<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>
<channel>
	<title>Önemli Bir Konferans yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.derindusunce.org/2007/02/20/onemli-bir-konferans/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.derindusunce.org/2007/02/20/onemli-bir-konferans/</link>
	<description>Grup platformu</description>
	<pubDate>Thu, 09 Sep 2010 14:23:14 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.2</generator>
		<item>
		<title>Ulug tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/02/20/onemli-bir-konferans/#comment-4020</link>
		<dc:creator>Ulug</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 14 Oct 2007 13:40:22 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/02/20/onemli-bir-konferans/#comment-4020</guid>
		<description>Marifet 1011 dizilimine ulaşmak ise doğal seçilim ve seçilim fonksiyonu kullanmadan da (Fuat bey sizin programdaki ölümcül dizilimlerin sayısını sıfırlayarak) bol miktarda 1011 elde edebiliriz:) Seleksiyon illa ki gerekmiyormuş yani!!?? Yaptığım basit hesaplarla varmak istediğim sonuç bellidir: &lt;strong&gt;Doğal seleksiyon ve seçilim fonksiyonu aynı şey değildir ve de istatistiksel olarak zıt yönlerde çalışırlar. Yani doğal seleksiyon ihtimali düşürür. Bunun anlamı daha fazla deneme yapmak anlamına gelir. Çünkü daha düşük ihtimaller daha seyrek gerçekleşirler. Seçilim fonksiyonu (ki tabiatda seçilim fonksiyonu yoktur) ihtimali artırır ve sonuca daha çabuk ulaşmamızı sağlarlar(daha az denemeyle)&lt;/strong&gt;.  Kısaca toparlarsak GA’lar darwinyen sürecten başlıca şu yönlerden farklıdır: 

1-) Bir hedef seçilir. Darwinyen süreçte bir hedef belirlenemez.

2-) Bu hedefe uygun bir seçilim fonksiyonu kullanırlar. Örnek olması açısından Dawkins’in seçilim fonksiyonu aşağıdaki gibidir (Dawkins’in hedefi METHINKS IT IS LIKE A WEASEL stringini elde etmektir) :
&lt;blockquote&gt;MEASURING THE CLOSENESS OF TWO STRINGS
We need a way to measure the closeness of such a string to the goal string. If g[0],...,g[n] are the ascii codes of the characters of g and p[0],...,p[n] are the codes for p then the closeness of p to g is defined as 
   closeness(p, g) = abs(p[0] - g[0]) + ... + abs(p[n] - g[n])
This has the useful property that closeness(p,g) = 0 if and only if p = g

A NATURAL SELECTION(!!??) ALGORITHM
The trick is to choose several children at each generation. Each is obtained by a single character mutation from the previous parent. From these children choose the one closest to the goal string as the next parent and continue. Here is the algorithm 
   Choose the number of children, n, per generation
   Choose a goal string g
   Choose an initial parent p randomly
   while (closeness(p,g) &#62; 0)
      Choose n children c[0], ... c[n-1] as mutations of p
      Choose new p as the closest child to g
   end while&lt;/blockquote&gt;

Doğada seçilim fonksiyonu olmadığı için aşağıda belirtilen sebepten ötürü bedava yemek mümkün değildir:

&lt;blockquote&gt;It is the selections made by the Ev program that separates organisms with lower information content from those that have higher information content. If no selections are made, then it is straightforward to demonstrate that there is no information gain.&lt;/blockquote&gt;

Doğal seleksiyon (Ölüm) anlamlı patternlar üretmek için denemelerin sayısını artıracak yönde etki ettiği için evrim aleyhindedir. Diğer bir ifadeyle ölümcül dizilimlerin sayısının fazla olması evrim aleyhindedir. Öte yandan Ölümcül dizilimlerin olmaması veya az olması da evrim aleyhindedir (Ben evrimcilerin yerinde olsam yaratılışçılara cevap yetiştireceğim diye mutasyonların nötr veya faydalı olduğunu çok fazla dillendirmezdim!!!???). Çünkü bu durumda ölüm şeklinde de olsa hiçbir seçilim yapılmamaktadır ve işler tamamen körlemesine gitmektedir.  Aslında işin doğrusu çevreye adaptasyon anlamında doğal seleksiyon/mutasyon türlerin kendi içinde çeşitliliğine katkıda bulunur(bulunabilir). Fakat bu adaptasyon yeteneği sistem seviyesi çözümler üretecek nitelikte değildir. Çünkü doğada sistem seviyesi çözüm üretecek seçilim fonksiyonları yoktur &lt;strong&gt;yani doğanın aklı yoktur&lt;/strong&gt;.

3-) Mutasyonlar nadiren olurlar. Yani her jenerasyonda her canlı için 4 bit başına 1 mutasyon şeklindeki mutasyon oranları abartı derecesinde yüksektir (sanırım aklımda kaldığı kadarıyla 10 üzeri 7-8’de bir mutasyon oranı normal bir seviye). Mutasyonu oranını gerçekci bir şekilde yansıtmayan GA’lar(&lt;strong&gt;Bu şekilde olanlar&lt;/strong&gt;) gerçekci bir evrim simülasyonu yapmış olmazlar. Mutasyonların seyrek olması da Fuat beyin programında denemelerin sayısını artıracak bir unsurdur.

Canı sıkılanlar aşağıdaki denemeyi yapabilir:
Bir gen ortalama kaç bit bilgiye sahiptir? Per gene/per generation mutasyon oranı kaçtır? Bir genin 10000 bitden oluştuğunu varsayıp seçtiğimiz herhangi bir dizilimin elde edilmesi ve tür içinde yaygınlaşması için kaç deneme (canlı sayısı 1 x jenerasyon no 1 + canlı sayısı 2 + jenerasyon no 2 …) yapılması gerektiğini hesaplamak iyi bir boş zaman aktivitesi olabilir. Bu iş için Fuat beyin programını biraz değiştirerek (mesela nadiren mutasyon yaparak) kullanabiliriz. Çünkü Fuat beyin programı 1 ve 2 numaralı problemleri içermiyor. Sonra evrenin RAM’i bu kadar denemeye izin veriyor mu görmek lazım. Tabi önce bilgisayarın RAM’i bu işi yapabilmemize olanak sağlarsa ki Fuat beyin programında bu yönde tedbir alınmazsa patlayacaktır (O yüzden her iterasyon sonunda tamamen random seçeceğimiz belli sayıda canlıyı bir sonraki iterasyon da kullanmak böyle bir tedbir olabilir). Bu tür denemelerde bir hedef dizilim kullanma sebebimiz olan biteni değerlendirmek içindir (Bu değerlendirme için herhangi bir dizilim kullanılabilir). Yoksa evrimde kesinlikle bir hedef yoktur.

Benim kişisel inancım odur ki canlılarda o kadar çok enformasyon var ki bu enformasyonu mutasyon/ölüm şeklindeki bir mekanizma ile elde etmeye bu evrenin RAM’i yetmez. Bu işi bir neticeye bağlamak zordur. Mesela ölüm fonksiyonunu belirlemek imkansızdır. İcabında geçmişin bilinmeyenlerine sığınıp -ne kadar sıkıştırırsan sıkıştır-, her zaman kaçmayı becerecektir insanoğlu. İlk canlı başlı başına ciddi bir problem ona girmeye bile gerek yok. Kim neye inanmak istiyorsa ona inansın? Qu’est-ce qu’on peut faire?

Fuat bey, başka konularda da bana hitaben bir şeyler yazmışsınız. Kısaca, Reverse engineering’i bir kanıt olarak sunmuyorum. İtiraz ettiğiniz yazıda bu konuyu yeterince ele aldığımı düşünüyorum. Akıllı tasarım açısından Reverse engineering’in nasıl kullanılabileceğini bir metodoloji olarak öneriyorum. Önerimde gerçek olmuş olsaydı evrim bir implementasyon yöntemi olacaktı.

Ortak atayı da kabul etmiyorum. Sadece ortak gibi görünen şeylerin bir tasarım olarak da değerlendirilebileceğini dolayısıyla homolojinin hiçbir anlamı olmadığını söylüyorum. Mesela bir calculator programı yazarsınız. Sonra bir muhasebeci sizden ek isteklerde bulunur. Siz bu programınızı onun istekleri yönünde geliştirirsiniz ve ortaya orta halli bir muhasebe programı çıkar, sonra bir esnaf sizden bir müşteri takip programı ister. Sizde hesap makinesi programınızı baz alarak onun isteklerini karşılarsınız. Sonra zaman içinde değişik taleplerle geniş bir ürün yelpazesi elde edersiniz. Artık müthiş bir yazılım firmanız vardır. Sonra denyonun biri gelip aha bu programın şurası şu programın şurası ile aynı o halde bunlar birbirinden ve ortak bir atadan türemiş derse gıcık olabilirsiniz (Hele bir de ortak bir library kullanmışsanız programlarınızda). Hatta bu denyo oturup sizin bir programınızın bit dizilimlerini eline alıp iddiasinı ispatlamak için bir GA programı yazarsa daha da gıcık olabilirsiniz.

Dedim ki canlılarda ortak yapıların kullanılması tasarım sürecinde çok rastlanan bir durum ile paralellik arzediyor: Mühendisler, Amerika’yı sil baştan keşfetmezler. Beni siz anlamazsanız kim anlar Fuat bey? Evrimci bir biyolog mu?</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Marifet 1011 dizilimine ulaşmak ise doğal seçilim ve seçilim fonksiyonu kullanmadan da (Fuat bey sizin programdaki ölümcül dizilimlerin sayısını sıfırlayarak) bol miktarda 1011 elde edebiliriz:) Seleksiyon illa ki gerekmiyormuş yani!!?? Yaptığım basit hesaplarla varmak istediğim sonuç bellidir: <strong>Doğal seleksiyon ve seçilim fonksiyonu aynı şey değildir ve de istatistiksel olarak zıt yönlerde çalışırlar. Yani doğal seleksiyon ihtimali düşürür. Bunun anlamı daha fazla deneme yapmak anlamına gelir. Çünkü daha düşük ihtimaller daha seyrek gerçekleşirler. Seçilim fonksiyonu (ki tabiatda seçilim fonksiyonu yoktur) ihtimali artırır ve sonuca daha çabuk ulaşmamızı sağlarlar(daha az denemeyle)</strong>.  Kısaca toparlarsak GA’lar darwinyen sürecten başlıca şu yönlerden farklıdır: </p>
<p>1-) Bir hedef seçilir. Darwinyen süreçte bir hedef belirlenemez.</p>
<p>2-) Bu hedefe uygun bir seçilim fonksiyonu kullanırlar. Örnek olması açısından Dawkins’in seçilim fonksiyonu aşağıdaki gibidir (Dawkins’in hedefi METHINKS IT IS LIKE A WEASEL stringini elde etmektir) :</p>
<blockquote><p>MEASURING THE CLOSENESS OF TWO STRINGS<br />
We need a way to measure the closeness of such a string to the goal string. If g[0],&#8230;,g[n] are the ascii codes of the characters of g and p[0],&#8230;,p[n] are the codes for p then the closeness of p to g is defined as<br />
   closeness(p, g) = abs(p[0] - g[0]) + &#8230; + abs(p[n] - g[n])<br />
This has the useful property that closeness(p,g) = 0 if and only if p = g</p>
<p>A NATURAL SELECTION(!!??) ALGORITHM<br />
The trick is to choose several children at each generation. Each is obtained by a single character mutation from the previous parent. From these children choose the one closest to the goal string as the next parent and continue. Here is the algorithm<br />
   Choose the number of children, n, per generation<br />
   Choose a goal string g<br />
   Choose an initial parent p randomly<br />
   while (closeness(p,g) &gt; 0)<br />
      Choose n children c[0], &#8230; c[n-1] as mutations of p<br />
      Choose new p as the closest child to g<br />
   end while</p></blockquote>
<p>Doğada seçilim fonksiyonu olmadığı için aşağıda belirtilen sebepten ötürü bedava yemek mümkün değildir:</p>
<blockquote><p>It is the selections made by the Ev program that separates organisms with lower information content from those that have higher information content. If no selections are made, then it is straightforward to demonstrate that there is no information gain.</p></blockquote>
<p>Doğal seleksiyon (Ölüm) anlamlı patternlar üretmek için denemelerin sayısını artıracak yönde etki ettiği için evrim aleyhindedir. Diğer bir ifadeyle ölümcül dizilimlerin sayısının fazla olması evrim aleyhindedir. Öte yandan Ölümcül dizilimlerin olmaması veya az olması da evrim aleyhindedir (Ben evrimcilerin yerinde olsam yaratılışçılara cevap yetiştireceğim diye mutasyonların nötr veya faydalı olduğunu çok fazla dillendirmezdim!!!???). Çünkü bu durumda ölüm şeklinde de olsa hiçbir seçilim yapılmamaktadır ve işler tamamen körlemesine gitmektedir.  Aslında işin doğrusu çevreye adaptasyon anlamında doğal seleksiyon/mutasyon türlerin kendi içinde çeşitliliğine katkıda bulunur(bulunabilir). Fakat bu adaptasyon yeteneği sistem seviyesi çözümler üretecek nitelikte değildir. Çünkü doğada sistem seviyesi çözüm üretecek seçilim fonksiyonları yoktur <strong>yani doğanın aklı yoktur</strong>.</p>
<p>3-) Mutasyonlar nadiren olurlar. Yani her jenerasyonda her canlı için 4 bit başına 1 mutasyon şeklindeki mutasyon oranları abartı derecesinde yüksektir (sanırım aklımda kaldığı kadarıyla 10 üzeri 7-8’de bir mutasyon oranı normal bir seviye). Mutasyonu oranını gerçekci bir şekilde yansıtmayan GA’lar(<strong>Bu şekilde olanlar</strong>) gerçekci bir evrim simülasyonu yapmış olmazlar. Mutasyonların seyrek olması da Fuat beyin programında denemelerin sayısını artıracak bir unsurdur.</p>
<p>Canı sıkılanlar aşağıdaki denemeyi yapabilir:<br />
Bir gen ortalama kaç bit bilgiye sahiptir? Per gene/per generation mutasyon oranı kaçtır? Bir genin 10000 bitden oluştuğunu varsayıp seçtiğimiz herhangi bir dizilimin elde edilmesi ve tür içinde yaygınlaşması için kaç deneme (canlı sayısı 1 x jenerasyon no 1 + canlı sayısı 2 + jenerasyon no 2 …) yapılması gerektiğini hesaplamak iyi bir boş zaman aktivitesi olabilir. Bu iş için Fuat beyin programını biraz değiştirerek (mesela nadiren mutasyon yaparak) kullanabiliriz. Çünkü Fuat beyin programı 1 ve 2 numaralı problemleri içermiyor. Sonra evrenin RAM’i bu kadar denemeye izin veriyor mu görmek lazım. Tabi önce bilgisayarın RAM’i bu işi yapabilmemize olanak sağlarsa ki Fuat beyin programında bu yönde tedbir alınmazsa patlayacaktır (O yüzden her iterasyon sonunda tamamen random seçeceğimiz belli sayıda canlıyı bir sonraki iterasyon da kullanmak böyle bir tedbir olabilir). Bu tür denemelerde bir hedef dizilim kullanma sebebimiz olan biteni değerlendirmek içindir (Bu değerlendirme için herhangi bir dizilim kullanılabilir). Yoksa evrimde kesinlikle bir hedef yoktur.</p>
<p>Benim kişisel inancım odur ki canlılarda o kadar çok enformasyon var ki bu enformasyonu mutasyon/ölüm şeklindeki bir mekanizma ile elde etmeye bu evrenin RAM’i yetmez. Bu işi bir neticeye bağlamak zordur. Mesela ölüm fonksiyonunu belirlemek imkansızdır. İcabında geçmişin bilinmeyenlerine sığınıp -ne kadar sıkıştırırsan sıkıştır-, her zaman kaçmayı becerecektir insanoğlu. İlk canlı başlı başına ciddi bir problem ona girmeye bile gerek yok. Kim neye inanmak istiyorsa ona inansın? Qu’est-ce qu’on peut faire?</p>
<p>Fuat bey, başka konularda da bana hitaben bir şeyler yazmışsınız. Kısaca, Reverse engineering’i bir kanıt olarak sunmuyorum. İtiraz ettiğiniz yazıda bu konuyu yeterince ele aldığımı düşünüyorum. Akıllı tasarım açısından Reverse engineering’in nasıl kullanılabileceğini bir metodoloji olarak öneriyorum. Önerimde gerçek olmuş olsaydı evrim bir implementasyon yöntemi olacaktı.</p>
<p>Ortak atayı da kabul etmiyorum. Sadece ortak gibi görünen şeylerin bir tasarım olarak da değerlendirilebileceğini dolayısıyla homolojinin hiçbir anlamı olmadığını söylüyorum. Mesela bir calculator programı yazarsınız. Sonra bir muhasebeci sizden ek isteklerde bulunur. Siz bu programınızı onun istekleri yönünde geliştirirsiniz ve ortaya orta halli bir muhasebe programı çıkar, sonra bir esnaf sizden bir müşteri takip programı ister. Sizde hesap makinesi programınızı baz alarak onun isteklerini karşılarsınız. Sonra zaman içinde değişik taleplerle geniş bir ürün yelpazesi elde edersiniz. Artık müthiş bir yazılım firmanız vardır. Sonra denyonun biri gelip aha bu programın şurası şu programın şurası ile aynı o halde bunlar birbirinden ve ortak bir atadan türemiş derse gıcık olabilirsiniz (Hele bir de ortak bir library kullanmışsanız programlarınızda). Hatta bu denyo oturup sizin bir programınızın bit dizilimlerini eline alıp iddiasinı ispatlamak için bir GA programı yazarsa daha da gıcık olabilirsiniz.</p>
<p>Dedim ki canlılarda ortak yapıların kullanılması tasarım sürecinde çok rastlanan bir durum ile paralellik arzediyor: Mühendisler, Amerika’yı sil baştan keşfetmezler. Beni siz anlamazsanız kim anlar Fuat bey? Evrimci bir biyolog mu?</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>fuatogl tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/02/20/onemli-bir-konferans/#comment-3921</link>
		<dc:creator>fuatogl</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Oct 2007 15:20:41 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/02/20/onemli-bir-konferans/#comment-3921</guid>
		<description>Decision tree demenizden anladım. Haklısınız tabii, bağımsız olaylar değil. Fakat benim aradaki merhaleler dememden kasıt o değil. Belli bir yapının, genetik serinin hangi generasyonlardan geçtiğini, bu yolda kaç deneme yapıldığını, hangi aşamalarda faydalı faydasız mutasyonlar oluşmuş olduğunu bilmiyoruz. Bunları bilmeden sağlıklı bir model kurup onun üzerinden bolca yapıldığı şekliyle olasılık hesapları yapamayız. Nihai bir sonucu alıp, onu tüm temel elementlerine ayırıp sonrada "bak bunu rastgele tekrar oluşturmak imkansız" demek çok yanlış. Sizin verdiğiniz örneği temel alan bir deneme yapalım. 4 bitlik organizmaları simule eden basit tek sayfalık bir program yazalım.
Verdiğiniz örnekteki gibi 0000 bitlerinden oluşan bir populasyon oluşturalım. Populasyonda ilk aşamada 10 tane organizma olsun. Bunlar sırası ile sizin belirttiğiniz şekilde ardı ardına 3 rastgele mutasyon yaşasın. Her mutasyondan sonra sizin belirttiğiniz şekilde (0100 ve 0001) doğal seleksiyona uğrasınlar - bir mutasyon bir seleksiyon şeklinde. Mutasyon ve seleksiyon sonrası her bir birey organizma bir kopyasını oluştursun ve populason sayısı 2 ye katlansın. Hedef olan 1011 e ulaşan organizmalarımızı ayırıp biriktirmeyelim, bunların tekrar mutasyona sokalım ve ufak bir avantajları olsun, mesela genetik yapıları daha stable olsun ve 25% mutasyona uğramasınlar ve oyuna katılmaya devam etsinler. 1011 e ulaşmış olanlar 75% oranında mutasyon, 25% oranında da mutasyona uğramama şansları olsun yani. Kaç generasyon sonra ne oluyor bir bakalım. 10 organizma ile başlıyoruz ve "Population size" mutasyon ve seleksiyon sonrası durumu gösteriyor. (Tek sayfalık program, dilerseniz gönderebilirim)

Generation: 0
Number of 1011: 0 (%0.0)
Pupulation size: 5

Generation: 1
Number of 1011: 0 (%0.0)
Pupulation size: 7

Generation: 2
Number of 1011: 0 (%0.0)
Pupulation size: 12

Generation: 3
Number of 1011: 1 (%4.7619047)
Pupulation size: 21

Generation: 4
Number of 1011: 3 (%9.375)
Pupulation size: 32

Generation: 5
Number of 1011: 6 (%11.538462)
Pupulation size: 52

Generation: 6
Number of 1011: 9 (%11.111111)
Pupulation size: 81

Generation: 7
Number of 1011: 16 (%13.445378)
Pupulation size: 119

Generation: 8
Number of 1011: 21 (%10.824742)
Pupulation size: 194

Generation: 9
Number of 1011: 30 (%10.380623)
Pupulation size: 289

Generation: 10
Number of 1011: 55 (%12.643678)
Pupulation size: 435

Generation: 11
Number of 1011: 97 (%14.630467)
Pupulation size: 663

Generation: 12
Number of 1011: 120 (%11.627907)
Pupulation size: 1032

Generation: 13
Number of 1011: 180 (%11.320755)
Pupulation size: 1590

Generation: 14
Number of 1011: 284 (%11.6872425)
Pupulation size: 2430

Generation: 15
Number of 1011: 403 (%10.844995)
Pupulation size: 3716

Generation: 16
Number of 1011: 673 (%11.718614)
Pupulation size: 5743

Generation: 17
Number of 1011: 1053 (%12.057713)
Pupulation size: 8733

Generation: 18
Number of 1011: 1606 (%11.966321)
Pupulation size: 13421

Generation: 19
Number of 1011: 2320 (%11.295034)
Pupulation size: 20540

Generation: 20
Number of 1011: 3611 (%11.529742)
Pupulation size: 31319

Generation: 21
Number of 1011: 5477 (%11.397357)
Pupulation size: 48055

1011 olabilenler yinede sürekli artıyor! Şimdide tanrıyı oynayıp populasyonun yakınlarına bir gök taşı düşürelim. Koşullar çetinleşsin ve bunun sonucunda doğal seleksiyon daha da acımasız olsun. 0100 ve 0001 e ek olarak 1101,1100, 0000 da ölümcül olsun ve yine herbir mutasyon sonrası için bu beş ölümcül genetik yapıya göre seleksiyon uygulansın:

Generation: 0
Number of 1011: 0 (%0.0)
Pupulation size: 3

Generation: 1
Number of 1011: 1 (%20.0)
Pupulation size: 5

Generation: 2
Number of 1011: 1 (%20.0)
Pupulation size: 5

.......

Generation: 61
Number of 1011: 3848 (%17.506824)
Pupulation size: 21980

Generation: 62
Number of 1011: 4426 (%17.46301)
Pupulation size: 25345
(RAM bitti)

Yani RAM bitmese bilgisayardan hayat fışkıracak neredeyse.Populasyon sayısı düştü fakat 1011 oranımız arttı. Bu olasılık hesapları ile ilgili itirazlarda söylenmek istenen şey buradan kaynaklanıyor. 1011 i zar atma mantığı ile oluştururken ortaya çıkan olasılık ile yukarıdaki basit örneğimizdeki ortaya çıkma olasılığı arasında dağlar kadar fark var. Ki yukarıdaki örnek biyolojik süreçlerin karikatür hali bile değil. Farklı mutasyon dereceleri yok, sürekli bir şekilde kesin adımlarla mutasyon var, seleksiyon siyah-beyaz şeklinde acımasızca öldürüyor vs.vs.

GA larda da yanılıyorsunuz. GA lar mekanizma bazında evrimsel süreçleri taklit ediyor; rastgele mutasyon ve seleksiyonun karmaşık yapılar üretebileceğini, önceden bilgi yüklenmediği halde bilgi entropisini azaltabileceğini gösteriyor. Zaten böyle olmasaydı bu GA lar neden kullanılsın ki? Bilgi zaten bizde varsa ne diye GA lar kulanalım problem çözmek için?
Ve evrim-teorisine karşı çıkma noktalarında birisi bu değil mi? Rastgele mutasyon ve seleksiyon ile hiçbirşey olmaz denmiyor mu? O noktada GA lar bu savların geçersiz olduğunu gösteriyor, biyolojik hayat ile 100% aynıdır diyen yok zaten.

&lt;blockquote&gt;
Ayrıca bu biyolojik sistemler de insanlar tarafından geliştirilen sistemlerle pek çok kere aynı mekanizmaları kullanıyor… İnsana tasarımcı dersek biyolojik sistemlerin de bir tasarımcıya(insana!) ihtiyacı vardır demeliyiz…
&lt;/blockquote&gt;
Böyle birşeye inanma hakkımız var elbette. Başka birisi de şuna inanabilir: "Tanrı tasarlayıcıdır, insan da tasarım yapabiliyor, yani tanrı bir sürü tanrı tasarlayıp kendisine arkadaş yaratmıştır yanlızlığına çare olarak". İkiside aynı düzeyde. Fakat bilim diyebilmek için yeni bir bilim de tasarlamamız gerekiyor. Yada yeni garip icatlara başvurmadan, biyolojinin doğa üstü bir tasarımcıya gerek duymadığını ve insanın da bizzat biyolojik süreçlerin ürünü olduğu kabul edebiliriz. Herşey kolaylaşır. İnsanın birşeyi tasarlaması da bizzat bu biyolojik bütünün içersinde olduğunu düşünebiliriz, sonuçta insan biyolojik organizasyonun bildiğimiz en üst aşaması. Birbirinden koparıp ayırmaya gerek yok, yeni icat yapmaya da, hepsi birer bütün çünkü...vahdet-i vücut..diyalektik falan filan.

iyi bayramlar.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Decision tree demenizden anladım. Haklısınız tabii, bağımsız olaylar değil. Fakat benim aradaki merhaleler dememden kasıt o değil. Belli bir yapının, genetik serinin hangi generasyonlardan geçtiğini, bu yolda kaç deneme yapıldığını, hangi aşamalarda faydalı faydasız mutasyonlar oluşmuş olduğunu bilmiyoruz. Bunları bilmeden sağlıklı bir model kurup onun üzerinden bolca yapıldığı şekliyle olasılık hesapları yapamayız. Nihai bir sonucu alıp, onu tüm temel elementlerine ayırıp sonrada &#8220;bak bunu rastgele tekrar oluşturmak imkansız&#8221; demek çok yanlış. Sizin verdiğiniz örneği temel alan bir deneme yapalım. 4 bitlik organizmaları simule eden basit tek sayfalık bir program yazalım.<br />
Verdiğiniz örnekteki gibi 0000 bitlerinden oluşan bir populasyon oluşturalım. Populasyonda ilk aşamada 10 tane organizma olsun. Bunlar sırası ile sizin belirttiğiniz şekilde ardı ardına 3 rastgele mutasyon yaşasın. Her mutasyondan sonra sizin belirttiğiniz şekilde (0100 ve 0001) doğal seleksiyona uğrasınlar - bir mutasyon bir seleksiyon şeklinde. Mutasyon ve seleksiyon sonrası her bir birey organizma bir kopyasını oluştursun ve populason sayısı 2 ye katlansın. Hedef olan 1011 e ulaşan organizmalarımızı ayırıp biriktirmeyelim, bunların tekrar mutasyona sokalım ve ufak bir avantajları olsun, mesela genetik yapıları daha stable olsun ve 25% mutasyona uğramasınlar ve oyuna katılmaya devam etsinler. 1011 e ulaşmış olanlar 75% oranında mutasyon, 25% oranında da mutasyona uğramama şansları olsun yani. Kaç generasyon sonra ne oluyor bir bakalım. 10 organizma ile başlıyoruz ve &#8220;Population size&#8221; mutasyon ve seleksiyon sonrası durumu gösteriyor. (Tek sayfalık program, dilerseniz gönderebilirim)</p>
<p>Generation: 0<br />
Number of 1011: 0 (%0.0)<br />
Pupulation size: 5</p>
<p>Generation: 1<br />
Number of 1011: 0 (%0.0)<br />
Pupulation size: 7</p>
<p>Generation: 2<br />
Number of 1011: 0 (%0.0)<br />
Pupulation size: 12</p>
<p>Generation: 3<br />
Number of 1011: 1 (%4.7619047)<br />
Pupulation size: 21</p>
<p>Generation: 4<br />
Number of 1011: 3 (%9.375)<br />
Pupulation size: 32</p>
<p>Generation: 5<br />
Number of 1011: 6 (%11.538462)<br />
Pupulation size: 52</p>
<p>Generation: 6<br />
Number of 1011: 9 (%11.111111)<br />
Pupulation size: 81</p>
<p>Generation: 7<br />
Number of 1011: 16 (%13.445378)<br />
Pupulation size: 119</p>
<p>Generation: 8<br />
Number of 1011: 21 (%10.824742)<br />
Pupulation size: 194</p>
<p>Generation: 9<br />
Number of 1011: 30 (%10.380623)<br />
Pupulation size: 289</p>
<p>Generation: 10<br />
Number of 1011: 55 (%12.643678)<br />
Pupulation size: 435</p>
<p>Generation: 11<br />
Number of 1011: 97 (%14.630467)<br />
Pupulation size: 663</p>
<p>Generation: 12<br />
Number of 1011: 120 (%11.627907)<br />
Pupulation size: 1032</p>
<p>Generation: 13<br />
Number of 1011: 180 (%11.320755)<br />
Pupulation size: 1590</p>
<p>Generation: 14<br />
Number of 1011: 284 (%11.6872425)<br />
Pupulation size: 2430</p>
<p>Generation: 15<br />
Number of 1011: 403 (%10.844995)<br />
Pupulation size: 3716</p>
<p>Generation: 16<br />
Number of 1011: 673 (%11.718614)<br />
Pupulation size: 5743</p>
<p>Generation: 17<br />
Number of 1011: 1053 (%12.057713)<br />
Pupulation size: 8733</p>
<p>Generation: 18<br />
Number of 1011: 1606 (%11.966321)<br />
Pupulation size: 13421</p>
<p>Generation: 19<br />
Number of 1011: 2320 (%11.295034)<br />
Pupulation size: 20540</p>
<p>Generation: 20<br />
Number of 1011: 3611 (%11.529742)<br />
Pupulation size: 31319</p>
<p>Generation: 21<br />
Number of 1011: 5477 (%11.397357)<br />
Pupulation size: 48055</p>
<p>1011 olabilenler yinede sürekli artıyor! Şimdide tanrıyı oynayıp populasyonun yakınlarına bir gök taşı düşürelim. Koşullar çetinleşsin ve bunun sonucunda doğal seleksiyon daha da acımasız olsun. 0100 ve 0001 e ek olarak 1101,1100, 0000 da ölümcül olsun ve yine herbir mutasyon sonrası için bu beş ölümcül genetik yapıya göre seleksiyon uygulansın:</p>
<p>Generation: 0<br />
Number of 1011: 0 (%0.0)<br />
Pupulation size: 3</p>
<p>Generation: 1<br />
Number of 1011: 1 (%20.0)<br />
Pupulation size: 5</p>
<p>Generation: 2<br />
Number of 1011: 1 (%20.0)<br />
Pupulation size: 5</p>
<p>&#8230;&#8230;.</p>
<p>Generation: 61<br />
Number of 1011: 3848 (%17.506824)<br />
Pupulation size: 21980</p>
<p>Generation: 62<br />
Number of 1011: 4426 (%17.46301)<br />
Pupulation size: 25345<br />
(RAM bitti)</p>
<p>Yani RAM bitmese bilgisayardan hayat fışkıracak neredeyse.Populasyon sayısı düştü fakat 1011 oranımız arttı. Bu olasılık hesapları ile ilgili itirazlarda söylenmek istenen şey buradan kaynaklanıyor. 1011 i zar atma mantığı ile oluştururken ortaya çıkan olasılık ile yukarıdaki basit örneğimizdeki ortaya çıkma olasılığı arasında dağlar kadar fark var. Ki yukarıdaki örnek biyolojik süreçlerin karikatür hali bile değil. Farklı mutasyon dereceleri yok, sürekli bir şekilde kesin adımlarla mutasyon var, seleksiyon siyah-beyaz şeklinde acımasızca öldürüyor vs.vs.</p>
<p>GA larda da yanılıyorsunuz. GA lar mekanizma bazında evrimsel süreçleri taklit ediyor; rastgele mutasyon ve seleksiyonun karmaşık yapılar üretebileceğini, önceden bilgi yüklenmediği halde bilgi entropisini azaltabileceğini gösteriyor. Zaten böyle olmasaydı bu GA lar neden kullanılsın ki? Bilgi zaten bizde varsa ne diye GA lar kulanalım problem çözmek için?<br />
Ve evrim-teorisine karşı çıkma noktalarında birisi bu değil mi? Rastgele mutasyon ve seleksiyon ile hiçbirşey olmaz denmiyor mu? O noktada GA lar bu savların geçersiz olduğunu gösteriyor, biyolojik hayat ile 100% aynıdır diyen yok zaten.</p>
<blockquote><p>
Ayrıca bu biyolojik sistemler de insanlar tarafından geliştirilen sistemlerle pek çok kere aynı mekanizmaları kullanıyor… İnsana tasarımcı dersek biyolojik sistemlerin de bir tasarımcıya(insana!) ihtiyacı vardır demeliyiz…
</p></blockquote>
<p>Böyle birşeye inanma hakkımız var elbette. Başka birisi de şuna inanabilir: &#8220;Tanrı tasarlayıcıdır, insan da tasarım yapabiliyor, yani tanrı bir sürü tanrı tasarlayıp kendisine arkadaş yaratmıştır yanlızlığına çare olarak&#8221;. İkiside aynı düzeyde. Fakat bilim diyebilmek için yeni bir bilim de tasarlamamız gerekiyor. Yada yeni garip icatlara başvurmadan, biyolojinin doğa üstü bir tasarımcıya gerek duymadığını ve insanın da bizzat biyolojik süreçlerin ürünü olduğu kabul edebiliriz. Herşey kolaylaşır. İnsanın birşeyi tasarlaması da bizzat bu biyolojik bütünün içersinde olduğunu düşünebiliriz, sonuçta insan biyolojik organizasyonun bildiğimiz en üst aşaması. Birbirinden koparıp ayırmaya gerek yok, yeni icat yapmaya da, hepsi birer bütün çünkü&#8230;vahdet-i vücut..diyalektik falan filan.</p>
<p>iyi bayramlar.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Uluğ tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/02/20/onemli-bir-konferans/#comment-3828</link>
		<dc:creator>Uluğ</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 06 Oct 2007 14:16:43 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/02/20/onemli-bir-konferans/#comment-3828</guid>
		<description>internet cafe'deyim. Çok fazla yorum yazma şansım yok. Cevap vermeme durumunda evrimci dostların kendilerinin haklı görüldüğünü düşünmemeleri için kısa kısa bir şeyler yazmak istiyorum. Atladığım noktalar da olabilir.

&lt;blockquote&gt;Eğer bir noktaya birden fazla mutasyon yapmıyayım derseniz bu bir çeşit seleksiyondur :). &lt;/blockquote&gt;

Öyle bir sınırlamam yok. Yani bir çeşit seleksiyon yapmadım:)


&lt;blockquote&gt;Fakat eğer mutasyon serisinin herhangi bir anında 1011 ı çıkartıp alma şansımız var ise (hanzo selection) sınırsız bir mutasyon serisinde 1011 i elde etme şansımız 1 dir ! Yani hesaplamanızı hangi koşullar içersinde yaptığınız açık değil. 3/32e sizin ulaştığınız şekilde ulaşmak pek bana doğru gelmedi.&lt;/blockquote&gt; 

Hesapladığımız şey bir kaç farklı mekanizma ile(Normal süreç, doğal seleksiyon ve seçilim fonksiyonu) 3 iterasyonda(denemede ki her denemede sadece bir nokta mutasyon olsun diye varsayarak) 0000 diziliminden 1011 diziliminin elde edilme ihtimalidir. Hesaplarımın doğru olduğunu söylemek zorundayım. İsterseniz biraz daha çay için.

0000 diziliminden 1011 dizilimine giderken elde edeceğiniz ilk olası dizilimler şunlar olacaktır:
0001 0010 0100 1000 ikinci, üçüncü denemelerden sonra oluşacak bütün olası dizilimleri bir tree yapısı ile gösterirsek 0000'dan 1011'e giden pathlerin bütün pathlere oranının hesaplandığı gibi olduğunu görebiliriz. Eğer nihai hedefe kilitlenip arada hedefe uygun alıntılarla yola devam ederseniz yeterli deneme miktarı sonunda istediğiniz sonucu alma ihtimaliniz dediğiniz gibi 1 olacaktır. Çünkü seçilim fonksiyonu sonuca convergent olmamızı sağlıyor. Neticenin elde edilme ihtimalini dramatically/significantly yükseltiyor. Ama tersine doğal seleksiyon(ölüm) devreye girerse çözüme giden bir takım ara kademeler devre dışı kaldığı için ihtimal dramatically/significantly düşüyor. En çok da bu yüzden (doğal seleksiyon yüzünden) evrim gerçekleşemiyor. Mikro değişiklikleri sistem seviyesi ciddi değişikliklere yönlendiren bir mekanizma yoktur. Kör tesadüflerle ancak bu kadar oluyor. Tür dışına çıkamıyoruz... Su aşındırma örneğiniz yanlış(mikroevrim/makroevrim muhabbeti)...


&lt;blockquote&gt;talkorigins çıkartmış olabilir bu yüzden :)&lt;/blockquote&gt;
Bu konular(hesaplar) talkorigins'i eleştirdiğim yorumumda geçmiyor. O yorumum GA'ların elektronikte nasıl başarıyla &lt;strong&gt;kullanılmadığı&lt;/strong&gt; ile ilgiliydi, Talkorigins'in iddia ettiğinin aksine. GA'lara karşı değilim. Birileri bir yerlerde ihtiyaç duyuyorsa kullanabilir. Gerekirse ben de kullanırım. Bir çözüm bulmak için uygun bir seçilim fonksiyonu kullanmak. Hoş bir fikir. Böyle bir yöntemin evrim teorisinin bir meyvesi olduğunu kabul etmekte de bir sıkıntım yok. İtiraz ettiğim nokta GA'lar ile evrim (mekanizmalarının) aynı olduğunun iddia edilmesi. Ya da diğer bir ifadeyle canlılardaki sürecin de GA'lardaki gibi işlediğinin iddia edilmesi.

&lt;blockquote&gt;Genetik algoritmalarda seçilim fonksiyonu kullanılmaz ise o GA olmaz ki!? Buradaki itiraz etme sebebinizi anlamadım&lt;/blockquote&gt;
Hala anlamıyor olabilir misiniz?

&lt;blockquote&gt;“Demek su kayaları aşındırmış? hadi len ordan, bu ULUĞ diye bir tasarımcının işidir” gibi bir birşey ile karşı çıkabilir biraz haklı olarak. Kulağa saçma geliyor çünkü.&lt;/blockquote&gt;
Suyun kayaları aşındırmasının nesi saçma? Bence hiç de değil. Bunu ULUĞ diye bir tasarımcıya maletmek insafsızlık olur.

&lt;blockquote&gt;...Küçük küçük aşındırmaların çok uzun zaman içersinde kaçınılmaz olarak büyük aşındırmalara yol açacağını söyler...&lt;/blockquote&gt;

Bu denyo bilim adamı doğru söylüyor. Ama orjinal bir şey söylemiyor. Belli bir hedefe kilitlenmiş bir su akıntımız var ve yeterince uzun bir sürede amacına ulaşamamış olması akla, mantığa, common sense'e ve bilime uygun düşmez:) Tam da Dawkins'in Weasel programında yaptığı gibi. Ya da sizin meşhur GA'ların yaptığı gibi...Ama ya evrim o öyle mi? ah bu evrim?

&lt;blockquote&gt;Bu köprülerin insan yapımı olduğunu biliyoruz. Bu common sence dir. Evident dir. Buna itiraz etme hakkınız var tabi, ama common sence in dışına çıktığınızı da biliyor olmalısınız. Bu common sence in oluşması içinde yeterli veri var insanoğlunda.&lt;/blockquote&gt;

Evrimcilerin common sense'e sığınmalarını oldukça ironik buluyorum. Gerçekten de canlılardaki biyolojik sistemlerin kendiliğinden oluştuğunu düşünmek common sense'e aykırı bir durum. Ayrıca bu biyolojik sistemler de insanlar tarafından geliştirilen sistemlerle pek çok kere aynı mekanizmaları kullanıyor... İnsana tasarımcı dersek biyolojik sistemlerin de bir tasarımcıya(insana!) ihtiyacı vardır demeliyiz...

Ayrıca ilk canlının oluşumunu içeren ihtimal hesapları farklı bir konu.... Denemelerin sayısı gerçekten çok önemli....Ben de bu kainatda yeterince(ihtimallerle karşılaştırarak) deneme yapılamadığını düşünenlerdenim... Sızıntı dergisini de severek okumaya devam ediyorum....Sahtekarlık konularına da konuyu çok dağıtmamak için fazlaca girmedim. Evrimcilerin evrimi takdim etme ve (dini olmayan)basında evrimin takdim edilme şekli ile ilgili ciddi sıkıntılarım var, farkedilmiştir.

Saygılar</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>internet cafe&#8217;deyim. Çok fazla yorum yazma şansım yok. Cevap vermeme durumunda evrimci dostların kendilerinin haklı görüldüğünü düşünmemeleri için kısa kısa bir şeyler yazmak istiyorum. Atladığım noktalar da olabilir.</p>
<blockquote><p>Eğer bir noktaya birden fazla mutasyon yapmıyayım derseniz bu bir çeşit seleksiyondur :). </p></blockquote>
<p>Öyle bir sınırlamam yok. Yani bir çeşit seleksiyon yapmadım:)</p>
<blockquote><p>Fakat eğer mutasyon serisinin herhangi bir anında 1011 ı çıkartıp alma şansımız var ise (hanzo selection) sınırsız bir mutasyon serisinde 1011 i elde etme şansımız 1 dir ! Yani hesaplamanızı hangi koşullar içersinde yaptığınız açık değil. 3/32e sizin ulaştığınız şekilde ulaşmak pek bana doğru gelmedi.</p></blockquote>
<p>Hesapladığımız şey bir kaç farklı mekanizma ile(Normal süreç, doğal seleksiyon ve seçilim fonksiyonu) 3 iterasyonda(denemede ki her denemede sadece bir nokta mutasyon olsun diye varsayarak) 0000 diziliminden 1011 diziliminin elde edilme ihtimalidir. Hesaplarımın doğru olduğunu söylemek zorundayım. İsterseniz biraz daha çay için.</p>
<p>0000 diziliminden 1011 dizilimine giderken elde edeceğiniz ilk olası dizilimler şunlar olacaktır:<br />
0001 0010 0100 1000 ikinci, üçüncü denemelerden sonra oluşacak bütün olası dizilimleri bir tree yapısı ile gösterirsek 0000&#8242;dan 1011&#8242;e giden pathlerin bütün pathlere oranının hesaplandığı gibi olduğunu görebiliriz. Eğer nihai hedefe kilitlenip arada hedefe uygun alıntılarla yola devam ederseniz yeterli deneme miktarı sonunda istediğiniz sonucu alma ihtimaliniz dediğiniz gibi 1 olacaktır. Çünkü seçilim fonksiyonu sonuca convergent olmamızı sağlıyor. Neticenin elde edilme ihtimalini dramatically/significantly yükseltiyor. Ama tersine doğal seleksiyon(ölüm) devreye girerse çözüme giden bir takım ara kademeler devre dışı kaldığı için ihtimal dramatically/significantly düşüyor. En çok da bu yüzden (doğal seleksiyon yüzünden) evrim gerçekleşemiyor. Mikro değişiklikleri sistem seviyesi ciddi değişikliklere yönlendiren bir mekanizma yoktur. Kör tesadüflerle ancak bu kadar oluyor. Tür dışına çıkamıyoruz&#8230; Su aşındırma örneğiniz yanlış(mikroevrim/makroevrim muhabbeti)&#8230;</p>
<blockquote><p>talkorigins çıkartmış olabilir bu yüzden :)</p></blockquote>
<p>Bu konular(hesaplar) talkorigins&#8217;i eleştirdiğim yorumumda geçmiyor. O yorumum GA&#8217;ların elektronikte nasıl başarıyla <strong>kullanılmadığı</strong> ile ilgiliydi, Talkorigins&#8217;in iddia ettiğinin aksine. GA&#8217;lara karşı değilim. Birileri bir yerlerde ihtiyaç duyuyorsa kullanabilir. Gerekirse ben de kullanırım. Bir çözüm bulmak için uygun bir seçilim fonksiyonu kullanmak. Hoş bir fikir. Böyle bir yöntemin evrim teorisinin bir meyvesi olduğunu kabul etmekte de bir sıkıntım yok. İtiraz ettiğim nokta GA&#8217;lar ile evrim (mekanizmalarının) aynı olduğunun iddia edilmesi. Ya da diğer bir ifadeyle canlılardaki sürecin de GA&#8217;lardaki gibi işlediğinin iddia edilmesi.</p>
<blockquote><p>Genetik algoritmalarda seçilim fonksiyonu kullanılmaz ise o GA olmaz ki!? Buradaki itiraz etme sebebinizi anlamadım</p></blockquote>
<p>Hala anlamıyor olabilir misiniz?</p>
<blockquote><p>“Demek su kayaları aşındırmış? hadi len ordan, bu ULUĞ diye bir tasarımcının işidir” gibi bir birşey ile karşı çıkabilir biraz haklı olarak. Kulağa saçma geliyor çünkü.</p></blockquote>
<p>Suyun kayaları aşındırmasının nesi saçma? Bence hiç de değil. Bunu ULUĞ diye bir tasarımcıya maletmek insafsızlık olur.</p>
<blockquote><p>&#8230;Küçük küçük aşındırmaların çok uzun zaman içersinde kaçınılmaz olarak büyük aşındırmalara yol açacağını söyler&#8230;</p></blockquote>
<p>Bu denyo bilim adamı doğru söylüyor. Ama orjinal bir şey söylemiyor. Belli bir hedefe kilitlenmiş bir su akıntımız var ve yeterince uzun bir sürede amacına ulaşamamış olması akla, mantığa, common sense&#8217;e ve bilime uygun düşmez:) Tam da Dawkins&#8217;in Weasel programında yaptığı gibi. Ya da sizin meşhur GA&#8217;ların yaptığı gibi&#8230;Ama ya evrim o öyle mi? ah bu evrim?</p>
<blockquote><p>Bu köprülerin insan yapımı olduğunu biliyoruz. Bu common sence dir. Evident dir. Buna itiraz etme hakkınız var tabi, ama common sence in dışına çıktığınızı da biliyor olmalısınız. Bu common sence in oluşması içinde yeterli veri var insanoğlunda.</p></blockquote>
<p>Evrimcilerin common sense&#8217;e sığınmalarını oldukça ironik buluyorum. Gerçekten de canlılardaki biyolojik sistemlerin kendiliğinden oluştuğunu düşünmek common sense&#8217;e aykırı bir durum. Ayrıca bu biyolojik sistemler de insanlar tarafından geliştirilen sistemlerle pek çok kere aynı mekanizmaları kullanıyor&#8230; İnsana tasarımcı dersek biyolojik sistemlerin de bir tasarımcıya(insana!) ihtiyacı vardır demeliyiz&#8230;</p>
<p>Ayrıca ilk canlının oluşumunu içeren ihtimal hesapları farklı bir konu&#8230;. Denemelerin sayısı gerçekten çok önemli&#8230;.Ben de bu kainatda yeterince(ihtimallerle karşılaştırarak) deneme yapılamadığını düşünenlerdenim&#8230; Sızıntı dergisini de severek okumaya devam ediyorum&#8230;.Sahtekarlık konularına da konuyu çok dağıtmamak için fazlaca girmedim. Evrimcilerin evrimi takdim etme ve (dini olmayan)basında evrimin takdim edilme şekli ile ilgili ciddi sıkıntılarım var, farkedilmiştir.</p>
<p>Saygılar</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yapay gündem – Gerçek gündem : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/02/20/onemli-bir-konferans/#comment-3783</link>
		<dc:creator>Yapay gündem – Gerçek gündem : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Oct 2007 08:40:56 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/02/20/onemli-bir-konferans/#comment-3783</guid>
		<description>[...] Derin Düşünce platformunda ise en çok okunan 3 yazı sırasıyla şöyleydi : 1. Başörtüsü konusunda yapılan baskıları konu alan Başörtümle nereye kadar girebilirim?  2. Evrim ve Akıllı tasarım konusundaki Önemli bir konferans  3. Çocuklara yapılan cinsel tacizler üzerine yazılan Tehlikenin farkında mısınız? [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] Derin Düşünce platformunda ise en çok okunan 3 yazı sırasıyla şöyleydi : 1. Başörtüsü konusunda yapılan baskıları konu alan Başörtümle nereye kadar girebilirim?  2. Evrim ve Akıllı tasarım konusundaki Önemli bir konferans  3. Çocuklara yapılan cinsel tacizler üzerine yazılan Tehlikenin farkında mısınız? [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>fuatogl tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/02/20/onemli-bir-konferans/#comment-3497</link>
		<dc:creator>fuatogl</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 22 Sep 2007 19:36:01 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/02/20/onemli-bir-konferans/#comment-3497</guid>
		<description>upsss..çay içmek iyi birşey. şimdi aklıma geldi.
“3 adımda (5-10 fark etmez) birer rastgele mutasyon ile 1011 elde etme şansımız 1/16 dır !”
demiştim. Bu biraz yanlış.
Eğer 3 adımla sınırlarsak ve mustayon şartı koyarsak 1/16 değil , 3/32 de değil 1/8 dir. 3den fazla olması 1/16 ya yaklaştırır. Tek sayı çift sayı meselesi.Olasılık uzayında yok çünkü bazı kombinasyonlar. Aynı durum seleksiyonlu durum içinde geçerli. O yüzden gerçeğe daha uygun olarak 2-3 adıma sınırlamadan bakmak gerekiyor. Gerçeği yansıtmayan benzetmelerden gerçeğe ilişkin doğru birşey çıkartamayız.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>upsss..çay içmek iyi birşey. şimdi aklıma geldi.<br />
“3 adımda (5-10 fark etmez) birer rastgele mutasyon ile 1011 elde etme şansımız 1/16 dır !”<br />
demiştim. Bu biraz yanlış.<br />
Eğer 3 adımla sınırlarsak ve mustayon şartı koyarsak 1/16 değil , 3/32 de değil 1/8 dir. 3den fazla olması 1/16 ya yaklaştırır. Tek sayı çift sayı meselesi.Olasılık uzayında yok çünkü bazı kombinasyonlar. Aynı durum seleksiyonlu durum içinde geçerli. O yüzden gerçeğe daha uygun olarak 2-3 adıma sınırlamadan bakmak gerekiyor. Gerçeği yansıtmayan benzetmelerden gerçeğe ilişkin doğru birşey çıkartamayız.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>fuatogl tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/02/20/onemli-bir-konferans/#comment-3496</link>
		<dc:creator>fuatogl</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 22 Sep 2007 19:06:23 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/02/20/onemli-bir-konferans/#comment-3496</guid>
		<description>Ohooo, ne güzel barış yapmıştık tekrar başlıyoruz. Niye dayanamıyorsunuz sayın Uluğ :) valla benimde tesadüfen pencerem açık kalmış oradan gördüm :P

1) N-1 durumu gösteriliyor. Hatta birçok şeyde N-N den N e kadar nasıl olacağı da gösteriliyor. Sanırım yukarıda dembskinin refere ettiği çalışma da N-N den N e kadar bizzat deney ile gösteriliyor. Ki diyelim ki gösteremedi. Behenin kanıtı için oluşturduğu framework baştan doğru değil. Birşeyin sadece tek bir fonksiyonu olabileceğini varsayıyor. Oradan da 1 parça eksik olursa o mekanizmanın hiçbir fonksiyonu olamıyacağını varsayıyor. Ve bu varsayımın sağlamasını da yapmıyor. Onun Isbatına zemin oluşturan varsayımlar evrim teorisinin varsayımları değil. Ama bu isbatı evrim teorisini çürütmek için kullanıyor!? Ki isbatının kritik noktası burası. Evrim teorisinin dinamik dünyası Behenin statik-mekanik dunyasına dönüştürülüyor ve burada reverse edilemiyecek &lt;strong&gt;kilit&lt;/strong&gt;(lock) durumlar oluşturulmaya çalışılıyor. Hem ben ilk defa bu tarz bir bilimsel kanıta denk geliyorum. Birşeyin "açıklanamaz" olduğunu göstermek için çaba gösteriyor. Pek görülen birşey değil. Kanıtını kurtarmak için açıklayıcı şeylere karşı bir direncin oluşması da bu yüzden gayet normal. Fakat bilimsel ilerlemeyi sağlıyan motivasyonun kesinlikle bu olmadığına inanıyorum.

2) Sizde biliyorsunuz ki olasılık ile söylemek istediğimin çok haklı sebepleri var. Yıllardır ben bunun türlü türlü örneklerini gördüm şahsen. Sızıntı dergilerinden(sıkı takipcisiydim) tutunda din kültürü hocamızın daktilolu maymun örneğinden "eğer dünyanın tüm yüzeyi amino asitler ile kaplı olmuş olsaydı matematiksel olarak tesadüfen bir molekülün oluşma olasılığı sıfırdır" vs gibi orjinal örneklere kadar piyasada bunların binlercesi var. Ve hala bunlar bolca kulanılıyor ve inananı da çok maalesef.
Hesabınıza gelince, yaptığınız olasılık hesabının çerçevesini çizmemişsiniz. Tam olarak nasıl işlediğini anlamadım açıkcası. Aynı noktada birden fazla mutasyon oluşabiliyormu, seleksiyon nasıl işliyor? vs. Eğer 1 iterasyonda 1 nokta mutasyon oluşuyorsa 3 iterasyon sonucu 0000 dan 1011 elde etme olasılığı 1/16 dır 3/32 değil! Eğer bir noktaya birden fazla mutasyon yapmıyayım derseniz bu bir çeşit seleksiyondur :). Seleksiyonu , seleksiyonu yanlışlamak için kullanamayız. Ve bu iterasyonu 3 değil bin defa yaparsak sonucunda 1011 ı elde etmemizin olasılığı yine 1/16 dir (worst case yani) !? Fakat eğer mutasyon serisinin herhangi bir anında 1011 ı çıkartıp alma şansımız var ise (hanzo selection) sınırsız bir mutasyon serisinde 1011 i elde etme şansımız 1 dir ! Yani hesaplamanızı hangi koşullar içersinde yaptığınız açık değil. 3/32e sizin ulaştığınız şekilde ulaşmak pek bana doğru gelmedi. talkorigins çıkartmış olabilir bu yüzden :)  Aradaki merhaleler den kastımız vişne toplayıcılığı değil. Kabaca,  eğer 1011 e ulaşılamamış ise ulaşıncaya kadar devam edilir. Birisi başaramaz ise bir başkası başarır. Belirli kesin bir basamak serisi yok ki parçalara ayırıp hesap yapalım! Sanki tek bir süreçte 4 adımda 1011 elde edildiğini söyliyen varmış gibi gösterliyor. Eğer öyle olsaydı haklı olarak 1/16 dır ve bu zordur denilebilir. Söylemek istediğim budur benim. Biryerde bir deneme başarısızlığa ulaşmış olabilir.5.ci denemede 1001 elde edilmiştir ve oradan devam etmiştir. Bu süreci göz önünde bulundurmadan hop diye 3 adımda 1/16 dır bu olamaz şeklinde bir olasılık sistemi kurulamaz. Birçok şeyi görmezden geliriz.
Yine tekrar etmek istiyorum. "3 adımda (5-10 fark etmez) birer rastgele mutasyon ile 1011 elde etme şansımız 1/16 dır !". Dilerseniz basit bir program yazayım kendiniz çalıştırıp çalıştırıp üzerinde istatistiksel hesap yapın.
Yani bilerek kullanmadığım dediğiniz 1/2x1/2x1/2x1/2 dir. Aradaki merhaleler deyip vişne koparır gibi sayı seçip bir sonuç çıkartamayız. O hesabınız o yüzden doğru değil.

&lt;blockquote&gt;vurgulamaya çalıştığım şey GA’larda seçilim fonksiyonu kullanılmasının yanlış olmasıdır&lt;/blockquote&gt;
Genetik algoritmalarda seçilim fonksiyonu kullanılmaz ise o GA olmaz ki!? Buradaki itiraz etme sebebinizi anlamadım. Evrimde seçilim var GAda da var. Ve bu GA lar ile düz olasılık sitemi ile açıklanamıyacak (o bakış ile hergün mucize oluyor) gayet başarılı sonuçlar elde ediliyor. Bir maymuna rastgele klavye vurusu yaptırsak mümkün değil o sonuca varamaz. Ve biz bu sonucu dayatmıyoruz.  Problem+mutasyon+seleksiyon= "bizim önceden yüklemediğimiz, hakkında fikrimiz olmıyan bir çözüm". Ve bazen aynı probleme farklı çözümler de çıkabiliyor. Yaratıcı bu meretler.... Yani seleksiyon funksiyonu neden yanlıştır anlıyamadım. Evrim teorisinde seleksiyon olmasa ve siz çıkıp "evrim teorisinde olmıyan birşeyi kullanıp(seleksiyon) evrimin olabileceğini gösteriyorsunuz" deseniz o zaman haklı olurdunuz. Ama seleksiyon var!

Ve seleksiyonun kendisi bu tarz ters-deterministik olasılık hesaplarının uygulanamıyacağının açık göstergesidir diye dünüyor insanlar haklı olarak. Ve bir önemli nokta daha görmezden geliniyor. 0000 dan başlanıyor. peki 10 tane deneme yapıp 0000 dan başlanır ise ne olur? Bu olasılık hesaplarını kurar iken kaç deneme yapıldığı biliniyor mu? Bilinmiyor tabi. Yine tekrar etmek istiyorum. Birşeyi alıp, geçmişi gömezden gelerek onu parçalarına ayırıp birleştirmeye çalışmak ve bu senaryodan matematiksel bir sonuç çıkartmak kendimizi kandırmaktır.

Uluğizm teorinizin yanlışlığını göstermek gayet basit Sayın Uluğ, yüceliğinize sığınıp yanlış olduğunu belrtmek isterim.
Bu köprülerin insan yapımı olduğunu biliyoruz. Bu common sence dir. Evident dir. Buna itiraz etme hakkınız var tabi, ama common sence in dışına çıktığınızı da biliyor olmalısınız. Bu common sence in oluşması içinde yeterli veri var insanoğlunda.
Köprülerin indigenemez komplex olup olmadıklarına bakmamıza gerek yok. Bugün bu köprülerin insan yapımı olduğunu biliyor isek bunun bizzat somut verileri olduğu içindir. Mimarları köprülerin üzerine imzalarını atar (Mimarlar insandır teorisini de kullandık). Köprülerin yapı ve özellikleri insan yapımı olduğu izlenimini veriyor, bu bize biryerden tanıdık geliyor, proof değil ama evidence dir. Geçmişe bakıp köprüler ile ilgili adım adım tarihi bilgilere ulaşabiliyoruz, ve bunların insan ilişkileri ile olan ilişkisi, ticaret ile ilişkisini, ve ulaşm ile ilişkisinin izlerini sürebiliyoruz. Tüm bunlardan çeşitli varsayımlar predictionlar yapabiliyoruz. Mesela, "o zaman bugün de insanlar köprü yapıyor olmalı çünkü benzeri ilişkiler hala bugün de var" gibi bir varsayım kurabiliriz. Ve teoriye göre medeniyet ve uygun coğrafi koşulların olduğu yere bakmamız gerekir. Ve günümüze baktığımızda bu varsayımların doğrulandığını görebiliriz. Eğer tüm bu varsayımlar doğrulanıyor ise, ve açık bir çelişki de bulamıyorsak, insan yapımıdır teorisini kullanırız. Genel bir açıklayıcılığı vardır. Bu teori faydalıdır. Çünkü biryerde bir köprü bulursa, "burada bir şekilde bir medeniyet olmalıdır" gibi teoriyi kullanarak çeştli varsayımlar yapıp yeni keşifler yapabiliyoruz. Bunu test etmek kolaydır. Ve sonuçta öyle yada böyle ulaşım yada ticaret için kullanıldığını, etrafda insanlardan kalma izlerin olduğunu ve bunun bir şekilde bir medeniyet ile ilişkisi olduğunu kolayca bulabiliriz.

İsterseniz devam edelim....Birde bu Köprülerin Kökeni teorimiz ile ilk elde açıklanamayan birtakım köprüler de olabilir. Örneğin uzak dağların arasında bir kanyonda bir tarafdan diğer taraf geçiş izni veren pek insan yapımı gibi olmayan köprülere denk gelebiliriz. Ve sayısız şeyi açıklayabilen bu eldeki teorimizi çöpe atmamız gerektiğini savunan insanlar da çıkabilir. Fakat eldeki faydalı teorimizi tek bir köprü için kolay kolay atmayız. Dogtatikliğimizden değil ama, ya teorimizle uyumlu diğer açıklanan tonlarca şey ne olacak? O yüzden ya hepsini kapsayan daha iyi bir teori lazım yada bu köprüyü henüz açıklanmamış kategorisine koyacağız ve üzerinde kafa yoracağız. Yeni köprümüz eldeki Köprülerin Kökeni teorisine uymuyor, yada açıklanamıyor diyelim. İnsanlar tarafından kullanılabiliyor nadir de olsa, ama etrafda serpilmiş bir medeniyet de yok, ticaret de sıfır. İnsanların bu köprüye ilişkin tarihi bir söylenceleri de yok. Ve köprünün üzerinde insan kültürü ile ilişkili tanıdık gelen bir işaret de yok. Teorimiz ile çelişiyor ve teorimiz suskun. Ve üstelik indirgenemez karmaşık görünüyor. Yani köprünün ortasından bir parçayı kesip çıkarsanız göçer...Tam bu sırada bir bıyıklı bilim insanı meydana çıkıp bu köprünün gerçekten insan yapımı olmadığını ama aslında doğal olduğunu iddia eder. Bu denyo bilim insanına göre bu kayalık tek parça iken altından suyun aşındırması sonucu genişlik iyice açılmış ve köprü işlevi gören bir yapı ortaya çıkmıştır. Bu bilim insanı köprünün altından çok sular aktığını, altındaki kaya ve toprak yapısının aşınmaya müsait yapıda olduğunu göstermeye çalışır. Karşı çıkan insanlar "Demek su kayaları aşındırmış? hadi len ordan, bu ULUĞ diye bir tasarımcının işidir" gibi bir birşey ile karşı çıkabilir biraz haklı olarak. Kulağa saçma geliyor çünkü. Ama bilim insanımız inatla bu tarz aşınmaların olabileceğini ve günümüzde az da olsa suyun aşındırma gücünü gözlemliyebileceğimizi göstermeye çalışır. Bu köprü için bir köprü tasarımcısına gerek yok der.  Ve aynı şekilde indirgenemez komplex görünen yapıların basit bir şekilde suyun çoook uzun zamanlar akmasının sonucunda oluşabileceğini göstermeye çalışır. Altı oyulur ve üstte indirgenemez gibi görünen bir yapı ortaya çıkar. Hafif alaycı, bıyık altı bir tavır ile indirgenemez kompleksliğin altı oyuk dur der muzip bilim insanımız. İtiraz edenler bu sefer "Tamam suyun aşıdırma gücü olduğunu kabul ettik artık (nihayet!, herşey adım adım diyoruz zaten), ama &lt;strong&gt;bu micro-aşındırmadır, macro-aşındırma değildir&lt;/strong&gt;" der. Bilim insanımızda ısrarla micro macro diye bir ayrımın sunni olduğunu söyler. Küçük küçük aşındırmaların çok uzun zaman içersinde kaçınılmaz olarak büyük aşındırmalara yol açacağını söyler ve günümüzde tecrübe ettiğimiz tüm görüngülerin (başka başka alanlarda da) buna uygun olduğunu ve Köprülerin Kökeni teorimizi çöpe atmanın saçmalık olacağını söyler. Ve eldeki yeni teorisi ile genel Köprülerin Kökeni teorisine yeni bilgiler ekler ve gerekirse bazı eski varsayımları düzeltir, yada çıkartır.
Sonuç olarak, uluğizm - tasarım pseudo-science, fakat Köprülerin Kökeni teorimiz science dır ve gelişmeye devam etmektedir.

Birde şunu belirtmek isterim sayın Uluğ, reverse engineering evrim teorisi için söylenebilir. ID reverse engineering yapmıyor, tam tersine reverse engineering &lt;strong&gt;yapılamıyacağını&lt;/strong&gt; gösteriyor ;) Reverse engineering birşeyin geçmişinde adım adım inşa sürecini ortaya çıkarmaya çalışır, ve buradan çalışma prensiplerini ulaşır. ID böyle bir geçmişin olmadığını, doğa üstü bir müdahale ile bir şekilde bu yapıların enjecte edildiğini savunuyor, adım adım geriye doğru bir açıklamanın olamıyacağı varsayarak.

&lt;em&gt;Bu arada benim Türkçeme laf edilmişti sanırım. Ne kadar haklı olduğunuzu bilemezsiniz, gerçekten de pek iyi değildir. Herkes den özür dilerim bu konuda.&lt;/em&gt;

Saygılar...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Ohooo, ne güzel barış yapmıştık tekrar başlıyoruz. Niye dayanamıyorsunuz sayın Uluğ :) valla benimde tesadüfen pencerem açık kalmış oradan gördüm :P</p>
<p>1) N-1 durumu gösteriliyor. Hatta birçok şeyde N-N den N e kadar nasıl olacağı da gösteriliyor. Sanırım yukarıda dembskinin refere ettiği çalışma da N-N den N e kadar bizzat deney ile gösteriliyor. Ki diyelim ki gösteremedi. Behenin kanıtı için oluşturduğu framework baştan doğru değil. Birşeyin sadece tek bir fonksiyonu olabileceğini varsayıyor. Oradan da 1 parça eksik olursa o mekanizmanın hiçbir fonksiyonu olamıyacağını varsayıyor. Ve bu varsayımın sağlamasını da yapmıyor. Onun Isbatına zemin oluşturan varsayımlar evrim teorisinin varsayımları değil. Ama bu isbatı evrim teorisini çürütmek için kullanıyor!? Ki isbatının kritik noktası burası. Evrim teorisinin dinamik dünyası Behenin statik-mekanik dunyasına dönüştürülüyor ve burada reverse edilemiyecek <strong>kilit</strong>(lock) durumlar oluşturulmaya çalışılıyor. Hem ben ilk defa bu tarz bir bilimsel kanıta denk geliyorum. Birşeyin &#8220;açıklanamaz&#8221; olduğunu göstermek için çaba gösteriyor. Pek görülen birşey değil. Kanıtını kurtarmak için açıklayıcı şeylere karşı bir direncin oluşması da bu yüzden gayet normal. Fakat bilimsel ilerlemeyi sağlıyan motivasyonun kesinlikle bu olmadığına inanıyorum.</p>
<p>2) Sizde biliyorsunuz ki olasılık ile söylemek istediğimin çok haklı sebepleri var. Yıllardır ben bunun türlü türlü örneklerini gördüm şahsen. Sızıntı dergilerinden(sıkı takipcisiydim) tutunda din kültürü hocamızın daktilolu maymun örneğinden &#8220;eğer dünyanın tüm yüzeyi amino asitler ile kaplı olmuş olsaydı matematiksel olarak tesadüfen bir molekülün oluşma olasılığı sıfırdır&#8221; vs gibi orjinal örneklere kadar piyasada bunların binlercesi var. Ve hala bunlar bolca kulanılıyor ve inananı da çok maalesef.<br />
Hesabınıza gelince, yaptığınız olasılık hesabının çerçevesini çizmemişsiniz. Tam olarak nasıl işlediğini anlamadım açıkcası. Aynı noktada birden fazla mutasyon oluşabiliyormu, seleksiyon nasıl işliyor? vs. Eğer 1 iterasyonda 1 nokta mutasyon oluşuyorsa 3 iterasyon sonucu 0000 dan 1011 elde etme olasılığı 1/16 dır 3/32 değil! Eğer bir noktaya birden fazla mutasyon yapmıyayım derseniz bu bir çeşit seleksiyondur :). Seleksiyonu , seleksiyonu yanlışlamak için kullanamayız. Ve bu iterasyonu 3 değil bin defa yaparsak sonucunda 1011 ı elde etmemizin olasılığı yine 1/16 dir (worst case yani) !? Fakat eğer mutasyon serisinin herhangi bir anında 1011 ı çıkartıp alma şansımız var ise (hanzo selection) sınırsız bir mutasyon serisinde 1011 i elde etme şansımız 1 dir ! Yani hesaplamanızı hangi koşullar içersinde yaptığınız açık değil. 3/32e sizin ulaştığınız şekilde ulaşmak pek bana doğru gelmedi. talkorigins çıkartmış olabilir bu yüzden :)  Aradaki merhaleler den kastımız vişne toplayıcılığı değil. Kabaca,  eğer 1011 e ulaşılamamış ise ulaşıncaya kadar devam edilir. Birisi başaramaz ise bir başkası başarır. Belirli kesin bir basamak serisi yok ki parçalara ayırıp hesap yapalım! Sanki tek bir süreçte 4 adımda 1011 elde edildiğini söyliyen varmış gibi gösterliyor. Eğer öyle olsaydı haklı olarak 1/16 dır ve bu zordur denilebilir. Söylemek istediğim budur benim. Biryerde bir deneme başarısızlığa ulaşmış olabilir.5.ci denemede 1001 elde edilmiştir ve oradan devam etmiştir. Bu süreci göz önünde bulundurmadan hop diye 3 adımda 1/16 dır bu olamaz şeklinde bir olasılık sistemi kurulamaz. Birçok şeyi görmezden geliriz.<br />
Yine tekrar etmek istiyorum. &#8220;3 adımda (5-10 fark etmez) birer rastgele mutasyon ile 1011 elde etme şansımız 1/16 dır !&#8221;. Dilerseniz basit bir program yazayım kendiniz çalıştırıp çalıştırıp üzerinde istatistiksel hesap yapın.<br />
Yani bilerek kullanmadığım dediğiniz 1/2&#215;1/2&#215;1/2&#215;1/2 dir. Aradaki merhaleler deyip vişne koparır gibi sayı seçip bir sonuç çıkartamayız. O hesabınız o yüzden doğru değil.</p>
<blockquote><p>vurgulamaya çalıştığım şey GA’larda seçilim fonksiyonu kullanılmasının yanlış olmasıdır</p></blockquote>
<p>Genetik algoritmalarda seçilim fonksiyonu kullanılmaz ise o GA olmaz ki!? Buradaki itiraz etme sebebinizi anlamadım. Evrimde seçilim var GAda da var. Ve bu GA lar ile düz olasılık sitemi ile açıklanamıyacak (o bakış ile hergün mucize oluyor) gayet başarılı sonuçlar elde ediliyor. Bir maymuna rastgele klavye vurusu yaptırsak mümkün değil o sonuca varamaz. Ve biz bu sonucu dayatmıyoruz.  Problem+mutasyon+seleksiyon= &#8220;bizim önceden yüklemediğimiz, hakkında fikrimiz olmıyan bir çözüm&#8221;. Ve bazen aynı probleme farklı çözümler de çıkabiliyor. Yaratıcı bu meretler&#8230;. Yani seleksiyon funksiyonu neden yanlıştır anlıyamadım. Evrim teorisinde seleksiyon olmasa ve siz çıkıp &#8220;evrim teorisinde olmıyan birşeyi kullanıp(seleksiyon) evrimin olabileceğini gösteriyorsunuz&#8221; deseniz o zaman haklı olurdunuz. Ama seleksiyon var!</p>
<p>Ve seleksiyonun kendisi bu tarz ters-deterministik olasılık hesaplarının uygulanamıyacağının açık göstergesidir diye dünüyor insanlar haklı olarak. Ve bir önemli nokta daha görmezden geliniyor. 0000 dan başlanıyor. peki 10 tane deneme yapıp 0000 dan başlanır ise ne olur? Bu olasılık hesaplarını kurar iken kaç deneme yapıldığı biliniyor mu? Bilinmiyor tabi. Yine tekrar etmek istiyorum. Birşeyi alıp, geçmişi gömezden gelerek onu parçalarına ayırıp birleştirmeye çalışmak ve bu senaryodan matematiksel bir sonuç çıkartmak kendimizi kandırmaktır.</p>
<p>Uluğizm teorinizin yanlışlığını göstermek gayet basit Sayın Uluğ, yüceliğinize sığınıp yanlış olduğunu belrtmek isterim.<br />
Bu köprülerin insan yapımı olduğunu biliyoruz. Bu common sence dir. Evident dir. Buna itiraz etme hakkınız var tabi, ama common sence in dışına çıktığınızı da biliyor olmalısınız. Bu common sence in oluşması içinde yeterli veri var insanoğlunda.<br />
Köprülerin indigenemez komplex olup olmadıklarına bakmamıza gerek yok. Bugün bu köprülerin insan yapımı olduğunu biliyor isek bunun bizzat somut verileri olduğu içindir. Mimarları köprülerin üzerine imzalarını atar (Mimarlar insandır teorisini de kullandık). Köprülerin yapı ve özellikleri insan yapımı olduğu izlenimini veriyor, bu bize biryerden tanıdık geliyor, proof değil ama evidence dir. Geçmişe bakıp köprüler ile ilgili adım adım tarihi bilgilere ulaşabiliyoruz, ve bunların insan ilişkileri ile olan ilişkisi, ticaret ile ilişkisini, ve ulaşm ile ilişkisinin izlerini sürebiliyoruz. Tüm bunlardan çeşitli varsayımlar predictionlar yapabiliyoruz. Mesela, &#8220;o zaman bugün de insanlar köprü yapıyor olmalı çünkü benzeri ilişkiler hala bugün de var&#8221; gibi bir varsayım kurabiliriz. Ve teoriye göre medeniyet ve uygun coğrafi koşulların olduğu yere bakmamız gerekir. Ve günümüze baktığımızda bu varsayımların doğrulandığını görebiliriz. Eğer tüm bu varsayımlar doğrulanıyor ise, ve açık bir çelişki de bulamıyorsak, insan yapımıdır teorisini kullanırız. Genel bir açıklayıcılığı vardır. Bu teori faydalıdır. Çünkü biryerde bir köprü bulursa, &#8220;burada bir şekilde bir medeniyet olmalıdır&#8221; gibi teoriyi kullanarak çeştli varsayımlar yapıp yeni keşifler yapabiliyoruz. Bunu test etmek kolaydır. Ve sonuçta öyle yada böyle ulaşım yada ticaret için kullanıldığını, etrafda insanlardan kalma izlerin olduğunu ve bunun bir şekilde bir medeniyet ile ilişkisi olduğunu kolayca bulabiliriz.</p>
<p>İsterseniz devam edelim&#8230;.Birde bu Köprülerin Kökeni teorimiz ile ilk elde açıklanamayan birtakım köprüler de olabilir. Örneğin uzak dağların arasında bir kanyonda bir tarafdan diğer taraf geçiş izni veren pek insan yapımı gibi olmayan köprülere denk gelebiliriz. Ve sayısız şeyi açıklayabilen bu eldeki teorimizi çöpe atmamız gerektiğini savunan insanlar da çıkabilir. Fakat eldeki faydalı teorimizi tek bir köprü için kolay kolay atmayız. Dogtatikliğimizden değil ama, ya teorimizle uyumlu diğer açıklanan tonlarca şey ne olacak? O yüzden ya hepsini kapsayan daha iyi bir teori lazım yada bu köprüyü henüz açıklanmamış kategorisine koyacağız ve üzerinde kafa yoracağız. Yeni köprümüz eldeki Köprülerin Kökeni teorisine uymuyor, yada açıklanamıyor diyelim. İnsanlar tarafından kullanılabiliyor nadir de olsa, ama etrafda serpilmiş bir medeniyet de yok, ticaret de sıfır. İnsanların bu köprüye ilişkin tarihi bir söylenceleri de yok. Ve köprünün üzerinde insan kültürü ile ilişkili tanıdık gelen bir işaret de yok. Teorimiz ile çelişiyor ve teorimiz suskun. Ve üstelik indirgenemez karmaşık görünüyor. Yani köprünün ortasından bir parçayı kesip çıkarsanız göçer&#8230;Tam bu sırada bir bıyıklı bilim insanı meydana çıkıp bu köprünün gerçekten insan yapımı olmadığını ama aslında doğal olduğunu iddia eder. Bu denyo bilim insanına göre bu kayalık tek parça iken altından suyun aşındırması sonucu genişlik iyice açılmış ve köprü işlevi gören bir yapı ortaya çıkmıştır. Bu bilim insanı köprünün altından çok sular aktığını, altındaki kaya ve toprak yapısının aşınmaya müsait yapıda olduğunu göstermeye çalışır. Karşı çıkan insanlar &#8220;Demek su kayaları aşındırmış? hadi len ordan, bu ULUĞ diye bir tasarımcının işidir&#8221; gibi bir birşey ile karşı çıkabilir biraz haklı olarak. Kulağa saçma geliyor çünkü. Ama bilim insanımız inatla bu tarz aşınmaların olabileceğini ve günümüzde az da olsa suyun aşındırma gücünü gözlemliyebileceğimizi göstermeye çalışır. Bu köprü için bir köprü tasarımcısına gerek yok der.  Ve aynı şekilde indirgenemez komplex görünen yapıların basit bir şekilde suyun çoook uzun zamanlar akmasının sonucunda oluşabileceğini göstermeye çalışır. Altı oyulur ve üstte indirgenemez gibi görünen bir yapı ortaya çıkar. Hafif alaycı, bıyık altı bir tavır ile indirgenemez kompleksliğin altı oyuk dur der muzip bilim insanımız. İtiraz edenler bu sefer &#8220;Tamam suyun aşıdırma gücü olduğunu kabul ettik artık (nihayet!, herşey adım adım diyoruz zaten), ama <strong>bu micro-aşındırmadır, macro-aşındırma değildir</strong>&#8221; der. Bilim insanımızda ısrarla micro macro diye bir ayrımın sunni olduğunu söyler. Küçük küçük aşındırmaların çok uzun zaman içersinde kaçınılmaz olarak büyük aşındırmalara yol açacağını söyler ve günümüzde tecrübe ettiğimiz tüm görüngülerin (başka başka alanlarda da) buna uygun olduğunu ve Köprülerin Kökeni teorimizi çöpe atmanın saçmalık olacağını söyler. Ve eldeki yeni teorisi ile genel Köprülerin Kökeni teorisine yeni bilgiler ekler ve gerekirse bazı eski varsayımları düzeltir, yada çıkartır.<br />
Sonuç olarak, uluğizm - tasarım pseudo-science, fakat Köprülerin Kökeni teorimiz science dır ve gelişmeye devam etmektedir.</p>
<p>Birde şunu belirtmek isterim sayın Uluğ, reverse engineering evrim teorisi için söylenebilir. ID reverse engineering yapmıyor, tam tersine reverse engineering <strong>yapılamıyacağını</strong> gösteriyor ;) Reverse engineering birşeyin geçmişinde adım adım inşa sürecini ortaya çıkarmaya çalışır, ve buradan çalışma prensiplerini ulaşır. ID böyle bir geçmişin olmadığını, doğa üstü bir müdahale ile bir şekilde bu yapıların enjecte edildiğini savunuyor, adım adım geriye doğru bir açıklamanın olamıyacağı varsayarak.</p>
<p><em>Bu arada benim Türkçeme laf edilmişti sanırım. Ne kadar haklı olduğunuzu bilemezsiniz, gerçekten de pek iyi değildir. Herkes den özür dilerim bu konuda.</em></p>
<p>Saygılar&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>didem tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/02/20/onemli-bir-konferans/#comment-3495</link>
		<dc:creator>didem</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 22 Sep 2007 17:07:51 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/02/20/onemli-bir-konferans/#comment-3495</guid>
		<description>Her ne kadar goruslerinin buyuk cogunluguna katilmasam da, Sayin MY'ye ve Suat Bey'e iltifatlarindan dolayi tesekkur ederim.
herkese saygilar, iyi ramazanlar.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Her ne kadar goruslerinin buyuk cogunluguna katilmasam da, Sayin MY&#8217;ye ve Suat Bey&#8217;e iltifatlarindan dolayi tesekkur ederim.<br />
herkese saygilar, iyi ramazanlar.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Uluğ tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/02/20/onemli-bir-konferans/#comment-3472</link>
		<dc:creator>Uluğ</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 22 Sep 2007 07:29:36 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/02/20/onemli-bir-konferans/#comment-3472</guid>
		<description>Gene dayanamadım.

1-) "Behe diyorki(idi), bir sistem n parçadan oluşur. bunun N-1 hali çalışamaz, dolaysıyla herhangi bir evrimsel süreç mecburen N-1 durumunundan geçeceği için gerçekleşmiş olamaz. Peki bunu yanlışlamak için ne yapması gerekiyor bir insanın? N-1 durumunda bir sistem bulmak gerekiyor değil mi? Bilim insanları işte bizzat bunu gösteriyor N-1 durumu ve hatta n-2,3,4,5 durumları şurada şurada var diyor." demişsiniz Fuat bey.

N-1 durumunda bir sistem mi buluyorsunuz? yoksa N parçadan herbirinin(hepsi olmasa da çoğunun) başka sistemlerde de kullanıldığını mı gösteriyorsunuz? İkisi çok çok farklı şeyler. Daha önceki tartışmalarda konunun uzmanı(?) Balbazar'ın izahlarından bu ikinci durumu anlamıştım. Aslında bir kere daha açıklamalarını kontrol etmem en doğrusu. Fakat kim bakacak şimdi? O yüzden bu yorumum soru şeklinde olsun. Eğer durum ikincisi ise sanırım Behe haklı.

2-) “Bir şeyi parçalarına ayırıp, geçmiş olabileceği merhaleleri hesaba katmadan onun tekrar birleştirmeye çalışıp olasılık hesabı yapmak insanları kandırmaya yönelik birşey.”

Bu sözlerinize karşılık aşağıda daha önce yazdığım bir yorumumdan konuyla ilgili bir alıntı yapacağım:

“Bir hedefe ulaşmak istediğimizde doğal seleksiyon ihtimali düşürür. seçilim fonksiyonu ihtimali yükseltir. Bir örnekle ne demek istediğimi anlatmaya çalışayım:

Örneğimizde sadece nokta mutasyonları kullanarak-bir iterasyonda 1 nokta mutasyon olsun- 0000 diziliminden 1011 dizilimini elde etme ihtimalini hesaplayalım. Hedef 

•	Doğal seleksiyon ve seçilim fonksiyonu yokken : 3/4x2/4x1/4=3/32
•	Doğal seleksiyon varken. 0100 ve 0001 diziliminin ölümcül olduğunu varsaydığımızda : 1/2x2/4x1/4 = 1/16=2/32
•	Dawkins'in weasel örneğindeki gibi bir seçilim fonksiyonu kullanan GA ile: 3/4x2/3x1/2 = 1/4=8/32
 
Gördüğümüz gibi en düşük ihtimal doğal seleksiyon ile olmaktadır. Seçilim fonksiyonu ile yönlendirme olmazsa ihtimal 3/32'dir.”

Her şeyden önce bu geçmiş yorumumda(Geçmiş yorumlarımı bu sitede değişik yazılarda bulabilirsiniz. Sanırım GA’ların elektronikte kullanılmasını gururla anlatan talk originsi çok ciddi olarak eleştirdiğim bir yorumumu içeren yazı yayından kaldırıldı. Çünkü bulamadım.) vurgulamaya çalıştığım şey GA’larda seçilim fonksiyonu kullanılmasının yanlış olmasıdır. Dawkins’in saçmalaması ve GA’larda hedef belirlenmesi tali konulardır. 

Dikkat ederseniz 1011’in elde edilme ihtimali hesaplanırken hesap  1/2x1/2x1/2x1/2 = 1/16 şeklinde yapılmamıştır. Yukardaki sonuçları çarpım şeklinde vermemin sebebi aradaki merhaleleri de hesaba kattığımın anlaşılması içindi. Demek ki insanlar olasılık hesabı yaparken insanları kandırmaya çalışmıyorlarmış Fuat bey. Ama doğal seleksiyonu yanlış kullanarak insanları kandırmaya çalışanlar için ben çok iyi şeyler düşünmüyorum.


3-) Mehmet bey yorumunuzu aşağıdaki gibi yapmanızın daha anlamlı olacağını düşünüyorum. Çünkü çok önemli bir noktaya parmak basmışsınız.

&lt;strong&gt;Bugün evrimci dostların şu yanılgıya düştüklerine tanık oluyoruz:

Kendilerinin şundan farklı bir mantık kullandıklarını sanıyorlar: Evrim teorisini ispatlamak = “Evrimci” mekanizmalari (Doğal seleksiyon/Mutasyon) ispatlamak.&lt;/strong&gt; 

 
Mehmet bey, aşağıdaki Uluğizm teorisini ciddiye alır mısınız? Sanki evrim teorisinden çok daha fazla açıklama yapıyor gibi. Ama yanlış (Fakat siz yanlışlığını ispatlayamazsınız. Hiç denemeyin. Çünkü bir çok evrimci tanıdım). Halbuki &lt;strong&gt;Rüzgar ve Sel&lt;/strong&gt; en az evrim mekanizmaları kadar bilimsel birer gerçek!

&lt;blockquote&gt;“…Aslında şöyle düşünmeliyiz(!):
Bazen taşlar indirgenemez karmaşıklıkta köprü yapmak için bir araya gelirler. Siz bakmayın onların anlamsız bir yığın olduğuna. Bu yığın zaman içinde kuvvetli rüzgarlar neticesinde bir araya geldi. Sakın bu rüzgarlar bu taşları niye topladı da dağıtmadı diye sormayın. O kadarını da siz bulun &lt;strong&gt;(Darvinistlerden yardım alabilirsiniz. Evrim de mantık aranmaz. Siz geçmişi gördünüz mü? Taşların ara merhalelerdeki dizilimlerini biliyor musunuz? Bir şekilde olmuş işte. Siz aksi bir teori getiremiyorsunuz. Sadece soru sorup bir teorinin eksikliklerinden başka bir -pseudo-teori oluşturmaya çalışıyorsunuz. Siz bir teorinin eksikliklerinden faydalanarak nasıl bu köprünün bir tasarımcı tarafından tasarlandığını iddia edebilirsiniz? Sizler birer sahtekarsınız. Sizin ki sahte bilim. Bizim ki gerçek. Hiçbir açıklama getiremiyorsunuz. Hem bizim teorimiz sizinkini döver. Çünkü bizim sayımız daha çok....)&lt;/strong&gt;. Köprümüz için başka bir mekanizmaya daha ihtiyacımız var tabiki: SEL. Selimiz gereksiz taşları götürür ve karşımıza indirgenemez kompleks köprümüz çıkar. Hayırlı olsun. Güle güle kullanın. Bütün oylarınızı, rüzgar ve sel mekanizmalarından ibaret Ulugizm teorisine verin lütfen. Böyle hizmeti hiç bir yerden alamazsınız.

…

Taş kemer örneğini düşünün. Taşları biraraya getirecek uygun bir mekanizma yoktur. Önce gereksiz işe yaramaz taş yığını oluşacak. Bu taşların bir kısmı indirgenemez komplekslikte köprü yapmak için uygun yapıda, sayıda ve pozisyonda olacak. Peki sadece gereksiz taşları uzaklaştıracak ve gerekli olanlara zarar vermeyecek bir mekanizma var mıdır”&lt;/blockquote&gt;


Neticenin özü: Akıllı tasarım(Tasarım için bilimsel çalışma metodolojisi olarak reverse engineering process’i önermiştim.), evrim ve uluğizm birer pseudo-science gibi duruyor. Her ne kadar evrimciler kendilerinin çok farklı olduğunu(!) düşünse de buna yapacakları itiraz bütün tartışmaların tekrarı ile neticelenecektir ve bana göre geleceğimiz nokta yine aynı olacaktır:

Tasarım, evrim ve uluğizm birer pseudo-science gibi duruyor. 

Not: İstesem de bundan sonra yorum veremeyeceğim-en azından çok uzun bir süre- ve bu akşamdan itibaren yorumları okuyamayacağım. Yorumumdan anlaşılacağı üzere bu evrim tartışmalarını da çok saçma buluyorum. Ama gene de yakamızı kurtaramadık bir türlü. Sürekli yeni heyecanlı bir evrimci takılıyor. Her şey sil baştan. Allah size sabır versin Suat bey. Gerçekten takdir ettiğimi bilmenizi isterim. Bu son fikir alışverişi(!) seansı özellikle Fuat beyin katkılarıyla oldukça renkli oldu. Ben de Balbazar’a son not olarak saygılarımı sunuyorum. Yoksa bu işten paçamı hiç kurtaramayacağım:).

Herkese tekrar iyi ramazanlar.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Gene dayanamadım.</p>
<p>1-) &#8220;Behe diyorki(idi), bir sistem n parçadan oluşur. bunun N-1 hali çalışamaz, dolaysıyla herhangi bir evrimsel süreç mecburen N-1 durumunundan geçeceği için gerçekleşmiş olamaz. Peki bunu yanlışlamak için ne yapması gerekiyor bir insanın? N-1 durumunda bir sistem bulmak gerekiyor değil mi? Bilim insanları işte bizzat bunu gösteriyor N-1 durumu ve hatta n-2,3,4,5 durumları şurada şurada var diyor.&#8221; demişsiniz Fuat bey.</p>
<p>N-1 durumunda bir sistem mi buluyorsunuz? yoksa N parçadan herbirinin(hepsi olmasa da çoğunun) başka sistemlerde de kullanıldığını mı gösteriyorsunuz? İkisi çok çok farklı şeyler. Daha önceki tartışmalarda konunun uzmanı(?) Balbazar&#8217;ın izahlarından bu ikinci durumu anlamıştım. Aslında bir kere daha açıklamalarını kontrol etmem en doğrusu. Fakat kim bakacak şimdi? O yüzden bu yorumum soru şeklinde olsun. Eğer durum ikincisi ise sanırım Behe haklı.</p>
<p>2-) “Bir şeyi parçalarına ayırıp, geçmiş olabileceği merhaleleri hesaba katmadan onun tekrar birleştirmeye çalışıp olasılık hesabı yapmak insanları kandırmaya yönelik birşey.”</p>
<p>Bu sözlerinize karşılık aşağıda daha önce yazdığım bir yorumumdan konuyla ilgili bir alıntı yapacağım:</p>
<p>“Bir hedefe ulaşmak istediğimizde doğal seleksiyon ihtimali düşürür. seçilim fonksiyonu ihtimali yükseltir. Bir örnekle ne demek istediğimi anlatmaya çalışayım:</p>
<p>Örneğimizde sadece nokta mutasyonları kullanarak-bir iterasyonda 1 nokta mutasyon olsun- 0000 diziliminden 1011 dizilimini elde etme ihtimalini hesaplayalım. Hedef </p>
<p>•	Doğal seleksiyon ve seçilim fonksiyonu yokken : 3/4&#215;2/4&#215;1/4=3/32<br />
•	Doğal seleksiyon varken. 0100 ve 0001 diziliminin ölümcül olduğunu varsaydığımızda : 1/2&#215;2/4&#215;1/4 = 1/16=2/32<br />
•	Dawkins&#8217;in weasel örneğindeki gibi bir seçilim fonksiyonu kullanan GA ile: 3/4&#215;2/3&#215;1/2 = 1/4=8/32</p>
<p>Gördüğümüz gibi en düşük ihtimal doğal seleksiyon ile olmaktadır. Seçilim fonksiyonu ile yönlendirme olmazsa ihtimal 3/32&#8242;dir.”</p>
<p>Her şeyden önce bu geçmiş yorumumda(Geçmiş yorumlarımı bu sitede değişik yazılarda bulabilirsiniz. Sanırım GA’ların elektronikte kullanılmasını gururla anlatan talk originsi çok ciddi olarak eleştirdiğim bir yorumumu içeren yazı yayından kaldırıldı. Çünkü bulamadım.) vurgulamaya çalıştığım şey GA’larda seçilim fonksiyonu kullanılmasının yanlış olmasıdır. Dawkins’in saçmalaması ve GA’larda hedef belirlenmesi tali konulardır. </p>
<p>Dikkat ederseniz 1011’in elde edilme ihtimali hesaplanırken hesap  1/2&#215;1/2&#215;1/2&#215;1/2 = 1/16 şeklinde yapılmamıştır. Yukardaki sonuçları çarpım şeklinde vermemin sebebi aradaki merhaleleri de hesaba kattığımın anlaşılması içindi. Demek ki insanlar olasılık hesabı yaparken insanları kandırmaya çalışmıyorlarmış Fuat bey. Ama doğal seleksiyonu yanlış kullanarak insanları kandırmaya çalışanlar için ben çok iyi şeyler düşünmüyorum.</p>
<p>3-) Mehmet bey yorumunuzu aşağıdaki gibi yapmanızın daha anlamlı olacağını düşünüyorum. Çünkü çok önemli bir noktaya parmak basmışsınız.</p>
<p><strong>Bugün evrimci dostların şu yanılgıya düştüklerine tanık oluyoruz:</p>
<p>Kendilerinin şundan farklı bir mantık kullandıklarını sanıyorlar: Evrim teorisini ispatlamak = “Evrimci” mekanizmalari (Doğal seleksiyon/Mutasyon) ispatlamak.</strong> </p>
<p>Mehmet bey, aşağıdaki Uluğizm teorisini ciddiye alır mısınız? Sanki evrim teorisinden çok daha fazla açıklama yapıyor gibi. Ama yanlış (Fakat siz yanlışlığını ispatlayamazsınız. Hiç denemeyin. Çünkü bir çok evrimci tanıdım). Halbuki <strong>Rüzgar ve Sel</strong> en az evrim mekanizmaları kadar bilimsel birer gerçek!</p>
<blockquote><p>“…Aslında şöyle düşünmeliyiz(!):<br />
Bazen taşlar indirgenemez karmaşıklıkta köprü yapmak için bir araya gelirler. Siz bakmayın onların anlamsız bir yığın olduğuna. Bu yığın zaman içinde kuvvetli rüzgarlar neticesinde bir araya geldi. Sakın bu rüzgarlar bu taşları niye topladı da dağıtmadı diye sormayın. O kadarını da siz bulun <strong>(Darvinistlerden yardım alabilirsiniz. Evrim de mantık aranmaz. Siz geçmişi gördünüz mü? Taşların ara merhalelerdeki dizilimlerini biliyor musunuz? Bir şekilde olmuş işte. Siz aksi bir teori getiremiyorsunuz. Sadece soru sorup bir teorinin eksikliklerinden başka bir -pseudo-teori oluşturmaya çalışıyorsunuz. Siz bir teorinin eksikliklerinden faydalanarak nasıl bu köprünün bir tasarımcı tarafından tasarlandığını iddia edebilirsiniz? Sizler birer sahtekarsınız. Sizin ki sahte bilim. Bizim ki gerçek. Hiçbir açıklama getiremiyorsunuz. Hem bizim teorimiz sizinkini döver. Çünkü bizim sayımız daha çok&#8230;.)</strong>. Köprümüz için başka bir mekanizmaya daha ihtiyacımız var tabiki: SEL. Selimiz gereksiz taşları götürür ve karşımıza indirgenemez kompleks köprümüz çıkar. Hayırlı olsun. Güle güle kullanın. Bütün oylarınızı, rüzgar ve sel mekanizmalarından ibaret Ulugizm teorisine verin lütfen. Böyle hizmeti hiç bir yerden alamazsınız.</p>
<p>…</p>
<p>Taş kemer örneğini düşünün. Taşları biraraya getirecek uygun bir mekanizma yoktur. Önce gereksiz işe yaramaz taş yığını oluşacak. Bu taşların bir kısmı indirgenemez komplekslikte köprü yapmak için uygun yapıda, sayıda ve pozisyonda olacak. Peki sadece gereksiz taşları uzaklaştıracak ve gerekli olanlara zarar vermeyecek bir mekanizma var mıdır”</p></blockquote>
<p>Neticenin özü: Akıllı tasarım(Tasarım için bilimsel çalışma metodolojisi olarak reverse engineering process’i önermiştim.), evrim ve uluğizm birer pseudo-science gibi duruyor. Her ne kadar evrimciler kendilerinin çok farklı olduğunu(!) düşünse de buna yapacakları itiraz bütün tartışmaların tekrarı ile neticelenecektir ve bana göre geleceğimiz nokta yine aynı olacaktır:</p>
<p>Tasarım, evrim ve uluğizm birer pseudo-science gibi duruyor. </p>
<p>Not: İstesem de bundan sonra yorum veremeyeceğim-en azından çok uzun bir süre- ve bu akşamdan itibaren yorumları okuyamayacağım. Yorumumdan anlaşılacağı üzere bu evrim tartışmalarını da çok saçma buluyorum. Ama gene de yakamızı kurtaramadık bir türlü. Sürekli yeni heyecanlı bir evrimci takılıyor. Her şey sil baştan. Allah size sabır versin Suat bey. Gerçekten takdir ettiğimi bilmenizi isterim. Bu son fikir alışverişi(!) seansı özellikle Fuat beyin katkılarıyla oldukça renkli oldu. Ben de Balbazar’a son not olarak saygılarımı sunuyorum. Yoksa bu işten paçamı hiç kurtaramayacağım:).</p>
<p>Herkese tekrar iyi ramazanlar.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>T.Suat Demren tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/02/20/onemli-bir-konferans/#comment-3468</link>
		<dc:creator>T.Suat Demren</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 22 Sep 2007 05:37:42 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/02/20/onemli-bir-konferans/#comment-3468</guid>
		<description>Fuat Bey'e ve Didem Hanım'a hem  katkılarından hem de sitemizin seviyesi hakkındakı onore edici sözlerinden dolayı teşekkürler. Bu seviyeyi hep korumayı becerebiliriz inşallah..

Sevgili Balbazar, 

Aramızda bazı tatsızlıklar oldu ama   sizin gönlümde bir yeriniz var, belirtmeden geçemedim. :-) Camianızdaki münazırlardan pek çok bakımdan farklısınız. Bu arada, söz ettiğiniz yazınızı word belgesi olarak göndermediniz halen, gönderin yayınlayalım. 

Herkese selamlar, sevgiler...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Fuat Bey&#8217;e ve Didem Hanım&#8217;a hem  katkılarından hem de sitemizin seviyesi hakkındakı onore edici sözlerinden dolayı teşekkürler. Bu seviyeyi hep korumayı becerebiliriz inşallah..</p>
<p>Sevgili Balbazar, </p>
<p>Aramızda bazı tatsızlıklar oldu ama   sizin gönlümde bir yeriniz var, belirtmeden geçemedim. :-) Camianızdaki münazırlardan pek çok bakımdan farklısınız. Bu arada, söz ettiğiniz yazınızı word belgesi olarak göndermediniz halen, gönderin yayınlayalım. </p>
<p>Herkese selamlar, sevgiler&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Mehmet Yılmaz tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/02/20/onemli-bir-konferans/#comment-3457</link>
		<dc:creator>Mehmet Yılmaz</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Sep 2007 09:57:07 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/02/20/onemli-bir-konferans/#comment-3457</guid>
		<description>Fuat ve Didem dostlarimiza öncelikle güzel katkilari için samimi sekilde tesekkür etmek isterim. Türkiyemiz'in birinci sorunu ne EVRiM ne de BASÖRTÜSÜ. Bence tartisma kültürümüzün güçelenmesi gerek. Yani her tartismadan bir ikna eden(kazanan-morartan) bir de edilen (kaybeden-moraran) çikar gibi bir önyargi var bizim memlekette. CHPli AKPli fark etmiyor.

Bir de elestirmek=saldirmak gibi bir takinti var. Bunlar bizim ayagimiza bagli demir birer gülle, ülkemiz ilerlemiyor bu yüzden.

Neyse, iste Fuat ve Didem'e bu yüzden tesekkür etmek istedim, zira DD'nin kurulus amacina hizmet ediyor katilimlari, Hz Muhammed'in dedigi gibi "zit fikirler bizim için rahmettir".

&lt;b&gt;CHP'ye oy veren müslümanlar ne olacak?&lt;/b&gt;

Kur'an'da aradim, BAYKAL SURESI diye bir sure yok :D aslinda &lt;strong&gt;"siz CHPliler cehennemin surasinda yanacaksiniz"&lt;/strong&gt; gibi bir ayet olsaydi konu kökünden hallolacakti :D diyelim ki SHP'ye oy vermek haram degil ama mekruh yani &lt;strong&gt;"Peygamberimiz yapmazdi, yapilmasa iyi olur"&lt;/strong&gt; :D

Yakinda &lt;strong&gt;"en hakiki mürsit"&lt;/strong&gt; ve &lt;strong&gt;"demokratik seriat"&lt;/strong&gt; konulu iki yazi yayinlayacagiz. Sizler de güzel yorumlarinizla katkida bulunursaniz memnun oluruz. Zira yorumculardan çok sey ögreniyoruz. Akademik kariyer yapan veya ARGE'de çalisan dostlar &lt;strong&gt;"uzman"&lt;/strong&gt; olarak bizi bilgilendiriyor ve daha &lt;strong&gt;"structured"&lt;/strong&gt; biçimde yazdiklari için kolay okunuyor.

Güzel bir Ramazan geçirmeniz dilegiyle</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Fuat ve Didem dostlarimiza öncelikle güzel katkilari için samimi sekilde tesekkür etmek isterim. Türkiyemiz&#8217;in birinci sorunu ne EVRiM ne de BASÖRTÜSÜ. Bence tartisma kültürümüzün güçelenmesi gerek. Yani her tartismadan bir ikna eden(kazanan-morartan) bir de edilen (kaybeden-moraran) çikar gibi bir önyargi var bizim memlekette. CHPli AKPli fark etmiyor.</p>
<p>Bir de elestirmek=saldirmak gibi bir takinti var. Bunlar bizim ayagimiza bagli demir birer gülle, ülkemiz ilerlemiyor bu yüzden.</p>
<p>Neyse, iste Fuat ve Didem&#8217;e bu yüzden tesekkür etmek istedim, zira DD&#8217;nin kurulus amacina hizmet ediyor katilimlari, Hz Muhammed&#8217;in dedigi gibi &#8220;zit fikirler bizim için rahmettir&#8221;.</p>
<p><b>CHP&#8217;ye oy veren müslümanlar ne olacak?</b></p>
<p>Kur&#8217;an&#8217;da aradim, BAYKAL SURESI diye bir sure yok :D aslinda <strong>&#8220;siz CHPliler cehennemin surasinda yanacaksiniz&#8221;</strong> gibi bir ayet olsaydi konu kökünden hallolacakti :D diyelim ki SHP&#8217;ye oy vermek haram degil ama mekruh yani <strong>&#8220;Peygamberimiz yapmazdi, yapilmasa iyi olur&#8221;</strong> :D</p>
<p>Yakinda <strong>&#8220;en hakiki mürsit&#8221;</strong> ve <strong>&#8220;demokratik seriat&#8221;</strong> konulu iki yazi yayinlayacagiz. Sizler de güzel yorumlarinizla katkida bulunursaniz memnun oluruz. Zira yorumculardan çok sey ögreniyoruz. Akademik kariyer yapan veya ARGE&#8217;de çalisan dostlar <strong>&#8220;uzman&#8221;</strong> olarak bizi bilgilendiriyor ve daha <strong>&#8220;structured&#8221;</strong> biçimde yazdiklari için kolay okunuyor.</p>
<p>Güzel bir Ramazan geçirmeniz dilegiyle</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>blue tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/02/20/onemli-bir-konferans/#comment-3456</link>
		<dc:creator>blue</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Sep 2007 06:59:58 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/02/20/onemli-bir-konferans/#comment-3456</guid>
		<description>&lt;blockquote&gt;Ben kaçtım…Herkese iyi bayramlar.&lt;/blockquote&gt;
Türk Dil Bayramından bahsediyorsunuz sanırım. Ben de camianın Dil bayramını kutluyorum. ODTÜ, dilimizdeki yabancı sözcüklere alternatif oluşturan bir sözlük çıkartacak bu bayramda. Tebrik ediyoruz.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>Ben kaçtım…Herkese iyi bayramlar.</p></blockquote>
<p>Türk Dil Bayramından bahsediyorsunuz sanırım. Ben de camianın Dil bayramını kutluyorum. ODTÜ, dilimizdeki yabancı sözcüklere alternatif oluşturan bir sözlük çıkartacak bu bayramda. Tebrik ediyoruz.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>didem tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/02/20/onemli-bir-konferans/#comment-3446</link>
		<dc:creator>didem</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Sep 2007 01:20:15 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/02/20/onemli-bir-konferans/#comment-3446</guid>
		<description>Sayin MY,
"Eger Türk evrimcilerin hepsi CHPli ise bu bile tek basina Evrim teorisini çürütmeye yeter :)"

gulumsettiniz beni bu sevimli sozunuzle.yanlis anlamayin, dalga gecmek icin soylemiyorum kesinlikle. Bu forumdaki arkadaslarin espri anlayisini ve birbirine saygisini takdir ettigimi soylemeliyim.

benim merak ettigim nokta da acaba biyolog ya da bilim insani olup, bilimin nasil yapildigini   birebir gormus insanlar arasinda ATnin bilim oldugunu dusunen insanlarin olup olmadigi. Yalan soylemiyim cok incelemedim AT'yi ancak sirf su andaki gozlemlerimizi mukemmel aciklayan baska bir teorinin aciklarindan yola cikmasi, diger bir deyisle test dilebilir hipotezlerinin olmamasi bile bana acayip geliyor molekuler biyolojide yayin yapan biri olarak. benzer soylemlerle belki sokaktaki adam ikna olur ama bunun egitimini sekulerlestirmeye calisan bir ulbilim diye ders kitaplarina filan sokulmasi aklimin alabilecegi bir sey degil...

@fuat: ben de chpye oy verdim ve muslumanim, sanirim yuzde yirminin yuzde birden olmayan kismindayim. chp'ye oy vermemin tek nedeni de kadin olarak akp turu muhafazakarlasmanin dayatilmasindan son derece rahatsiz olmamdi.bu konudaki endiseme cevap verecek bagimsiz bir aday ya da parti yoktu ailemin yasadigi sehir olan Giresun'da.

saygilar, sevgiler</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sayin MY,<br />
&#8220;Eger Türk evrimcilerin hepsi CHPli ise bu bile tek basina Evrim teorisini çürütmeye yeter :)&#8221;</p>
<p>gulumsettiniz beni bu sevimli sozunuzle.yanlis anlamayin, dalga gecmek icin soylemiyorum kesinlikle. Bu forumdaki arkadaslarin espri anlayisini ve birbirine saygisini takdir ettigimi soylemeliyim.</p>
<p>benim merak ettigim nokta da acaba biyolog ya da bilim insani olup, bilimin nasil yapildigini   birebir gormus insanlar arasinda ATnin bilim oldugunu dusunen insanlarin olup olmadigi. Yalan soylemiyim cok incelemedim AT&#8217;yi ancak sirf su andaki gozlemlerimizi mukemmel aciklayan baska bir teorinin aciklarindan yola cikmasi, diger bir deyisle test dilebilir hipotezlerinin olmamasi bile bana acayip geliyor molekuler biyolojide yayin yapan biri olarak. benzer soylemlerle belki sokaktaki adam ikna olur ama bunun egitimini sekulerlestirmeye calisan bir ulbilim diye ders kitaplarina filan sokulmasi aklimin alabilecegi bir sey degil&#8230;</p>
<p>@fuat: ben de chpye oy verdim ve muslumanim, sanirim yuzde yirminin yuzde birden olmayan kismindayim. chp&#8217;ye oy vermemin tek nedeni de kadin olarak akp turu muhafazakarlasmanin dayatilmasindan son derece rahatsiz olmamdi.bu konudaki endiseme cevap verecek bagimsiz bir aday ya da parti yoktu ailemin yasadigi sehir olan Giresun&#8217;da.</p>
<p>saygilar, sevgiler</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>fuatogl tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/02/20/onemli-bir-konferans/#comment-3445</link>
		<dc:creator>fuatogl</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Sep 2007 00:48:23 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/02/20/onemli-bir-konferans/#comment-3445</guid>
		<description>Şunu paylaşmadan edemiyeceğim: http://www.youtube.com/watch?v=iRhD_hv5Y1k :)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Şunu paylaşmadan edemiyeceğim: <a href="http://www.youtube.com/watch?v=iRhD_hv5Y1k" rel="nofollow">http://www.youtube.com/watch?v=iRhD_hv5Y1k</a> :)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>fuatogl tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/02/20/onemli-bir-konferans/#comment-3441</link>
		<dc:creator>fuatogl</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Sep 2007 21:59:21 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/02/20/onemli-bir-konferans/#comment-3441</guid>
		<description>Bugün yaratılışcı dostların şu yanılgıya düştüklerine tanık oluyoruz:
&lt;blockquote&gt;Bugün evrimci dostlarin su yanilgiya düstüklerine tanik oluyoruz : Evrim teorisini ispatlamak = “Evrimci” mekanizmalari ispatlamak. Yani kullanilmayan bir organin körelmesi gibi.
&lt;/blockquote&gt;

Bu sefer çok konsantre bir cevapla yetinmek zorunda kaldım, idare edin. Ama sonraki mantık yürütmenizi çok beğendim, bende isterim ondan: Yürütelim hemen... CHPlilerin aynı zamanda büyük bir bölümü müslüman. Bu 20%lik kesim meşhur 100-99=1% lik bölüme sığamıyacağına göre... bu ne olcak peki :) &lt;em&gt;(Hem bakın sayılarda var, artık bilimsel)&lt;/em&gt;
Sizin mantığınız insanı dinden imandan çıkarır. Aman diyeyim dikkat, fazla derin düşünmeyin :D</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Bugün yaratılışcı dostların şu yanılgıya düştüklerine tanık oluyoruz:</p>
<blockquote><p>Bugün evrimci dostlarin su yanilgiya düstüklerine tanik oluyoruz : Evrim teorisini ispatlamak = “Evrimci” mekanizmalari ispatlamak. Yani kullanilmayan bir organin körelmesi gibi.
</p></blockquote>
<p>Bu sefer çok konsantre bir cevapla yetinmek zorunda kaldım, idare edin. Ama sonraki mantık yürütmenizi çok beğendim, bende isterim ondan: Yürütelim hemen&#8230; CHPlilerin aynı zamanda büyük bir bölümü müslüman. Bu 20%lik kesim meşhur 100-99=1% lik bölüme sığamıyacağına göre&#8230; bu ne olcak peki :) <em>(Hem bakın sayılarda var, artık bilimsel)</em><br />
Sizin mantığınız insanı dinden imandan çıkarır. Aman diyeyim dikkat, fazla derin düşünmeyin :D</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>MY tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/02/20/onemli-bir-konferans/#comment-3440</link>
		<dc:creator>MY</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Sep 2007 21:21:53 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/02/20/onemli-bir-konferans/#comment-3440</guid>
		<description>Evrimci arkadaslarin gözünden kaçan bir nokta var, onu da Fransiz bilimadami Pasteur çok iyi anlatmis kendi adini tasiyan enstitünün açilis konusmasinda :&lt;strong&gt; "Bilim adami bütün hipotezleri elemeden bulgularini açiklamamalidir"&lt;/strong&gt;

Bugün evrimci dostlarin su yanilgiya düstüklerine tanik oluyoruz : Evrim teorisini ispatlamak = "Evrimci" mekanizmalari ispatlamak. Yani kullanilmayan bir organin körelmesi gibi.

Bilimsellikten kopan bu durus bilimsel ideolojiye dönüsüyor. Zaten Didem hanim da evrime karsi çikan herkesin AKPli oldugunu söylemis.

Eger Türk evrimcilerin hepsi CHPli ise bu bile tek basina Evrim teorisini çürütmeye yeter :)

Dostlukla</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Evrimci arkadaslarin gözünden kaçan bir nokta var, onu da Fransiz bilimadami Pasteur çok iyi anlatmis kendi adini tasiyan enstitünün açilis konusmasinda :<strong> &#8220;Bilim adami bütün hipotezleri elemeden bulgularini açiklamamalidir&#8221;</strong></p>
<p>Bugün evrimci dostlarin su yanilgiya düstüklerine tanik oluyoruz : Evrim teorisini ispatlamak = &#8220;Evrimci&#8221; mekanizmalari ispatlamak. Yani kullanilmayan bir organin körelmesi gibi.</p>
<p>Bilimsellikten kopan bu durus bilimsel ideolojiye dönüsüyor. Zaten Didem hanim da evrime karsi çikan herkesin AKPli oldugunu söylemis.</p>
<p>Eger Türk evrimcilerin hepsi CHPli ise bu bile tek basina Evrim teorisini çürütmeye yeter :)</p>
<p>Dostlukla</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>fuatogl tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/02/20/onemli-bir-konferans/#comment-3439</link>
		<dc:creator>fuatogl</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Sep 2007 19:11:32 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/02/20/onemli-bir-konferans/#comment-3439</guid>
		<description>Balbazar dostum, zaten yorgun düştüm :) en iyisi yine copy&#38;paste sanırım, zorla alıştıracaklar :)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Balbazar dostum, zaten yorgun düştüm :) en iyisi yine copy&amp;paste sanırım, zorla alıştıracaklar :)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>fuatogl tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/02/20/onemli-bir-konferans/#comment-3438</link>
		<dc:creator>fuatogl</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Sep 2007 19:07:39 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/02/20/onemli-bir-konferans/#comment-3438</guid>
		<description>Yorumum veritabanına girmişti pending olarak. neyse önemli değil..
Ben bizzat mutasyon yapan yazılımlar ile uğraşıyorum. Söylediğiniz şey yanlış üzeri yanlış çarpı yanlış dır. O konuyu madem biliyorsunuz beri gelin gösterin bana somut birşeyi. Sayın yapılan çalışmaları ve şu yanlışdır deyin. Ve böyle bir iddiada ulunabildiğinize göre de herhalde self-organization alanında yapılanları da biliyorsunuzdur diye düşünesim geliyor.
Dawkings eğer bir maymun shakespear çıkartabilir demişse bu şarlatanlık değil onun inancıdır. Ki o saçma sapan olasılık modelinin yanlışlığını bilmek için bilim damı olmak gerekmiyor. Bunu iddia edebilmeniz ancak sizin kendinize yazık etmeniz açıkcası. Bir şeyi parçalarına ayırıp, geçmiş olabileceği merhaleleri hesaba katmadan onun tekrar birleştirmeye çalışıp olasılık hesabı yapmak insanları kandırmaya yönelik birşey. Ve bunu yapmaya kalkan insan Dembski gibi matematikci ise bunun adı bellidir.

Yukarıda epeyce sorunlu alıntı var, alıntı derken onlardan bahsediyordum. Her alıntının izini sürmek zorunda kalıyoruz.

Diğer tüm söyledikleriniz sizin bilimsel çalışma yöntemini kendinize göre yorumlamanızdan kaynaklanıyor bana sorarsanız.. Evidence nedir, proof nedir, hipotez, teori, bunlar nereden gelir nasıl savunulur... Bir türlü bilimin doğal açıklama getirme çabasının bizzat bilimin iliklerinde olduğunu kabul edemiyorsunuz. Size göre bilim insanlarının denklemleri tutturmak için karanlık madde icat edip onun izini sürmesi şarlatanlık ise birşey diyemiyeceğim açıkcası.

0.001% epeyce bir makale yapar. Takip ediyor olsaydınız Harun Yahya dan alıntı yapmaz biraz daha sofistike veriler ile gelirdiniz. o adamın yöntemlerini bir öğrenin artık. Ve takip ediyor olsaydınız yukarıda Dembskinin "pişkince bak bizden bahsediyorlar" dediği çalışmayı incelerdiniz. Anlatmıyor, direktman IK nin olmadığını somut deney ile gösteriyor. 

Naturalizme yada herhangi birşeye iman etmek için insanlar bir yere sığınmıyor, birtakım şeyleri yönlendirmiyor. Ve materyalistlerin son sığınma yeri evrim-teorisi denmesini de anlamıyorum. Materyalistim diyenleri kim yada ne kovalıyor da sığınacak yer arıyorlar?
Ben kendime materyalist sıfatını takmıyorum beraberindeki kötü çağrışımları almıyayım diye. Ve ben dinlere inanmıyorsam bu ailemin küçükten kafamı birşeyler ile doldurmamasıdır. Bugün kendi haline bıraktığın bir insan kolay kolay oralara sığınmaz sığınmaz. Tesadüfen türkiyede herkes müslüman, amerikada hristiyan mı oldu? Ve dini bir motivasyon ile "natüralist dogma" gibi bir sözü sarf edebilmeniz beni hayrete düşürüyor açıkcası. Bugün bilim evrim teorisini topyekün bir şekilde kabul etmesinin sebebi gittikce güçlenen verilerin onu kanıtlıyor olmasındandır başkada birşey değil. Sizin sözünü ettiğiniz şeyler sadece popüler alanda konuşulan şeyler ve hiçkimse tek başına birşeyi teoriyi kanıtlayan nihayi kanıt olarak göstermiyor. Yapılan yüzbinlerce çalışmanın hepsi aynı yönü gösteriyor. Ve bu geliştikce evrim teorisi de gelişecek, bugüne kadar doğru bilinen şeylerin hatası ortaya çıkacak değişecek atılacak eklenecek...bu şekilde devam edecek. Bugün bu teoriyi çöpe atılması aklı peynir ekmek ile yemekten başka birşey değildir. Ve sadece biyogların neredeyse 100% ünün bunu destekliyor olması benim söylediğime kanıttır sanırım. Bu baskı ile dikta ile açıklayamazsınız.

Bak şurada örneği var:
&lt;blockquote&gt;
When Alfred Wegener first proposed his theory of continental drift, he was laughed at and ridiculed. What did he do? Did he form a non-profit advocacy group and lobby state school boards and lawmakers to force teaching of "evidence against" geosynclinal theory? Write a book called Icons of Uniformitarianism? Evaluate and grade earth science textbooks and demand that they be rewritten to remove examples of "borderlands"? No. He went back and did more research. He found like-minded colleagues and they produced research. He fought in the peer-reviewed literature. He produced original research, not polemical popular tracts or politics. Eventually his ideas were adopted by the whole of geology -- not through politics but because of their overall explanatory power. If Wells and his colleagues want "intelligent design" to succeed, they need to produce that research. Until they do, evolution remains the reigning paradigm and the "icons" are perfectly acceptable teaching aids.
&lt;/blockquote&gt;


Ve sizi kimse birşey kabul etmeye zorlamıyor. Anlamadığınız şey, bazı çevrelerin dinsel tahayyülleri için bilime şekil verme çabasıdır. Yukarıda açık seçik bir şekilde zaman gazetesinde görüldüğü gibi. Bilimi kendi inançlarımı doğrultusunda konuşturma çabası var. Fakat sizde tersini iddia ediyorsunuz ve bi takım materyalist dincilerin bilimi alet ettiğini söylüyorsunu. Fakat bilimi bizzat bu insanların ürettiğini, her çeşit dine mensub olduklarını bir türlü kabul etmek istemiyorsunuz. Kıyıda köşede bir takım insanların söylediği sözlerden bir korku imparatorluğu resmi çizmeye çalışıyorsunuz. Bilimin ısrarla doğal açıklama getirme inadını anlıyamıyorsunuz. Yoksa dine inanmıyacaksınız diye kimse birşey demiyor. Yaşadığım toplumun 70% den fazlası inançsız. Daha birtek yerde sen niye inanıyorsun dendiğini duymadım, alakasız bir örnek ama, açıkcası pek umurumda değil şahsen ne inanılıp inanıldığı. Ama birilerini inandırmak için uğraşan insanları sürekli görüyoruz. İnandırmak ve tüm hayata uygulamak isteyen.

IK nın hali ortadadır. Bu işi gazetecilerle tartışacağınıza bence yapılan onca çalışmaya bakın. Bunun ağababası Behe bile kabul eder duruma geldi ve insanlardan en basit halinden yukarıya kadar kurgulanmasını istiyor. Hani irreducable idi? Kendi teorisi de evrim geçiriyor. Behe diyorki(idi), bir sistem n parçadan oluşur. bunun N-1 hali çalışamaz, dolaysıyla herhangi bir evrimsel süreç mecburen N-1 durumunundan geçeceği için gerçekleşmiş olamaz. Peki bunu yanlışlamak için ne yapması gerekiyor bir insanın? N-1 durumunda bir sistem bulmak gerekiyor değil mi? Bilim insanları işte bizzat bunu gösteriyor N-1 durumu ve hatta n-2,3,4,5 durumları şurada şurada var diyor. Behe itiraz ediyor (bilimselliğin &lt;strong&gt;açık ve anlaşılır&lt;/strong&gt; olma ilkesi güme gitti bu arada). İtirazı kabul ediyor ama bu sefer N-N durumundan bunun buraya nasıl geleceğini göstermeniz lazım diyor? Bu mantığın, hatta birşeyi isbat etme mantığının yanlışlığını burada sadece 2-3 kişi mi görebiliyor? Bundan dolayı şuna geliyor "Demonstration that a system is irreducibly complex is not a proof that there is absolutely no gradual route to its production". Peki nerede kaldı iddianın özü? Ve hemen yukarıda nasıl yanlışlanabilir bu demiştim. Ama IK nin yinede yanlışlanabilme durumu yok. Çünkü yaptıkları gibi bilimin henüz bilgili olmadığı başka bir sisteme atlıyorlar ve aynı IK muhabbeti orada devam ediyor. göz kan pıhtılaşması artık iyice ezberlediğimiz şeyler. Dön baba dönelim. Ve bunların üzerine insanlar hala 50 çeşit model gösteriyor çok daha basit yapılardan nasıl evrimleşeceğini. Canlı sistemlerinden bizzat örnekler veriliyor ama Behe nuh diyor peygamber demiyor. Yukarıdaki çalışma direktman onunla ilgili. Bu ne ölmez teoriymiş böle. Biraz önyargılarınızı bi kenara bırakın ve yapılan çalışmalara ve söylenilen şeylere bir kulak verin derim. Emin olun bu adamlar entellektüel anlamda resmen dayak yiyor. Diğerlerini önemsemiyorumda, Behenin durumuna gerçekten üzülüyorum. O enazından oradan buradan bişi alıp anlamını kıvırtmıyor, başkalarının çalışmalarına saygı gösteriyor. 
Ama durumunu kendisi de itiraf ediyor.
&lt;blockquote&gt;
"A weak point of Darwinian theory is its resistance to falsification. What experimental evidence could possibly be found that would falsify the contention that complex molecular machines evolved by a Darwinian mechanism? &lt;strong&gt;I can think of none&lt;/strong&gt;"
&lt;/blockquote&gt;
IK nin amacı neydi o zaman? IK nin birşey ısbatlıyamıyacağına ilişkin bundan daha güzel bir itiraf olabilir mi? Yanlışlanabilir, ama IK ile değil mr.Behe.

Birde Blue arkadaşım size kısaca birşey söylemek istiyorum. Balbazar ın haklı demokratik tutumuna alkış tutuyorsunuz ya. Haklısınız tabi doğrusu o ama, şu günlerde "hiç kimse özgürlükçü değil, ah bi bizim gibi özgürlükçü olsalar" gibi bir tavır var sanki genel olarak. Ve birisi doğru birşey söylediğinde ise sanki öyle insanlar hiç yokmuş gibiye dayanan şaşkınlık belirtileri var. Geçen gün zamandaki yorumları okuyorumdum..Kesk, Disk vs. gibi sendikaların özgürlükçü bir açıklamasına karşılık bir okuyucu, "yavaş yavaş demokrasiye, bizim yanımıza geliyorlar, ne güzel bir gelişme" gibi bir yorum yapmış. O genel havadan bahsediyorum sizler ve başkaları arasında var olduğunu düşündüğüm. O sendikalar hümümetten yana dertli olmalarına rağmen ilkeli bir şekilde o açıklamayı yapıyor. Ve o insanlar gibi daha birçok insan 30 yıldır bunları hep söylüyordu tutarlı olarak. Şimdi demokrasiyi ve liberalliği keşfeden birçok kişi pek oralı olmuyordu o zamanlar. Bugünlerde de AKP li olmıyan yada muhafazakar kesim içersinde olmıyan her insanı şu son zamanların ulusalcı kampından sayma kolaycılığı var gibi. Öyle olunca daha rahat dövülüyorlar :) AKP ye karşı çıkmak, insanı otomatikmen Sabihci,Baykalci askerci postalci olarak damgalıyor. Onun öyle olmadığını belirtmek istedim sadece.

Dağınık oldu ama benimde vaktim yok. Bende burada işimden gücümden kalıyorum, anlamsız yere. En iyisi bakmamak sanırım. Yinede şu kadar yorum arasında küfür yemediğim için kendi adıma teşekkür ederim, o açıdan nezih bir ortam olduğunu belirtmek isterim. Bilim konusunda ise söyliyeceğimi söyledim. Sizler bu kesimin eli kalem tutan insanlarısınız. En azından sizlerden bu kadar tutucu bir yaklaşım beklemiyordum açıkcası. Diğer insanlardaki akıl almaz tavrı biraz anlıyabiliyorum.

Ben kaçtım...Herkese iyi bayramlar.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Yorumum veritabanına girmişti pending olarak. neyse önemli değil..<br />
Ben bizzat mutasyon yapan yazılımlar ile uğraşıyorum. Söylediğiniz şey yanlış üzeri yanlış çarpı yanlış dır. O konuyu madem biliyorsunuz beri gelin gösterin bana somut birşeyi. Sayın yapılan çalışmaları ve şu yanlışdır deyin. Ve böyle bir iddiada ulunabildiğinize göre de herhalde self-organization alanında yapılanları da biliyorsunuzdur diye düşünesim geliyor.<br />
Dawkings eğer bir maymun shakespear çıkartabilir demişse bu şarlatanlık değil onun inancıdır. Ki o saçma sapan olasılık modelinin yanlışlığını bilmek için bilim damı olmak gerekmiyor. Bunu iddia edebilmeniz ancak sizin kendinize yazık etmeniz açıkcası. Bir şeyi parçalarına ayırıp, geçmiş olabileceği merhaleleri hesaba katmadan onun tekrar birleştirmeye çalışıp olasılık hesabı yapmak insanları kandırmaya yönelik birşey. Ve bunu yapmaya kalkan insan Dembski gibi matematikci ise bunun adı bellidir.</p>
<p>Yukarıda epeyce sorunlu alıntı var, alıntı derken onlardan bahsediyordum. Her alıntının izini sürmek zorunda kalıyoruz.</p>
<p>Diğer tüm söyledikleriniz sizin bilimsel çalışma yöntemini kendinize göre yorumlamanızdan kaynaklanıyor bana sorarsanız.. Evidence nedir, proof nedir, hipotez, teori, bunlar nereden gelir nasıl savunulur&#8230; Bir türlü bilimin doğal açıklama getirme çabasının bizzat bilimin iliklerinde olduğunu kabul edemiyorsunuz. Size göre bilim insanlarının denklemleri tutturmak için karanlık madde icat edip onun izini sürmesi şarlatanlık ise birşey diyemiyeceğim açıkcası.</p>
<p>0.001% epeyce bir makale yapar. Takip ediyor olsaydınız Harun Yahya dan alıntı yapmaz biraz daha sofistike veriler ile gelirdiniz. o adamın yöntemlerini bir öğrenin artık. Ve takip ediyor olsaydınız yukarıda Dembskinin &#8220;pişkince bak bizden bahsediyorlar&#8221; dediği çalışmayı incelerdiniz. Anlatmıyor, direktman IK nin olmadığını somut deney ile gösteriyor. </p>
<p>Naturalizme yada herhangi birşeye iman etmek için insanlar bir yere sığınmıyor, birtakım şeyleri yönlendirmiyor. Ve materyalistlerin son sığınma yeri evrim-teorisi denmesini de anlamıyorum. Materyalistim diyenleri kim yada ne kovalıyor da sığınacak yer arıyorlar?<br />
Ben kendime materyalist sıfatını takmıyorum beraberindeki kötü çağrışımları almıyayım diye. Ve ben dinlere inanmıyorsam bu ailemin küçükten kafamı birşeyler ile doldurmamasıdır. Bugün kendi haline bıraktığın bir insan kolay kolay oralara sığınmaz sığınmaz. Tesadüfen türkiyede herkes müslüman, amerikada hristiyan mı oldu? Ve dini bir motivasyon ile &#8220;natüralist dogma&#8221; gibi bir sözü sarf edebilmeniz beni hayrete düşürüyor açıkcası. Bugün bilim evrim teorisini topyekün bir şekilde kabul etmesinin sebebi gittikce güçlenen verilerin onu kanıtlıyor olmasındandır başkada birşey değil. Sizin sözünü ettiğiniz şeyler sadece popüler alanda konuşulan şeyler ve hiçkimse tek başına birşeyi teoriyi kanıtlayan nihayi kanıt olarak göstermiyor. Yapılan yüzbinlerce çalışmanın hepsi aynı yönü gösteriyor. Ve bu geliştikce evrim teorisi de gelişecek, bugüne kadar doğru bilinen şeylerin hatası ortaya çıkacak değişecek atılacak eklenecek&#8230;bu şekilde devam edecek. Bugün bu teoriyi çöpe atılması aklı peynir ekmek ile yemekten başka birşey değildir. Ve sadece biyogların neredeyse 100% ünün bunu destekliyor olması benim söylediğime kanıttır sanırım. Bu baskı ile dikta ile açıklayamazsınız.</p>
<p>Bak şurada örneği var:</p>
<blockquote><p>
When Alfred Wegener first proposed his theory of continental drift, he was laughed at and ridiculed. What did he do? Did he form a non-profit advocacy group and lobby state school boards and lawmakers to force teaching of &#8220;evidence against&#8221; geosynclinal theory? Write a book called Icons of Uniformitarianism? Evaluate and grade earth science textbooks and demand that they be rewritten to remove examples of &#8220;borderlands&#8221;? No. He went back and did more research. He found like-minded colleagues and they produced research. He fought in the peer-reviewed literature. He produced original research, not polemical popular tracts or politics. Eventually his ideas were adopted by the whole of geology &#8212; not through politics but because of their overall explanatory power. If Wells and his colleagues want &#8220;intelligent design&#8221; to succeed, they need to produce that research. Until they do, evolution remains the reigning paradigm and the &#8220;icons&#8221; are perfectly acceptable teaching aids.
</p></blockquote>
<p>Ve sizi kimse birşey kabul etmeye zorlamıyor. Anlamadığınız şey, bazı çevrelerin dinsel tahayyülleri için bilime şekil verme çabasıdır. Yukarıda açık seçik bir şekilde zaman gazetesinde görüldüğü gibi. Bilimi kendi inançlarımı doğrultusunda konuşturma çabası var. Fakat sizde tersini iddia ediyorsunuz ve bi takım materyalist dincilerin bilimi alet ettiğini söylüyorsunu. Fakat bilimi bizzat bu insanların ürettiğini, her çeşit dine mensub olduklarını bir türlü kabul etmek istemiyorsunuz. Kıyıda köşede bir takım insanların söylediği sözlerden bir korku imparatorluğu resmi çizmeye çalışıyorsunuz. Bilimin ısrarla doğal açıklama getirme inadını anlıyamıyorsunuz. Yoksa dine inanmıyacaksınız diye kimse birşey demiyor. Yaşadığım toplumun 70% den fazlası inançsız. Daha birtek yerde sen niye inanıyorsun dendiğini duymadım, alakasız bir örnek ama, açıkcası pek umurumda değil şahsen ne inanılıp inanıldığı. Ama birilerini inandırmak için uğraşan insanları sürekli görüyoruz. İnandırmak ve tüm hayata uygulamak isteyen.</p>
<p>IK nın hali ortadadır. Bu işi gazetecilerle tartışacağınıza bence yapılan onca çalışmaya bakın. Bunun ağababası Behe bile kabul eder duruma geldi ve insanlardan en basit halinden yukarıya kadar kurgulanmasını istiyor. Hani irreducable idi? Kendi teorisi de evrim geçiriyor. Behe diyorki(idi), bir sistem n parçadan oluşur. bunun N-1 hali çalışamaz, dolaysıyla herhangi bir evrimsel süreç mecburen N-1 durumunundan geçeceği için gerçekleşmiş olamaz. Peki bunu yanlışlamak için ne yapması gerekiyor bir insanın? N-1 durumunda bir sistem bulmak gerekiyor değil mi? Bilim insanları işte bizzat bunu gösteriyor N-1 durumu ve hatta n-2,3,4,5 durumları şurada şurada var diyor. Behe itiraz ediyor (bilimselliğin <strong>açık ve anlaşılır</strong> olma ilkesi güme gitti bu arada). İtirazı kabul ediyor ama bu sefer N-N durumundan bunun buraya nasıl geleceğini göstermeniz lazım diyor? Bu mantığın, hatta birşeyi isbat etme mantığının yanlışlığını burada sadece 2-3 kişi mi görebiliyor? Bundan dolayı şuna geliyor &#8220;Demonstration that a system is irreducibly complex is not a proof that there is absolutely no gradual route to its production&#8221;. Peki nerede kaldı iddianın özü? Ve hemen yukarıda nasıl yanlışlanabilir bu demiştim. Ama IK nin yinede yanlışlanabilme durumu yok. Çünkü yaptıkları gibi bilimin henüz bilgili olmadığı başka bir sisteme atlıyorlar ve aynı IK muhabbeti orada devam ediyor. göz kan pıhtılaşması artık iyice ezberlediğimiz şeyler. Dön baba dönelim. Ve bunların üzerine insanlar hala 50 çeşit model gösteriyor çok daha basit yapılardan nasıl evrimleşeceğini. Canlı sistemlerinden bizzat örnekler veriliyor ama Behe nuh diyor peygamber demiyor. Yukarıdaki çalışma direktman onunla ilgili. Bu ne ölmez teoriymiş böle. Biraz önyargılarınızı bi kenara bırakın ve yapılan çalışmalara ve söylenilen şeylere bir kulak verin derim. Emin olun bu adamlar entellektüel anlamda resmen dayak yiyor. Diğerlerini önemsemiyorumda, Behenin durumuna gerçekten üzülüyorum. O enazından oradan buradan bişi alıp anlamını kıvırtmıyor, başkalarının çalışmalarına saygı gösteriyor.<br />
Ama durumunu kendisi de itiraf ediyor.</p>
<blockquote><p>
&#8220;A weak point of Darwinian theory is its resistance to falsification. What experimental evidence could possibly be found that would falsify the contention that complex molecular machines evolved by a Darwinian mechanism? <strong>I can think of none</strong>&#8221;
</p></blockquote>
<p>IK nin amacı neydi o zaman? IK nin birşey ısbatlıyamıyacağına ilişkin bundan daha güzel bir itiraf olabilir mi? Yanlışlanabilir, ama IK ile değil mr.Behe.</p>
<p>Birde Blue arkadaşım size kısaca birşey söylemek istiyorum. Balbazar ın haklı demokratik tutumuna alkış tutuyorsunuz ya. Haklısınız tabi doğrusu o ama, şu günlerde &#8220;hiç kimse özgürlükçü değil, ah bi bizim gibi özgürlükçü olsalar&#8221; gibi bir tavır var sanki genel olarak. Ve birisi doğru birşey söylediğinde ise sanki öyle insanlar hiç yokmuş gibiye dayanan şaşkınlık belirtileri var. Geçen gün zamandaki yorumları okuyorumdum..Kesk, Disk vs. gibi sendikaların özgürlükçü bir açıklamasına karşılık bir okuyucu, &#8220;yavaş yavaş demokrasiye, bizim yanımıza geliyorlar, ne güzel bir gelişme&#8221; gibi bir yorum yapmış. O genel havadan bahsediyorum sizler ve başkaları arasında var olduğunu düşündüğüm. O sendikalar hümümetten yana dertli olmalarına rağmen ilkeli bir şekilde o açıklamayı yapıyor. Ve o insanlar gibi daha birçok insan 30 yıldır bunları hep söylüyordu tutarlı olarak. Şimdi demokrasiyi ve liberalliği keşfeden birçok kişi pek oralı olmuyordu o zamanlar. Bugünlerde de AKP li olmıyan yada muhafazakar kesim içersinde olmıyan her insanı şu son zamanların ulusalcı kampından sayma kolaycılığı var gibi. Öyle olunca daha rahat dövülüyorlar :) AKP ye karşı çıkmak, insanı otomatikmen Sabihci,Baykalci askerci postalci olarak damgalıyor. Onun öyle olmadığını belirtmek istedim sadece.</p>
<p>Dağınık oldu ama benimde vaktim yok. Bende burada işimden gücümden kalıyorum, anlamsız yere. En iyisi bakmamak sanırım. Yinede şu kadar yorum arasında küfür yemediğim için kendi adıma teşekkür ederim, o açıdan nezih bir ortam olduğunu belirtmek isterim. Bilim konusunda ise söyliyeceğimi söyledim. Sizler bu kesimin eli kalem tutan insanlarısınız. En azından sizlerden bu kadar tutucu bir yaklaşım beklemiyordum açıkcası. Diğer insanlardaki akıl almaz tavrı biraz anlıyabiliyorum.</p>
<p>Ben kaçtım&#8230;Herkese iyi bayramlar.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>T.Suat Demren tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/02/20/onemli-bir-konferans/#comment-3432</link>
		<dc:creator>T.Suat Demren</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Sep 2007 14:44:20 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/02/20/onemli-bir-konferans/#comment-3432</guid>
		<description>Fuat Bey,

Kısaca birkaç şey belirteyim,

Alıntılarla ilgili neyi çürüttünüz anlayamadım. Ben alıntıladığım bölümü "alıntıladım" diğer kısımlarını değil. Siz ise önüne ardına  "bakın, bu adam evrimci" dediniz. heh bunu bilmeyen mi var, tabii ki bu adam evrimci, yoksa niye alıntının adı "evrimcilerin itirafı" olsun? İlginç bir yaklaşım sizinki.

İK yapıların indirgenebilirililiği halen gösterilebilmiş değil. Balbazarla bu sitenin ve akyol.org un pek çok bölümünde defalarca tartıştık. Benzer yapıları gösterip "bak bu bundan evrşimleşti" demek indirgeme değil hokuspokustur. Matzke'nin de diğerlerinin de yaptığı o. Behe defalarca yanıtladı itirazları. Komik gelen bu bana. Basit bir dille anlatayım, bu şuna benziyor, "bak bu motorsiklet bu da araba, ikisinde de motor var, soğutma sistemi var, bu bundan evrimleşti" Peki nasıl? Cevap yok. Bu komiktir.

Microevrim macroevrime yolaçar mı? Hayati sorun budur ve bu gösterilememiştir. Müdei iddiasını ispatla yükümü, bunu iddia edenler darwinistler, hem iddialarına kanıt gösteremeyip hem de kanıt yok diyenlere efelenmek de ne oluyor? Darwinian teori hakkında pek çok inceleme yaptım. Etiket merakınız devam ediyor, literatürün 0,000 bilmem kaçını incelediği hangi hörgücünüzden uydurdunuz, bu konuda elinizde nesnel veri olarak ne var?

Neymiş Wells'ın konuya hakim olmadığı gösterilmiş. Ne kadar acayip. Wells'in yanıtlarından sözetmek yok. Hayır homoloji konusunda totoloji olduğu iddası literatür takibini değil mantıksal kuramlardan haberdarlığı gerektirir. Eğer birisi tam bir uçucu olan Archaeopteryx için "ne kadar da sürüngenlere benziyor, işte Archaeopteryx dinolardan evrimleşti" diyor, tüm bunun üzerine kuram oturtuyor, hayat ağacı çıkartıyor,  sonra da ahtopot gözü ile memeli gözünün benzerliğini şablona oturtamayınca "anoloji" diyorsa burada bu saçmalığı faş etmek gerekir..

Yukarıda öğrenci öğretmen diyalogu verdim, bu şablona göre homoloji kanıt olamaz, totolojiktir çünkü. Bu şekliyle hemen tüm ders kitaplarında buna örnekler gösterilir. Açık bir çarpıtmadır.  Lafı evrip çevişrmeden basit mantıksal çıkarımlara bari karşı çıkmayın.

Miller deneyinden de haberim var, kurguladığı atmosferin gerçek olmadığından da. Başka materyalist teorilerden de haberim var, yine bu sitede birçoğunu tartıştık. Sante fe endistrüsündeki kimyacıların  çalışmalarından da haberim var, bu çalışmalarda üzerine çalışılan hayatın başlangıcına dair tüm çıkarımlarının nasıl çıkmaz sokaklarda bittiğini biliyorum. Bu konuda tutarlı hiçbir teori ileri sürülebilmiş değil. Hayatın nasıl başladığı halen sırdır. Bunu tüm aklıo başında darwinistler kabul eder, umarım o sınıfa giriyorsunuzdur.

Evrim dünyasında 3-4 şartlatan mı? Sadece bu kadar mı? İyiniyetinize gıpta ediyorum.

Şarlatanlık yapan her zaman çıkar, bunları da birileri ortaya çıkartır. Bir de örtük şarlatanlıklar vardır. Dawkinsin'in "to be or not to be" harflarini bir programa yükleyip, harfleri rastgele seçen mekanizmayı "to be or not to be"  sıralasına uygun harfler geldiğinde duracak şekilde ayarlayıp "işte şu kadar denemede rastgele düzenlilik oluşuyor, yeterli zaman verildiğinde bir maymun daktilao başında rastgele harflere basarak insanlık tarihini yazabilir" demesinin şarlatanlıktan ne farkı var? Tüm darwinian evrim kitapları bu tip şeylerle dolu değil mi? Mutasyon tayfları hesaplamaları, doğal seçilim simulatörleri gerçeğe uygun olmayan girdilerle yapılıp sonra doğaya uyarlanırken gerçekmiş gibi sunuluyor, Berlkinski yukarıda yaptığım alıntıda ifade etti, bu şarlatanlık değil de nedir?

Asıl mesele şarlatanlık da değil.

Benim burada baştan beri değindiğim şey "naturalist dogma"dır. Buna dair tek kelime etmediniz. Neden naturalist dogmaya peşinen inanmak zorundayım? Neden evrimin en baştan gerçekleştiğini a priori kabul edip ayrıntılara yoğunlaşıyorum?

Niçin darwinizm eleştirilemiyor, bir din gibi savunuluyor, karşı çıkanlar etiketleniyor? Entelektüel terörizmdir bu, niçin buna cevap vermiyorsunuz? Minton'un Mayer'in ve benzerlerinin başına gelenlere neden birşey demiyorsunuz?

Kelebek fotoğrafları görsel kanıt için ağaç gövdelerine konuldu ve fotoğraflandı öyle mi? Bunu, sonraki yıllarda aynı bölgede 25 yılını harcayan bilim adamları sahtekarlığı ortaya çıkarttıktan sonra mı söylüyorlar? Demek görsellik. Yani kelebekler ağaç gövdelerine konmuyor çalı diplerinde duruyor. Peki niçin madem" açık renkliler ağaç gövdelerine konduğu için kuşlar tarafından farkedilediler avlandılar ve elendiler, koyu   renkliler farkedilmedikleri için kaldı" dendi onyıllarca?_Madem ağaç gövdeleri görsellik içindi neden böyle dendi Fuat bey? Karşınızda salak mı var sizin? Neden bu NS kanıtı olarak ders kitaplarına girdi? Sahtekarlık ancak bu kadar saçma bir argümanla savunulabilirdi, ama iyi oldu bu tavrınız, kendi kendinizin zihniyetini faş ettiniz.

Heackel'in sahtekarlığını Wells'ten değil Nature'daki bir makaleden okumuştum ilk olarak. Zannederim E. Penissi idi makalenin yazarı. İlginç olan halen bazı yayın organlarında bu çizimler evrim kanıtı olarak gösteriliyor. (En son M. Akyol ile tartışan bir Prof söyledi TV'de.)

Bu sahtekarlık konusunda  mesele salt "sahtekarlık" değil. Bir türlü anlayamadığınız şey bu gibi sahtekarlıkların üzerine bina edilen koca koca teorik çatılar olması. Ve insanların kandırılması.  Yılarca bunların ders olarak okutuşlması zihinlere işlenmesi. Wels'in ikonlarını biliyorsunuz, tamamına yapılan itirazları biliyorum, hiçbirisi yeterli değil. Ki Wells zaten cevaplarını verdi. Darwinian evrimnin belli başlı kanıtlarının tamamı icondur, bu konu tartışılmayacak kadar açık.

Ayrıca...

Heackel çizimleri doğru olsa bile ne ifade eder Allah aşkına? Bunu üzerine kuram kurulur mu? Homoloji ile neye varabilirsiniz, herhangi bir kompleks mekanizmanın  evrimini göstremedikten sonra? Şu ana kadar hangi kompleks mekanizmaların evrimi gösterilebildi? Yapılan sadece "bu buna anatomik olarak  benziyor, moleküler yapısı da benzerlik arzediyor, o halde bundan evrimleşmiş olmalı" demekten  başka nedir? Anatomik olarak benzeyip moleküler yapı açıısndan bezemeyenleri görünce eller ayaklar tutuşmuyor mu? Ya da tam tersi olarak moleküler olarak benzeyip anotomik olarak benzemeyen yapılar? "Homoloji olmadı anoloji verelim abi" durumları?

Feduccianın neyi savunduğunu çok iyi biliyorum. Feduccia kuşların başka bir dino grubundan evrimleştiğini savunuyor. Ben de soruyorum, madem bu kadar derin  görüş farklılığı var, nasıl olur da 150 yıldır Archaeopteryx'i ve ileri sürülen kökenini gösterip kuşların evrimi diye pazarlarsınız? Artı nasıl bu derece görüş farklılığı olabiliyor? Bu mu yadsınamayan gerçeklik? Bunların tamamı anotomik ve moleküler homolojiye dayanmıyor mu? Daha kendi aralarında anlaşamayan yani teorik olarak bile sağlam olmayan bir savı nasıl darwinizmin kanıtı olarak sunarsınız? Baştan beri dediğim bu, darwinian evrimin kanıt diye sunulan tüm argümanları aynı biçimde yetersizdir. Buna rağmen "gerçekmiş" gibi "bu mesele hallolmuş" gibi davranmak neden? Bundan daha büyük şarlatanlık olur mu? Böyle "gerçeği bulmuş" gibi davranmak, aksini düşünenlre saldırmak sahtekarklık değil mi?

Doğru, sağolsun Balbazar bana cevap verdi. Ama tuhaf olan verdiği cevapların çoğu  beni doğruluyordu. Yani zaten benim "eksik, yetersiz" dediklerimi doğrulamış oldu. Balbazar sadece yöntemsel olarak metadolojik naturalismi savundu, bazı kavramlar dışında darwinian açmazlara ilişkin fikir ayrılığımız yok pek. Yani nesnel verilerde hemfikiriz. O hokus pokus yapıyor ben ona karşı çıkıyorum. Balbazar metod olarak a priori biçimde naturalist olduğu için yeterli kanıt için geleceğe randevu veriyor. Ben de bu önkabulu kabul etmiyorum, kavga burada..

Wells'in kitabına yapılan itirazlara verdiği yanıtlar da ww.arn.org da var, oradan bakılabilir.

Son olarak şunları söylelyim.

Ben Balbazar'a da hak veriyorum bazı konularda. Onun belirttiği çekinceler haklı çekinceler. Fakat Balbazar'ın farketmediği şey şu, bunu savunurken öyle bir naturalist  dogmaya düşüyor ki aklım fikrim hayrete düşüyor. Gödel'den bahsedince hemen "siz gödel ne diyor biliyor musunuz? diyor. Sonra neyden bahsettiğini söyleyince de başka konuya geçiyor.

Sorum hala havada. naturalisme niçin iman etmek bilim paradigmamızı neden bunun a priori doğruluğu varsayımı ile kurmak zorundayız? Hakikat böyle mi aranır? Şu darwinistler kendilerini nasıl bir dolaba kilitlediklerinin farkındalar mı?

Benim sorum bu. Benim evrimle alıp veremediğim yok. Yukarıda yazımın linkini verdim.  Orada belirttim,  İslami açıdan darwinian evimle hiçbir sorun  olmamalı. Eğer inancı, darwinian teorinin reddiyle ayakta durabilen müslüman/teist varsa vay onun haline. Açık söyleyeyim benim theism inancıma göre Allah'ın darwinian evrim şeklinde bir türeme yapması kudretinin muhteşemliğini daha çok gösterir. Öyle bir sebep-sonuç zinciri ki ortaya çıkan meyva insan.. Bu muhteşem bir tablodor, ve ışınlanma yaratılıştan da çok daha akla yatkındır.

Ama iyi de kardeşim benim meselem bu değil ki.. Benim meselem geçmişte ne olduğu ile ilgili. Kanıtlar desteklemiyora neden bazı materyalistlerin paşa gönlü olacak diye darwinian evrimi kabul ediyorum? İşte söylüyorum yeterli delil olsun ikna olayım, hiçbir kabulum yok. Daha ne diyeyim?

Bırakın darwinian evrimin mekanişzma olarak doğrulanmasını AT'cilerin bir kısmının da savunduğu common descent türeme için bile yeterli kanıt göremiyorum.

Birşey yokken ali hatırınız için var mı diyeyim? Bana ne sizin naturalist imamnınızdan, darwinian evrime inanma mecburiyetinizden?  Benim felsefi düşüncemin öyle deli gömlekleri yok ki kendimi bağlayayım?

Oruçlu ağzımla çok yazdım, çok da yorgunum, bıktım bu tip tartışmalardan artık. İnanın bunlar bu başlıktaki son satırlarımdı..

Selamlar..</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Fuat Bey,</p>
<p>Kısaca birkaç şey belirteyim,</p>
<p>Alıntılarla ilgili neyi çürüttünüz anlayamadım. Ben alıntıladığım bölümü &#8220;alıntıladım&#8221; diğer kısımlarını değil. Siz ise önüne ardına  &#8220;bakın, bu adam evrimci&#8221; dediniz. heh bunu bilmeyen mi var, tabii ki bu adam evrimci, yoksa niye alıntının adı &#8220;evrimcilerin itirafı&#8221; olsun? İlginç bir yaklaşım sizinki.</p>
<p>İK yapıların indirgenebilirililiği halen gösterilebilmiş değil. Balbazarla bu sitenin ve akyol.org un pek çok bölümünde defalarca tartıştık. Benzer yapıları gösterip &#8220;bak bu bundan evrşimleşti&#8221; demek indirgeme değil hokuspokustur. Matzke&#8217;nin de diğerlerinin de yaptığı o. Behe defalarca yanıtladı itirazları. Komik gelen bu bana. Basit bir dille anlatayım, bu şuna benziyor, &#8220;bak bu motorsiklet bu da araba, ikisinde de motor var, soğutma sistemi var, bu bundan evrimleşti&#8221; Peki nasıl? Cevap yok. Bu komiktir.</p>
<p>Microevrim macroevrime yolaçar mı? Hayati sorun budur ve bu gösterilememiştir. Müdei iddiasını ispatla yükümü, bunu iddia edenler darwinistler, hem iddialarına kanıt gösteremeyip hem de kanıt yok diyenlere efelenmek de ne oluyor? Darwinian teori hakkında pek çok inceleme yaptım. Etiket merakınız devam ediyor, literatürün 0,000 bilmem kaçını incelediği hangi hörgücünüzden uydurdunuz, bu konuda elinizde nesnel veri olarak ne var?</p>
<p>Neymiş Wells&#8217;ın konuya hakim olmadığı gösterilmiş. Ne kadar acayip. Wells&#8217;in yanıtlarından sözetmek yok. Hayır homoloji konusunda totoloji olduğu iddası literatür takibini değil mantıksal kuramlardan haberdarlığı gerektirir. Eğer birisi tam bir uçucu olan Archaeopteryx için &#8220;ne kadar da sürüngenlere benziyor, işte Archaeopteryx dinolardan evrimleşti&#8221; diyor, tüm bunun üzerine kuram oturtuyor, hayat ağacı çıkartıyor,  sonra da ahtopot gözü ile memeli gözünün benzerliğini şablona oturtamayınca &#8220;anoloji&#8221; diyorsa burada bu saçmalığı faş etmek gerekir..</p>
<p>Yukarıda öğrenci öğretmen diyalogu verdim, bu şablona göre homoloji kanıt olamaz, totolojiktir çünkü. Bu şekliyle hemen tüm ders kitaplarında buna örnekler gösterilir. Açık bir çarpıtmadır.  Lafı evrip çevişrmeden basit mantıksal çıkarımlara bari karşı çıkmayın.</p>
<p>Miller deneyinden de haberim var, kurguladığı atmosferin gerçek olmadığından da. Başka materyalist teorilerden de haberim var, yine bu sitede birçoğunu tartıştık. Sante fe endistrüsündeki kimyacıların  çalışmalarından da haberim var, bu çalışmalarda üzerine çalışılan hayatın başlangıcına dair tüm çıkarımlarının nasıl çıkmaz sokaklarda bittiğini biliyorum. Bu konuda tutarlı hiçbir teori ileri sürülebilmiş değil. Hayatın nasıl başladığı halen sırdır. Bunu tüm aklıo başında darwinistler kabul eder, umarım o sınıfa giriyorsunuzdur.</p>
<p>Evrim dünyasında 3-4 şartlatan mı? Sadece bu kadar mı? İyiniyetinize gıpta ediyorum.</p>
<p>Şarlatanlık yapan her zaman çıkar, bunları da birileri ortaya çıkartır. Bir de örtük şarlatanlıklar vardır. Dawkinsin&#8217;in &#8220;to be or not to be&#8221; harflarini bir programa yükleyip, harfleri rastgele seçen mekanizmayı &#8220;to be or not to be&#8221;  sıralasına uygun harfler geldiğinde duracak şekilde ayarlayıp &#8220;işte şu kadar denemede rastgele düzenlilik oluşuyor, yeterli zaman verildiğinde bir maymun daktilao başında rastgele harflere basarak insanlık tarihini yazabilir&#8221; demesinin şarlatanlıktan ne farkı var? Tüm darwinian evrim kitapları bu tip şeylerle dolu değil mi? Mutasyon tayfları hesaplamaları, doğal seçilim simulatörleri gerçeğe uygun olmayan girdilerle yapılıp sonra doğaya uyarlanırken gerçekmiş gibi sunuluyor, Berlkinski yukarıda yaptığım alıntıda ifade etti, bu şarlatanlık değil de nedir?</p>
<p>Asıl mesele şarlatanlık da değil.</p>
<p>Benim burada baştan beri değindiğim şey &#8220;naturalist dogma&#8221;dır. Buna dair tek kelime etmediniz. Neden naturalist dogmaya peşinen inanmak zorundayım? Neden evrimin en baştan gerçekleştiğini a priori kabul edip ayrıntılara yoğunlaşıyorum?</p>
<p>Niçin darwinizm eleştirilemiyor, bir din gibi savunuluyor, karşı çıkanlar etiketleniyor? Entelektüel terörizmdir bu, niçin buna cevap vermiyorsunuz? Minton&#8217;un Mayer&#8217;in ve benzerlerinin başına gelenlere neden birşey demiyorsunuz?</p>
<p>Kelebek fotoğrafları görsel kanıt için ağaç gövdelerine konuldu ve fotoğraflandı öyle mi? Bunu, sonraki yıllarda aynı bölgede 25 yılını harcayan bilim adamları sahtekarlığı ortaya çıkarttıktan sonra mı söylüyorlar? Demek görsellik. Yani kelebekler ağaç gövdelerine konmuyor çalı diplerinde duruyor. Peki niçin madem&#8221; açık renkliler ağaç gövdelerine konduğu için kuşlar tarafından farkedilediler avlandılar ve elendiler, koyu   renkliler farkedilmedikleri için kaldı&#8221; dendi onyıllarca?_Madem ağaç gövdeleri görsellik içindi neden böyle dendi Fuat bey? Karşınızda salak mı var sizin? Neden bu NS kanıtı olarak ders kitaplarına girdi? Sahtekarlık ancak bu kadar saçma bir argümanla savunulabilirdi, ama iyi oldu bu tavrınız, kendi kendinizin zihniyetini faş ettiniz.</p>
<p>Heackel&#8217;in sahtekarlığını Wells&#8217;ten değil Nature&#8217;daki bir makaleden okumuştum ilk olarak. Zannederim E. Penissi idi makalenin yazarı. İlginç olan halen bazı yayın organlarında bu çizimler evrim kanıtı olarak gösteriliyor. (En son M. Akyol ile tartışan bir Prof söyledi TV&#8217;de.)</p>
<p>Bu sahtekarlık konusunda  mesele salt &#8220;sahtekarlık&#8221; değil. Bir türlü anlayamadığınız şey bu gibi sahtekarlıkların üzerine bina edilen koca koca teorik çatılar olması. Ve insanların kandırılması.  Yılarca bunların ders olarak okutuşlması zihinlere işlenmesi. Wels&#8217;in ikonlarını biliyorsunuz, tamamına yapılan itirazları biliyorum, hiçbirisi yeterli değil. Ki Wells zaten cevaplarını verdi. Darwinian evrimnin belli başlı kanıtlarının tamamı icondur, bu konu tartışılmayacak kadar açık.</p>
<p>Ayrıca&#8230;</p>
<p>Heackel çizimleri doğru olsa bile ne ifade eder Allah aşkına? Bunu üzerine kuram kurulur mu? Homoloji ile neye varabilirsiniz, herhangi bir kompleks mekanizmanın  evrimini göstremedikten sonra? Şu ana kadar hangi kompleks mekanizmaların evrimi gösterilebildi? Yapılan sadece &#8220;bu buna anatomik olarak  benziyor, moleküler yapısı da benzerlik arzediyor, o halde bundan evrimleşmiş olmalı&#8221; demekten  başka nedir? Anatomik olarak benzeyip moleküler yapı açıısndan bezemeyenleri görünce eller ayaklar tutuşmuyor mu? Ya da tam tersi olarak moleküler olarak benzeyip anotomik olarak benzemeyen yapılar? &#8220;Homoloji olmadı anoloji verelim abi&#8221; durumları?</p>
<p>Feduccianın neyi savunduğunu çok iyi biliyorum. Feduccia kuşların başka bir dino grubundan evrimleştiğini savunuyor. Ben de soruyorum, madem bu kadar derin  görüş farklılığı var, nasıl olur da 150 yıldır Archaeopteryx&#8217;i ve ileri sürülen kökenini gösterip kuşların evrimi diye pazarlarsınız? Artı nasıl bu derece görüş farklılığı olabiliyor? Bu mu yadsınamayan gerçeklik? Bunların tamamı anotomik ve moleküler homolojiye dayanmıyor mu? Daha kendi aralarında anlaşamayan yani teorik olarak bile sağlam olmayan bir savı nasıl darwinizmin kanıtı olarak sunarsınız? Baştan beri dediğim bu, darwinian evrimin kanıt diye sunulan tüm argümanları aynı biçimde yetersizdir. Buna rağmen &#8220;gerçekmiş&#8221; gibi &#8220;bu mesele hallolmuş&#8221; gibi davranmak neden? Bundan daha büyük şarlatanlık olur mu? Böyle &#8220;gerçeği bulmuş&#8221; gibi davranmak, aksini düşünenlre saldırmak sahtekarklık değil mi?</p>
<p>Doğru, sağolsun Balbazar bana cevap verdi. Ama tuhaf olan verdiği cevapların çoğu  beni doğruluyordu. Yani zaten benim &#8220;eksik, yetersiz&#8221; dediklerimi doğrulamış oldu. Balbazar sadece yöntemsel olarak metadolojik naturalismi savundu, bazı kavramlar dışında darwinian açmazlara ilişkin fikir ayrılığımız yok pek. Yani nesnel verilerde hemfikiriz. O hokus pokus yapıyor ben ona karşı çıkıyorum. Balbazar metod olarak a priori biçimde naturalist olduğu için yeterli kanıt için geleceğe randevu veriyor. Ben de bu önkabulu kabul etmiyorum, kavga burada..</p>
<p>Wells&#8217;in kitabına yapılan itirazlara verdiği yanıtlar da ww.arn.org da var, oradan bakılabilir.</p>
<p>Son olarak şunları söylelyim.</p>
<p>Ben Balbazar&#8217;a da hak veriyorum bazı konularda. Onun belirttiği çekinceler haklı çekinceler. Fakat Balbazar&#8217;ın farketmediği şey şu, bunu savunurken öyle bir naturalist  dogmaya düşüyor ki aklım fikrim hayrete düşüyor. Gödel&#8217;den bahsedince hemen &#8220;siz gödel ne diyor biliyor musunuz? diyor. Sonra neyden bahsettiğini söyleyince de başka konuya geçiyor.</p>
<p>Sorum hala havada. naturalisme niçin iman etmek bilim paradigmamızı neden bunun a priori doğruluğu varsayımı ile kurmak zorundayız? Hakikat böyle mi aranır? Şu darwinistler kendilerini nasıl bir dolaba kilitlediklerinin farkındalar mı?</p>
<p>Benim sorum bu. Benim evrimle alıp veremediğim yok. Yukarıda yazımın linkini verdim.  Orada belirttim,  İslami açıdan darwinian evimle hiçbir sorun  olmamalı. Eğer inancı, darwinian teorinin reddiyle ayakta durabilen müslüman/teist varsa vay onun haline. Açık söyleyeyim benim theism inancıma göre Allah&#8217;ın darwinian evrim şeklinde bir türeme yapması kudretinin muhteşemliğini daha çok gösterir. Öyle bir sebep-sonuç zinciri ki ortaya çıkan meyva insan.. Bu muhteşem bir tablodor, ve ışınlanma yaratılıştan da çok daha akla yatkındır.</p>
<p>Ama iyi de kardeşim benim meselem bu değil ki.. Benim meselem geçmişte ne olduğu ile ilgili. Kanıtlar desteklemiyora neden bazı materyalistlerin paşa gönlü olacak diye darwinian evrimi kabul ediyorum? İşte söylüyorum yeterli delil olsun ikna olayım, hiçbir kabulum yok. Daha ne diyeyim?</p>
<p>Bırakın darwinian evrimin mekanişzma olarak doğrulanmasını AT&#8217;cilerin bir kısmının da savunduğu common descent türeme için bile yeterli kanıt göremiyorum.</p>
<p>Birşey yokken ali hatırınız için var mı diyeyim? Bana ne sizin naturalist imamnınızdan, darwinian evrime inanma mecburiyetinizden?  Benim felsefi düşüncemin öyle deli gömlekleri yok ki kendimi bağlayayım?</p>
<p>Oruçlu ağzımla çok yazdım, çok da yorgunum, bıktım bu tip tartışmalardan artık. İnanın bunlar bu başlıktaki son satırlarımdı..</p>
<p>Selamlar..</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Balbazar tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/02/20/onemli-bir-konferans/#comment-3430</link>
		<dc:creator>Balbazar</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Sep 2007 14:22:40 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/02/20/onemli-bir-konferans/#comment-3430</guid>
		<description>Tamam, bu son.

Didem: Elbette, kaygılarınızda haklısınız. Özellikle, bahsettiğim temel demokratik haklar konusunda bol bol ödün veren iktidarın, görünmeyen konularda alttan alta totaliterleşme eğiliminde olduğunu da göz önüne almak zorundayız: Ben AKP iktidara geldiğinden bu yana, tam üç ayrı olayda, milli eğitim müdürlüklerinin, derste evrim teorisinden bahseden öğretmenler hakkında soruşturma açtıklarına şahitlik ettim.

Fuatoğlan: Suat Demren'in sorularına tek tek cevap verme gereği hissetmenize çok güldüm. Aynı şeyi ben de yapıyordum, hiçbirşey eksik, cevapsız kalmasın diye, ama yine cevaplamamakla itham edileceksiniz, üzgünüm :)

Blue: O söylediklerim hiçbir şekilde bir şarta dayanmıyor, önce onu belirteyim. Bununla birlikte, karşımdaki insanlardan şu "temel demokratik" tavrı bekliyorum: Bilim kamuoyunda hiç itibarı olmayan bir siyasi ideolojinin, siyasi iktidarın politik hesapları nedeniyle okullarda biyolojik teori olarak okutulması anti-demokratik, anti-laik, ve gayriahlakidir. Bu konuda kamuoyunun yanlış fikir sahibi olduğu bilindiği halde, ısrarla bu yanlış bilinçlenmeye katkıda bulunmak entelektüel sorumluluğa sığmaz.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Tamam, bu son.</p>
<p>Didem: Elbette, kaygılarınızda haklısınız. Özellikle, bahsettiğim temel demokratik haklar konusunda bol bol ödün veren iktidarın, görünmeyen konularda alttan alta totaliterleşme eğiliminde olduğunu da göz önüne almak zorundayız: Ben AKP iktidara geldiğinden bu yana, tam üç ayrı olayda, milli eğitim müdürlüklerinin, derste evrim teorisinden bahseden öğretmenler hakkında soruşturma açtıklarına şahitlik ettim.</p>
<p>Fuatoğlan: Suat Demren&#8217;in sorularına tek tek cevap verme gereği hissetmenize çok güldüm. Aynı şeyi ben de yapıyordum, hiçbirşey eksik, cevapsız kalmasın diye, ama yine cevaplamamakla itham edileceksiniz, üzgünüm :)</p>
<p>Blue: O söylediklerim hiçbir şekilde bir şarta dayanmıyor, önce onu belirteyim. Bununla birlikte, karşımdaki insanlardan şu &#8220;temel demokratik&#8221; tavrı bekliyorum: Bilim kamuoyunda hiç itibarı olmayan bir siyasi ideolojinin, siyasi iktidarın politik hesapları nedeniyle okullarda biyolojik teori olarak okutulması anti-demokratik, anti-laik, ve gayriahlakidir. Bu konuda kamuoyunun yanlış fikir sahibi olduğu bilindiği halde, ısrarla bu yanlış bilinçlenmeye katkıda bulunmak entelektüel sorumluluğa sığmaz.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>blue tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/02/20/onemli-bir-konferans/#comment-3423</link>
		<dc:creator>blue</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Sep 2007 08:59:38 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/02/20/onemli-bir-konferans/#comment-3423</guid>
		<description>Sayın Balbazar,

&lt;blockquote&gt;Neyse, öncelikle, size de önyargılarınızı yargılamanızı tavsiye ederim. Saylan’a ve benzerlerine yönelik linç kültürünü eleştirmekte haklı olsanız da, Gül’e yönelik linç girişimlerini, insanların ellerinden alınan eğitim haklarını, seçilmiş vekillerin meclisten kovulmasını, iktidar beğenilmiyor diye hukukun yamultulmasını hoş göremeyiz - ve bütün bunları, birbirleriyle etkileşimlerini gözönüne alarak değerlendirmek zorundayız.&lt;/blockquote&gt;
Bu sözlerinizi ayakta alkışlıyorum. Bence önemli olan bu demokratik tavırdır. Evrim teorisine inanıp inanmamak konusu ise havanda su dövmek. Kendimi bildim bileli bu tartışma var. Bizden sonraki nesiller de büyük ihtimalle tartışmaya devam edecekler. Çünkü ne evrim teorisi bir şekilde ispatlanabiliyor, ne de karşı tezlerin sesi bir şekilde yankı bulabiliyor. Bu arada bir hocamın üniversitede kapısına astığı "Ve evrim ispatlandı !!!" şeklindeki küpürler gibi evrim, materyalistlerin sığınağı; evrim yalanlandı şeklindeki düşünceler de Adem ve Havva'dan geldiğine inanan kişiler için bir avuntu olmaya devam edecek. 
Ben bu tartışmalarda önemli olanın tavır olduğunu düşünüyorum. İnsanlar birbirlerine sarkastik bir tavır içinde olmamalı. Çünkü evrim teorisi bilimin tek gerçeği olmadığı gibi, akıllı tasarım da psuedo science kabul edilse de güçlü argümanlara sahip bir alternatif üretme çabasıdır ve takdir edilmelidir. Bilimin çabası gerçeği aramaktır. Bu yolda hiçbir argümanı "saçma !" bulmaya hakkı yoktur. Saçmalar da birer gerçek olabilir. Paralel evrenler de saçmadır, herşeyin bir patlamayla oluşması da saçmadır, yok bir kelebeğin kanat çırpmasından tayfunlar oluşurmuş saçmasapandır, maddenin hem dalga hem parçacık olması aptalcadır, karşıt madde absürddür. Herşeyin saçma olduğu bir dünyada bilimcilerin argümanları "saçma" diye nitelemesi de ilginç bir ironi olsa gerek. 
Tasarlanmış gibi duran biyolojik makinaların kör kuvvetlerin etkisiyle ortaya çıkmış olması da "bence" saçmadır. Ama bilim bizi bu saçmaya götürüyorsa buna karşı durma imkanım da yoktur. Henüz bizi götürdüğü bir yer olmadığına göre şimdilik kendi felsefemize göre hareket etmek durumundayız sanırım. Sözün özü kimse dayatmasın. Evrimin bilim dünyasında domine olması hiçbir şeyi ispatlamaz. Bilim adamlarının kiliselere bağlı olmaları da, Hudson enstitüsüyle bağlantıları da... Bilim bilimdir ve tek amacı gerçeğe ulaşmaktır.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sayın Balbazar,</p>
<blockquote><p>Neyse, öncelikle, size de önyargılarınızı yargılamanızı tavsiye ederim. Saylan’a ve benzerlerine yönelik linç kültürünü eleştirmekte haklı olsanız da, Gül’e yönelik linç girişimlerini, insanların ellerinden alınan eğitim haklarını, seçilmiş vekillerin meclisten kovulmasını, iktidar beğenilmiyor diye hukukun yamultulmasını hoş göremeyiz - ve bütün bunları, birbirleriyle etkileşimlerini gözönüne alarak değerlendirmek zorundayız.</p></blockquote>
<p>Bu sözlerinizi ayakta alkışlıyorum. Bence önemli olan bu demokratik tavırdır. Evrim teorisine inanıp inanmamak konusu ise havanda su dövmek. Kendimi bildim bileli bu tartışma var. Bizden sonraki nesiller de büyük ihtimalle tartışmaya devam edecekler. Çünkü ne evrim teorisi bir şekilde ispatlanabiliyor, ne de karşı tezlerin sesi bir şekilde yankı bulabiliyor. Bu arada bir hocamın üniversitede kapısına astığı &#8220;Ve evrim ispatlandı !!!&#8221; şeklindeki küpürler gibi evrim, materyalistlerin sığınağı; evrim yalanlandı şeklindeki düşünceler de Adem ve Havva&#8217;dan geldiğine inanan kişiler için bir avuntu olmaya devam edecek.<br />
Ben bu tartışmalarda önemli olanın tavır olduğunu düşünüyorum. İnsanlar birbirlerine sarkastik bir tavır içinde olmamalı. Çünkü evrim teorisi bilimin tek gerçeği olmadığı gibi, akıllı tasarım da psuedo science kabul edilse de güçlü argümanlara sahip bir alternatif üretme çabasıdır ve takdir edilmelidir. Bilimin çabası gerçeği aramaktır. Bu yolda hiçbir argümanı &#8220;saçma !&#8221; bulmaya hakkı yoktur. Saçmalar da birer gerçek olabilir. Paralel evrenler de saçmadır, herşeyin bir patlamayla oluşması da saçmadır, yok bir kelebeğin kanat çırpmasından tayfunlar oluşurmuş saçmasapandır, maddenin hem dalga hem parçacık olması aptalcadır, karşıt madde absürddür. Herşeyin saçma olduğu bir dünyada bilimcilerin argümanları &#8220;saçma&#8221; diye nitelemesi de ilginç bir ironi olsa gerek.<br />
Tasarlanmış gibi duran biyolojik makinaların kör kuvvetlerin etkisiyle ortaya çıkmış olması da &#8220;bence&#8221; saçmadır. Ama bilim bizi bu saçmaya götürüyorsa buna karşı durma imkanım da yoktur. Henüz bizi götürdüğü bir yer olmadığına göre şimdilik kendi felsefemize göre hareket etmek durumundayız sanırım. Sözün özü kimse dayatmasın. Evrimin bilim dünyasında domine olması hiçbir şeyi ispatlamaz. Bilim adamlarının kiliselere bağlı olmaları da, Hudson enstitüsüyle bağlantıları da&#8230; Bilim bilimdir ve tek amacı gerçeğe ulaşmaktır.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
