<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>
<channel>
	<title>&#8220;Evrim Karşıtı&#8221; Olunmalı mı? yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.derindusunce.org/2007/02/12/evrim-karsiti-olunmali-mi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.derindusunce.org/2007/02/12/evrim-karsiti-olunmali-mi/</link>
	<description>Grup platformu</description>
	<pubDate>Fri, 21 Nov 2008 11:55:22 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.2</generator>
		<item>
		<title>fuatogl tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/02/12/evrim-karsiti-olunmali-mi/#comment-5460</link>
		<dc:creator>fuatogl</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Nov 2007 19:20:09 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/02/12/evrim-karsiti-olunmali-mi/#comment-5460</guid>
		<description>Katılıyorum. Temel dertleri bir şekilde literatürlerini, argümanlarını okullara taşımak. Ki mesele kendi teorileri de değil pek, mesele evrim-teorisi. Tarihsel bir düşmanlık. Bunu başardıktan sonra sınırı olmaz zaten. Bizim din derslerinde olduğu gibi... Genel olarak dinden söz edildiğini iddia ederlerdi, ama asıl olarak belirli bir dinin uygulamalı eğitimi var.

Dediğiniz gibi, zaten okullar hakim bilimsel görüşü verir, tartışmaları vs. leri vermez. O işi yetkin insanlar akademi de yapar. Biyolojinin ne olduğunu öğrenecek insana bilimsel düzeyde bile olmayan tartışmaları vermek işi başka yerlere çeker. Ki geçerli tartışmalar bile verilmez çünkü biyoloji nedir diye öğrenecek insan o düzeyde değildir. Bilim yapanlar tartışır, eğer bilimsel anlamda da yeterince doyurucu birşey varsa okullarda verilir, "bilimsel teori bunu söylüyor" şeklinde. Mesela fizikteki sicim yada M-teorisi okullarda okutulmaz, henüz olgun ve tüm kriterleri karşılamadığı için. Ki dünyanın en önde giden fizikçilerinin yaklaşık 30 yıldır muazzam emek verdiği, tonlarca yayın ve matematiksel modellerin üretildiği bir teori. Milyarlarca dolar harcanan deneylerde kendine yer ayırabilen bir teori, ama kimsede çıkıp "bak bizim şu kadar denetimden geçmiş yayınımız var, okullarda okutulacağız, sansür yapıyorsunuz" deyip ağlayıp zırlamaz. Ayak oyunları ile toplumsal baskı kurmaya çalışmaz. Oturur bilim yapar. 5-10 kişi iken bugün yüzlerce yetkin fizikçiyi çalışmaları ile ikna edip çalışmaya devam ediyorlar.

Birde özellikle hak-hukuk adillik, "karşıt-görüşler de okutulsun" gibi kulağa çok hoş gelen argümanlar kulanıyorlar özellikle. Sanki bir sansür durumu varmış gibi göstermeye çalışıyorlar. "lay lay lom, bakın ne kadar açık görüşlüyüz" gibi tavırları var. Halbuki tam tersine istedikleri şey bilime, bilim üretenlere, bilimin yöntemlerine dair uzun tecrübeleri karşı yapılan bir saygısızlık söz konusu. Elin oğlu yıllarca didinsin, yayın yapsın, bilimi ikna etmeye çalışsın teorisini kabul ettirmek için (yine bilim ile, kilise cami ilişkisini kullanmadan); başkası hemen kestirmeden bir tanecik bilimsel araştırma programı bile kurmadan, doğru düzgün yayın bile yapmadan, onbinlerce bilim insanını temsil eden birliklerin karşıt görüş belirtmesine rağmen okullarda geçerli bir bilim imiş gibi okutulsun. Bu ancak bizim gibi ülkelerde olur ve oluyor. Ki bizlerde öyle akıllı tasarım gibi bilimsel kılıf vs. gibi şeylere de gerek yok zaten. Direktman yaratılış olarak veriliyor baba baba. AT bizim yaratılışcılar için daha geri bir nokta, neden ihtiyaç duyuyorlar anlamış değilim. İthal ve "made in USA" olduğu içindir belkide. Daha "modern" ve kıyak/fancy geliyor olabilir. "evvet! sonunda bizde bilimseliz artık, yaşasın!!" diyenlerde az değil sanırım.

Şurası artık kesin ama; geleceğin önemli bilimlerinden birisi olan genetiği çok fena şekilde ıskalamış durumdayız... Gerçi diğer alanlarda da pek farklı bir durum söz konusu değil maalesef. 50-100 yıl sonrasının "gerilik" tartışmalarına malzeme hazırlamaktan başka birşey yapmıyoruz. El oğlu geleceğe, üzerine inşa edebileceği birşey hazırlar, biz ise içine çakılacağımız şeyleri hazırlıyoruz hep... Kürt sorunu, darbeler, YÖK, çöp-bilim, lümpen nesil...ne varsa.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Katılıyorum. Temel dertleri bir şekilde literatürlerini, argümanlarını okullara taşımak. Ki mesele kendi teorileri de değil pek, mesele evrim-teorisi. Tarihsel bir düşmanlık. Bunu başardıktan sonra sınırı olmaz zaten. Bizim din derslerinde olduğu gibi&#8230; Genel olarak dinden söz edildiğini iddia ederlerdi, ama asıl olarak belirli bir dinin uygulamalı eğitimi var.</p>
<p>Dediğiniz gibi, zaten okullar hakim bilimsel görüşü verir, tartışmaları vs. leri vermez. O işi yetkin insanlar akademi de yapar. Biyolojinin ne olduğunu öğrenecek insana bilimsel düzeyde bile olmayan tartışmaları vermek işi başka yerlere çeker. Ki geçerli tartışmalar bile verilmez çünkü biyoloji nedir diye öğrenecek insan o düzeyde değildir. Bilim yapanlar tartışır, eğer bilimsel anlamda da yeterince doyurucu birşey varsa okullarda verilir, &#8220;bilimsel teori bunu söylüyor&#8221; şeklinde. Mesela fizikteki sicim yada M-teorisi okullarda okutulmaz, henüz olgun ve tüm kriterleri karşılamadığı için. Ki dünyanın en önde giden fizikçilerinin yaklaşık 30 yıldır muazzam emek verdiği, tonlarca yayın ve matematiksel modellerin üretildiği bir teori. Milyarlarca dolar harcanan deneylerde kendine yer ayırabilen bir teori, ama kimsede çıkıp &#8220;bak bizim şu kadar denetimden geçmiş yayınımız var, okullarda okutulacağız, sansür yapıyorsunuz&#8221; deyip ağlayıp zırlamaz. Ayak oyunları ile toplumsal baskı kurmaya çalışmaz. Oturur bilim yapar. 5-10 kişi iken bugün yüzlerce yetkin fizikçiyi çalışmaları ile ikna edip çalışmaya devam ediyorlar.</p>
<p>Birde özellikle hak-hukuk adillik, &#8220;karşıt-görüşler de okutulsun&#8221; gibi kulağa çok hoş gelen argümanlar kulanıyorlar özellikle. Sanki bir sansür durumu varmış gibi göstermeye çalışıyorlar. &#8220;lay lay lom, bakın ne kadar açık görüşlüyüz&#8221; gibi tavırları var. Halbuki tam tersine istedikleri şey bilime, bilim üretenlere, bilimin yöntemlerine dair uzun tecrübeleri karşı yapılan bir saygısızlık söz konusu. Elin oğlu yıllarca didinsin, yayın yapsın, bilimi ikna etmeye çalışsın teorisini kabul ettirmek için (yine bilim ile, kilise cami ilişkisini kullanmadan); başkası hemen kestirmeden bir tanecik bilimsel araştırma programı bile kurmadan, doğru düzgün yayın bile yapmadan, onbinlerce bilim insanını temsil eden birliklerin karşıt görüş belirtmesine rağmen okullarda geçerli bir bilim imiş gibi okutulsun. Bu ancak bizim gibi ülkelerde olur ve oluyor. Ki bizlerde öyle akıllı tasarım gibi bilimsel kılıf vs. gibi şeylere de gerek yok zaten. Direktman yaratılış olarak veriliyor baba baba. AT bizim yaratılışcılar için daha geri bir nokta, neden ihtiyaç duyuyorlar anlamış değilim. İthal ve &#8220;made in USA&#8221; olduğu içindir belkide. Daha &#8220;modern&#8221; ve kıyak/fancy geliyor olabilir. &#8220;evvet! sonunda bizde bilimseliz artık, yaşasın!!&#8221; diyenlerde az değil sanırım.</p>
<p>Şurası artık kesin ama; geleceğin önemli bilimlerinden birisi olan genetiği çok fena şekilde ıskalamış durumdayız&#8230; Gerçi diğer alanlarda da pek farklı bir durum söz konusu değil maalesef. 50-100 yıl sonrasının &#8220;gerilik&#8221; tartışmalarına malzeme hazırlamaktan başka birşey yapmıyoruz. El oğlu geleceğe, üzerine inşa edebileceği birşey hazırlar, biz ise içine çakılacağımız şeyleri hazırlıyoruz hep&#8230; Kürt sorunu, darbeler, YÖK, çöp-bilim, lümpen nesil&#8230;ne varsa.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>DB tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/02/12/evrim-karsiti-olunmali-mi/#comment-5451</link>
		<dc:creator>DB</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Nov 2007 13:48:30 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/02/12/evrim-karsiti-olunmali-mi/#comment-5451</guid>
		<description>Zaten AT savunucuları da strateji değiştirdiler. Artık okullarda AT okutulsun demiyorlar çünkü okullarda okutulabilecek ve bilimsel bir teori olarak nitelenebilecek bir AT teorisi yok. Bunu en önde gelen AT savunucuları söylüyor (itirazı eden olursa alıntılarla bunu kanıtlayabilirim). Yeni strateji evrim teorisi konusundaki tartışmalı konuların okullarda öğretilmesi. Bunun için uğraşıyorlar. Bu üniversitede olabilir ama bilimadamları arasında olması gereken tartışmaların ortaöğretim seviyesindeki öğrencilere anlatılması bence gereksiz. Her bilim dalında tartışmalı birçok konu vardır ama bu konularda tartışmalar öğrencilere aktarılmıyor. Neden sadece evrim konusundaki tartışmalar okullara taşınsın ki? Üniversitede bu elbette yapılabilir ve yapılması faydalı da olur. Ama ortaöğretimde bu bence gereksiz ve faydadan çok zararlı olacak bir uygulama olur.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Zaten AT savunucuları da strateji değiştirdiler. Artık okullarda AT okutulsun demiyorlar çünkü okullarda okutulabilecek ve bilimsel bir teori olarak nitelenebilecek bir AT teorisi yok. Bunu en önde gelen AT savunucuları söylüyor (itirazı eden olursa alıntılarla bunu kanıtlayabilirim). Yeni strateji evrim teorisi konusundaki tartışmalı konuların okullarda öğretilmesi. Bunun için uğraşıyorlar. Bu üniversitede olabilir ama bilimadamları arasında olması gereken tartışmaların ortaöğretim seviyesindeki öğrencilere anlatılması bence gereksiz. Her bilim dalında tartışmalı birçok konu vardır ama bu konularda tartışmalar öğrencilere aktarılmıyor. Neden sadece evrim konusundaki tartışmalar okullara taşınsın ki? Üniversitede bu elbette yapılabilir ve yapılması faydalı da olur. Ama ortaöğretimde bu bence gereksiz ve faydadan çok zararlı olacak bir uygulama olur.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>adizioglu tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/02/12/evrim-karsiti-olunmali-mi/#comment-5447</link>
		<dc:creator>adizioglu</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Nov 2007 08:14:11 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/02/12/evrim-karsiti-olunmali-mi/#comment-5447</guid>
		<description>Evrimle ilgili ilk yapılan temel yanlış, bir hipotezin yanlış olduğunu veya ispatında zorluk olan noktaların olması, başka bir hipotezi doğrulamaz. Mesela evrin hipotezi tamamen yanlış olduğunu ispatlasak bile bu Yaratışcılık veya Akıllı Tasarım hipotezlerinin isplatlanması anlamına gelmez. Bunlarında kendi içinde delilleri olması gerekir. Bilim böyle çalışır. A hipotezi yanlıştır o zaman B hipotezi doğrudur diye bir önerme bilimde yer almaz. Yaradılışçılıkla veya AT ilgili ortada hiç bir delil ortada yok ve o zaman evrim doğrudur nasıl diyemiyorsak, evrimde şu konularda sorun var o zaman Yaradışçılık veya Akıllı Tasarım doğru da diyemeyiz, En büyük yanlış burda yapılıyor. Ve aynı zamanda evrimle ilgili de bir çok da bilimsel delil var.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Evrimle ilgili ilk yapılan temel yanlış, bir hipotezin yanlış olduğunu veya ispatında zorluk olan noktaların olması, başka bir hipotezi doğrulamaz. Mesela evrin hipotezi tamamen yanlış olduğunu ispatlasak bile bu Yaratışcılık veya Akıllı Tasarım hipotezlerinin isplatlanması anlamına gelmez. Bunlarında kendi içinde delilleri olması gerekir. Bilim böyle çalışır. A hipotezi yanlıştır o zaman B hipotezi doğrudur diye bir önerme bilimde yer almaz. Yaradılışçılıkla veya AT ilgili ortada hiç bir delil ortada yok ve o zaman evrim doğrudur nasıl diyemiyorsak, evrimde şu konularda sorun var o zaman Yaradışçılık veya Akıllı Tasarım doğru da diyemeyiz, En büyük yanlış burda yapılıyor. Ve aynı zamanda evrimle ilgili de bir çok da bilimsel delil var.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Balbazar tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/02/12/evrim-karsiti-olunmali-mi/#comment-5378</link>
		<dc:creator>Balbazar</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 30 Oct 2007 03:57:34 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/02/12/evrim-karsiti-olunmali-mi/#comment-5378</guid>
		<description>@T. Suat Demren:

Anlamadım? Stalin Darwin'e teori geliştirttirip sonra ajanı Scopes'a bunu okullarda okut, okutturmazlarsa da mahkeme çık mı demiş?

Yoksa kuzu postuna bürünmüş kurdun kuzu olduğuna bizi ikna etmek için Scopes'un okutmasina izin verilmeyen kuramın ondan yarım yüzyıl önce ortaya atılmış, daha sonra tartışılmış, sindirilmiş, ve akademik kamuoyunda büyük ölçüde destek görmiş olduğu gibi gerçekleri görmezden mi geliyorsunuz? 

Bakın, bir diğer kuzu postuna bürünmüş kurt da "bugün zencilerin beyazlara zulmettiğini" iddia ediyor, mazlum ayağına yatmak pek makbul bu devirde. Hem onların "saygın bilim adamı dogmalara aykırı konuşunca afaroz edildi" yakarmaları daha sahici, çünkü bilimi ırkçılığına alet etmeye çalışan Watson'a hiç tolerans gösterilmedi. Fanatizme bayrak olacak kitap yazınca büyük biyokimyacı mertebesine yükselen birinden bahsetmiyoruz burada, DNA'yı bulan adamdan bahsediyoruz...

Cumhuriyet Bayramınız kutlu olsun!</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>@T. Suat Demren:</p>
<p>Anlamadım? Stalin Darwin&#8217;e teori geliştirttirip sonra ajanı Scopes&#8217;a bunu okullarda okut, okutturmazlarsa da mahkeme çık mı demiş?</p>
<p>Yoksa kuzu postuna bürünmüş kurdun kuzu olduğuna bizi ikna etmek için Scopes&#8217;un okutmasina izin verilmeyen kuramın ondan yarım yüzyıl önce ortaya atılmış, daha sonra tartışılmış, sindirilmiş, ve akademik kamuoyunda büyük ölçüde destek görmiş olduğu gibi gerçekleri görmezden mi geliyorsunuz? </p>
<p>Bakın, bir diğer kuzu postuna bürünmüş kurt da &#8220;bugün zencilerin beyazlara zulmettiğini&#8221; iddia ediyor, mazlum ayağına yatmak pek makbul bu devirde. Hem onların &#8220;saygın bilim adamı dogmalara aykırı konuşunca afaroz edildi&#8221; yakarmaları daha sahici, çünkü bilimi ırkçılığına alet etmeye çalışan Watson&#8217;a hiç tolerans gösterilmedi. Fanatizme bayrak olacak kitap yazınca büyük biyokimyacı mertebesine yükselen birinden bahsetmiyoruz burada, DNA&#8217;yı bulan adamdan bahsediyoruz&#8230;</p>
<p>Cumhuriyet Bayramınız kutlu olsun!</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>fuatogl tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/02/12/evrim-karsiti-olunmali-mi/#comment-5059</link>
		<dc:creator>fuatogl</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Oct 2007 21:14:55 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/02/12/evrim-karsiti-olunmali-mi/#comment-5059</guid>
		<description>@Spinoza, ben ne demek istediğimi tam olarak anlatamadım diye düşünüyorum, eskimeye yüz tutmuş tartışmamızda. Aslında klasik bir "God-of-the-gaps" durumu söz konusu. Siz bilime, sanki bir at imiş gibi binip, istediğiniz bir noktaya kadar gidiyorsunuz, sonra o atı orada vurup "hadi hep beraber ot çekelim güzelleşelim bundan sonra uçarak gidelim, daha hızlı" diyorsunuz. Bilimin her zaman bir sınırı var, ama bu statik bir sınır değildir. Siz şu anda ki bilimin vardığı yerin mutlak olduğunu oldğunu iddia ediyorsunuz dolaylı yoldan. 2008 için yaklaşık 2 milyar Euroluk ivmelendiricileri sırf eğlence olsun diye mi yapıyorlar partikül dövüştürmek için? Bu hızlandırıcılarda her yeni enerji seviyesinde fizik genişliyor yenileniyor. Teleskopun merceği gibi, mercek değişiyor daha güçlü bir mercek ile. Yada 2015 civarı için LISA deneyi laf olsun diye mi hazırlanıyor. Araştırma yapılan tonlarca alan var, Quantum kozmoloji den tutun görecelik teorisinin Quantum fiziği ile uyumlu hale getirilme çabalarına kadar. Sorun şu değil; "Elimizde 100% doğru bir fizik var, ama belli bir noktadan sonra bu "doğru" fzik çöküyor, dolaysıyla yapacak birşey kalmıyor." Böyle birşey yok. Var olan teoriler henüz yetersiz olduğu için singularity gibi saçma sapan sonuçlar çıkıyor. Buna dondurmaya çalışdığınız Big-Bang teorisi de dahildir. Bizim bildiğimizin ötesine, yani post-BigBang ötesine (kendisine) gidebilmek için Einstein ın görecelik teorisi ile Quantum fiziğinin uyumlu/unified olması gerekiyor. Klasik görecelik yetmiyor ve saçma sonuçlar çıkıyor. Geliştikleri alanda ikisi de doğru ama birbirleri ile çeliştikleri durumlar var. Newton fiziği ile görecelik fiziği arasındaki fark, aynen görecelik ve Quantum fiziği arasında da var. İncelik meselesi. Dedğim gibi popüler anlamda BigBang hakkında bilinenler, saçma sonuç veren görecelik fiziğine göredir. Quantum gravitational efektler uygulanmadan anlaşılamıyacağı anlatılır. Bunların birleşimini yapmadan (herşeyin teorisi demiyorum) öteye bakamiyoruz. Ve mutlak anlamda bunun yapilamiyacagini iddia edemezsiniz, tam tersine eldekiler doğru ise yapılabilmesi gerekiyor. Yeni kurulan LHC nin ana amaçlarından bir tanesi de bu (bu yıl çalıştırılacak). Standard partikül modelindeki boşlukları doldurup teoriyi daha ince ayarlı yapmaya çalışıyorlar. Bu nokta çok önemli ve genelde üzerinden atlanır. Herkes uçmaya hevesli çünkü. Harıl gürül yapılan çalışmalar o yüzden sizin iddia ettiğiniz gibi saçma sapan şeyler değil. Fizik gelişecek, olay kısaca budur.(Loop Quantum theory ye bakabilirsiniz).

O yüzden sizin argümanınız yanlış, en azından çok çok erken, biraz sabredin.Bu sabır işinin tarih boyunca öğrenilememiş olmasının bir sebebi olmaliı diye düşünüyorum.
Ben bu noktada durduğum için, buna ilişkin yaptığınız uzun tartışmaları neden geçerli saymadığımı anladığınızı umuyorum.
&lt;blockquote&gt;[...] some theologians, at least, should be sufficiently well-versed in the sciences to make authentic and creative use of the resources that the best-established theories may offer them. Such an expertise would prevent them from making uncritical and overhasty use for apologetic purposes of such recent theories as that of the “Big Bang” in cosmology.
&lt;em&gt;Letter of Pope John Paul II&lt;/em&gt;
&lt;/blockquote&gt;
John Paul un aklı başında, "acele etmeyelim" dedirten danışmanları olduğunu düşünüyorum.

Tum bunların yanında, şahsen, potansiyel test case sunabilen "spekulasyonlari", uzerinde konuşulması bile zor olan kaygan sabun gibi alternatif açıklamalardan üstün tutarım. Makul, mantıklı olma vs. ibresi bilme eylemine doğru kayıyor bana göre. Sizin bilime &lt;strong&gt;mutlak&lt;/strong&gt; bir sınır çekip ibreyi diğer tarafa çekme hevesinizi de anlayabiliyorum. Klasik, bildiğimiz bir heves.

&lt;blockquote&gt;"Bu bağlamda çok evren modelleri de tanrı da bilimsel olmayıp aynı mantıksal geçerliliğe sahip olmuş olur. Yani deney ve gözlemler sonucunda evrenin nedeni olarak öne süreceğimiz iki temel görüş kalıyor. Buraya kadar anlaşabileceğimizi düşünüyorum !? :-)"&lt;/blockquote&gt;
Anlaşamıyoruz çünkü oraya kadar katılmıyorum :-P. Aynı mantıksal geçerliliğe sahip değiller, ikisinin dayandığı "sınır" farklı diye anlatmaya çalışıyorum, ve illa çok evren de lması gerekmiyor. Birisi bilinmeyene, diğeri &lt;strong&gt;genişleyen&lt;/strong&gt; fiziğin sınırında.
Ve tekerlemenizde premise olarak kabul ettikleriniz mutlak anlamda doğru değil. Evrenin bir "şey" olarak neden e ihtiyaç duyan bir teselsül içinde olduğunu TRUE kabul eden bir çıkış noktanız var. Böyle birşey yok. BigBang bunun kanıtı değildir kesinlikle, aksini söylemek de Big-Bang i yok saymak değildir. "Su noktaya gidebiliyoruz, daha başka kesinlikle gidilemez, ve oncesi hiçliktir" gibi birşey demiyor BigBang.
&lt;blockquote&gt;A aynı zamanda algımızın bittiğinin kanıtıdır.&lt;/blockquote&gt;
Bunu neden kabul etmediğimi yukarıda anlatmaya calıştım. Bir genişlemenin sınırındayız.
&lt;blockquote&gt;Kim teoriyi mutlak eğilmez bükülmez kabul edip, işine gelen teoriyi (evrimi veya big bang’i) yok veya var sayıyor? Daha iki gün oldu geleli, başkasıyla karıştırıyorsunuz sanırım :-)
&lt;/blockquote&gt;
Diğer yorumlarınızdan aynen o anlam çıkıyor, maalesef. Zaten  günü baya geçti aşinalığımız.

&lt;blockquote&gt;Sağduyu ile mantığı birbirine karıştırmışsınız. Bir şeyin mantıksız olması demek, mantıksal olarak &lt;em&gt;imkânsız&lt;/em&gt; ve &lt;em&gt;kendi içinde çelişik&lt;/em&gt; olması demektir. Meselâ &lt;em&gt;hacimli üçgen, 4 kenarlı çember ve 5 kenarlı kare&lt;/em&gt; çelişkili olduklarından dolayı mantıksız olup var olduklarını iddia etmek tutarsızlıktır.
&lt;/blockquote&gt;
Sizin saçma dediğiniz matematiksel hesaplarda verdiğiniz örneklerdeki gibi "içkin" bir celişki yok. O yuzden verdiğim örnegin paralelliginde bir sorun yok diye düşünüyorum.
&lt;blockquote&gt;Meselâ örneğini verdiğiniz kuantum kuramına göre bir partikülün hem partikül hem de dalga özelliği sergilemesi sağduyuya aykırıdır ama imkânsız yani mantıksız değildir.
&lt;/blockquote&gt;
Imkansız degildir, ama bizim alışık olduğumuz anlamda mantıklı filan da değildir. Baya baya garip bir davranış var o iki yarık karşısında. Alışık olduğumuz determinist, etki-tepki ye dayalı mantık yürütmelerimiz tamamen geçersiz kılınıyor o alemde. Ancak "başka" bir mantık ile anlaşılmaya çalışılıyor. O olmasaydı mantıksız kalmaya devam edecekti.
&lt;blockquote&gt;Özetle kuantum mekaniği, sizin iddia ettiğiniz gibi mantıksız değil, sağduyuya uymayan mantıklı bir kuramdır.
Aynı cümledeki diğer hatanız ise (çok sık yapılıyor bu) maddenin ontolojisi ile insanın epistemolojisini birbirine karıştırmanız. Kuantum kuramındaki belirsizlik ve algılama sorunu maddenin doğasına ilişkin belirsizliktir. Kuram, maddenin hareketini açıklayan mahfuz değişkenleri yadsımaktadır. Yani belirsizlik bilgiye (epistemiye ) dayalı değil, maddenin doğasına (ontik) ilişkin olmalıdır.
&lt;/blockquote&gt;
Ben kuantum teorisinin saçma olduğunu anlatmaya çalışmıyorum size :) Insan epistemolojisinin mutlak olmadığını, birşeyin yokluğunda başka birşeyin mantıksız olarak algılanabileceğini anlatmaya calıştım. Sizin Tanrı açıklamasına alternatif başka açıklamalara saçma demenizinden yola çıkıyorum. Özne ve nesneyi karıştırdığımı düşünmüyorum.
&lt;blockquote&gt;Bende onu soruyorum işte, basit bir entitinin kendisinden daha karmaşık bir şey yaratamıyor oluşunu neye dayandırıyorsunuz? Sağduyunuza değil mi? :-) Oysa bunun mantıksız olduğunu göstermeniz gerekiyor. Kuantum da sağduyuya uymuyor ama mantıklı.
&lt;/blockquote&gt;
Tuzağa bak. Ilahi adalet boyle birşey olmalı. Siz kendi basitlik anlayışınıza göre sağduyunuzla bir karmaşıklık hiyerarşisi kurup "daha basit" diyerek Tanri açıklamasını makul kabul ediyorsunuz fakat başkasına gelince sağduyunuzu cöpe atınız diyorsunuz. 100MB lik bir mp3 dosyasının 1KB a kadar ZIPlenebilecegini inanmamı isityorsunuz sayın Spinoza. Bana hiç basit ve makul gelmiyor sizin işleriniz :). Sizin kendi argümanınız su götürmez mantıksal bir kanıtlama değil, öyle olduğunu da iddia etmiyorsunuz zaten. Ama karşı argüman neden mantık ısbatları yapmak zorunda kalıyor :) Sağduyumu neden cöpe atmak zorunda kaliyorum tanriyi kabul etmek icin? Basit mi bu? Tüm zekamızı, bilgimizi, sağduyumuzu çöpe atarsak herşey basit olur zaten sayın Spinoza, bunda şaşıracak birşey yok?

Diğer tarafda girdik, farklı alanlarda aynı sistemler icin kurulabilen karmaşıklık hiterarşileri var, aynı şekilde problemler için farkli karmaşıkık sınıfları var, NP complete vs.vs. Daha ben hiçbir alanda, berlirli bir data/complexity entropisi olan birşeyin decoding ile azaltılabileceğini görmedim.Yada az bilginin çok bilgi üretebileceğini de görmedim aynı şekilde. Bunu yapabilsem 100MB yi 1KB ye donusturebilen FDE (Fuat Data Compression) diye bir compression algoritması ile köşeyi dönerdim.
Tanrının durumunda,yaratma anında bilgi artışı olabilmesi için başka birşey gerekiyor eger karmaşik değil ise. Pat demem ondan, ne desem diye bende düşündüm. "Pat" yerine bir "süreç" varsa o zaman durum farklı (mesela biyolojik evrim gibi). Ama Tanri aciklamasini basitlestiren birsey degil yine. Neyse, sonuçta ben bilgi teorisinden vs. den buna ilişkin elde ettiğim tüm tecrübelerimi çöpe atmam gerekiyor sizin açıklamayı kendimce basitleştirmek için. Quantum fizigi bildiklerimi,sağduyumu degiştirebilecek bir açıklama getirmeye çalışıyor, ama Tanrı "açıklamasında" bu yok. Bir hiç ve tonlarca soru, başka birşey yok.
Ki normalde birşeyin olamıyacağı değil, olabileceği gösterilir. Ortada bir problem var, birşey kendinden daha karmaşık birşeye yolaçabilir mi açamaz mı. Bu problemi cozmenin en mantikli yolu bunun olabilecegini gosteren bir tane örneği göstermekten geçiyor (memory olmadan, yoksa iş yine basit olmaktan çıkar).
Ve yine tekrar ediyorum, bu tartışma en başta belirttiğim sebepten dolayı zaten geçersiz, ne diye yazı döküyorsam.

&lt;blockquote&gt;Bana sorarsanız evren hiçlikten çıktı derim, çünkü bu işime gelir. Sonuçta hiçliğin nesnel tarifi yok ve açıklama teolojinin yoktan var olma savı ile uyum içinde.
&lt;/blockquote&gt;
hehe.. Tanrının hiçlikten yaratması değil ama, orada hiç olan tanrının kendisi idi :) Ondan sonra aynı hiç i alıp "nesnel tarifi yok" diyerek, nasıl olsa sonra tarif edilir dercesine tekrar can vermeye calışmanıza hayran kaldım. Zekanızı/kıvraklığınızı felsefik terminatorler yaratmak için kullanacağınıza başka yerlerde kullansanız çok daha başarılı olacağınıza eminim :)

&lt;blockquote&gt;Yukarıda yazdım, tanrı ve alternatif açıklamalar arasında bizi tanrı alternatiflerine tercihe zorlayacak mantıksal bir sonuç gösterebilir misiniz? Gösteremediğiniz sürece tartışmayı uzatmanın anlamı kalmaz. Ben bunu bekliyorum sizden, çok şey istemiyorum heralde? :- )
&lt;/blockquote&gt;
Alternatif seylerin neden farkli mahiyette oldugunu yine en basta anlatmaya calıştım. Ve siz tersini gösteremiyorsunuz, o yüzden de mantık yarışına sokacak değilim. Kasmayın boşuna. Bir "açıklamayı" hak etmediği düzeye çekmenin lüzumu yok.
&lt;blockquote&gt;Hay Allah, çok bilindik bir argüman aslında, pekâlâ hemen merakınızı gidereyim.
1. Her başlangıcı olanın sebebi vardır (posterior)
2. Evrenin başlangıcı vardır (posterior)
3. O halde evrenin sebebi olmalıdır (vargı)
&lt;/blockquote&gt;
Argumanin kendisini bilmeyen kalmadi, tekerleme gibi mubarek. Acaba benim bilmedigim yeni bir endüksiyon yöntemi m var diye merak ettim, bildiklerimin coğu sorunlu da. Yanlış olanlara da endüksiyon dememeyi tercih ediyorum.
Yukarıdakı setup olarak gayet doğru, fakat premise 2 doğru değil, en önemlisi de bu kanımca. Premise 1 ise quantum dunyasinda bırazcık sallantıda yada belirsiz diyelim. Ayrica, premise 1 argumanınızda evrenin içersindeki şeyler için geçerli değil mi? Peki evren ayni ozellikte bir "sey" mi? Yada etki tepki teselsülünde "etki edebilen" ve "etki edilebilen" "sey" lerin özellikleri nedir? Bir etkileyici olan tanrı bu özellikleri içermesi gerekmiyor mu (yani etki edilebilen aynı zamanda)? Yada, "etki etmek" ile "var etmek" aynı şeyler midir? Yada premise 1 etki-tepki değil de,  farkli olarak "yoktan var olma"  zincirlemesi ise zaten kendi başına sallantıda olacak, şu meşhur "begging the question" durumu yani. Dönüşmek ile hiç den var olmak arasında azıcık fark var. Bugün başlangıç-son dediğimiz şeyler bizim konseptlerimiz içindir. Örneğin Elma konsepti, var olur ve sonra yok olur. Ama elmayı oluşturan şeyler aynen korunuyor, birşey yoktan var olup sonra tekrar yok olmuyor. O yüzden o şekilde vargıya varmak koca bir hata olur Premise 1 e dayanarak. 2 yanlış Premise, 1 doğru yargı yapıyor diye hesapladınız sanırım. Üzgünüm, olmuyor öyle.
Bana sorarsanız tekerlemeniz dökülüyor sayın Spinoza. Fallacy (sallama) tablosunun hepsi ezberimde değil ama, oradaki birkaç tanesine başvurmamız gerekiyor sanırım :) Problemleri düzeltip tekrar gelebilirsiniz. Aklımda 2-3 bildik klasik hata daha var, onları da yeni haline saklamak istiyorum ki tatli muhabbetimiz devam etsin.
&lt;blockquote&gt;2 önermesi de 1 kadar sağlam sayılabilecek bir önermedir. Evren genişliyorsa, saat geri sarıldığında genişlemenin tersi olmalıdır zorunlu sonucuna ulaşırız.
&lt;/blockquote&gt;
Pek saglam olmadigi anladik sanirim. Ve ayrica...neyse saklayalım bunu.
&lt;blockquote&gt;3 önermesi de bunlardan mecburi olarak çıkarılan sonuçtur.&lt;/blockquote&gt;
Evet,neredeyse, ama doğru olmaları durumunda.
&lt;blockquote&gt;Teolojinin bu çıkarsaması şu şekildeydi “tecrübemiz ve algı sınırımız, şeylerin başı ve sonlu olduğunu gösterdiğine göre, evrenin de başı ve sonu olmalıdır” Yani teoloji desteksiz atmıyordu, bilinenden bilinmeyene analoji yoluyla, tümevarımla ulaşıyordu.
&lt;/blockquote&gt;
Dedigim gibi “konsept” olarak şeylerin başı ve sonu olması farklı, yoktan var olması farklı.(Yoksa siz ERKE cimisiniz?) İki durum özdeş değil yani (özdeşlik konusunda bana ders vermiştiniz, ukalalık yapmıyayım şimdi, ne dediğimi anladınız).
Teoloji desteksiz atmaya en müsait ortam diye biliyorum ben. Ki bu özel konuda fazla olasılık yok zaten.
1-Başı ve sonu vardır.
2-Başı vardır, sonu yoktur.
3-Başı yoktur, sonu vardır.
4-Başı ve sonu yoktur.
Bunlardan hangisini sallasak bugünkü bilgiyi ”yorumlamakla” aşağı yukarı eşit derecede "destek" bulabiliriz. Vedic lerde yapıyor, budistlerde vs.vs lerde yapıyor aynı şeyleri. Çok etkileyici değil açıkcası. O yüzden bırakalım bunları, neyi çözebiliyorsak çözmeye çalışalım oraya buraya yamamaya çalışmadan.
Birde öbür tarafı var bu işlerin. Bu tarz tricky şeylerle kanıtlamaya çalışdığınız “entity” fikri nereden geliyor? Modern fizikten yada bu tekerlemelerden gelmediğini hepimiz biliyoruz herhalde. Kaynağına da bakmak lazım, hani gosterge açısından. Her zaman bir fikir verir.
Ol diyecek, milyarlarca yıldız, galaksi yaratacak ondan sonra, süpernovalar, quasarlar, kara delikler (singularity var oralarda da!!!) sonra bir dünya doğacak 4 millar yılda, milyarlarca yıl canlılarla uğraşacak, aşamalı olarak indirgenemez şeyler ekleyecek, sonra o kadar milyar yıl uğraştığı eseri büyük felaketlerle yok edecek, sonra nihayet insanlar ekleyecek ondan sonra, aşama aşama, milyonlarca yıl geçecek ve sonra 10 emirler verecek (neden 10, PR mı!?), ve benim gibi evrende noktacık bile olmayan insancıkları cehennemde kızgın ateşler içinde insanlık dışı(:-)) işkenceler, kaynayan sular, sonsuz bir zaman boyunca sonsuz acılar ile tehdit edecek!? Onu kabul edersem sonsuz güzellikte (yine sonsuzluğa kadar tabi) bir mekana gönderileceğim, her güzellik ayağımın altında...ama canım istediğinde bir yere girip bi soğuk bira içemeyeceğim, çaktırmadan karaborsadan da alamıyacağım çünkü big-brother misali herşey bilinecek!? Ynılmıyorsam aşağı yukarı böyle birşeyden çıkıyor sizin daha makul dediğiniz açıklamaya konu olan "entity".</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>@Spinoza, ben ne demek istediğimi tam olarak anlatamadım diye düşünüyorum, eskimeye yüz tutmuş tartışmamızda. Aslında klasik bir &#8220;God-of-the-gaps&#8221; durumu söz konusu. Siz bilime, sanki bir at imiş gibi binip, istediğiniz bir noktaya kadar gidiyorsunuz, sonra o atı orada vurup &#8220;hadi hep beraber ot çekelim güzelleşelim bundan sonra uçarak gidelim, daha hızlı&#8221; diyorsunuz. Bilimin her zaman bir sınırı var, ama bu statik bir sınır değildir. Siz şu anda ki bilimin vardığı yerin mutlak olduğunu oldğunu iddia ediyorsunuz dolaylı yoldan. 2008 için yaklaşık 2 milyar Euroluk ivmelendiricileri sırf eğlence olsun diye mi yapıyorlar partikül dövüştürmek için? Bu hızlandırıcılarda her yeni enerji seviyesinde fizik genişliyor yenileniyor. Teleskopun merceği gibi, mercek değişiyor daha güçlü bir mercek ile. Yada 2015 civarı için LISA deneyi laf olsun diye mi hazırlanıyor. Araştırma yapılan tonlarca alan var, Quantum kozmoloji den tutun görecelik teorisinin Quantum fiziği ile uyumlu hale getirilme çabalarına kadar. Sorun şu değil; &#8220;Elimizde 100% doğru bir fizik var, ama belli bir noktadan sonra bu &#8220;doğru&#8221; fzik çöküyor, dolaysıyla yapacak birşey kalmıyor.&#8221; Böyle birşey yok. Var olan teoriler henüz yetersiz olduğu için singularity gibi saçma sapan sonuçlar çıkıyor. Buna dondurmaya çalışdığınız Big-Bang teorisi de dahildir. Bizim bildiğimizin ötesine, yani post-BigBang ötesine (kendisine) gidebilmek için Einstein ın görecelik teorisi ile Quantum fiziğinin uyumlu/unified olması gerekiyor. Klasik görecelik yetmiyor ve saçma sonuçlar çıkıyor. Geliştikleri alanda ikisi de doğru ama birbirleri ile çeliştikleri durumlar var. Newton fiziği ile görecelik fiziği arasındaki fark, aynen görecelik ve Quantum fiziği arasında da var. İncelik meselesi. Dedğim gibi popüler anlamda BigBang hakkında bilinenler, saçma sonuç veren görecelik fiziğine göredir. Quantum gravitational efektler uygulanmadan anlaşılamıyacağı anlatılır. Bunların birleşimini yapmadan (herşeyin teorisi demiyorum) öteye bakamiyoruz. Ve mutlak anlamda bunun yapilamiyacagini iddia edemezsiniz, tam tersine eldekiler doğru ise yapılabilmesi gerekiyor. Yeni kurulan LHC nin ana amaçlarından bir tanesi de bu (bu yıl çalıştırılacak). Standard partikül modelindeki boşlukları doldurup teoriyi daha ince ayarlı yapmaya çalışıyorlar. Bu nokta çok önemli ve genelde üzerinden atlanır. Herkes uçmaya hevesli çünkü. Harıl gürül yapılan çalışmalar o yüzden sizin iddia ettiğiniz gibi saçma sapan şeyler değil. Fizik gelişecek, olay kısaca budur.(Loop Quantum theory ye bakabilirsiniz).</p>
<p>O yüzden sizin argümanınız yanlış, en azından çok çok erken, biraz sabredin.Bu sabır işinin tarih boyunca öğrenilememiş olmasının bir sebebi olmaliı diye düşünüyorum.<br />
Ben bu noktada durduğum için, buna ilişkin yaptığınız uzun tartışmaları neden geçerli saymadığımı anladığınızı umuyorum.</p>
<blockquote><p>[...] some theologians, at least, should be sufficiently well-versed in the sciences to make authentic and creative use of the resources that the best-established theories may offer them. Such an expertise would prevent them from making uncritical and overhasty use for apologetic purposes of such recent theories as that of the “Big Bang” in cosmology.<br />
<em>Letter of Pope John Paul II</em>
</p></blockquote>
<p>John Paul un aklı başında, &#8220;acele etmeyelim&#8221; dedirten danışmanları olduğunu düşünüyorum.</p>
<p>Tum bunların yanında, şahsen, potansiyel test case sunabilen &#8220;spekulasyonlari&#8221;, uzerinde konuşulması bile zor olan kaygan sabun gibi alternatif açıklamalardan üstün tutarım. Makul, mantıklı olma vs. ibresi bilme eylemine doğru kayıyor bana göre. Sizin bilime <strong>mutlak</strong> bir sınır çekip ibreyi diğer tarafa çekme hevesinizi de anlayabiliyorum. Klasik, bildiğimiz bir heves.</p>
<blockquote><p>&#8220;Bu bağlamda çok evren modelleri de tanrı da bilimsel olmayıp aynı mantıksal geçerliliğe sahip olmuş olur. Yani deney ve gözlemler sonucunda evrenin nedeni olarak öne süreceğimiz iki temel görüş kalıyor. Buraya kadar anlaşabileceğimizi düşünüyorum !? :-)&#8221;</p></blockquote>
<p>Anlaşamıyoruz çünkü oraya kadar katılmıyorum :-P. Aynı mantıksal geçerliliğe sahip değiller, ikisinin dayandığı &#8220;sınır&#8221; farklı diye anlatmaya çalışıyorum, ve illa çok evren de lması gerekmiyor. Birisi bilinmeyene, diğeri <strong>genişleyen</strong> fiziğin sınırında.<br />
Ve tekerlemenizde premise olarak kabul ettikleriniz mutlak anlamda doğru değil. Evrenin bir &#8220;şey&#8221; olarak neden e ihtiyaç duyan bir teselsül içinde olduğunu TRUE kabul eden bir çıkış noktanız var. Böyle birşey yok. BigBang bunun kanıtı değildir kesinlikle, aksini söylemek de Big-Bang i yok saymak değildir. &#8220;Su noktaya gidebiliyoruz, daha başka kesinlikle gidilemez, ve oncesi hiçliktir&#8221; gibi birşey demiyor BigBang.</p>
<blockquote><p>A aynı zamanda algımızın bittiğinin kanıtıdır.</p></blockquote>
<p>Bunu neden kabul etmediğimi yukarıda anlatmaya calıştım. Bir genişlemenin sınırındayız.</p>
<blockquote><p>Kim teoriyi mutlak eğilmez bükülmez kabul edip, işine gelen teoriyi (evrimi veya big bang’i) yok veya var sayıyor? Daha iki gün oldu geleli, başkasıyla karıştırıyorsunuz sanırım :-)
</p></blockquote>
<p>Diğer yorumlarınızdan aynen o anlam çıkıyor, maalesef. Zaten  günü baya geçti aşinalığımız.</p>
<blockquote><p>Sağduyu ile mantığı birbirine karıştırmışsınız. Bir şeyin mantıksız olması demek, mantıksal olarak <em>imkânsız</em> ve <em>kendi içinde çelişik</em> olması demektir. Meselâ <em>hacimli üçgen, 4 kenarlı çember ve 5 kenarlı kare</em> çelişkili olduklarından dolayı mantıksız olup var olduklarını iddia etmek tutarsızlıktır.
</p></blockquote>
<p>Sizin saçma dediğiniz matematiksel hesaplarda verdiğiniz örneklerdeki gibi &#8220;içkin&#8221; bir celişki yok. O yuzden verdiğim örnegin paralelliginde bir sorun yok diye düşünüyorum.</p>
<blockquote><p>Meselâ örneğini verdiğiniz kuantum kuramına göre bir partikülün hem partikül hem de dalga özelliği sergilemesi sağduyuya aykırıdır ama imkânsız yani mantıksız değildir.
</p></blockquote>
<p>Imkansız degildir, ama bizim alışık olduğumuz anlamda mantıklı filan da değildir. Baya baya garip bir davranış var o iki yarık karşısında. Alışık olduğumuz determinist, etki-tepki ye dayalı mantık yürütmelerimiz tamamen geçersiz kılınıyor o alemde. Ancak &#8220;başka&#8221; bir mantık ile anlaşılmaya çalışılıyor. O olmasaydı mantıksız kalmaya devam edecekti.</p>
<blockquote><p>Özetle kuantum mekaniği, sizin iddia ettiğiniz gibi mantıksız değil, sağduyuya uymayan mantıklı bir kuramdır.<br />
Aynı cümledeki diğer hatanız ise (çok sık yapılıyor bu) maddenin ontolojisi ile insanın epistemolojisini birbirine karıştırmanız. Kuantum kuramındaki belirsizlik ve algılama sorunu maddenin doğasına ilişkin belirsizliktir. Kuram, maddenin hareketini açıklayan mahfuz değişkenleri yadsımaktadır. Yani belirsizlik bilgiye (epistemiye ) dayalı değil, maddenin doğasına (ontik) ilişkin olmalıdır.
</p></blockquote>
<p>Ben kuantum teorisinin saçma olduğunu anlatmaya çalışmıyorum size :) Insan epistemolojisinin mutlak olmadığını, birşeyin yokluğunda başka birşeyin mantıksız olarak algılanabileceğini anlatmaya calıştım. Sizin Tanrı açıklamasına alternatif başka açıklamalara saçma demenizinden yola çıkıyorum. Özne ve nesneyi karıştırdığımı düşünmüyorum.</p>
<blockquote><p>Bende onu soruyorum işte, basit bir entitinin kendisinden daha karmaşık bir şey yaratamıyor oluşunu neye dayandırıyorsunuz? Sağduyunuza değil mi? :-) Oysa bunun mantıksız olduğunu göstermeniz gerekiyor. Kuantum da sağduyuya uymuyor ama mantıklı.
</p></blockquote>
<p>Tuzağa bak. Ilahi adalet boyle birşey olmalı. Siz kendi basitlik anlayışınıza göre sağduyunuzla bir karmaşıklık hiyerarşisi kurup &#8220;daha basit&#8221; diyerek Tanri açıklamasını makul kabul ediyorsunuz fakat başkasına gelince sağduyunuzu cöpe atınız diyorsunuz. 100MB lik bir mp3 dosyasının 1KB a kadar ZIPlenebilecegini inanmamı isityorsunuz sayın Spinoza. Bana hiç basit ve makul gelmiyor sizin işleriniz :). Sizin kendi argümanınız su götürmez mantıksal bir kanıtlama değil, öyle olduğunu da iddia etmiyorsunuz zaten. Ama karşı argüman neden mantık ısbatları yapmak zorunda kalıyor :) Sağduyumu neden cöpe atmak zorunda kaliyorum tanriyi kabul etmek icin? Basit mi bu? Tüm zekamızı, bilgimizi, sağduyumuzu çöpe atarsak herşey basit olur zaten sayın Spinoza, bunda şaşıracak birşey yok?</p>
<p>Diğer tarafda girdik, farklı alanlarda aynı sistemler icin kurulabilen karmaşıklık hiterarşileri var, aynı şekilde problemler için farkli karmaşıkık sınıfları var, NP complete vs.vs. Daha ben hiçbir alanda, berlirli bir data/complexity entropisi olan birşeyin decoding ile azaltılabileceğini görmedim.Yada az bilginin çok bilgi üretebileceğini de görmedim aynı şekilde. Bunu yapabilsem 100MB yi 1KB ye donusturebilen FDE (Fuat Data Compression) diye bir compression algoritması ile köşeyi dönerdim.<br />
Tanrının durumunda,yaratma anında bilgi artışı olabilmesi için başka birşey gerekiyor eger karmaşik değil ise. Pat demem ondan, ne desem diye bende düşündüm. &#8220;Pat&#8221; yerine bir &#8220;süreç&#8221; varsa o zaman durum farklı (mesela biyolojik evrim gibi). Ama Tanri aciklamasini basitlestiren birsey degil yine. Neyse, sonuçta ben bilgi teorisinden vs. den buna ilişkin elde ettiğim tüm tecrübelerimi çöpe atmam gerekiyor sizin açıklamayı kendimce basitleştirmek için. Quantum fizigi bildiklerimi,sağduyumu degiştirebilecek bir açıklama getirmeye çalışıyor, ama Tanrı &#8220;açıklamasında&#8221; bu yok. Bir hiç ve tonlarca soru, başka birşey yok.<br />
Ki normalde birşeyin olamıyacağı değil, olabileceği gösterilir. Ortada bir problem var, birşey kendinden daha karmaşık birşeye yolaçabilir mi açamaz mı. Bu problemi cozmenin en mantikli yolu bunun olabilecegini gosteren bir tane örneği göstermekten geçiyor (memory olmadan, yoksa iş yine basit olmaktan çıkar).<br />
Ve yine tekrar ediyorum, bu tartışma en başta belirttiğim sebepten dolayı zaten geçersiz, ne diye yazı döküyorsam.</p>
<blockquote><p>Bana sorarsanız evren hiçlikten çıktı derim, çünkü bu işime gelir. Sonuçta hiçliğin nesnel tarifi yok ve açıklama teolojinin yoktan var olma savı ile uyum içinde.
</p></blockquote>
<p>hehe.. Tanrının hiçlikten yaratması değil ama, orada hiç olan tanrının kendisi idi :) Ondan sonra aynı hiç i alıp &#8220;nesnel tarifi yok&#8221; diyerek, nasıl olsa sonra tarif edilir dercesine tekrar can vermeye calışmanıza hayran kaldım. Zekanızı/kıvraklığınızı felsefik terminatorler yaratmak için kullanacağınıza başka yerlerde kullansanız çok daha başarılı olacağınıza eminim :)</p>
<blockquote><p>Yukarıda yazdım, tanrı ve alternatif açıklamalar arasında bizi tanrı alternatiflerine tercihe zorlayacak mantıksal bir sonuç gösterebilir misiniz? Gösteremediğiniz sürece tartışmayı uzatmanın anlamı kalmaz. Ben bunu bekliyorum sizden, çok şey istemiyorum heralde? :- )
</p></blockquote>
<p>Alternatif seylerin neden farkli mahiyette oldugunu yine en basta anlatmaya calıştım. Ve siz tersini gösteremiyorsunuz, o yüzden de mantık yarışına sokacak değilim. Kasmayın boşuna. Bir &#8220;açıklamayı&#8221; hak etmediği düzeye çekmenin lüzumu yok.</p>
<blockquote><p>Hay Allah, çok bilindik bir argüman aslında, pekâlâ hemen merakınızı gidereyim.<br />
1. Her başlangıcı olanın sebebi vardır (posterior)<br />
2. Evrenin başlangıcı vardır (posterior)<br />
3. O halde evrenin sebebi olmalıdır (vargı)
</p></blockquote>
<p>Argumanin kendisini bilmeyen kalmadi, tekerleme gibi mubarek. Acaba benim bilmedigim yeni bir endüksiyon yöntemi m var diye merak ettim, bildiklerimin coğu sorunlu da. Yanlış olanlara da endüksiyon dememeyi tercih ediyorum.<br />
Yukarıdakı setup olarak gayet doğru, fakat premise 2 doğru değil, en önemlisi de bu kanımca. Premise 1 ise quantum dunyasinda bırazcık sallantıda yada belirsiz diyelim. Ayrica, premise 1 argumanınızda evrenin içersindeki şeyler için geçerli değil mi? Peki evren ayni ozellikte bir &#8220;sey&#8221; mi? Yada etki tepki teselsülünde &#8220;etki edebilen&#8221; ve &#8220;etki edilebilen&#8221; &#8220;sey&#8221; lerin özellikleri nedir? Bir etkileyici olan tanrı bu özellikleri içermesi gerekmiyor mu (yani etki edilebilen aynı zamanda)? Yada, &#8220;etki etmek&#8221; ile &#8220;var etmek&#8221; aynı şeyler midir? Yada premise 1 etki-tepki değil de,  farkli olarak &#8220;yoktan var olma&#8221;  zincirlemesi ise zaten kendi başına sallantıda olacak, şu meşhur &#8220;begging the question&#8221; durumu yani. Dönüşmek ile hiç den var olmak arasında azıcık fark var. Bugün başlangıç-son dediğimiz şeyler bizim konseptlerimiz içindir. Örneğin Elma konsepti, var olur ve sonra yok olur. Ama elmayı oluşturan şeyler aynen korunuyor, birşey yoktan var olup sonra tekrar yok olmuyor. O yüzden o şekilde vargıya varmak koca bir hata olur Premise 1 e dayanarak. 2 yanlış Premise, 1 doğru yargı yapıyor diye hesapladınız sanırım. Üzgünüm, olmuyor öyle.<br />
Bana sorarsanız tekerlemeniz dökülüyor sayın Spinoza. Fallacy (sallama) tablosunun hepsi ezberimde değil ama, oradaki birkaç tanesine başvurmamız gerekiyor sanırım :) Problemleri düzeltip tekrar gelebilirsiniz. Aklımda 2-3 bildik klasik hata daha var, onları da yeni haline saklamak istiyorum ki tatli muhabbetimiz devam etsin.</p>
<blockquote><p>2 önermesi de 1 kadar sağlam sayılabilecek bir önermedir. Evren genişliyorsa, saat geri sarıldığında genişlemenin tersi olmalıdır zorunlu sonucuna ulaşırız.
</p></blockquote>
<p>Pek saglam olmadigi anladik sanirim. Ve ayrica&#8230;neyse saklayalım bunu.</p>
<blockquote><p>3 önermesi de bunlardan mecburi olarak çıkarılan sonuçtur.</p></blockquote>
<p>Evet,neredeyse, ama doğru olmaları durumunda.</p>
<blockquote><p>Teolojinin bu çıkarsaması şu şekildeydi “tecrübemiz ve algı sınırımız, şeylerin başı ve sonlu olduğunu gösterdiğine göre, evrenin de başı ve sonu olmalıdır” Yani teoloji desteksiz atmıyordu, bilinenden bilinmeyene analoji yoluyla, tümevarımla ulaşıyordu.
</p></blockquote>
<p>Dedigim gibi “konsept” olarak şeylerin başı ve sonu olması farklı, yoktan var olması farklı.(Yoksa siz ERKE cimisiniz?) İki durum özdeş değil yani (özdeşlik konusunda bana ders vermiştiniz, ukalalık yapmıyayım şimdi, ne dediğimi anladınız).<br />
Teoloji desteksiz atmaya en müsait ortam diye biliyorum ben. Ki bu özel konuda fazla olasılık yok zaten.<br />
1-Başı ve sonu vardır.<br />
2-Başı vardır, sonu yoktur.<br />
3-Başı yoktur, sonu vardır.<br />
4-Başı ve sonu yoktur.<br />
Bunlardan hangisini sallasak bugünkü bilgiyi ”yorumlamakla” aşağı yukarı eşit derecede &#8220;destek&#8221; bulabiliriz. Vedic lerde yapıyor, budistlerde vs.vs lerde yapıyor aynı şeyleri. Çok etkileyici değil açıkcası. O yüzden bırakalım bunları, neyi çözebiliyorsak çözmeye çalışalım oraya buraya yamamaya çalışmadan.<br />
Birde öbür tarafı var bu işlerin. Bu tarz tricky şeylerle kanıtlamaya çalışdığınız “entity” fikri nereden geliyor? Modern fizikten yada bu tekerlemelerden gelmediğini hepimiz biliyoruz herhalde. Kaynağına da bakmak lazım, hani gosterge açısından. Her zaman bir fikir verir.<br />
Ol diyecek, milyarlarca yıldız, galaksi yaratacak ondan sonra, süpernovalar, quasarlar, kara delikler (singularity var oralarda da!!!) sonra bir dünya doğacak 4 millar yılda, milyarlarca yıl canlılarla uğraşacak, aşamalı olarak indirgenemez şeyler ekleyecek, sonra o kadar milyar yıl uğraştığı eseri büyük felaketlerle yok edecek, sonra nihayet insanlar ekleyecek ondan sonra, aşama aşama, milyonlarca yıl geçecek ve sonra 10 emirler verecek (neden 10, PR mı!?), ve benim gibi evrende noktacık bile olmayan insancıkları cehennemde kızgın ateşler içinde insanlık dışı(:-)) işkenceler, kaynayan sular, sonsuz bir zaman boyunca sonsuz acılar ile tehdit edecek!? Onu kabul edersem sonsuz güzellikte (yine sonsuzluğa kadar tabi) bir mekana gönderileceğim, her güzellik ayağımın altında&#8230;ama canım istediğinde bir yere girip bi soğuk bira içemeyeceğim, çaktırmadan karaborsadan da alamıyacağım çünkü big-brother misali herşey bilinecek!? Ynılmıyorsam aşağı yukarı böyle birşeyden çıkıyor sizin daha makul dediğiniz açıklamaya konu olan &#8220;entity&#8221;.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>fuatogl tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/02/12/evrim-karsiti-olunmali-mi/#comment-5058</link>
		<dc:creator>fuatogl</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Oct 2007 21:03:07 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/02/12/evrim-karsiti-olunmali-mi/#comment-5058</guid>
		<description>@Suat bey ne buldunuz o gazetede :) John Scopes neden mahkemeye çıkmasın ki eğer bir teori okulda verilmiyorsa? Gayet doğru birşey yapmış. AT nin neden okullarda "bilim" olarak okutulmaması gerektiğini de sanırım çok defa anlattık. Mesele seninkisi benimkisi değil. Hem FSM mesupları AT den daha çok, neden oda okutulmuyor :) Mesele Biyoloji dersinde biyoloji biliminin son halinin doğru bir şekilde öğretilmesi. Thought control yada "materyalist" misyon ile alakasız. Hem dediğiniz gibi ateist vs. gibi sinsi güçlerin komplosu ise şu inançlı insanların ne işi var evrim teorisi ile: http://www.asa3.org/ gerçek hayatta ki şeyler neden iddialarınızla uyumlu değil? Neden bu konuda her söylediğiniz &lt;strong&gt;en sağdaki&lt;/strong&gt; muhafazakar amerikalılarla uyumlu?</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>@Suat bey ne buldunuz o gazetede :) John Scopes neden mahkemeye çıkmasın ki eğer bir teori okulda verilmiyorsa? Gayet doğru birşey yapmış. AT nin neden okullarda &#8220;bilim&#8221; olarak okutulmaması gerektiğini de sanırım çok defa anlattık. Mesele seninkisi benimkisi değil. Hem FSM mesupları AT den daha çok, neden oda okutulmuyor :) Mesele Biyoloji dersinde biyoloji biliminin son halinin doğru bir şekilde öğretilmesi. Thought control yada &#8220;materyalist&#8221; misyon ile alakasız. Hem dediğiniz gibi ateist vs. gibi sinsi güçlerin komplosu ise şu inançlı insanların ne işi var evrim teorisi ile: <a href="http://www.asa3.org/" rel="nofollow">http://www.asa3.org/</a> gerçek hayatta ki şeyler neden iddialarınızla uyumlu değil? Neden bu konuda her söylediğiniz <strong>en sağdaki</strong> muhafazakar amerikalılarla uyumlu?</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>T.Suat Demren tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/02/12/evrim-karsiti-olunmali-mi/#comment-4085</link>
		<dc:creator>T.Suat Demren</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Oct 2007 21:53:02 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/02/12/evrim-karsiti-olunmali-mi/#comment-4085</guid>
		<description>Vay vay vay..

Ah şu masum bilimsel darwincilik.

"Herşey ne kadar da değişti?" Jeff Jacoby. bakın  2 Ekim tarihli The Boston Globe'da yayınlanan &lt;a href="http://www.boston.com/news/globe/editorial_opinion/oped/articles/2005/10/02/the_timeless_truth_of_creation/" rel="nofollow"&gt;makalesinde&lt;/a&gt;  Jacoby diyor:

&lt;blockquote&gt;&lt;strong&gt;Her şey ne kadar da değişti. John Scopes 1925'te Tennessee'de mahkemeye çıktığında, dini fundamentalistler evrimi okulların dışında tutmak istiyorlardı, çünkü bu Kutsal Kitap'ın lafzi okunuşuyla çelişiyordu. Bugün ise Darwinci fundamentalistler, dünya üzerindeki yaşamın çeşitliliğindeki akıllı tasarıma dair kanıtları okulların dışında tutmak istiyorlar, çünkü bu sıkı sıkıya materyalist bir dünya görüşüyle çelişiyor. Seksen yıl önce, düşünce kontrolörleri Darwin'i istemiyorlardı, bugün ise düşünce kontrolörleri sadece Darwin'i istiyorlar.&lt;/strong&gt;
&lt;/blockquote&gt;

Yahu Sayın Balbazar, acaba aynı gezegende yaşadığımıza emin misiniz? John Scopes 1925'te  mahkemeye niye çıkmışkine? Ne işi varmış eğitimle felan?</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Vay vay vay..</p>
<p>Ah şu masum bilimsel darwincilik.</p>
<p>&#8220;Herşey ne kadar da değişti?&#8221; Jeff Jacoby. bakın  2 Ekim tarihli The Boston Globe&#8217;da yayınlanan <a href="http://www.boston.com/news/globe/editorial_opinion/oped/articles/2005/10/02/the_timeless_truth_of_creation/" rel="nofollow">makalesinde</a>  Jacoby diyor:</p>
<blockquote><p><strong>Her şey ne kadar da değişti. John Scopes 1925&#8242;te Tennessee&#8217;de mahkemeye çıktığında, dini fundamentalistler evrimi okulların dışında tutmak istiyorlardı, çünkü bu Kutsal Kitap&#8217;ın lafzi okunuşuyla çelişiyordu. Bugün ise Darwinci fundamentalistler, dünya üzerindeki yaşamın çeşitliliğindeki akıllı tasarıma dair kanıtları okulların dışında tutmak istiyorlar, çünkü bu sıkı sıkıya materyalist bir dünya görüşüyle çelişiyor. Seksen yıl önce, düşünce kontrolörleri Darwin&#8217;i istemiyorlardı, bugün ise düşünce kontrolörleri sadece Darwin&#8217;i istiyorlar.</strong>
</p></blockquote>
<p>Yahu Sayın Balbazar, acaba aynı gezegende yaşadığımıza emin misiniz? John Scopes 1925&#8242;te  mahkemeye niye çıkmışkine? Ne işi varmış eğitimle felan?</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>ahmet tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/02/12/evrim-karsiti-olunmali-mi/#comment-4059</link>
		<dc:creator>ahmet</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Oct 2007 13:29:52 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/02/12/evrim-karsiti-olunmali-mi/#comment-4059</guid>
		<description>Ben proğramı değil proğramda sıkı evrimci bir bilim "adamının" durumunu tesbir için söyledim.Evet sonu izmle biten herşeye soğuk bakarım.Bildiğim tek doğru Allah ve Rasulünün dedikleridir.Gerisi teferruat</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Ben proğramı değil proğramda sıkı evrimci bir bilim &#8220;adamının&#8221; durumunu tesbir için söyledim.Evet sonu izmle biten herşeye soğuk bakarım.Bildiğim tek doğru Allah ve Rasulünün dedikleridir.Gerisi teferruat</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Balbazar tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/02/12/evrim-karsiti-olunmali-mi/#comment-4044</link>
		<dc:creator>Balbazar</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Oct 2007 05:08:32 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/02/12/evrim-karsiti-olunmali-mi/#comment-4044</guid>
		<description>&lt;blockquote&gt;Hımm bakın bunu söylemeniz iyi olmuş. İki de bir AT ile ilgili olarak argümanlarına bakmak yerine “bunlar neocon yaw, hepimizi kesecekler, İsa mesih için yorumlanabilir bu teori, çok tehlikeli, insan haklarına aykırı” (!!) diye sızlananlara da iyi bir cevap olmuş bu. En son AB konseyi buna benzer bir endişesini dile getirmişti.
&lt;/blockquote&gt;

Evet, Stalin ateist tapınaklarında toplantı yapıp "süper teori geliştiriyoruz, yakında tanrının varolmadığını ispatlayacağız" demiş, bu amaçla enstitü kurmuş, Darwin'i başına geçirmiş, Darwin de teorisini ortaya atar atmaz mahkemeye koşup "ben teori geliştirdim, din derslerinde okutun" diye davalar açmıştır.

Neden-sonuç, önce-sonra biraz karıştı galiba?

futaoğlanın cümlesine şunu eklesek anlam bütünlüğünü bozmuş olmayız sanırım:
Üçüncüsü, bilimsel olduğu savlanan görüşlerin hangi toplumsal ve siyasi motivasyonlarla oluşturulduğu ve savunulduğu, bu görüşlerin bilimselliğinin değerlendirilmesi ve potansiyel siyasi sonuçları açısından önemli olabilir. Bu faktörlerin yoğunluğu ve keskinliği, bu görüşlerin  ve destekleyici faaliyetlerin bilimsel yönteme uygunluğu konusunda önemli ipuçları verebilir. Örneğin, Sosyal Darwinizm ve Akıllı Tasarım arkalarında bir siyasal motivasyonun olduğu sabit hareketlerdir.

Not: Mehmet Yılmaz kardeşim, sizce Humeyni-fobiklerle Stalin-fobikler dövüşse hangisi haklar? :)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>Hımm bakın bunu söylemeniz iyi olmuş. İki de bir AT ile ilgili olarak argümanlarına bakmak yerine “bunlar neocon yaw, hepimizi kesecekler, İsa mesih için yorumlanabilir bu teori, çok tehlikeli, insan haklarına aykırı” (!!) diye sızlananlara da iyi bir cevap olmuş bu. En son AB konseyi buna benzer bir endişesini dile getirmişti.
</p></blockquote>
<p>Evet, Stalin ateist tapınaklarında toplantı yapıp &#8220;süper teori geliştiriyoruz, yakında tanrının varolmadığını ispatlayacağız&#8221; demiş, bu amaçla enstitü kurmuş, Darwin&#8217;i başına geçirmiş, Darwin de teorisini ortaya atar atmaz mahkemeye koşup &#8220;ben teori geliştirdim, din derslerinde okutun&#8221; diye davalar açmıştır.</p>
<p>Neden-sonuç, önce-sonra biraz karıştı galiba?</p>
<p>futaoğlanın cümlesine şunu eklesek anlam bütünlüğünü bozmuş olmayız sanırım:<br />
Üçüncüsü, bilimsel olduğu savlanan görüşlerin hangi toplumsal ve siyasi motivasyonlarla oluşturulduğu ve savunulduğu, bu görüşlerin bilimselliğinin değerlendirilmesi ve potansiyel siyasi sonuçları açısından önemli olabilir. Bu faktörlerin yoğunluğu ve keskinliği, bu görüşlerin  ve destekleyici faaliyetlerin bilimsel yönteme uygunluğu konusunda önemli ipuçları verebilir. Örneğin, Sosyal Darwinizm ve Akıllı Tasarım arkalarında bir siyasal motivasyonun olduğu sabit hareketlerdir.</p>
<p>Not: Mehmet Yılmaz kardeşim, sizce Humeyni-fobiklerle Stalin-fobikler dövüşse hangisi haklar? :)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Spinoza tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/02/12/evrim-karsiti-olunmali-mi/#comment-4034</link>
		<dc:creator>Spinoza</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 14 Oct 2007 20:30:55 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/02/12/evrim-karsiti-olunmali-mi/#comment-4034</guid>
		<description>Fuatogl,



&lt;i&gt;&lt;blockquote&gt;İddianızın merkezine bakalım.. Bir açıklamanın “gücü”,”kabul edilebilirliği”, “daha plausible” vs. mantığımız, bizim algılama biçimimizin sınırları içersinde anlamlı değil midir? Nasıl oluyor da bunun dışında olan, bence açıklama değeri bile olmayan birşey, daha kabul edilebilir oluyor? Bunu ölçmek için verdiğiniz ölçüt sizin sonucunuza erişemiyor ki bir defa, nasıl ona bir nitelik katabiliyor,bir değer yükleyebiliyor ve onu daha kabul edilebilir yapabiliyor? Aradaki geçiş olmayan sınırdan öbür tarafdaki “şeyi” destekliyecek “değer”ler aktarıyoruz. Ben bunu anlayamıyorum işte&lt;/blockquote&gt;&lt;/i&gt;



Öncelikle şunun altını çizelim; Büyük Patlama ve 2. termodinamik yasası, bizi birbirinden bağımsız olarak evrenin başlangıcı olduğu sonucuna götürüyorsa, mezkûr evren artık her şeyin açıklaması olamaz! Bu saatten sonra evrenin kendi dışında bir açıklamaya gereksinimi vardır.

Her şeyin açıklaması olamayacak olan evren için muhakkak bir açıklamaya ihtiyacımız olduğuna ve bu açıklamalar ‘ulaşılamaz enformasyonla‘ doğrudan alakalı olduğuna göre bilimsel kılıfı yırtıp felsefe alanına geçmemiz gerekecektir.

Bu bağlamda çok evren modelleri de tanrı da bilimsel olmayıp aynı mantıksal geçerliliğe sahip olmuş olur. Yani deney ve gözlemler sonucunda evrenin nedeni olarak öne süreceğimiz iki temel görüş kalıyor. Buraya kadar anlaşabileceğimizi düşünüyorum !? :-)


İlkeye dönelim, bu ilke ‘eşdeğer’ olan varsayımlara veya teorilere uygulanıyor. Ek olarak Ockham ilkesini yeter koşul gibi algılamanın hata olduğunu söylemek zorundayım. Çünkü ilkenin öngördüğü &lt;i&gt;basitlik&lt;/i&gt; veya &lt;i&gt;yalınlık&lt;/i&gt; nesnel olarak tanımlanacak bir kavram değildir. Basitliği burada belirttiğimiz manada, yani &lt;i&gt;daha az kabulle yola çıkmak olarak&lt;/i&gt;’ dile getirirsek ‘&lt;i&gt;tanrı fikri, alternatiflerinden daha basit olduğundan evrenin nedeni olarak onu göstermek daha akıllıcadır&lt;/i&gt;’ dememiz sizin dediğiniz gibi ne sağduyuya ne de mantığa terstir.

Dikkat ederseniz Ockham ilkesini maddî olanla maddî olmayanı ayırmak için kullanmadık. Her iki mantıksal sonuçtan hangisinin daha kabul edilebilir olduğunu anlamak için kullandık. Burası önemli :-)



&lt;i&gt;. &lt;blockquote&gt;Ama temelde ne demek istediğinizi anlıyorum. Kabaca, bir nokta varsayımı var, bu nokta sonrası için söylenebilecek herşey algımız dışındadır. karmaşık matematiksel şeylere inanacağıma, karmaşık olmayan bir açıklama olan tek bir tanrıya inanırım. Sorun şu, şaçma sapan dediğiniz şeyler, üzerinden düşündüğümüz çerçevenin niteliğine ilişkin birşeyler söylemeye çalışıyor Tanrıya ulaşmak için varsaydığınız ön kabullere ilişkin şeyler. A(son nokta) diyorsunuz, A dan sonrası ya X yada T(tanrı) diyorsunuz ondan sonra. T, size göre A üzerinden yükseliyor/sonra geliyor, ama X, sizin mutlaklastırarak A dediğinize (son nokta) ilişkin birşeyler söylüyor. Sizin mutlak varsayımlarınızı kabul etmiyor! Yani karşılaştırdığınız iki şeyin varsaydığı çıkış noktası aynı değil. Türkçem iyi değil, daha iyi nasıl anlatabilirim bilemiyorum&lt;/blockquote&gt; &lt;/i&gt;



Saçma sapan dediğim (hayal mahsulü matematiksel) formüller, üzerinden düşündüğümüz çerçevenin niteliğine ilişkin şeyler söylemeye çalışıyor diyorsunuz. Ben de, ne bilimsel olarak ne de mantıksal olarak bu formülasyonların tanrıdan üstün olduğunun gösterilemeyeceğini, hatta basitliği ölçü aldığımızda tanrının daha makul olduğu sonucuna ulaşacağımızı söylüyorum.


A, T ve X’li hatalı formulünüze gelelim: (not: “A” bir kabul değildir, bilimsel sonuçtur, evrenin Big Bang’le başladığını kabul ettiğinizi varsayıyorum)

A= algı sınırımız, ulaşılabilen son nokta
T= tanrı
X= tanrının alternatifi olan spekülasyonlar

Özetle şöyle diyorsunuz: zorunlu A’nın dayandırılacağı iki şey var, bunlar T ve X. Size göre ben A’dan T’ye yükseliyorum (doğru), devamında siz kesin olmayan X’in kesin olan A’ya ilişkin şeyler söylediğinden dolayı ‘A bilimsel sonucu’nu yani algımızın yetersiz olacağı an’ı yadsıdığını söylüyorsunuz.

Çıkarımızındaki hatayı şöyle göstereyim izninizle.


A (yani Big Bang) bilimsel sonuç, T ve X ise felsefi spekülasyon olduğuna göre ne T’nin ne de X’in A’yı gerek felsefi olarak gerekse bilimsel olarak geçersiz kılma durumu yoktur. X’i doğru kabul etmemiz için A’nın yani algımıza set çeken Big Bang’in olmaması gerekiyor. Oysa Big Bang diye bir şey var ve onun varlığı, neden olduğu spekülasyonlardan (T ve X’ten) kesinlikle daha kanıtlıdır.

Bu durumda siz evrene neden olabilecek spekülasyonların Big Bang’i reddettiğini söyleyerek garabet bir çıkarım yapıyorsunuz. Buradan spekülasyonları bilimsel sonuçlara tercih ettiğini hükmüne varıyoruz doğal olarak. Sanırım Türkçe ile ilgili bir sorun var burada, çünkü böylesi bariz hataya düşüleceğini düşünemiyorum.


Öte yandan X’le A arasında delilsiz olarak T’ye göre yakınlık oldğunu ve buna göre X’in T’yi kabul etmediğini ima ediyorsanız X’in T’den üstün yanlarını göstermeniz gerekecektir ki, bunun olanaksız olduğunu yukarıda özetledim. Fakat aşağıya maddeler halinde de sıralamakta fayda var.

 Demek istediğim şu: 

1.	A aynı zamanda algımızın bittiğinin kanıtıdır.
2.	Bundan dolayı A bilimsel sonucundan T felsefi sonucuna yükseliyorum. T, A’nın nedeni. Benzer şekilde X felsefi sonucuna da yükselinebilir.
3.	Yani X de mantıken A’nın nedeni olabilir.
4.	X’in mevcutlara gönderme yapması ile T’nin mevcutlara gönderme yapması arasında epistemik bir fark yoktur. İkisi de sağlıksız tümevarımdır, kanıtsızdır.
5.	O halde X ve T aynı mantıksal geçerliliğe sahiptir.


Yanına suyundan da (Ockham) koyduğumuzda geriye T’yi tercih etmenin daha akıllıca olduğunu söylemek kalıyor.




&lt;i&gt;&lt;blockquote&gt;Sorun bir açıdan da teorilerin doğası ile ilgili. Teoriyi mutlak, eğilmez, bükülmez, genişlemez çatılar olarak görüyorsunuz. Genel olarak baktığımızda, canınız istediğinde teorileri komple yok sayıyorsunuz(evrim), canınız istediğinde ise tamamen mutlaklaştırıyorsunuz.&lt;/blockquote&gt;&lt;/i&gt;


Kim teoriyi mutlak eğilmez bükülmez kabul edip, işine gelen teoriyi (evrimi veya big bang’i) yok veya var sayıyor? Daha iki gün oldu geleli, başkasıyla karıştırıyorsunuz sanırım :-) Fakat eğer Big Bang zorunlu bir tekillik öngörüyor da bu tekillik maddeyi maddelikten çıkarıyor ve enformasyon kaybına neden oluyorsa, maddenin özelleşmiş formu olan insanın ve onun algısının işe yaramayacağını söylemek zorunda kalırım. Bu, normal koşullarda lavlara atılan insanın ölmesi kadar doğal bir zorunluluktur.


&lt;i&gt;&lt;blockquote&gt;Sizin sergilediğiniz mantığı başka bir yerde uygulayalım. Işığın iki yarık karşısındaki/sonrasındaki garip davranışı için tonlarca matematiksel olasılık hesapları yapılır. Quantum mekaniği gibi, geleneksel algı mekanizmalarımızı alt-üst eden açıklamalar getirilir. Bir gözlemcinin gözlemi etkilemesi gibi garip durumlar/açıklamalar. Görüntü göreni içeriyor vs. Fotonun bu davranışı karşısında tanrı kafasına göre böyle yapıyor gibi bir açıklama sizin görüşünüze göre çok daha üstün çünkü quantum mekaniği gibi akıl mantık dışı açıklamara gerek duymuyor. Bu yorumuma itiraz edeceksiniz tabi; “O fotonun davranışı için getirilecek açıklamalar bizim algılama ve sınamamızın ötesinde değil” diyeceksiniz muhtemelen. Ama akıl ve mantık dışı gelen quantum teorisinden önce durum aynen öyle idi zaten, sınanamaz out of our realm kabul ediliyordu&lt;/blockquote&gt;.&lt;/i&gt;



Sağduyu ile mantığı birbirine karıştırmışsınız. Bir şeyin mantıksız olması demek, mantıksal olarak &lt;i&gt;imkânsız&lt;/i&gt; ve &lt;i&gt;kendi içinde çelişik&lt;/i&gt; olması demektir. Meselâ &lt;i&gt;hacimli üçgen, 4 kenarlı çember ve 5 kenarlı kare&lt;/i&gt; çelişkili olduklarından dolayı mantıksız olup var olduklarını iddia etmek tutarsızlıktır. 


Fakat tecrübelerimize aykırı gelen, hayal etmekte zorlandığımız nesne veya olaylar için sağduyuya aykırı deriz. Meselâ örneğini verdiğiniz kuantum kuramına göre bir partikülün hem partikül hem de dalga özelliği sergilemesi sağduyuya aykırıdır ama imkânsız yani mantıksız değildir. Ya da hızlı hareket eden nesnelerin üzerindeki saatlerin duranlara göre geri kalması vs. Bu tür olaylar çelişkiye düşürmeyeceğinden dolayı tutarlı olarak öne sürülebilir.

Özetle kuantum mekaniği, sizin iddia ettiğiniz gibi mantıksız değil, sağduyuya uymayan mantıklı bir kuramdır.


Aynı cümledeki diğer hatanız ise (çok sık yapılıyor bu) maddenin ontolojisi ile insanın epistemolojisini birbirine karıştırmanız. Kuantum kuramındaki belirsizlik ve algılama sorunu maddenin doğasına ilişkin belirsizliktir. Kuram, maddenin hareketini açıklayan mahfuz değişkenleri yadsımaktadır. Yani belirsizlik bilgiye (epistemiye ) dayalı değil, maddenin doğasına (ontik) ilişkin olmalıdır. 


&lt;i&gt;&lt;blockquote&gt;Yarattığına benzemesi anlamında söylemiyorum. Basit bir entiti kendisinden daha karmaşık birşey yaratamaz pat diye. Yoksa tanrınız size göre insandan, evrenden daha basit bir yapı mı?&lt;/blockquote&gt;&lt;/i&gt;

Bende onu soruyorum işte, basit bir entitinin kendisinden daha karmaşık bir şey yaratamıyor oluşunu neye dayandırıyorsunuz? Sağduyunuza değil mi? :-) Oysa bunun mantıksız olduğunu göstermeniz gerekiyor. Kuantum da sağduyuya uymuyor ama mantıklı. 

Pat ise ayrı bir sorun, ona hiç girmeyelim.

Bir diğer nokta da &lt;i&gt;basitlik&lt;/i&gt;. Basit’in objektif tanımını yapabilir misiniz? Size göre basit olan bana göre basit olmayabilir. Evrensel bir basit tanımı yapmanız gerekiyor.


&lt;i&gt;&lt;blockquote&gt;Bir ressam ancak kendi zekası sınırları içersinde birşey çizebilir. Yada bir maymun, eline ver fırçayı rastgele çizgiler dışında birşey çizemez. integral hesabı ile kürenin hacim formülünü çizemez, o onu aşar. Eğer tanrı daha basit değilse, sizin william ın ilkesini uygulama biçiminize göre (bi defa oda yanlış da..) hiç de daha makul bir açıklama olmayacaktır. Diyelim ki siz haklısınız, daha az karmaşık da olabilir; o zaman bunun sınırı neresidir? daha basit olabiliyorsa daha da basit olmaması için bir neden var mı? yok. Hiçliğe kadar gider…&lt;/blockquote&gt;&lt;/i&gt;

Basit’in evrensel tanımını yapmanız gerekiyor. Evvela &lt;i&gt;karmaşık nesnelerin daha karmaşık nedenleri vardır&lt;/i&gt; önermesi tümdengelimli değil, doğruluğu deneye ve gözleme dayandırılabilecek bir önermedir. Bu önermeyi sağduyuya yer vermeden mantıkla kanıtlamalısınız. 


İnsan kendisinden daha karmaşık olmasa da hesap bakımından kendisini aşan hesapları yapabilen bilgisayarları tasarlamıştır, hafıza konusunda da öyle. Bu karmaşık olanın daha karmaşık nedeni olma durumunu kanıtlamıyor elbette. Ama bir mantıksal durum var ki, o da insanın kuramsal olarak kendisinden daha karmaşık veya gereksiz karmaşıklığa sahip olan bilgisayarları yapabilme kapasitesine sahip oluşudur. Gördüğünüz gibi basit’in evrensel tanımı olmayınca 10 trilyona gereksinim duyan bilgisayar için fazladan masraf yapıp 50 trilyon kablo da kullanıp daha karmaşık bilgisayar yapabileceğinizden dolayı basitlik öznel statüde kalıyor.


&lt;i&gt;&lt;blockquote&gt;Hiçliğe kadar gider…
O zamanda sizin ekarte ettiğiniz şu madde;
1. Big Bang hiçlikten ortaya çıktı
maddesi çok daha kabul edilebilir düzeyde değil mi? Sizin çıktığınız yol tanrınızı da hiç ediyor Spinoza dostum. Ki benim bildiğim Spinoza tanrı ve evren bütündür ve zamanda sonsuzdur/eternaldır der&lt;/blockquote&gt;.&lt;/i&gt;


Bana sorarsanız evren hiçlikten çıktı derim, çünkü bu işime gelir. Sonuçta hiçliğin nesnel tarifi yok ve açıklama teolojinin yoktan var olma savı  ile uyum içinde. 

Çok ön yargılısınız. Nikimin Spinoza olması Spinoza’cı olduğumu göstermez. Spinoza’cı değil, aksine İbn Arabî’ciyim :-) Ayrıca Spinoza’nın içkin evren varsayımı bilimsel anlamda çökmüştür.


&lt;i&gt;&lt;blockquote&gt;Sap saman durumu var. Söylediğim gibi, rakip açıklama diye sınıflandırdığınız iki şey birbirinden farklı. İkincisi, tanrı bir açıklama mı? neyi açıklıyor bir açıklayın lütfen, kendi kurgularımıza uyuyor olması bir açıklama olduğunu gösterir mi?
Üçüncüsü William ı çok sevdiğinizi biliyorum, yine sevin sorun değil, ama ilkesini alakasız bir alanda uygulamayın. En az analitik yargıya sahip olmakla “hiç” analitik yargıya sahip olmak arasında en az 1 tane analitik yargı farkı var. Ve hiçbir analitik yargının olmadığı civarlara yakın olduğumuzda bu büyük bir farktır. Sizin “açıklama”nız William ın otolojik parsimoni ilkesinin “domain of discourse” u dışındadır. Sapla samanı karıştırmayalım. Hemen sonrasındaki tümevarımsal mantık(mı?) yürütmeniz o yüzden pek geçerli değil. Fairytale..&lt;/blockquote&gt;&lt;/i&gt;


Yukarıda yazdım, tanrı ve alternatif açıklamalar arasında bizi tanrı alternatiflerine tercihe zorlayacak mantıksal bir sonuç gösterebilir misiniz? Gösteremediğiniz sürece tartışmayı uzatmanın anlamı kalmaz. Ben bunu bekliyorum sizden, çok şey istemiyorum heralde? :- )

İkinci olarak da, analitik yargılar hakkında biraz daha araştırma yapmanızı önereceğim.  


&lt;i&gt;&lt;blockquote&gt;Hay allah, demek endüksiyon ile tanrıya ulaştınız :) Tanrı nosyonu size buralardan geliyor yani?
Ve ben bilmiyorum böyle bir endüksiyon yöntemini. Matematiksel endüksiyon da true kabul edilen base case in öz-yinelemeli olarak aynı yapılara tekrarlanması var bir koşulun yerine getirilmesi şartıyla. Mantıksal endüksiyon ise zaten sorunlu bir alan, ki sizinkisi o sınıfa bile giremiyor anladığım kadarıyla. Kafamıza göre endüksiyon uydurabilirsek zaten skolastik felsefeye gerek kalmaz sayın Spinoza (Spinozayı da kuş ettiniz :). Şu endüksiyon yönteminizin ismini verebilirmisiniz? merak ettim.&lt;/blockquote&gt;&lt;/i&gt;


Hay Allah, çok bilindik bir argüman aslında, pekâlâ hemen merakınızı gidereyim. 

1. Her başlangıcı olanın sebebi vardır (posterior)
2. Evrenin başlangıcı vardır (posterior)
3. O halde evrenin sebebi olmalıdır (vargı)


Nedenselliği temsil eden 1 önermesi doğruluğu yalnızca deneyle gösterilebilen tümevarımlı bir önermedir. 

2 önermesi de 1 kadar sağlam sayılabilecek bir önermedir. Evren genişliyorsa, saat geri sarıldığında genişlemenin tersi olmalıdır zorunlu sonucuna ulaşırız.

3 önermesi de bunlardan mecburi olarak çıkarılan sonuçtur.


Bunların dışında, tarih boyunca evrenin sonsuz olduğu öne sürülmüştü. Fakat genelde İslam dünyasında (özelde Yahudi ve Hıristiyan teologlarca) deney ve gözleme dayanmadan yapılan spekülasyonlarda evrenin sonlu olması gerektiği düşünüldü/varsayıldı. Sonlu olması fikrine ulaşma yöntemi belki bilimsel değildi ama sonuçta teoloji bir şekilde modern bilim tarafından doğrulanıyordu.

Teolojinin bu çıkarsaması şu şekildeydi “tecrübemiz ve algı sınırımız, şeylerin başı ve sonlu olduğunu gösterdiğine göre, evrenin de başı ve sonu olmalıdır” Yani teoloji desteksiz atmıyordu, bilinenden bilinmeyene analoji yoluyla, tümevarımla ulaşıyordu.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Fuatogl,</p>
<p><i><br />
<blockquote>İddianızın merkezine bakalım.. Bir açıklamanın “gücü”,”kabul edilebilirliği”, “daha plausible” vs. mantığımız, bizim algılama biçimimizin sınırları içersinde anlamlı değil midir? Nasıl oluyor da bunun dışında olan, bence açıklama değeri bile olmayan birşey, daha kabul edilebilir oluyor? Bunu ölçmek için verdiğiniz ölçüt sizin sonucunuza erişemiyor ki bir defa, nasıl ona bir nitelik katabiliyor,bir değer yükleyebiliyor ve onu daha kabul edilebilir yapabiliyor? Aradaki geçiş olmayan sınırdan öbür tarafdaki “şeyi” destekliyecek “değer”ler aktarıyoruz. Ben bunu anlayamıyorum işte</p></blockquote>
<p></i></p>
<p>Öncelikle şunun altını çizelim; Büyük Patlama ve 2. termodinamik yasası, bizi birbirinden bağımsız olarak evrenin başlangıcı olduğu sonucuna götürüyorsa, mezkûr evren artık her şeyin açıklaması olamaz! Bu saatten sonra evrenin kendi dışında bir açıklamaya gereksinimi vardır.</p>
<p>Her şeyin açıklaması olamayacak olan evren için muhakkak bir açıklamaya ihtiyacımız olduğuna ve bu açıklamalar ‘ulaşılamaz enformasyonla‘ doğrudan alakalı olduğuna göre bilimsel kılıfı yırtıp felsefe alanına geçmemiz gerekecektir.</p>
<p>Bu bağlamda çok evren modelleri de tanrı da bilimsel olmayıp aynı mantıksal geçerliliğe sahip olmuş olur. Yani deney ve gözlemler sonucunda evrenin nedeni olarak öne süreceğimiz iki temel görüş kalıyor. Buraya kadar anlaşabileceğimizi düşünüyorum !? :-)</p>
<p>İlkeye dönelim, bu ilke ‘eşdeğer’ olan varsayımlara veya teorilere uygulanıyor. Ek olarak Ockham ilkesini yeter koşul gibi algılamanın hata olduğunu söylemek zorundayım. Çünkü ilkenin öngördüğü <i>basitlik</i> veya <i>yalınlık</i> nesnel olarak tanımlanacak bir kavram değildir. Basitliği burada belirttiğimiz manada, yani <i>daha az kabulle yola çıkmak olarak</i>’ dile getirirsek ‘<i>tanrı fikri, alternatiflerinden daha basit olduğundan evrenin nedeni olarak onu göstermek daha akıllıcadır</i>’ dememiz sizin dediğiniz gibi ne sağduyuya ne de mantığa terstir.</p>
<p>Dikkat ederseniz Ockham ilkesini maddî olanla maddî olmayanı ayırmak için kullanmadık. Her iki mantıksal sonuçtan hangisinin daha kabul edilebilir olduğunu anlamak için kullandık. Burası önemli :-)</p>
<p><i>.<br />
<blockquote>Ama temelde ne demek istediğinizi anlıyorum. Kabaca, bir nokta varsayımı var, bu nokta sonrası için söylenebilecek herşey algımız dışındadır. karmaşık matematiksel şeylere inanacağıma, karmaşık olmayan bir açıklama olan tek bir tanrıya inanırım. Sorun şu, şaçma sapan dediğiniz şeyler, üzerinden düşündüğümüz çerçevenin niteliğine ilişkin birşeyler söylemeye çalışıyor Tanrıya ulaşmak için varsaydığınız ön kabullere ilişkin şeyler. A(son nokta) diyorsunuz, A dan sonrası ya X yada T(tanrı) diyorsunuz ondan sonra. T, size göre A üzerinden yükseliyor/sonra geliyor, ama X, sizin mutlaklastırarak A dediğinize (son nokta) ilişkin birşeyler söylüyor. Sizin mutlak varsayımlarınızı kabul etmiyor! Yani karşılaştırdığınız iki şeyin varsaydığı çıkış noktası aynı değil. Türkçem iyi değil, daha iyi nasıl anlatabilirim bilemiyorum</p></blockquote>
<p> </i></p>
<p>Saçma sapan dediğim (hayal mahsulü matematiksel) formüller, üzerinden düşündüğümüz çerçevenin niteliğine ilişkin şeyler söylemeye çalışıyor diyorsunuz. Ben de, ne bilimsel olarak ne de mantıksal olarak bu formülasyonların tanrıdan üstün olduğunun gösterilemeyeceğini, hatta basitliği ölçü aldığımızda tanrının daha makul olduğu sonucuna ulaşacağımızı söylüyorum.</p>
<p>A, T ve X’li hatalı formulünüze gelelim: (not: “A” bir kabul değildir, bilimsel sonuçtur, evrenin Big Bang’le başladığını kabul ettiğinizi varsayıyorum)</p>
<p>A= algı sınırımız, ulaşılabilen son nokta<br />
T= tanrı<br />
X= tanrının alternatifi olan spekülasyonlar</p>
<p>Özetle şöyle diyorsunuz: zorunlu A’nın dayandırılacağı iki şey var, bunlar T ve X. Size göre ben A’dan T’ye yükseliyorum (doğru), devamında siz kesin olmayan X’in kesin olan A’ya ilişkin şeyler söylediğinden dolayı ‘A bilimsel sonucu’nu yani algımızın yetersiz olacağı an’ı yadsıdığını söylüyorsunuz.</p>
<p>Çıkarımızındaki hatayı şöyle göstereyim izninizle.</p>
<p>A (yani Big Bang) bilimsel sonuç, T ve X ise felsefi spekülasyon olduğuna göre ne T’nin ne de X’in A’yı gerek felsefi olarak gerekse bilimsel olarak geçersiz kılma durumu yoktur. X’i doğru kabul etmemiz için A’nın yani algımıza set çeken Big Bang’in olmaması gerekiyor. Oysa Big Bang diye bir şey var ve onun varlığı, neden olduğu spekülasyonlardan (T ve X’ten) kesinlikle daha kanıtlıdır.</p>
<p>Bu durumda siz evrene neden olabilecek spekülasyonların Big Bang’i reddettiğini söyleyerek garabet bir çıkarım yapıyorsunuz. Buradan spekülasyonları bilimsel sonuçlara tercih ettiğini hükmüne varıyoruz doğal olarak. Sanırım Türkçe ile ilgili bir sorun var burada, çünkü böylesi bariz hataya düşüleceğini düşünemiyorum.</p>
<p>Öte yandan X’le A arasında delilsiz olarak T’ye göre yakınlık oldğunu ve buna göre X’in T’yi kabul etmediğini ima ediyorsanız X’in T’den üstün yanlarını göstermeniz gerekecektir ki, bunun olanaksız olduğunu yukarıda özetledim. Fakat aşağıya maddeler halinde de sıralamakta fayda var.</p>
<p> Demek istediğim şu: </p>
<p>1.	A aynı zamanda algımızın bittiğinin kanıtıdır.<br />
2.	Bundan dolayı A bilimsel sonucundan T felsefi sonucuna yükseliyorum. T, A’nın nedeni. Benzer şekilde X felsefi sonucuna da yükselinebilir.<br />
3.	Yani X de mantıken A’nın nedeni olabilir.<br />
4.	X’in mevcutlara gönderme yapması ile T’nin mevcutlara gönderme yapması arasında epistemik bir fark yoktur. İkisi de sağlıksız tümevarımdır, kanıtsızdır.<br />
5.	O halde X ve T aynı mantıksal geçerliliğe sahiptir.</p>
<p>Yanına suyundan da (Ockham) koyduğumuzda geriye T’yi tercih etmenin daha akıllıca olduğunu söylemek kalıyor.</p>
<p><i><br />
<blockquote>Sorun bir açıdan da teorilerin doğası ile ilgili. Teoriyi mutlak, eğilmez, bükülmez, genişlemez çatılar olarak görüyorsunuz. Genel olarak baktığımızda, canınız istediğinde teorileri komple yok sayıyorsunuz(evrim), canınız istediğinde ise tamamen mutlaklaştırıyorsunuz.</p></blockquote>
<p></i></p>
<p>Kim teoriyi mutlak eğilmez bükülmez kabul edip, işine gelen teoriyi (evrimi veya big bang’i) yok veya var sayıyor? Daha iki gün oldu geleli, başkasıyla karıştırıyorsunuz sanırım :-) Fakat eğer Big Bang zorunlu bir tekillik öngörüyor da bu tekillik maddeyi maddelikten çıkarıyor ve enformasyon kaybına neden oluyorsa, maddenin özelleşmiş formu olan insanın ve onun algısının işe yaramayacağını söylemek zorunda kalırım. Bu, normal koşullarda lavlara atılan insanın ölmesi kadar doğal bir zorunluluktur.</p>
<p><i><br />
<blockquote>Sizin sergilediğiniz mantığı başka bir yerde uygulayalım. Işığın iki yarık karşısındaki/sonrasındaki garip davranışı için tonlarca matematiksel olasılık hesapları yapılır. Quantum mekaniği gibi, geleneksel algı mekanizmalarımızı alt-üst eden açıklamalar getirilir. Bir gözlemcinin gözlemi etkilemesi gibi garip durumlar/açıklamalar. Görüntü göreni içeriyor vs. Fotonun bu davranışı karşısında tanrı kafasına göre böyle yapıyor gibi bir açıklama sizin görüşünüze göre çok daha üstün çünkü quantum mekaniği gibi akıl mantık dışı açıklamara gerek duymuyor. Bu yorumuma itiraz edeceksiniz tabi; “O fotonun davranışı için getirilecek açıklamalar bizim algılama ve sınamamızın ötesinde değil” diyeceksiniz muhtemelen. Ama akıl ve mantık dışı gelen quantum teorisinden önce durum aynen öyle idi zaten, sınanamaz out of our realm kabul ediliyordu</p></blockquote>
<p>.</i></p>
<p>Sağduyu ile mantığı birbirine karıştırmışsınız. Bir şeyin mantıksız olması demek, mantıksal olarak <i>imkânsız</i> ve <i>kendi içinde çelişik</i> olması demektir. Meselâ <i>hacimli üçgen, 4 kenarlı çember ve 5 kenarlı kare</i> çelişkili olduklarından dolayı mantıksız olup var olduklarını iddia etmek tutarsızlıktır. </p>
<p>Fakat tecrübelerimize aykırı gelen, hayal etmekte zorlandığımız nesne veya olaylar için sağduyuya aykırı deriz. Meselâ örneğini verdiğiniz kuantum kuramına göre bir partikülün hem partikül hem de dalga özelliği sergilemesi sağduyuya aykırıdır ama imkânsız yani mantıksız değildir. Ya da hızlı hareket eden nesnelerin üzerindeki saatlerin duranlara göre geri kalması vs. Bu tür olaylar çelişkiye düşürmeyeceğinden dolayı tutarlı olarak öne sürülebilir.</p>
<p>Özetle kuantum mekaniği, sizin iddia ettiğiniz gibi mantıksız değil, sağduyuya uymayan mantıklı bir kuramdır.</p>
<p>Aynı cümledeki diğer hatanız ise (çok sık yapılıyor bu) maddenin ontolojisi ile insanın epistemolojisini birbirine karıştırmanız. Kuantum kuramındaki belirsizlik ve algılama sorunu maddenin doğasına ilişkin belirsizliktir. Kuram, maddenin hareketini açıklayan mahfuz değişkenleri yadsımaktadır. Yani belirsizlik bilgiye (epistemiye ) dayalı değil, maddenin doğasına (ontik) ilişkin olmalıdır. </p>
<p><i><br />
<blockquote>Yarattığına benzemesi anlamında söylemiyorum. Basit bir entiti kendisinden daha karmaşık birşey yaratamaz pat diye. Yoksa tanrınız size göre insandan, evrenden daha basit bir yapı mı?</p></blockquote>
<p></i></p>
<p>Bende onu soruyorum işte, basit bir entitinin kendisinden daha karmaşık bir şey yaratamıyor oluşunu neye dayandırıyorsunuz? Sağduyunuza değil mi? :-) Oysa bunun mantıksız olduğunu göstermeniz gerekiyor. Kuantum da sağduyuya uymuyor ama mantıklı. </p>
<p>Pat ise ayrı bir sorun, ona hiç girmeyelim.</p>
<p>Bir diğer nokta da <i>basitlik</i>. Basit’in objektif tanımını yapabilir misiniz? Size göre basit olan bana göre basit olmayabilir. Evrensel bir basit tanımı yapmanız gerekiyor.</p>
<p><i><br />
<blockquote>Bir ressam ancak kendi zekası sınırları içersinde birşey çizebilir. Yada bir maymun, eline ver fırçayı rastgele çizgiler dışında birşey çizemez. integral hesabı ile kürenin hacim formülünü çizemez, o onu aşar. Eğer tanrı daha basit değilse, sizin william ın ilkesini uygulama biçiminize göre (bi defa oda yanlış da..) hiç de daha makul bir açıklama olmayacaktır. Diyelim ki siz haklısınız, daha az karmaşık da olabilir; o zaman bunun sınırı neresidir? daha basit olabiliyorsa daha da basit olmaması için bir neden var mı? yok. Hiçliğe kadar gider…</p></blockquote>
<p></i></p>
<p>Basit’in evrensel tanımını yapmanız gerekiyor. Evvela <i>karmaşık nesnelerin daha karmaşık nedenleri vardır</i> önermesi tümdengelimli değil, doğruluğu deneye ve gözleme dayandırılabilecek bir önermedir. Bu önermeyi sağduyuya yer vermeden mantıkla kanıtlamalısınız. </p>
<p>İnsan kendisinden daha karmaşık olmasa da hesap bakımından kendisini aşan hesapları yapabilen bilgisayarları tasarlamıştır, hafıza konusunda da öyle. Bu karmaşık olanın daha karmaşık nedeni olma durumunu kanıtlamıyor elbette. Ama bir mantıksal durum var ki, o da insanın kuramsal olarak kendisinden daha karmaşık veya gereksiz karmaşıklığa sahip olan bilgisayarları yapabilme kapasitesine sahip oluşudur. Gördüğünüz gibi basit’in evrensel tanımı olmayınca 10 trilyona gereksinim duyan bilgisayar için fazladan masraf yapıp 50 trilyon kablo da kullanıp daha karmaşık bilgisayar yapabileceğinizden dolayı basitlik öznel statüde kalıyor.</p>
<p><i><br />
<blockquote>Hiçliğe kadar gider…<br />
O zamanda sizin ekarte ettiğiniz şu madde;<br />
1. Big Bang hiçlikten ortaya çıktı<br />
maddesi çok daha kabul edilebilir düzeyde değil mi? Sizin çıktığınız yol tanrınızı da hiç ediyor Spinoza dostum. Ki benim bildiğim Spinoza tanrı ve evren bütündür ve zamanda sonsuzdur/eternaldır der</p></blockquote>
<p>.</i></p>
<p>Bana sorarsanız evren hiçlikten çıktı derim, çünkü bu işime gelir. Sonuçta hiçliğin nesnel tarifi yok ve açıklama teolojinin yoktan var olma savı  ile uyum içinde. </p>
<p>Çok ön yargılısınız. Nikimin Spinoza olması Spinoza’cı olduğumu göstermez. Spinoza’cı değil, aksine İbn Arabî’ciyim :-) Ayrıca Spinoza’nın içkin evren varsayımı bilimsel anlamda çökmüştür.</p>
<p><i><br />
<blockquote>Sap saman durumu var. Söylediğim gibi, rakip açıklama diye sınıflandırdığınız iki şey birbirinden farklı. İkincisi, tanrı bir açıklama mı? neyi açıklıyor bir açıklayın lütfen, kendi kurgularımıza uyuyor olması bir açıklama olduğunu gösterir mi?<br />
Üçüncüsü William ı çok sevdiğinizi biliyorum, yine sevin sorun değil, ama ilkesini alakasız bir alanda uygulamayın. En az analitik yargıya sahip olmakla “hiç” analitik yargıya sahip olmak arasında en az 1 tane analitik yargı farkı var. Ve hiçbir analitik yargının olmadığı civarlara yakın olduğumuzda bu büyük bir farktır. Sizin “açıklama”nız William ın otolojik parsimoni ilkesinin “domain of discourse” u dışındadır. Sapla samanı karıştırmayalım. Hemen sonrasındaki tümevarımsal mantık(mı?) yürütmeniz o yüzden pek geçerli değil. Fairytale..</p></blockquote>
<p></i></p>
<p>Yukarıda yazdım, tanrı ve alternatif açıklamalar arasında bizi tanrı alternatiflerine tercihe zorlayacak mantıksal bir sonuç gösterebilir misiniz? Gösteremediğiniz sürece tartışmayı uzatmanın anlamı kalmaz. Ben bunu bekliyorum sizden, çok şey istemiyorum heralde? :- )</p>
<p>İkinci olarak da, analitik yargılar hakkında biraz daha araştırma yapmanızı önereceğim.  </p>
<p><i><br />
<blockquote>Hay allah, demek endüksiyon ile tanrıya ulaştınız :) Tanrı nosyonu size buralardan geliyor yani?<br />
Ve ben bilmiyorum böyle bir endüksiyon yöntemini. Matematiksel endüksiyon da true kabul edilen base case in öz-yinelemeli olarak aynı yapılara tekrarlanması var bir koşulun yerine getirilmesi şartıyla. Mantıksal endüksiyon ise zaten sorunlu bir alan, ki sizinkisi o sınıfa bile giremiyor anladığım kadarıyla. Kafamıza göre endüksiyon uydurabilirsek zaten skolastik felsefeye gerek kalmaz sayın Spinoza (Spinozayı da kuş ettiniz :). Şu endüksiyon yönteminizin ismini verebilirmisiniz? merak ettim.</p></blockquote>
<p></i></p>
<p>Hay Allah, çok bilindik bir argüman aslında, pekâlâ hemen merakınızı gidereyim. </p>
<p>1. Her başlangıcı olanın sebebi vardır (posterior)<br />
2. Evrenin başlangıcı vardır (posterior)<br />
3. O halde evrenin sebebi olmalıdır (vargı)</p>
<p>Nedenselliği temsil eden 1 önermesi doğruluğu yalnızca deneyle gösterilebilen tümevarımlı bir önermedir. </p>
<p>2 önermesi de 1 kadar sağlam sayılabilecek bir önermedir. Evren genişliyorsa, saat geri sarıldığında genişlemenin tersi olmalıdır zorunlu sonucuna ulaşırız.</p>
<p>3 önermesi de bunlardan mecburi olarak çıkarılan sonuçtur.</p>
<p>Bunların dışında, tarih boyunca evrenin sonsuz olduğu öne sürülmüştü. Fakat genelde İslam dünyasında (özelde Yahudi ve Hıristiyan teologlarca) deney ve gözleme dayanmadan yapılan spekülasyonlarda evrenin sonlu olması gerektiği düşünüldü/varsayıldı. Sonlu olması fikrine ulaşma yöntemi belki bilimsel değildi ama sonuçta teoloji bir şekilde modern bilim tarafından doğrulanıyordu.</p>
<p>Teolojinin bu çıkarsaması şu şekildeydi “tecrübemiz ve algı sınırımız, şeylerin başı ve sonlu olduğunu gösterdiğine göre, evrenin de başı ve sonu olmalıdır” Yani teoloji desteksiz atmıyordu, bilinenden bilinmeyene analoji yoluyla, tümevarımla ulaşıyordu.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>T.Suat Demren tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/02/12/evrim-karsiti-olunmali-mi/#comment-4030</link>
		<dc:creator>T.Suat Demren</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 14 Oct 2007 18:20:08 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/02/12/evrim-karsiti-olunmali-mi/#comment-4030</guid>
		<description>&lt;blockquote&gt;&lt;em&gt;İkincisi bilimsel görüşlerin dışarıda nasıl yorumlandığı bilimsel faliyetin ilgi alanı dışındadır.&lt;/em&gt;&lt;/blockquote&gt;


Hımm bakın bunu söylemeniz iyi olmuş. İki de bir AT ile ilgili olarak argümanlarına bakmak yerine "bunlar neocon yaw, hepimizi kesecekler, İsa mesih için yorumlanabilir bu teori, çok tehlikeli, insan haklarına aykırı" (!!)  diye sızlananlara da iyi bir cevap olmuş bu. En son AB konseyi buna benzer bir endişesini dile getirmişti

Neydi? "İkincisi bilimsel görüşlerin dışarıda nasıl yorumlandığı bilimsel faliyetin ilgi alanı dışındadır." değil mi?

O halde taa en baştan bunu söyleseydiniz de şurada bir türlü değinemediğimiz AT argümanlarına  değinseydik, adamnların meşrebi vs yerine. 


:))</description>
		<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p><em>İkincisi bilimsel görüşlerin dışarıda nasıl yorumlandığı bilimsel faliyetin ilgi alanı dışındadır.</em></p></blockquote>
<p>Hımm bakın bunu söylemeniz iyi olmuş. İki de bir AT ile ilgili olarak argümanlarına bakmak yerine &#8220;bunlar neocon yaw, hepimizi kesecekler, İsa mesih için yorumlanabilir bu teori, çok tehlikeli, insan haklarına aykırı&#8221; (!!)  diye sızlananlara da iyi bir cevap olmuş bu. En son AB konseyi buna benzer bir endişesini dile getirmişti</p>
<p>Neydi? &#8220;İkincisi bilimsel görüşlerin dışarıda nasıl yorumlandığı bilimsel faliyetin ilgi alanı dışındadır.&#8221; değil mi?</p>
<p>O halde taa en baştan bunu söyleseydiniz de şurada bir türlü değinemediğimiz AT argümanlarına  değinseydik, adamnların meşrebi vs yerine. </p>
<p>:))</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>fuatogl tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/02/12/evrim-karsiti-olunmali-mi/#comment-4029</link>
		<dc:creator>fuatogl</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 14 Oct 2007 18:04:25 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/02/12/evrim-karsiti-olunmali-mi/#comment-4029</guid>
		<description>Ben teoriyi yanlış anlamışsınız dedim. Cümleniz açık bir şekilde onu gösteriyor. Bu ne hakaret ne küçük görmedir. Mütevazi bir tespittir. Buna ek olarak, yorumlarınızdan yola çıkarak siyaset,ideoloji,ateizm gibi kavramlarla da sorunlu bir ilişkiniz olduğunu düşünüyorum.

Retorik bir tercih meselesi, bunun cephesi bilmem nesi olmaz. Şahsen hakaret/küfür etmem, edenler de beni bağlamaz ilgilendirmez.

Alıntı yaptığınız yorumda bir hakaret yok. 1-2 tane değil, yoğun ve sistematik yalan ve çarpıtmaları &lt;strong&gt;"şüpheye yer vermeyecek şekilde"&lt;/strong&gt; satır satır gösterilebilen birşeye "sığ" demek hakaret değildir, gerçeklikten kopmak hiç değildir. Ancak terbiye sahibi bir üslub olduğuna delildir.

Bilimsel aktivite belirli bir "siyasi" kanadın ekinliği değildir. Bilimsel bilgi, ırk,cinsiyet,din,ideoloji farkı gözetmeden çeşit çeşit insanların kollektif bir ürünüdür.

Cevizoğlunun ne kendisi ne de programı beni ilgilendirmiyor. Ve 8 yıldır pek televizyon izlemiyorum, dediklerinizden habersizim. Geniş bir konu hakkında tek tek insanların tavırları sözleri hataları vs.leri pek umurumda değil. Bir konu hakkında bilgi sahibi olmak istiyorsam ilgili yere başvururum, ceviz kabuğuna değil.

Şahsen kaç kişi inanıyor/inanmıyor diye çetele tutmuyorum, beni rahasız eden bir konu değil çünkü. Evrim teorisi bilimsel bir teoridir, ateistlerin "bilimsel" kılıf uydurduğu bir görüş değildir diye anlatmaya çalışıyorum.

&lt;blockquote&gt;"keşfinden sonra teoriyi ilk destekleyen stalin başta olmak üzere teoriyi destekleyen çevreler bunu inaçsızlıklarına destek olarak kullandılar"&lt;/blockquote&gt;
Biraz kafanız karışmış sanırım?
İkincisi bilimsel görüşlerin dışarıda nasıl yorumlandığı bilimsel faliyetin ilgi alanı dışındadır. Bir görüşü destekliyor yada desteklemiyor oluşu bilimi pek ilgilendirmez.
Dünyanın yuvarlaklığı da ateizme ters değil? ama dünya top gibi maaşallah.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Ben teoriyi yanlış anlamışsınız dedim. Cümleniz açık bir şekilde onu gösteriyor. Bu ne hakaret ne küçük görmedir. Mütevazi bir tespittir. Buna ek olarak, yorumlarınızdan yola çıkarak siyaset,ideoloji,ateizm gibi kavramlarla da sorunlu bir ilişkiniz olduğunu düşünüyorum.</p>
<p>Retorik bir tercih meselesi, bunun cephesi bilmem nesi olmaz. Şahsen hakaret/küfür etmem, edenler de beni bağlamaz ilgilendirmez.</p>
<p>Alıntı yaptığınız yorumda bir hakaret yok. 1-2 tane değil, yoğun ve sistematik yalan ve çarpıtmaları <strong>&#8220;şüpheye yer vermeyecek şekilde&#8221;</strong> satır satır gösterilebilen birşeye &#8220;sığ&#8221; demek hakaret değildir, gerçeklikten kopmak hiç değildir. Ancak terbiye sahibi bir üslub olduğuna delildir.</p>
<p>Bilimsel aktivite belirli bir &#8220;siyasi&#8221; kanadın ekinliği değildir. Bilimsel bilgi, ırk,cinsiyet,din,ideoloji farkı gözetmeden çeşit çeşit insanların kollektif bir ürünüdür.</p>
<p>Cevizoğlunun ne kendisi ne de programı beni ilgilendirmiyor. Ve 8 yıldır pek televizyon izlemiyorum, dediklerinizden habersizim. Geniş bir konu hakkında tek tek insanların tavırları sözleri hataları vs.leri pek umurumda değil. Bir konu hakkında bilgi sahibi olmak istiyorsam ilgili yere başvururum, ceviz kabuğuna değil.</p>
<p>Şahsen kaç kişi inanıyor/inanmıyor diye çetele tutmuyorum, beni rahasız eden bir konu değil çünkü. Evrim teorisi bilimsel bir teoridir, ateistlerin &#8220;bilimsel&#8221; kılıf uydurduğu bir görüş değildir diye anlatmaya çalışıyorum.</p>
<blockquote><p>&#8220;keşfinden sonra teoriyi ilk destekleyen stalin başta olmak üzere teoriyi destekleyen çevreler bunu inaçsızlıklarına destek olarak kullandılar&#8221;</p></blockquote>
<p>Biraz kafanız karışmış sanırım?<br />
İkincisi bilimsel görüşlerin dışarıda nasıl yorumlandığı bilimsel faliyetin ilgi alanı dışındadır. Bir görüşü destekliyor yada desteklemiyor oluşu bilimi pek ilgilendirmez.<br />
Dünyanın yuvarlaklığı da ateizme ters değil? ama dünya top gibi maaşallah.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>ahmet tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/02/12/evrim-karsiti-olunmali-mi/#comment-4026</link>
		<dc:creator>ahmet</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 14 Oct 2007 16:38:43 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/02/12/evrim-karsiti-olunmali-mi/#comment-4026</guid>
		<description>Öylemi diyorsunuz Aziz dostum açın bakın bakalım sizin teorinizi savunan siyasi kanadın ifadelerine.Haa hiç endişeniz olmasın ne kadar farklı yerlerde olsak ta hakaret mahallemizde yoktur.Ama bakın burada yazılan bir yoruma "..Evrim teorisiyle ilgili bu memleketteki “müslüman”ların ortalama tavrı da budur, çünkü Harun Yahya’sından Vakit gazetesine kadar sığ İslamcıların da, çok entelektüel bulduğunuz Zaman gazetesi yahut “liberal” Mustafa Akyol’unda yaptıkları şey bilimsel bir çabayı dinsizlik, din düşmanlığı olarak göstermekten ibarettir. Sıradan “müslüman”ımız da her inancına karşı gördüğü şeyi düşman olarak algılamaya alıştırıldığı, bunlarla hakaret ve şiddet kullanarak mücadele etmeyi kendine hak görmektedir. Ama elbette size göre bunlar “laikçi” paranoyadır, çünkü yıllardır süregelen kişisel suikastler de kitlesel linç hareketleri de “münferit”tir, ama “sindirmek” konusunda oldukça işe yararlar. Evet, bence de ben vicdansızım, vicdan sizdedir, çünkü vicdanlı sayılabilmek için savunduğunuz “mağdur”un kitle desteği olması gerekir........" Bu satırları yazan bir insanın gerçeklerden uzak olduğunu dolayısıyla böyle bir anlayışın hangi bilimsel gerçekleri(!!)nasıl ortya koyacağı tartışma konusudur.
Bu ülkede meşhur evrimcilerden Prof.dr.Ali Demirsoyun Hulki cevizoğlu karşısında nasıl bilimsel çıkmaza düştüğünü 2001 yılı evrim tartışmasında çok net gördük.Bir hafta önce gelecek hafta size evrime delil olacak müthiş bir şey göstereceğiğ diyerek proğrama gelen bilim adamı elinde kelebeğin çeşitlerinin iğnelendiği bir tablo ile geldi ve işte delil dedi.cevizoğlu sadece şukadar söyledi hocam bu delilse(!) bunun bidaha göstermeyin dedi proğram 5 saat sürmüştü bir daha çıkaramadı....(biyoloji bölümüne baş vurmaya gerek yok)Şimdi yoğun felsefi kavramlarla zihinlerde farklı şeyler oluşturmak mümkün değil.Hem evrimi savunup hem Allaha inanan bilim adamı kaç tane var.Darwinin galapagos adasındaki müthiş(!) keşfinden sonra teoriyi ilk destekleyen stalin başta olmak üzere teoriyi destekleyen çevreler bunu inaçsızlıklarına destek olarak kullandılar.Hurdalığı darmadağan eden fırtınadan sonra jumbo jetin çıkabileceğini savunan(bilim teknik dergisinden alıntı) bir anlayışın ne kadar tutarlı olacağı malum</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Öylemi diyorsunuz Aziz dostum açın bakın bakalım sizin teorinizi savunan siyasi kanadın ifadelerine.Haa hiç endişeniz olmasın ne kadar farklı yerlerde olsak ta hakaret mahallemizde yoktur.Ama bakın burada yazılan bir yoruma &#8220;..Evrim teorisiyle ilgili bu memleketteki “müslüman”ların ortalama tavrı da budur, çünkü Harun Yahya’sından Vakit gazetesine kadar sığ İslamcıların da, çok entelektüel bulduğunuz Zaman gazetesi yahut “liberal” Mustafa Akyol’unda yaptıkları şey bilimsel bir çabayı dinsizlik, din düşmanlığı olarak göstermekten ibarettir. Sıradan “müslüman”ımız da her inancına karşı gördüğü şeyi düşman olarak algılamaya alıştırıldığı, bunlarla hakaret ve şiddet kullanarak mücadele etmeyi kendine hak görmektedir. Ama elbette size göre bunlar “laikçi” paranoyadır, çünkü yıllardır süregelen kişisel suikastler de kitlesel linç hareketleri de “münferit”tir, ama “sindirmek” konusunda oldukça işe yararlar. Evet, bence de ben vicdansızım, vicdan sizdedir, çünkü vicdanlı sayılabilmek için savunduğunuz “mağdur”un kitle desteği olması gerekir&#8230;&#8230;..&#8221; Bu satırları yazan bir insanın gerçeklerden uzak olduğunu dolayısıyla böyle bir anlayışın hangi bilimsel gerçekleri(!!)nasıl ortya koyacağı tartışma konusudur.<br />
Bu ülkede meşhur evrimcilerden Prof.dr.Ali Demirsoyun Hulki cevizoğlu karşısında nasıl bilimsel çıkmaza düştüğünü 2001 yılı evrim tartışmasında çok net gördük.Bir hafta önce gelecek hafta size evrime delil olacak müthiş bir şey göstereceğiğ diyerek proğrama gelen bilim adamı elinde kelebeğin çeşitlerinin iğnelendiği bir tablo ile geldi ve işte delil dedi.cevizoğlu sadece şukadar söyledi hocam bu delilse(!) bunun bidaha göstermeyin dedi proğram 5 saat sürmüştü bir daha çıkaramadı&#8230;.(biyoloji bölümüne baş vurmaya gerek yok)Şimdi yoğun felsefi kavramlarla zihinlerde farklı şeyler oluşturmak mümkün değil.Hem evrimi savunup hem Allaha inanan bilim adamı kaç tane var.Darwinin galapagos adasındaki müthiş(!) keşfinden sonra teoriyi ilk destekleyen stalin başta olmak üzere teoriyi destekleyen çevreler bunu inaçsızlıklarına destek olarak kullandılar.Hurdalığı darmadağan eden fırtınadan sonra jumbo jetin çıkabileceğini savunan(bilim teknik dergisinden alıntı) bir anlayışın ne kadar tutarlı olacağı malum</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>fuatogl tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/02/12/evrim-karsiti-olunmali-mi/#comment-4021</link>
		<dc:creator>fuatogl</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 14 Oct 2007 14:00:34 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/02/12/evrim-karsiti-olunmali-mi/#comment-4021</guid>
		<description>@ahmet;
Ahmet arkadaşım, yorumunuz çok güzel bir şekilde ne demek istediğimizi anlatıyor. İpucu isterseniz, teori denilen şeyin ne olduğunu öğrenin. "Savunduğu şey teori düzeyinde olanların[...]". Teoriler nasıl oluşur biliyormusunuz?
Yobaz, gerici vs. gibi şeyler daha çatışmacı bir retoriğe ait. Burada bunları kullanan zannedersem ilk siz oldunuz. Ki öbür tarafdan bakarsak dediğinizden farklı bir durum yok. İnternette ismimiz ile beraber soya sopa anaya babaya ilişkin küfürler yanyana gelmesin diye takma isimler kullanıyoruz. 
&lt;blockquote&gt;"kavramlarla saldırmaları evrimin geldiği aşmayı göstermesi bakımından şayanı dikkat."&lt;/blockquote&gt;
Bence ortalama bir üniversitenin biyoloji bölümüne başvurunuz bu sorunuz için. Yanılıyor, hatta fena halde yanılıyor olabilirsiniz. Bi sorun bakalım.

@Spinoza;
İddianızın merkezine bakalım.. Bir açıklamanın "gücü","kabul edilebilirliği", "daha plausible" vs. mantığımız,bizim algılama biçimimizin sınırları içersinde anlamlı değil midir? Nasıl oluyor da bunun dışında olan, bence açıklama değeri bile olmayan birşey, daha kabul edilebilir oluyor? Bunu ölçmek için verdiğiniz ölçüt sizin sonucunuza erişemiyor ki bir defa, nasıl ona bir nitelik katabiliyor,bir değer yükleyebiliyor ve onu daha kabul edilebilir yapabiliyor? Aradaki geçiş olmayan sınırdan öbür tarafdaki "şeyi" destekliyecek "değer"ler aktarıyoruz. Ben bunu anlayamıyorum işte. 

Ama temelde ne demek istediğinizi anlıyorum. Kabaca, bir nokta varsayımı var, bu nokta sonrası için söylenebilecek herşey algımız dışındadır. karmaşık matematiksel şeylere inanacağıma, karmaşık olmayan bir açıklama olan tek bir tanrıya inanırım. Sorun şu, şaçma sapan dediğiniz şeyler, üzerinden düşündüğümüz çerçevenin niteliğine ilişkin birşeyler söylemeye çalışıyor. Tanrıya ulaşmak için varsaydığınız ön kabullere ilişkin şeyler. A(son nokta) diyorsunuz, A dan sonrası ya X yada T(tanrı) diyorsunuz ondan sonra. T, size göre A üzerinden yükseliyor/sonra geliyor, ama X, sizin mutlaklastırarak A dediğinize (son nokta) ilişkin birşeyler söylüyor. Sizin mutlak varsayımlarınızı kabul etmiyor! Yani karşılaştırdığınız iki şeyin varsaydığı çıkış noktası aynı değil. Türkçem iyi değil, daha iyi nasıl anlatabilirim bilemiyorum.

Sorun bir açıdan da teorilerin doğası ile ilgili. Teoriyi mutlak, eğilmez, bükülmez, genişlemez çatılar olarak görüyorsunuz. Genel olarak baktığımızda, canınız istediğinde teorileri komple yok sayıyorsunuz(evrim), canınız istediğinde ise tamamen mutlaklaştırıyorsunuz.

Sizin sergilediğiniz mantığı başka bir yerde uygulayalım. Işığın iki yarık karşısındaki/sonrasındaki garip davranışı için tonlarca matematiksel olasılık hesapları yapılır. Quantum mekaniği gibi, geleneksel algı mekanizmalarımızı alt-üst eden açıklamalar getirilir. Bir gözlemcinin gözlemi etkilemesi gibi garip durumlar/açıklamalar. Görüntü göreni içeriyor vs. Fotonun bu davranışı karşısında tanrı kafasına göre böyle yapıyor gibi bir açıklama sizin görüşünüze göre çok daha üstün çünkü quantum mekaniği gibi akıl mantık dışı açıklamara gerek duymuyor. Bu yorumuma itiraz edeceksiniz tabi;

"O fotonun davranışı için getirilecek açıklamalar bizim algılama ve sınamamızın ötesinde değil" diyeceksiniz muhtemelen. Ama akıl ve mantık dışı gelen quantum teorisinden önce durum aynen öyle idi zaten, sınanamaz out of our realm kabul ediliyordu.

&lt;blockquote&gt;Tanrı’nın yarattığına benzemesi zorunluluğu yok! Yarattıkları son derece karmaşık ve aynı zamanda anlaşılır olabilir ama bu kendisinin de karmaşık olduğunu göstermez.&lt;/blockquote&gt;
Yarattığına benzemesi anlamında söylemiyorum. Basit bir entiti kendisinden daha karmaşık birşey yaratamaz pat diye. Yoksa tanrınız size göre insandan, evrenden daha basit bir yapı mı? Bir ressam ancak kendi zekası sınırları içersinde birşey çizebilir. Yada bir maymun, eline ver fırçayı rastgele çizgiler dışında birşey çizemez. integral hesabı ile kürenin hacim formülünü çizemez, o onu aşar. Eğer tanrı daha basit değilse, sizin william ın ilkesini uygulama biçiminize göre (bi defa oda yanlış da..) hiç de daha makul bir açıklama olmayacaktır. Diyelim ki siz haklısınız, daha az karmaşık da olabilir; o zaman bunun sınırı neresidir? daha basit olabiliyorsa daha da basit olmaması için bir neden var mı? yok. Hiçliğe kadar gider...
O zamanda sizin ekarte ettiğiniz şu madde;
&lt;blockquote&gt;1. Big Bang hiçlikten ortaya çıktı&lt;/blockquote&gt; maddesi çok daha kabul edilebilir düzeyde değil mi? Sizin çıktığınız yol tanrınızı da hiç ediyor Spinoza dostum. Ki benim bildiğim Spinoza tanrı ve evren bütündür ve zamanda sonsuzdur/eternaldır der.

&lt;blockquote&gt;"Teorik fizik ise Planck zamanının “tümünü” kapsayamıyor henüz :). Ancak 1 Plank zamanından sonrası için konuşabiliyor."

E ben farklı bir şey mi söyledim? Doğru kişiye itiraz ettiğinizden emin misniz? :)
&lt;/blockquote&gt;
Eminim, itiraz etme noktamın özü sizin bu durumu mutlaklaştırarak 0-1 planck aralığının üzerinden atlayıp alice harikalar diyarına atlamanız. Zaten 0 noktasının kendisi de mutlak değilde, orası ayrı bir konu.

&lt;blockquote&gt;"Bütün ütopyalara geç buyur diyelim istiyorsunuz yani? Ortodoks bilimcilerle tartıştım ama sizin gibi gevşek metodolojiyi savunanı da ilk kez görüyorum. Ockham ilkesi iyi gelmedi galiba :)"&lt;/blockquote&gt;
Gevşek metodoloji ile "scientific speculation" arasında fark var, karanlık maddenin çıkışını biliyorsunuzdur sanırım. Ve üzerinde varsayım yaptığınız şeyler her 10 yılda bir değişiyor, bir teorinin merkezini değil yüzeyini/sınır noktasını oluşturuyor. Ayrıca ütopyalara geç buyur demeyi sizlerde daha çok görüyoruz Spinoza kardeş :) Ruhlar ve cinler peşinde koşturmadan tutunda bilimsel teorilerin orasına burasına sözüm ona bilinmeyen(ben biliyoruuum:) doğa-üstü güçler sokuşturmalar vs.

&lt;blockquote&gt;Yoklanabilirliğin ötesiyle ilgilenmemek ne zamandan beri keşif ruhunu öldürüyormuş? O halde istatistikî bir veri sunan astrolojiyi de bilimin içine alalım ne dersiniz?&lt;/blockquote&gt;
Ötesiyle ilgilenilmiyor, yoklanabilirliğin sınırı ile ilgileniliyor. İkisi arasında fark var. Astrolojiye bilim denmesine karşı çıkarım onu soruyorsanız. Fakat genel olarak bu sitede savunduklarınıza bilimsel diyebilmek için bilimin sınırını astrolojiyi de kapsıyacak şekilde genişletme fikri bizzat sizlerden çıkıyor. Bkz: M.Behe. O yüzden o soru ile bence kendiniz haşır-neşir olunuz, ne dersiniz?

&lt;blockquote&gt;Madem detaya indiniz ben de iki kelam edeyim. William’ın dediği özetle şudur:
Rakip açıklamalardan en az analitik yargıya sahip olanı seçmek! &lt;/blockquote&gt;

Sap saman durumu var. Söylediğim gibi, rakip açıklama diye sınıflandırdığınız iki şey birbirinden farklı. İkincisi, tanrı bir açıklama mı? neyi açıklıyor bir açıklayın lütfen, kendi kurgularımıza uyuyor olması bir açıklama olduğunu gösterir mi?
Üçüncüsü William ı çok sevdiğinizi biliyorum, yine sevin sorun değil, ama ilkesini alakasız bir alanda uygulamayın. En az analitik yargıya sahip olmakla "hiç" analitik yargıya sahip olmak arasında en az 1 tane analitik yargı farkı var. Ve hiçbir analitik yargının olmadığı civarlara yakın olduğumuzda bu &lt;strong&gt;büyük&lt;/strong&gt; bir farktır. Sizin "açıklama"nız William ın otolojik parsimoni ilkesinin "domain of discourse" u dışındadır. Sapla samanı karıştırmayalım. Hemen sonrasındaki tümevarımsal mantık(mı?) yürütmeniz o yüzden pek geçerli değil. Fairytale..

&lt;blockquote&gt;[...]Burada dikkat edilmesi gereken şey, skolastik felsefede olduğu gibi tanrı kabulü ile yola çıkılmamasıdır. Bir dedüksiyon sonucunda sentetik yargıya varılmayıp endüksiyon sonucunda sentetik yargıya ulaşılıyor.&lt;/blockquote&gt;
Hay allah, demek endüksiyon ile tanrıya ulaştınız :) Tanrı nosyonu size buralardan geliyor yani?
Ve ben bilmiyorum böyle bir endüksiyon yöntemini. Matematiksel endüksiyon da true kabul edilen base case in öz-yinelemeli olarak aynı yapılara tekrarlanması var bir koşulun yerine getirilmesi şartıyla. Mantıksal endüksiyon ise zaten sorunlu bir alan, ki sizinkisi o sınıfa bile giremiyor anladığım kadarıyla. Kafamıza göre endüksiyon uydurabilirsek zaten skolastik felsefeye gerek kalmaz sayın Spinoza (Spinozayı da kuş ettiniz :). Şu endüksiyon yönteminizin ismini verebilirmisiniz? merak ettim.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>@ahmet;<br />
Ahmet arkadaşım, yorumunuz çok güzel bir şekilde ne demek istediğimizi anlatıyor. İpucu isterseniz, teori denilen şeyin ne olduğunu öğrenin. &#8220;Savunduğu şey teori düzeyinde olanların[...]&#8220;. Teoriler nasıl oluşur biliyormusunuz?<br />
Yobaz, gerici vs. gibi şeyler daha çatışmacı bir retoriğe ait. Burada bunları kullanan zannedersem ilk siz oldunuz. Ki öbür tarafdan bakarsak dediğinizden farklı bir durum yok. İnternette ismimiz ile beraber soya sopa anaya babaya ilişkin küfürler yanyana gelmesin diye takma isimler kullanıyoruz. </p>
<blockquote><p>&#8220;kavramlarla saldırmaları evrimin geldiği aşmayı göstermesi bakımından şayanı dikkat.&#8221;</p></blockquote>
<p>Bence ortalama bir üniversitenin biyoloji bölümüne başvurunuz bu sorunuz için. Yanılıyor, hatta fena halde yanılıyor olabilirsiniz. Bi sorun bakalım.</p>
<p>@Spinoza;<br />
İddianızın merkezine bakalım.. Bir açıklamanın &#8220;gücü&#8221;,&#8221;kabul edilebilirliği&#8221;, &#8220;daha plausible&#8221; vs. mantığımız,bizim algılama biçimimizin sınırları içersinde anlamlı değil midir? Nasıl oluyor da bunun dışında olan, bence açıklama değeri bile olmayan birşey, daha kabul edilebilir oluyor? Bunu ölçmek için verdiğiniz ölçüt sizin sonucunuza erişemiyor ki bir defa, nasıl ona bir nitelik katabiliyor,bir değer yükleyebiliyor ve onu daha kabul edilebilir yapabiliyor? Aradaki geçiş olmayan sınırdan öbür tarafdaki &#8220;şeyi&#8221; destekliyecek &#8220;değer&#8221;ler aktarıyoruz. Ben bunu anlayamıyorum işte. </p>
<p>Ama temelde ne demek istediğinizi anlıyorum. Kabaca, bir nokta varsayımı var, bu nokta sonrası için söylenebilecek herşey algımız dışındadır. karmaşık matematiksel şeylere inanacağıma, karmaşık olmayan bir açıklama olan tek bir tanrıya inanırım. Sorun şu, şaçma sapan dediğiniz şeyler, üzerinden düşündüğümüz çerçevenin niteliğine ilişkin birşeyler söylemeye çalışıyor. Tanrıya ulaşmak için varsaydığınız ön kabullere ilişkin şeyler. A(son nokta) diyorsunuz, A dan sonrası ya X yada T(tanrı) diyorsunuz ondan sonra. T, size göre A üzerinden yükseliyor/sonra geliyor, ama X, sizin mutlaklastırarak A dediğinize (son nokta) ilişkin birşeyler söylüyor. Sizin mutlak varsayımlarınızı kabul etmiyor! Yani karşılaştırdığınız iki şeyin varsaydığı çıkış noktası aynı değil. Türkçem iyi değil, daha iyi nasıl anlatabilirim bilemiyorum.</p>
<p>Sorun bir açıdan da teorilerin doğası ile ilgili. Teoriyi mutlak, eğilmez, bükülmez, genişlemez çatılar olarak görüyorsunuz. Genel olarak baktığımızda, canınız istediğinde teorileri komple yok sayıyorsunuz(evrim), canınız istediğinde ise tamamen mutlaklaştırıyorsunuz.</p>
<p>Sizin sergilediğiniz mantığı başka bir yerde uygulayalım. Işığın iki yarık karşısındaki/sonrasındaki garip davranışı için tonlarca matematiksel olasılık hesapları yapılır. Quantum mekaniği gibi, geleneksel algı mekanizmalarımızı alt-üst eden açıklamalar getirilir. Bir gözlemcinin gözlemi etkilemesi gibi garip durumlar/açıklamalar. Görüntü göreni içeriyor vs. Fotonun bu davranışı karşısında tanrı kafasına göre böyle yapıyor gibi bir açıklama sizin görüşünüze göre çok daha üstün çünkü quantum mekaniği gibi akıl mantık dışı açıklamara gerek duymuyor. Bu yorumuma itiraz edeceksiniz tabi;</p>
<p>&#8220;O fotonun davranışı için getirilecek açıklamalar bizim algılama ve sınamamızın ötesinde değil&#8221; diyeceksiniz muhtemelen. Ama akıl ve mantık dışı gelen quantum teorisinden önce durum aynen öyle idi zaten, sınanamaz out of our realm kabul ediliyordu.</p>
<blockquote><p>Tanrı’nın yarattığına benzemesi zorunluluğu yok! Yarattıkları son derece karmaşık ve aynı zamanda anlaşılır olabilir ama bu kendisinin de karmaşık olduğunu göstermez.</p></blockquote>
<p>Yarattığına benzemesi anlamında söylemiyorum. Basit bir entiti kendisinden daha karmaşık birşey yaratamaz pat diye. Yoksa tanrınız size göre insandan, evrenden daha basit bir yapı mı? Bir ressam ancak kendi zekası sınırları içersinde birşey çizebilir. Yada bir maymun, eline ver fırçayı rastgele çizgiler dışında birşey çizemez. integral hesabı ile kürenin hacim formülünü çizemez, o onu aşar. Eğer tanrı daha basit değilse, sizin william ın ilkesini uygulama biçiminize göre (bi defa oda yanlış da..) hiç de daha makul bir açıklama olmayacaktır. Diyelim ki siz haklısınız, daha az karmaşık da olabilir; o zaman bunun sınırı neresidir? daha basit olabiliyorsa daha da basit olmaması için bir neden var mı? yok. Hiçliğe kadar gider&#8230;<br />
O zamanda sizin ekarte ettiğiniz şu madde;</p>
<blockquote><p>1. Big Bang hiçlikten ortaya çıktı</p></blockquote>
<p> maddesi çok daha kabul edilebilir düzeyde değil mi? Sizin çıktığınız yol tanrınızı da hiç ediyor Spinoza dostum. Ki benim bildiğim Spinoza tanrı ve evren bütündür ve zamanda sonsuzdur/eternaldır der.</p>
<blockquote><p>&#8220;Teorik fizik ise Planck zamanının “tümünü” kapsayamıyor henüz :). Ancak 1 Plank zamanından sonrası için konuşabiliyor.&#8221;</p>
<p>E ben farklı bir şey mi söyledim? Doğru kişiye itiraz ettiğinizden emin misniz? :)
</p></blockquote>
<p>Eminim, itiraz etme noktamın özü sizin bu durumu mutlaklaştırarak 0-1 planck aralığının üzerinden atlayıp alice harikalar diyarına atlamanız. Zaten 0 noktasının kendisi de mutlak değilde, orası ayrı bir konu.</p>
<blockquote><p>&#8220;Bütün ütopyalara geç buyur diyelim istiyorsunuz yani? Ortodoks bilimcilerle tartıştım ama sizin gibi gevşek metodolojiyi savunanı da ilk kez görüyorum. Ockham ilkesi iyi gelmedi galiba :)&#8221;</p></blockquote>
<p>Gevşek metodoloji ile &#8220;scientific speculation&#8221; arasında fark var, karanlık maddenin çıkışını biliyorsunuzdur sanırım. Ve üzerinde varsayım yaptığınız şeyler her 10 yılda bir değişiyor, bir teorinin merkezini değil yüzeyini/sınır noktasını oluşturuyor. Ayrıca ütopyalara geç buyur demeyi sizlerde daha çok görüyoruz Spinoza kardeş :) Ruhlar ve cinler peşinde koşturmadan tutunda bilimsel teorilerin orasına burasına sözüm ona bilinmeyen(ben biliyoruuum:) doğa-üstü güçler sokuşturmalar vs.</p>
<blockquote><p>Yoklanabilirliğin ötesiyle ilgilenmemek ne zamandan beri keşif ruhunu öldürüyormuş? O halde istatistikî bir veri sunan astrolojiyi de bilimin içine alalım ne dersiniz?</p></blockquote>
<p>Ötesiyle ilgilenilmiyor, yoklanabilirliğin sınırı ile ilgileniliyor. İkisi arasında fark var. Astrolojiye bilim denmesine karşı çıkarım onu soruyorsanız. Fakat genel olarak bu sitede savunduklarınıza bilimsel diyebilmek için bilimin sınırını astrolojiyi de kapsıyacak şekilde genişletme fikri bizzat sizlerden çıkıyor. Bkz: M.Behe. O yüzden o soru ile bence kendiniz haşır-neşir olunuz, ne dersiniz?</p>
<blockquote><p>Madem detaya indiniz ben de iki kelam edeyim. William’ın dediği özetle şudur:<br />
Rakip açıklamalardan en az analitik yargıya sahip olanı seçmek! </p></blockquote>
<p>Sap saman durumu var. Söylediğim gibi, rakip açıklama diye sınıflandırdığınız iki şey birbirinden farklı. İkincisi, tanrı bir açıklama mı? neyi açıklıyor bir açıklayın lütfen, kendi kurgularımıza uyuyor olması bir açıklama olduğunu gösterir mi?<br />
Üçüncüsü William ı çok sevdiğinizi biliyorum, yine sevin sorun değil, ama ilkesini alakasız bir alanda uygulamayın. En az analitik yargıya sahip olmakla &#8220;hiç&#8221; analitik yargıya sahip olmak arasında en az 1 tane analitik yargı farkı var. Ve hiçbir analitik yargının olmadığı civarlara yakın olduğumuzda bu <strong>büyük</strong> bir farktır. Sizin &#8220;açıklama&#8221;nız William ın otolojik parsimoni ilkesinin &#8220;domain of discourse&#8221; u dışındadır. Sapla samanı karıştırmayalım. Hemen sonrasındaki tümevarımsal mantık(mı?) yürütmeniz o yüzden pek geçerli değil. Fairytale..</p>
<blockquote><p>[...]Burada dikkat edilmesi gereken şey, skolastik felsefede olduğu gibi tanrı kabulü ile yola çıkılmamasıdır. Bir dedüksiyon sonucunda sentetik yargıya varılmayıp endüksiyon sonucunda sentetik yargıya ulaşılıyor.</p></blockquote>
<p>Hay allah, demek endüksiyon ile tanrıya ulaştınız :) Tanrı nosyonu size buralardan geliyor yani?<br />
Ve ben bilmiyorum böyle bir endüksiyon yöntemini. Matematiksel endüksiyon da true kabul edilen base case in öz-yinelemeli olarak aynı yapılara tekrarlanması var bir koşulun yerine getirilmesi şartıyla. Mantıksal endüksiyon ise zaten sorunlu bir alan, ki sizinkisi o sınıfa bile giremiyor anladığım kadarıyla. Kafamıza göre endüksiyon uydurabilirsek zaten skolastik felsefeye gerek kalmaz sayın Spinoza (Spinozayı da kuş ettiniz :). Şu endüksiyon yönteminizin ismini verebilirmisiniz? merak ettim.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>ahmet tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/02/12/evrim-karsiti-olunmali-mi/#comment-4019</link>
		<dc:creator>ahmet</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 14 Oct 2007 12:38:36 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/02/12/evrim-karsiti-olunmali-mi/#comment-4019</guid>
		<description>Savunduğu şey teori düzeyinde olanların başkalarına hakaret etme hakkı hiç yoktur her halde.Sığ düşünceli dediğiniz insanlar en az balbazar kadar bilime saygılı insanlardır.Ne hikmetse evrimi savunan insanların büyük bir kısmının itiraz edenlere gerici, yobaz,çağ dışı gibi çok fazla bilimsel(!!!) kavramlarla saldırmaları evrimin geldiği aşmayı göstermesi bakımından şayanı dikkat.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Savunduğu şey teori düzeyinde olanların başkalarına hakaret etme hakkı hiç yoktur her halde.Sığ düşünceli dediğiniz insanlar en az balbazar kadar bilime saygılı insanlardır.Ne hikmetse evrimi savunan insanların büyük bir kısmının itiraz edenlere gerici, yobaz,çağ dışı gibi çok fazla bilimsel(!!!) kavramlarla saldırmaları evrimin geldiği aşmayı göstermesi bakımından şayanı dikkat.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Spinoza tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2007/02/12/evrim-karsiti-olunmali-mi/#comment-3985</link>
		<dc:creator>Spinoza</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 Oct 2007 22:12:50 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2007/02/12/evrim-karsiti-olunmali-mi/#comment-3985</guid>
		<description>Sayın fuatogl

&lt;i&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Planck zamanının öncesi diye bir bilimsel teorik kategori yoktur sayın Spinoza&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/i&gt;


Zaten olmaması gerektiğini yukarıda söyledim. Tekrar izah edeyim. Big Bang’in bir tekillik olduğu konusunda fikir birliği vardır. Eğer bu tekilliğin geçmişi varsa, doğal olarak geçmişiyle alakalı ‘bilgi’ ortadan kalkmıştır. Ama bu Big Bang’in mutlak yokluktan veya mutlak hiçlikten ortaya çıktığını göstermiyor. Başlıca sorun, tekillikte bildiğimiz fizik yasalarının geçerli olmamasıdır.


1.	&lt;i&gt;Big Bang hiçlikten ortaya çıktı,&lt;/i&gt;
2.	&lt;i&gt;Big Bang önceki evrenin büzülen tekillik halidir,&lt;/i&gt;
3.	&lt;i&gt;Bigbang’i oluşturan tekillik ve kütle daima oradaydı,&lt;/i&gt;
4.	 &lt;i&gt;Sonsuz evrenlerde sonsuz sayıda genişleme potansiyeline sahip sonsuz yoğunlukta tekillikler vardır&lt;/i&gt;

 Bu dördünün arasında epistemik bir ayrım yapılamaz, hepsi de temelsiz ve kurgusaldır. Aksini iddia ediyorsanız buyurun.



&lt;i&gt; &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Spinoza, akla ve mantığa akıl mantık ötesi biryerden birşey katamayız&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;.&lt;/i&gt;



Nasıl katamayız? Tanrı ve diğer kurgusal-matematiksel formülasyonları katıyoruz ya? 


&lt;i&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Teorik fizik ise Planck zamanının “tümünü” kapsayamıyor henüz :). Ancak 1 Plank zamanından sonrası için konuşabiliyor.&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/i&gt;


E ben farklı bir şey mi söyledim? Doğru kişiye itiraz ettiğinizden emin misniz? :)



&lt;i&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Öncesi diye birşey yok ki? Siz “en son” noktaya geldiğimizi farz edip yolcuları otobüsden indirip isteyen istediği yere gider diyorsunuz ve şurası en doğru yoldur diyorsunuz. Son noktada değiliz ki, nereye gönderiyorsunuz insanları? Son nokta varmı bilinmiyor ki ötesine geçelim&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;.&lt;/i&gt;



İnsan zihni nedenselliğe göre işlediğine göre, kuramsal veya pratik olarak nedenselliğin olmadığı bir yer insan için son duraktır. Epistemolojik olarak son nokta insan algısını aşan noktadır. Yukarıda da belirttim, maddeye ilişin ontik bilgi farklıdır, epistemik bilgi farklıdır. Ontik olarak madde ezelden beri orada duruyor olabilir, ama bunun bilgisi bizim algımızın dışındadır. Bırakın tekillikteki bilgiyi, algımızın dışında olan, yoklanma alanının ötesindeki tüm bilgiler metafiziktir, transcendent’tir. Örneğin tarihte geriye doğru gittiğinizde kesinliğin yerini giderek sise bıraktığını görürsünüz.

Öte yandan ‘öncesi diye bir şey yok ki’ diyerek önemli bir konuya temas ettiniz. Evet, zaten Big Bang’in kendisi “nedensel” olay olmayıp nedenselliği ortaya çıkaran olaydır. Zira zaman ve mekân Big Bang’ten sonra ortaya çıkıyor. Salt bu durum bile sizin ‘son durak yok ki’ şeklindeki argümanınızı çürütmeye yeter.

&lt;i&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;William doğru söylüyor, fakat Tanrı demekle nedenler azalıyor ve herşey daha basit mi oluyor?
Tanrıyı kabul etmekle iş basitleşmiyor. Tam tersine karmaşıklaşıyor. Bi defa tanrının kendisi, çok büyük bir karmaşa yaratan bir entity olarak kendisi daha karmaşık ve anlaşılmaz birşey olmalıdır.&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/i&gt;



Tanrı’nın yarattığına benzemesi zorunluluğu yok! Yarattıkları son derece karmaşık ve aynı zamanda anlaşılır olabilir ama bu kendisinin de karmaşık olduğunu göstermez. 

Eğer bir ressamın sadece insan çizme zorunluluğu olduğunu gösterebilirseniz, tanrının karmaşık olması zorunluluğunu da kanıtlamış olursunuz. Mantıksal olarak bunu gösterebilir misiniz?


&lt;i&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Hatta müthiş birşey olmalıdır. keşfe açık değildir üstelik, sınırları kapalıdır. Paradoxaldır çünkü ona ulaşmak için kullanmaya çalışdığımız keşfetme/bilme eylemimizi anlamsızlaştırıyor, yok ediyor&lt;/blockquote&gt;.&lt;/strong&gt;&lt;/i&gt;


Bunun mutlak şekilde olmaması için bir neden gösterebilir misiniz?


&lt;i&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Birşeyi açıklamıyor, biz keşif yapma eylemimizi durdurmak zorunda kalıyoruz&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;.&lt;/i&gt;



Yoklanabilirliğin ötesiyle ilgilenmemek ne zamandan beri keşif ruhunu öldürüyormuş? O halde istatistikî bir veri sunan astrolojiyi de bilimin içine alalım ne dersiniz? Bilimsel metodolojinin görevi zaten olgusal olanla olamayanı ayırmak değil mi? :9


&lt;i&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;“Bilinen” kümesine birşey katabilecek potansiyeli taşıma ihtimali var ki bu bile çok önemli bir üstünlüktür&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;.&lt;/i&gt;



Bütün ütopyalara geç buyur diyelim istiyorsunuz yani? Ortodoks bilimcilerle tartıştım ama sizin gibi gevşek metodolojiyi savunanı da ilk kez görüyorum. Ockham ilkesi iyi gelmedi galiba 



&lt;i&gt;&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Williamın derdi de odur. Bilinen kümemize, tüm bildiklerimize kat be kat aşkın bir bilinmeyen eklemekle “bilinen” hanemize katkı sağlamış olmayız. Dolaysıyla akla daha yatkın filan değildir. “akla yatkındır” dememizi sağlıyan süreci anlamsızlaştıran birşey akla yatkın olamaz.&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/i&gt;



Madem detaya indiniz ben de iki kelam edeyim. William’ın dediği özetle şudur:

Rakip açıklamalardan en az analitik yargıya sahip olanı seçmek! 

Tanrı tümevarımsal olarak açıklamanın son uç kısmını oluşturuyor. Yani olguların sonuna tek neden olarak koyduğumuz şey tanrı olduğuna göre, daha az kabulle yola çıkıldığı için Ockham ilkesi gereği tanrıyı seçmek çok evrenleri ve onların karmaşık formülasyonlarını seçmekten daha makuldür. Her iki sonuç da tümevarı