ama bilim doğru kapı değil.
</p></blockquote>
<p>Bunu söylediğiniz iyi oldu. Buralara sık sık uğrayan Sawyer, Freedom, bir zamanlar Keskin vb gibilerine de söylerseniz makbule gereçer.</p>
<blockquote><p>Bilim, eğer herşeyi ayrıntısıyla açıklayabilseydi pratik olarak bu kadar güçlü ve entelektüel açıdan bu kadar tatmin edici olmazdı.</p></blockquote>
<p>Ditto</p>
<blockquote><p>Kuşların kanadı konusunun ayrıntısını bilmiyorum. Bildiğim, herşeyden önce kuşların evrimsel kökeninin tartışmalı olduğu. Dinozorların bir kolu olduklarına dair güçlü paleantolojik deliller var, ama genel kabul görmesi için yeterli değil. Nitekim, dinozorlardan daha önce sürüngenlerden ayrıldıklarını iddia edenler de var. Uçuş konusundaysa evrimin fonksiyonel yönü (önce hızlı koşarak mı, yüksekten atlamaya başlayarak mı gibi) başta olmak üzere birçok konuda da tartışma var. Mevcut paleontolojik ve genetik deliller mevcut modellerden birini ya da ötekini destekliyorsa da eldeki veriler ayrıntılı ve genelgeçer bir model oluşturmak için yeterli değil.</p></blockquote>
<p>Aynen. Bunu da Sawyer vb.lerine iletiverin bi zahmet. Çünkü bir çok yerde &#8220;bu iş bitti, kanıtlandı, inanmayın siz geri kafalılar, hebele hübele&#8221; tarzı yorumlarda bulunuyorlar.</p>
<blockquote><p>Peki siz şu soruya cevap verebilir misiniz: Sizin şu devrimci Akıllı Tasarım, kuşlar, yarasalar ve böceklerin kanatları arasındaki fonksiyonel benzerliklere karşın gözlenen anatomik ve genetik farklılıkları açıklayabilir mi? Her üç grubun içindeki ve birbirleriyle olan benzerlik ve farklılıkların tutarlılığını açıklayabilir mi?</p></blockquote>
<p>Açıklanması istenen ne? Bu farklılık ya da benzerliklerin muhakkak naturalist bir türeme lehine yorumlanması mı gerekiyor? Neden bir türeme varsa &#8220;evet, var&#8221; yoksa &#8220;hayır yok&#8221; demek entelektüel namus açısından tutarlı dahası gerekli  olmuyor?</p>
<blockquote><p>Merak ediyorum, şu kendi kendini küçük düşürmekten başka bir işe yaramayan “God of the gaps” yaklaşımından ne zaman kurtulacaksınız? Birgün, dün açıklanamaz dediğiniz şey bugün açıklandığında yüzünüz kızaracak mı? Yoksa yeni açıklanamazların peşine mi düşeceksiniz?</p></blockquote>
<p>Buna ancak gülerim kusura bakmayın. Darwinist evrimin gerçekleşmiş olmasının bile teizme/İslam&#8217;a zerre kadar zarar vermeyeceğini düşünen beni bu &#8220;God of the gaps&#8221; yaklaşımı ile suçluyorsunuz? Bu nasıl perhiz, lahana turşusu ikilemidir? Benim işim &#8220;gerçekle&#8221; Bu gerçeklik arayışımdaki önkabulsüzlük mü sizi rahatsız eden? Materyalistleri anlıyorum, evrime mecburlar da,  &#8220;evrimse evrim, yoksa yok, işim gerçekle benim&#8221; demem  sizi niçin bu kadar rahatsız ediyor?</p>
<blockquote><p>Evrim olgusunu Tokyo şehrinin varlığı kadar gerçek kılan sayısız delil var Tarık Bey, üzgünüm. Siz önkabul dediniz diye önkabul olmuyor, siz din dediniz diye din de olmuyor. İnsanlar çatır çatır araştırıyor, daha çok şey öğreniyor, daha çok bilgi ediniyorlar.</p></blockquote>
<p>Heheh.. Geri geldi kurt adam, dolunay çıktı galiba, hoşgeldiniz. :-)</p>
<p>Evrimin olgusallığı ile -ki bu bile çok tartışmalıdır, türler belli aşamalarla daha kompleks formlarda aniden belirirler, bu anlamda aşamalı bir yaratılış iddiası tutarlıdır- darwinist evrimin olgusallıktan yoksun kanıtımsılarını bir tutmuyorsunuz umarım. Kaldı ki AT içinde de evrimi kabul edip darwinist mekanizmaları reddedenler var.</p>
<p>Sizin anlayamadığınz şu: Ben dino-kuş geçişi derken size &#8220;bunlar geçiş yapmış olamaz kesinlikle&#8221; demedim, &#8220;darwinist mekanizmalarla nasıl geçiş yapmış olabilirler, hele bir anlatın&#8221; dedim. Arada Toros dağları kadar fark var, umarım bu kez anlayabilirsiniz.</p>
<blockquote><p>Not 1: “Dışarıdan” bakmakta nesnel ve bilimsel olmayan nedir? Sizin tarafınızı tutmamak nesnel olmamak anlamına mı gelir?</p></blockquote>
<p>Hayır, değil. Bizim işimiz verileri çarpıtıp naturalist önkabuller lehine yorumlayanlara karşı çıkmak. Darwinistler bunu yapıyor, biz de karşı çıkıyorz. Etki-tepki meselesi.</p>
<blockquote><p>Not 2: Sizin fikirlerinizi şekillendirmenize ve ifadenize karşı hiçbir yaptırım gücü bulunmayan birinin fikirlerinizi ve bunları ifade ediş biçiminizi eleştirmesini “özgür düşüncenize” kast olarak algılamak yahut lanse etmek ne biçim bir paranoyadır, mazlum edebiyatıdır, üste çıkmadır?
</p></blockquote>
<p>Elbette benim ellerimi bağlayacak haliniz yok. Burada ve diğer başlıklarda yaptığınız yorumlar  &#8220;aşağılayıcı&#8221; ve &#8220;biz doğruyuz, siz yanlış, biz gerçekçiyiz, siz saptırmacı&#8221; tipi cümleleriniz  yaygın ezberlerin aleyhinde söylenen şeyleri hazmedemediğinizi gösteriyor. (Bkz, evrim-naturalizm ilişkisi üzerine tartışmalarımız.)  Düşünce teröristliği illa hapse atmakla olmaz.</p>
<blockquote><p>Not 3: Dinlerin evrimi kavramı ile sosyal Darwinizm arasında bağlantı kurmayı başarmış olmanızı, “sosyal” sözcüğüne mi borçluyuz? Sosyal Darwinizm’in ne olduğundan gerçekten haberdar mısınız? Haberdarsanız, evrim kuramına karşı ucuz Sosyal Darwinizm demagojisini kullanırken, kendinizi “Islamic terror” sözünü İslamic’in üstüne basa basa kullanmaktan özel bir haz duyan batı sağcıları gibi hissediyor musunuz?</p></blockquote>
<p>Bunu ben mi başardım, darwinistler mi? Evet, Sosyal darwinizm ucuzluktur, bunu sizin ağzınızdan duymak güzel.:-) Başka darwinistlere bu başlığı okutacağım. Bir biyolojik teori olan darwinizmi iktisattan, dine kadar her şeye sokan naturalistlerin bundan sonra bari akılları başına gelir umarım.</p>
<blockquote><p>Not 4: Hep sizin gibi düşünenlerle al gülüm ver gülüm birbirinizi onaylarken, birinin ezbere tekrarladığınızın dışında, farklı şeyler söylemesi karşısında her zaman “olgun değilsin”, “ikirciklisin”, “entelektüel namusun yok” gibi kişisel saldırılara mı sığınırsınız?</p></blockquote>
<p>Al gülüm ver gülüm mü? Peki sizinle niçin konuşuyorum şu an? </p>
<p>İkircikli davrananlara, farklı düşünceye, yaygın ezberlere karşı çıkanlara tahammülsüz ve aşağılayıcı bakanlara,&#8221;olgun değilsin&#8221; olaylara göre bakışlarını değiştirenlere &#8220;ikircikli&#8221;, nesnel verileri olduğu gibi kabullenmek ve yorumlamak yerine dogmatik önkabullerini her fırsatta dile getiren birisine &#8220;entelektuel namus eksikligi&#8221; tanımlaması yapmak bir saldırı değil, hakkı teslimdir.</p>
<p>Selamlar.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>ahmet tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/07/06/dinlerin-evrimi-mi-evrimin-dini-mi/#comment-3084</link>
		<dc:creator>ahmet</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 26 Aug 2007 06:55:47 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/07/06/dinlerin-evrimi-mi-evrimin-dini-mi/#comment-3084</guid>
		<description>Bilimin geldiği nokta ortada.İslam olanca haşmeti ile ortada neyin tartışması Allah aşkına.Evrimin ideolojik olduğu gün gibi ortya çıktı.Neresi bilimsel.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Bilimin geldiği nokta ortada.İslam olanca haşmeti ile ortada neyin tartışması Allah aşkına.Evrimin ideolojik olduğu gün gibi ortya çıktı.Neresi bilimsel.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Balbazar tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/07/06/dinlerin-evrimi-mi-evrimin-dini-mi/#comment-3083</link>
		<dc:creator>Balbazar</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 26 Aug 2007 05:39:05 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/07/06/dinlerin-evrimi-mi-evrimin-dini-mi/#comment-3083</guid>
		<description>Her soruya kafasından cevap uyduran insanlardan değilim, sözkonusu olan bilim olduğunda bunu yapmaya hakkım olmadığını da iyi biliyorum. Onun için, eğer birşey öğrenmek, birşeyi açıklamak, bir şeye inanmak için her sorduğunuz soruya kesin ve ayrıntılı cevaplar arıyorsunuz, üzgünüm, ama bilim doğru kapı değil.

Bilim, eğer herşeyi ayrıntısıyla açıklayabilseydi pratik olarak bu kadar güçlü ve entelektüel açıdan bu kadar tatmin edici olmazdı.

Kuşların kanadı konusunun ayrıntısını bilmiyorum. Bildiğim, herşeyden önce kuşların evrimsel kökeninin tartışmalı olduğu. Dinozorların bir kolu olduklarına dair güçlü paleantolojik deliller var, ama genel kabul görmesi için yeterli değil. Nitekim, dinozorlardan daha önce sürüngenlerden ayrıldıklarını iddia edenler de var. Uçuş konusundaysa evrimin fonksiyonel yönü (önce hızlı koşarak mı, yüksekten atlamaya başlayarak mı gibi) başta olmak üzere birçok konuda da tartışma var. Mevcut paleontolojik ve genetik deliller mevcut modellerden birini ya da ötekini destekliyorsa da eldeki veriler ayrıntılı ve genelgeçer bir model oluşturmak için yeterli değil.

Bildiğimiz, bugün yeni geliştirien veri toplama tekniklerinin gelişim biyolojisi ve gen regülasyonu konusunda çok hızlı gelişmelere yol açmasının beklendiği. Bildiğimiz, gen regülasyonunun karmaşık mekanizması ve bunun gelişimdeki etkisinin sonucunda genotipteki çok küçük değişimlerin fenotipte çok önemli farklılıklara yol açtığı. Onun için, insanlar bu konuda nereye bakmaları gerektiğini biliyorlar. Önemli olan da bu, soruların sorulması, eldeki modelin cevaplara giden yolu göstermesi, ve en önemlisi birden fazla fikir, birden fazla tartışma olması. Bunlar bilimin ve evrim kuramının handikapı değil, gücünün kaynağı.

Peki siz şu soruya cevap verebilir misiniz: Sizin şu devrimci Akıllı Tasarım, kuşlar, yarasalar ve böceklerin kanatları arasındaki fonksiyonel benzerliklere karşın gözlenen anatomik ve genetik farklılıkları açıklayabilir mi? Her üç grubun içindeki ve birbirleriyle olan benzerlik ve farklılıkların tutarlılığını açıklayabilir mi? En azından buna çaba gösterebilir mi? Yoksa, sizin yaptığınız, ve yüzyıldır kendi geleneğinin yaptığı gibi "hadi evrimciler şunu da açıklayın" deyip, kendisi sadece açık aramaya, kamuoyunu yanıltıcı propaganda yapmaya devam mı eder?

Merak ediyorum, şu kendi kendini küçük düşürmekten başka bir işe yaramayan "God of the gaps" yaklaşımından ne zaman kurtulacaksınız? Birgün, dün açıklanamaz dediğiniz şey bugün açıklandığında yüzünüz kızaracak mı? Yoksa yeni açıklanamazların peşine mi düşeceksiniz? 

Evrim olgusunu Tokyo şehrinin varlığı kadar gerçek kılan sayısız delil var Tarık Bey, üzgünüm. Siz önkabul dediniz diye önkabul olmuyor, siz din dediniz diye din de olmuyor. İnsanlar çatır çatır araştırıyor, daha çok şey öğreniyor, daha çok bilgi ediniyorlar. Ve evrim bütün delilleriyle Tokyo şehri kadar gerçek bir olgu olarak karşınızda duruyor (sizin büyük bilim adamı bile bunun inkar edilemez olduğunu söylüyor). Siz inancınızı kuş kanadına bağlayıp, gerçekleri inkar etmeye devam edin.

Not 1: "Dışarıdan" bakmakta nesnel ve bilimsel olmayan nedir? Sizin tarafınızı tutmamak nesnel olmamak anlamına mı gelir?

Not 2: Sizin fikirlerinizi şekillendirmenize ve ifadenize karşı hiçbir yaptırım gücü bulunmayan birinin fikirlerinizi ve bunları ifade ediş biçiminizi eleştirmesini "özgür düşüncenize" kast olarak algılamak yahut lanse etmek ne biçim bir paranoyadır, mazlum edebiyatıdır, üste çıkmadır?

Not 3: Dinlerin evrimi kavramı ile sosyal Darwinizm arasında bağlantı kurmayı başarmış olmanızı, "sosyal" sözcüğüne mi borçluyuz? Sosyal Darwinizm'in ne olduğundan gerçekten haberdar mısınız? Haberdarsanız, evrim kuramına karşı ucuz Sosyal Darwinizm demagojisini kullanırken, kendinizi "Islamic terror" sözünü İslamic'in üstüne basa basa kullanmaktan özel bir haz duyan batı sağcıları gibi hissediyor musunuz?

Not 4: Hep sizin gibi düşünenlerle al gülüm ver gülüm birbirinizi onaylarken, birinin ezbere tekrarladığınızın dışında, farklı şeyler söylemesi karşısında her zaman "olgun değilsin", "ikirciklisin", "entelektüel namusun yok" gibi kişisel saldırılara mı sığınırsınız?</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Her soruya kafasından cevap uyduran insanlardan değilim, sözkonusu olan bilim olduğunda bunu yapmaya hakkım olmadığını da iyi biliyorum. Onun için, eğer birşey öğrenmek, birşeyi açıklamak, bir şeye inanmak için her sorduğunuz soruya kesin ve ayrıntılı cevaplar arıyorsunuz, üzgünüm, ama bilim doğru kapı değil.</p>
<p>Bilim, eğer herşeyi ayrıntısıyla açıklayabilseydi pratik olarak bu kadar güçlü ve entelektüel açıdan bu kadar tatmin edici olmazdı.</p>
<p>Kuşların kanadı konusunun ayrıntısını bilmiyorum. Bildiğim, herşeyden önce kuşların evrimsel kökeninin tartışmalı olduğu. Dinozorların bir kolu olduklarına dair güçlü paleantolojik deliller var, ama genel kabul görmesi için yeterli değil. Nitekim, dinozorlardan daha önce sürüngenlerden ayrıldıklarını iddia edenler de var. Uçuş konusundaysa evrimin fonksiyonel yönü (önce hızlı koşarak mı, yüksekten atlamaya başlayarak mı gibi) başta olmak üzere birçok konuda da tartışma var. Mevcut paleontolojik ve genetik deliller mevcut modellerden birini ya da ötekini destekliyorsa da eldeki veriler ayrıntılı ve genelgeçer bir model oluşturmak için yeterli değil.</p>
<p>Bildiğimiz, bugün yeni geliştirien veri toplama tekniklerinin gelişim biyolojisi ve gen regülasyonu konusunda çok hızlı gelişmelere yol açmasının beklendiği. Bildiğimiz, gen regülasyonunun karmaşık mekanizması ve bunun gelişimdeki etkisinin sonucunda genotipteki çok küçük değişimlerin fenotipte çok önemli farklılıklara yol açtığı. Onun için, insanlar bu konuda nereye bakmaları gerektiğini biliyorlar. Önemli olan da bu, soruların sorulması, eldeki modelin cevaplara giden yolu göstermesi, ve en önemlisi birden fazla fikir, birden fazla tartışma olması. Bunlar bilimin ve evrim kuramının handikapı değil, gücünün kaynağı.</p>
<p>Peki siz şu soruya cevap verebilir misiniz: Sizin şu devrimci Akıllı Tasarım, kuşlar, yarasalar ve böceklerin kanatları arasındaki fonksiyonel benzerliklere karşın gözlenen anatomik ve genetik farklılıkları açıklayabilir mi? Her üç grubun içindeki ve birbirleriyle olan benzerlik ve farklılıkların tutarlılığını açıklayabilir mi? En azından buna çaba gösterebilir mi? Yoksa, sizin yaptığınız, ve yüzyıldır kendi geleneğinin yaptığı gibi &#8220;hadi evrimciler şunu da açıklayın&#8221; deyip, kendisi sadece açık aramaya, kamuoyunu yanıltıcı propaganda yapmaya devam mı eder?</p>
<p>Merak ediyorum, şu kendi kendini küçük düşürmekten başka bir işe yaramayan &#8220;God of the gaps&#8221; yaklaşımından ne zaman kurtulacaksınız? Birgün, dün açıklanamaz dediğiniz şey bugün açıklandığında yüzünüz kızaracak mı? Yoksa yeni açıklanamazların peşine mi düşeceksiniz? </p>
<p>Evrim olgusunu Tokyo şehrinin varlığı kadar gerçek kılan sayısız delil var Tarık Bey, üzgünüm. Siz önkabul dediniz diye önkabul olmuyor, siz din dediniz diye din de olmuyor. İnsanlar çatır çatır araştırıyor, daha çok şey öğreniyor, daha çok bilgi ediniyorlar. Ve evrim bütün delilleriyle Tokyo şehri kadar gerçek bir olgu olarak karşınızda duruyor (sizin büyük bilim adamı bile bunun inkar edilemez olduğunu söylüyor). Siz inancınızı kuş kanadına bağlayıp, gerçekleri inkar etmeye devam edin.</p>
<p>Not 1: &#8220;Dışarıdan&#8221; bakmakta nesnel ve bilimsel olmayan nedir? Sizin tarafınızı tutmamak nesnel olmamak anlamına mı gelir?</p>
<p>Not 2: Sizin fikirlerinizi şekillendirmenize ve ifadenize karşı hiçbir yaptırım gücü bulunmayan birinin fikirlerinizi ve bunları ifade ediş biçiminizi eleştirmesini &#8220;özgür düşüncenize&#8221; kast olarak algılamak yahut lanse etmek ne biçim bir paranoyadır, mazlum edebiyatıdır, üste çıkmadır?</p>
<p>Not 3: Dinlerin evrimi kavramı ile sosyal Darwinizm arasında bağlantı kurmayı başarmış olmanızı, &#8220;sosyal&#8221; sözcüğüne mi borçluyuz? Sosyal Darwinizm&#8217;in ne olduğundan gerçekten haberdar mısınız? Haberdarsanız, evrim kuramına karşı ucuz Sosyal Darwinizm demagojisini kullanırken, kendinizi &#8220;Islamic terror&#8221; sözünü İslamic&#8217;in üstüne basa basa kullanmaktan özel bir haz duyan batı sağcıları gibi hissediyor musunuz?</p>
<p>Not 4: Hep sizin gibi düşünenlerle al gülüm ver gülüm birbirinizi onaylarken, birinin ezbere tekrarladığınızın dışında, farklı şeyler söylemesi karşısında her zaman &#8220;olgun değilsin&#8221;, &#8220;ikirciklisin&#8221;, &#8220;entelektüel namusun yok&#8221; gibi kişisel saldırılara mı sığınırsınız?</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>T. Suat Demren tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/07/06/dinlerin-evrimi-mi-evrimin-dini-mi/#comment-3074</link>
		<dc:creator>T. Suat Demren</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 25 Aug 2007 13:40:03 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/07/06/dinlerin-evrimi-mi-evrimin-dini-mi/#comment-3074</guid>
		<description>Sayın Balbazar,

Ben sorulardan kaçmam siz gibi değilim. (hatırlarsanız bize hala dinoların önkollarının kanatlara nasıl dönüştüğünü anlatacaktınız, aylar oldu bekliyoruz.)

İnançların ispatı olmaz ki haklılığı batıllığı hakkında nesnel verilerle ispatı olsun.

Ama destekleyici verilerle  yorumlanabilir, bunda bir mahzur yok. Fakat bilimsel olmaz. Ayrıca verielerin değişkenliğini, buna karşın inancın değişmezliğini de göz önüne almalıdır yorum sahibi.

Ama nesnel veriler kanıtlanmış gibi sunulan ama aslen bir dogmatik olan inancın  (mesela sosyal darwinizmin dinlerin evrimi inancı gibi) sağlamasını yapabilir, onun iddialarını sorgulayabilir.

Tıpkı benim bu yazıda yaptığım gibi.

Bakın yazımın sonunda verilerle inanç desteğine ilişkin olarak demişim:
&lt;blockquote&gt;Bu yaklaşım her ne kadar bulgularla desteklense de nihayetinde a priori kabule dayanır; ve adı üstünde bu bir inançtır. Müslümanlar ya da diğer inanç sahipleri bunun bir “inanç” olduğunu kabul ederler. Bu teolojik olarak da kendi inanç sistemleri içinde tutarlı bir bakıştır.

Fakat yukarıda da bahsettiğim nedenlerle dinlerin evrimi gibi bir düşünce de inançtır. Eldeki bulgular her ne kadar çoğunlukla aksini gösterse de, yine de bu düşünce lehine yorumlanabilir. Fakat bu yorum da -tıpkı İlahi köken yaklaşımında da olduğu gibi- önkabule dayanır, mevcut bilimsellik kriterlerine göre de bilimsel bir bakış değildir.

O halde “dinlerin evrimi” gibi bir yaklaşımı, bilimsel gerçeklik gibi sunmaya çabalayan bazı materyalistlerin daha dikkatli konuşması gerekiyor.&lt;/blockquote&gt;
Selamlar.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sayın Balbazar,</p>
<p>Ben sorulardan kaçmam siz gibi değilim. (hatırlarsanız bize hala dinoların önkollarının kanatlara nasıl dönüştüğünü anlatacaktınız, aylar oldu bekliyoruz.)</p>
<p>İnançların ispatı olmaz ki haklılığı batıllığı hakkında nesnel verilerle ispatı olsun.</p>
<p>Ama destekleyici verilerle  yorumlanabilir, bunda bir mahzur yok. Fakat bilimsel olmaz. Ayrıca verielerin değişkenliğini, buna karşın inancın değişmezliğini de göz önüne almalıdır yorum sahibi.</p>
<p>Ama nesnel veriler kanıtlanmış gibi sunulan ama aslen bir dogmatik olan inancın  (mesela sosyal darwinizmin dinlerin evrimi inancı gibi) sağlamasını yapabilir, onun iddialarını sorgulayabilir.</p>
<p>Tıpkı benim bu yazıda yaptığım gibi.</p>
<p>Bakın yazımın sonunda verilerle inanç desteğine ilişkin olarak demişim:</p>
<blockquote><p>Bu yaklaşım her ne kadar bulgularla desteklense de nihayetinde a priori kabule dayanır; ve adı üstünde bu bir inançtır. Müslümanlar ya da diğer inanç sahipleri bunun bir “inanç” olduğunu kabul ederler. Bu teolojik olarak da kendi inanç sistemleri içinde tutarlı bir bakıştır.</p>
<p>Fakat yukarıda da bahsettiğim nedenlerle dinlerin evrimi gibi bir düşünce de inançtır. Eldeki bulgular her ne kadar çoğunlukla aksini gösterse de, yine de bu düşünce lehine yorumlanabilir. Fakat bu yorum da -tıpkı İlahi köken yaklaşımında da olduğu gibi- önkabule dayanır, mevcut bilimsellik kriterlerine göre de bilimsel bir bakış değildir.</p>
<p>O halde “dinlerin evrimi” gibi bir yaklaşımı, bilimsel gerçeklik gibi sunmaya çabalayan bazı materyalistlerin daha dikkatli konuşması gerekiyor.</p></blockquote>
<p>Selamlar.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Balbazar tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/07/06/dinlerin-evrimi-mi-evrimin-dini-mi/#comment-3068</link>
		<dc:creator>Balbazar</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 25 Aug 2007 06:21:00 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/07/06/dinlerin-evrimi-mi-evrimin-dini-mi/#comment-3068</guid>
		<description>Biyoloji derslerinde "Tanrı yanılgısı" öğretilmiyor, evrim biyolojisi dergilerinde de Tanrı'ya ilişkin tek bir ifade yok. Yıllardır evrim kuramı konusunda bilimsel literatür okudum, bilimsel toplantılara katıldım, olumlu ya da olumsuz dinden bahseden duymadım.

Ama sizin yazılarınızı, Akyol'un sitesini vs.  okuyan ve konu hakkında yeterli bilgisi olmayan herkesin edineceği fikir aynı: Bütün evrim biyologları, evrim olgusunu kabul eden herkes kafir ve din düşmanı.

Entelektüel namus, önce dürüst olmayı gerektirir, gerçekleri sizin görmek istediğiniz biçimiyle yansıtmayı değil. 

Tekrar soruyorum, kaçmayıp yanıtlarsanız sevinirim: Nesnel bulgulara dayanarak hangi inancın batıl, hangisinin hak olduğunu konusunda yorum yapmak mümkün müdür? Böyle bir yorum bilimsel midir?</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Biyoloji derslerinde &#8220;Tanrı yanılgısı&#8221; öğretilmiyor, evrim biyolojisi dergilerinde de Tanrı&#8217;ya ilişkin tek bir ifade yok. Yıllardır evrim kuramı konusunda bilimsel literatür okudum, bilimsel toplantılara katıldım, olumlu ya da olumsuz dinden bahseden duymadım.</p>
<p>Ama sizin yazılarınızı, Akyol&#8217;un sitesini vs.  okuyan ve konu hakkında yeterli bilgisi olmayan herkesin edineceği fikir aynı: Bütün evrim biyologları, evrim olgusunu kabul eden herkes kafir ve din düşmanı.</p>
<p>Entelektüel namus, önce dürüst olmayı gerektirir, gerçekleri sizin görmek istediğiniz biçimiyle yansıtmayı değil. </p>
<p>Tekrar soruyorum, kaçmayıp yanıtlarsanız sevinirim: Nesnel bulgulara dayanarak hangi inancın batıl, hangisinin hak olduğunu konusunda yorum yapmak mümkün müdür? Böyle bir yorum bilimsel midir?</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>T.Suat Demren tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/07/06/dinlerin-evrimi-mi-evrimin-dini-mi/#comment-3065</link>
		<dc:creator>T.Suat Demren</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 25 Aug 2007 05:48:28 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/07/06/dinlerin-evrimi-mi-evrimin-dini-mi/#comment-3065</guid>
		<description>Sayın Balbazar,

İlk cümleniz tam bir felaket olmuş, ama sizin düşüncenizi yansıtması bakımından da önemli bir itiraf olarak görülebilir.

İkinci de öncekinden azade değil.  Olan biten ne ise onu yorumluyoruz, ekstra bir gayretimiz yok.

Bazı koyu materyalistler din düşmanlığı yapmazlarsa biz de argümanlarını çürütme zahmetinden kurtuluruz. Değil mi?

Dawkins'in "tarnrı yanılgısı" nı yazmaya hakkı var da bizim bundaki saptırmaları açığa çıkarma hakkımız yok mu?

Görüşünüz hiçbir şekilde özgür düşünce ve entelektüel namus ile bağdaşmıyor.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sayın Balbazar,</p>
<p>İlk cümleniz tam bir felaket olmuş, ama sizin düşüncenizi yansıtması bakımından da önemli bir itiraf olarak görülebilir.</p>
<p>İkinci de öncekinden azade değil.  Olan biten ne ise onu yorumluyoruz, ekstra bir gayretimiz yok.</p>
<p>Bazı koyu materyalistler din düşmanlığı yapmazlarsa biz de argümanlarını çürütme zahmetinden kurtuluruz. Değil mi?</p>
<p>Dawkins&#8217;in &#8220;tarnrı yanılgısı&#8221; nı yazmaya hakkı var da bizim bundaki saptırmaları açığa çıkarma hakkımız yok mu?</p>
<p>Görüşünüz hiçbir şekilde özgür düşünce ve entelektüel namus ile bağdaşmıyor.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Balbazar tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/07/06/dinlerin-evrimi-mi-evrimin-dini-mi/#comment-3064</link>
		<dc:creator>Balbazar</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 25 Aug 2007 05:39:44 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/07/06/dinlerin-evrimi-mi-evrimin-dini-mi/#comment-3064</guid>
		<description>Yani şunu diyorsunuz: "Ben hangi inancın batıl, hangi inancın hak olduğuna bilimsel olarak karar verebilirim. Bu nesnel bir tavırdır. Ayrıca benden farklı düşünenleri de din düşmanlığıyla itham ederim ve bundan vicdani sorumluluk duymam."

Evrim kuramı çalışan binlerce bilim insanın din düşmanı olduğu gibi yanlış bir bilgiyi ısrarla pompalamayın, o yeter.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Yani şunu diyorsunuz: &#8220;Ben hangi inancın batıl, hangi inancın hak olduğuna bilimsel olarak karar verebilirim. Bu nesnel bir tavırdır. Ayrıca benden farklı düşünenleri de din düşmanlığıyla itham ederim ve bundan vicdani sorumluluk duymam.&#8221;</p>
<p>Evrim kuramı çalışan binlerce bilim insanın din düşmanı olduğu gibi yanlış bir bilgiyi ısrarla pompalamayın, o yeter.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>T.Suat Demren tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/07/06/dinlerin-evrimi-mi-evrimin-dini-mi/#comment-3063</link>
		<dc:creator>T.Suat Demren</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 25 Aug 2007 05:00:02 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/07/06/dinlerin-evrimi-mi-evrimin-dini-mi/#comment-3063</guid>
		<description>Sayın Balbazar,

Yorumunuz öncekinin tekrarı olmuş, yazımdaki argümanlara cevap yok, hala naturalizmi sabit fikir olarak alıp diğerlerini yoksaymaya çalışıyor, bunu yaparken de nesenel olduğunuzu sanıyorsunuz.

Her neyse hem yazımda hem de yorumunuza cevabımda değindiğim için geçiyorum.

Rahatsızlığınıza gelince.

Ne yani bu toplumsal sorunumuz var diye bir entelektüel tartışma yapamayacak mıyız?

Yahu bu ne tavırdır anlayamıyorum.

Bu toplumsal tavır müslümanlara mı özgü? Hiç mi haber sitesi yorum bölümü okumadınız? Ya da Hürriyet gazetesi haber ve yazılarına yapılan yorumlara göz atmadınız?

Bakın  bakalım ne inciler döküyor sizinle aynı cenahtan olanlar?

Bu ikircikli tavrınız sizin bile  ideolojik gözlüklerinizi kaldırıp atamadığınızı gösteriyor.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sayın Balbazar,</p>
<p>Yorumunuz öncekinin tekrarı olmuş, yazımdaki argümanlara cevap yok, hala naturalizmi sabit fikir olarak alıp diğerlerini yoksaymaya çalışıyor, bunu yaparken de nesenel olduğunuzu sanıyorsunuz.</p>
<p>Her neyse hem yazımda hem de yorumunuza cevabımda değindiğim için geçiyorum.</p>
<p>Rahatsızlığınıza gelince.</p>
<p>Ne yani bu toplumsal sorunumuz var diye bir entelektüel tartışma yapamayacak mıyız?</p>
<p>Yahu bu ne tavırdır anlayamıyorum.</p>
<p>Bu toplumsal tavır müslümanlara mı özgü? Hiç mi haber sitesi yorum bölümü okumadınız? Ya da Hürriyet gazetesi haber ve yazılarına yapılan yorumlara göz atmadınız?</p>
<p>Bakın  bakalım ne inciler döküyor sizinle aynı cenahtan olanlar?</p>
<p>Bu ikircikli tavrınız sizin bile  ideolojik gözlüklerinizi kaldırıp atamadığınızı gösteriyor.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Balbazar tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/07/06/dinlerin-evrimi-mi-evrimin-dini-mi/#comment-3061</link>
		<dc:creator>Balbazar</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 25 Aug 2007 04:49:27 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/07/06/dinlerin-evrimi-mi-evrimin-dini-mi/#comment-3061</guid>
		<description>Neden rahatsız olduğunuz sorusunun cevabını sorunuzun hemen arkasından sehid çok güzel vermiş.

Müslümanlıktan anladığı insanlara cehennem biçmek olan insanlara "entelektüel motivasyon" sağlamanızdan rahatsız oluyorum.

Bütün bu tartışmaların içeriğini anladığını sanmadığım, ama siz hoşuna giden şeyler söylüyorsunuz diye karşınızdakine, yahut eleştirdiğinize düşman kesilen zihniyeti beslemenizden rahatsız oluyorum.

İnancına ters düştüğünü düşündüğü herhangi bir fikre tahammül göstermeyen, hatta buna karşı kolaylıkla şiddete yönelebilecek kitlelerin varlığı malumken, o kitlelere İslam'ın ne olduğunu anlatmaya çalışmak yerine, insanların yaptığı akademik çalışmaların içeriğini tamamen saptırarak o insanları bu kitlelere hedef haline getirmenizden rahatsız oluyorum (ki o içerik sizin yansıttığınız gibi olsa da söyleyenin hedef olmaması gerekir).

Ve bu insanların bu kadar cahilce farklı olana saldırırken kendilerini iyi hissetmelerini sağlamanızdan rahatsız oluyorum.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Neden rahatsız olduğunuz sorusunun cevabını sorunuzun hemen arkasından sehid çok güzel vermiş.</p>
<p>Müslümanlıktan anladığı insanlara cehennem biçmek olan insanlara &#8220;entelektüel motivasyon&#8221; sağlamanızdan rahatsız oluyorum.</p>
<p>Bütün bu tartışmaların içeriğini anladığını sanmadığım, ama siz hoşuna giden şeyler söylüyorsunuz diye karşınızdakine, yahut eleştirdiğinize düşman kesilen zihniyeti beslemenizden rahatsız oluyorum.</p>
<p>İnancına ters düştüğünü düşündüğü herhangi bir fikre tahammül göstermeyen, hatta buna karşı kolaylıkla şiddete yönelebilecek kitlelerin varlığı malumken, o kitlelere İslam&#8217;ın ne olduğunu anlatmaya çalışmak yerine, insanların yaptığı akademik çalışmaların içeriğini tamamen saptırarak o insanları bu kitlelere hedef haline getirmenizden rahatsız oluyorum (ki o içerik sizin yansıttığınız gibi olsa da söyleyenin hedef olmaması gerekir).</p>
<p>Ve bu insanların bu kadar cahilce farklı olana saldırırken kendilerini iyi hissetmelerini sağlamanızdan rahatsız oluyorum.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Balbazar tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/07/06/dinlerin-evrimi-mi-evrimin-dini-mi/#comment-3060</link>
		<dc:creator>Balbazar</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 25 Aug 2007 04:17:28 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/07/06/dinlerin-evrimi-mi-evrimin-dini-mi/#comment-3060</guid>
		<description>Eğer gerçekten bu yazıda akademik bulgulara dayanan argümanlar sunduğunuzu düşünüyorsanız, sonuca ulaşırken kullandığınız "bozulmak", "yanılgı", "tanınmayacak hale getirilmek" gibi &lt;b&gt;öznel&lt;/b&gt; sözleri ne sıklıkta ve ne biçimde kullandığınıza bir kez daha bakmanızı tavsiye ederim. Akademik, &lt;b&gt;anlamaya&lt;/b&gt; çalışan bir yaklaşımda o sözlerin yeri yoktur. Akademik çalışma &lt;b&gt;nesnel&lt;/b&gt;dir, olguları tespit etmeyi ve modellemeyi amaçlar. Bu örnekte, var olduğunu bildiğimiz ve gözlediğimiz bir değişimin trendlerini, kültürden kültüre farklılık ve benzerliklerini, ve bütün bunların nedenlerini anlamaya çalışır.

Sizin alelacele yaptığınız gibi, neyin hak neyin batıl olduğuna karar vermeye çalışmaz. Bu haddine de değildir, derdine de değildir.

İnsan kültürlerinde yer yer, ya da hemen her zaman tek tanrı düşüncesinin tekerrür ettiğine dair gözlemler olabilir, antropoloji konusunda uzman değilim, bilmiyorum. Ama bu gözlemlerin ne biyolojik evrim olgusuyla, ne kültürel evrim olgusuyla, ne dinlerin evrimi olgusuyla çelişmesi söz konusu değil. Böyle gözlemlerin tek tanrı inancının hak, diğer bütün inançların batıl oldukları gibi batımerkezci bir çıkarımı desteklemeleri de mümkün değil.

Bu tip çıkarımlar, batı ekonomik ve düşünsel alanda zenginleşti diye, batının kültürünü insanlığın ileri noktası sayan anlayışa dayanır . Bu anlayışa göre Afrika yerlileri, Avusturalya aborijinleri, kızılderililer, ilkeldir, az gelişmiştir. Onlarınki batıl inanç, bizimki (batı ve dolayısıyla ortadoğu kaynaklı kültürlerden bahsediyorum) dindir. Gerçekten akademik, yani nesnel bir tavra sahip bir bilim insanının, insan kültürlerini anlamaya çalışırken beyaz adam'a torpil geçmesi kabul edilebilir birşey değildir, bilimsel açıdan geçersiz olmasının yanında, ırkçılıktır. Ailelerinden koparılan kızılderili çocukların hıristiyan okullarında zorla "adam edilmelerinin", yani kültürlerinden koparılmalarının ideolojik altyapısıdır.

Bildiğim kadarıyla kızılderili kültürlerinin dinleri değil, inanç sistemleri var. Onların inançları ile tek tanrılı dinler arasında parallelikler, benzerlikler kurmak mümkün olabilir, ama tek tanrı inancını barındıran sistematik bir dini olmayan bir kültüre zorla tek tanrılılık yakıştırmak, ya da onun değişimini ve bunun nedenlerini anlamaya çalışmadan "bozulmuş" (akademik olarak anlamı yoktur bu kelimenin) oldukları sonucuna varmak, kusura bakmayın ama bilimsel geçersizliği yanında bana çirkin geliyor.

Son söz olarak, dilimde tüy bitti ama tekrarlayacağım: Evrim kuramı ile materyalist felsefe arasında gıram alaka yoktur. Evrim kuramı doğayı açıklamaya çalışan bilimsel bir kuramdır,  madde dışında ne olduğu konusu haddine de derdine de değildir. Materyalist olan Akıllı Tasarım adlı sözdebilimdir, çünkü Tanrı'nın materyal olarak var olduğu çıkarımına ulaşmaya çalışır.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Eğer gerçekten bu yazıda akademik bulgulara dayanan argümanlar sunduğunuzu düşünüyorsanız, sonuca ulaşırken kullandığınız &#8220;bozulmak&#8221;, &#8220;yanılgı&#8221;, &#8220;tanınmayacak hale getirilmek&#8221; gibi <b>öznel</b> sözleri ne sıklıkta ve ne biçimde kullandığınıza bir kez daha bakmanızı tavsiye ederim. Akademik, <b>anlamaya</b> çalışan bir yaklaşımda o sözlerin yeri yoktur. Akademik çalışma <b>nesnel</b>dir, olguları tespit etmeyi ve modellemeyi amaçlar. Bu örnekte, var olduğunu bildiğimiz ve gözlediğimiz bir değişimin trendlerini, kültürden kültüre farklılık ve benzerliklerini, ve bütün bunların nedenlerini anlamaya çalışır.</p>
<p>Sizin alelacele yaptığınız gibi, neyin hak neyin batıl olduğuna karar vermeye çalışmaz. Bu haddine de değildir, derdine de değildir.</p>
<p>İnsan kültürlerinde yer yer, ya da hemen her zaman tek tanrı düşüncesinin tekerrür ettiğine dair gözlemler olabilir, antropoloji konusunda uzman değilim, bilmiyorum. Ama bu gözlemlerin ne biyolojik evrim olgusuyla, ne kültürel evrim olgusuyla, ne dinlerin evrimi olgusuyla çelişmesi söz konusu değil. Böyle gözlemlerin tek tanrı inancının hak, diğer bütün inançların batıl oldukları gibi batımerkezci bir çıkarımı desteklemeleri de mümkün değil.</p>
<p>Bu tip çıkarımlar, batı ekonomik ve düşünsel alanda zenginleşti diye, batının kültürünü insanlığın ileri noktası sayan anlayışa dayanır . Bu anlayışa göre Afrika yerlileri, Avusturalya aborijinleri, kızılderililer, ilkeldir, az gelişmiştir. Onlarınki batıl inanç, bizimki (batı ve dolayısıyla ortadoğu kaynaklı kültürlerden bahsediyorum) dindir. Gerçekten akademik, yani nesnel bir tavra sahip bir bilim insanının, insan kültürlerini anlamaya çalışırken beyaz adam&#8217;a torpil geçmesi kabul edilebilir birşey değildir, bilimsel açıdan geçersiz olmasının yanında, ırkçılıktır. Ailelerinden koparılan kızılderili çocukların hıristiyan okullarında zorla &#8220;adam edilmelerinin&#8221;, yani kültürlerinden koparılmalarının ideolojik altyapısıdır.</p>
<p>Bildiğim kadarıyla kızılderili kültürlerinin dinleri değil, inanç sistemleri var. Onların inançları ile tek tanrılı dinler arasında parallelikler, benzerlikler kurmak mümkün olabilir, ama tek tanrı inancını barındıran sistematik bir dini olmayan bir kültüre zorla tek tanrılılık yakıştırmak, ya da onun değişimini ve bunun nedenlerini anlamaya çalışmadan &#8220;bozulmuş&#8221; (akademik olarak anlamı yoktur bu kelimenin) oldukları sonucuna varmak, kusura bakmayın ama bilimsel geçersizliği yanında bana çirkin geliyor.</p>
<p>Son söz olarak, dilimde tüy bitti ama tekrarlayacağım: Evrim kuramı ile materyalist felsefe arasında gıram alaka yoktur. Evrim kuramı doğayı açıklamaya çalışan bilimsel bir kuramdır,  madde dışında ne olduğu konusu haddine de derdine de değildir. Materyalist olan Akıllı Tasarım adlı sözdebilimdir, çünkü Tanrı&#8217;nın materyal olarak var olduğu çıkarımına ulaşmaya çalışır.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>sehid tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/07/06/dinlerin-evrimi-mi-evrimin-dini-mi/#comment-2483</link>
		<dc:creator>sehid</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Jul 2007 15:26:09 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/07/06/dinlerin-evrimi-mi-evrimin-dini-mi/#comment-2483</guid>
		<description>allah sabit fikirli metaryalist insanların yardımcısı olsun ben yaradana inanmak icin hic bir bilgiye ihtiyacım yok o zaten kendisini bana gös