<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>
<channel>
	<title>Zaman mefhumu: 57 yıl sonra 2 dakika içinde yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.derindusunce.org/2007/05/12/zaman-mefhumu-57-yil-sonra-2-dakika-icinde/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.derindusunce.org/2007/05/12/zaman-mefhumu-57-yil-sonra-2-dakika-icinde/</link>
	<description>Grup platformu</description>
	<pubDate>Mon, 15 Mar 2010 10:40:15 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.2</generator>
		<item>
		<title>hasan geniş tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/05/12/zaman-mefhumu-57-yil-sonra-2-dakika-icinde/#comment-1698</link>
		<dc:creator>hasan geniş</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 20 May 2007 13:42:33 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/05/12/zaman-mefhumu-57-yil-sonra-2-dakika-icinde/#comment-1698</guid>
		<description>Bir düzeltme yapayım hemen:

Yukarıda Hz. Bilal için Arap demişim. Ama Bilal-i Habeşi adından anlaşılacağı gibi habeşistanlı (etiyopyalı)dır. Arap olup olmadığını bilmiyorum. Bildiğim zenci olduğudur.

Saygılar,</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Bir düzeltme yapayım hemen:</p>
<p>Yukarıda Hz. Bilal için Arap demişim. Ama Bilal-i Habeşi adından anlaşılacağı gibi habeşistanlı (etiyopyalı)dır. Arap olup olmadığını bilmiyorum. Bildiğim zenci olduğudur.</p>
<p>Saygılar,</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>hasan geniş tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/05/12/zaman-mefhumu-57-yil-sonra-2-dakika-icinde/#comment-1695</link>
		<dc:creator>hasan geniş</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 20 May 2007 09:45:50 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/05/12/zaman-mefhumu-57-yil-sonra-2-dakika-icinde/#comment-1695</guid>
		<description>Sn. Bulut, güzel bir yazı, teşekkürler.

***

Yalnız küçük bir eleştirim olacak yazınıza;

Yazınızın başlangıcında, ithafınızı "Bir siyahi’nin oğlu idi." şeklinde yapmışsınız Hz. Bilal için. 

Türkçe'de kullanılan "zenci" kelimesi, arapça kökenli olup siyah derili insanları betimlemek için kullanıldığı gibi zaman zaman güçlü, kuvvetli (iriyarı) insanları ifade için kullanıdığına da rastlanmaktadır. Türkçe'de "siyahi" kelimesinin kullanımı hemen hiç yoktur. 

Yazınızda, hem de bir arap olan Hz. Bilal'i betimlerken, arapça aslına uygun olarak dilimizde kullanılan "Zenci" kelimesi dururken neden hemen hiç kullanımı olmayan "siyahi" kelimesini kullandınız?

(İngiliz kültüründe "zenci" kelimesi hakaret olarak kullanıldığı için mi? Eğer sebep bu ise yazınızın da ingilizce olması gerekmez miydi? 


---
TDK- 
Zenci (isim,Arapça zenc³): Siyah ırktan olan kimse, siyahi:

Örnek: "Avrupalılar arasında, bizi zenci gibi kara zannedenler varmış."- F. R. Atay.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sn. Bulut, güzel bir yazı, teşekkürler.</p>
<p>***</p>
<p>Yalnız küçük bir eleştirim olacak yazınıza;</p>
<p>Yazınızın başlangıcında, ithafınızı &#8220;Bir siyahi’nin oğlu idi.&#8221; şeklinde yapmışsınız Hz. Bilal için. </p>
<p>Türkçe&#8217;de kullanılan &#8220;zenci&#8221; kelimesi, arapça kökenli olup siyah derili insanları betimlemek için kullanıldığı gibi zaman zaman güçlü, kuvvetli (iriyarı) insanları ifade için kullanıdığına da rastlanmaktadır. Türkçe&#8217;de &#8220;siyahi&#8221; kelimesinin kullanımı hemen hiç yoktur. </p>
<p>Yazınızda, hem de bir arap olan Hz. Bilal&#8217;i betimlerken, arapça aslına uygun olarak dilimizde kullanılan &#8220;Zenci&#8221; kelimesi dururken neden hemen hiç kullanımı olmayan &#8220;siyahi&#8221; kelimesini kullandınız?</p>
<p>(İngiliz kültüründe &#8220;zenci&#8221; kelimesi hakaret olarak kullanıldığı için mi? Eğer sebep bu ise yazınızın da ingilizce olması gerekmez miydi? </p>
<p>&#8212;<br />
TDK-<br />
Zenci (isim,Arapça zenc³): Siyah ırktan olan kimse, siyahi:</p>
<p>Örnek: &#8220;Avrupalılar arasında, bizi zenci gibi kara zannedenler varmış.&#8221;- F. R. Atay.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Ayşenur Bulut tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/05/12/zaman-mefhumu-57-yil-sonra-2-dakika-icinde/#comment-1589</link>
		<dc:creator>Ayşenur Bulut</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 May 2007 19:47:10 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/05/12/zaman-mefhumu-57-yil-sonra-2-dakika-icinde/#comment-1589</guid>
		<description>Cuma günü bir telaş içindeyim. Vakti gelmiş hatta geçiyor olan DD yazımın henüz belli olmayan konusu buram buram terletiyorken beni, Cuma vaktinin ezanını dinlerken “evrekaaaa, ezan’ı anlatmalıyım,aynen hissettiğim gibi" diyerek yazmaya başladım ancak ilginç olan şu ki; DP'nin iktidarının yıldönümü olan bir takvime denk gelmişti yazım, bir nev'i tevafuk yani.

Sözkonusu ibadet ve inanç olunca Arapça milli bir dil midir yoksa bir din lisanı mıdır? sorusuna doğru cevabı ehil bir akılla vermek durumun o kadar müşkül olmadığını gösterecektir. Bu konuda Kuran muhataplarına gereken cevabı vermektedir;bakılabilir.

Yeryüzünde konuşulan/unutulmaya yüz tutmuş binlerce farklı lisan var. Hepsinin ayrı ayrı dillerini İslam ibadet diline çevirmesini "kaos" olgusundan başka bir olgu ile açıklayamam;çünkü bu ihtilaf rahmet olanı değil nifak olanıdır. Özgürlük falan değil yani.Günümüzde bile canlı örnek olarak karşımızda duran kuşak farklılığı nesiller arasındaki kopukluğun bir nedenindir konuşulan dilin ya da uslubun olduğunu görürüz. MrSair uzun ve güzel değinmiş konuya.

Aslında vurgulamak istediğim Türkçe ibadet meselesi değildi;yazımda yıldönümü ile çeşitlenen karaketerler gereği konu Türkçe ezana da yayıldı. Kahramanlarımın yaşam hikayesinden yola çıkarak farklı farklı acılardan,açılardan,manalardan ezan'a olan bakışımızın değişmesine vesile olmaktı. Üstelik 18 yıl yaşanan bu garabetin tekerrür etmemesi/etmeyeceğinin temelinde yalnızca onun mahiyetini bilmek olduğunu vurgularım.


Yorum ve beğenisini sunan herkese teşekkürler... En iyisi yazıyı geç vermek, o zaman kusurumuzu telafi etmek için güzel yazı yazabiliyoruz demek :)Hürmetler.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Cuma günü bir telaş içindeyim. Vakti gelmiş hatta geçiyor olan DD yazımın henüz belli olmayan konusu buram buram terletiyorken beni, Cuma vaktinin ezanını dinlerken “evrekaaaa, ezan’ı anlatmalıyım,aynen hissettiğim gibi&#8221; diyerek yazmaya başladım ancak ilginç olan şu ki; DP&#8217;nin iktidarının yıldönümü olan bir takvime denk gelmişti yazım, bir nev&#8217;i tevafuk yani.</p>
<p>Sözkonusu ibadet ve inanç olunca Arapça milli bir dil midir yoksa bir din lisanı mıdır? sorusuna doğru cevabı ehil bir akılla vermek durumun o kadar müşkül olmadığını gösterecektir. Bu konuda Kuran muhataplarına gereken cevabı vermektedir;bakılabilir.</p>
<p>Yeryüzünde konuşulan/unutulmaya yüz tutmuş binlerce farklı lisan var. Hepsinin ayrı ayrı dillerini İslam ibadet diline çevirmesini &#8220;kaos&#8221; olgusundan başka bir olgu ile açıklayamam;çünkü bu ihtilaf rahmet olanı değil nifak olanıdır. Özgürlük falan değil yani.Günümüzde bile canlı örnek olarak karşımızda duran kuşak farklılığı nesiller arasındaki kopukluğun bir nedenindir konuşulan dilin ya da uslubun olduğunu görürüz. MrSair uzun ve güzel değinmiş konuya.</p>
<p>Aslında vurgulamak istediğim Türkçe ibadet meselesi değildi;yazımda yıldönümü ile çeşitlenen karaketerler gereği konu Türkçe ezana da yayıldı. Kahramanlarımın yaşam hikayesinden yola çıkarak farklı farklı acılardan,açılardan,manalardan ezan&#8217;a olan bakışımızın değişmesine vesile olmaktı. Üstelik 18 yıl yaşanan bu garabetin tekerrür etmemesi/etmeyeceğinin temelinde yalnızca onun mahiyetini bilmek olduğunu vurgularım.</p>
<p>Yorum ve beğenisini sunan herkese teşekkürler&#8230; En iyisi yazıyı geç vermek, o zaman kusurumuzu telafi etmek için güzel yazı yazabiliyoruz demek :)Hürmetler.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Fatih Haras tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/05/12/zaman-mefhumu-57-yil-sonra-2-dakika-icinde/#comment-1573</link>
		<dc:creator>Fatih Haras</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 May 2007 09:29:19 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/05/12/zaman-mefhumu-57-yil-sonra-2-dakika-icinde/#comment-1573</guid>
		<description>Allah razı olsun. Yüreğimize tercüman oldun...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Allah razı olsun. Yüreğimize tercüman oldun&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>murat koçak tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/05/12/zaman-mefhumu-57-yil-sonra-2-dakika-icinde/#comment-1560</link>
		<dc:creator>murat koçak</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 13 May 2007 14:03:15 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/05/12/zaman-mefhumu-57-yil-sonra-2-dakika-icinde/#comment-1560</guid>
		<description>Fazla söze gerek yok bence, tek kelimeyle "mükemmel" 

yüreğimizi harmanladın Ayşenur hanım.

Allah kaleminizin gücünü, kalbinizin coşkusunu eksik etmesin.

Saygılar...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Fazla söze gerek yok bence, tek kelimeyle &#8220;mükemmel&#8221; </p>
<p>yüreğimizi harmanladın Ayşenur hanım.</p>
<p>Allah kaleminizin gücünü, kalbinizin coşkusunu eksik etmesin.</p>
<p>Saygılar&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>mr^sair tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/05/12/zaman-mefhumu-57-yil-sonra-2-dakika-icinde/#comment-1555</link>
		<dc:creator>mr^sair</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 13 May 2007 11:23:10 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/05/12/zaman-mefhumu-57-yil-sonra-2-dakika-icinde/#comment-1555</guid>
		<description>Merhaba Ayşenur Hanım;

Tarihi bir gerçekliği; karşılaştırmalı insan hayatları üzerindeki yansımaları ile ve öyküleştirilmiş bir surette, dahası bir çırpıda okunabilir halde sunduğunuz için teşekkür ederim. Sanırım yazınızdaki tek gerçek şahıs, profesör hanım...

Türkçe ezan uygulaması, devlet baskısı ile 1932-1950 yılları arasında, on sekiz yıl sürmüş. Buna rağmen, Müslüman olan halk, pek tabiî ki bu uygulamayı içine sindirememiş, çok partili döneme geçilerek uygulamanın ortadan kalkması bayram havası içerisinde karşılanmıştır.

Sizi; bunun yanı sıra bir başka, uygulama alanı ve cesareti bulamamış plandan da haberdar etmek isterim. Ezandan önce, namazın Türkçe kılınması fikri baş göstermişti.

Bu, uluslaşma projesi çerçevesinde Cumhuriyetin ilk dönemlerinde; 1932 yılı Ramazan ayında ileri sürülmüş fakat revaç bulmamış bir fikir… O sıralarda, şimdilerde de ara ara gündeme iliştirilmeye çalışılan bir çaba ile Peygamberimizin Türk asıllı olduğu ve milli bir din icat etmenin gerekliliği devletin ileri gelenleri tarafından dile getirilmiş, Kur’an surelerinin mealleri, değişik mûsiki makamlarıyla İstanbul camilerinde okunmuştur. 

Merhum hânende ve hafızımız Saadettin Kaynak, hafızam beni yanıltmıyor ise Sultan Selim camii baş imamlığı esnasında ilk defa Türkçe ezanı okumuştur. 1926 yılı yine Ramazan ayında Göztepe’de Mehmed Cemaleddin adında bir imam namazı Türkçe kıldırmaya çalışmış, o an saf tutan cemaatte de buna tepki göstererek dağılmış, dönemin Diyanet İşleri Başkanı Rifat Börekçi Bey’de adı geçen şahsı imamlık görevinden azletmiştir. Gerçekten de halk bu konuda kayda değer bir tepki göstermiş ve bu tepkinin giderek büyüyeceğinden endişe edilerek benzer uygulamalardan vazgeçilmiştir. 

Gariptir ama Türkçe ezan ve Türkçe namazı savunanların önemli bir kısmı, hatta tamamına yakını namaz kılmayanlar arasından çıkmıştır. Benzer bir durum, günümüz için de geçerliğini korumaktadır. Ne var ki bu görüşün kabul görmemesi, onu savunanların namaz kılmamalarıyla ilgili değildir. Eğer dini delillerle desteklenebilir bir tarafı olsaydı, kuşkusuz namaz kılanların bir kesimi tarafından kabul görebilirdi. Zira salt siyasi endişelerle ortaya atılmış olsa da bu görüş sahipleri kendilerince bir takım dini deliller de ileri sürmüşler, bu bağlamda Ebu Hanife’nin bazı ictihadlarına dayanmışlardır. 

Velhasıl Kur’an ‘ın hem mana hem de lafız yönüyle Allah tarafından indirildiğini, O’nun kelamı, yine mana ve lafız itibariyle O’na ait olduğunu görmeksizin, “ben okuduğum ayeti anlamak ve anladığım dil de ibadet etmek istiyorum” türünden, ilk bakışta masum görünen tutumların içine girmekle, dünya da ki lisan sayısı kadar namaz icat etmiş olacaklarını fark edemeyeceklerdir. 

Eğer namaz kılanların önemli bir kesimi namazda ne okuduklarının anlamını bilmiyorsa, bilmelerinin gerektiğine dair bir bilgiye sahip olmamalarındandır. Bunun gereği hocalar tarafından kendilerine anlatılmamış, bu önemli husus da “herkesin yapabileceği kadarından sorumlu olacağı” gibi bir düşünce hakim kılınmıştır. Mesele bence, sadece halkın acizliğinden değil, hocaların sorumsuzluğundan da kaynaklanmaktadır. Zaten belli bir dönemden sonra Kur’an ‘ın anlaşılmaya çalışılması bir cüretkârlık olarak görülmeye ya da gösterilmeye çalışılmıştır. 

Çevremizde 50 yaşından sonra Kur’an okumayı öğrenmek isteyenlerin çoğalması ise çok farklı analizler yapmamıza imkan sağlar. Okuma-yazma bilmeyenlerin ekseriyetinin; dini hassasiyetleri yüksek, günlük ibadetlerini muntazam yerine getiren insanlardan oluşması ve Kur’an okumayı da doğru düzgün bilmemesi yahut sonradan öğrenmek için muhtelif yollara başvurması, dikkate alınması gereken bir sosyolojik realitedir. Belki tam da burada, farklı kanallardan işaret edilen “artan dindarlaşma” savının istatistiksel analizler ışığında gerçekliğini araştırmaya koyuluruz. Galiba burada başvurulan gözlem de, yalnızca kendisini dindar olarak tanımlayanların sayısından oluşabilecek. Zira dindarlığın ne orandan sonra artmış sayılabileceği ve gerçekten de güvenilir istatistik kayıtları oluşturmanın zorluğu buna yol açmaktadır. 

Teşekkür ederim…

Ve sâir</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba Ayşenur Hanım;</p>
<p>Tarihi bir gerçekliği; karşılaştırmalı insan hayatları üzerindeki yansımaları ile ve öyküleştirilmiş bir surette, dahası bir çırpıda okunabilir halde sunduğunuz için teşekkür ederim. Sanırım yazınızdaki tek gerçek şahıs, profesör hanım&#8230;</p>
<p>Türkçe ezan uygulaması, devlet baskısı ile 1932-1950 yılları arasında, on sekiz yıl sürmüş. Buna rağmen, Müslüman olan halk, pek tabiî ki bu uygulamayı içine sindirememiş, çok partili döneme geçilerek uygulamanın ortadan kalkması bayram havası içerisinde karşılanmıştır.</p>
<p>Sizi; bunun yanı sıra bir başka, uygulama alanı ve cesareti bulamamış plandan da haberdar etmek isterim. Ezandan önce, namazın Türkçe kılınması fikri baş göstermişti.</p>
<p>Bu, uluslaşma projesi çerçevesinde Cumhuriyetin ilk dönemlerinde; 1932 yılı Ramazan ayında ileri sürülmüş fakat revaç bulmamış bir fikir… O sıralarda, şimdilerde de ara ara gündeme iliştirilmeye çalışılan bir çaba ile Peygamberimizin Türk asıllı olduğu ve milli bir din icat etmenin gerekliliği devletin ileri gelenleri tarafından dile getirilmiş, Kur’an surelerinin mealleri, değişik mûsiki makamlarıyla İstanbul camilerinde okunmuştur. </p>
<p>Merhum hânende ve hafızımız Saadettin Kaynak, hafızam beni yanıltmıyor ise Sultan Selim camii baş imamlığı esnasında ilk defa Türkçe ezanı okumuştur. 1926 yılı yine Ramazan ayında Göztepe’de Mehmed Cemaleddin adında bir imam namazı Türkçe kıldırmaya çalışmış, o an saf tutan cemaatte de buna tepki göstererek dağılmış, dönemin Diyanet İşleri Başkanı Rifat Börekçi Bey’de adı geçen şahsı imamlık görevinden azletmiştir. Gerçekten de halk bu konuda kayda değer bir tepki göstermiş ve bu tepkinin giderek büyüyeceğinden endişe edilerek benzer uygulamalardan vazgeçilmiştir. </p>
<p>Gariptir ama Türkçe ezan ve Türkçe namazı savunanların önemli bir kısmı, hatta tamamına yakını namaz kılmayanlar arasından çıkmıştır. Benzer bir durum, günümüz için de geçerliğini korumaktadır. Ne var ki bu görüşün kabul görmemesi, onu savunanların namaz kılmamalarıyla ilgili değildir. Eğer dini delillerle desteklenebilir bir tarafı olsaydı, kuşkusuz namaz kılanların bir kesimi tarafından kabul görebilirdi. Zira salt siyasi endişelerle ortaya atılmış olsa da bu görüş sahipleri kendilerince bir takım dini deliller de ileri sürmüşler, bu bağlamda Ebu Hanife’nin bazı ictihadlarına dayanmışlardır. </p>
<p>Velhasıl Kur’an ‘ın hem mana hem de lafız yönüyle Allah tarafından indirildiğini, O’nun kelamı, yine mana ve lafız itibariyle O’na ait olduğunu görmeksizin, “ben okuduğum ayeti anlamak ve anladığım dil de ibadet etmek istiyorum” türünden, ilk bakışta masum görünen tutumların içine girmekle, dünya da ki lisan sayısı kadar namaz icat etmiş olacaklarını fark edemeyeceklerdir. </p>
<p>Eğer namaz kılanların önemli bir kesimi namazda ne okuduklarının anlamını bilmiyorsa, bilmelerinin gerektiğine dair bir bilgiye sahip olmamalarındandır. Bunun gereği hocalar tarafından kendilerine anlatılmamış, bu önemli husus da “herkesin yapabileceği kadarından sorumlu olacağı” gibi bir düşünce hakim kılınmıştır. Mesele bence, sadece halkın acizliğinden değil, hocaların sorumsuzluğundan da kaynaklanmaktadır. Zaten belli bir dönemden sonra Kur’an ‘ın anlaşılmaya çalışılması bir cüretkârlık olarak görülmeye ya da gösterilmeye çalışılmıştır. </p>
<p>Çevremizde 50 yaşından sonra Kur’an okumayı öğrenmek isteyenlerin çoğalması ise çok farklı analizler yapmamıza imkan sağlar. Okuma-yazma bilmeyenlerin ekseriyetinin; dini hassasiyetleri yüksek, günlük ibadetlerini muntazam yerine getiren insanlardan oluşması ve Kur’an okumayı da doğru düzgün bilmemesi yahut sonradan öğrenmek için muhtelif yollara başvurması, dikkate alınması gereken bir sosyolojik realitedir. Belki tam da burada, farklı kanallardan işaret edilen “artan dindarlaşma” savının istatistiksel analizler ışığında gerçekliğini araştırmaya koyuluruz. Galiba burada başvurulan gözlem de, yalnızca kendisini dindar olarak tanımlayanların sayısından oluşabilecek. Zira dindarlığın ne orandan sonra artmış sayılabileceği ve gerçekten de güvenilir istatistik kayıtları oluşturmanın zorluğu buna yol açmaktadır. </p>
<p>Teşekkür ederim…</p>
<p>Ve sâir</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Ekrem Senai tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/05/12/zaman-mefhumu-57-yil-sonra-2-dakika-icinde/#comment-1549</link>
		<dc:creator>Ekrem Senai</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 13 May 2007 06:28:17 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/05/12/zaman-mefhumu-57-yil-sonra-2-dakika-icinde/#comment-1549</guid>
		<description>Bu millet dini özgürlüğüne düşkündür. Askere gidenler bilirler, yemek duası hep sorundur. Tanrımıza hamdolsun.... dedirtemezler erlere. Demez... Bu milletin taptığı Allah'tır çünkü; yıllarca ulu tanrıdan çok çekmiştir çünkü. 
Çok uğraştılar ibadet dilini Türkçe yapmak için. Beyhude uğraşlar... Tabirimi af buyrun çok ıkındılar başörtüsünü dinden çıkarmak için. Mehmet Akif'in dediği gibi bu baş kesilir belki ama çekmeye gelmez bu boyun... Milleti aptal sanıyorlar, cahil 'bırakılmış' olabilir ama samimiyeti çok iyi tartar bu millet. Ve Türkçe ezan, Türkçe ibadet diye sızlananların niyetlerini çok iyi okur...

Ayşenur hanım döktürmüş yine. Elinize, dimağınıza sağlık.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Bu millet dini özgürlüğüne düşkündür. Askere gidenler bilirler, yemek duası hep sorundur. Tanrımıza hamdolsun&#8230;. dedirtemezler erlere. Demez&#8230; Bu milletin taptığı Allah&#8217;tır çünkü; yıllarca ulu tanrıdan çok çekmiştir çünkü.<br />
Çok uğraştılar ibadet dilini Türkçe yapmak için. Beyhude uğraşlar&#8230; Tabirimi af buyrun çok ıkındılar başörtüsünü dinden çıkarmak için. Mehmet Akif&#8217;in dediği gibi bu baş kesilir belki ama çekmeye gelmez bu boyun&#8230; Milleti aptal sanıyorlar, cahil &#8216;bırakılmış&#8217; olabilir ama samimiyeti çok iyi tartar bu millet. Ve Türkçe ezan, Türkçe ibadet diye sızlananların niyetlerini çok iyi okur&#8230;</p>
<p>Ayşenur hanım döktürmüş yine. Elinize, dimağınıza sağlık.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>VolkanS tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/05/12/zaman-mefhumu-57-yil-sonra-2-dakika-icinde/#comment-1546</link>
		<dc:creator>VolkanS</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 12 May 2007 21:05:08 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/05/12/zaman-mefhumu-57-yil-sonra-2-dakika-icinde/#comment-1546</guid>
		<description>Türkçe ezan kimine göre garabet kimine göre değil.

Sorun, camiye giden namaz kılan insanların geleneksel ezana iman etmelerine rağmen, onlara türkçe ezanın dayatılması.

yoksa, bir takım ilginç düşünceli cemaat, bir yere cami yapıp, türkçe ezan okusalar, türkçe ibadet etseler, kimsenin onlara bir şey demeye hakkı olmaz.

Din bir kavrayış meselesidir, herkes dilediğince anlayıp uymakta serbest olmalıdır.


Ezanı baya türkçeleştirmişler, ama "felahı" "kurtuluş" yapmamışlar, neden acaba?</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Türkçe ezan kimine göre garabet kimine göre değil.</p>
<p>Sorun, camiye giden namaz kılan insanların geleneksel ezana iman etmelerine rağmen, onlara türkçe ezanın dayatılması.</p>
<p>yoksa, bir takım ilginç düşünceli cemaat, bir yere cami yapıp, türkçe ezan okusalar, türkçe ibadet etseler, kimsenin onlara bir şey demeye hakkı olmaz.</p>
<p>Din bir kavrayış meselesidir, herkes dilediğince anlayıp uymakta serbest olmalıdır.</p>
<p>Ezanı baya türkçeleştirmişler, ama &#8220;felahı&#8221; &#8220;kurtuluş&#8221; yapmamışlar, neden acaba?</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>MY tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/05/12/zaman-mefhumu-57-yil-sonra-2-dakika-icinde/#comment-1545</link>
		<dc:creator>MY</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 12 May 2007 20:53:33 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/05/12/zaman-mefhumu-57-yil-sonra-2-dakika-icinde/#comment-1545</guid>
		<description>Aysenur Hanim,
Tûyler ürpeten bu yaziniz için tesekkürler.

genç arkadaslar asagidaki linkten bence büyük bir garabet olan Türkçe Ezani dinleyebilirler :

http://www.youtube.com/watch?v=Hp5CquATvXw

Muhabbetle</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Aysenur Hanim,<br />
Tûyler ürpeten bu yaziniz için tesekkürler.</p>
<p>genç arkadaslar asagidaki linkten bence büyük bir garabet olan Türkçe Ezani dinleyebilirler :</p>
<p><a href="http://www.youtube.com/watch?v=Hp5CquATvXw" rel="nofollow">http://www.youtube.com/watch?v=Hp5CquATvXw</a></p>
<p>Muhabbetle</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>VolkanS tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/05/12/zaman-mefhumu-57-yil-sonra-2-dakika-icinde/#comment-1544</link>
		<dc:creator>VolkanS</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 12 May 2007 20:36:19 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/05/12/zaman-mefhumu-57-yil-sonra-2-dakika-icinde/#comment-1544</guid>
		<description>Bir şey anlamadım.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Bir şey anlamadım.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Tuncay Yılmazer tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/05/12/zaman-mefhumu-57-yil-sonra-2-dakika-icinde/#comment-1543</link>
		<dc:creator>Tuncay Yılmazer</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 12 May 2007 19:21:14 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/05/12/zaman-mefhumu-57-yil-sonra-2-dakika-icinde/#comment-1543</guid>
		<description>Ayşenur Hanım,

Allah razı olsun sizden. Özellikle şu sözler , eminim salih bir gözle, önyargısız  okuyanların yüreklerini titretti:

.
"Türkiye’de 18 yıl süren Türkçe ezan uygulaması, hem milli hem dini bir erozyon olarak hafızalarda acı anılarla yer etti. Mukaddes davet, şear-i İslam Ezan-ı Muhammedî 18 yılını şehit vermiştir. Laikçiler, laiklik tanımını kendi elleriyle çamura bulayarak görülmemiş bir ibadet uygulamasına imza atmışlar, benzeri olmayan bir yasağı dayatmışlardır. 
....
Tüm bunlar 57 yıl sonra 2 dakika içinde hissettiklerimdir.Her ezan dinlediğinde gözyaşlarına boğulan bir dedeniz var mı ? Benim var: Ülkemin bu kara yazgısı."

....


Bir de alnı secdeye gelmeyenlerin, irtica irtica diye bağıranların , hâlâ "ezan Türkçe okunsun" diye sızlanmaları yok mu? 

Haklısınız; onlar için de dua etmek gerek...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Ayşenur Hanım,</p>
<p>Allah razı olsun sizden. Özellikle şu sözler , eminim salih bir gözle, önyargısız  okuyanların yüreklerini titretti:</p>
<p>.<br />
&#8220;Türkiye’de 18 yıl süren Türkçe ezan uygulaması, hem milli hem dini bir erozyon olarak hafızalarda acı anılarla yer etti. Mukaddes davet, şear-i İslam Ezan-ı Muhammedî 18 yılını şehit vermiştir. Laikçiler, laiklik tanımını kendi elleriyle çamura bulayarak görülmemiş bir ibadet uygulamasına imza atmışlar, benzeri olmayan bir yasağı dayatmışlardır.<br />
&#8230;.<br />
Tüm bunlar 57 yıl sonra 2 dakika içinde hissettiklerimdir.Her ezan dinlediğinde gözyaşlarına boğulan bir dedeniz var mı ? Benim var: Ülkemin bu kara yazgısı.&#8221;</p>
<p>&#8230;.</p>
<p>Bir de alnı secdeye gelmeyenlerin, irtica irtica diye bağıranların , hâlâ &#8220;ezan Türkçe okunsun&#8221; diye sızlanmaları yok mu? </p>
<p>Haklısınız; onlar için de dua etmek gerek&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
