<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>
<channel>
	<title>İletişim Stratejisi Açısından: AKP&#8217;nin Gençlik Oy&#8217;un&#8217;u yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.derindusunce.org/2007/03/23/iletisim-stratejisi-acisindan-akpnin-genclik-oyunu/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.derindusunce.org/2007/03/23/iletisim-stratejisi-acisindan-akpnin-genclik-oyunu/</link>
	<description>Grup platformu</description>
	<pubDate>Mon, 15 Mar 2010 14:59:25 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.2</generator>
		<item>
		<title>En çok okunan ve tartışılan 50 yazı : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/03/23/iletisim-stratejisi-acisindan-akpnin-genclik-oyunu/#comment-43854</link>
		<dc:creator>En çok okunan ve tartışılan 50 yazı : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 Jan 2010 15:42:33 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/03/23/iletisim-stratejisi-acisindan-akpnin-genclik-oyunu/#comment-43854</guid>
		<description>[...] İletişim Stratejisi Açısından: AKP&#8217;nin Gençlik Oy&#8217;un&#8217;u [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] İletişim Stratejisi Açısından: AKP&#8217;nin Gençlik Oy&#8217;un&#8217;u [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>En çok okunan ve tartışılan yazılar : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/03/23/iletisim-stratejisi-acisindan-akpnin-genclik-oyunu/#comment-37947</link>
		<dc:creator>En çok okunan ve tartışılan yazılar : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Sep 2009 20:02:13 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/03/23/iletisim-stratejisi-acisindan-akpnin-genclik-oyunu/#comment-37947</guid>
		<description>[...] İletişim Stratejisi Açısından: AKP’nin Gençlik Oy’un’u [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] İletişim Stratejisi Açısından: AKP’nin Gençlik Oy’un’u [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>ali tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/03/23/iletisim-stratejisi-acisindan-akpnin-genclik-oyunu/#comment-24788</link>
		<dc:creator>ali</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Feb 2009 13:56:46 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/03/23/iletisim-stratejisi-acisindan-akpnin-genclik-oyunu/#comment-24788</guid>
		<description>selam  aleykum ben gaziantepde oturan bir mahallenin muhtar adayıyım akpden gereken yardımı yapın muhtar adayı olayım dedımse muhtarlığa odenek yok dıyorlar bende muhtarlıkdan uzak durma zorunda kaldım gaziantep şahinbey barış mah ılgılerınıze arz ederım</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>selam  aleykum ben gaziantepde oturan bir mahallenin muhtar adayıyım akpden gereken yardımı yapın muhtar adayı olayım dedımse muhtarlığa odenek yok dıyorlar bende muhtarlıkdan uzak durma zorunda kaldım gaziantep şahinbey barış mah ılgılerınıze arz ederım</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>En çok &#8220;sevilen&#8221; yazılar&#8230; : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/03/23/iletisim-stratejisi-acisindan-akpnin-genclik-oyunu/#comment-23078</link>
		<dc:creator>En çok &#8220;sevilen&#8221; yazılar&#8230; : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 Dec 2008 10:04:30 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/03/23/iletisim-stratejisi-acisindan-akpnin-genclik-oyunu/#comment-23078</guid>
		<description>[...] İletişim Stratejisi Açısından: AKP&#8217;nin Gençlik Oy&#8217;un&#8217;u [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] İletişim Stratejisi Açısından: AKP&#8217;nin Gençlik Oy&#8217;un&#8217;u [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>hg tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/03/23/iletisim-stratejisi-acisindan-akpnin-genclik-oyunu/#comment-17733</link>
		<dc:creator>hg</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 10 Aug 2008 06:33:05 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/03/23/iletisim-stratejisi-acisindan-akpnin-genclik-oyunu/#comment-17733</guid>
		<description>&lt;blockquote&gt;Diyemeyiz. Şener’in birşey yaptığı yok. Daha önce, adı ilk geçtiğinde yapsaydı olurdu&lt;/blockquote&gt;

Yaptığı, henüz olayların üzerinden yıllar geçmeden makam sahipleri hala aynı makamlarda iken kendi zaviyesinden de olsa olayları açıklamasıdır. İnandırıcılık sorununu tartışmıyorum. İşin sadece bu yönünü belirtmek istemiştim. 

Şahsi kanaatim Abdüllatif Şener'in siyaseten tüm saygınlığını ve inandırıcılığını kaybettiğidir. Bu saatten sonra değil kitleleri ardında sürükleyen bir lider, köye muhtar bile seçmezler.

Ama tanık olduklarını da ihtiyatla da olsa okumakta fayda var.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>Diyemeyiz. Şener’in birşey yaptığı yok. Daha önce, adı ilk geçtiğinde yapsaydı olurdu</p></blockquote>
<p>Yaptığı, henüz olayların üzerinden yıllar geçmeden makam sahipleri hala aynı makamlarda iken kendi zaviyesinden de olsa olayları açıklamasıdır. İnandırıcılık sorununu tartışmıyorum. İşin sadece bu yönünü belirtmek istemiştim. </p>
<p>Şahsi kanaatim Abdüllatif Şener&#8217;in siyaseten tüm saygınlığını ve inandırıcılığını kaybettiğidir. Bu saatten sonra değil kitleleri ardında sürükleyen bir lider, köye muhtar bile seçmezler.</p>
<p>Ama tanık olduklarını da ihtiyatla da olsa okumakta fayda var.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Sensakrak tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/03/23/iletisim-stratejisi-acisindan-akpnin-genclik-oyunu/#comment-17730</link>
		<dc:creator>Sensakrak</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 10 Aug 2008 04:38:22 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/03/23/iletisim-stratejisi-acisindan-akpnin-genclik-oyunu/#comment-17730</guid>
		<description>&lt;em&gt;&lt;blockquote&gt;Cumhurbaşkanını da kendisinin belirlemesi gerekirdi. Dolayısıyla o isim ben olamazdım. Ayrıca eğer bir grup toplantısında beni elimden tutup takdim ediyor olsaydı, ben o fotoğrafı kabullenir miydim? Benim kabullenemeyeceğim bir fotoğraftı o.&lt;/blockquote&gt;&lt;/em&gt; (A. Şener)

Bunu şimdi değil o zaman söyleyecekti. Hani bir makama atanmayan birisinin ben zaten kabul etmezdim" demesi gibi. Ya da kovulan birisinin "ben istifa edecektim zaten" demesi gibi.

&lt;blockquote&gt;
Yazılanlar doğru ise bugüne kadar hiçbir siyasetçinin yapmadığını, yapmaya cesaret edemediğini yapmış diyebiliriz sanırım:&lt;/blockquote&gt;

Diyemeyiz. Şener'in birşey yaptığı yok. Daha önce, adı ilk geçtiğinde yapsaydı olurdu. Şimdi, herşey olup bittikten sonra "ben şöyle düşünmüştüm zaten" demek ciddiye alınacak birşey değil. İlk konu çıktığında Söyleseydi ya madem böyle yapılmamalı, şöyle yapılmalı diye? (Dilinin ucuyla lafı gevelemesi değil  net biçimde söylemesini kastediyorum. ) Son ana kadar AKP, MKYK'na niçin kaldı.. Bunlar ara dönem tehlikesi başlamadan birşey dedi mi? hayır. Sonra sonra sesini çıkartmaya başladı, niyeyse tam da ara dönem gibi bir zaman girdiğimizde.

Şimdi ancak kendini tatmin ediyor Şener. AKP'nin kapanacağına oynadı, yeni oluşum başlattı. AKP kapanmayınca ortada kaldı. 

Ayrıca Şener kitleleri etkileyecebilecek, hitabeti güçlü birisi değil. Önderlik yapamaz. ANcak iyi bir teknokrat olur. Ya da 4. adam, o kadar.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p><em><br />
<blockquote>Cumhurbaşkanını da kendisinin belirlemesi gerekirdi. Dolayısıyla o isim ben olamazdım. Ayrıca eğer bir grup toplantısında beni elimden tutup takdim ediyor olsaydı, ben o fotoğrafı kabullenir miydim? Benim kabullenemeyeceğim bir fotoğraftı o.</p></blockquote>
<p></em> (A. Şener)</p>
<p>Bunu şimdi değil o zaman söyleyecekti. Hani bir makama atanmayan birisinin ben zaten kabul etmezdim&#8221; demesi gibi. Ya da kovulan birisinin &#8220;ben istifa edecektim zaten&#8221; demesi gibi.</p>
<blockquote><p>
Yazılanlar doğru ise bugüne kadar hiçbir siyasetçinin yapmadığını, yapmaya cesaret edemediğini yapmış diyebiliriz sanırım:</p></blockquote>
<p>Diyemeyiz. Şener&#8217;in birşey yaptığı yok. Daha önce, adı ilk geçtiğinde yapsaydı olurdu. Şimdi, herşey olup bittikten sonra &#8220;ben şöyle düşünmüştüm zaten&#8221; demek ciddiye alınacak birşey değil. İlk konu çıktığında Söyleseydi ya madem böyle yapılmamalı, şöyle yapılmalı diye? (Dilinin ucuyla lafı gevelemesi değil  net biçimde söylemesini kastediyorum. ) Son ana kadar AKP, MKYK&#8217;na niçin kaldı.. Bunlar ara dönem tehlikesi başlamadan birşey dedi mi? hayır. Sonra sonra sesini çıkartmaya başladı, niyeyse tam da ara dönem gibi bir zaman girdiğimizde.</p>
<p>Şimdi ancak kendini tatmin ediyor Şener. AKP&#8217;nin kapanacağına oynadı, yeni oluşum başlattı. AKP kapanmayınca ortada kaldı. </p>
<p>Ayrıca Şener kitleleri etkileyecebilecek, hitabeti güçlü birisi değil. Önderlik yapamaz. ANcak iyi bir teknokrat olur. Ya da 4. adam, o kadar.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>hg tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/03/23/iletisim-stratejisi-acisindan-akpnin-genclik-oyunu/#comment-17723</link>
		<dc:creator>hg</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 09 Aug 2008 22:04:40 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/03/23/iletisim-stratejisi-acisindan-akpnin-genclik-oyunu/#comment-17723</guid>
		<description>&lt;blockquote&gt;Erbakan döneminde bile dikkatleri üzerine çeken, umut vaat eden, başarılı siyasetçilerin menzili AKP olunca, sarsılmaz tahtın gücü perçinlenmiş oldu. Sivas’tan Abdüllatif Şener...&lt;/blockquote&gt;

Başarılı siyasetçimiz, "Abdüllatif Şener, Adım da Benimle Beraber Büyüdü" isminde bir nehir söyleşi kitabı çıkarmış. Yazılanlar doğru ise bugüne kadar hiçbir siyasetçinin yapmadığını, yapmaya cesaret edemediğini yapmış diyebiliriz sanırım:

...(Adının cumhurbaşkanı adayları arasına karışmasını kasttediyor.) Başbakan bundan hiç mutlu olmadı. Bana bir şey söylemedi. Ama bir şeyi anlamak için söylenmesi gerekmez. Siyasette pek çok şey söylenmeden söylenir. Hatta ben şöyle düşünürüm asla bana razı olmazdı! Çünkü artık kendince tek ses olan bir liderdi. Her şeyi kendisinin belirlemesi gerekirdi.

Cumhurbaşkanını da kendisinin belirlemesi gerekirdi. Dolayısıyla o isim ben olamazdım. Ayrıca eğer bir grup toplantısında beni elimden tutup takdim ediyor olsaydı, ben o fotoğrafı kabullenir miydim? Benim kabullenemeyeceğim bir fotoğraftı o. "Benim cumhurbaşkanım" fotoğrafı. Bence bir cumhurbaşkanlığı süreci böyle olmaz. Bir partinin bir grup toplantısında bir liderin ilanıyla cumhurbaşkanlığı olmaz. Üstelik grubun belirlediği bir cumhurbaşkanı da değil. Liderin kendi kafasında oluşturup ilan ettiği, otoritesiyle dikte ettirdiği, o adaya da dikte ettirdiği bir yapıydı o....

Devamı için: http://www.sonsayfa.com/Haberler-Erdo%C4%9Fan-Baykala-neden-gitmedi-79849.html</description>
		<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>Erbakan döneminde bile dikkatleri üzerine çeken, umut vaat eden, başarılı siyasetçilerin menzili AKP olunca, sarsılmaz tahtın gücü perçinlenmiş oldu. Sivas’tan Abdüllatif Şener&#8230;</p></blockquote>
<p>Başarılı siyasetçimiz, &#8220;Abdüllatif Şener, Adım da Benimle Beraber Büyüdü&#8221; isminde bir nehir söyleşi kitabı çıkarmış. Yazılanlar doğru ise bugüne kadar hiçbir siyasetçinin yapmadığını, yapmaya cesaret edemediğini yapmış diyebiliriz sanırım:</p>
<p>&#8230;(Adının cumhurbaşkanı adayları arasına karışmasını kasttediyor.) Başbakan bundan hiç mutlu olmadı. Bana bir şey söylemedi. Ama bir şeyi anlamak için söylenmesi gerekmez. Siyasette pek çok şey söylenmeden söylenir. Hatta ben şöyle düşünürüm asla bana razı olmazdı! Çünkü artık kendince tek ses olan bir liderdi. Her şeyi kendisinin belirlemesi gerekirdi.</p>
<p>Cumhurbaşkanını da kendisinin belirlemesi gerekirdi. Dolayısıyla o isim ben olamazdım. Ayrıca eğer bir grup toplantısında beni elimden tutup takdim ediyor olsaydı, ben o fotoğrafı kabullenir miydim? Benim kabullenemeyeceğim bir fotoğraftı o. &#8220;Benim cumhurbaşkanım&#8221; fotoğrafı. Bence bir cumhurbaşkanlığı süreci böyle olmaz. Bir partinin bir grup toplantısında bir liderin ilanıyla cumhurbaşkanlığı olmaz. Üstelik grubun belirlediği bir cumhurbaşkanı da değil. Liderin kendi kafasında oluşturup ilan ettiği, otoritesiyle dikte ettirdiği, o adaya da dikte ettirdiği bir yapıydı o&#8230;.</p>
<p>Devamı için: <a href="http://www.sonsayfa.com/Haberler-Erdo%C4%9Fan-Baykala-neden-gitmedi-79849.html" rel="nofollow">http://www.sonsayfa.com/Haberler-Erdo%C4%9Fan-Baykala-neden-gitmedi-79849.html</a></p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>abdulrahman tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/03/23/iletisim-stratejisi-acisindan-akpnin-genclik-oyunu/#comment-12853</link>
		<dc:creator>abdulrahman</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 Feb 2008 17:11:28 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/03/23/iletisim-stratejisi-acisindan-akpnin-genclik-oyunu/#comment-12853</guid>
		<description>ne okudum o nede anladım</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>ne okudum o nede anladım</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Arslan Kıraç tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/03/23/iletisim-stratejisi-acisindan-akpnin-genclik-oyunu/#comment-845</link>
		<dc:creator>Arslan Kıraç</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Apr 2007 19:00:46 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/03/23/iletisim-stratejisi-acisindan-akpnin-genclik-oyunu/#comment-845</guid>
		<description>"Ak Parti" demekten söze giriş yapmak istiyorum..Ak Parti kurulurken böyle bir isim kararı aldı..Ve bütün muhalifler saflarını belli edercesine Akepe demeyi seçtiler..
Aslında bu bir bakıma saygısızlıktı Ak Parti için..Diğer partiler açısından da "ak" kelimesi,temiz,güvenilir anlamını verdiği için Ak Partiye puan kazandırabilirdi..Fakat bu 5 sene içinde Ak Parti hiç bir şekilde kendisine AKepe diyenleri kafasına takmadı,bu konuyu ciddiye bile almadı..Burası Ak Parti'nin  ideolojisinin muhafazakarlık  dışında liberalizmden de beslendiğinin bir göstergesi olabilir..

İnsanlar gerçekten muz almaya başladılar bu dönemde..Ben bu örnekten bir başka örnek vermek istiyorum..Orta direk ve orta üst kesim bu dönemde evlerindeki beyaz eşyeları ya yenilediler ya da üst teknolojiye geçtiler..Örneğin LCD TV'lerin dünyada çoğu ülkede pazar payına dahi girememişken bizim ülkemizde insanların evlerinde görülmeye başlandı..Bireysel teknolojiye de bakıldığında çok nadir örnekler hariç 3 sene önceki kült cep telefonu modelleri,şu anda görülmemekte kimselerde..ADSL aboneliği patlama yaşıyor..İnternet hızımız Avrupa'yla yarışıyor dünyanın birçok ülkesinden ileride..

Ak Parti'nin gençlere yöneldiği fikrine gelince..Ak Parti bugüne kadar iktidar olmuş partiler içinde gençlere en az önem vermiş parti olmuştur..Ak Parti,Gençlik Kolları olarak kamuoyuna dahi haber olmamıştır..Tabanı gerçekten en ilginç bir karmaya sahip olan bir partidir..VE gençlik kollarıı bu doğrultuda oldukça güçsüzdür... Gençlere yönelme açısından her şeye rağmen en önde,en umut vadeden ve alternatifi olmayan bir partidir Ak Partii</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;Ak Parti&#8221; demekten söze giriş yapmak istiyorum..Ak Parti kurulurken böyle bir isim kararı aldı..Ve bütün muhalifler saflarını belli edercesine Akepe demeyi seçtiler..<br />
Aslında bu bir bakıma saygısızlıktı Ak Parti için..Diğer partiler açısından da &#8220;ak&#8221; kelimesi,temiz,güvenilir anlamını verdiği için Ak Partiye puan kazandırabilirdi..Fakat bu 5 sene içinde Ak Parti hiç bir şekilde kendisine AKepe diyenleri kafasına takmadı,bu konuyu ciddiye bile almadı..Burası Ak Parti&#8217;nin  ideolojisinin muhafazakarlık  dışında liberalizmden de beslendiğinin bir göstergesi olabilir..</p>
<p>İnsanlar gerçekten muz almaya başladılar bu dönemde..Ben bu örnekten bir başka örnek vermek istiyorum..Orta direk ve orta üst kesim bu dönemde evlerindeki beyaz eşyeları ya yenilediler ya da üst teknolojiye geçtiler..Örneğin LCD TV&#8217;lerin dünyada çoğu ülkede pazar payına dahi girememişken bizim ülkemizde insanların evlerinde görülmeye başlandı..Bireysel teknolojiye de bakıldığında çok nadir örnekler hariç 3 sene önceki kült cep telefonu modelleri,şu anda görülmemekte kimselerde..ADSL aboneliği patlama yaşıyor..İnternet hızımız Avrupa&#8217;yla yarışıyor dünyanın birçok ülkesinden ileride..</p>
<p>Ak Parti&#8217;nin gençlere yöneldiği fikrine gelince..Ak Parti bugüne kadar iktidar olmuş partiler içinde gençlere en az önem vermiş parti olmuştur..Ak Parti,Gençlik Kolları olarak kamuoyuna dahi haber olmamıştır..Tabanı gerçekten en ilginç bir karmaya sahip olan bir partidir..VE gençlik kollarıı bu doğrultuda oldukça güçsüzdür&#8230; Gençlere yönelme açısından her şeye rağmen en önde,en umut vadeden ve alternatifi olmayan bir partidir Ak Partii</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Mustafa Ajlan Abudak tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/03/23/iletisim-stratejisi-acisindan-akpnin-genclik-oyunu/#comment-777</link>
		<dc:creator>Mustafa Ajlan Abudak</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 25 Mar 2007 13:45:13 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/03/23/iletisim-stratejisi-acisindan-akpnin-genclik-oyunu/#comment-777</guid>
		<description>Suat Abim :) Marksist tezler olması bakış acısının değersiz olması demek değildir ki.Ben tarih algıma binae öyle dedim. Troçki, engels okuduğumdan oluşmadı bu anlayış aksine seninde bildiğin tarihçileri okuyarak olayların neden-sonuç ilişkilerini birbirine bağlayarak,sosyal içtimai hayatımdaki tanıklıklarımla bu ekonomi gidişatın asıl katalizörüdür diyorum.Mekke ticaretin merkezi olmasa idi orada o büyüklükte şehir kurulmazdı şehir kurulmasaydı medeniyet oluşmazdı demek bu.Yoksa diyalektik materyalizmin tarih algısı tıpkı Darwinin tarih algısı gibi benim için; doğru noktadan başlayıp sapabilinecek kadar sapmak demek özetle.Her koşul elbette her coğrafi ilmi ve idari koşullarda farklıdır.Öylede olmalıdır.İnsan algılarındaki bu fark kültürün esas aromasını oluşturmakta.Benim altını çok kalın çizmek istediğim şey belli.İnsanlar genelde ekonomik değerler üzerinden tarih yapıcılığı yapmışlar ama tarih yazıcılığına gelince senin belirtiğin  dini algılar hakim olmuş paradigmaya.Bu nedenle diyalektik felsefe Sümer tapınak ekonomisinden meydana gelen uygarlığı açıklarken rahiplerin din dışındaki hayatlarını göz ardı etmiş.Onların çoçukları aileleri yada akrabaları olduğunu göz ardı etmiş.Elbette Sümerler mezopotamyaya harezmden gelmeselerdi ne üretim fazlaları olurdu nede tapınakları.Ben bunu söylemey çalıştım.Ürünlerin başına bişey gelmesinden çekindiklerinden,korktuklarından tapınak ekonomisi o denli büyüyüp,rahiplerin güçü pekişmiştir.Üretim fazlası tapınakta briktirildiğinden ötürü kayıt zorunluluğu ve burdan yazıya giden süreç başlamıştır.Yaklaşık bin yıl sonra Hattiler ve Asurlularda anallar Tanrı-tanrılara hesap vermek için yazılır olmuş.Demek isteyeceğim din olgusu birey bazında ekonomiye dayanmaz ama cemaat temelinde ister istemez içice geçer.Bu durum üretim için başta çok iyidir.Belli kastlar oluşmadığı müddetçede belkide en sağlam ekonomik modeldir.

  Şimdi sana şöyle söyleyeyim İki komşuyu ele alalım.Hindistan ve Çin.Nüfus oranları aynı, birinde elit kast çok daha fazla diğerinde avaraj nüfus çok daha fazla,birinde uçurumlar çok büyük diğerinde devlet uçurumları belli miktarda akılcı kontrol edebilmekte.Biri ucuz iş güçünü katalizör olarak kullanmakta diğeri nitelikli beyinleri ile yazılım sektörünün lideri.Şimdi biri kanaatkar diğeride kanaatkar peki,aradaki fark ne?Çok basit; din algısı Hindistanda kast dinin kendisi iken,Çinde kastın tarihi izlerini bile yok etmek için kıyımlar yaşandı ve çok büyük bir vasat kitle oluşturuldu.Bunun ekonomiye dönüşüde ucuz iş gücü ve maaliyet olarak geri döndü yani kapitalizmi kendi silahları ile vurdular.Sömürü devri biten Avrupa artık kendi kaynaklarından yemeye başladı.(ABD) gibi hatta çin sürekli ABd tahvili alarak tüketim ekonomisini sülbanse etmeye devam etmekte.Demek istediğim şu ki,din olgusunun çok kuvvetli olmadığı bir toplumda bile Klavenist tezlerin aksine milli şuur ve kader birlikteliği önemli.Bunun sağlanamayacağı Hindistan gibi ülkelerde ise dezavantajı avantaja çevirmek için nitekli insan gücü dahada kuvvetlendiriliyor.Kast daha kastlaşıyor ucurum daha da büyütülüyor ama sonuçta Hindistan-Abd ile müttefik oluyor diğer tarafta Çin genel anlamıyla tek başına sadece milli birlik ile Dünyaya meydan okuyor.Bunu yaparken ucuz maaliyeti kullanıyor ve gelen paranın bir kısmı ile tüketimi ateşliyor diğer kısmı ile eğitimi genele yayıyor.Bunu yaparkende ilahi bir metne dayanmıyor.Hindistan ise dayanıyor.

  Ben burda dinlerin kabahatidir asla demiyorum.İnsan işin çine ekonomik girdiyi soktuğunda cemaatlerde oluşan dini kalbi birliğin zedelendiği insanların hiyerarşik olarak sınıflara ayırdığından bahsediyorum.Camide cumada yan yana olabilenler.Akşam sohbetlerinde asla yan yana olamıyorlar.(olmak bile istemiyorlar)Ben bundan dolayı çok üzülüyorum.Herkes diğerinin çabasına dil uzatıyor lekeliyor çamur atıyor.Onun parası faizdendir şunun parası suudandır.Bunlar dolandırıcı aşmanyayı sömürdüler vs..işte abi sende yakınen tanık olmuşsundur.Ben bunların olmasında utanç duyuyorum.Bunun nedenininde insanların eco-homo olmasına bağlıyorum.Keşke senin söylediğin gibi,islamın dediği gibi bir modeli yaya bilsek bunun içinde diyorum Eğtim gerekli hemde kurtuluş savaşı gibi algılanacak bir eğitim reformu.İnşallah anlaşılmışımdır.Yoksa sende kalben pek farklı düşündüğüm yok.Mustafa Armağan ağabeyin abdülhamid vicdanı ile konuştuğunuda biliyorum.Bu sebeple açıklamaların için teşekkür ediyorum hayırlı pazarlar olsun..</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Suat Abim :) Marksist tezler olması bakış acısının değersiz olması demek değildir ki.Ben tarih algıma binae öyle dedim. Troçki, engels okuduğumdan oluşmadı bu anlayış aksine seninde bildiğin tarihçileri okuyarak olayların neden-sonuç ilişkilerini birbirine bağlayarak,sosyal içtimai hayatımdaki tanıklıklarımla bu ekonomi gidişatın asıl katalizörüdür diyorum.Mekke ticaretin merkezi olmasa idi orada o büyüklükte şehir kurulmazdı şehir kurulmasaydı medeniyet oluşmazdı demek bu.Yoksa diyalektik materyalizmin tarih algısı tıpkı Darwinin tarih algısı gibi benim için; doğru noktadan başlayıp sapabilinecek kadar sapmak demek özetle.Her koşul elbette her coğrafi ilmi ve idari koşullarda farklıdır.Öylede olmalıdır.İnsan algılarındaki bu fark kültürün esas aromasını oluşturmakta.Benim altını çok kalın çizmek istediğim şey belli.İnsanlar genelde ekonomik değerler üzerinden tarih yapıcılığı yapmışlar ama tarih yazıcılığına gelince senin belirtiğin  dini algılar hakim olmuş paradigmaya.Bu nedenle diyalektik felsefe Sümer tapınak ekonomisinden meydana gelen uygarlığı açıklarken rahiplerin din dışındaki hayatlarını göz ardı etmiş.Onların çoçukları aileleri yada akrabaları olduğunu göz ardı etmiş.Elbette Sümerler mezopotamyaya harezmden gelmeselerdi ne üretim fazlaları olurdu nede tapınakları.Ben bunu söylemey çalıştım.Ürünlerin başına bişey gelmesinden çekindiklerinden,korktuklarından tapınak ekonomisi o denli büyüyüp,rahiplerin güçü pekişmiştir.Üretim fazlası tapınakta briktirildiğinden ötürü kayıt zorunluluğu ve burdan yazıya giden süreç başlamıştır.Yaklaşık bin yıl sonra Hattiler ve Asurlularda anallar Tanrı-tanrılara hesap vermek için yazılır olmuş.Demek isteyeceğim din olgusu birey bazında ekonomiye dayanmaz ama cemaat temelinde ister istemez içice geçer.Bu durum üretim için başta çok iyidir.Belli kastlar oluşmadığı müddetçede belkide en sağlam ekonomik modeldir.</p>
<p>  Şimdi sana şöyle söyleyeyim İki komşuyu ele alalım.Hindistan ve Çin.Nüfus oranları aynı, birinde elit kast çok daha fazla diğerinde avaraj nüfus çok daha fazla,birinde uçurumlar çok büyük diğerinde devlet uçurumları belli miktarda akılcı kontrol edebilmekte.Biri ucuz iş güçünü katalizör olarak kullanmakta diğeri nitelikli beyinleri ile yazılım sektörünün lideri.Şimdi biri kanaatkar diğeride kanaatkar peki,aradaki fark ne?Çok basit; din algısı Hindistanda kast dinin kendisi iken,Çinde kastın tarihi izlerini bile yok etmek için kıyımlar yaşandı ve çok büyük bir vasat kitle oluşturuldu.Bunun ekonomiye dönüşüde ucuz iş gücü ve maaliyet olarak geri döndü yani kapitalizmi kendi silahları ile vurdular.Sömürü devri biten Avrupa artık kendi kaynaklarından yemeye başladı.(ABD) gibi hatta çin sürekli ABd tahvili alarak tüketim ekonomisini sülbanse etmeye devam etmekte.Demek istediğim şu ki,din olgusunun çok kuvvetli olmadığı bir toplumda bile Klavenist tezlerin aksine milli şuur ve kader birlikteliği önemli.Bunun sağlanamayacağı Hindistan gibi ülkelerde ise dezavantajı avantaja çevirmek için nitekli insan gücü dahada kuvvetlendiriliyor.Kast daha kastlaşıyor ucurum daha da büyütülüyor ama sonuçta Hindistan-Abd ile müttefik oluyor diğer tarafta Çin genel anlamıyla tek başına sadece milli birlik ile Dünyaya meydan okuyor.Bunu yaparken ucuz maaliyeti kullanıyor ve gelen paranın bir kısmı ile tüketimi ateşliyor diğer kısmı ile eğitimi genele yayıyor.Bunu yaparkende ilahi bir metne dayanmıyor.Hindistan ise dayanıyor.</p>
<p>  Ben burda dinlerin kabahatidir asla demiyorum.İnsan işin çine ekonomik girdiyi soktuğunda cemaatlerde oluşan dini kalbi birliğin zedelendiği insanların hiyerarşik olarak sınıflara ayırdığından bahsediyorum.Camide cumada yan yana olabilenler.Akşam sohbetlerinde asla yan yana olamıyorlar.(olmak bile istemiyorlar)Ben bundan dolayı çok üzülüyorum.Herkes diğerinin çabasına dil uzatıyor lekeliyor çamur atıyor.Onun parası faizdendir şunun parası suudandır.Bunlar dolandırıcı aşmanyayı sömürdüler vs..işte abi sende yakınen tanık olmuşsundur.Ben bunların olmasında utanç duyuyorum.Bunun nedenininde insanların eco-homo olmasına bağlıyorum.Keşke senin söylediğin gibi,islamın dediği gibi bir modeli yaya bilsek bunun içinde diyorum Eğtim gerekli hemde kurtuluş savaşı gibi algılanacak bir eğitim reformu.İnşallah anlaşılmışımdır.Yoksa sende kalben pek farklı düşündüğüm yok.Mustafa Armağan ağabeyin abdülhamid vicdanı ile konuştuğunuda biliyorum.Bu sebeple açıklamaların için teşekkür ediyorum hayırlı pazarlar olsun..</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Suat Öztürk tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/03/23/iletisim-stratejisi-acisindan-akpnin-genclik-oyunu/#comment-776</link>
		<dc:creator>Suat Öztürk</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 25 Mar 2007 11:41:35 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/03/23/iletisim-stratejisi-acisindan-akpnin-genclik-oyunu/#comment-776</guid>
		<description>Eyvallah Aclancığım, sağolasın.

Sadece şunu düzelteyim; ben kesinlikle "en büyük dinamik din"dir demiyorum. Hatta söylediğim gibi ekonomi büyük bir dinamiktir, ama tek sürükleyici dinamik değildir diyorum.

Benim dediğim yukarıda da belitttiğim gibi aynen şu:

&lt;em&gt;Tarihin itici gücü ne yalnızca ekonomidir, ne coğrafi koşullardır, ne dindir ne insandır, ne de diyalektik. Her dinamiğin gerek ve yeter şartları belli koşullarda belli ve sınırlı etkenleri vardır. Birisini “temel” yapmak analizleri topal yapar.&lt;/em&gt;

&lt;em&gt;Tarihin bir sürü dinamiği vardır. Ekonomik dinamik “en güçlülerinden” olmakla birlikte “tek dinamik” değildir. Şartlara göre, coğrafyaya göre dini motiveye göre, kültüre göre iklime göre değişimin dinamiği farklılık arzeder.&lt;/em&gt;"

Bu "din en büyük motiftir" demek değil..

Ve ilaveten; her toplumun tarihsel şartları birbirinden farklıdır. Ne Batı Doğu ile birebir kıyaslanabilir ne de Kuzey, Güney ile..

Unutma ki bahsettiğin ekonomik dinamiğin savunucuları olan diyaliktikcikere göre dinler de birer ekonomik çatışmanın eseridir. Mesela onlara  göre Hz.Muhammed devrimci bir burjuvadır. Savunduğun tez marksist tezlerin tıpksıının aynısıdır,   bunu gözardı etme..

Bak gelirim de bakım iyi olmazsa karışmam, ona göre :-P

Sağlıcakla..</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Eyvallah Aclancığım, sağolasın.</p>
<p>Sadece şunu düzelteyim; ben kesinlikle &#8220;en büyük dinamik din&#8221;dir demiyorum. Hatta söylediğim gibi ekonomi büyük bir dinamiktir, ama tek sürükleyici dinamik değildir diyorum.</p>
<p>Benim dediğim yukarıda da belitttiğim gibi aynen şu:</p>
<p><em>Tarihin itici gücü ne yalnızca ekonomidir, ne coğrafi koşullardır, ne dindir ne insandır, ne de diyalektik. Her dinamiğin gerek ve yeter şartları belli koşullarda belli ve sınırlı etkenleri vardır. Birisini “temel” yapmak analizleri topal yapar.</em></p>
<p><em>Tarihin bir sürü dinamiği vardır. Ekonomik dinamik “en güçlülerinden” olmakla birlikte “tek dinamik” değildir. Şartlara göre, coğrafyaya göre dini motiveye göre, kültüre göre iklime göre değişimin dinamiği farklılık arzeder.</em>&#8221;</p>
<p>Bu &#8220;din en büyük motiftir&#8221; demek değil..</p>
<p>Ve ilaveten; her toplumun tarihsel şartları birbirinden farklıdır. Ne Batı Doğu ile birebir kıyaslanabilir ne de Kuzey, Güney ile..</p>
<p>Unutma ki bahsettiğin ekonomik dinamiğin savunucuları olan diyaliktikcikere göre dinler de birer ekonomik çatışmanın eseridir. Mesela onlara  göre Hz.Muhammed devrimci bir burjuvadır. Savunduğun tez marksist tezlerin tıpksıının aynısıdır,   bunu gözardı etme..</p>
<p>Bak gelirim de bakım iyi olmazsa karışmam, ona göre :-P</p>
<p>Sağlıcakla..</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Mustafa Ajlan Abudak tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/03/23/iletisim-stratejisi-acisindan-akpnin-genclik-oyunu/#comment-775</link>
		<dc:creator>Mustafa Ajlan Abudak</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 25 Mar 2007 10:44:53 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/03/23/iletisim-stratejisi-acisindan-akpnin-genclik-oyunu/#comment-775</guid>
		<description>Suat abi, 

 Mevzu ikna olmak olmamak değil.Tarih serüveninde sen en büyük motif dindir diiyorsun ben en büyük motif ekonomidir diyorum .Bak mesela sen benim yahudiler konusunda ne söylediğini anlamamışsın; Senin dediğin “paraları için” yokedilmeye çalışmaları çok sonralarıdır. demişsin ben diyorum ki bu adamların parası direk istense idi ilk baştan Sargonun yaptığı gibi katliama uğrarlardı.Romaya ayaklanma sebepleri vergilerdir.Dini motifleri bahane ederek hemde.Ticaretteki vazgeçilmez konumları,hekimlik,maliye gibi alanlarda o zamanki Avrupada yerlerininin doldurulamaması hayatta kalmalarına sebeptir.Tarihin akışında dini motif dediğin gibi başat olsa idi.Yahudi toplumu diye bir toplum bugün varolamazdı ben onu demek istemiştim.

 Paine’nin sağduyusunda bu “dindarlık” olgusu İngilre’den ayrılmak için başlıca “sebep” olarak gösterilir.demişsin sırf şimdi Paine dedi diye argüman doğru olamaz. O zamanki göç unusurunun ana kaynağı olan aşağı sınıfların varlığı nı inkar mı edelim?Sen benden çok daha iyi biliyorsun kıta Avrupasından ne kadar ipsiz sapsız katilin gittiğini hatta Will Smithin romantik bir film mi vardır geçen sene Hitch diye.Fimin kadın karakterinin secerini ordanda New Yorkun seceresini çıkarmışlar genel olarak ,üzerine basa basa göstermişler söz ettiğim olguyu.

 Benim esas karşı olduğum nokta Webber,Said gibi oryantalistlerin kendi içsel referansları ile İslam dünyasındaki gelişmeleri acıklayabileceklerini sanmaları.Neden öyle düşünüyorlar ?çünkü bu adamlar baştan aşağı Batılı zihniyet ürünü.1000 gece masallarından İslam ve Doğuyu öğrenen kitlenin düşünürleri.Adamlar biz zaten ileriyiz daha aşağıdakini anlamamız için kendi içsel tecrübemize bakarız,ordaki dinamikler bu ''güruhu'' çözmeye yeter diyorlar.

 Ben eco-homo derken tek motor güç demiyorum onu sen benim için söylüyorsun ben ekonominin gücü okadar baskındır ki diyorum diğer kaytkı sağlayan güçler ancak onun oyuncağı olmuşlardır,ekonomi dilediği gibi oynamış insani değerlerle diyorum.Dinlerin özünü bile tahrip edebilecek kadar büyük bir güç bu diyorum.

Iraktaki mevzu 150 sene Balford deklarasyonu vesaire kastetmişsin oysa ben toptan bakıldığında demek istiyorum Haçlı zihniyeti Papa II urbandan beri değişmiş mi?


 Din hayatın her alanını etkiler doğru ama dinde orta yolda olmamak her şeyi çok olumsuz yönde etkiliyor.Dinin vasat olarak yaşanmaması ''dini şekilde yaşamamak'' seçeneğini kullanan insanları kabul etme potansiyelimizi elimizden alıyor.Onlarda buna reaksiyon olarak saçma sapan bir din düşmanlığı sergiliyorlar.


 Benim birçok cemaatte gördüğüm,tanık olduğum, ekonominin dini motiflerin içersine girdiğinde dejenerasyonun akıl almaz büyüklükte meydana geldiğidir.Bundan rahatsızım.

gtalkta yoksun be abi iyice ekonomi ile iştigal ediyorsun bu aralar galiba:) sen gel abi başımın üstünde yerin var.Geleceksen ikna oldum bile.Allaha emanet ol...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Suat abi, </p>
<p> Mevzu ikna olmak olmamak değil.Tarih serüveninde sen en büyük motif dindir diiyorsun ben en büyük motif ekonomidir diyorum .Bak mesela sen benim yahudiler konusunda ne söylediğini anlamamışsın; Senin dediğin “paraları için” yokedilmeye çalışmaları çok sonralarıdır. demişsin ben diyorum ki bu adamların parası direk istense idi ilk baştan Sargonun yaptığı gibi katliama uğrarlardı.Romaya ayaklanma sebepleri vergilerdir.Dini motifleri bahane ederek hemde.Ticaretteki vazgeçilmez konumları,hekimlik,maliye gibi alanlarda o zamanki Avrupada yerlerininin doldurulamaması hayatta kalmalarına sebeptir.Tarihin akışında dini motif dediğin gibi başat olsa idi.Yahudi toplumu diye bir toplum bugün varolamazdı ben onu demek istemiştim.</p>
<p> Paine’nin sağduyusunda bu “dindarlık” olgusu İngilre’den ayrılmak için başlıca “sebep” olarak gösterilir.demişsin sırf şimdi Paine dedi diye argüman doğru olamaz. O zamanki göç unusurunun ana kaynağı olan aşağı sınıfların varlığı nı inkar mı edelim?Sen benden çok daha iyi biliyorsun kıta Avrupasından ne kadar ipsiz sapsız katilin gittiğini hatta Will Smithin romantik bir film mi vardır geçen sene Hitch diye.Fimin kadın karakterinin secerini ordanda New Yorkun seceresini çıkarmışlar genel olarak ,üzerine basa basa göstermişler söz ettiğim olguyu.</p>
<p> Benim esas karşı olduğum nokta Webber,Said gibi oryantalistlerin kendi içsel referansları ile İslam dünyasındaki gelişmeleri acıklayabileceklerini sanmaları.Neden öyle düşünüyorlar ?çünkü bu adamlar baştan aşağı Batılı zihniyet ürünü.1000 gece masallarından İslam ve Doğuyu öğrenen kitlenin düşünürleri.Adamlar biz zaten ileriyiz daha aşağıdakini anlamamız için kendi içsel tecrübemize bakarız,ordaki dinamikler bu &#8221;güruhu&#8221; çözmeye yeter diyorlar.</p>
<p> Ben eco-homo derken tek motor güç demiyorum onu sen benim için söylüyorsun ben ekonominin gücü okadar baskındır ki diyorum diğer kaytkı sağlayan güçler ancak onun oyuncağı olmuşlardır,ekonomi dilediği gibi oynamış insani değerlerle diyorum.Dinlerin özünü bile tahrip edebilecek kadar büyük bir güç bu diyorum.</p>
<p>Iraktaki mevzu 150 sene Balford deklarasyonu vesaire kastetmişsin oysa ben toptan bakıldığında demek istiyorum Haçlı zihniyeti Papa II urbandan beri değişmiş mi?</p>
<p> Din hayatın her alanını etkiler doğru ama dinde orta yolda olmamak her şeyi çok olumsuz yönde etkiliyor.Dinin vasat olarak yaşanmaması &#8221;dini şekilde yaşamamak&#8221; seçeneğini kullanan insanları kabul etme potansiyelimizi elimizden alıyor.Onlarda buna reaksiyon olarak saçma sapan bir din düşmanlığı sergiliyorlar.</p>
<p> Benim birçok cemaatte gördüğüm,tanık olduğum, ekonominin dini motiflerin içersine girdiğinde dejenerasyonun akıl almaz büyüklükte meydana geldiğidir.Bundan rahatsızım.</p>
<p>gtalkta yoksun be abi iyice ekonomi ile iştigal ediyorsun bu aralar galiba:) sen gel abi başımın üstünde yerin var.Geleceksen ikna oldum bile.Allaha emanet ol&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Suat Öztürk tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/03/23/iletisim-stratejisi-acisindan-akpnin-genclik-oyunu/#comment-771</link>
		<dc:creator>Suat Öztürk</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 25 Mar 2007 07:24:14 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/03/23/iletisim-stratejisi-acisindan-akpnin-genclik-oyunu/#comment-771</guid>
		<description>Aclan kardeşim..

Resmin din konusuna odaklanmıyorum. Sadece ekonomin değişimi açıklamak için tek başına yeterli olmadığını başka dinamiklerin de olduğunu örneklemeye çalışıyorum. Yani ben senin söylediğin gibi tek pencereden bakarak "değişimin motoru dindir" demiyorum. "Bak bu da var" diyorum, "Yalnızca ekonomi değildir"  diyorum; ve tüm dinamiklerin etkileşiminden bahsediyorum.. Tek bir örnek daha vereyim. İslam doğmasaydı dünya tarihi nasıl olurdu? Bir düşün..

ABD'ye ilk gidenleri kasdetmedim, "kuranları" kasdettim. Onlar da özgürlük için göçeden Avrupalılardır. Paine'nin sağduyusunda bu "dindarlık" olgusu İngilre'den ayrılmak için başlıca "sebep" olarak gösterilir.

Yahudiler konusunda kısır döngüye giriyorsun. Paraları için yokedilmeye çalışmaları çoook sonralarıdır. Yahudiler Romalılara neden ihanet ettiler? Kutsal topraklar için değil mi? Bu dini motive değil mi? Ta o zamandan, hatta çok daha eski zamanlardan beri sürülüp durmuyorlar mı? Ve bu sürülmeler sonrasında kapital yapıp kapitalizmin motoru olmadılar mı? Senin dediğin "paraları için" yokedilmeye çalışmaları çok sonralarıdır.

Ve din Allah ile kul arasına sıkışmayacak kadar geniş bir etki alanı olan husustur. Din hayatın her alanını etkiler; istenildiği kadar seküler olunsun dini değerler insan yaşamının vazgeçilmez unsurlarıdır. Bunlar kovalanmakla gitmez. Irakta olanlar ile benim söylediklerim arasında çelişki yok; çünkü mesele 10 yıllık değil 150 yıllık bir geçmişe sahip..

Neyse. Ben seni gtalkta sıkıştırırır ikna ederim :-) Valla işim çok, zor geliyor yazmak.. Olmadı yanına gelirim, balık yeriz.. :D

Selamlarımla..</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Aclan kardeşim..</p>
<p>Resmin din konusuna odaklanmıyorum. Sadece ekonomin değişimi açıklamak için tek başına yeterli olmadığını başka dinamiklerin de olduğunu örneklemeye çalışıyorum. Yani ben senin söylediğin gibi tek pencereden bakarak &#8220;değişimin motoru dindir&#8221; demiyorum. &#8220;Bak bu da var&#8221; diyorum, &#8220;Yalnızca ekonomi değildir&#8221;  diyorum; ve tüm dinamiklerin etkileşiminden bahsediyorum.. Tek bir örnek daha vereyim. İslam doğmasaydı dünya tarihi nasıl olurdu? Bir düşün..</p>
<p>ABD&#8217;ye ilk gidenleri kasdetmedim, &#8220;kuranları&#8221; kasdettim. Onlar da özgürlük için göçeden Avrupalılardır. Paine&#8217;nin sağduyusunda bu &#8220;dindarlık&#8221; olgusu İngilre&#8217;den ayrılmak için başlıca &#8220;sebep&#8221; olarak gösterilir.</p>
<p>Yahudiler konusunda kısır döngüye giriyorsun. Paraları için yokedilmeye çalışmaları çoook sonralarıdır. Yahudiler Romalılara neden ihanet ettiler? Kutsal topraklar için değil mi? Bu dini motive değil mi? Ta o zamandan, hatta çok daha eski zamanlardan beri sürülüp durmuyorlar mı? Ve bu sürülmeler sonrasında kapital yapıp kapitalizmin motoru olmadılar mı? Senin dediğin &#8220;paraları için&#8221; yokedilmeye çalışmaları çok sonralarıdır.</p>
<p>Ve din Allah ile kul arasına sıkışmayacak kadar geniş bir etki alanı olan husustur. Din hayatın her alanını etkiler; istenildiği kadar seküler olunsun dini değerler insan yaşamının vazgeçilmez unsurlarıdır. Bunlar kovalanmakla gitmez. Irakta olanlar ile benim söylediklerim arasında çelişki yok; çünkü mesele 10 yıllık değil 150 yıllık bir geçmişe sahip..</p>
<p>Neyse. Ben seni gtalkta sıkıştırırır ikna ederim :-) Valla işim çok, zor geliyor yazmak.. Olmadı yanına gelirim, balık yeriz.. :D</p>
<p>Selamlarımla..</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Mustafa Ajlan Abudak tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/03/23/iletisim-stratejisi-acisindan-akpnin-genclik-oyunu/#comment-770</link>
		<dc:creator>Mustafa Ajlan Abudak</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 25 Mar 2007 02:23:11 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/03/23/iletisim-stratejisi-acisindan-akpnin-genclik-oyunu/#comment-770</guid>
		<description>Sevgili Suat abi 

 Gecenin bir yarısı vakit ayırıp onca yazdığın için müteşekkirim.Senin yazdıklarına bir Müslüman gözüyle itirazım pek yok.Genede çok ayrıntılara inerek ve gerçeğin doğasında olan basitlikten oldukça uzaklaşarak konuyu ele alıyorsun.Genel kadrajlama yerine resmin sadece din kısmına odaklanmışsın.Ben ekonomi derken onuda içine alıyorum zaten.Haçlılardan kastımda oydu ama sadece biz Müslümanlar için değil genel insanlık çercevesinde eco-homo diyorum. Bu senin ''algın'' yada hadi diyeyim ''bizim algımız'' oysa tarihi sadece biz yapmadığımıza göre demek oluyor ki diğer toplumlarla aynı trendeyiz.Bizim millet-ümmete düşen kompardımanda savunduğun gibi davranmış olabiliriz.Bunu dinsel nedeni-çıkarımıda vardır.Bu bize özgüde olabilir.Fakat insan camiası diğerlerine hep meta gözlüğü ile baka gelmiş.Ötekiler hep olmuş ve olacak.reklamlarında Ask for more... diyenlerin elbette kanaatkarlık kültürlerinde olamaz ama kanaatkar toplumlar olmak suç mu?Benzeşim kurduğumuz Evangelist-baptist yada kalvenist protestan cemaatler dindar değil mi? Niçin dini ahlaklarını ekonomik hayatlarına uyguladığı söylenilen (webber vs) bu insanlar diğer dindarların kanını bir damla petrolden değersiz görmekteler? Kanaatkarlar sömürmemiş,çalmamış,kan emmemiş olabilirler.Bunu yapmadıkları için mi bugün tecavüzlere,linçlere, kültürel taaruza, asimilasyona maruz kalmaktadırlar?

 Yahudilerde bahsettiğin kimlik korumayı sağlayan dindir evet ama yahudilerin tolerans gösterilerek millet olarak devamını sağlayan din değildir.Aksine ekonomileri ve yetişmiş insan güçleridir.Hatta yahudiler bu eco-homolukları sebebiyle Dinlerini bile dejenere etmemişler mi?KEndilerine göre bu dünyada kazanmak hayatta kalmak için? Yahudi halkı fiziken ortada olmasa din olarak Musevilik tarihte anılardaki yerini almayacak mıydı?Esas sürekli din sebebiyle yok edilmek istendiler.Eco-homo olmasalarda yani işe yarar adamlar olmasalardı yangında ilk yayılacak olanlar olduklarını Avrupalılar nazi Almanyasında gösterdiler zaten.(öncesi engisizyon)

 Colomb olayında Coğrafi değil İspanyanın Doğu Akdenizi hatta Akdenizi Osmanlılara kaptırması sebebiyle diğer tarafa yönelindi.

Abd kim mi kurdu? ilk kuranlar Avrupadaki cezaevleri ve genel evlerde yani kıta avrupasının kangrenlerinden oluşan topluluklardı.Senin bahsettiğin dindarlar çok sonraları özellikle irlanda-italyadan  göçen açlık-kıtlık mağdurları.

 Velhasıl her cevabına alternatif sunmaya gerek yok.Kısaca kalben senle aynı fikirde olmayı arzuluyorum.Ama aklım tarihin eco-homo olduğunda ısrarlı.Bununda yani muhafazakar-ekonomik kalkınmanında yada loncalaşmanında dini cemaatlerde yozlaşmadan başka bir getirisi olabileceğini düşünmüyorum.Kısa vadede kazanımlar elde edilmesi dimyata pirinçe giderken evdeki bulgurdan olmaya sebep oluyor.Akp ilede bir alıp veremediğim yok ben oy bile kullanmadım hayatım boyunca bundan sonrada düşünmüyorum.Siyasetin ne denli kirli bir insan oyunu olduğunu görüp soğudum diyelim.

 İtirazım Dinin Allahla kul arasındaki rabıtayı ve cemaat arasında kardeşliği sağlayıcı ana görevleri dışarsında kullanıldığında yaşadıklarımız, insan topluluklarının yaşadıkları.Evet teoride (dinende) doğrusun ama pratikte bugün ırakta maalesef haksız olduğun açıkca görünmekte.Ben onca kardeşin ölmesindense bir ara yanlış düşünmüş olabilmeyi tercih ederim.Birileri gibi özür diler geçerdik..

 Evet tek bir motor güç var abi maalesef öyle..bizde ona karşı madden-manen mücadele etmiyormuyuz söyle?</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sevgili Suat abi </p>
<p> Gecenin bir yarısı vakit ayırıp onca yazdığın için müteşekkirim.Senin yazdıklarına bir Müslüman gözüyle itirazım pek yok.Genede çok ayrıntılara inerek ve gerçeğin doğasında olan basitlikten oldukça uzaklaşarak konuyu ele alıyorsun.Genel kadrajlama yerine resmin sadece din kısmına odaklanmışsın.Ben ekonomi derken onuda içine alıyorum zaten.Haçlılardan kastımda oydu ama sadece biz Müslümanlar için değil genel insanlık çercevesinde eco-homo diyorum. Bu senin &#8221;algın&#8221; yada hadi diyeyim &#8221;bizim algımız&#8221; oysa tarihi sadece biz yapmadığımıza göre demek oluyor ki diğer toplumlarla aynı trendeyiz.Bizim millet-ümmete düşen kompardımanda savunduğun gibi davranmış olabiliriz.Bunu dinsel nedeni-çıkarımıda vardır.Bu bize özgüde olabilir.Fakat insan camiası diğerlerine hep meta gözlüğü ile baka gelmiş.Ötekiler hep olmuş ve olacak.reklamlarında Ask for more&#8230; diyenlerin elbette kanaatkarlık kültürlerinde olamaz ama kanaatkar toplumlar olmak suç mu?Benzeşim kurduğumuz Evangelist-baptist yada kalvenist protestan cemaatler dindar değil mi? Niçin dini ahlaklarını ekonomik hayatlarına uyguladığı söylenilen (webber vs) bu insanlar diğer dindarların kanını bir damla petrolden değersiz görmekteler? Kanaatkarlar sömürmemiş,çalmamış,kan emmemiş olabilirler.Bunu yapmadıkları için mi bugün tecavüzlere,linçlere, kültürel taaruza, asimilasyona maruz kalmaktadırlar?</p>
<p> Yahudilerde bahsettiğin kimlik korumayı sağlayan dindir evet ama yahudilerin tolerans gösterilerek millet olarak devamını sağlayan din değildir.Aksine ekonomileri ve yetişmiş insan güçleridir.Hatta yahudiler bu eco-homolukları sebebiyle Dinlerini bile dejenere etmemişler mi?KEndilerine göre bu dünyada kazanmak hayatta kalmak için? Yahudi halkı fiziken ortada olmasa din olarak Musevilik tarihte anılardaki yerini almayacak mıydı?Esas sürekli din sebebiyle yok edilmek istendiler.Eco-homo olmasalarda yani işe yarar adamlar olmasalardı yangında ilk yayılacak olanlar olduklarını Avrupalılar nazi Almanyasında gösterdiler zaten.(öncesi engisizyon)</p>
<p> Colomb olayında Coğrafi değil İspanyanın Doğu Akdenizi hatta Akdenizi Osmanlılara kaptırması sebebiyle diğer tarafa yönelindi.</p>
<p>Abd kim mi kurdu? ilk kuranlar Avrupadaki cezaevleri ve genel evlerde yani kıta avrupasının kangrenlerinden oluşan topluluklardı.Senin bahsettiğin dindarlar çok sonraları özellikle irlanda-italyadan  göçen açlık-kıtlık mağdurları.</p>
<p> Velhasıl her cevabına alternatif sunmaya gerek yok.Kısaca kalben senle aynı fikirde olmayı arzuluyorum.Ama aklım tarihin eco-homo olduğunda ısrarlı.Bununda yani muhafazakar-ekonomik kalkınmanında yada loncalaşmanında dini cemaatlerde yozlaşmadan başka bir getirisi olabileceğini düşünmüyorum.Kısa vadede kazanımlar elde edilmesi dimyata pirinçe giderken evdeki bulgurdan olmaya sebep oluyor.Akp ilede bir alıp veremediğim yok ben oy bile kullanmadım hayatım boyunca bundan sonrada düşünmüyorum.Siyasetin ne denli kirli bir insan oyunu olduğunu görüp soğudum diyelim.</p>
<p> İtirazım Dinin Allahla kul arasındaki rabıtayı ve cemaat arasında kardeşliği sağlayıcı ana görevleri dışarsında kullanıldığında yaşadıklarımız, insan topluluklarının yaşadıkları.Evet teoride (dinende) doğrusun ama pratikte bugün ırakta maalesef haksız olduğun açıkca görünmekte.Ben onca kardeşin ölmesindense bir ara yanlış düşünmüş olabilmeyi tercih ederim.Birileri gibi özür diler geçerdik..</p>
<p> Evet tek bir motor güç var abi maalesef öyle..bizde ona karşı madden-manen mücadele etmiyormuyuz söyle?</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Mehmet tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/03/23/iletisim-stratejisi-acisindan-akpnin-genclik-oyunu/#comment-768</link>
		<dc:creator>Mehmet</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 24 Mar 2007 23:41:05 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/03/23/iletisim-stratejisi-acisindan-akpnin-genclik-oyunu/#comment-768</guid>
		<description>&lt;b&gt;Japonlar, Almanlar, Nokia ve millî suur&lt;/b&gt;

Japon ve alman örnekleri ne yazikki milliyetçilikle ekonomi arasinda baglanti 
olmadigini gösterir. Neden?

Cünkü soguk savas nedeniyle bu iki ülkede milliyetçilik gerilemis,
ekonomi ise ilerlemistir. Söyleki :

II Dünya savasi sonunda alman milliyetçiligi dünya barisi için
 bir tehdit olarak görüldügünden ABD isgali altindaki bu ülkede milli kültür,
suur ne varsa propaganda yoluyla yok edildi. Bugün bile (yahudilerin de katkisiyla)
bu propagandanin etkisi altindaki almanlar için milliyetçilik bir tabudur.
Bir almana neyle gurur duyuyorsun dedigimde Mercedes markasiyla demisti :-)

Ancak daha savas bitmeden ABD'ye kafa atmaya baslayan 
Komünist Rusya karsisinda bir kale vazifesi gören bati almanya'nin ekonomik
olarak geriligi ABD için ciddi bir sorun haline geldi ve bize kirintilari
düsen Marshal yardimlariyla Almanya'nin (baska avrupa devletleriyle beraber)
alt yapilari (demiryolu vb) kuruldu, binlerce alman mühendis ABD'ye egitime gönderildi.


Gelelim japonlara...

Bir kere japonlar daha birinci dünya savasinda uçak gemisi yapabilecek
teknolojik seviyeye sahipti. Japon deniz kuvvetleri en az 100 yildir
Ispanya, ingiltere ve fransa ile büyük okyanusun hakimiyeti için
mücadele ediyorlardi.

Ikinci dünya savasindan sonra ABD japonya'yi isgal etti.
Japonya'da da miliyet bilinci ve imparatora baglilik
gibi kavramlar japon gençlerine öcü gibi gösterildi. Almanya gibi ABD isgali 
altindaki bir ülkede bunu yapmak zor degildi elbette. Hatta japonlarin millî dini olan
ve savasçiligi (bkz kamikaze) yücelten shinto dini yasaklandi, bütüntapinaklari
yikildi.

Gene komünist rusya'yi bu kez dogu-kuzey dogu hattindan kusatma pesinde olan
ABD japon ekonomisinin ileri gitmesi için çok yatirim yapti.

Ama büyük piyango vietnam savasi ile vurdu japonlara. Sayica üstün ve savas bölgesine
komsu olan çin birliklerini saturation taktigi ile alt etmek isteyen ABD
Japonya'ya dönemin en modern silah fabrikalarini ve tershanelerini kurdu.

öyleki bazi savas gemilerinden günde bir tane üretecek duruma gelmisti japonlar.

Gene saturation stratejisinin bir sonucu olarak verim ve maliyet düsürme
gibi metodlar, yöneylem (operational research) konularinda ABD bütün
bilgisini japonlara trasfer etti.

Bu kosullar altinda issizlik sorunuyla da karsilasmayan japonya hizla toparlandi.

Ayrica hem almanya hem de japonya'nin savunmaya para harcamadiklarini, tersine
ülkelerinde bulunan çok sayida amerikan üssünün kira gelirler ve askerlerinin
canlandirdigi ekonomileri sayesinde buradan da para kazandiklarini hatirlamak gerek.

Türkiye'nin yükselisi de su veya bu ideolojiye bagli degil. Gerçekçi bir yol
izlenmesi gerekiyor ki AKP bunu yapiyor. fikirleri ne olursa olsun ihtiyaç
duyduklari uzmanlari devreye sokarak çalisiyorlar.

AKP'den süphe eden arkadaslarin popüler türk gazetelerini degil
ciddi ekonomik kaynaklari taramalarini ve makro ekonomik verilere
bakmalarini salik veririm.

Dostlukla</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p><b>Japonlar, Almanlar, Nokia ve millî suur</b></p>
<p>Japon ve alman örnekleri ne yazikki milliyetçilikle ekonomi arasinda baglanti<br />
olmadigini gösterir. Neden?</p>
<p>Cünkü soguk savas nedeniyle bu iki ülkede milliyetçilik gerilemis,<br />
ekonomi ise ilerlemistir. Söyleki :</p>
<p>II Dünya savasi sonunda alman milliyetçiligi dünya barisi için<br />
 bir tehdit olarak görüldügünden ABD isgali altindaki bu ülkede milli kültür,<br />
suur ne varsa propaganda yoluyla yok edildi. Bugün bile (yahudilerin de katkisiyla)<br />
bu propagandanin etkisi altindaki almanlar için milliyetçilik bir tabudur.<br />
Bir almana neyle gurur duyuyorsun dedigimde Mercedes markasiyla demisti :-)</p>
<p>Ancak daha savas bitmeden ABD&#8217;ye kafa atmaya baslayan<br />
Komünist Rusya karsisinda bir kale vazifesi gören bati almanya&#8217;nin ekonomik<br />
olarak geriligi ABD için ciddi bir sorun haline geldi ve bize kirintilari<br />
düsen Marshal yardimlariyla Almanya&#8217;nin (baska avrupa devletleriyle beraber)<br />
alt yapilari (demiryolu vb) kuruldu, binlerce alman mühendis ABD&#8217;ye egitime gönderildi.</p>
<p>Gelelim japonlara&#8230;</p>
<p>Bir kere japonlar daha birinci dünya savasinda uçak gemisi yapabilecek<br />
teknolojik seviyeye sahipti. Japon deniz kuvvetleri en az 100 yildir<br />
Ispanya, ingiltere ve fransa ile büyük okyanusun hakimiyeti için<br />
mücadele ediyorlardi.</p>
<p>Ikinci dünya savasindan sonra ABD japonya&#8217;yi isgal etti.<br />
Japonya&#8217;da da miliyet bilinci ve imparatora baglilik<br />
gibi kavramlar japon gençlerine öcü gibi gösterildi. Almanya gibi ABD isgali<br />
altindaki bir ülkede bunu yapmak zor degildi elbette. Hatta japonlarin millî dini olan<br />
ve savasçiligi (bkz kamikaze) yücelten shinto dini yasaklandi, bütüntapinaklari<br />
yikildi.</p>
<p>Gene komünist rusya&#8217;yi bu kez dogu-kuzey dogu hattindan kusatma pesinde olan<br />
ABD japon ekonomisinin ileri gitmesi için çok yatirim yapti.</p>
<p>Ama büyük piyango vietnam savasi ile vurdu japonlara. Sayica üstün ve savas bölgesine<br />
komsu olan çin birliklerini saturation taktigi ile alt etmek isteyen ABD<br />
Japonya&#8217;ya dönemin en modern silah fabrikalarini ve tershanelerini kurdu.</p>
<p>öyleki bazi savas gemilerinden günde bir tane üretecek duruma gelmisti japonlar.</p>
<p>Gene saturation stratejisinin bir sonucu olarak verim ve maliyet düsürme<br />
gibi metodlar, yöneylem (operational research) konularinda ABD bütün<br />
bilgisini japonlara trasfer etti.</p>
<p>Bu kosullar altinda issizlik sorunuyla da karsilasmayan japonya hizla toparlandi.</p>
<p>Ayrica hem almanya hem de japonya&#8217;nin savunmaya para harcamadiklarini, tersine<br />
ülkelerinde bulunan çok sayida amerikan üssünün kira gelirler ve askerlerinin<br />
canlandirdigi ekonomileri sayesinde buradan da para kazandiklarini hatirlamak gerek.</p>
<p>Türkiye&#8217;nin yükselisi de su veya bu ideolojiye bagli degil. Gerçekçi bir yol<br />
izlenmesi gerekiyor ki AKP bunu yapiyor. fikirleri ne olursa olsun ihtiyaç<br />
duyduklari uzmanlari devreye sokarak çalisiyorlar.</p>
<p>AKP&#8217;den süphe eden arkadaslarin popüler türk gazetelerini degil<br />
ciddi ekonomik kaynaklari taramalarini ve makro ekonomik verilere<br />
bakmalarini salik veririm.</p>
<p>Dostlukla</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Suat Öztürk tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/03/23/iletisim-stratejisi-acisindan-akpnin-genclik-oyunu/#comment-767</link>
		<dc:creator>Suat Öztürk</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 24 Mar 2007 23:28:27 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/03/23/iletisim-stratejisi-acisindan-akpnin-genclik-oyunu/#comment-767</guid>
		<description>Aclancığım,

Japonlar konusunda yanılıyorsun. Japonların "elitlerine" savaşta hiçbir şey olmamıştı. Kaybettikleri adalardaki zavalli sömürüleri idi. Bizim çanakkale kaybımızla falan uzaktan yakından ilgisi yoktur. Japonya bizimki gibi bir işgale uğramamıştır. Bu konuda Paul Kennedy'nin "Büyük güçlerin yükselişi ve çöküşü" ne bakılabilir. (Japon avamı bunu bilmez ve hamasetini yapar, bize de sakızını çiğnemek düşer)

Bizim şu an izlemeye çalıştığımız yöntem ile Çin'in yöntemi arasında ne fark var? Çin kapitalistleşmiyor mu yoksa? Çin'i överken aynı yolu izleyen bizi yeriyorsun? Bu açık bir çelişki..

Benim bildiğim İslam merkezli Türklük işin içinde olduğu zaman ayranı kabaranlar milliyetçiler. Ben milliyetçi olmadığım için bu kısmı geçeyim. :-))

Nokia'nın ki zorunluk da niçin Muammerin ki zorunluluk değil? Bugün her yeni buluş için insanların ölmesi mi bekleniyor.? Bir örnek bu kadar genele şamil edilebilir mi? Dünyada ilk insan Finlandiyada mı öldü? O çağlarda İrlandalılar açlıktan ölüyordu, Fransızlar hastalıktan? Her ölüm hemen sebebine çare olacak icatlar mı yaptırıyor?

Marksist diyaklektik ancak bu kadar çuvallayabilir. :-)

Senin marksist damarını bilmiyordum. :-) Tarihin "tek" ekonomik itici gücü ekonomi değildir. bak "tek" diyorum, dikkatini çekerim. Verdiğin örneklerin tamamı "doğru" ama tamamı "yanlış."

Neden?

Mekke'de "İslam" doğmasaydı istediği kadar "ticaret" yapsın arap yarımadası, olduğu gibi kalırdı. Demek ki burada "itici" güç olarak "din" devreye girdi.

Kolomb Kıt'a avrupasının sert iklimine sıkışmasaydı Hindistana ulaşmak için canhıraş uğraşmazdı. Demek ki burada "coğrafi dayatım" devreye girmiş. (Bu arada, Amerika'yı ilk kez Kolomb'un keşfettiğine inanmıyorsun değil mi?)

Anadolu kaplanları bugun Çin 15-20 yıl önce ne yapıyorsa aynen onu yapıyor. Çin'in geçirdiği süreçleri iyi incelemeni öneririm. Ekonomik gelişim ile dini gelişim birlikte olmak zorunda olmadığı gibi ayrı olmak zorunda da değildir. Birbirlerini besleyen süreçler olduğu gibi köstekleyen süreçleri de vardır. Yahudiler kapitalizin babasıdır, sen de söçylüyorsun. Güzel. Neden? Çünkü oradan oraya sürüldüklerinden kapital yapmışlardır. Sürülme gerekçeleri nedir? Din. Peki direnç kaynakları nedir? Din. Dini dirençleri olmasaydı çoktan asimile olmuşlardı.

Neymiş? Demek ki dinamiklerin birbirlerine bağıntıları varmış.

Elbette ABD Irak'a petrol için gelmiştir. Elbette ABD nükleer deneme yapan K.Kore'ye ses çıkartmazken İran'la daha emekleyen teknolojisi nedeniyle ekonomik çıkarları için savaşmaktadır. Ama kamuoyunu beslemek için İslamofobu körüklemek zorundalar. Demek ki "din" olgusu yine devredeymiş.

Peki Amerikanın geçmişinde ne vardır? ABD yi kim kurmuştur? Avrupadan kaçan "dindarlar"

Elbette haçlılar buraya ekonomik sebeple geldiler ama "haçlılık" olmasaydı bu kuvveti bulamazlardı. Demek ki burada da "din" en büyük destek güçmüş.

N'oldu? hepsi çorba oldu değil mi?

Tekrar edeyim.

Tarihin itici gücü ne yalnızca ekonomidir, ne coğrafi koşullardır, ne dindir ne insandır, ne de diyalektik. Her dinamiğin gerek ve yeter şartları belli koşullarda belli ve sınırlı etkenleri vardır. Birisini "temel" yapmak analizleri topal yapar.

Tarihin bir sürü dinamiği vardır. Ekonomik dinamik "en güçlülerinden" olmakla birlikte "tek dinamik" değildir. Şartlara göre, coğrafyaya göre dini motiveye göre, kültüre göre iklime göre değişimin dinamiği farklılık arzeder. Senin savunduğun katıksız marksist diyalektiğe çıkar.

İslam medeniyetine gelelim. Niçin geride kaldık?

Avrupanın sıçrayışı "Coğrafi keşifler" denilen olaya dayanır. Bu keşifler Avrupa'nın yeni kıtaları tanıması olayıdır. Vasco da Gama bin bir zahmetle Ümit Burnu'ndan dolaşıp Hindistan'a indiğinde İspanyolca konuşan bir Tunuslu Müslüman tüccarla karşılaşır ve şaşırır. Haklıdır, çünkü buraları bilmeyen tek kıta, Avrupa'dır. Yani kendilerinin eski kıt'adan ilk kez çıkıp yeni yerleri "keşfetmesidir" bu coğrafi keşifler. Halbuki tüm eski medeniyetler (İslam, Çin, Hind) dünyanın heryerini zaten biliyorlardı ama kimsenin aklına gidip de oraları yağmalamak ve insanlarının kökünü kazımak gelmedi. Avrupa açtı da doğu çok mu "tok"du? Hayır. Kültürel farklılık vardı, "din" olgusu vardı. Çinliler çok mu rahattı da yağmaya girişmediler? Hayır. Ama konfiçyusun kanaatkarlığı vardı.

Değişimin dinamiği olarak kozmpolit etkenler var.

Mesela tam Avrupa-İslam temasının başladığı, Avrupalıların İslam metinlerini tercüme hareketine giriştiği yıllarda korkunç bir Moğol istilası geliyor. Bilginin şimdiki gibi saklanma imkanının olmadığı bir ortamda tüm Avrupa'nın baştan başa kütüphanelerine ve yetişmiş insanlarına varıncaya kadar yağma edildiğini düşünün. Yine aynı zamanlarda Batı'dan da dini amaçlı olarak bilinen ama aslında ekonomik sebeplerle dayanan Haçlı seferleri geliyor.

Bunlara ilave olarak ticaret yollarına alternatifler daha aşağıdan çıkıyor. Doğu'nun elinde olan ticaret yolu önemsizleşiyor. Üstüne diğer skolastizme isyan eden akılcılık, ardında yatan yüzyılların mahrumiyeti ve etkileri de katıldığında her birerinin tek tek sebep olamayacağı ama biraraya geldiklerinde çok değişik sonuçlara yol açan, karmaşık etkenler zinciri ortaya çıkıyor. ve değişim geliyor. ne ekonomik dinamik ne din ne coğrafi şartlar ne "insan" bu değişimi "tek" başına açıklayamıyor. Kelebek etkisinin daha olgusal ve determine edilir bir tasvirini düşün.

Mesele budur.

Son olarak sana değil de genel bir bilgi babında şunu söyleyeyim. Avrupa tarihi konusunda da çok yaygın ezberler var. Analizlerin önemli bir bölümü bu ezberlere göre yapılıyor bu sebeple de çuvallanılıyor. M. Armağan'ın "Avrupa tarihinin 10 büyük yalanı" başlıklı 3 yazısı var. Mutlaka okunmalı:

http://www.mustafaarmagan.com/yaziGoster.php?yaziNO=1022
http://www.mustafaarmagan.com/yaziGoster.php?yaziNO=1023
http://www.mustafaarmagan.com/yaziGoster.php?yaziNO=1024

Yazıdan konuştuğumuz tarih dinamiği bakımından bir bölüm:
&lt;blockquote&gt;&lt;em&gt;Öyleyse Hodgson ve Blaut gibi birinci sınıf tarihçilerle sesimizi gürleştirelim: Avrupa’nın “gelişmesi”, Afrika ve Asya karşısında uzun süren geri kalmışlığını telafi etmeye ancak 1800’lerde yetecekti. Avrupa, dünyanın diğer kısımlarındaki gelişmelerden o kadar uzak kalmıştı ki, şu meşhur keşiflerle bir parça nefes alabilmişti. Bu açılma da, Asya ekonomilerinin tarihinde pek çok defa vuku bulan bir gerileme anına denk gelmiş, Osmanlı ve Çin dahil Doğu’nun başlattığı bir küreselleşme dalgasının üzerine binmişti. İşte Avrupa bu sayede kıyıda köşede kalmaktan kurtulup küresel ekonominin motoru olabildi.&lt;/em&gt;

&lt;em&gt;Son sözü Hodgson’a bırakmak en iyisi. Ona göre, modern dünya ile Batı, aynı şeyler değildir. Modernlik, Afrika, Asya ve Avrupa’nın beraberce inşa ettikleri bir oluşumdu. Yüzyıllar süren bu hazırlık döneminden kârlı çıkan bölge, fırsatları değerlendirmeyi bilen ve bir katalizör rolü oynayan Avrupa oldu. Şartlar orada birbirine kavuştu ama kavuşmayabilirdi de. Modernlik Çin’de veya İslam âleminde de ortaya çıkabilirdi (tabii oralara mahsus görünümleriyle). Asya ve Afrika’nın muazzam bilgi birikimi ve ticaret ağı olmasaydı, Avrupa’daki modern dönüşüm hayal dahi edilemezdi.&lt;em&gt;"&lt;/em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/blockquote&gt;
"Tek" bir motor güç olsa böyle mi olur?

Neyse.. Arzu Hanım'ın yazısının çarkına okuduk. Özür dilerim Arzu hanım.. Ben artık çekileyim. :-)&lt;em&gt;&lt;em&gt; &lt;/em&gt;&lt;/em&gt;</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Aclancığım,</p>
<p>Japonlar konusunda yanılıyorsun. Japonların &#8220;elitlerine&#8221; savaşta hiçbir şey olmamıştı. Kaybettikleri adalardaki zavalli sömürüleri idi. Bizim çanakkale kaybımızla falan uzaktan yakından ilgisi yoktur. Japonya bizimki gibi bir işgale uğramamıştır. Bu konuda Paul Kennedy&#8217;nin &#8220;Büyük güçlerin yükselişi ve çöküşü&#8221; ne bakılabilir. (Japon avamı bunu bilmez ve hamasetini yapar, bize de sakızını çiğnemek düşer)</p>
<p>Bizim şu an izlemeye çalıştığımız yöntem ile Çin&#8217;in yöntemi arasında ne fark var? Çin kapitalistleşmiyor mu yoksa? Çin&#8217;i överken aynı yolu izleyen bizi yeriyorsun? Bu açık bir çelişki..</p>
<p>Benim bildiğim İslam merkezli Türklük işin içinde olduğu zaman ayranı kabaranlar milliyetçiler. Ben milliyetçi olmadığım için bu kısmı geçeyim. :-))</p>
<p>Nokia&#8217;nın ki zorunluk da niçin Muammerin ki zorunluluk değil? Bugün her yeni buluş için insanların ölmesi mi bekleniyor.? Bir örnek bu kadar genele şamil edilebilir mi? Dünyada ilk insan Finlandiyada mı öldü? O çağlarda İrlandalılar açlıktan ölüyordu, Fransızlar hastalıktan? Her ölüm hemen sebebine çare olacak icatlar mı yaptırıyor?</p>
<p>Marksist diyaklektik ancak bu kadar çuvallayabilir. :-)</p>
<p>Senin marksist damarını bilmiyordum. :-) Tarihin &#8220;tek&#8221; ekonomik itici gücü ekonomi değildir. bak &#8220;tek&#8221; diyorum, dikkatini çekerim. Verdiğin örneklerin tamamı &#8220;doğru&#8221; ama tamamı &#8220;yanlış.&#8221;</p>
<p>Neden?</p>
<p>Mekke&#8217;de &#8220;İslam&#8221; doğmasaydı istediği kadar &#8220;ticaret&#8221; yapsın arap yarımadası, olduğu gibi kalırdı. Demek ki burada &#8220;itici&#8221; güç olarak &#8220;din&#8221; devreye girdi.</p>
<p>Kolomb Kıt&#8217;a avrupasının sert iklimine sıkışmasaydı Hindistana ulaşmak için canhıraş uğraşmazdı. Demek ki burada &#8220;coğrafi dayatım&#8221; devreye girmiş. (Bu arada, Amerika&#8217;yı ilk kez Kolomb&#8217;un keşfettiğine inanmıyorsun değil mi?)</p>
<p>Anadolu kaplanları bugun Çin 15-20 yıl önce ne yapıyorsa aynen onu yapıyor. Çin&#8217;in geçirdiği süreçleri iyi incelemeni öneririm. Ekonomik gelişim ile dini gelişim birlikte olmak zorunda olmadığı gibi ayrı olmak zorunda da değildir. Birbirlerini besleyen süreçler olduğu gibi köstekleyen süreçleri de vardır. Yahudiler kapitalizin babasıdır, sen de söçylüyorsun. Güzel. Neden? Çünkü oradan oraya sürüldüklerinden kapital yapmışlardır. Sürülme gerekçeleri nedir? Din. Peki direnç kaynakları nedir? Din. Dini dirençleri olmasaydı çoktan asimile olmuşlardı.</p>
<p>Neymiş? Demek ki dinamiklerin birbirlerine bağıntıları varmış.</p>
<p>Elbette ABD Irak&#8217;a petrol için gelmiştir. Elbette ABD nükleer deneme yapan K.Kore&#8217;ye ses çıkartmazken İran&#8217;la daha emekleyen teknolojisi nedeniyle ekonomik çıkarları için savaşmaktadır. Ama kamuoyunu beslemek için İslamofobu körüklemek zorundalar. Demek ki &#8220;din&#8221; olgusu yine devredeymiş.</p>
<p>Peki Amerikanın geçmişinde ne vardır? ABD yi kim kurmuştur? Avrupadan kaçan &#8220;dindarlar&#8221;</p>
<p>Elbette haçlılar buraya ekonomik sebeple geldiler ama &#8220;haçlılık&#8221; olmasaydı bu kuvveti bulamazlardı. Demek ki burada da &#8220;din&#8221; en büyük destek güçmüş.</p>
<p>N&#8217;oldu? hepsi çorba oldu değil mi?</p>
<p>Tekrar edeyim.</p>
<p>Tarihin itici gücü ne yalnızca ekonomidir, ne coğrafi koşullardır, ne dindir ne insandır, ne de diyalektik. Her dinamiğin gerek ve yeter şartları belli koşullarda belli ve sınırlı etkenleri vardır. Birisini &#8220;temel&#8221; yapmak analizleri topal yapar.</p>
<p>Tarihin bir sürü dinamiği vardır. Ekonomik dinamik &#8220;en güçlülerinden&#8221; olmakla birlikte &#8220;tek dinamik&#8221; değildir. Şartlara göre, coğrafyaya göre dini motiveye göre, kültüre göre iklime göre değişimin dinamiği farklılık arzeder. Senin savunduğun katıksız marksist diyalektiğe çıkar.</p>
<p>İslam medeniyetine gelelim. Niçin geride kaldık?</p>
<p>Avrupanın sıçrayışı &#8220;Coğrafi keşifler&#8221; denilen olaya dayanır. Bu keşifler Avrupa&#8217;nın yeni kıtaları tanıması olayıdır. Vasco da Gama bin bir zahmetle Ümit Burnu&#8217;ndan dolaşıp Hindistan&#8217;a indiğinde İspanyolca konuşan bir Tunuslu Müslüman tüccarla karşılaşır ve şaşırır. Haklıdır, çünkü buraları bilmeyen tek kıta, Avrupa&#8217;dır. Yani kendilerinin eski kıt&#8217;adan ilk kez çıkıp yeni yerleri &#8220;keşfetmesidir&#8221; bu coğrafi keşifler. Halbuki tüm eski medeniyetler (İslam, Çin, Hind) dünyanın heryerini zaten biliyorlardı ama kimsenin aklına gidip de oraları yağmalamak ve insanlarının kökünü kazımak gelmedi. Avrupa açtı da doğu çok mu &#8220;tok&#8221;du? Hayır. Kültürel farklılık vardı, &#8220;din&#8221; olgusu vardı. Çinliler çok mu rahattı da yağmaya girişmediler? Hayır. Ama konfiçyusun kanaatkarlığı vardı.</p>
<p>Değişimin dinamiği olarak kozmpolit etkenler var.</p>
<p>Mesela tam Avrupa-İslam temasının başladığı, Avrupalıların İslam metinlerini tercüme hareketine giriştiği yıllarda korkunç bir Moğol istilası geliyor. Bilginin şimdiki gibi saklanma imkanının olmadığı bir ortamda tüm Avrupa&#8217;nın baştan başa kütüphanelerine ve yetişmiş insanlarına varıncaya kadar yağma edildiğini düşünün. Yine aynı zamanlarda Batı&#8217;dan da dini amaçlı olarak bilinen ama aslında ekonomik sebeplerle dayanan Haçlı seferleri geliyor.</p>
<p>Bunlara ilave olarak ticaret yollarına alternatifler daha aşağıdan çıkıyor. Doğu&#8217;nun elinde olan ticaret yolu önemsizleşiyor. Üstüne diğer skolastizme isyan eden akılcılık, ardında yatan yüzyılların mahrumiyeti ve etkileri de katıldığında her birerinin tek tek sebep olamayacağı ama biraraya geldiklerinde çok değişik sonuçlara yol açan, karmaşık etkenler zinciri ortaya çıkıyor. ve değişim geliyor. ne ekonomik dinamik ne din ne coğrafi şartlar ne &#8220;insan&#8221; bu değişimi &#8220;tek&#8221; başına açıklayamıyor. Kelebek etkisinin daha olgusal ve determine edilir bir tasvirini düşün.</p>
<p>Mesele budur.</p>
<p>Son olarak sana değil de genel bir bilgi babında şunu söyleyeyim. Avrupa tarihi konusunda da çok yaygın ezberler var. Analizlerin önemli bir bölümü bu ezberlere göre yapılıyor bu sebeple de çuvallanılıyor. M. Armağan&#8217;ın &#8220;Avrupa tarihinin 10 büyük yalanı&#8221; başlıklı 3 yazısı var. Mutlaka okunmalı:</p>
<p><a href="http://www.mustafaarmagan.com/yaziGoster.php?yaziNO=1022" rel="nofollow">http://www.mustafaarmagan.com/yaziGoster.php?yaziNO=1022</a><br />
<a href="http://www.mustafaarmagan.com/yaziGoster.php?yaziNO=1023" rel="nofollow">http://www.mustafaarmagan.com/yaziGoster.php?yaziNO=1023</a><br />
<a href="http://www.mustafaarmagan.com/yaziGoster.php?yaziNO=1024" rel="nofollow">http://www.mustafaarmagan.com/yaziGoster.php?yaziNO=1024</a></p>
<p>Yazıdan konuştuğumuz tarih dinamiği bakımından bir bölüm:</p>
<blockquote><p><em>Öyleyse Hodgson ve Blaut gibi birinci sınıf tarihçilerle sesimizi gürleştirelim: Avrupa’nın “gelişmesi”, Afrika ve Asya karşısında uzun süren geri kalmışlığını telafi etmeye ancak 1800’lerde yetecekti. Avrupa, dünyanın diğer kısımlarındaki gelişmelerden o kadar uzak kalmıştı ki, şu meşhur keşiflerle bir parça nefes alabilmişti. Bu açılma da, Asya ekonomilerinin tarihinde pek çok defa vuku bulan bir gerileme anına denk gelmiş, Osmanlı ve Çin dahil Doğu’nun başlattığı bir küreselleşme dalgasının üzerine binmişti. İşte Avrupa bu sayede kıyıda köşede kalmaktan kurtulup küresel ekonominin motoru olabildi.</em></p>
<p><em>Son sözü Hodgson’a bırakmak en iyisi. Ona göre, modern dünya ile Batı, aynı şeyler değildir. Modernlik, Afrika, Asya ve Avrupa’nın beraberce inşa ettikleri bir oluşumdu. Yüzyıllar süren bu hazırlık döneminden kârlı çıkan bölge, fırsatları değerlendirmeyi bilen ve bir katalizör rolü oynayan Avrupa oldu. Şartlar orada birbirine kavuştu ama kavuşmayabilirdi de. Modernlik Çin’de veya İslam âleminde de ortaya çıkabilirdi (tabii oralara mahsus görünümleriyle). Asya ve Afrika’nın muazzam bilgi birikimi ve ticaret ağı olmasaydı, Avrupa’daki modern dönüşüm hayal dahi edilemezdi.</em><em>&#8220;</em></p></blockquote>
<p>&#8220;Tek&#8221; bir motor güç olsa böyle mi olur?</p>
<p>Neyse.. Arzu Hanım&#8217;ın yazısının çarkına okuduk. Özür dilerim Arzu hanım.. Ben artık çekileyim. :-)<em></em><em> </em></p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Mustafa Ajlan Abudak tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/03/23/iletisim-stratejisi-acisindan-akpnin-genclik-oyunu/#comment-765</link>
		<dc:creator>Mustafa Ajlan Abudak</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 24 Mar 2007 22:23:28 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/03/23/iletisim-stratejisi-acisindan-akpnin-genclik-oyunu/#comment-765</guid>
		<description>Suat abiciğim ''Last Samurai'' söylem olmuş:)Bu konuda anlaşmamız gerçekten zor. Bu sebeple senin bakış acın benimkine bu konuda çook uzak demekle yetineyim.

 Birde Almanların gelişmişlik serüveni Gutenbergden başlar.İkincisi Muammerlere inanmak olsa inanalım ama olmuyor işte. Cervantesin Don Kişotu  Türk-Müslüman düşmanıdır:) Muammere o giysi dar gelir.Dünya devi olmuş kapitaller kurdukları kartellerle bu oluşumların büyümesine çok mu müsaade ede sanıyorsun.Bak Zorlu holdinge İsrail sermayesi ile ortak olmasa silikon vadisinde arge üsttü mü kurabilirdi?Yapmayın eylemeyin esas siz 2000 senelik ticari hakimiyeti küçümsüyorsunuz hemde çok küçümsüyorsunuz.

 Japonların sadece üst yapısı mı gitti diyorsun? Bunu istersen bir Japona söyleme derim.Çanakkalede bizim kaybettiğimize benzer eğitimli bir nesli pasifik savaşlarında yitirdiler.

 Nokianın durumu don kişotluk filan değil aksine zorunluluk.Ölümler onları buluşa itmiş.Donan teller olmasa bundan dolayı yaşanan ölümler olmasa buluş olur muydu? Yada bunu niçin Doğu anadolulu halkım yapmamışta daha milli şuuru bile 100 senelik olmayan Finliler yapmış diyesi gelir insanın?Doğu anadolular loncalaşamadığından mı?Finliler Kalvenist olduklarından mı? Yoksa her ikiside mi?

 Soruyorum ;anadolu kaplanları denilen hareket bugün fason üretimden başka ne yapıyor Allah aşkına? 2000'lerde daha ekonomide değer üretmenin ilk adımının marka olduğundan haberleri mi yok yoksa?Benim kanaatim çok duygusal takılındığı yani İslam merkezli Türklük işin içinde oldu mu ayranımız kabarıyor.Diyelim ki Japonlar mucizesi abartı Çinde mi öyle? Bunlarda ilahi dinlerden bilmem ne mehzebinden nasiplenmemiş bu işleri yaparken bak şu yaptıklarına! 

  Ekonomik gelişimi ile dini oluşumu ayırmazsanız tapınak ekonomisi çıkar buda Romada ki gibi ''godfather'' senaryolarına ilham olan kepazelik ile yada yeşil holding zedelerin feryadları ile sonuçlanır.

  Colomb keşfi zunun yaparken ezgotik tatil yerleri mi yoksa hindistan ticaret yolunu mu aramıştır?Abd ıraka demokrasi mi getirmeye gelmiştir yoksa az kurşunlu bol petrol için mi ''uğramıştır''? Benim için tarih eco-homo ların mücadelesidir.Bu sebeple tarih algılarımızın bu noktada uyuşmaması doğal.Yinede Muammerlerin heidiciliğinin başarılı olması için dua ederim ama rasyonellik bunların daha büyük kapitallerce yutulacağını biliyor.Yanılmayı dilerim inşallah Çince 50 sene sonra ikinci resmi dilimiz olmaz ne diyeyim...


 Tarihin itici gücü ''ekonomi''dir.Medeniyet ekonomi olmasa idi kurulmazdı.Medine- şehir ekonomik ilk birliktir.Üretim fazlası Sümerde kayıt altına alınma zorunluluğundan ''yazı''yı icat ettik.Verimli topraklar zengin beldeleri ele geçirmek için savaştık.Haçlılar buraya Hristiyanlık için mi geldiler :) Tapınak şövalyeleri bankacılığı nasıl ve kim adına kurdular? gerçekten bunlar uzun meseller yorum köşesi yetmez.Ayrıca birbirimizi ikna etme çabasıda gereksiz çünkü ikimizde bu konuda bugüne değin okuduklarımız+bağlamlarımızla yazıyoruz.Tarih Matematik olmadığından sağlamayı geleceğe bırakmak gerek...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Suat abiciğim &#8221;Last Samurai&#8221; söylem olmuş:)Bu konuda anlaşmamız gerçekten zor. Bu sebeple senin bakış acın benimkine bu konuda çook uzak demekle yetineyim.</p>
<p> Birde Almanların gelişmişlik serüveni Gutenbergden başlar.İkincisi Muammerlere inanmak olsa inanalım ama olmuyor işte. Cervantesin Don Kişotu  Türk-Müslüman düşmanıdır:) Muammere o giysi dar gelir.Dünya devi olmuş kapitaller kurdukları kartellerle bu oluşumların büyümesine çok mu müsaade ede sanıyorsun.Bak Zorlu holdinge İsrail sermayesi ile ortak olmasa silikon vadisinde arge üsttü mü kurabilirdi?Yapmayın eylemeyin esas siz 2000 senelik ticari hakimiyeti küçümsüyorsunuz hemde çok küçümsüyorsunuz.</p>
<p> Japonların sadece üst yapısı mı gitti diyorsun? Bunu istersen bir Japona söyleme derim.Çanakkalede bizim kaybettiğimize benzer eğitimli bir nesli pasifik savaşlarında yitirdiler.</p>
<p> Nokianın durumu don kişotluk filan değil aksine zorunluluk.Ölümler onları buluşa itmiş.Donan teller olmasa bundan dolayı yaşanan ölümler olmasa buluş olur muydu? Yada bunu niçin Doğu anadolulu halkım yapmamışta daha milli şuuru bile 100 senelik olmayan Finliler yapmış diyesi gelir insanın?Doğu anadolular loncalaşamadığından mı?Finliler Kalvenist olduklarından mı? Yoksa her ikiside mi?</p>
<p> Soruyorum ;anadolu kaplanları denilen hareket bugün fason üretimden başka ne yapıyor Allah aşkına? 2000&#8242;lerde daha ekonomide değer üretmenin ilk adımının marka olduğundan haberleri mi yok yoksa?Benim kanaatim çok duygusal takılındığı yani İslam merkezli Türklük işin içinde oldu mu ayranımız kabarıyor.Diyelim ki Japonlar mucizesi abartı Çinde mi öyle? Bunlarda ilahi dinlerden bilmem ne mehzebinden nasiplenmemiş bu işleri yaparken bak şu yaptıklarına! </p>
<p>  Ekonomik gelişimi ile dini oluşumu ayırmazsanız tapınak ekonomisi çıkar buda Romada ki gibi &#8221;godfather&#8221; senaryolarına ilham olan kepazelik ile yada yeşil holding zedelerin feryadları ile sonuçlanır.</p>
<p>  Colomb keşfi zunun yaparken ezgotik tatil yerleri mi yoksa hindistan ticaret yolunu mu aramıştır?Abd ıraka demokrasi mi getirmeye gelmiştir yoksa az kurşunlu bol petrol için mi &#8221;uğramıştır&#8221;? Benim için tarih eco-homo ların mücadelesidir.Bu sebeple tarih algılarımızın bu noktada uyuşmaması doğal.Yinede Muammerlerin heidiciliğinin başarılı olması için dua ederim ama rasyonellik bunların daha büyük kapitallerce yutulacağını biliyor.Yanılmayı dilerim inşallah Çince 50 sene sonra ikinci resmi dilimiz olmaz ne diyeyim&#8230;</p>
<p> Tarihin itici gücü &#8221;ekonomi&#8221;dir.Medeniyet ekonomi olmasa idi kurulmazdı.Medine- şehir ekonomik ilk birliktir.Üretim fazlası Sümerde kayıt altına alınma zorunluluğundan &#8221;yazı&#8221;yı icat ettik.Verimli topraklar zengin beldeleri ele geçirmek için savaştık.Haçlılar buraya Hristiyanlık için mi geldiler :) Tapınak şövalyeleri bankacılığı nasıl ve kim adına kurdular? gerçekten bunlar uzun meseller yorum köşesi yetmez.Ayrıca birbirimizi ikna etme çabasıda gereksiz çünkü ikimizde bu konuda bugüne değin okuduklarımız+bağlamlarımızla yazıyoruz.Tarih Matematik olmadığından sağlamayı geleceğe bırakmak gerek&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Suat Öztürk tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/03/23/iletisim-stratejisi-acisindan-akpnin-genclik-oyunu/#comment-764</link>
		<dc:creator>Suat Öztürk</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 24 Mar 2007 17:52:33 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/03/23/iletisim-stratejisi-acisindan-akpnin-genclik-oyunu/#comment-764</guid>
		<description>Aclancığım,

Diğer yerlerine bir şey demeyeyim çünkü düzeltmek için uzun bir yazı gerek.. :-)

Ama şu satırlarını okuyunca birkaç şey demeden geçemedim:

&lt;em&gt;"Bunun için çok ama çok geç kalınmıştır.Makalede verilen örnek ülkelerin 1948'deki hallerini düşünün! Buyrun görün taş taş üzerinde kalmayan Alma ve Japon ekonomisi bugün nerede savaşa girmemiş Türkiye ekonomisi nerede!&lt;/em&gt;"

Devletlerin tarihi onyıllar ile ölçülmez. Hele hele apayrı coğrafyalarda mukim, apayrı geçmişleri ve kültürleri olan toplumları karşılaştırmak abesle iştigaldir.

2.Dünya savaşında "taş üstünde taş kalmamış Japonya ve Almanya" muhabbeti ağızlarda sakız olmuş bir kahve muhabbetidir.

Japonların bugünkü teknik ve ekonomik seviyelerine ulaşmalarının temelinde 200 yıllık geçmiş vardır. Ve japon askeri gücü 2. Dünya savaşının en önemli güçlerinden birisidir. Japonların aynı teknik seviyelerini ve altyapılarını savaşa rağmen korumuşlardır. Yıkılan üstyapıdır, altyapı değil.. Mesela Japonların bugün güçlü bir orduları yoktur.  Bunun sebebi  kendi yetersizliklerinden değil 2. Dünya savaşını kaybetmeleri nedeniyle imzaladıkları anlaşma şartlarından dolayıdır. Medeniyet seviyesi bakımından hem Japonlar hem Almanlar 2 yüzyıllık bir evrim sürecine sahiplerdir ve 2. dünya savaşı zannedildiği gibi Japonları çok kötü etkilememiştir.

Savaş Almanları kötü etkilemiştir ama sorunlu bir Almanya, Avrupa için her zaman "sorun" olacağından bir ordu kurmasına izin verilmemesine rağmen pek çok dış yardımla ayağa kaldırılmıştır.  Bu da zaten var olan altyapısının da -çünkü savaş sırasında Almanya dışına çıkan elit Almanlar savaş sonrası dönmüşlerdir- önemli oranda etkisi ile kısa sürede toparlanmışlardır.

Bu "yeterliliğin" geçmişi de onyıllara değil 2 asra dayanır. Japonların ve Almanların ellerindeki bu imkanlar bilindiği için küresel aktörler uluslararası arenada hassas bir dengede dururlar. Japonlar ve Almanlar ellerindeki kozun bilincindeler, bu yüzden 2. dünya savaşı sonrasındaki anlaşmalara uyarlar ama küresel güçlerinden de birşey kaybetmezler. Çünkü mevcut durumdan alan da satan da memnun olduğunda bir "denge" hali vardır..

Senin "önerdiğin" gibi bir süreci yaşanayan hiçbir toplum yok. Avrupa tarihi uyum değil çatışma toplumudur. ütme, dolaba koyma, arkadan vurma Avrupa'nın bir numaralı hasletidir. Çatışarak gelişmişlerdir, yardımlaşarak değil. Rekabetle büyümüşleridr, hamasetle değil.  Önerdiğin model gayet tabii ki doğru ve ahkalı olmakla birlikte insan doğasına aykırı bir ütopyadır..

Japon mucizesi gibi söylemlerde çok abartılır, ona da girecektim ama üşendim şimdi :-)

Kimsenin Avrupa'nın kapitalistlerme tarihini copy-paste edelim dediği yok, -hem bu mümkün de değil- ama Amerikayı yeniden keşfe de gerek yok. Bu küreselleşme çağında hamaset, içe kapanma ve boş milli söylemler hiçbirşey ifade etmiyor.

Gelişimi kapitale bağlamak doğrudur ama coğrafyayı işin içine kattıktan sonra kapital birikimi için milliyetçilik tavsiyesi, topu taca atmaktır kanaatimce :-)

Nokia'ya telefon tellerini donmasıyla yaşanan ölümlere kafa yoran insanların bulduğu telsiz telefondan neşet etmiş bir dev dedikten sonra  Muammer'in birşeyler için kafa yormasına donkişotluk demek tutarsızlıktır. Aynı bakış açısı Nokiadan önceki yıllarda donan tellere bakıp bakıp  düşünen Finlilere de aynı biçimde "donkişot" derdi çünkü.

Hem donkişotluk iyidir; hayatı sefalet içinde geçen Marks tüm dünyayı sefaletin kalkacağı bir toplum hayali ile tutuşturmuştur, işsiz güçsüz sefil biçimde kapağı ABD'ye atan Thomas Paine,  "Sağduyu" adlı risaleyle Amerikayı İngiltereden kopartmıştır.

Toplumların tarihsel şartları, dinamikleri birbirine benzemez, taklit de edilemez. Ancak örneklemeler yapılır ve dinamikler karşılaştırarak bir senteze varılır. Medeniyet değişimi/gelişimi böyle olur.

Tarihin itici gücü ne yalnızca ekonomidir, ne coğrafi koşullardır, ne insandır, ne de diyalektik. Her dinamiğin gerek ve yeter şartları belli koşullarda belli ve sınırlı etkenleri vardır. Birisini "temel" yapmak analizleri topal yapar.

Selamlar.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Aclancığım,</p>
<p>Diğer yerlerine bir şey demeyeyim çünkü düzeltmek için uzun bir yazı gerek.. :-)</p>
<p>Ama şu satırlarını okuyunca birkaç şey demeden geçemedim:</p>
<p><em>&#8220;Bunun için çok ama çok geç kalınmıştır.Makalede verilen örnek ülkelerin 1948&#8242;deki hallerini düşünün! Buyrun görün taş taş üzerinde kalmayan Alma ve Japon ekonomisi bugün nerede savaşa girmemiş Türkiye ekonomisi nerede!</em>&#8221;</p>
<p>Devletlerin tarihi onyıllar ile ölçülmez. Hele hele apayrı coğrafyalarda mukim, apayrı geçmişleri ve kültürleri olan toplumları karşılaştırmak abesle iştigaldir.</p>
<p>2.Dünya savaşında &#8220;taş üstünde taş kalmamış Japonya ve Almanya&#8221; muhabbeti ağızlarda sakız olmuş bir kahve muhabbetidir.</p>
<p>Japonların bugünkü teknik ve ekonomik seviyelerine ulaşmalarının temelinde 200 yıllık geçmiş vardır. Ve japon askeri gücü 2. Dünya savaşının en önemli güçlerinden birisidir. Japonların aynı teknik seviyelerini ve altyapılarını savaşa rağmen korumuşlardır. Yıkılan üstyapıdır, altyapı değil.. Mesela Japonların bugün güçlü bir orduları yoktur.  Bunun sebebi  kendi yetersizliklerinden değil 2. Dünya savaşını kaybetmeleri nedeniyle imzaladıkları anlaşma şartlarından dolayıdır. Medeniyet seviyesi bakımından hem Japonlar hem Almanlar 2 yüzyıllık bir evrim sürecine sahiplerdir ve 2. dünya savaşı zannedildiği gibi Japonları çok kötü etkilememiştir.</p>
<p>Savaş Almanları kötü etkilemiştir ama sorunlu bir Almanya, Avrupa için her zaman &#8220;sorun&#8221; olacağından bir ordu kurmasına izin verilmemesine rağmen pek çok dış yardımla ayağa kaldırılmıştır.  Bu da zaten var olan altyapısının da -çünkü savaş sırasında Almanya dışına çıkan elit Almanlar savaş sonrası dönmüşlerdir- önemli oranda etkisi ile kısa sürede toparlanmışlardır.</p>
<p>Bu &#8220;yeterliliğin&#8221; geçmişi de onyıllara değil 2 asra dayanır. Japonların ve Almanların ellerindeki bu imkanlar bilindiği için küresel aktörler uluslararası arenada hassas bir dengede dururlar. Japonlar ve Almanlar ellerindeki kozun bilincindeler, bu yüzden 2. dünya savaşı sonrasındaki anlaşmalara uyarlar ama küresel güçlerinden de birşey kaybetmezler. Çünkü mevcut durumdan alan da satan da memnun olduğunda bir &#8220;denge&#8221; hali vardır..</p>
<p>Senin &#8220;önerdiğin&#8221; gibi bir süreci yaşanayan hiçbir toplum yok. Avrupa tarihi uyum değil çatışma toplumudur. ütme, dolaba koyma, arkadan vurma Avrupa&#8217;nın bir numaralı hasletidir. Çatışarak gelişmişlerdir, yardımlaşarak değil. Rekabetle büyümüşleridr, hamasetle değil.  Önerdiğin model gayet tabii ki doğru ve ahkalı olmakla birlikte insan doğasına aykırı bir ütopyadır..</p>
<p>Japon mucizesi gibi söylemlerde çok abartılır, ona da girecektim ama üşendim şimdi :-)</p>
<p>Kimsenin Avrupa&#8217;nın kapitalistlerme tarihini copy-paste edelim dediği yok, -hem bu mümkün de değil- ama Amerikayı yeniden keşfe de gerek yok. Bu küreselleşme çağında hamaset, içe kapanma ve boş milli söylemler hiçbirşey ifade etmiyor.</p>
<p>Gelişimi kapitale bağlamak doğrudur ama coğrafyayı işin içine kattıktan sonra kapital birikimi için milliyetçilik tavsiyesi, topu taca atmaktır kanaatimce :-)</p>
<p>Nokia&#8217;ya telefon tellerini donmasıyla yaşanan ölümlere kafa yoran insanların bulduğu telsiz telefondan neşet etmiş bir dev dedikten sonra  Muammer&#8217;in birşeyler için kafa yormasına donkişotluk demek tutarsızlıktır. Aynı bakış açısı Nokiadan önceki yıllarda donan tellere bakıp bakıp  düşünen Finlilere de aynı biçimde &#8220;donkişot&#8221; derdi çünkü.</p>
<p>Hem donkişotluk iyidir; hayatı sefalet içinde geçen Marks tüm dünyayı sefaletin kalkacağı bir toplum hayali ile tutuşturmuştur, işsiz güçsüz sefil biçimde kapağı ABD&#8217;ye atan Thomas Paine,  &#8220;Sağduyu&#8221; adlı risaleyle Amerikayı İngiltereden kopartmıştır.</p>
<p>Toplumların tarihsel şartları, dinamikleri birbirine benzemez, taklit de edilemez. Ancak örneklemeler yapılır ve dinamikler karşılaştırarak bir senteze varılır. Medeniyet değişimi/gelişimi böyle olur.</p>
<p>Tarihin itici gücü ne yalnızca ekonomidir, ne coğrafi koşullardır, ne insandır, ne de diyalektik. Her dinamiğin gerek ve yeter şartları belli koşullarda belli ve sınırlı etkenleri vardır. Birisini &#8220;temel&#8221; yapmak analizleri topal yapar.</p>
<p>Selamlar.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Mustafa Ajlan Abudak tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/03/23/iletisim-stratejisi-acisindan-akpnin-genclik-oyunu/#comment-763</link>
		<dc:creator>Mustafa Ajlan Abudak</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 24 Mar 2007 17:11:48 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/03/23/iletisim-stratejisi-acisindan-akpnin-genclik-oyunu/#comment-763</guid>
		<description>Suat abi katılmamana şaşırmadım desem:) linki okudum bilmiyorum benim son yorumdan sona mı yazdın yorumu ama yani benim yorum çuk diye oturmuş diyeceğim :) oryantalist Weber'den Kalvanist loncalaşma ve bunun abd gibi bir kapital dev oluşturmasına kadar giden süreç.Bizdende anadolu kaplanları loncalar cemaatler...;şimdi hollanda yada almanya gibi germen kültüründen gelen teutonic halkların kültürel disiplini doğaldır.O halkların kültüründe var olan birşey Hristiyanlıka gelmiş bişey değil.Nedenide çok basit Avrupanın Kuzey bölgesinde yaşamak için koşulları yenmeniz gerekir.Doğa ile savaş hüküm sürer buda insanları ''yaşamak''için belli disipline mecbur kılar.Bu nedenledir ki Avrupanın hemen hemen tüm teknolojik gelişmeleri Kuzey Avrupa yani Po ovasının üstündeki topraklardan gelir.

 Günümüzde bile hala öyledir.Nokia orman kersteciliği yapan bir şirketken telefon tellerini donmasıyla yaşanan ölümlere kafa yoran insanların bulduğu telsiz-cep telefonu ile bugün bir dünya devi olmuştur.Ericsson ulaşımın yılın 6 ayı nerdeyse imkansız olduğu topraklarda hayati olan iletişimi sağlamak için kurulmuş bir şirkettir.Abdülhamidin yıldız ve dolmabahçeye bağlattığı ilk telefon hattınıda Ericsson kurmuştur.

Oysa Akdeniz havzasında teknoloji için kapitalin birikimi gereklidir.Kuzeyde zorunlu gelişmeler kapitalin birikmesine sebep olmuştur.Anadoluda bereketli toprakları ılıman iklimi ve bol meyveli ve sulu  bahçeleri ile yaşam savaşının insan için en az olduğu yerlerden biridir.Şimdi Türklerin(kültürünün) orta asyadaki yaşam koşulları sebebiyle neleri icat ettiğini neleri insanlığa kazandırdığını düşünün! 

Şimdi Suat baimin verdiği linkteki can alıcı satırları vereyim ;'' Mu­am­mer­le­rin be­de­ni­ne sar­dı­ğı ya­pay ka­buk, işi büs­bü­tün zor­laş­tı­rı­yor. Bu­na rağ­men, de­rin bir bi­linç­le kav­rı­yor­lar ki, cid­di ik­ti­sa­di gi­ri­şim­ler ar­tık sa­de­ce bi­rey­sel ka­zanç ara­cı de­ğil; dün­ya üze­rin­de be­lir­li bir yer tut­ma­nın ol­maz­sa ol­maz şar­tı­dır. Ka­bu­ğu­nu kır­ma, bir var ol­ma me­se­le­si­dir.''

Bunun için çok ama çok geç kalınmıştır.Makalede verilen örnek ülkelerin 1948'deki hallerini düşünün! Buyrun görün taş taş üzerinde kalmayan Alma ve Japon ekonomisi bugün nerede savaşa girmemiş Türkiye ekonomisi nerede!


Evet Çinde olduğu gibi milli bir şuurun bu ülkeye yerleşmesi gerekli ekonomik güç olmadan herşey hikayedir.Sümerlerden beridir ekonomi medeniyeti oluşturan güçtür.Bu gücün kaynağı Spartalılar gibi birleşmiş yek vücut olmuş toplumların ekonomik faaliyetleridir.Bunun Türkiyede cemaatler üzerinden sağlanması ise maalesef '' hayaldir'' hepsi kendisinin meşrebişnin amalinin ve iktisadi anlayışının kutsallığına biat etmiş insanlardan oluşmuştur.Kimse kimseyi ''aslında'' beğenmemekte,kehren kardeşiz deyip arkadan gıybete her türlü devam etmektedir.Kendi içlerinde muhafazakar enterprise'sı sömürme yarışına giren bu oluşumlar (kombassan ,jetpa vs) ile mi muhasır medeniyete varacağız.Muammer bey gibi Don kişotlarla mı?Hiç sanmıyorum...

 Eğitim çökmüş,cari açık boyu aşmış,imf kontrollü yatırım yapma gerekli,ekonomi özelleştirme gelirleri ile dönmekte onlarda iç borç faizlerine giderken mi? Bence çok optimist çok heidici bakış acısı kusura bakmayın.Çıkış yolu göstermek haddime değil ama eğitim dediğim gibi kurtulş savaşı gibi algılanırsa ozaman umut ışığı bir rönesans beklenebilir.Gerekli olan Akp nin simgesi ampülü yapabilecek vasıflı insan yetiştirmektir.Onun ithal edip satacak liberalleri değil! yada bir markanın Denizlide fason üretimini yapacak fabrikayı değil!</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Suat abi katılmamana şaşırmadım desem:) linki okudum bilmiyorum benim son yorumdan sona mı yazdın yorumu ama yani benim yorum çuk diye oturmuş diyeceğim :) oryantalist Weber&#8217;den Kalvanist loncalaşma ve bunun abd gibi bir kapital dev oluşturmasına kadar giden süreç.Bizdende anadolu kaplanları loncalar cemaatler&#8230;;şimdi hollanda yada almanya gibi germen kültüründen gelen teutonic halkların kültürel disiplini doğaldır.O halkların kültüründe var olan birşey Hristiyanlıka gelmiş bişey değil.Nedenide çok basit Avrupanın Kuzey bölgesinde yaşamak için koşulları yenmeniz gerekir.Doğa ile savaş hüküm sürer buda insanları &#8221;yaşamak&#8221;için belli disipline mecbur kılar.Bu nedenledir ki Avrupanın hemen hemen tüm teknolojik gelişmeleri Kuzey Avrupa yani Po ovasının üstündeki topraklardan gelir.</p>
<p> Günümüzde bile hala öyledir.Nokia orman kersteciliği yapan bir şirketken telefon tellerini donmasıyla yaşanan ölümlere kafa yoran insanların bulduğu telsiz-cep telefonu ile bugün bir dünya devi olmuştur.Ericsson ulaşımın yılın 6 ayı nerdeyse imkansız olduğu topraklarda hayati olan iletişimi sağlamak için kurulmuş bir şirkettir.Abdülhamidin yıldız ve dolmabahçeye bağlattığı ilk telefon hattınıda Ericsson kurmuştur.</p>
<p>Oysa Akdeniz havzasında teknoloji için kapitalin birikimi gereklidir.Kuzeyde zorunlu gelişmeler kapitalin birikmesine sebep olmuştur.Anadoluda bereketli toprakları ılıman iklimi ve bol meyveli ve sulu  bahçeleri ile yaşam savaşının insan için en az olduğu yerlerden biridir.Şimdi Türklerin(kültürünün) orta asyadaki yaşam koşulları sebebiyle neleri icat ettiğini neleri insanlığa kazandırdığını düşünün! </p>
<p>Şimdi Suat baimin verdiği linkteki can alıcı satırları vereyim ;&#8221; Mu­am­mer­le­rin be­de­ni­ne sar­dı­ğı ya­pay ka­buk, işi büs­bü­tün zor­laş­tı­rı­yor. Bu­na rağ­men, de­rin bir bi­linç­le kav­rı­yor­lar ki, cid­di ik­ti­sa­di gi­ri­şim­ler ar­tık sa­de­ce bi­rey­sel ka­zanç ara­cı de­ğil; dün­ya üze­rin­de be­lir­li bir yer tut­ma­nın ol­maz­sa ol­maz şar­tı­dır. Ka­bu­ğu­nu kır­ma, bir var ol­ma me­se­le­si­dir.&#8221;</p>
<p>Bunun için çok ama çok geç kalınmıştır.Makalede verilen örnek ülkelerin 1948&#8242;deki hallerini düşünün! Buyrun görün taş taş üzerinde kalmayan Alma ve Japon ekonomisi bugün nerede savaşa girmemiş Türkiye ekonomisi nerede!</p>
<p>Evet Çinde olduğu gibi milli bir şuurun bu ülkeye yerleşmesi gerekli ekonomik güç olmadan herşey hikayedir.Sümerlerden beridir ekonomi medeniyeti oluşturan güçtür.Bu gücün kaynağı Spartalılar gibi birleşmiş yek vücut olmuş toplumların ekonomik faaliyetleridir.Bunun Türkiyede cemaatler üzerinden sağlanması ise maalesef &#8221; hayaldir&#8221; hepsi kendisinin meşrebişnin amalinin ve iktisadi anlayışının kutsallığına biat etmiş insanlardan oluşmuştur.Kimse kimseyi &#8221;aslında&#8221; beğenmemekte,kehren kardeşiz deyip arkadan gıybete her türlü devam etmektedir.Kendi içlerinde muhafazakar enterprise&#8217;sı sömürme yarışına giren bu oluşumlar (kombassan ,jetpa vs) ile mi muhasır medeniyete varacağız.Muammer bey gibi Don kişotlarla mı?Hiç sanmıyorum&#8230;</p>
<p> Eğitim çökmüş,cari açık boyu aşmış,imf kontrollü yatırım yapma gerekli,ekonomi özelleştirme gelirleri ile dönmekte onlarda iç borç faizlerine giderken mi? Bence çok optimist çok heidici bakış acısı kusura bakmayın.Çıkış yolu göstermek haddime değil ama eğitim dediğim gibi kurtulş savaşı gibi algılanırsa ozaman umut ışığı bir rönesans beklenebilir.Gerekli olan Akp nin simgesi ampülü yapabilecek vasıflı insan yetiştirmektir.Onun ithal edip satacak liberalleri değil! yada bir markanın Denizlide fason üretimini yapacak fabrikayı değil!</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Suat Öztürk tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/03/23/iletisim-stratejisi-acisindan-akpnin-genclik-oyunu/#comment-762</link>
		<dc:creator>Suat Öztürk</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 24 Mar 2007 14:19:13 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/03/23/iletisim-stratejisi-acisindan-akpnin-genclik-oyunu/#comment-762</guid>
		<description>Arzu Hanım'ın eline sağlık.

Ne güzel tartışma oluyor. Konu uzun vakit az; Mustafa Aclan kardeşime katılmadığımı, Talha ve Edebali arkadaşların güzel analizlerde bulunduklarını belirtmekle iktifa edeyim.

Ve Mustafa Özel'in bu ayki Anlayış dergisinde yazısının linkini vereyim. Liberalleşme, ekonomik söylemler, kaynayan Anadolu ve "Kabuğunu Kır, Muammer":

Mutlaka okuyun derim:

http://www.anlayis.net/Yuzlesiyorum.aspx?SAYI=46#260</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Arzu Hanım&#8217;ın eline sağlık.</p>
<p>Ne güzel tartışma oluyor. Konu uzun vakit az; Mustafa Aclan kardeşime katılmadığımı, Talha ve Edebali arkadaşların güzel analizlerde bulunduklarını belirtmekle iktifa edeyim.</p>
<p>Ve Mustafa Özel&#8217;in bu ayki Anlayış dergisinde yazısının linkini vereyim. Liberalleşme, ekonomik söylemler, kaynayan Anadolu ve &#8220;Kabuğunu Kır, Muammer&#8221;:</p>
<p>Mutlaka okuyun derim:</p>
<p><a href="http://www.anlayis.net/Yuzlesiyorum.aspx?SAYI=46#260" rel="nofollow">http://www.anlayis.net/Yuzlesiyorum.aspx?SAYI=46#260</a></p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
