<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>
<channel>
	<title>23 Nisan &#038; İlahî Adaleti Perde Arkasından Gözlemek yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.derindusunce.org/2007/04/22/23-nisan-ilah-i-adaleti-perde-arkasindan-gozlemek/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.derindusunce.org/2007/04/22/23-nisan-ilah-i-adaleti-perde-arkasindan-gozlemek/</link>
	<description>Grup platformu</description>
	<pubDate>Sun, 12 Feb 2012 12:29:28 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.2</generator>
		<item>
		<title>Sadık KANDEMİR tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/04/22/23-nisan-ilah-i-adaleti-perde-arkasindan-gozlemek/#comment-77583</link>
		<dc:creator>Sadık KANDEMİR</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 02 Jul 2011 20:43:10 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/04/22/23-nisan-ilah-i-adaleti-perde-arkasindan-gozlemek/#comment-77583</guid>
		<description>62 yaşındayım ,bu yaşıma kadar o kadar çok haksızlığa uğradımki,anlatamam ve bugüne kadar en acı çektiğim haksızlıklarda yaradana o kadar çok dua edip yalvardımki ,ama ne bir yardım gördüm nede elimden tutan bir şey,nerede bir sahtekar,yalancı,nemrut,acımasız
yüzsüz varsa hep onlar önde,hep onlar rahat,ama yinede inancımı hiçbir zaman yitirmedim</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>62 yaşındayım ,bu yaşıma kadar o kadar çok haksızlığa uğradımki,anlatamam ve bugüne kadar en acı çektiğim haksızlıklarda yaradana o kadar çok dua edip yalvardımki ,ama ne bir yardım gördüm nede elimden tutan bir şey,nerede bir sahtekar,yalancı,nemrut,acımasız<br />
yüzsüz varsa hep onlar önde,hep onlar rahat,ama yinede inancımı hiçbir zaman yitirmedim</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Fikir otobanına doğru : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/04/22/23-nisan-ilah-i-adaleti-perde-arkasindan-gozlemek/#comment-73325</link>
		<dc:creator>Fikir otobanına doğru : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Jun 2011 10:44:31 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/04/22/23-nisan-ilah-i-adaleti-perde-arkasindan-gozlemek/#comment-73325</guid>
		<description>[...] konusunda ezber bozan bir çok yazı yayınlandı DD sayfalarında: Good Bye Atatürkçülük , 23 Nisan &#38; İlahî Adaleti Perde Arkasından Gözlemek,  Bir kurtuluş reçetesi: MODERNLEŞME  gibi makaleler yakın tarihimizi ve resmi ideolojiyi [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] konusunda ezber bozan bir çok yazı yayınlandı DD sayfalarında: Good Bye Atatürkçülük , 23 Nisan &amp; İlahî Adaleti Perde Arkasından Gözlemek,  Bir kurtuluş reçetesi: MODERNLEŞME  gibi makaleler yakın tarihimizi ve resmi ideolojiyi [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>En çok &#8220;sevilen&#8221; yazılar&#8230; : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/04/22/23-nisan-ilah-i-adaleti-perde-arkasindan-gozlemek/#comment-23083</link>
		<dc:creator>En çok &#8220;sevilen&#8221; yazılar&#8230; : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 Dec 2008 10:05:55 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/04/22/23-nisan-ilah-i-adaleti-perde-arkasindan-gozlemek/#comment-23083</guid>
		<description>[...] 23 Nisan &#38; İlahî Adaleti Perde Arkasından Gözlemek [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] 23 Nisan &amp; İlahî Adaleti Perde Arkasından Gözlemek [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>savaş aydın tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/04/22/23-nisan-ilah-i-adaleti-perde-arkasindan-gozlemek/#comment-14435</link>
		<dc:creator>savaş aydın</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 24 Apr 2008 09:53:00 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/04/22/23-nisan-ilah-i-adaleti-perde-arkasindan-gozlemek/#comment-14435</guid>
		<description>çoookkkkk iğreççççççç</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>çoookkkkk iğreççççççç</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Mehmet tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/04/22/23-nisan-ilah-i-adaleti-perde-arkasindan-gozlemek/#comment-1468</link>
		<dc:creator>Mehmet</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 May 2007 22:19:01 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/04/22/23-nisan-ilah-i-adaleti-perde-arkasindan-gozlemek/#comment-1468</guid>
		<description>Sayin Bebe Ruhi,

"hür demek atatürk gibi düşünmek demektir" (BR)

bu cümleniz sizin hür olmadiginizi gösteriyor.

Daha hür düsüncelerde bulusmak dilegiyle.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sayin Bebe Ruhi,</p>
<p>&#8220;hür demek atatürk gibi düşünmek demektir&#8221; (BR)</p>
<p>bu cümleniz sizin hür olmadiginizi gösteriyor.</p>
<p>Daha hür düsüncelerde bulusmak dilegiyle.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Talha Can tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/04/22/23-nisan-ilah-i-adaleti-perde-arkasindan-gozlemek/#comment-1453</link>
		<dc:creator>Talha Can</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 May 2007 15:57:08 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/04/22/23-nisan-ilah-i-adaleti-perde-arkasindan-gozlemek/#comment-1453</guid>
		<description>Sayın Seda ve Sayın Bebe Ruhi,
Affedersiniz yazıyı okudunuz mu? Kusura bakmayın, okuduysanız bir şey anladınız? Anlamadı iseniz kendinizi anlamamak için niye gerdiniz? Hür demek niye illaki birisi gibi düşünmek olsun ki? Benim anlamadığım, bir şeyin yanlışlığı ortada iken -ki bu yanlışlık savunduğunuz insanın değil, onun ismini kullananların-niye haal üstelemek, inkar etmek ve iftira etmektesiniz?</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sayın Seda ve Sayın Bebe Ruhi,<br />
Affedersiniz yazıyı okudunuz mu? Kusura bakmayın, okuduysanız bir şey anladınız? Anlamadı iseniz kendinizi anlamamak için niye gerdiniz? Hür demek niye illaki birisi gibi düşünmek olsun ki? Benim anlamadığım, bir şeyin yanlışlığı ortada iken -ki bu yanlışlık savunduğunuz insanın değil, onun ismini kullananların-niye haal üstelemek, inkar etmek ve iftira etmektesiniz?</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>bebe ruhi tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/04/22/23-nisan-ilah-i-adaleti-perde-arkasindan-gozlemek/#comment-1430</link>
		<dc:creator>bebe ruhi</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 06 May 2007 21:40:15 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/04/22/23-nisan-ilah-i-adaleti-perde-arkasindan-gozlemek/#comment-1430</guid>
		<description>bence devletin bayrağa topluma sahip çıkması gerekir Atatürkçü düşünebilmek atatürkü anlayabilmek ve onun gibi yiğit olmak demektir insan lar başka yönlere saptırmamalılar konuyu bayramlar ateş yakmak adam kaçırmak isyan çıkarmak veya protesto yapmak değildir İŞTE biz toplum olarak bu yanlışı düzelteceğiz ve türkiye HÜR bir ülke olucaktır hür demek özgür demek hür demek atatürk gibi düşünmek demektir unutmamalıyızki dünün bugünü yarının geleceğidir dününü düşünmeyen yarın tıpkı dün gibi davranan olucaktır işte atatürkçü düşünmek BUDUR 


                saygılarımı arz ederim  
                                                   blackeyes</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>bence devletin bayrağa topluma sahip çıkması gerekir Atatürkçü düşünebilmek atatürkü anlayabilmek ve onun gibi yiğit olmak demektir insan lar başka yönlere saptırmamalılar konuyu bayramlar ateş yakmak adam kaçırmak isyan çıkarmak veya protesto yapmak değildir İŞTE biz toplum olarak bu yanlışı düzelteceğiz ve türkiye HÜR bir ülke olucaktır hür demek özgür demek hür demek atatürk gibi düşünmek demektir unutmamalıyızki dünün bugünü yarının geleceğidir dününü düşünmeyen yarın tıpkı dün gibi davranan olucaktır işte atatürkçü düşünmek BUDUR </p>
<p>                saygılarımı arz ederim<br />
                                                   blackeyes</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>seda tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/04/22/23-nisan-ilah-i-adaleti-perde-arkasindan-gozlemek/#comment-1429</link>
		<dc:creator>seda</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 06 May 2007 21:34:14 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/04/22/23-nisan-ilah-i-adaleti-perde-arkasindan-gozlemek/#comment-1429</guid>
		<description>bence bir toplumun bayramlarına sahip çıkması o toplumun bayramı kazandıran kişiye olan saygı ve sevgisini gösterir insanlar önceden çok eski çağlarda bayram diye bir kavramın ne olduğunu bilmiyorlardı bayram neşe sevinçtir bayram toplumun yaşayış biçimidir ATATÜRKÜNDE dediği gibi: ey yükselen yeni nesil cumhuriyeti biz kurduk onu yükseltecek olan yine sizlersiniz.
                                                       saygılarımla  seda</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>bence bir toplumun bayramlarına sahip çıkması o toplumun bayramı kazandıran kişiye olan saygı ve sevgisini gösterir insanlar önceden çok eski çağlarda bayram diye bir kavramın ne olduğunu bilmiyorlardı bayram neşe sevinçtir bayram toplumun yaşayış biçimidir ATATÜRKÜNDE dediği gibi: ey yükselen yeni nesil cumhuriyeti biz kurduk onu yükseltecek olan yine sizlersiniz.<br />
                                                       saygılarımla  seda</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Media Warning tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/04/22/23-nisan-ilah-i-adaleti-perde-arkasindan-gozlemek/#comment-1372</link>
		<dc:creator>Media Warning</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 04 May 2007 14:23:43 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/04/22/23-nisan-ilah-i-adaleti-perde-arkasindan-gozlemek/#comment-1372</guid>
		<description>Kaleminize Sağlık.

Valla ne diyelim. Mustafa Müftüoğlu'nun Yalan Söyleyen Tarih Utansın adlı kitabı aklımıza geldi bir an. Uydurulmuş bir tarih ve şimdi ortaya çıkan hakikatler ile kaybolmaya müstehak bir mit...

Post-paganizmin en ileri temsilcileri sanırım bizdeki laik, kemalist ve jakoben kesimlere tekabül ediyor. Zira onca hakikate rağmen halen iman ettikleri kalelerin yıkılmadığını göstermek için çırpınıyor bu insanlar! Halen yazılan yorumlarda basitlik, yüzeysellik ve derinden derinden tehditler görünüyor. Halen bunlar 1920'lerin ülkesinden zannediyorlar kendilerini...

Halen Talha Can vb kalemlerin yazdıkları can alıcı hakikatleri görmemezlikten geliyorlar, gördüklerinde de canhıraş bir miyavlama ile sarılıyorlar kalemlerine...

Talha Can gibi genç bir kuşak garnizonda değil ki basasın tokadı, alasın elinden kalemi....?

Ne yapalım bu insanlar da böyle işteee...

Ya bunca yıl geçti halen adamlar din diyor, medeniyet diyor, değer diyor, tarih diyor.... (diyecekler, demeye devam edecekler)

Ya halen bunlar bizim inandıklarımıza inanmıyorlar, halen ritüellerimizi kabullenmiyorlar... (diyorlar)

Komedi...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Kaleminize Sağlık.</p>
<p>Valla ne diyelim. Mustafa Müftüoğlu&#8217;nun Yalan Söyleyen Tarih Utansın adlı kitabı aklımıza geldi bir an. Uydurulmuş bir tarih ve şimdi ortaya çıkan hakikatler ile kaybolmaya müstehak bir mit&#8230;</p>
<p>Post-paganizmin en ileri temsilcileri sanırım bizdeki laik, kemalist ve jakoben kesimlere tekabül ediyor. Zira onca hakikate rağmen halen iman ettikleri kalelerin yıkılmadığını göstermek için çırpınıyor bu insanlar! Halen yazılan yorumlarda basitlik, yüzeysellik ve derinden derinden tehditler görünüyor. Halen bunlar 1920&#8242;lerin ülkesinden zannediyorlar kendilerini&#8230;</p>
<p>Halen Talha Can vb kalemlerin yazdıkları can alıcı hakikatleri görmemezlikten geliyorlar, gördüklerinde de canhıraş bir miyavlama ile sarılıyorlar kalemlerine&#8230;</p>
<p>Talha Can gibi genç bir kuşak garnizonda değil ki basasın tokadı, alasın elinden kalemi&#8230;.?</p>
<p>Ne yapalım bu insanlar da böyle işteee&#8230;</p>
<p>Ya bunca yıl geçti halen adamlar din diyor, medeniyet diyor, değer diyor, tarih diyor&#8230;. (diyecekler, demeye devam edecekler)</p>
<p>Ya halen bunlar bizim inandıklarımıza inanmıyorlar, halen ritüellerimizi kabullenmiyorlar&#8230; (diyorlar)</p>
<p>Komedi&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>ikna tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/04/22/23-nisan-ilah-i-adaleti-perde-arkasindan-gozlemek/#comment-1152</link>
		<dc:creator>ikna</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Apr 2007 14:34:28 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/04/22/23-nisan-ilah-i-adaleti-perde-arkasindan-gozlemek/#comment-1152</guid>
		<description>“Savaştan sonra kurulan tek parti rejiminin en büyük dayanağı, geçmişte efsanevi işler yapmış, dünyanın hayran olduğu, dahi bir liderdir. “... Az gelişmiş ülkelerin burjuva diktası sağlamlığını bir önderin varlığına borçludur. ... önder ahlaksal güçleri temsil eder: ona sığınan genç ülkenin güçsüz ve cılız burjuvazisi zenginleşmeğe çalışır.”

“Sömürgeci güçlerle liderin çatışmasını uzaktan, bir rüyadaymış gibi izlemiş olan halk, bu yıllardır gördüğü ya da konuşmalarını dinlediği vatansevere hemen güvenir. Bağımsızlık, siyasi hürriyetler, ulusal haysiyet gibi halkın isteklerini önder kurtuluş savaşı süresince dile getirir.
Liderin etrafındakiler kurtuluş savaşı günlerinde köylülerle yediği yemeklerden artık tat almaz olur. Halkın türküleri artık yönetici kadroya yabancı gelmektedir. Başkentte gösterişli opera binaları ve konser salonları yapılır, yöneticiler burada kulaklarını hiç bir şey anlamadıkları senfonik müziğe alıştırmaya çalışırlar.
Liderin ölümü” yeni kurulmuş devlet için tam bir felaket olur. Liderin ölümü bu ülkeler için tarihin sonudur. Bundan sonra ülkeyi kim idare ederse etsin, liderin izinden ayrılmamak zorundadır; ülke artık değiştirilmesi mümkün olmayan liderin belirlediği ilkelerle yönetilir. Lider yaşasaydı, belki sağlığında yaptığı gibi bu ilkeleri geliştirecek, gerekirse değiştirecekti, çünkü lider sömürge döneminin acısını çekmiş, çağa ayak uydurmanın önemini anlamış bir kişiydi; liderin takipçileri ise genellikle inisiyatif sahibi olmayan, sadece liderin direktiflerini uygulamasını bilen kadrolardır.

Artık liderin söyledikleri anayasadır, lider öldüğü için bunlar değiştirilemez de. Liderin ölümüyle içtihat kapısı da kapanmıştır… Yeni karşılaşılan durumlar için liderin etrafında bulunmuş, liderin masasında bulunmuş insanlar sürekli liderden hadisler aktarırlar. Lider akla gelebilecek her konu için, muhakkak bir yerlerde bir şey söylemiştir; ülkedeki aydınların ve ilim adamlarının görevi liderin hangi konuda, nerede ne dediğini bulmak, liderin her durum için nasıl tavır aldığını belirlemek, bu ilkelere aykırı davrananları izlemektir. “ vs. vs diye gidiyor.


“ Zamanla bu kurtarıcıların etrafında yeni bir sınıf oluşur. Bunlar üretimden anlamazlar, sosyal veya ekonomik bir alt yapıları da yoktur, sömürgecilerden kalanları talan ederler, ya da sömürgecilerin yerli temsilciliklerini üstlenirler, devlete bağımlıdırlar ve devlet etrafında oluşan rantı paylaşmaya çalışırlar. Fanon bunlara “yerli burjuvazi” ya da “ulusal burjuvazi” ismini veriyor.

Bu burjuvazi kapitalist/sömürgeci “anavatan” nın burjuvazine benzemez, onun kötü bir taklitçisidir, genellikle üretime yabancı, sömürgecilerin üretim deneyiminden de yoksundurlar. “Az gelişmiş ülkelerin burjuvazisi süssel bir burjuvazidir. Ona ne ekonomik gücü, ne kadrolarının dinamikliği, ne görüşlerinin genişliği, burjuva olma hakkını sağlar. Bu yüzden başlangıçta ve uzun bir süre memur burjuvazisi olarak kalır. Ona azıcık huzur ve sağlamlık veren yeni yönetim mekanizmasındaki yeridir.”.


“Ulusal burjuvazi ekonominin ve ticaret sektörünün ulusallaştırılmasını ısrarla istemektedir. Onlar için ulusallaştırma ekonominin bütününü, ulusun hizmetine vermek, ülkenin ihtiyaçlarını sağlamaya kararlı olmak anlamına gelmez. ... Bu burjuvazi için ulusallaştırma sömürgecilerden kalan imtiyazların harfi harfine yerli seçkinlere geçmesi demektir.

Bu “pseudo-burjuvazi”ye, daha sonra “pseudo-proletarya” eklenir. Bunlar da çok az üretim yapan, devletten geçinmenin yolunu bulmuş işçilerdir. Bunlar her şeyin devletleştirilmesini isterler, bütün özelleştirmelere karşıdırlar, karşılarında gerçek bir patron yerine çalışsa da çalışmasa da parasını ödeyen devleti görmek isterler.
Tek Parti Rejimi
Kurtuluş sarhoşluğu çabuk geçer, bir süre sonra işler ters gitmeye başlar. İşler ters gittikçe milli bayramların sayısı artmaya başlar; milli kurtuluş savaşının öncüleri bu bayramlarda halka sürekli kurtuluş savaşı günlerini hatırlatmaya çalışırlar. Ulus, ulusal, ulusal kurtuluş, ulusal bağımsızlık, ulusun düşmanları, reform ve devrim laflarından geçilmez olur. Bu arada bir kaç, halka hiç bir yararı olmayan göstermelik reform da yapılır.

İlle de egemen sınıf olma tutkusuna saplanmış bir burjuvazi, o pek cılız ekonomisiyle tutarlı toplumsal ilişkiler kuramıyacağından en ucuz yolu: tek partinin yolunu seçer. ..

Devlet, gücüyle ağırbaşlılığıyla güven vermeli, yurttaşı rahat uyutmalıdır. Ulusal burjuvazinin devleti, tersine, gürültüyle ortaya çıkar; sağa sola çatar; sertleşir; ve her haliyle vatandaşa sürekli tehlikede olduğunu belirtir. Tek parti, burjuva diktanın en modern biçimidir: maskesiz, allıksız, pudrasız utanması arlanması olmayan biçimi.

Burjuvazi, üstünlüğünü sağlayacak ekonomik yeteneklerden ve ülkenin bütününe dağıtacak kırıntılardan yoksun olduğundan, üstelik cebini en çabuk tarafından fütursuzca doldurmaya merak saldığından ülke gittikçe sıkıntıya boğulur. Bu sıkıntıyı gizlemek, bu gerilemeyi örtmek için kendini aldatıcı ya da övünme meselesi yapabileceği prestij harcamaları diye adlandırılan bir takım işlemlere dalar. Başkentte dev binalar yapımına girişir. 

Aslında yönetici kadro ile eski silah arkadaşlarının yolları çoktan ayrılmıştır; lider ve etrafındakilerin yaşam biçimi değişmiş, artık saraylarda, sömürgecilerin bıraktığı köşklerde yaşamaya başlamışlardır, çocukları eski sömürgecilerin bıraktığı kolejlerde veya sömürgecinin anavatanındaki okullarda okumaktadır.

Muhteşem zenginliklerle en aşağı sefaletin sürtünerek yaşamasının kural olduğu bu yoksul az gelişmiş ülkelerde orduyla polis rejimin temel direklerini oluşturur. … Polisin gücü ve ordunun gücü ülkedeki hoşnutsuzluk derecesiyle orantılıdır. 
Halkın hoşnutsuzluğu artarken rejim daha da sertleşir. Ordu düzenli bir baskının gerekli dayanağı durumuna sokulur. Parlamento yokluğu orduya hakem görevini yükler. Ordu, ise ergeç önemini kavrayarak ve hükümetle sürekli olarak bir darbe ihtimalinin korkusunu yaşatacaktır.
Bunlar bizi az gelişmiş ülkelerde tek partinin rolünü incelemeye getirir. Doğum sancıları çeken burjuvazinin içindeki bazı aklıevvellerin, sık sık az gelişmiş ülkelerde yönetim kuvvetli ellerde toplanmalı, hatta dikta gereklidir dediklerine şahit oluruz. İşlere bu açıdan bakıldığında partiye yığınların bekçiliği görevi düşer. Parti, yığınların yönetime gerçekten katılıp katılmadıklarını denetleyeceği yerde, yönetimle polise eklenerek iktidarın beklediği disiplini boyun eğmeyi sürekli hatırlatan organ olur.” Bu koşullar altında iktidardakiler bütün seçimleri kazanır; hep oyların % 99,99 unu toplar...” Vs. vs.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>“Savaştan sonra kurulan tek parti rejiminin en büyük dayanağı, geçmişte efsanevi işler yapmış, dünyanın hayran olduğu, dahi bir liderdir. “&#8230; Az gelişmiş ülkelerin burjuva diktası sağlamlığını bir önderin varlığına borçludur. &#8230; önder ahlaksal güçleri temsil eder: ona sığınan genç ülkenin güçsüz ve cılız burjuvazisi zenginleşmeğe çalışır.”</p>
<p>“Sömürgeci güçlerle liderin çatışmasını uzaktan, bir rüyadaymış gibi izlemiş olan halk, bu yıllardır gördüğü ya da konuşmalarını dinlediği vatansevere hemen güvenir. Bağımsızlık, siyasi hürriyetler, ulusal haysiyet gibi halkın isteklerini önder kurtuluş savaşı süresince dile getirir.<br />
Liderin etrafındakiler kurtuluş savaşı günlerinde köylülerle yediği yemeklerden artık tat almaz olur. Halkın türküleri artık yönetici kadroya yabancı gelmektedir. Başkentte gösterişli opera binaları ve konser salonları yapılır, yöneticiler burada kulaklarını hiç bir şey anlamadıkları senfonik müziğe alıştırmaya çalışırlar.<br />
Liderin ölümü” yeni kurulmuş devlet için tam bir felaket olur. Liderin ölümü bu ülkeler için tarihin sonudur. Bundan sonra ülkeyi kim idare ederse etsin, liderin izinden ayrılmamak zorundadır; ülke artık değiştirilmesi mümkün olmayan liderin belirlediği ilkelerle yönetilir. Lider yaşasaydı, belki sağlığında yaptığı gibi bu ilkeleri geliştirecek, gerekirse değiştirecekti, çünkü lider sömürge döneminin acısını çekmiş, çağa ayak uydurmanın önemini anlamış bir kişiydi; liderin takipçileri ise genellikle inisiyatif sahibi olmayan, sadece liderin direktiflerini uygulamasını bilen kadrolardır.</p>
<p>Artık liderin söyledikleri anayasadır, lider öldüğü için bunlar değiştirilemez de. Liderin ölümüyle içtihat kapısı da kapanmıştır… Yeni karşılaşılan durumlar için liderin etrafında bulunmuş, liderin masasında bulunmuş insanlar sürekli liderden hadisler aktarırlar. Lider akla gelebilecek her konu için, muhakkak bir yerlerde bir şey söylemiştir; ülkedeki aydınların ve ilim adamlarının görevi liderin hangi konuda, nerede ne dediğini bulmak, liderin her durum için nasıl tavır aldığını belirlemek, bu ilkelere aykırı davrananları izlemektir. “ vs. vs diye gidiyor.</p>
<p>“ Zamanla bu kurtarıcıların etrafında yeni bir sınıf oluşur. Bunlar üretimden anlamazlar, sosyal veya ekonomik bir alt yapıları da yoktur, sömürgecilerden kalanları talan ederler, ya da sömürgecilerin yerli temsilciliklerini üstlenirler, devlete bağımlıdırlar ve devlet etrafında oluşan rantı paylaşmaya çalışırlar. Fanon bunlara “yerli burjuvazi” ya da “ulusal burjuvazi” ismini veriyor.</p>
<p>Bu burjuvazi kapitalist/sömürgeci “anavatan” nın burjuvazine benzemez, onun kötü bir taklitçisidir, genellikle üretime yabancı, sömürgecilerin üretim deneyiminden de yoksundurlar. “Az gelişmiş ülkelerin burjuvazisi süssel bir burjuvazidir. Ona ne ekonomik gücü, ne kadrolarının dinamikliği, ne görüşlerinin genişliği, burjuva olma hakkını sağlar. Bu yüzden başlangıçta ve uzun bir süre memur burjuvazisi olarak kalır. Ona azıcık huzur ve sağlamlık veren yeni yönetim mekanizmasındaki yeridir.”.</p>
<p>“Ulusal burjuvazi ekonominin ve ticaret sektörünün ulusallaştırılmasını ısrarla istemektedir. Onlar için ulusallaştırma ekonominin bütününü, ulusun hizmetine vermek, ülkenin ihtiyaçlarını sağlamaya kararlı olmak anlamına gelmez. &#8230; Bu burjuvazi için ulusallaştırma sömürgecilerden kalan imtiyazların harfi harfine yerli seçkinlere geçmesi demektir.</p>
<p>Bu “pseudo-burjuvazi”ye, daha sonra “pseudo-proletarya” eklenir. Bunlar da çok az üretim yapan, devletten geçinmenin yolunu bulmuş işçilerdir. Bunlar her şeyin devletleştirilmesini isterler, bütün özelleştirmelere karşıdırlar, karşılarında gerçek bir patron yerine çalışsa da çalışmasa da parasını ödeyen devleti görmek isterler.<br />
Tek Parti Rejimi<br />
Kurtuluş sarhoşluğu çabuk geçer, bir süre sonra işler ters gitmeye başlar. İşler ters gittikçe milli bayramların sayısı artmaya başlar; milli kurtuluş savaşının öncüleri bu bayramlarda halka sürekli kurtuluş savaşı günlerini hatırlatmaya çalışırlar. Ulus, ulusal, ulusal kurtuluş, ulusal bağımsızlık, ulusun düşmanları, reform ve devrim laflarından geçilmez olur. Bu arada bir kaç, halka hiç bir yararı olmayan göstermelik reform da yapılır.</p>
<p>İlle de egemen sınıf olma tutkusuna saplanmış bir burjuvazi, o pek cılız ekonomisiyle tutarlı toplumsal ilişkiler kuramıyacağından en ucuz yolu: tek partinin yolunu seçer. ..</p>
<p>Devlet, gücüyle ağırbaşlılığıyla güven vermeli, yurttaşı rahat uyutmalıdır. Ulusal burjuvazinin devleti, tersine, gürültüyle ortaya çıkar; sağa sola çatar; sertleşir; ve her haliyle vatandaşa sürekli tehlikede olduğunu belirtir. Tek parti, burjuva diktanın en modern biçimidir: maskesiz, allıksız, pudrasız utanması arlanması olmayan biçimi.</p>
<p>Burjuvazi, üstünlüğünü sağlayacak ekonomik yeteneklerden ve ülkenin bütününe dağıtacak kırıntılardan yoksun olduğundan, üstelik cebini en çabuk tarafından fütursuzca doldurmaya merak saldığından ülke gittikçe sıkıntıya boğulur. Bu sıkıntıyı gizlemek, bu gerilemeyi örtmek için kendini aldatıcı ya da övünme meselesi yapabileceği prestij harcamaları diye adlandırılan bir takım işlemlere dalar. Başkentte dev binalar yapımına girişir. </p>
<p>Aslında yönetici kadro ile eski silah arkadaşlarının yolları çoktan ayrılmıştır; lider ve etrafındakilerin yaşam biçimi değişmiş, artık saraylarda, sömürgecilerin bıraktığı köşklerde yaşamaya başlamışlardır, çocukları eski sömürgecilerin bıraktığı kolejlerde veya sömürgecinin anavatanındaki okullarda okumaktadır.</p>
<p>Muhteşem zenginliklerle en aşağı sefaletin sürtünerek yaşamasının kural olduğu bu yoksul az gelişmiş ülkelerde orduyla polis rejimin temel direklerini oluşturur. … Polisin gücü ve ordunun gücü ülkedeki hoşnutsuzluk derecesiyle orantılıdır.<br />
Halkın hoşnutsuzluğu artarken rejim daha da sertleşir. Ordu düzenli bir baskının gerekli dayanağı durumuna sokulur. Parlamento yokluğu orduya hakem görevini yükler. Ordu, ise ergeç önemini kavrayarak ve hükümetle sürekli olarak bir darbe ihtimalinin korkusunu yaşatacaktır.<br />
Bunlar bizi az gelişmiş ülkelerde tek partinin rolünü incelemeye getirir. Doğum sancıları çeken burjuvazinin içindeki bazı aklıevvellerin, sık sık az gelişmiş ülkelerde yönetim kuvvetli ellerde toplanmalı, hatta dikta gereklidir dediklerine şahit oluruz. İşlere bu açıdan bakıldığında partiye yığınların bekçiliği görevi düşer. Parti, yığınların yönetime gerçekten katılıp katılmadıklarını denetleyeceği yerde, yönetimle polise eklenerek iktidarın beklediği disiplini boyun eğmeyi sürekli hatırlatan organ olur.” Bu koşullar altında iktidardakiler bütün seçimleri kazanır; hep oyların % 99,99 unu toplar&#8230;” Vs. vs.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>ridvan tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/04/22/23-nisan-ilah-i-adaleti-perde-arkasindan-gozlemek/#comment-1146</link>
		<dc:creator>ridvan</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Apr 2007 19:49:20 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/04/22/23-nisan-ilah-i-adaleti-perde-arkasindan-gozlemek/#comment-1146</guid>
		<description>Sevgili Talha Bey,

Yazınızdaki tarihi belgeler ve yorumlar, bize (bana ve aileme) daha çok okumamız, belgeleri aramamız  ve gerçekleri anlamamız gerektiğini hatırlattı. Ellerinize sağlık.
Sevgili dostum evet çok anlamlı bir günmüş 23 nisan, bozmuş bazıları, belki anlamını tam koruyamamışız.  Ama ne kaldı ki bize, bırakın ne olursa olsun, çirkinleştirmeden, saçma sapan, terbiyesiz partiler haline getirmeden ,  anlamı ile yani bizim bildiğimiz gibi kutlayalım o bayramımızı. Tabi gerçek amacınıda tekrar canlandırarak, yorumlayan dostlarında kattıkları gibi inşallah.
Ne olur, benim kızlarım kutlayabilsin bayraklarını sallayarak. Ne mutlu bende onlarla beraber kutluyorum o meclisin kuruluşunu, biz tartışıyoruz kızlarımla, öğrenmeye çalışıyoruz çok değerli Osmanlı Padişahlarını. O günün,  Padişahımız  Vahdettin değil de, o tarihteki hatalı, yanlış düşüncelerle dolu bir takım paşanın milletimiz tarafından kovuluşu kabul ediyoruz biz bu meclis açılışını. Biz hatanın, bu dev imparatorluğun yıkılışında kimlerin yanlışı olduğunu öğrenmeye ve anlamaya  çalışıyoruz, tekrarı olmasın diye, evimizde de o padişahların özelliklerini, komutanlıklarını, sanatkarlıklarını,şairliklerini, müzisyenliklerini, tasavvuflarını, devlet adamlıklarını, inançlarının bütünlüğünü  konuşuyoruz sıkça biraz hüzün ama gururla, liderliğini, komutanlığını, cesaretini konuştuğumuz  Gazi Mustafa Kemal gibi.
Ancak hep beraber kutlamalıyız, en güzel kıyafetlerle bu milletin bayramını,  Kutlamazsak nemi olur, görmüyor musunuz şeker bayramımızın ne kadar zayıf geçtiğini, kaç kapıya gittik, kaç el öptük, kaç kişi elimizi öperken bayramınız mubarek olsun dedi bize, hangi 29 ekimde ağladık, dualar ettik şehitlerimiz için. 
İzlemediğim fakat çok olduğunu gördüğüm benden olmayan çok sayıda tv kanalları ile yeni bayramlar yaptılar bize. Ben izin vermeyeceğim buna, o güzel çocuklarıma bu ve bunun gibi tüm milli ve dini bayramlarda  en güzel, en temizini giydirmeye çalışacak, ellerinden tutup gezdireceğim, büyüklerin evinde saygı ile, kaybettiklerimizin mezarında Fatiha ile, izleyeceğiz hipodrumda mehmetçikleri bayraklar ile. İzin vermeyeceğim noel-chirstmas (yılbaşı), valentines day (sevgililer günü) gibi bayramlara küçük yuvamızda . Bu kendi bayramlarımızı içtenlikle kutlamaz isek yakında Hallowen (cadılar bayramı) gibi günlerde çocuklarım arayabilir, neşeyi, gülmeyi. Biz mutluyuz tüm bayramlarımızda.

Ben izin vermeyeceğim. 
Allah’a emanet olun
Saygılarımızla</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sevgili Talha Bey,</p>
<p>Yazınızdaki tarihi belgeler ve yorumlar, bize (bana ve aileme) daha çok okumamız, belgeleri aramamız  ve gerçekleri anlamamız gerektiğini hatırlattı. Ellerinize sağlık.<br />
Sevgili dostum evet çok anlamlı bir günmüş 23 nisan, bozmuş bazıları, belki anlamını tam koruyamamışız.  Ama ne kaldı ki bize, bırakın ne olursa olsun, çirkinleştirmeden, saçma sapan, terbiyesiz partiler haline getirmeden ,  anlamı ile yani bizim bildiğimiz gibi kutlayalım o bayramımızı. Tabi gerçek amacınıda tekrar canlandırarak, yorumlayan dostlarında kattıkları gibi inşallah.<br />
Ne olur, benim kızlarım kutlayabilsin bayraklarını sallayarak. Ne mutlu bende onlarla beraber kutluyorum o meclisin kuruluşunu, biz tartışıyoruz kızlarımla, öğrenmeye çalışıyoruz çok değerli Osmanlı Padişahlarını. O günün,  Padişahımız  Vahdettin değil de, o tarihteki hatalı, yanlış düşüncelerle dolu bir takım paşanın milletimiz tarafından kovuluşu kabul ediyoruz biz bu meclis açılışını. Biz hatanın, bu dev imparatorluğun yıkılışında kimlerin yanlışı olduğunu öğrenmeye ve anlamaya  çalışıyoruz, tekrarı olmasın diye, evimizde de o padişahların özelliklerini, komutanlıklarını, sanatkarlıklarını,şairliklerini, müzisyenliklerini, tasavvuflarını, devlet adamlıklarını, inançlarının bütünlüğünü  konuşuyoruz sıkça biraz hüzün ama gururla, liderliğini, komutanlığını, cesaretini konuştuğumuz  Gazi Mustafa Kemal gibi.<br />
Ancak hep beraber kutlamalıyız, en güzel kıyafetlerle bu milletin bayramını,  Kutlamazsak nemi olur, görmüyor musunuz şeker bayramımızın ne kadar zayıf geçtiğini, kaç kapıya gittik, kaç el öptük, kaç kişi elimizi öperken bayramınız mubarek olsun dedi bize, hangi 29 ekimde ağladık, dualar ettik şehitlerimiz için.<br />
İzlemediğim fakat çok olduğunu gördüğüm benden olmayan çok sayıda tv kanalları ile yeni bayramlar yaptılar bize. Ben izin vermeyeceğim buna, o güzel çocuklarıma bu ve bunun gibi tüm milli ve dini bayramlarda  en güzel, en temizini giydirmeye çalışacak, ellerinden tutup gezdireceğim, büyüklerin evinde saygı ile, kaybettiklerimizin mezarında Fatiha ile, izleyeceğiz hipodrumda mehmetçikleri bayraklar ile. İzin vermeyeceğim noel-chirstmas (yılbaşı), valentines day (sevgililer günü) gibi bayramlara küçük yuvamızda . Bu kendi bayramlarımızı içtenlikle kutlamaz isek yakında Hallowen (cadılar bayramı) gibi günlerde çocuklarım arayabilir, neşeyi, gülmeyi. Biz mutluyuz tüm bayramlarımızda.</p>
<p>Ben izin vermeyeceğim.<br />
Allah’a emanet olun<br />
Saygılarımızla</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Talha Can tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/04/22/23-nisan-ilah-i-adaleti-perde-arkasindan-gozlemek/#comment-1144</link>
		<dc:creator>Talha Can</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Apr 2007 18:51:35 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/04/22/23-nisan-ilah-i-adaleti-perde-arkasindan-gozlemek/#comment-1144</guid>
		<description>Teşekkürler arkadaşlar,
Sayın Essemera Küçük, Sayın Atsız ve Sayın Kadriye,
Cevap olabilecek kısa metni aslında Ekrem Bey güzelce açıklamış, fakat ben bir hususa değinmek istiyorum,
Öncelikle Mustafa Armağan'ın açıklamalarından ve alıntılarından çıkaracağımız bu günün Atatürk tarafından dünya çocuklarına veya çocuklara armağan edilmediğidir. Açık şekilde tekrar söyleyeyim, Atatürk böyle bir gün hakkında direktifte bulunmamış ya da bir demeci olmamıştır. Benim yazının girişinde odaklandığım nokta şu idi, tarihi yanlış okuyoruz! Fakat yorumlar o kadar göz yumma tavrında olmuş ki nolur tarihi yanlış okursak böyle iyi değil mi açıklamaları gelmiş. Niye yanlış okuyalım? Açıklayayım, tanıdığım samimi ADD üyeleri var. Gerçekten işini samimi olarak düşünnen insanlar. Şöyle diyorlar, "Atatürk yanlış tanıtılıyor, yanlış temsil ediliyor, şu an piyasada Atatürk'e ait olamyan onlarca özdeyiş var". İşte 23 Nisan olsun, bahsedilen bu sözler olsun niye yanlış yere atfediliyor? Bu Atatürk'e de saygısızlık değil midir? Bakın, cihan imparatorluğundan ulus devlete geçişte fikri ve zihni anlamda tepeden inme moderleşmeye gidilmiştir. Ardından gelen süreçte aydınımızın yanlış va yanlı analizleriyle oturtulmaya çalışılan devlet ideolojisi benimsenmeye başlanmıştır. bU ideoloji laiklik eksenyle de din karşısında tavır almıştır. dikkat edin hemen Osmanlı'dan sonra konuşuyoruz. basit bir durum değil, insanların kafasındaki din naaslarının yerine dogmalara ihtiyaç vardır. Bunun için din gibi hayatın her alanına, her anına nakşolabilecek, ayrıntılara girecek bir sistem gerek. Fakat bu suni bir şekilde gerçekleşememiştir. Bahsettiğim ideoloji "kemalizm"dir. Bakın tekrarlıyorum, Atatürk'ten değil, Atatürk'ün ismiyle menfi veya başka türlü icraatlere girmeye çalışanların ortaya attığı ideolojiden bahsediyorum. İşte toparlayacak olursak çocuklardan tutun, sanattan, müzikten, ideolojilerden, dinden, demokrasiden, çağdaşlıktan aklınıza gelebilecek herşeyden bahseden, ilgili olan bir ideoloji gerekmektedri. Bir insan hayatı bunu tamamiyle kapsayamayacağı için de böyle suni durumlar oluşmaktadır. Şimdi gerçek Atatürk'ü öğrenmek varken niye başkaları tarafından ismen yamanmış, değiştirilmiş, yönlendirilmiş bir kişi öğrenelim? Tarihi ne pahasına olursa olsun doğru öğrenmek bizim yararımıza olacaktır. Gerçekler dibimizde dururken niye yanlışı öğrenelim yahu, gerçeklerle hareket etsek daha verimli olmaz mıyız?
Muhabbetle...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Teşekkürler arkadaşlar,<br />
Sayın Essemera Küçük, Sayın Atsız ve Sayın Kadriye,<br />
Cevap olabilecek kısa metni aslında Ekrem Bey güzelce açıklamış, fakat ben bir hususa değinmek istiyorum,<br />
Öncelikle Mustafa Armağan&#8217;ın açıklamalarından ve alıntılarından çıkaracağımız bu günün Atatürk tarafından dünya çocuklarına veya çocuklara armağan edilmediğidir. Açık şekilde tekrar söyleyeyim, Atatürk böyle bir gün hakkında direktifte bulunmamış ya da bir demeci olmamıştır. Benim yazının girişinde odaklandığım nokta şu idi, tarihi yanlış okuyoruz! Fakat yorumlar o kadar göz yumma tavrında olmuş ki nolur tarihi yanlış okursak böyle iyi değil mi açıklamaları gelmiş. Niye yanlış okuyalım? Açıklayayım, tanıdığım samimi ADD üyeleri var. Gerçekten işini samimi olarak düşünnen insanlar. Şöyle diyorlar, &#8220;Atatürk yanlış tanıtılıyor, yanlış temsil ediliyor, şu an piyasada Atatürk&#8217;e ait olamyan onlarca özdeyiş var&#8221;. İşte 23 Nisan olsun, bahsedilen bu sözler olsun niye yanlış yere atfediliyor? Bu Atatürk&#8217;e de saygısızlık değil midir? Bakın, cihan imparatorluğundan ulus devlete geçişte fikri ve zihni anlamda tepeden inme moderleşmeye gidilmiştir. Ardından gelen süreçte aydınımızın yanlış va yanlı analizleriyle oturtulmaya çalışılan devlet ideolojisi benimsenmeye başlanmıştır. bU ideoloji laiklik eksenyle de din karşısında tavır almıştır. dikkat edin hemen Osmanlı&#8217;dan sonra konuşuyoruz. basit bir durum değil, insanların kafasındaki din naaslarının yerine dogmalara ihtiyaç vardır. Bunun için din gibi hayatın her alanına, her anına nakşolabilecek, ayrıntılara girecek bir sistem gerek. Fakat bu suni bir şekilde gerçekleşememiştir. Bahsettiğim ideoloji &#8220;kemalizm&#8221;dir. Bakın tekrarlıyorum, Atatürk&#8217;ten değil, Atatürk&#8217;ün ismiyle menfi veya başka türlü icraatlere girmeye çalışanların ortaya attığı ideolojiden bahsediyorum. İşte toparlayacak olursak çocuklardan tutun, sanattan, müzikten, ideolojilerden, dinden, demokrasiden, çağdaşlıktan aklınıza gelebilecek herşeyden bahseden, ilgili olan bir ideoloji gerekmektedri. Bir insan hayatı bunu tamamiyle kapsayamayacağı için de böyle suni durumlar oluşmaktadır. Şimdi gerçek Atatürk&#8217;ü öğrenmek varken niye başkaları tarafından ismen yamanmış, değiştirilmiş, yönlendirilmiş bir kişi öğrenelim? Tarihi ne pahasına olursa olsun doğru öğrenmek bizim yararımıza olacaktır. Gerçekler dibimizde dururken niye yanlışı öğrenelim yahu, gerçeklerle hareket etsek daha verimli olmaz mıyız?<br />
Muhabbetle&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>kadriye tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/04/22/23-nisan-ilah-i-adaleti-perde-arkasindan-gozlemek/#comment-1136</link>
		<dc:creator>kadriye</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Apr 2007 09:20:27 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/04/22/23-nisan-ilah-i-adaleti-perde-arkasindan-gozlemek/#comment-1136</guid>
		<description>İyi günler Talha Bey,
"Ne var ki, kısa sürede asıl amacından sapmakta gecikmeyecektir 23 Nisan kutlamaları. Şehit ve gazi çocuklarının daha iyi şartlarda eğitilmesi, bakılması ve yetiştirilmesi amacıyla ihdas edilen çocuk bayramları valilerin, müdürlerin, esnafın kendi çocuklarını süsleyip püsleyerek kortejlere katmaları, “renkli ve göz alıcı balolara” götürmeleri, en güzel kimin (sonraları hangi okulun) çocuğunun giyindiği yarışmaları gibi çarpık uygulamalara sahne olmaya başlayan 23 Nisan kutlamalarına ilk tepki ertesi yıl sol eğilimli Resimli Ay dergisinden gelmektedir.”"

belirttiğiniz gibi 23 Nisan ne kadar amacından saptırılmış olsa da(!) ama dünkü o heyecan, samimiyet ve mutluluğu sadece vali, müdür çocuklarında görmedim. İnanın o güzelim fakir çocuklar hatta yetim çocuklar bile kendilerine değer verildiğini hissediyorlardı. Bu onlar için çok önemliydi.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>İyi günler Talha Bey,<br />
&#8220;Ne var ki, kısa sürede asıl amacından sapmakta gecikmeyecektir 23 Nisan kutlamaları. Şehit ve gazi çocuklarının daha iyi şartlarda eğitilmesi, bakılması ve yetiştirilmesi amacıyla ihdas edilen çocuk bayramları valilerin, müdürlerin, esnafın kendi çocuklarını süsleyip püsleyerek kortejlere katmaları, “renkli ve göz alıcı balolara” götürmeleri, en güzel kimin (sonraları hangi okulun) çocuğunun giyindiği yarışmaları gibi çarpık uygulamalara sahne olmaya başlayan 23 Nisan kutlamalarına ilk tepki ertesi yıl sol eğilimli Resimli Ay dergisinden gelmektedir.”&#8221;</p>
<p>belirttiğiniz gibi 23 Nisan ne kadar amacından saptırılmış olsa da(!) ama dünkü o heyecan, samimiyet ve mutluluğu sadece vali, müdür çocuklarında görmedim. İnanın o güzelim fakir çocuklar hatta yetim çocuklar bile kendilerine değer verildiğini hissediyorlardı. Bu onlar için çok önemliydi.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Ekrem Senai tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/04/22/23-nisan-ilah-i-adaleti-perde-arkasindan-gozlemek/#comment-1129</link>
		<dc:creator>Ekrem Senai</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Apr 2007 06:46:36 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/04/22/23-nisan-ilah-i-adaleti-perde-arkasindan-gozlemek/#comment-1129</guid>
		<description>Talha bey, yıllardır uyutulduğumuzu, bize yalan söylenildiğini söylüyor, tepki: olsun, uyutulduksa uyutulduk, yalansa yalan ne olmuş yani?
Bu kafayla daha bize çok ninniler söylerler...

Ne duyarsız toplumuz ya !</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Talha bey, yıllardır uyutulduğumuzu, bize yalan söylenildiğini söylüyor, tepki: olsun, uyutulduksa uyutulduk, yalansa yalan ne olmuş yani?<br />
Bu kafayla daha bize çok ninniler söylerler&#8230;</p>
<p>Ne duyarsız toplumuz ya !</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>atsız tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/04/22/23-nisan-ilah-i-adaleti-perde-arkasindan-gozlemek/#comment-1092</link>
		<dc:creator>atsız</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Apr 2007 17:36:46 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/04/22/23-nisan-ilah-i-adaleti-perde-arkasindan-gozlemek/#comment-1092</guid>
		<description>Sonuç itibariyle belgeler, Atatürk’ün 23 Nisan hakkında, bu bayramın kutlanış şekli, gelenekselleştirilmesi ve milli bayram yapılması hususunda bir demecinin veya talimatının olmadığını göstermektedir

sayın talha can gerçekten yukarıdaki bahsedilen belgeler  çok mu önemli sizin için.atatürk veya bir başkası çok büyük bir anlamı mı var.böyle bir demecin veya talimatın olmaması bu günü kutlamayı engellermi,yada bugünün atatürk e ithaf edilmesinde sakıncamı oluşturur.madem bugün amacından saptı alternatif bir günde bizde şehit ve gazi yakınlarına yardımın ilginin gösterileceği bir etkinlik düzenleyebiliriz.önderlik ederseniz.

saygılar..</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sonuç itibariyle belgeler, Atatürk’ün 23 Nisan hakkında, bu bayramın kutlanış şekli, gelenekselleştirilmesi ve milli bayram yapılması hususunda bir demecinin veya talimatının olmadığını göstermektedir</p>
<p>sayın talha can gerçekten yukarıdaki bahsedilen belgeler  çok mu önemli sizin için.atatürk veya bir başkası çok büyük bir anlamı mı var.böyle bir demecin veya talimatın olmaması bu günü kutlamayı engellermi,yada bugünün atatürk e ithaf edilmesinde sakıncamı oluşturur.madem bugün amacından saptı alternatif bir günde bizde şehit ve gazi yakınlarına yardımın ilginin gösterileceği bir etkinlik düzenleyebiliriz.önderlik ederseniz.</p>
<p>saygılar..</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>essemara küçük tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/04/22/23-nisan-ilah-i-adaleti-perde-arkasindan-gozlemek/#comment-1083</link>
		<dc:creator>essemara küçük</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Apr 2007 11:56:43 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/04/22/23-nisan-ilah-i-adaleti-perde-arkasindan-gozlemek/#comment-1083</guid>
		<description>Sn Talha Can neden Mustafa Kemal Atatürk'ün ha 1923 ha 1929 da çocuklara armağan ettiği 23 nisan bayramından rahatsız oluyosunuz .Ha bu çocuklar özürlü veya yetim veya sağlıklı ne farkeder çocuk çocuktu .İster cumhurbaşkanının olsun ister esnaf Musa'nın bir şey farkeder mi .Peygamberimizde çocuklara çok önem verirdi ayrım yapmazdı yahudi ,hiristiyan veya müslüman onun için fark etmezdi elbette reisi cumhur çocuğuyla esnaf musa'nın çocuğu arasında ayrım yapılmazsa .Birde nevar Atatürk hediye etti desek çocuk çotuktur .Çocukların milliyeti ve dini olmaz onlar Allah katında hepsi birdir bizde böyle bakarsak çok iyi olur.Ayrım yapılmaksızın zengimiş, fakirmiş ,yetimmiş, gayrimüslimmiş farkedermi yada bizim milletten değilmiş .23 Nisan amacından saptırılmışta sanki kötü emellere maruz kalmış gibi birşeyler yazmışsınız birkez daha herkese soruyorum siz Atatürk'ün yerinde olsanız daha iyi şeyler mi yapardınız?Çok merak ediyorum.saygılar</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sn Talha Can neden Mustafa Kemal Atatürk&#8217;ün ha 1923 ha 1929 da çocuklara armağan ettiği 23 nisan bayramından rahatsız oluyosunuz .Ha bu çocuklar özürlü veya yetim veya sağlıklı ne farkeder çocuk çocuktu .İster cumhurbaşkanının olsun ister esnaf Musa&#8217;nın bir şey farkeder mi .Peygamberimizde çocuklara çok önem verirdi ayrım yapmazdı yahudi ,hiristiyan veya müslüman onun için fark etmezdi elbette reisi cumhur çocuğuyla esnaf musa&#8217;nın çocuğu arasında ayrım yapılmazsa .Birde nevar Atatürk hediye etti desek çocuk çotuktur .Çocukların milliyeti ve dini olmaz onlar Allah katında hepsi birdir bizde böyle bakarsak çok iyi olur.Ayrım yapılmaksızın zengimiş, fakirmiş ,yetimmiş, gayrimüslimmiş farkedermi yada bizim milletten değilmiş .23 Nisan amacından saptırılmışta sanki kötü emellere maruz kalmış gibi birşeyler yazmışsınız birkez daha herkese soruyorum siz Atatürk&#8217;ün yerinde olsanız daha iyi şeyler mi yapardınız?Çok merak ediyorum.saygılar</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Mehmet tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/04/22/23-nisan-ilah-i-adaleti-perde-arkasindan-gozlemek/#comment-1080</link>
		<dc:creator>Mehmet</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Apr 2007 10:03:03 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/04/22/23-nisan-ilah-i-adaleti-perde-arkasindan-gozlemek/#comment-1080</guid>
		<description>&lt;b&gt;Alternatif 23 Nisan kutlamalari için:&lt;/b&gt;

1823 : Abdülmecit'in dogum günü (Tüm dünyadan asçilar davet edilerek bir dogum günü pastasi yarismasi yapilabilir)

1933 : Hermann Goering tarafindan Gestapo'nun kurulusu, (Neo Nazileri Türkiye'ye davet edip lokum ve ve sis kebap ikram edebiliriz)

1952 : Amerikalilara ait bikini adasinda ilk atom bombasinin patlamasi, (Amerikalilari ve Iranlilari davet edip bir atom bombasi yarismasi düzenleyebiliriz.)

1967 : Albay Vladimir Komarov'un  Soyuz 1 içinde yörüngeye oturmasi, (Ruslarin basi kel mi?)

1990 : Hubble teleskopunun firlatilisi. (Bkz. Cem Yilmaz'in Türkler Uzay'da skeçi)

Dostlukla</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p><b>Alternatif 23 Nisan kutlamalari için:</b></p>
<p>1823 : Abdülmecit&#8217;in dogum günü (Tüm dünyadan asçilar davet edilerek bir dogum günü pastasi yarismasi yapilabilir)</p>
<p>1933 : Hermann Goering tarafindan Gestapo&#8217;nun kurulusu, (Neo Nazileri Türkiye&#8217;ye davet edip lokum ve ve sis kebap ikram edebiliriz)</p>
<p>1952 : Amerikalilara ait bikini adasinda ilk atom bombasinin patlamasi, (Amerikalilari ve Iranlilari davet edip bir atom bombasi yarismasi düzenleyebiliriz.)</p>
<p>1967 : Albay Vladimir Komarov&#8217;un  Soyuz 1 içinde yörüngeye oturmasi, (Ruslarin basi kel mi?)</p>
<p>1990 : Hubble teleskopunun firlatilisi. (Bkz. Cem Yilmaz&#8217;in Türkler Uzay&#8217;da skeçi)</p>
<p>Dostlukla</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Ekrem Senai tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/04/22/23-nisan-ilah-i-adaleti-perde-arkasindan-gozlemek/#comment-1069</link>
		<dc:creator>Ekrem Senai</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 22 Apr 2007 19:55:46 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/04/22/23-nisan-ilah-i-adaleti-perde-arkasindan-gozlemek/#comment-1069</guid>
		<description>Sanki her tarafta var bir düğün 
Çünkü en şerefli en mutlu gün 
Bugün 23 Nisan
Hep neşeyle doluyor insan
İşte bugün bir meclis kuruldu 
Sonra hemen padişah kovuldu...

Meğer şu kovulan padişahların armağanıymış 23 Nisan. Ama tek bir farkla. Yetim çocukları giydirip sevindiren zihniyet, sonra kendi çocuklarının resm-i geçiti haline dönüştürmüş bu bayramı... Bu bayramın enternasyonel bir hüviyet kazanamamasının da arkasında bir ilahi adalet aramak yanlış olur mu?</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sanki her tarafta var bir düğün<br />
Çünkü en şerefli en mutlu gün<br />
Bugün 23 Nisan<br />
Hep neşeyle doluyor insan<br />
İşte bugün bir meclis kuruldu<br />
Sonra hemen padişah kovuldu&#8230;</p>
<p>Meğer şu kovulan padişahların armağanıymış 23 Nisan. Ama tek bir farkla. Yetim çocukları giydirip sevindiren zihniyet, sonra kendi çocuklarının resm-i geçiti haline dönüştürmüş bu bayramı&#8230; Bu bayramın enternasyonel bir hüviyet kazanamamasının da arkasında bir ilahi adalet aramak yanlış olur mu?</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>

